Fikri mülkiyet avukatı, marka, patent, faydalı model, tasarım, telif hakkı ve coğrafi işaretten doğan uyuşmazlıklarda hak sahibini veya kendisine karşı hak iddia edilen tarafı temsil eden avukattır. Bu alan iki ayrı kanuna dayanır: eser sahipliğinden doğan haklar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda, marka, patent, faydalı model, tasarım ve coğrafi işaret hakları ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenmiştir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak Bakırköy/İstanbul’daki büromuzdan, tescil süreçlerinin yönetiminden Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına karşı açılan iptal davalarına, hükümsüzlük ve tecavüz davalarından gümrükte el koyma ve e-ticaret platformlarındaki ihlallere kadar bu alanın tamamında hukuki destek veriyoruz.
Fikri mülkiyet hukuku hangi hakları kapsar?
Fikri mülkiyet hukuku, insan zihninin ürünü olan yaratımlar üzerindeki hakları düzenler. Türk hukukunda bu alan iki ana kola ayrılır. Birinci kol telif hakkıdır: bir romanın, bestenin, fotoğrafın, yazılımın veya mimari projenin sahibine tanınan haklar tescile bağlı değildir, eser meydana getirildiği anda kendiliğinden doğar. İkinci kol sınai mülkiyet haklarıdır: marka, patent, faydalı model, tasarım ve coğrafi işaret. Bu haklarda kural olarak koruma, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan tescille kazanılır.
Uygulanacak mevzuat: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (eser sahipliği, mali ve manevi haklar, bağlantılı haklar) ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (marka, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı, tasarım, patent ve faydalı model). Her iki kanunda düzenlenen uyuşmazlıklar, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinin görev alanına girer.
Bu ayrım pratikte belirleyicidir. Bir logonun izinsiz kullanılması hâlinde, logo hem marka olarak tescilliyse Sınai Mülkiyet Kanunu’na, hem de kendine özgü bir yaratım niteliği taşıyorsa Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na dayanmak mümkündür. Aynı ürün görünümünün hem tasarım hem uygulamalı sanat eseri olarak korunduğu durumlar da vardır. Hangi hukuki temele dayanılacağı, ispat yükünü, talep edilebilecek tazminat kalemlerini ve cezai koruma imkânını doğrudan etkiler.
Korunan haklar ve çalışma alanlarımız
Her hak türünün kendi tescil rejimi, kendi koruma süresi ve kendi dava pratiği vardır. Aşağıdaki başlıklar altında verdiğimiz hizmetleri ayrı sayfalarda ayrıntılı olarak anlattık:
Marka
Ticari kaynak gösteren işaretlerin korunmasıdır. Tescil başvurusu, sınıf seçimi, yayıma itiraz, redde itiraz, hükümsüzlük ve iptal davaları, tecavüz ve tazminat davaları ile taklit ürünlere karşı cezai şikâyet süreçlerini yürütüyoruz. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı tescilleri ile alan adı uyuşmazlıkları da bu kapsamdadır. Ayrıntılar için marka hakkına tecavüz davası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Telif hakkı
Eser sahipliğinin tespiti, mali hakların devri ve lisans sözleşmeleri, izinsiz kullanım hâlinde tecavüzün ref’i ve men’i davaları, üç kat tazminat talepleri, internet ortamındaki içeriklerin kaldırılması ve telif suçlarına ilişkin şikâyet süreçleri. Ayrıntılar için telif hakkı ihlali davası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Patent ve faydalı model
Buluş sahipliğinin belirlenmesi, çalışan buluşlarında bedel uyuşmazlıkları, patent başvurusunun ve patentin gaspı davaları, hükümsüzlük davaları, patent hakkına tecavüz ve zorunlu lisans talepleri. Buluşun niteliğine göre iki farklı koruma yolu bulunduğundan patent hakkına tecavüz davası avukatı ve faydalı model hükümsüzlük davası avukatı sayfalarımızı ayrı ayrı hazırladık.
Tasarım
Ürün görünümlerinin korunması, tasarım tesciline itiraz, tasarımın hükümsüzlüğü ve gaspı davaları, tescilsiz tasarımlarda kopyalamaya dayalı tecavüz iddiaları, çalışanların tasarımlarında hak sahipliği ve bedel uyuşmazlıkları. Ayrıntılar için tasarım hakkına tecavüz davası avukatı sayfamıza bakabilirsiniz.
Fikri mülkiyet haklarının karşılaştırması
Hangi korumaya başvurulacağı çoğu zaman ticari bir strateji sorusudur. Aşağıdaki tablo, hak türleri arasındaki temel farkları özetler:
| Hak türü | Koruma konusu | Tescil | Koruma süresi |
|---|---|---|---|
| Marka | Ticari kaynak gösteren işaret | Zorunlu | 10 yıl, sınırsız yenilenebilir |
| Patent | Teknik soruna teknik çözüm getiren buluş | Zorunlu | 20 yıl, uzatılamaz |
| Faydalı model | Yeni ve sanayiye uygulanabilir buluş | Zorunlu | 10 yıl, uzatılamaz |
| Tasarım | Ürünün görünümü | Tescilli ve tescilsiz koruma | Tescilli 5 yıl (25 yıla kadar yenilenir), tescilsiz 3 yıl |
| Telif hakkı | Sahibinin hususiyetini taşıyan eser | Aranmaz, hak kendiliğinden doğar | Eser sahibinin ölümünden itibaren 70 yıl |
| Coğrafi işaret | Yöreyle özdeşleşmiş ürün adı | Zorunlu | Süreye bağlı değil, tescil sürdüğü müddetçe |
Tescil süreçleri ve Kurum nezdindeki itirazlar
Sınai mülkiyet haklarında en kritik aşama başvurunun kendisidir. Marka başvurusunda seçilen mal ve hizmet sınıfları, ileride hem koruma kapsamını hem de kullanmama nedeniyle iptal riskini belirler. Aynı sınıfta yer almak iki malın benzer olduğu anlamına gelmediği gibi, farklı sınıflardaki mallar da benzer sayılabilir; bu nedenle sınıf listesinin fiilî faaliyet alanıyla örtüşecek biçimde ve açık şekilde düzenlenmesi gerekir.
Marka başvuruları Bültende yayımlandıktan sonra iki ay içinde üçüncü kişilerin itirazına açıktır. Tasarımda ise süreç farklı işler: tasarım önce tescil edilip yayımlanır, itiraz süresi üç aydır ve itiraz doğrudan Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından incelenir. Patent ve faydalı modelde araştırma raporu ve inceleme raporu aşamaları devreye girer. Bu süreçlerdeki hak düşürücü sürelerin kaçırılması çoğu zaman telafisi olmayan sonuçlar doğurur; başvuru dosyalarının takibini ve itiraz dilekçelerinin hazırlanmasını bu nedenle sürecin başından itibaren üstleniyoruz.
YİDK kararlarının iptali davaları
Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından verilen karar, Kurumun nihai kararıdır. Bu karara karşı Kurum içinde başvurulabilecek başka bir merci bulunmaz; tebliğden itibaren iki ay içinde iptal davası açılması gerekir.
Kesin yetki kuralı: Türk Patent ve Marka Kurumu’nun kararlarına karşı açılacak davalarda ve Kurum kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kuruma karşı açacağı davalarda Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri kesin yetkilidir. Bu davanın başka bir yerde açılması, yetkisizlik kararıyla sonuçlanır.
Uygulamada sık karşılaşılan bir hata, hükümsüzlük davasında Kurumun davalı olarak gösterilmesidir. Hükümsüzlük davası sicilde hak sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılır; Kurum bu davada taraf değildir. Yanlış taraf teşkili, davanın esasa girilmeden reddine yol açabilir.
Hükümsüzlük ve iptal davaları
Bu iki kurum sık karıştırılır ancak sonuçları birbirinden çok farklıdır. Hükümsüzlük, hakkın tescil anında zaten mevcut olan bir aykırılığa dayanır ve karar geçmişe etkilidir: hak hiç doğmamış sayılır. İptal ise tescilden sonra ortaya çıkan bir duruma dayanır ve kural olarak ileriye etkilidir.
Markada kullanmama nedeniyle iptal talepleri bakımından önemli bir yapısal değişiklik yaşandı: 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren bu talepleri incelemekle Türk Patent ve Marka Kurumu yetkilidir. Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı sebep olmaksızın kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markalar bu yolla iptal edilebilir. Kullanımın ispatı marka sahibine düşer ve burada aranan, sembolik değil ciddi bir kullanımdır.
Patent ve tasarımda hükümsüzlük davası, koruma süresi boyunca veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabilir. Patentte hükümsüzlük istem bazlı işler; bir istemin kısmen hükümsüz kılınmasına karar verilemez, ancak bağımsız istemin düşmesi hâlinde bağımlı istemler ayrı ayrı değerlendirilir.
Hak ihlali hâlinde açılabilecek davalar
Sınai mülkiyet hakkı sahibi, tecavüz hâlinde birden fazla talebi aynı dava dilekçesinde birleştirebilir. Bunlar tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve önlenmesi, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüze konu ürünlere ve üretim araçlarına el konulması, bunların imhası veya mülkiyetinin tanınması ve kesinleşen kararın ilanı talepleridir.
Telif hakkı ihlallerinde ise dava tipleri Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ayrı düzenlenmiştir. Tecavüzün ref’i davası mevcut ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya, men’i davası ise devam eden veya yakın tehlike arz eden bir ihlali önlemeye yöneliktir. Ref davasında kural olarak kusur aranmaması, bu davayı tazminat talebinden ayıran temel özelliktir.
Tecavüz iddiasıyla karşılaşan tarafın da bir hukuki yolu bulunur. Kendisine karşı henüz dava açılmamış olan menfaat sahibi, hak sahibinden görüş bildirmesini talep ettikten ve bir aylık süre geçtikten sonra, fiillerinin tecavüz teşkil etmediğinin tespiti için dava açabilir. Bu yol, asılsız ihtarnamelerle ticari faaliyeti belirsizliğe sürüklenen işletmeler için etkili bir savunma aracıdır.
Tazminat talepleri ve hesaplama yöntemleri
Sınai mülkiyet hakkına tecavüzde yoksun kalınan kazanç üç yöntemden biriyle hesaplanır: tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir, tecavüz edenin elde ettiği net kazanç veya hakkın lisans sözleşmesiyle hukuka uygun kullanılması hâlinde ödenmesi gerekecek lisans bedeli. Bu yöntemlerden birinin seçilmesi zorunludur ve seçimin dava açılırken, karşı tarafın ticari defterleri incelenmeden önce yapılması beklenir. Güncel Yargıtay yaklaşımı, seçilen yöntemin sonradan ıslah yoluyla değiştirilmesine izin vermemektedir; bu nedenle yöntem tercihi dava stratejisinin en kritik kararlarından biridir.
Marka bakımından, maddi ve manevi tazminata ek olarak itibar tazminatı da talep edilebilir. Tecavüze konu ürünlerin kötü şekilde üretilmesi veya uygunsuz biçimde piyasaya sürülmesi sonucunda markanın itibarı zarar görmüşse, bu zarar ayrı bir kalem olarak istenir.
Telif hakkı ihlallerinde ise farklı bir rejim işler: mali hakkı ihlal edilen eser sahibi, sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin üç kat fazlasını talep edebilir. Bu talep için ayrıca bir zararın ispatı gerekmez ve uygulamada telif davalarının en güçlü yaptırımıdır.
Cezai koruma ve şikâyet süreci
Cezai koruma her hak türü için aynı değildir. Marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üreten, satan, ithal eden veya ticari amaçla bulunduran kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Bu suç şikâyete tabidir ve cezai koruma yalnızca tescilli markalar için geçerlidir.
Buna karşılık patent, faydalı model ve tasarım hakkına tecavüz Sınai Mülkiyet Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir; bu haklarda yalnızca hukuk davası yolu açıktır. Telif hakkı ihlallerinde ise Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ayrı bir suç düzenlemesi bulunur ve şikâyet süresi, fail ile fiilin öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Bu farkın bilinmesi, hangi yolun izleneceğine karar verirken belirleyicidir.
Dijital ortamdaki ihlaller ve gümrük tedbirleri
İhlallerin önemli bir kısmı artık çevrimiçi ortamda gerçekleşiyor. E-ticaret pazaryerlerinde satılan taklit ürünler bakımından, platformun sorumluluğu kural olarak kendisine usulüne uygun bildirim yapılmasından sonra doğar; bildirim üzerine ürünün yayımdan kaldırılması ve satıcının itirazının değerlendirilmesi süreci mevzuatta ayrıca düzenlenmiştir. Telif hakkı ihlallerinde ise Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ek dördüncü maddesindeki bildirim ve kaldırma prosedürü işletilir.
Sınır önlemleri de etkili bir araçtır. Hak sahibi, Ticaret Bakanlığına önceden koruma başvurusunda bulunarak taklit ürünlerin gümrükte durdurulmasını sağlayabilir. Eşyaya geçici olarak el konulduktan sonra, kanunda öngörülen süre içinde dava açılmaz veya tedbir kararı alınmazsa eşya serbest bırakılır; bu nedenle gümrük bildirimi ile yargısal sürecin eşzamanlı yürütülmesi gerekir.
Görevli ve yetkili mahkeme
Hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hem Sınai Mülkiyet Kanunu’ndan doğan hukuk uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir. Bu mahkemeler yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’de kurulmuştur; kurulmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri bu sıfatla görev yapar. Görev kuralı kamu düzenindendir ve mahkemece resen gözetilir.
Yetki bakımından hak sahibi, üçüncü kişilere karşı açacağı davalarda kendi yerleşim yeri, fiilin gerçekleştiği yer veya fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi arasında seçim yapabilir. Türk Patent ve Marka Kurumu’na karşı açılan davalarda ise yukarıda belirttiğimiz kesin yetki kuralı uygulanır.
Fikri mülkiyet mevzuatından doğan hukuk davaları mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır. Hükümsüzlük, tecavüzün tespiti ve men’i gibi talepler ise bu şarta tabi değildir; talepler birlikte ileri sürülüyorsa sürecin buna göre planlanması gerekir.
Çalışma biçimimiz
Fikri mülkiyet uyuşmazlıkları teknik ve hukuki değerlendirmenin iç içe geçtiği dosyalardır. Bir patent ihlali iddiasında istemlerin yorumlanması, bir marka uyuşmazlığında ortalama tüketici algısının belirlenmesi, bir tasarım davasında bilgilenmiş kullanıcı nezdindeki genel izlenimin tespiti çoğu zaman bilirkişi incelemesini gerektirir. Bu nedenle dosyayı en baştan, bilirkişiye sunulacak teknik malzemeyi de gözeterek kuruyoruz.
Süreci genellikle üç aşamada yürütüyoruz. İlk aşamada hak durumunu ve karşı tarafın konumunu inceliyor, delil tespiti veya gümrük bildirimi gibi acil koruma tedbirlerinin gerekip gerekmediğini değerlendiriyoruz. İkinci aşamada ihtarname ve müzakere yolunu, uyuşmazlığın ticari boyutunu gözeterek deniyoruz. Üçüncü aşamada dava ve gerekiyorsa cezai şikâyet süreçlerini birlikte yürütüyoruz. Marka ve patent vekilliği gerektiren Kurum işlemlerinde, vekil ile koordineli çalışıyoruz.
Sıkça sorulan sorular
Fikri mülkiyet avukatı hangi davalara bakar?
Marka, patent, faydalı model, tasarım, coğrafi işaret ve telif hakkından doğan tüm hukuk ve ceza uyuşmazlıklarına bakar; başlıca dava türleri hükümsüzlük, iptal, tecavüzün tespiti, önlenmesi ve kaldırılması, tazminat, gasp, hak sahipliğinin tespiti ve Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarının iptali davalarıdır.
Fikri mülkiyet ile sınai mülkiyet arasındaki fark nedir?
Fikri mülkiyet üst kavramdır ve hem telif haklarını hem sınai mülkiyet haklarını kapsar; sınai mülkiyet ise marka, patent, faydalı model, tasarım ve coğrafi işaret gibi kural olarak tescille kazanılan, sınai ve ticari alanda kullanılan hakları ifade eder.
Tescilsiz bir marka veya tasarım korunur mu?
Tescilsiz bir işaret Sınai Mülkiyet Kanunu’nun sağladığı korumadan yararlanamaz ancak ticaret sırasında daha önce kullanılmışsa sonraki bir tescile itiraz edilmesinde dayanak oluşturabilir ve haksız rekabet hükümlerine göre korunabilir; tescilsiz tasarım ise Türkiye’de ilk kez kamuya sunulmuşsa üç yıl süreyle, yalnızca kopyalama hâline karşı korunur.
Telif hakkı için tescil gerekir mi?
Hayır, telif hakkı eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar; Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki kayıt ve tescil hak kurucu değil, beyana dayalı bir işlemdir ve yalnızca ispat kolaylığı sağlar, ancak sinema ve müzik eserleri ile bilgisayar oyunlarında zorunlu kayıt-tescil öngörülmüştür.
Türk Patent ve Marka Kurumu kararına karşı nereye başvurulur?
Önce süresi içinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna itiraz edilmeli, Kurulun kararı Kurumun nihai kararı olduğundan bu karara karşı tebliğden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde iptal davası açılmalıdır.
Marka hükümsüzlüğü ile marka iptali arasındaki fark nedir?
Hükümsüzlük, markanın tescil anında zaten var olan bir aykırılığa dayanır ve karar geçmişe etkili olarak markayı hiç doğmamış sayar; iptal ise tescilden sonra ortaya çıkan bir duruma dayanır ve kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur.
Kullanılmayan bir markanın iptali nasıl istenir?
Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı sebep olmaksızın kullanılmayan veya kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markalar için 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren Türk Patent ve Marka Kurumuna idari iptal talebiyle başvurulur; kullanımı ispat yükü marka sahibindedir.
Fikri mülkiyet hakkına tecavüzde hangi tazminatlar istenebilir?
Fiili zarar ve yoksun kalınan kazançtan oluşan maddi tazminat, manevi tazminat ve markanın itibarının zedelenmesi hâlinde ayrıca itibar tazminatı talep edilebilir; telif hakkı ihlallerinde ise sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin üç kat fazlası talep edilebilir.
Marka, patent ve tasarım hakkına tecavüz suç oluşturur mu?
Marka hakkına tecavüz Sınai Mülkiyet Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiş ve şikâyete bağlı tutulmuştur, ancak patent, faydalı model ve tasarım hakkına tecavüz için ayrı bir suç düzenlemesi bulunmadığından bu haklarda yalnızca hukuk davası yolu izlenir.
Taklit ürünlerin gümrükte durdurulması mümkün müdür?
Evet, hak sahibinin Ticaret Bakanlığına yaptığı koruma başvurusu kabul edildikten sonra şüpheli eşya tespit edildiğinde gümrük idaresi geçici olarak alıkoyma kararı verir; kanunda öngörülen süre içinde dava açılmaz veya tedbir kararı alınmazsa eşya serbest bırakılır.
E-ticaret sitelerinde satılan taklit ürünlere karşı ne yapılabilir?
Aracı hizmet sağlayıcıya usulüne uygun bildirimde bulunularak ürünün yayımdan kaldırılması istenir, platform bildirime rağmen makul sürede harekete geçmezse kendi sorumluluğu doğabilir; bu yol satıcıya karşı açılacak tecavüz ve tazminat davasına engel değildir.
Fikri mülkiyet davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?
Fikri mülkiyet mevzuatından doğan davalar mutlak ticari dava sayıldığından, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri bakımından arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır; hükümsüzlük veya tecavüzün önlenmesi gibi talepler bu şarta tabi değildir.
Yurt dışında koruma nasıl sağlanır?
Marka için Madrid Protokolü kapsamında tek bir uluslararası başvuruyla birden fazla ülkede koruma talep edilebilir, patent için Patent İşbirliği Antlaşması veya Avrupa Patent Sözleşmesi yolları kullanılır; her iki sistemde de koruma nihai olarak seçilen ülkelerin kendi mevzuatına göre değerlendirilir.
Marka vekili ile avukat arasındaki fark nedir?
Marka ve patent vekilleri Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki başvuru, itiraz ve sicil işlemlerinde temsil yetkisine sahiptir, avukat ise bu işlemlerin yanında mahkemede açılacak hükümsüzlük, tecavüz ve tazminat davalarında da taraf vekili olarak görev yapar.
Fikri mülkiyet davalarında zamanaşımı süresi ne kadardır?
Sınai Mülkiyet Kanunu tazminat talepleri bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı hükümlerine atıf yapar, dolayısıyla haksız fiil zamanaşımı süreleri uygulanır; fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı süresi dikkate alınır.
Bir ürün hem tasarım hem eser olarak korunabilir mi?
Evet, Sınai Mülkiyet Kanunu tasarım korumasının, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki şartları taşıyan tasarımlar bakımından eser korumasına halel getirmediğini açıkça düzenlemiştir; bu durumda iki koruma birlikte işler ve süreleri farklı olduğundan hak sahibine önemli bir avantaj sağlar.
Sonuç
Fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında sonucu belirleyen çoğu zaman ihlalin varlığı değil, doğru hukuki temelin seçilmesi ve sürelerin kaçırılmamasıdır. Aynı olay hem marka hem telif hem haksız rekabet boyutu taşıyabilir; hangi yolun izleneceği ispat yükünü, talep edilebilecek tazminatı ve cezai koruma imkânını değiştirir. Bir markanızın, buluşunuzun, tasarımınızın veya eserinizin izinsiz kullanıldığını düşünüyorsanız ya da size karşı böyle bir iddia yöneltildiyse, ihtarnamelere cevap vermeden ve ürünlerinizi piyasadan çekmeden önce hukuki durumunuzu değerlendirmeniz yerinde olur. Büromuzla iletişime geçerek dosyanızı görüşebilirsiniz.
Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul