Borsa Soruşturmasında İfade, Gözaltı ve Tutuklama Hakları

Borsa soruşturmasında ifade, sermaye piyasası suçu şüphesi altındaki kişinin yakalanması veya çağrılması hâlinde kolluk, Cumhuriyet savcısı ve sulh ceza hâkimi önünde, müdafii yanında ve susma hakkı hatırlatılarak verdiği savunmadır; gözaltı, ifade ve tutuklama aşamalarının her biri Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) ayrı güvencelerine bağlıdır. Bu güvenceler, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) m.106 ve m.107 gibi suç tiplerinden şüpheli olan kişi için de aynen geçerlidir. SPKn m.115 ise bu dosyalara özgü iki kural ekler: soruşturmanın Kurul’un yazılı başvurusuna bağlı olması ve ifade sırasında Kurul meslek personelinin hazır bulunabilmesi. Bu yazıda gözaltı süreleri, ifadede şüphelinin hakları, dosyaya erişimin kısıtlanması, tutuklama ve adli kontrol, itiraz yolları ile haksız tutuklamada tazminat açıklanmaktadır. Suç tiplerinin unsurları ve cezaları için sermaye piyasası suçları rehberine bakabilirsiniz.

1. SPK’nın Yazılı Başvurusu Olmadan Borsa Soruşturması Yapılabilir mi?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 115 – Yazılı başvuru ve özel soruşturma usulleri

(1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.

(2) Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.

(3) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı, Kurul meslek personelinden yararlanabilir. Bu suçlardan dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir.

(4) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesi hâlinde, Kurul bu karara karşı itiraza yetkilidir.

(5) 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi, 109 uncu maddede yer alan suçlar bakımından da uygulanır.

SPKn m.115/1 uyarınca bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yapılacak yazılı başvuruya bağlıdır ve kanun bu başvuruyu açıkça muhakeme şartı olarak niteler. Uygulamada Kurul, incelemesi sonunda bir suç şüphesine ulaştığında suç duyurusu kararı alır; bu kararlar Kurul bültenlerinde de duyurulabilmektedir. Kurul incelemesi sırasında istenen bilgi ve belgelerin verilmemesi ise ayrıca bilgi ve belge vermeme suçu kapsamında değerlendirilebilir. Başvurunun hukuki niteliği ve görevli mahkeme, yazılı başvuru şartı yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/977, K. 2019/321, T. 16.04.2019 sayılı kararında tutuklamayı bir koruma tedbiri olarak tanımlamış; tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunmasının yanında ölçülülük ilkesine uyulması, tutuklama yasağı bulunmaması, sanığa güvence belgesi verilmemiş olması, muhakeme şartının gerçekleşmesi ve muhakeme ehliyetinin bulunması gerektiğini belirtmiştir. Bu sıralama genel nitelikte olup Kurul başvurusuna özgü değildir. Ancak SPKn m.115/1 başvuruyu muhakeme şartı saydığından, Kurul’un yazılı başvurusunun bulunmadığı bir dosyada gözaltı ve tutuklamanın hukuki dayanağı savunmada ilk sorgulanacak noktalardan biridir. Başvurunun kapsamının (hangi kişiler, hangi işlem dönemleri ve hangi suç tipleri için yapıldığı) somut dosyada ayrıca incelenmesi gerekir.

Soruşturma başladıktan sonra Kurul’un rolü sürer. Kamu davası açıldığında iddianamenin kabulüyle birlikte bir örnek Kurul’a tebliğ edilir ve Kurul katılan sıfatını kazanır (m.115/2); kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz yetkisi de Kurul’dadır (m.115/4). Kamuoyuna yansıyan bazı borsa soruşturmalarında piyasa dolandırıcılığı isnadının yanında örgüt kurma ve aklama isnatlarının da yöneltildiği, dosyaların ekonomik suçlar veya aklama suçları soruşturma bürolarınca yürütüldüğü görülmektedir. Bu isnatlar, aşağıda anlatıldığı gibi, gözaltı süresini, dosyaya erişimi ve tutuklama gerekçesini doğrudan etkiler. Suçların kendisi için piyasa dolandırıcılığı suçu ve bilgi suistimali suçu yazılarına bakılabilir.

2. Borsa Soruşturmasında Gözaltı Nasıl Uygulanır ve Ne Kadar Sürer?

Gözaltı, CMK m.91’e göre Cumhuriyet savcısının yakalanan kişiyi bırakmaması hâlinde soruşturmanın tamamlanması için başvurulan bir tedbirdir. Ondan önce gelen yakalama ise kişinin bir hâkim kararı olmaksızın geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanmasıdır (CMK m.90). Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri de düzenlenebilir (CMK m.98/1).

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 91 – Gözaltı (1., 2., 3., 5., 6. ve 7. fıkralar)

(1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.

(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır bulundurulmasına karar verilir.

(6) Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.

(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.

Güncellik notu: CMK maddeleri, 7589 sayılı Kanun (kabul tarihi 16.07.2026) ile yapılan değişiklikleri içeren ve 30.09.2026 tarihinde erişilen konsolide metne göre alınmıştır; bağlayıcı olan Resmî Gazete metnidir.

Gözaltının şartları nelerdir?

CMK m.91/2, gözaltına almayı iki şarta bağlar: tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2016/70, K. 2017/37, T. 31.01.2017 sayılı kararında da CMK m.91 çerçevesinde gözaltının bu iki şarta bağlı olduğunu belirtmiştir. Sabit adresi bulunan, çağrılara uyacağı anlaşılan ve delillere etki edemeyecek bir şüpheli bakımından gözaltının “zorunlu” olup olmadığı, gözaltı işlemine karşı sulh ceza hâkimine yapılacak başvuruda ileri sürülebilecek bir savunma noktasıdır.

Gözaltı süreleri

AşamaSüre ve kuralDayanak
Genel gözaltı süresiYakalama anından itibaren en çok 24 saat; hâkime veya mahkemeye gönderilmek için zorunlu yol süresi hariçtir ve 12 saati geçemezCMK m.91/1
Toplu suçlarda uzatmaCumhuriyet savcısının yazılı emriyle, her defasında en çok bir gün olmak üzere üç güne kadar; emir gözaltındaki kişiye derhâl tebliğ edilirCMK m.91/3
Gözaltına itirazYakalanan kişi, müdafii, kanunî temsilcisi, eşi veya 1. ve 2. derece kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim evrak üzerinde 24 saat dolmadan sonuçlandırırCMK m.91/5
Yeniden yakalama yasağıSüre dolduğu veya hâkim kararıyla serbest kaldığı için bırakılan kişi, yeni ve yeterli delil ile savcı kararı olmadıkça aynı nedenle yeniden yakalanamazCMK m.91/6
Hâkim önüne çıkarmaBırakılmayan kişi süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır ve sorguya çekilir; sorguda müdafii hazır bulunurCMK m.91/7

Bu düzenlemeye göre toplu suç kabul edilen bir borsa dosyasında, yakalamadan hâkim önüne çıkarılmaya kadar geçen süre yol süresi hariç en çok dört gündür (24 saat ve üç günlük uzatma). Uzatma için şartlar birlikte aranır: suçun toplu olarak işlenmiş olması, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu ve savcının yazılı emri. Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmama, ileride anlatılacak tazminat sebeplerinden biridir.

Gözaltındaki kişinin hakları da bellidir. Kolluk, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhâl bildirir (CMK m.90/4). Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği kişiye gecikmeksizin haber verilir; yabancı ise yazılı olarak karşı çıkmadığı takdirde durum konsolosluğa bildirilir (CMK m.95). Gözaltı süresi uzatıldığında da yakınlara haber verilir. İfade alınırken yakınlardan istenene yakalandığının derhâl bildirilebileceği ayrıca hatırlatılır (CMK m.147/1-d).

3. Borsa Soruşturmasında İfadeye Çağrıldım, Ne Yapmalıyım?

Her ifade gözaltı sonrasında alınmaz. CMK m.145 uyarınca ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Çağrıya uymayan şüpheli hakkında sulh ceza hâkimi yakalama emri düzenleyebileceğinden, davetiyeyi yok saymak yerine avukat aracılığıyla ifade gününü ve dosyanın durumunu netleştirmek gerekir. İstanbul’da yürütülen dosyalarda İstanbul ceza avukatı desteği, dosyaya erişim ve ifadeye hazırlık için ilk adımdır.

İfadeden önce yapılması gerekenler

  1. Sıfatı ve isnadı öğrenin. Davetiyede “şüpheli” mi “tanık” mı olarak çağrıldığınız ve hangi suçtan çağrıldığınız yazmalıdır. SPKn m.115/3 hem şüpheli hem tanık ifadesini anar; sıfat, haklarınızı ve yükümlülüklerinizi değiştirir.
  2. Müdafi seçin. Şüpheli, müdafi seçme hakkına sahiptir; seçemiyorsa ve isterse baro tarafından görevlendirilir (CMK m.147/1-c). Müdafiin ifadede hazır bulunma hakkı engellenemez (CMK m.149/3).
  3. Dosyayı inceletin. Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir (CMK m.153/1). Kısıtlama kararı olup olmadığı ilk sorulacak konudur.
  4. Belgeleri toplayın. Hesap ekstreleri, aracı kurum emir ve işlem kayıtları, yönetim kurulu kararları, kamuyu aydınlatma platformu açıklamaları ve varsa daha önce Kurul’a verilen SPK savunma yazısı ifade öncesinde gözden geçirilmelidir; ifade ile daha önce verilen savunma arasında çelişki olmamalıdır.
  5. İfade stratejisini dosyaya göre belirleyin. Susmanın mı yoksa ayrıntılı anlatmanın mı yararlı olacağı, dosya içeriği bilinerek müdafi ile birlikte kararlaştırılmalıdır.

4. İfade Sırasında Şüphelinin Hakları Nelerdir?

CMK m.147’ye göre hatırlatılması gereken haklar

CMK m.147, şüphelinin ifadesinin alınmasında uyulacak hususları sayar. Buna göre şüphelinin kimliği saptanır ve kimliğe ilişkin sorulara doğru cevap verme yükümlülüğü bulunur; kendisine yüklenen suç anlatılır; müdafi seçme hakkının bulunduğu, müdafiin hukukî yardımından yararlanabileceği ve müdafiin ifadede hazır bulunabileceği bildirilir; yakınlarından istediğine yakalandığı bildirilir; yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanunî hakkı olduğu söylenir; şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve aleyhindeki şüphe nedenlerini ortadan kaldırma ve lehine olan hususları ileri sürme olanağı tanınır. İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında teknik imkânlardan yararlanılır ve ifade, hazır bulunanların isim ve sıfatları, yer ve tarih ile içeriğin ifade veren ve müdafi tarafından okunup imzalandığı bilgisini içeren bir tutanağa bağlanır.

Susma hakkı

Suç hakkında açıklamada bulunmamak kanunî bir haktır (CMK m.147/1-e). Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/31, K. 2019/309, T. 11.04.2019 sayılı kararında, ceza muhakemesinde şüpheli delillerin sanık yararına yorumlanması ilkesini susma hakkının klasik anlamda bir yansıması olarak değerlendirmiş, susma hakkının çerçevesini de şüphelinin dosya içeriğini öğrenme hakkı ile savunmasını hazırlamak için gereken uygun zamana sahip olma hakkı gibi güvencelerle birlikte ele almıştır. Bu nedenle susma kararı, dosyaya erişim ile birlikte düşünülmelidir. Dosyaya erişimin kısıtlandığı hâllerde şüphelinin aleyhindeki delilleri bilmeden ayrıntılı ifade vermesi ciddi bir risk taşır.

Müdafi hakkı ve avukatla görüşme

Soruşturma evresinde ifade almada en çok üç avukat hazır bulunabilir (CMK m.149/2). Soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında avukatın şüpheliyle görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez ve kısıtlanamaz (CMK m.149/3). Şüpheli, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafi ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz (CMK m.154/1). Gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkının Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilmesi (CMK m.154/2) yalnızca kanunda sayılan suç gruplarında mümkündür; sermaye piyasası suçları bu sayımda yer almaz.

Yasak usuller

Şüphelinin beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi müdahaleler yapılamaz; kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez (CMK m.148/1-3). Aynı olayla ilgili olarak şüphelinin yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı doğarsa bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir (CMK m.148/5).

Müdafisiz alınan kolluk ifadesinin değeri

CMK m.148/4’e göre müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/415, K. 2022/607, T. 04.10.2022 sayılı kararında bu düzenlemenin, kolluk tarafından müdafi hazır bulundurulmaksızın alınan ifadenin kişi tarafından hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmaması hâlinde hükme esas alınmasını engellediğini vurgulamıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/4100, K. 2024/6543, T. 30.05.2024 sayılı kararında ise Ceza Genel Kurulu’nun kararlarına atıfla, müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanmasının hükme esas alınmak için yeterli olmadığını, doğrulamanın hâkim veya mahkeme huzurunda yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2019/578, K. 2022/52, T. 25.01.2022 sayılı kararında bir başka pratik sorunu ele almıştır: CMK m.147’deki haklar hatırlatılarak şüpheliyle mülakat tarzında görüşme yapılması ve anlatılanların bir tutanağa bağlanması, belgenin başlığı ne olursa olsun bir ifade alma ve sorgu işlemidir; bu işlem CMK’ya uygun değilse yasal delil değildir. “Ön görüşme”, “sohbet” veya “mülakat” tutanağı başlığıyla düzenlenen ve şüpheli imzası veya müdafi bulunmayan belgelerin, düzenleyen kolluk görevlisinin tanık olarak dinlenmesiyle geçerli hâle gelmeyeceği Yargıtay’ın kararında açıkça ifade edilmiştir. Bu nedenle gözaltı sürecinde müdafi olmadan yapılan “kısa görüşmeler” ve imzalanması istenen tutanaklar ciddiyetle değerlendirilmelidir.

Aşamalara göre ifade ve sorgu

İşlemYetkiliMüdafi ve delil değeri
Kolluk ifadesiKolluk (emniyet mali suçlar şube müdürlükleri gibi)Müdafi hazır bulunma hakkı vardır; müdafisiz alınan ifade hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4)
Savcılık ifadesiCumhuriyet savcısıCMK m.147 hakları hatırlatılır; müdafisiz kolluk ifadesinin savcılıkta doğrulanması hükme esas alınması için yeterli değildir (Yargıtay 5. CD, E. 2021/4100, K. 2024/6543)
Sulh ceza hâkimliği sorgusuSulh ceza hâkimiGözaltı sonrası sorguda müdafii hazır bulunur (CMK m.91/7); tutuklama istendiğinde şüpheli, seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek müdafiin yardımından yararlanır (CMK m.101/3)

5. SPK Personeli İfade Sırasında Hazır Bulunabilir mi?

SPKn m.115/3’ün ikinci cümlesine göre, sermaye piyasası suçlarından dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir. Kanun metni bir zorunluluk ya da şüphelinin talep hakkı değil, Cumhuriyet savcısına tanınmış bir imkân öngörür; ilk cümle de savcının soruşturmada Kurul meslek personelinden yararlanabileceğini belirtir. Dolayısıyla SPK uzmanının ifadede bulunması hukuka uygundur, ancak bulunmaması ifadeyi hukuka aykırı kılmaz.

Uygulama bakımından üç nokta önemlidir. Birincisi, CMK m.147/1-i uyarınca ifade tutanağında hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları yazılır; Kurul personelinin ifadede bulunup bulunmadığı ve hangi sıfatla yer aldığı tutanaktan anlaşılmalıdır. İkincisi, kanun metni hazır bulunan personelin soru yöneltme yetkisine ilişkin açık bir düzenleme içermez; personelin ifade sırasında fiilen ne yaptığı, savunmada üzerinde durulabilecek bir husustur. Üçüncüsü, Kurul iddianamenin kabulüyle katılan sıfatını kazandığından (m.115/2), soruşturma aşamasında ifadede bulunan meslek personelinin rolü tutanakta açık olmalıdır. Teknik bir dosyada uzmanın bulunması, işlem ve hesap hareketlerine ilişkin soruların daha teknik ve doğru bir çerçevede sorulmasını sağlayabilir; bu da şüphelinin cevaplarını kavramsal olarak doğru ifade etmesini kolaylaştırır.

6. Avukat Soruşturma Dosyasını İnceleyebilir mi? Kısıtlama Kararı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 153 – Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi (1., 2. ve 3. fıkralar)

(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.

(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),

2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),

3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),

4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),

5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),

6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),

7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),

8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçu.

d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.

(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.

Kural, avukatın soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilmesi ve belgelerin örneklerini harçsız alabilmesidir (CMK m.153/1). İstisna olan kısıtlama kararı, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürme ihtimaline dayanır, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından verilir ve yalnızca m.153/2’de sayılan suçlarda mümkündür. SPKn m.106 ve m.107’deki suçlar bu listede yer almaz. Buna karşılık liste, TCK m.220’deki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.160’taki zimmet suçunu içerir. Borsa soruşturmasında piyasa dolandırıcılığı isnadına örgüt isnadı da eklenmişse kısıtlama kararı verilebilir; yalnızca sermaye piyasası suçu isnat edilen bir dosyada ise kısıtlama kararının dayanağı ayrıca sorgulanmalıdır.

Kısıtlama kararı verilse bile CMK m.153/3 gereği, yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak, bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar kısıtlamanın dışındadır. Kurul inceleme raporunun veya MASAK raporunun bu kapsamda “bilirkişi raporu” sayılıp sayılmayacağı somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir; bu nedenle raporun bir örneğinin yazılı olarak talep edilmesi ve reddedilmesi hâlinde itiraz yoluna başvurulması önemlidir. Kısıtlama kararına karşı hâkim kararlarına yönelik genel itiraz yolu açıktır (CMK m.267/1).

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. 2023/4363, T. 30.07.2025 sayılı kararında, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasının kesinlikle gerekli olduğunun soruşturma makamlarınca yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerektiğini, kısıtlamanın savunmaya getirdiği zorlukların yeterince telafi edilmesi gerektiğini ve silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aynı kararda, bu ilkeler uyarınca tutuklamaya neden olan ve tutuklamanın hukukiliğinin tartışılması bakımından temel oluşturacak delillerin tutuklu kişi tarafından incelenebilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu ilke, borsa dosyalarında tutuklamaya itiraz dilekçesi hazırlarken kısıtlama kararına verilebilecek en güçlü cevaplardan biridir.

7. Borsa Soruşturmasında Tutuklama Şartları ve Gerekçe Zorunluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 100 – Tutuklama nedenleri (1. ve 2. fıkralar)

(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 101 – Tutuklama kararı (1., 2., 3. ve 5. fıkralar)

(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, d) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.

(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

Tutuklama için hangi şartlar aranır?

Tutuklama üç unsurun birlikte bulunmasını gerektirir: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, bir tutuklama nedeni ve ölçülülük. Tutuklama nedenleri kaçma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular ile delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı kurma konusundaki kuvvetli şüphedir (CMK m.100/2). SPKn m.106 ve m.107’deki suçlar üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasını öngördüğünden, hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmayan suçlar için getirilen tutuklama yasağı (CMK m.100/4) bu suçlar bakımından söz konusu değildir. Tutuklama mümkündür, ancak somut olgularla gerekçelendirilmelidir. İsnat edilen suçun türü, örneğin piyasa dolandırıcılığı, bilgi suistimali veya güveni kötüye kullanma suçu olması, gerekçenin içeriğini ve kanıtların niteliğini değiştirir.

Borsa dosyalarında tutuklama taleplerinin genellikle yurt dışı bağlantıları veya yurt dışına çıkma imkânı (kaçma şüphesi), dijital verilerin, hesap kayıtlarının ve iletişim kayıtlarının henüz incelenmemiş olması (delil karartma) ve diğer şüpheliler veya tanıklar üzerinde etki kurulabileceği iddialarına dayandığı görülmektedir. Savunma tarafında ise sabit yerleşim, çağrılara uyum, işlemlerin borsa, aracı kurum ve banka kayıtlarında zaten görünür olması ve delillerin büyük ölçüde SPK ve MASAK incelemeleri ile dosyaya girmiş olması gibi olgular tutuklama nedenlerini zayıflatır.

Katalog suçlar ve örgüt isnadı

CMK m.100/3, sayılan suçlarda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceğini düzenler. SPKn m.106 ve m.107 bu listede yer almaz; ancak liste, TCK m.220’deki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu (ikinci, yedinci ve sekizinci fıkralar hariç) içerir. Borsa soruşturmasında piyasa dolandırıcılığına örgüt isnadı eklendiğinde tutuklama nedeninin “var sayılabilmesi” gündeme gelir. Bu, hâkimi gerekçe yazmaktan kurtarmaz. Anayasa Mahkemesi, B. 2021/35038, T. 11.07.2024 sayılı kararında, tutuklama kararında adli kontrolün yetersiz kalacağına ve isnat edilen suçun CMK m.100/3’teki katalog suçlardan olduğuna değinilmiş, ancak kaçma şüphesi, delilleri yok etme veya değiştirme riski gibi somut tutuklama nedenlerine değinilmemiş olmasını, tutuklama nedenlerinin bulunduğuna dair olguların yeterli gerekçeyle ortaya konulmaması olarak değerlendirmiş ve kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının güvencelerine aykırılık sonucuna varmıştır.

Adli kontrolün yetersizliğinin gerekçelendirilmesi

CMK m.101/1 ve m.101/2 uyarınca tutuklama isteminde ve kararında, adli kontrolün neden yetersiz kalacağı hukukî ve fiilî nedenlerle gösterilmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi, B. 2022/63179, T. 21.01.2025 sayılı kararında, tutukluluğa ilişkin kararlarda öncelikle adli kontrol tedbirlerinin değerlendirilmesi ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gerekçelendirilmesi gerektiğini; adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla ortaya konulmadan tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye talebinin reddine karar verilemeyeceğini belirtmiştir. Bu ilke, hem tutuklama itirazında hem de tutukluluk incelemelerinde temel argümandır.

Tutuklama, adli kontrol ve serbest bırakma karşılaştırması

KararŞartSonuç
TutuklamaKuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, ölçülülük ve adli kontrolün yetersizliği somut olgularla gösterilmelidir (CMK m.100, m.101)Şüpheli cezaevine gönderilir; itiraz ve tahliye talebi yolları açıktır
Adli kontrolTutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama yerine uygulanabilir (CMK m.109/1); tutuklama yasağı bulunan hâllerde de uygulanabilir (m.109/2)Şüpheli serbesttir ancak hâkimin belirlediği yükümlülüklere tâbi olur
Serbest bırakmaTutuklama kararı verilmezse şüpheli derhâl serbest bırakılır (CMK m.101/4)Soruşturma tutuksuz sürer

8. Adli Kontrol Tedbirleri Nelerdir?

CMK m.109/3, adli kontrolün şüphelinin bir veya birden fazla yükümlülüğe tâbi tutulmasını içerdiğini düzenler. Borsa dosyalarında en çok karşılaşılan yükümlülükler şunlardır:

  • Yurt dışına çıkamamak (m.109/3-a),
  • Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen sürelerde düzenli olarak başvurmak, yani imza yükümlülüğü (m.109/3-b),
  • Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin kontrol tedbirlerine uymak (m.109/3-c),
  • Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak (m.109/3-f),
  • Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimce belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak (m.109/3-h),
  • Konutunu terk etmemek (m.109/3-j), belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek (m.109/3-k), belirlenen yer veya bölgelere gitmemek (m.109/3-l).

Adli kontrol altında geçen süre, kural olarak cezadan mahsup edilmez. Bu kuralın istisnası konutu terk etmemek yükümlülüğüdür: bu yükümlülük altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır (CMK m.109/6). Adli kontrol kararına karşı, tutuklama kararında olduğu gibi itiraz edilebilir; sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itirazı yargı çevresindeki asliye ceza hâkimi inceler (CMK m.268/3-b).

SPKn m.101 kapsamında Kurul’un verdiği geçici işlem yasağı ise hâkim kararıyla verilen adli kontrolden bağımsız, idari nitelikte bir tedbirdir ve karşı yol idari yargıdır. Bu ayrım için SPK işlem yasağı yazısına bakılabilir. İki tedbirin aynı kişi hakkında birlikte uygulanması mümkündür; birindeki lehe gelişme diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

9. Tutuklamaya İtiraz ve Tahliye Talebi Nasıl Yapılır?

CMK m.101/5 uyarınca tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz edilebilir. CMK m.268/1’e göre itiraz, kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine yapılacak beyanla yapılır. Bu süre, 7499 sayılı Kanunun 37. maddesiyle “yedi gün”den “iki hafta”ya çıkarılmıştır. Kararına itiraz edilen hâkim itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (CMK m.268/2). Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına itirazı yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b).

Tutuklu şüpheli, itirazdan bağımsız olarak, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir (CMK m.104/1); tutukluluğun devamına veya salıverilmeye hâkim veya mahkemece karar verilir ve bu kararlara itiraz edilebilir (m.104/2). Ayrıca soruşturma evresinde tutuklu şüphelinin tutukluluğunun devamının gerekip gerekmediği, savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından en geç otuzar günlük sürelerle şüpheli veya müdafii dinlenilerek incelenir; bu incelemeyi şüpheli kendisi de isteyebilir (CMK m.108/1-2).

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. 2022/4860, T. 15.10.2025 sayılı kararında, tutuklama tedbirinin ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konulmadan tutuklama uygulanmasını ve bu tedbirin yaklaşık altı ay sürmesini Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvencelere aykırı bulmuştur. Bu nedenle tutukluluğun süresi uzadıkça ölçülülük argümanı güç kazanır.

İtiraz dilekçesinde bulunması gerekenler

  • Kurul’un yazılı başvurusunun bulunup bulunmadığı, kapsamı ve tarihi (SPKn m.115/1),
  • Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin neler olduğu ve savunma bakımından bu delillerin eksikleri,
  • Kaçma şüphesini veya delil karartma iddiasını çürüten somut olgular (yerleşim, çağrılara uyum, delillerin zaten dosyada bulunması),
  • Adli kontrolün neden yeterli olacağı ve teklif edilen tedbirler (yurt dışı yasağı, imza gibi),
  • Tutuklamanın ölçülülüğü: isnat edilen fiilin niteliği, hükmolunması beklenen ceza ve tutuklu kalınan süre,
  • Gerekçenin CMK m.101/2’deki dört unsuru somut olgularla içerip içermediği,
  • Dosyaya erişimin kısıtlandığı hâllerde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlali.

10. Tutukluluk Süresi Ne Kadardır?

CMK m.102 tutukluluk sürelerini sınırlar. Sermaye piyasası suçlarında görevli mahkeme SPKn m.116 uyarınca asliye ceza mahkemesi olmakla birlikte, dosyada ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suç isnadı varsa süreler değişir. Aşağıdaki tablo, CMK m.102’deki sınırları özetler.

DurumEn çok tutukluluk süresiDayanak
Soruşturma evresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler6 ayCMK m.102/4
Soruşturma evresi, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler1 yılCMK m.102/4
Soruşturma evresi, toplu olarak işlenen suçlar1 yıl 6 ay; gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilirCMK m.102/4
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler (genel)1 yıl; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek 6 ay daha uzatılabilirCMK m.102/1
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler (genel)2 yıl; zorunlu hâllerde gerekçesiyle uzatılabilir; uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez (bazı suç gruplarında 5 yıl)CMK m.102/2

Uzatma kararları Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir (CMK m.102/3). Süre sınırlarının aşıldığı bir tutukluluk, tahliye talebinde ve itirazda ayrı bir gerekçe olarak ileri sürülmelidir.

11. Haksız Gözaltı ve Tutuklamada Tazminat

CMK m.141/1 uyarınca suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen kişiler, kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar, kanunî hakları hatırlatılmadan tutuklananlar, yakalama veya tutuklama nedenleri ve suçlamalar kendilerine açıklanmayanlar, yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyenler, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraat kararı verilenler ve yakalama, adli kontrol veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayanlar, maddî ve manevî her türlü zararlarını devletten isteyebilir. Eşya veya malvarlığına koşulları oluşmadığı hâlde el konulması da tazminat sebeplerinden biridir (m.141/1-j).

İstem, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK m.142/1). Tazminat istemi, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır; ancak m.141/1’in (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır ve bu istemler Tazminat Komisyonu’na gönderilir (CMK m.142/2). Dilekçede açık kimlik ve adres, zarara uğranılan işlemin ve zararın niteliği ile niceliği ve belgeleri gösterilmelidir (m.142/3).

12. Soruşturma Sonrası: Görevli Mahkeme, Katılan, Tüzel Kişi ve Cezanın Sonuçları

Görevli mahkeme (SPKn m.116)

SPKn m.116 uyarınca bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yargılama yapmaya, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği asliye ceza mahkemeleri yetkilidir. Görevli mahkeme ve Kurul başvurusu birlikte değerlendirilmelidir. Dosyada ayrıca örgüt kurma gibi ağır ceza görevini doğuran bir isnat varsa yargılama görevi bakımından ayrı değerlendirme gerekir.

Katılan ve tazminat

Kurul, iddianamenin kabulüyle katılan sıfatını kazanır (SPKn m.115/2). Suçtan zarar gören yatırımcılar da ceza yargılamasına katılma talebinde bulunabilir ve zararlarını ayrıca hukuk mahkemesinde talep edebilir. Sermaye piyasası kavramları için sermaye piyasası hukuku rehberi genel çerçeveyi sunar.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri

SPKn m.114 uyarınca 106 ve 107. maddelerde tanımlanan suçların bir tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi hâlinde ilgili tüzel kişi hakkında tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Şirket yöneticisi ile birlikte şirketin de sürecin tarafı olabileceği bu nedenle akılda tutulmalıdır.

Dava zamanaşımı, uzlaşma, HAGB ve erteleme

SPKn m.106 ve m.107/1’deki suçlar için öngörülen hapis cezasının üst sınırı beş yıldır. Dava zamanaşımı bakımından seçimlik cezaları gerektiren suçlarda hapis cezası esas alınır (TCK m.66/4); beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yıllık sürenin geçmesiyle düşer (TCK m.66/1-e). Zamanaşımının kesilmesi ve durması hâlleri ayrıca değerlendirilir. Bu suçlarda uzlaşmaya ilişkin açık bir hüküm bulunmadığından ve CMK m.253/2 diğer kanunlardaki suçlarda uzlaştırmayı kanunda açık hükme bağladığından uzlaştırma yoluna gidilmez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231/5) ve hapis cezasının ertelenmesi (TCK m.51) iki yıl veya daha az süreli cezalar için mümkündür. SPKn m.106 ve m.107/1’de öngörülen alt sınır üç yıl olduğundan, hükmedilen ceza bir indirimle iki yılın altına inmedikçe bu kurumların uygulanması gündeme gelmez. CMK m.231, 16.07.2026 kabul tarihli 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir; HAGB için zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi aranır, derhâl giderilemeyen zarar bakımından aylık taksitle ödeme imkânı tanınmıştır (m.231/6-c ve m.231/9). Bu kurumlar hakkında hüküm kurulmadan önce mahkemenin somut değerlendirmesi belirleyicidir.

13. İfade Aşamasında Etkin Pişmanlık Mümkün mü?

SPKn m.107/3, birinci fıkradaki suçu (işlem bazlı piyasa dolandırıcılığını) işleyen kişinin pişmanlık göstererek, beş yüz bin Türk Lirasından az olmamak üzere, elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı miktar parayı Hazine’ye ödemesi hâlinde ceza indirimi öngörür. Soruşturma başlamadan önce ödenirse cezaya hükmolunmaz; soruşturma evresinde ödenirse verilecek ceza yarısı oranında indirilir; kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenirse ceza üçte bir oranında indirilir. Hüküm yalnızca m.107/1 için geçerlidir; m.107/2’deki haber ve yorum yoluyla piyasa dolandırıcılığı ile m.106’daki bilgi suistimali için benzer bir düzenleme metinde yer almaz.

İfade aşamasında etkin pişmanlık gündeme geldiğinde menfaatin nasıl hesaplandığı belirleyicidir. Menfaat tutarı çoğu zaman bilirkişi incelemesine konu olur ve kanun ödenecek miktarı menfaatin iki katı olarak belirlediğinden hesaplamanın doğruluğu önem taşır. Bu nedenle ödeme kararı, suçlamanın kabulü anlamına gelip gelmeyeceği ve dosyanın seyri birlikte değerlendirilerek müdafi ile verilmelidir. Konunun ayrıntıları için piyasa dolandırıcılığı suçu yazısındaki etkin pişmanlık bölümüne bakılabilir.

Sık Sorulan Sorular

Borsa soruşturmasında gözaltı süresi en çok kaç gündür?

Genel kural, yakalama anından itibaren en çok 24 saattir; yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmek için zorunlu yol süresi bu süreye dâhil edilmez ve 12 saati geçemez (CMK m.91/1). Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı yazılı emirle gözaltı süresini her defasında bir günü geçmemek üzere üç güne kadar uzatabilir; bu durumda gözaltı, yol süresi hariç en çok dört gün sürebilir.

Borsa soruşturmasında ifadeye çağrıldım, gitmek zorunda mıyım?

Evet, gitmeniz gerekir. CMK m.145 uyarınca çağrı davetiye ile yapılır, çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Çağrıya gelmeyen şüpheli hakkında sulh ceza hâkimi yakalama emri düzenleyebilir (CMK m.98/1). İfadeye avukatınızla gitmeniz ve isterseniz susma hakkınızı kullanmanız mümkündür.

İfade verirken avukat bulundurmak zorunlu mu?

Avukat bulundurmak şüphelinin hakkıdır; kolluk, savcı ve hâkim bu hakkı hatırlatmakla yükümlüdür. Müdafi seçmek isteyen veya seçecek durumda olmayan şüpheliye baro tarafından müdafi görevlendirilir (CMK m.147/1-c). Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4).

Susma hakkını kullanmak aleyhime delil sayılır mı?

Hayır. Suç hakkında açıklamada bulunmamak kanunî bir haktır (CMK m.147/1-e) ve kullanılması tek başına suçluluk delili olarak değerlendirilemez. Susma hakkının mı yoksa ayrıntılı ifadenin mi daha yararlı olacağı, dosya içeriği bilinerek müdafi ile birlikte belirlenmelidir.

SPK uzmanları ifade sırasında bulunabilir mi?

Evet, bulunabilir. SPKn m.115/3 uyarınca şüpheli veya tanık ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir. Bu bir zorunluluk değil, Cumhuriyet savcısına tanınmış bir imkândır; hazır bulunanların isim ve sıfatları ise ifade tutanağına yazılır (CMK m.147/1-i).

Avukat soruşturma dosyasını inceleyebilir mi?

Evet, kural olarak inceleyebilir; CMK m.153/1 uyarınca müdafi soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belgelerin örneğini harçsız alabilir. Bu yetki, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise savcının istemiyle hâkim kararıyla kısıtlanabilir; ancak yalnızca m.153/2’de sayılan suçlarda mümkündür ve sermaye piyasası suçları bu listede tek başına yer almaz. Örgüt kurma isnadı bulunan dosyalarda kısıtlama kararı verilebilir. Kısıtlama hâlinde bile ifade tutanağı ve bilirkişi raporları kısıtlamanın dışındadır.

Sermaye piyasası suçlarında tutuklama zorunlu mu?

Hayır. CMK m.100/1 uyarınca tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni gerekir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmayan tutuklama yapılamaz. Adli kontrolün yetersiz kalacağı somut olgularla gösterilemiyorsa şüpheli serbest bırakılır veya adli kontrol uygulanır (CMK m.101, m.109).

Yurt dışına çıkış yasağı hangi durumda uygulanır?

Yurt dışına çıkamamak, CMK m.109/3-a’da sayılan adli kontrol yükümlülüklerinden biridir ve tutuklama nedenlerinin varlığı hâlinde tutuklama yerine uygulanabilir (CMK m.109/1). Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararına itiraz edilebilir ve itirazı yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b).

Tutuklamaya itiraz süresi kaç gündür ve tahliye ne zaman istenebilir?

İtiraz süresi iki haftadır; süre kararın öğrenildiği günden başlar (CMK m.268/1) ve 7499 sayılı Kanunla yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır. Tahliye talebi ise soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında yapılabilir (CMK m.104/1); ayrıca soruşturma evresinde tutukluluğun devamı, en geç otuzar günlük sürelerle sulh ceza hâkimince şüpheli veya müdafii dinlenerek incelenir (CMK m.108).

Müdafisiz alınan kolluk ifadesi mahkûmiyete esas alınır mı?

Hayır, sanık bu ifadeyi hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulamadıkça hükme esas alınamaz (CMK m.148/4). Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2021/4100, K. 2024/6543, T. 30.05.2024 sayılı kararında müdafisiz kolluk ifadesinin Cumhuriyet savcılığında doğrulanmasının yeterli olmadığını belirtmiştir.

Beraat edersem gözaltı ve tutuklama için tazminat alabilir miyim?

Koşulları varsa evet. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraat kararı verilenler ile kanuna aykırı yakalanan veya tutuklananlar maddî ve manevî zararlarını devletten isteyebilir (CMK m.141/1). İstem, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır (CMK m.142/1); beraat ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara dayanan istemlerde 6384 sayılı Kanun hükümleri uygulanır (CMK m.142/2).

SPK’nın yazılı başvurusu olmadan borsa soruşturması yapılabilir mi?

Hayır. SPKn m.115/1, bu Kanun’da tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılmasını Kurul’un Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlar ve bu başvuruyu muhakeme şartı olarak niteler. Başvurunun kapsamı, tarihi ve hangi kişiler ile işlem dönemlerini kapsadığı savunmada mutlaka incelenmelidir.

Sonuç

Borsa soruşturmasında gözaltı, ifade ve tutuklama aşamalarının her biri farklı bir hukuki denetime tabidir. Gözaltı süresinin ve şartlarının kontrolü, müdafi eşliğinde ve dosya içeriği bilinerek ifade verilmesi, SPKn m.115 kapsamında Kurul başvurusunun ve meslek personeli katılımının incelenmesi ve tutuklamanın somut olgularla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğinin denetlenmesi savunmanın omurgasını oluşturur. İtiraz süresinin iki hafta olduğu ve dosyaya erişim kısıtlamasının ancak sayılan suçlarda mümkün olduğu unutulmamalıdır. Soruşturma sürecinde erken aşamada bir sermaye piyasası ceza avukatı ile çalışmak, ifade stratejisinin ve itiraz yolunun doğru belirlenmesi bakımından belirleyicidir.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul