Vergi İhtiyati Haczinin Kaldırılması ve Teminat Karşılığı Fekki

Vergi ihtiyati haczinin kaldırılması, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 16. maddesi uyarınca kamu alacağını karşılayacak nitelikte ve yeterlilikte kanuni teminat gösterilmesi halinde zorunludur. İhtiyati haciz ayrıca dayandığı kamu alacağı veya hukuki sebep ortadan kalktığında, yargı kararıyla hukuka aykırı bulunduğunda ya da korunması gereken alacağın miktarını aşan kısmı bakımından kaldırılmalıdır. Buna karşılık aynı Kanun’un 14. maddesi uyarınca hacizli malın güvence karşılığında borçluya bırakılması, haciz kaydının tamamen silinmesi anlamına gelmez. Başvuru yolu, gösterilen teminat ve haczin kaldırılma gerekçesine göre belirlenir.

İhtiyati haczin kaldırılması, hacizli malın iadesi ve haczin fekki aynı işlem midir?

Hayır. İhtiyati haciz, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacağının tahsilini güvence altına almak için malvarlığı üzerinde uygulanan geçici bir koruma tedbiridir. Kesin hacizden farklı olarak tek başına alacağın cebren tahsili veya mahcuzun normal tahsil usulüyle satışı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle hacizli eşyanın fiilen kime teslim edileceği ile üzerindeki hukuki takyidatın kaldırılması iki farklı sorudur.

İşlemKanuni dayanakAranan güvence veya sebepHukuki sonuç
Hacizli malın borçluya bırakılması6183 m.14Malın istenildiğinde teslimini sağlayacak kıymet depo edilmesi veya maddede öngörülen müteselsil kefil; üçüncü kişi elindeki mal için taahhüt senediMalın muhafaza ve teslim durumu değişir; ihtiyati haciz sırf bu nedenle ortadan kalkmaz.
Teminat karşılığı ihtiyati haczin kaldırılması6183 m.16 ve m.10Kanunun kabul ettiği, alacağı karşılayan yeterli teminat; m.10/5’teki menkul mallar hariçHaczi koyan merci ihtiyati haczi kaldırır; gösterilen teminat kamu alacağının güvencesi olarak kalır.
Hukuka aykırılık nedeniyle haczin kaldırılması6183 m.13 ve m.15; 2577 sayılı KanunHaciz sebebinin, borçlu sıfatının, yetkinin veya diğer kanuni şartların bulunmamasıİdari geri alma yahut mahkeme kararı sonucunda haciz işlemi kaldırılır.
Alacağın sona ermesi veya azalması6183’ün koruma tedbirinin amacı ve ilgili tahsil hükümleriÖdeme, kesinleşmiş terkin/iptal, mahsup veya alacak tutarında hukuken geçerli azalmaHaczin tamamen yahut kalan güvence ihtiyacını aşan kısmı yönünden sürdürülmesi hukuki dayanaktan yoksun kalır.

İhtiyati haczin hangi şartlarda ilk kez uygulanabileceği ayrı bir konudur. Bu koşullar vergi dairesinin ihtiyati haciz yetkisi ve 6183 m.13 çerçevesinde değerlendirilir. Haczin kaldırılması incelemesinde ise başlangıçtaki sebep kadar tedbirin sürdürülmesini haklı gösteren mevcut durum da önemlidir.

6183 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre ihtiyati haciz hangi teminatla kaldırılır?

6183 sayılı Kanun’un 16. maddesi, 10. maddede sayılan teminatlardan birinin gösterilmesine hukuki sonuç bağlar ve 10. maddenin beşinci bendindeki menkul malları açıkça hariç tutar. Yeterli ve hukuken geçerli teminat sunulmuşsa idarenin haczi aynen koruma yönünde serbest bir takdir yetkisi bulunmaz. Ancak sunulan teminatın türü, tutarı, gerçek değeri ve kamu alacağını güvence altına alma kabiliyeti somut biçimde incelenir.

Haczin fekki için kabul edilebilecek teminatlar

  • Para: İlgili tahsil dairesine güvence olarak yatırılan tutar, koruma altındaki kamu alacağını karşılamalıdır. Teminat olarak yatırılan para ile borcun ödenmesi veya tahsil edilmesi aynı işlem değildir.
  • Banka teminat mektubu: 6183 m.10/2 kapsamında bankaca düzenlenen mektubun süresiz ve şartsız olması gerekir. Süreli, şarta bağlı veya kapsamı alacağı karşılamayan belge kanuni teminat şartını kendiliğinden sağlamaz.
  • Sigorta şirketinin kefalet senedi: 7417 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle m.10/2’de yapılan değişiklik uyarınca sigorta şirketlerince verilen süresiz ve şartsız kefalet senetleri kabul edilebilen teminatlar arasındadır.
  • Devlet iç borçlanma senetleri veya bunlar yerine düzenlenen belgeler: Kanundaki değerleme yöntemi uygulanır; yalnız nominal tutara bakılarak yeterlilik kabul edilmez.
  • Kanunun 10/4 bendindeki menkul kıymetler: Bu bentte öngörülen nitelik ve değerleme indirimi dikkate alınır.
  • Haciz varakasına dayanılarak teminat olarak haczedilen taşınmaz: 6183 m.10/5’teki taşınmazlar, m.16’nın yalnız menkul mallara ilişkin istisnası dışında kalır. Bu nedenle usulüne uygun biçimde teminat olarak gösterilen taşınmazın değerinin ve üzerindeki önceki takyidatların incelenmesi gerekir.

Önemli ayrım şudur: 6183 m.10/5 kapsamında teminat olarak gösterilen araç, stok veya başka bir menkul mal, 16. madde uyarınca ihtiyati haczin kaldırılması için yeterli sayılmaz; aynı bendin koşullarını karşılayan taşınmaz ise kabul edilebilir. 11. maddede düzenlenen şahsi kefalet de 16. maddenin doğrudan atıf yaptığı 10. madde teminatlarından değildir. Teminat türleri ve değerleme esasları ayrıca vergi borcu için kabul edilen teminatlar başlığında açıklanmaktadır.

Teminat miktarı neye göre belirlenir?

Esas ölçü, ihtiyati haczin koruduğu kamu alacağının güvence altına alınması gereken tutarıdır. Tahsil dairesi, borcun aslı ile kapsama giren ferileri ve somut dosyadaki hukuki durumu esas almalı; teminatın nakde çevrilebilirliğini ve üzerinde başka hak sahipleri bulunup bulunmadığını değerlendirmelidir. Taşınmazın yalnızca satış ilanında belirtilen bedeli değil, güvence olarak fiilen karşılayacağı değer önem taşır.

Örneğin yalnız varsayımsal olarak, 4 milyon TL’lik alacağın güvenceye alınması için koşulları taşıyan 4,5 milyon TL tutarında süresiz ve şartsız banka teminat mektubu verilmişse, tutar ve kapsam yönünden engel bulunmadığı takdirde m.16’nın sonucu haczin kaldırılmasıdır. Aynı alacak için yalnız 2 milyon TL tutarında teminat sunulmuşsa alacağın bütünü güvenceye alınmış olmaz; bu durumda eksik kısmın tamamlanması ve varsa fazladan haczedilmiş mallar yönünden ayrıca ölçülülük denetimi gerekir. Bu örnek güncel bir borç veya resmî teminat hesabı değildir.

6183 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca hacizli mal borçluya nasıl bırakılır?

14. madde, hacizli malın muhafazasına ilişkin özel bir kolaylık sağlar. İhtiyaten haczedilen malın istendiğinde para veya aynen verilmesini güvence altına almak üzere malların kıymeti depo edilirse ya da tahsil dairesinin bulunduğu yerde ikametgâhı olan bir kişi müteselsil kefil gösterilirse, mal borçluya bırakılabilir. Üçüncü kişi elinde haczedilmiş malların o kişiye bırakılmasında ise kanunda öngörülen taahhüt senedi alınır.

Kanunda bu işlem için kullanılan ifade “bırakılabilir” şeklindedir. Dolayısıyla 14. madde, 16. maddedeki gibi koşulları gerçekleştiğinde otomatik bir haciz kaldırma emri vermez. Tahsil dairesi malın korunmasını, taahhüdün yerine getirilmesini ve teslim güvencesini değerlendirir; fakat bu değerlendirme gerekçesiz veya keyfî yapılamaz. Mal borçlunun işletmesinde kullanılmaya devam etse de haciz kaydı ve koruma tedbirinin hukuki sonuçları devam edebilir.

Özellikle üretim makinesi, ticari araç veya bozulabilir stok bakımından malın işyerinde bırakılması işletmenin faaliyetini sürdürmesine yardımcı olabilir. Buna karşılık taşınmaz sicilindeki haciz şerhini veya banka hesabındaki bloke kaydını kaldırmak için 14. maddeye dayanılarak yalnız fiilî teslim talep edilmesi yeterli değildir.

İhtiyati haczin kaldırılması için vergi dairesine başvuru nasıl yapılır?

Teminat karşılığı fek talebi, ihtiyati haczi koyan merciye yöneltilmek üzere ilgili tahsil dairesine yazılı yapılmalıdır. Başvuruda kanuni sebep, sunulan teminatın hukuki niteliği ve hangi mal veya hesaplar üzerindeki hangi hacizlerin kaldırılmasının istendiği açıkça belirtilmelidir.

  1. Haciz işlemi ve alacak belirlenir. Karar/olur, haciz bildirisi, tebliğ belgesi, borcun dönem ve türünü gösteren kayıtlar ile haczedilen malların veya hesapların listesi temin edilir.
  2. Güvence hesabı hazırlanır. Borcun ve ferilerinin güncel durumu, önceki ödemeler, yargısal terkinler ve mevcut başka teminatlar karşılaştırılır.
  3. Kanuna uygun teminat sunulur. Banka mektubunun veya kefalet senedinin süresiz ve şartsız olduğu; taşınmaz sunuluyorsa değer, tapu ve takyidat durumu belgelenir.
  4. İhtiyati haczin kaldırılması açıkça talep edilir. Dilekçede 6183 m.16’ya dayanılarak teminatın kabulü, hangi haciz kayıtlarının fekki gerektiği ve ilgili banka, tapu veya sicile kaldırma yazısı gönderilmesi istenir.
  5. İdari işlem takip edilir. Başvurunun alındığı, teminatın hangi tutarla kabul edildiği, kaldırma kararının tarihi ve sicil/bloke çözme işlemlerinin tamamlandığı yazılı olarak doğrulanır.

Malın yalnız borçluya teslimi isteniyorsa dilekçenin 6183 m.14’e göre kurulması; haczin kendisinin kaldırılması isteniyorsa 16. maddeye göre açık talepte bulunulması gerekir. Bir başvuruda her iki talep de, hukuki sonuçları ayrı gösterilerek ileri sürülebilir. İlk inceleme sırasında ortaya çıkan teminat isteme işlemi ile sonradan yapılan fek başvurusu aynı idari işlem değildir.

Teminat verilmesine rağmen ihtiyati haciz neden kaldırılmaz?

Başvurunun reddi ancak kanunun aradığı koşullardan hangisinin gerçekleşmediği somut olarak ortaya konulduğunda hukuken savunulabilir. Uygulamada teminatın tutarının yetersiz bulunması, süresiz ve şartsız olma özelliğini taşımaması, taşınmazın daha önceki rehinlerle yüklü olması veya 16. madde bakımından istisna tutulan menkul malların gösterilmesi tartışma yaratır.

Buna karşılık yeterli banka teminat mektubu yahut uygun taşınmaz teminatı sunulduğu halde idarenin yalnız “alacak tehlikede” gerekçesiyle aynı haczi sürdürmesi, m.16’nın emredici yapısıyla bağdaşmaz. Zira kanun, kabul edilebilir alternatif bir güvence sağlandığında aynı ihtiyati haczin devam ettirilmesini değil kaldırılmasını öngörür. Ret yazısında gerekçe yoksa, hangi teminat unsurunun yetersiz sayıldığı sorulmalı ve idarenin değerlendirmesi somut belgeler üzerinden yargısal denetime taşınmalıdır.

Danıştay 9. Dairesinin 30.09.2025 tarihli, E.2024/4190, K.2025/3815 sayılı kararında, 6183 m.16 dikkate alınarak ihtiyati hacizden sonra teminat istenebileceği kabul edilmiştir. Bu kararın sonucu, haczin önce tesis edilmiş olmasının sonradan teminat değerlendirmesine engel olmadığıdır; buna karşılık m.16 koşullarını karşılayan teminatın fiilen sunulması hâlinde haczin kaldırılması yönündeki kanuni yükümlülük ayrıca uygulanır. İlk haczin hukuka uygunluğu ile sonraki teminat karşısında sürdürülüp sürdürülemeyeceği aynı hukuki soru değildir.

Haczin dayanağı olan vergi veya koruma sebebi ortadan kalkarsa ne olur?

İhtiyati haciz bağımsız bir vergi borcu yaratmaz; mevcut veya öngörülen kamu alacağını güvenceye bağlar. Bu nedenle korunan borcun tamamının ödenmesi, dayanak tarhiyatın veya mükellefiyet işleminin yargı kararıyla ortadan kalkması, işlemin geri alınması yahut uygulanabilir bir hukuki sebeple borcun sona ermesi halinde ilgili haczin devamı istenemez. Borç yalnız kısmen ortadan kalkmışsa koruma tedbiri kalan tutar ve gerçek güvence ihtiyacı ile sınırlandırılmalıdır.

Danıştay 3. Dairesinin 11.04.2025 tarihli, E.2024/899, K.2025/1823 sayılı kararında, davacıya vergi mükellefiyeti tesis edilmesine ilişkin işlemin iptali esas alınarak ihtiyati haczin kaldırılmasına hükmedilmesi hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay 3. Dairesinin 25.09.2024 tarihli, E.2023/6648, K.2024/4884 sayılı kararında ise dayanak ihtiyati haciz işlemi iptal edildiğinden buna bağlı teminat isteme işleminin de iptal edilmesi sonucu onanmıştır. Bu kararlar, koruma tedbirinin dayanağından bağımsız biçimde sürdürülemeyeceğini göstermektedir.

Ancak vergi incelemesinin tamamlanması veya tarhiyat yapılması, her durumda ve tek başına ihtiyati haczin kendiliğinden silinmesi anlamına gelmez. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 18.11.2020 tarihli, E.2020/1318, K.2020/1231 sayılı kararında, kanuni koşulların mevcut olması şartıyla koruma önlemlerinin cebren takip aşamasına kadar uygulanabileceği kabul edilmiştir. Bu nedenle somut olayda ihtiyati haczin hangi 13. madde sebebine dayandığı ve bu sebebin devam edip etmediği ayrı ayrı incelenmelidir.

İhtiyati haciz borcun veya güvence ihtiyacının üzerinde ise kısmen fek istenebilir mi?

Evet. Koruma tedbiri, alacağın tahsilini güvenceye almak için gerekli sınırı aşmamalıdır. Birden çok taşınmaz, hesap veya araç üzerinde haciz varsa idarenin bunların toplam güvence değerini, öncelikli hakları ve tahsil edilebilir tutarı araştırması gerekir. Yeterli teminatın bulunmasına rağmen ihtiyati haczin ekonomik faaliyeti gereksiz biçimde sınırlayacak ölçüde sürdürülmesi ölçülülük denetimine tabidir.

Bu değerlendirme, yalnız malların brüt rayiç değerlerinin toplanmasından ibaret değildir: önceki ipotekler, haciz sıraları, paylı mülkiyet, satış kabiliyeti ve benzeri unsurlar dikkate alınır. Fazlalık iddiasını ileri süren borçlu, değerleme raporlarını, tapu kayıtlarını, banka blokelerini ve borç hesap dökümünü birlikte sunmalıdır. İdare ise neden aynı miktarda korumanın hâlen gerekli olduğunu ortaya koymalıdır.

Burada iki ayrı talep mümkündür: yeterli yeni teminat verilip 16. maddeye göre tüm ihtiyati haczin kaldırılması veya güvence zaten fazlaysa yalnız ölçüsüz kısmın fekki. Birincisinin kanuni dayanağı doğrudan m.16’dır; ikincisinde tedbirin amacı, ölçülülük ve somut güvence hesabı belirleyicidir.

İhtiyati haczin kaldırılması talebi reddedilirse hangi dava ve süre uygulanır?

İlk ihtiyati haciz işlemine karşı dava ile sonradan yeterli teminat gösterilerek yapılan kaldırma talebinin reddine karşı dava birbirinden ayrılmalıdır. 6183 sayılı Kanun’un 15. maddesi, ihtiyati haczin sebebine karşı başvuru için haczin uygulandığı; borçlunun yokluğunda uygulanan hacizde ise tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 günlük özel süre öngörür. Bu yolun konusu, başlangıçtaki ihtiyati haciz nedeninin kanuna uygunluğudur. Güncel uygulamada bu uyuşmazlık vergi mahkemesine götürülür. Haczin dayanağı bir ihtiyati tahakkuk ise onun özel itiraz rejimi de ayrıca dikkate alınır; ayrıntıları ihtiyati tahakkuk başlığında açıklanmıştır.

Buna karşılık ihtiyati hacizden sonra yeni ve yeterli teminat sunularak 6183 m.16 gereğince kaldırma istendiğinde, idarenin bu istemi reddeden işlemi yeni bir idari işlem niteliğindedir. Bu ret işlemine karşı, özel bir dava süresi uygulanmasını gerektiren başka bir düzenleme bulunmadığı ölçüde, 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca vergi mahkemesinde tebliği izleyen günden itibaren 30 gün içinde iptal davası açılması gerekir. İdarenin hiç cevap vermemesi durumunda 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki 30 günlük zımni ret ve buna bağlı dava süresi değerlendirilir. Bu ikinci başvuru, ilk hacze karşı kaçırılmış 15 günlük süreyi geriye dönük olarak yeniden başlatmaz.

İlk haczin doğrudan iptali için özel süre ve usulün ayrıntılı açıklaması vergi ihtiyati haciz davası başlıklı incelemenin konusudur. Somut uyuşmazlıkta hangi işlemin dava konusu edildiği, tebligat ve başvuru tarihleri dava dilekçesinde kesin biçimde ayrıştırılmalıdır.

Dava açılınca haciz kendiliğinden kalkar mı?

Hayır. İhtiyati haczin veya bunun kaldırılmamasına ilişkin ret işleminin dava edilmesi, taşınmazdaki şerhi ya da banka hesabındaki blokeyi kendiliğinden sona erdirmez. 2577 sayılı Kanun’un 27. maddesi kapsamında, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açması koşullarının birlikte bulunduğu ortaya konularak yürütmenin durdurulması istenebilir. İhtiyati haczin vergi tahsilatından farklı bir koruma işlemi olduğu unutulmamalıdır.

Yürütmenin durdurulması veya haczin kaldırılmasına ilişkin mahkeme kararının gereği idarece gecikmeksizin yerine getirilmelidir. 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi bu yükümlülük bakımından üst sınırı kararın idareye tebliğinden itibaren 30 gün olarak belirler. Ayrıca Gelir İdaresi Başkanlığının Tahsilat Genel Tebliği’nde, ihtiyati haczin kaldırılması yönündeki mahkeme kararı üzerine kararın kesinleşmesinin beklenmeyeceği açıklanmıştır. Bu nedenle sırf istinaf veya temyiz olasılığına dayanılarak kaldırma kararının uygulanması ertelenemez.

Haczin kaldırıldığını gösteren hangi belgeler alınmalıdır?

İdarenin bir dilekçeye olumlu cevap vermesi tek başına tüm malvarlığı kısıtlamalarının fiilen silindiğini kanıtlamaz. Özellikle farklı sicillere veya bankalara gönderilmiş ihtiyati haciz bildirilerinin her biri bakımından kaldırma işlemi doğrulanmalıdır. Dosyada şu belgeler birlikte saklanmalıdır:

  • Teminatın kabulüne veya kaldırma isteminin kabulüne ilişkin idari yazı ve karar;
  • Bankaya, tapu müdürlüğüne, taşıt siciline veya ilgili üçüncü kişiye gönderilmiş haciz kaldırma/fek bildirimi;
  • Güncel tapu takyidat belgesi, hesap bloke çözme teyidi veya ilgili sicil kaydı;
  • Teminatın teslimine, değerine ve koşullarına ilişkin belgeler;
  • Borç ödeme, mahsup, terkin veya dayanak yargı kararını gösteren kayıtlar.

Gösterilen teminatın sonradan değerini kaybetmesi veya borcun artması halinde, 6183 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca teminatın tamamlanması ya da değiştirilmesi istenebilir. Dolayısıyla ihtiyati haczin fekkinden sonra teminatın hukuki varlığı ve muhafazası da takip edilmelidir.

Sık sorulan sorular

Banka hesabımdaki ihtiyati haciz teminat mektubuyla kaldırılabilir mi?

Evet. 6183 m.10/2’ye uygun, süresiz ve şartsız banka teminat mektubu kamu alacağını yeterli düzeyde güvence altına alıyorsa 16. madde uyarınca ilgili ihtiyati haczin kaldırılması gerekir. Bankaya bloke çözme yazısının gönderildiği ayrıca kontrol edilmelidir.

Aracımı teminat göstererek tüm ihtiyati hacizleri kaldırabilir miyim?

6183 m.10/5 kapsamındaki menkul mallar 16. maddenin açık istisnasıdır; bu nedenle aracın o bent uyarınca teminat gösterilmesi tüm ihtiyati hacizleri kaldıran kanuni teminat yerine geçmez. Bununla birlikte hacizli aracın 14. madde koşullarıyla borçluda bırakılması ayrıca istenebilir.

Taşınmaz teminat olarak gösterilirse tapudaki haciz şerhi kalkar mı?

Usulüne uygun teminat olarak kabul edilen ve gerekli güvenceyi sağlayan taşınmaz, 6183 m.10/5 ve m.16 bakımından ihtiyati haczin kaldırılması sonucunu doğurabilir. Ancak yeni teminat taşınmazı üzerinde alacağı güvenceleyen kayıt devam edebilir. İhtiyati haczin fekki, teminat olarak tesis edilen bütün takyidatların kayıtsız şartsız silinmesi değildir.

Vergi mahkemesi ihtiyati haczi kaldırdıysa kararın kesinleşmesi beklenir mi?

Hayır. İdare, ihtiyati haczin kaldırılmasına dair mahkeme kararının gereklerini kesinleşme beklemeden yerine getirmelidir. Bu sonuç, 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesindeki mahkeme kararlarını uygulama yükümlülüğüyle ve Tahsilat Genel Tebliği’ndeki açık düzenlemeyle uyumludur.

Vergi borcunu yapılandırmak ihtiyati haczi otomatik kaldırır mı?

Hayır. Yapılandırma veya tecil başvurusu tek başına mevcut ihtiyati haczi kendiliğinden kaldırmaz. İlgili yapılandırma kanununun, tecil kararının ve teminata ilişkin özel şartların incelenmesi gerekir. Kamu alacağının halen hangi tutarda ve hangi yöntemle güvenceye ihtiyaç duyduğu belirlenmelidir.

Sonuç: İhtiyati hacizden çıkış yolu somut hukuki sebebe göre seçilmelidir

Vergi ihtiyati haczinin kaldırılmasında öncelikle şu ayrım yapılır: Mal yalnız borçlunun kullanımına mı bırakılacaktır (6183 m.14), geçerli yeni teminat gösterilerek haczin bütünü mü kaldırılacaktır (m.16), yoksa dayanak işlem veya güvence ihtiyacı ortadan kalktığı için idari yahut yargısal fek mi istenecektir? Hangi yol seçilirse seçilsin borcun güncel tutarı, teminatın kabul edilebilirliği, haczin kapsadığı malvarlığı, tebligat ve dava süreleri belgeye dayalı olarak incelenmelidir. Somut ihtiyati haciz uyuşmazlıklarında hukuki süreç ve vergi yargılaması konusunda vergi hukuku avukatlığı hizmeti kapsamında profesyonel destek alınabilir.

Kaynakça

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, özellikle m.9, 10, 11, 13, 14, 15 ve 16; bağlantılı m.17–20. Kanun’un 28.07.1953 tarihli ve 8469 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan metni ve sonraki değişiklikleri. Gelir İdaresi Başkanlığı mevzuat kaydı.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.7, 8, 10, 27 ve 28.
  • 7417 sayılı Kanun m.24; 6183 sayılı Kanun m.10/2’de sigorta şirketi kefalet senetlerine ilişkin değişiklik.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, 23.12.2017 tarihli, 30279 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği Seri: A Sıra No: 9; ihtiyati haciz hakkındaki yargı kararlarının uygulanması ve süre değişikliği.
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.11.2020, E.2020/1318, K.2020/1231.
  • Danıştay 9. Daire, 30.09.2025, E.2024/4190, K.2025/3815.
  • Danıştay 3. Daire, 11.04.2025, E.2024/899, K.2025/1823.
  • Danıştay 3. Daire, 25.09.2024, E.2023/6648, K.2024/4884.

Yazar: Av. Fatih SEFER