Vergi Borcu Mahsup Sırası: 6183 Sayılı Kanun m.47

Vergi Borcu Mahsup Sırası: 6183 Sayılı sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 47. maddesine göre belirlenir. Birden fazla kamu borcu bulunan mükellefin yaptığı ödeme, istediği borca her durumda serbestçe aktarılamaz. Rızaen yapılan ödemelerde öncelikle ödeme süresi başlamış ve henüz vadesi geçmemiş borçlar, ardından ödeme yılının sonunda tahsil zamanaşımına uğrayacak borçlar, sonrasında ise vadesi ve teminat durumu dikkate alınan diğer borçlar gelir. Cebrî tahsilatta farklı bir sıralama uygulanır. Ödeme ilgili vergi aslı ve fer’î alacakların tamamını karşılamıyorsa tutar, kanuni şartlar çerçevesinde orantılı olarak dağıtılır.

Bu kuralların yanlış uygulanması, mükellefin ödediğini düşündüğü verginin kısmen açık kalmasına, yeni gecikme zammı hesaplanmasına veya tahsil edilmiş bir borç için yeniden takip yapılmasına neden olabilir. Bu nedenle mahsup işleminin doğruluğu yalnız ödenen toplam tutara bakılarak değil, ödemenin hangi alacağa, hangi tarihte ve hangi hesaplama yöntemiyle kaydedildiği incelenerek belirlenir.

Vergi Borcunun Mahsubu Nedir?

Vergi borcunun mahsubu, yapılan ödemenin veya hukuken tahsil edilen bir tutarın mükellefin kamu borçlarından belirli birine ya da birkaçına karşılık kaydedilmesidir. Mahsup sonucunda ilgili borç tamamen veya kısmen sona erer.

6183 sayılı Kanun’un 47. maddesi, birden fazla kamu alacağının bulunması durumunda tahsil edilen paranın bunlara hangi öncelikle dağıtılacağını düzenler. Bu hüküm, yalnız vergilere değil, Kanun kapsamında bulunan diğer asli ve fer’î kamu alacaklarına da uygulanır.

6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları; vergiler, vergi cezaları, gecikme zamları, faizler ve kanunda öngörülen diğer kamu alacaklarından oluşabilir.

Ödeme mahsubu üç ayrı hukuki işlemden ayırt edilmelidir:

  • Birden fazla kamu borcuna karşılık yapılan ödemenin borçlara dağıtılması, 6183 sayılı Kanun’un 47. maddesi kapsamında değerlendirilir.
  • Tahsil edilip kanuni sebeplerle iadesi gereken kamu alacağının, hak sahibinin muaccel borçlarına mahsubu 6183 sayılı Kanun’un 23. maddesine dayanır.
  • Kamu kurumlarının hak sahiplerine yapacakları belirli ödemelerden vergi borcu kesilmesi ise 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesinde özel olarak düzenlenmiştir.

Bu işlemlerin aynı şekilde adlandırılması, hukuki şartlarının ve sonuçlarının aynı olduğu anlamına gelmez.

6183 Sayılı Kanun’un 47. Maddesine Göre Mahsup Sırası Nasıldır?

Kanunun 47. maddesi, rızaen yapılan ödemeler ile cebren tahsil edilen tutarlar arasında açık bir ayrım yapmıştır. Öncelikle tahsilatın niteliği belirlenir; ardından ilgili kategoriye ait sıra kuralları uygulanır.

1. Rızaen Yapılan Ödemelerde Mahsup Sırası

Rızaen ödeme, kamu borçlusunun kanuni tahsil mekanizmaları kapsamında borcunu kendi iradesiyle ödemesidir. Mükellefin vergi dairesine, yetkili bankaya veya elektronik ödeme kanallarından birine ödeme yapması bu kapsamdadır.

6183 sayılı Kanun’un 47. maddesinin ilk fıkrası ile Seri A, Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği uyarınca genel sıralama şöyledir:

  1. Ödeme süresi başlamış, henüz vadesi geçmemiş borçlar: Kanuni ödeme süresi içinde bulunan borçlara ilişkin ödemeler öncelikle değerlendirilir. Özellikle ödemenin yapıldığı gün vadesi sona eren alacak önceliklidir.
  2. Ödeme yapılan takvim yılının sonunda zamanaşımına uğrayacak borçlar: Bu nitelikte birden fazla alacak bulunursa her birine orantılı mahsup yapılır.
  3. Vadesi önce gelen borçlar: Önceki gruplara mahsuptan sonra kalan tutar, geçmiş vadeli borçlar bakımından vade ve teminat durumu gözetilerek dağıtılır.
  4. Teminatsız veya az teminatlı borçlar: Teminat durumu mahsup önceliğinde belirleyicidir. Daha eski tarihli teminatlı bir alacak yerine sonraki tarihli teminatsız bir alacağa mahsup yapılması mümkündür.

Bu sıra, her borcun yalnız tarihine göre otomatik kapatılacağı anlamına gelmez. Borcun ödeme süresi, tahsil zamanaşımı, teminat durumu ve fer’î alacakları birlikte değerlendirilir.

Tahsilat Genel Tebliği, ödeme zamanlarının belirli süreleri kapsadığını dikkate alarak önemli bir açıklama yapmıştır: Mükellefin ödeme yaptığı tarihte vadesi sona erecek borcu bulunmuyorsa, ödeme süresi içinde bulunan başka borçlar olsa bile vadesi geçmiş borçlarına karşılık ödeme yapması mümkündür.

2. Aynı Vadeli Birden Fazla Vergi Borcu Varsa Hangisi Önce Ödenir?

Ödeme süresi başlamış ve henüz vadesi geçmemiş, aynı vadeye sahip birden fazla türde kamu alacağı bulunabilir. Kısmi ödeme bu borçların tamamını karşılamıyorsa, Seri A, Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği mükellefin mahsup talebini dikkate alır.

Borçlu, aynı vadeli ve aynı öncelik grubundaki borçlardan hangisine ödeme yapılmasını istediğini belirtebilir. Talep bulunmuyorsa, öncelikle tamamı karşılanabilen alacak grubundan başlanır.

Ancak bu tercih yetkisi sınırsız değildir. Mükellef, yalnız ödeme açıklamasına bir vergi türünün adını yazarak Kanun’un 47. maddesindeki zorunlu sıra kurallarını bütünüyle değiştiremez. Talebin hukuki etkisi, aynı öncelik grubundaki borçların özelliklerine ve ilgili mahsup düzenlemesine göre belirlenir.

3. Vadesi Geçmiş Vergi Borçlarında Öncelik

Vadesi geçmiş borçlara yönelik rızaen ödemelerde ilk olarak ödemenin yapıldığı takvim yılı sonunda tahsil zamanaşımına uğrayacak alacaklar dikkate alınır.

Örneğin 2026 yılında yapılan bir ödemede, hukuken 31 Aralık 2026 tarihinde tahsil zamanaşımına uğrayacak iki kamu alacağı varsa ödeme bu alacaklara orantılı olarak mahsup edilir. Ancak zamanaşımını kesen veya durduran bir sebep bulunup bulunmadığı önceden araştırılmalıdır.

6183 sayılı Kanun’un 102 ve 103. maddeleri uyarınca tahsil zamanaşımının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden işlemeye başlaması dikkate alınmadan yalnız borcun ait olduğu vergilendirme yılı esas alınarak mahsup sırası belirlenemez.

Bu konudaki sürelerin ayrıntıları vergi zamanaşımı düzenlemeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Vergi Aslı, Gecikme Zammı ve Gecikme Faizi Hangi Sırayla Mahsup Edilir?

6183 sayılı Kanun’un 47. maddesindeki en önemli kurallardan biri, kısmi ödemenin alacak aslı ve fer’îlerine orantılı dağıtılmasıdır.

Vergi aslı ile bu vergiye bağlı gecikme zammı veya gecikme faizi birlikte ödeme kapsamındaysa ve ödeme bunların tamamını karşılamıyorsa, kanuni orantı kuralı uygulanır. Mükellefin yalnız vergi aslını kapatmak istemesi, kendiliğinden fer’î borcun ödenmesini sonraya bırakma hakkı vermez.

Bununla birlikte vergi ziyaı cezası gibi ayrı asli alacakların, bağlı verginin fer’îsi olmadığı unutulmamalıdır. Hangi alacakların bir grup olarak değerlendirileceği, ilgili borcun hukuki niteliğine ve Tahsilat Genel Tebliği’ndeki gruplandırma esaslarına göre tespit edilir.

Kısmi Ödemede Orantılı Mahsup Hesabı

Orantılı mahsup hesabı şu esasla yapılır:

İlgili alacağa mahsup edilecek tutar = (İlgili alacak tutarı / Mahsuba esas toplam alacak) × Kısmi ödeme tutarı

Örneğin bir mükellefin aynı grupta 4.000 TL vergi aslı ve ödeme tarihi itibarıyla 1.000 TL gecikme zammı bulunduğunu, toplam 5.000 TL borç için 2.500 TL ödeme yaptığını varsayalım.

Alacak türüÖdeme öncesi tutarMahsup edilenKalan
Vergi aslı4.000 TL2.000 TL2.000 TL
Gecikme zammı1.000 TL500 TL500 TL
Toplam5.000 TL2.500 TL2.500 TL

Bu örnekte ödeme, vergi aslının tamamına değil, vergi aslı ve gecikme zammına oranları ölçüsünde dağıtılmıştır.

Örnekteki gecikme zammı tutarı varsayımsaldır; belirli bir yıla ait faiz oranından hesaplanmamıştır. Gerçek bir hesaplamada ödeme tarihi itibarıyla doğru gecikme zammı belirlenmeli ve kısmi mahsuptan sonra ödenmemiş kalan asıl borç üzerinden ilgili dönem için yeni gecikme zammı hesaplanmalıdır.

Gecikme zammının hesaplanması, oranları ve süreleri için 6183 sayılı Kanun’a göre gecikme zammı hükümleri ayrıca uygulanır.

Birden Fazla Vergi Borcu Varken Ödeme Yapılırsa Ne Olur?

Bir mükellefin farklı yıllara ve vergi türlerine ait borçlarının bulunması, yatırdığı paranın bunlar arasında eşit dağıtılacağı anlamına gelmez.

Örneğin mükellefin 2026 yılında şu borçlarının bulunduğunu varsayalım:

BorçHukuki durumMahsup açısından önemi
A borcuÖdeme tarihi aynı zamanda vade sonuÖncelikle dikkate alınır.
B borcu31.12.2026 tarihinde tahsil zamanaşımına uğrayacakA borcundan sonraki öncelikli gruptadır.
C borcuVadesi geçmiş ve teminatsızÖnceki gruplardan sonra değerlendirilir.
D borcuC borcundan eski vadeli fakat teminatlıTeminat durumu nedeniyle C borcundan sonra mahsup edilebilir.

Bu örnekte B borcunun zamanaşımı durumu, herhangi bir kesilme veya durma sebebi bulunmadığı varsayımına dayanmaktadır. Gerçek bir dosyada mahsup sırası, ödeme tarihindeki hukuki durum esas alınarak yeniden kurulmalıdır.

Dolayısıyla doğru işlem, yalnız borç listesini ve ödeme tutarını karşılaştırmak değildir. Her alacak için vade, zamanaşımı, teminat ve ödeme kapsamı ayrı ayrı belirlenmelidir.

Cebrî Tahsilatta Vergi Borcu Mahsup Sırası Nasıl Belirlenir?

6183 sayılı Kanun’un 47. maddesinin ikinci fıkrası, cebren tahsil edilen paralar için rızaen ödemeden farklı bir düzenleme içerir.

Buna göre cebren tahsil edilen paralar:

  1. Öncelikle parayı tahsil eden tahsil dairesinin takip konusu alacaklarına,
  2. Artan tutar bulunursa aynı kamu idaresinin takibe iştirak etmiş diğer alacaklı tahsil dairelerinin takip konusu alacaklarına,
  3. İlgili alacakların asıl ve fer’îlerinin tamamı karşılanmıyorsa orantılı olarak

mahsup edilir.

Bu sistemde belirleyici olan, mükellefin ödemenin hangi borca kaydedilmesini istediği değil, cebrî tahsilatın hukuki dayanağı ve takip ilişkileridir.

Haczedilen banka hesabından para tahsil edilmesi, üçüncü kişideki alacağın haczi veya teminatın paraya çevrilmesi gibi durumlarda cebrî tahsilat hükümleri ayrıca incelenir. Tahsilat işleminin hukuka aykırılığı, yalnız para vergi dairesine aktarılmış olduğu gerekçesiyle ortadan kalkmaz.

Danıştay Kararlarında Mahsup Sırası Nasıl Değerlendirilmektedir?

Rızaen Ödeme ve Cebrî Tahsilat Ayrımı

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 10.03.2021 tarihli, E.2020/1089, K.2021/299 sayılı kararı, borçlunun başka bir kamu kurumundan olan alacağının vergi borçlarına mahsuben tahsil edilmesiyle ilgilidir.

Kararda, 6183 sayılı Kanun’un 47. maddesinin rızaen ödeme ve cebrî tahsilat için ayrı kurallar öngördüğü değerlendirilmiştir. Davacının alacağından yapılan tahsilatın hangi kanuni yönteme dayandığını ve usulüne uygun gerçekleştirildiğini gösteren belgelerin ortaya konulamaması önem taşımıştır.

Kurul, hukuka aykırı cebrî tahsilatın sırf gerçekleşmiş olması nedeniyle sonraki bir yapılandırma başvurusunun reddine yeterli kabul edilemeyeceğini değerlendirmiştir.

Bu içtihattan çıkan sonuç, mahsup işleminin denetiminde yalnız tahsilat fişinin değil, tahsilatın dayanağını oluşturan işlemler zincirinin de incelenmesi gerektiğidir.

Kamu Ödemelerinden Kesinti Yapılmasında Özel Rejim

Danıştay 3. Dairesinin 10.04.2025 tarihli, E.2023/7596, K.2025/1735 sayılı kararında, bir şirketin Sosyal Güvenlik Kurumundan olan alacağından 6183 sayılı Kanun’un 22/A maddesi kapsamında vergi borcu kesilmesi değerlendirilmiştir.

Danıştay, 22/A maddesinin kamu alacağının korunmasına yönelik özel bir düzenleme olduğunu, bu madde kapsamında gerekli şartlar gerçekleştiğinde kesinti yapılması için ayrıca ödeme emri düzenlenmesinin zorunlu olmadığını belirtmiştir.

Bu karar ile 2021 tarihli Vergi Dava Daireleri Kurulu kararının sonuçları birbirine aykırı genel ilkeler olarak okunamaz. İlk kararda 2015 yılında gerçekleştirilen tahsilatın hukuki yöntemi ve usulü tartışılmıştır. İkinci kararda ise 2020 yılında, ilgili dönemde yürürlükte bulunan 22/A düzenlemesi uyarınca yapılan kesintinin şartları değerlendirilmiştir.

Dolayısıyla kamu ödemelerinden vergi borcu kesilmesinde özel kanuni dayanak, kesinti tarihindeki mevzuat ve tahsilatın niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

Vergi İade Alacağı Borca Mahsup Edilebilir mi?

6183 sayılı Kanun’un 23. maddesi, tahsil edilmiş olup kanuni sebeplerle iadesi gereken kamu alacaklarının, hak sahibinin iade işlemini yapacak kamu idaresine olan muaccel borçlarına mahsup edilmesini düzenler.

Bu hüküm, 47. maddedeki ödeme dağıtımından farklıdır. Bir vergi iade alacağının bulunması, idareye henüz muaccel olmayan bütün borçlara sınırsız mahsup yapma yetkisi vermez.

İade alacağının varlığı, tutarı ve muacceliyet şartları ile özel vergi mevzuatındaki mahsup hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir. Katma değer vergisi iadesi, özel yapılandırma kanunları veya kamu kurumlarından yapılan kesintiler hakkında farklı koşullar öngörülmüş olabilir.

Özellikle özel yapılandırma kanunlarına dayanılarak yapılan mahsuplarda, ilgili kanunun yürürlük tarihi ve mükellefin açık talebinin aranıp aranmadığı belirleyicidir. Süresi sona ermiş yapılandırma kanunlarındaki istisnai kurallar genel ve sürekli bir mahsup yetkisine dönüştürülemez.

Tecilli Vergi Borcu Varken Yapılan Ödeme Nasıl Mahsup Edilir?

6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamındaki tecil, kamu borcunun belirlenen şartlarla ertelenmesine veya taksitlendirilmesine imkân verir. Tecil edilen alacakların ödeme takvimi ve teminat durumu, mahsup incelemesinde dikkate alınır.

Vergi borcunun tecil edilmesi, bütün kamu borçlarının aynı vadeli hale gelmesi veya borçluya mahsup sırasını serbestçe belirleme yetkisi tanınması anlamına gelmez.

Tecil kapsamında yapılan ödemenin öncelikle hangi taksite ait olduğu, ödeme planı ve tecilin şartları esas alınarak belirlenmelidir. Tecile ilişkin bakiye ile başka bir kamu borcu arasındaki mahsup ilişkisi değerlendirilirken, ilgili alacakların hukuki niteliği de dikkate alınır.

Bu nedenle tecil başvurusunda borçların türünün, döneminin ve talep edilen ödeme planının açıkça gösterilmesi önemlidir.

Taksitlerin ödenmemesi veya diğer tecil şartlarının ihlali halinde, tecilin bozulmasının sonuçları ayrıca doğabilir. Böyle bir durumda daha önce yapılan ödemelerin hangi alacaklara kaydedildiği yeniden kontrol edilmelidir.

Yanlış Mahsup Edilen Vergi Ödemesine Karşı Ne Yapılabilir?

Vergi idaresi tarafından yapılan mahsup işleminin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa öncelikle ödeme ve mahsup kayıtları incelenmelidir.

İncelemede özellikle şu belgeler karşılaştırılır:

  • Ödemenin tarihini ve tutarını gösteren banka dekontu veya tahsilat makbuzu,
  • Ödeme yapılan tarihte mükellefin borç dökümü ve tahakkuk kayıtları,
  • İlgili vergilerin vade tarihleri,
  • Ödeme sırasında verilen mahsup talimatı veya başvuru dilekçesi,
  • Vergi aslı, gecikme faizi ve gecikme zammı hesapları,
  • Teminat ve tecil kayıtları,
  • Mahsup fişleri ile borç hesabında yapılan değişiklikler.

6183 sayılı Kanun’un 40 ve 46. maddeleri kapsamında ödeme makbuzları ve yetkili kurum kayıtları, ödeme olgusunun ispatında önem taşır. Elektronik ödeme yapıldığında işlemin hangi borçla ilişkilendirildiği de kayıtlarla ortaya konulmalıdır.

Vergi Dairesine Düzeltme Başvurusu

Mahsup tutarının yanlış hesaplanması, ödemenin yanlış borca kaydedilmesi veya yapılmış bir tahsilatın hesapta görünmemesi halinde ilgili vergi dairesine somut belgelerle başvurulabilir.

Başvuruda, yanlış olduğu ileri sürülen mahsup işlemi açıkça belirtilmeli; doğru mahsup tutarı, hukuki dayanak ve talep edilen hesap düzeltmesi gösterilmelidir.

Bununla birlikte her mahsup uyuşmazlığı Vergi Usul Kanunu’nun vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin hükümlerinin kapsamına girmez. Yorum ve hukuki nitelendirme gerektiren işlemlerin, salt hesap hatası olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Mahsup İşlemine Karşı Vergi Mahkemesinde Dava

Kesin ve yürütülebilir nitelikteki mahsup işlemine karşı, uyuşmazlığın niteliğine göre vergi mahkemesinde iptal davası açılabilir. Özel bir dava süresi öngörülmemişse 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesindeki otuz günlük genel vergi dava süresi uygulanır.

İşlemin usulüne uygun olarak bildirildiği tarihi izleyen gün süre hesabında esastır. Dava açmadan önce idareye başvurulmasının dava süresini etkileyip etkilemediği, başvurunun hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenmelidir.

Yanlış mahsup nedeniyle aynı borç için ödeme emri düzenlenmişse artık 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesindeki özel dava rejimi gündeme gelir. Bu durumda ödeme emrine karşı dava açma süresi, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gündür. Borcun tamamen veya kısmen ödenmiş olduğu iddiası bu davada ileri sürülebilir.

Ödeme emrine özgü dava sebepleri ve süreler, vergi ödeme emrine karşı dava hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.

Vergi mahkemesinde genel dava açma usulü ve diğer idari çözüm yolları bakımından ise vergi uyuşmazlıklarının çözüm yolları ayrıca önem taşır.

Vergi Borcu Mahsup Sırası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Vergi borcuna yapılan ödeme önce anaparadan mı düşülür?

Her durumda yalnız anaparadan düşülmez. 6183 sayılı Kanun’un 47. maddesinde öngörülen şartlarda kısmi ödeme, ilgili alacağın aslı ve fer’îlerine orantılı olarak mahsup edilir.

Vergi borçlarından istediğimi önce ödeyebilir miyim?

Ödeme yapılacak borcun seçilmesi, ilgili borçların hukuki durumuna ve kanuni mahsup sırasına bağlıdır. Özellikle ödeme süresi başlamış, aynı vadeli ve aynı öncelik grubunda bulunan birden fazla borç bakımından mükellefin talebi dikkate alınabilir. Ancak talep, kanuni sıralamayı tamamen ortadan kaldırmaz.

Eski vergi borcu her zaman yeni borçtan önce mi mahsup edilir?

Hayır. Ödeme süresi başlamış ve vadesi henüz geçmemiş alacaklar, zamanaşımı durumu ve teminat özellikleri kanuni önceliği etkiler. Eski vadeli fakat teminatlı bir borçtan önce daha yeni vadeli teminatsız bir borca mahsup yapılabilir.

Vergi borcu için yapılan ödeme yanlış döneme kaydedilirse ne olur?

Mahsup kaydı hukuka aykırıysa hesapların düzeltilmesi istenebilir. Yanlış kayıttan dolayı ödenmiş borç için yeniden tahsilat yapılmışsa, ödeme belgeleri ve mahsup fişleriyle işlem yargısal denetime taşınabilir. Dava yolu ve süresi, dava konusu edilen işlemin niteliğine göre belirlenir.

Vergi borcu mahsup edildiğinde gecikme zammı durur mu?

Hukuken ödenmiş kabul edilen tutar bakımından ilgili ödeme tarihi ve mahsup şartlarına göre sonuç doğar. Ancak kısmi mahsuptan sonra kalan vergi aslı için gecikme zammı uygulanmaya devam edebilir. Bu nedenle ödeme tarihi, hesaplama ve kalan borç birlikte incelenmelidir.

İade alacağıyla henüz vadesi gelmemiş vergi borcu kapatılabilir mi?

6183 sayılı Kanun’un 23. maddesindeki iade mahsubu muaccel borçlara yöneliktir. Henüz muaccel olmayan borçlar için mahsup yapılabilmesi, ancak uygulanabilir özel kanuni düzenleme ve bunun koşulları çerçevesinde değerlendirilir.

Sonuç: Mahsup Sırasında Belirleyici Olan Nedir?

Vergi borcu ödemelerinin mahsup sırasında belirleyici unsur, mükellefin yalnız hangi borcu ödemek istediği değildir. Ödemenin rızaen mi yoksa cebren mi tahsil edildiği, borçların vadesi, tahsil zamanaşımı, teminat durumu ve ilgili alacakların asıl-fer’î ilişkisi birlikte değerlendirilir.

6183 sayılı Kanun’un 47. maddesi uyarınca yapılan mahsup, denetlenebilir bir hesap ve hukuk işlemidir. Tahsil dairesinin mahsup fişleri ile ödeme kayıtlarının birbirine uygun olması gerekir. Hukuka aykırı mahsup, mükellefin borç durumunu gerçeğe aykırı şekilde ağırlaştırıyorsa idari başvuru ve yargı yolu gündeme gelir.

Bu tür uyuşmazlıklarda Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu tarafından yürütülen vergi hukuku kapsamında hukuki danışmanlık ve dava takibi faaliyetleri çerçevesinde, tahsil işlemlerinin mevzuata uygunluğu ve başvuru yolları somut dosya üzerinden değerlendirilebilir.

Kaynakça

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun: Özellikle m.1-3, 22/A, 23, 37, 40, 44, 46, 47, 48, 54-55, 58, 102-103. Gelir İdaresi Başkanlığı – m.47.
  • Seri A, Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği: Birinci Kısım, Üçüncü Bölüm, V. Ödemenin Mahsup Edileceği Alacaklar. Gelir İdaresi Başkanlığı – Tahsilat Genel Tebliği.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu: m.2, 7, 11 ve ilgili dava usulü hükümleri.
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu: 10.03.2021, E.2020/1089, K.2021/299.
  • Danıştay 3. Dairesi: 10.04.2025, E.2023/7596, K.2025/1735.

Av. Fatih SEFER