Vergi Borcu Tecil Dilekçesi ve Başvuru Şartları

Vergi borcu tecil dilekçesi, borcun vadesinde ödenmesinin veya cebrî tahsil işlemlerinin borçluyu çok zor duruma düşüreceğini açıklayan, ilgili borçları ve uygulanabilir ödeme planını gösteren yazılı başvurudur. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesine göre tecil, ancak idarenin uygun bulmasıyla gerçekleşir; dilekçe verilmesi tek başına taksitlendirme, haczin kalkması veya tahsilatın durması sonucunu doğurmaz. 22 Ekim 2026 itibarıyla genel kanuni üst süre 72 ay, vergi dairesi bazında teminatsız tecil sınırı 10 milyon TL ve genel yıllık tecil faizi oranı %39’dur. Borç türüne göre daha kısa süreler ve özel sınırlamalar uygulanır.

Tecil dilekçesi ne işe yarar ve hukuki dayanağı nedir?

Tecil başvurusu, kamu alacağının silinmesini veya vergi borcuna itiraz edilmesini değil, ödeme zamanının belirli koşullarla yeniden düzenlenmesini amaçlar. 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi, borcun vadesinde ödenmesi, haciz uygulanması veya haczedilen malların paraya çevrilmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse yazılı talep üzerine faizli tecile imkân verir. Düzenlemenin genel şartları 6183 m.48 kapsamında vergi borcu tecili incelemesinin konusudur. Bu yazının konusu ise talep hakkının etkili biçimde nasıl kullanılacağıdır.

Başvurunun kabul edilmesi bir hak olarak kendiliğinden doğmaz. İdare, alacağın niteliğini, borçlunun mevcut ödeme kapasitesini, önceki ödeme davranışını, önerilen taksitlerin gerçekçiliğini ve gerekli teminatın sağlanıp sağlanmadığını değerlendirir. Bununla birlikte takdir yetkisi sınırsız değildir: Ret kararının somut olayla ilişkilendirilebilir ve denetlenebilir gerekçeye dayanması gerekir.

Vergi borcu tecil başvurusu nereye ve nasıl yapılır?

Vergi dairesince takip edilen borçlarda başvuru, borcun bağlı bulunduğu tahsil dairesine yöneltilir. Gelir İdaresi Başkanlığının uygulamasına göre borçlu, Dijital Vergi Dairesi üzerinden “Taksitlendirme/Tecil Talep İşlemleri (6183 S.K. 48. Md. Kapsamında)” menüsünü kullanabilir. Alternatif olarak resmî Tecil ve Taksitlendirme Talep Formu doldurularak bağlı olunan vergi dairesine bizzat veya posta yoluyla başvurulabilir.

Vergi borçlusunun başvurusu bizzat, kanuni temsilcisi veya bu iş için yetkilendirilmiş vekili aracılığıyla yapılabilir. Birden fazla vergi dairesinde borç varsa her tahsil dairesinin takip ettiği borçların ve teminatsız tecil sınırının ayrı değerlendirilmesi gerektiğinden, dilekçede borçların hangi dairelere ait olduğu açıkça gösterilmelidir. Yetki devri ve onay mercii borcun tutarına göre değişebilir; dilekçenin doğru daireye teslim edilmesiyle iç onay süreci birbirinden ayrıdır.

Serbest biçimli dilekçe resmî formun yerine geçer mi?

Kanun yazılı talebi arar; vergi dairelerinin idari uygulamasında ise resmî talep formunun ilgili bölümlerinin eksiksiz doldurulması gerekir. Aşağıdaki örnek metin, resmî forma eklenebilecek gerekçeli açıklama ve talep dilekçesi niteliğindedir. Formun yerini kendiliğinden aldığı varsayılmamalıdır. Elektronik başvuruda sistemde istenen bilgiler doldurulmalı, talep ve eklerin teslim edildiğini gösteren kayıt saklanmalıdır.

“Çok zor durum” dilekçede nasıl ispatlanır?

Çok zor durum, sadece “nakit sıkıntısı yaşıyorum” denilerek ortaya konulamaz. Borcun derhâl ödenmesi veya haczin sürdürülmesi hâlinde işletmenin faaliyetlerinin, zorunlu ödemelerinin veya borçlunun geçim ve ödeme dengesinin nasıl bozulacağı, tarihli ve karşılaştırılabilir finansal belgelerle açıklanmalıdır. Amaç, ödeme güçlüğünün gerçekliğini ve tecil verilirse borcun tahsil edilebileceğini birlikte göstermektir.

Ticari işletmeler hangi belgeleri sunmalıdır?

  • Güncel bilanço, gelir tablosu veya işletme hesabı kayıtları; önceki dönemle karşılaştırmalı ciro ve kârlılık verileri.
  • Kasa ve banka mevcutları, vadesi gelen kredi ve diğer kısa vadeli borçlar, alacak yaşlandırma tablosu, stok bilgileri ve varsa icra/haciz kayıtları.
  • Tahsil edilemeyen önemli alacaklara, geçici sipariş kaybına, mevsimsel gelir daralmasına veya olağanüstü nakit çıkışına ilişkin sözleşmeler ve belgeler.
  • Önümüzdeki aylara ait tahmini tahsilatlar ile ücret, kira, tedarikçi, kredi ve cari vergi ödemelerini bir arada gösteren nakit akış tablosu.
  • Teklif edilen taksit tutarlarının hangi gelirlerle ve hangi tarihlerde karşılanacağını gösteren gerçekçi ödeme projeksiyonu.

Bilanço esasına göre defter tutan işletmelerin değerlendirilmesinde likidite oranı, genel olarak (dönen varlıklar − stoklar) / kısa vadeli yabancı kaynaklar üzerinden incelenir. Ancak tek bir finansal oran, bütün borçlular ve bütün tecil rejimleri için otomatik kabul veya ret kuralı değildir. İlgili tarihte yürürlükteki tahsilat düzenlemeleri, mükellefin hukuki statüsü ve borcun türüyle birlikte değerlendirme yapılır. Gerçek kişi borçlular bakımından gelir, zorunlu gider, mevcut malvarlığı ve ödeme kapasitesini gösteren uygun belgeler gerekir.

Örnek: Bir işletmenin kısa vadeli borçları yüksek, banka bakiyesi düşük ve müşterilerinden üç ay sonra tahsil etmeyi beklediği belgeli alacakları varsa, dilekçede yalnızca zarar edildiği değil, borcun peşin tahsilinin hangi faaliyetleri durduracağı ve üç ay sonra başlayacak taksitlerin hangi tahsilatla karşılanacağı açıklanmalıdır. Tahminler belgelenemiyorsa önerilen taksit planı ikna edici olmayacaktır.

2026’da tecil süresi ve teminat sınırı ne kadardır?

4 Haziran 2026’da yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun değişikliğiyle 6183 m.48’in genel üst süresi 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır. Bu, her borcun 72 ay taksitlendirileceği anlamına gelmez. Tecile yetkili makam borcun türüne, borçlunun koşullarına ve uygulanabilir idari düzenlemelere göre daha kısa süre ve farklı taksit tarihleri belirleyebilir.

13 Haziran 2026’da yayımlanan 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, her bir alacaklı tahsil dairesi itibarıyla tecil edilen borçların toplamında teminatsız sınır 10 milyon TL olarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu sınır aşıldığında, aşan kısmın yarısı tutarında zorunlu teminat gösterilir. Bu düzenleme teminat koşulunu hafifletir; borcun veya faizin silinmesini sağlamaz.

İlgili tahsil dairesindeki tecilli borç toplamı48. maddeye göre asgari zorunlu teminatAçıklama
8.000.000 TL0 TLTeminatsız sınır içinde
10.000.000 TL0 TLSınır tutarı dâhil
12.000.000 TL1.000.000 TL(12.000.000 − 10.000.000) × %50
15.000.000 TL2.500.000 TL(15.000.000 − 10.000.000) × %50

Tablodaki hesaplamalar, 22 Ekim 2026 itibarıyla 6183 m.48 genel rejimi esas alınarak, aynı tahsil dairesindeki toplam tecilli borcun belirtilen tutardan ibaret olduğu varsayımıyla yapılmıştır. 48/A maddesindeki vergiye uyumlu mükelleflere özgü rejimin teminat ve süre hükümleri farklıdır; o rejime başvurulacaksa vergiye uyumlu mükelleflerin tecil imkânı ayrıca incelenmelidir.

Hangi teminatlar kabul edilir?

6183 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca para, süresiz ve şartsız banka teminat mektubu, kanundaki şartları taşıyan sigorta kefalet senedi, devlet iç borçlanma senetleri ve haczedilerek teminat gösterilen taşınır veya taşınmazlar kullanılabilir. Kanunun 11. maddesinde, uygun maddi teminat sağlanamayan hâllerde tahsil dairesinin kabulüne bağlı şahsi kefalet düzenlenmiştir. Teminat türleri ve değerleme esasları ayrıca önem taşır; malın yalnızca dilekçede belirtilmesi onu otomatik olarak geçerli teminat hâline getirmez.

Önceden uygulanmış haciz, 48. madde uyarınca haczedilen malın değeri tutarında teminat yerine geçebilir. Tecil kapsamındaki haciz ve teminatların kaldırılması ise yalnızca talep üzerine değil, kanundaki kalan borç ve ödeme şartlarına göre değerlendirilir. Bu nedenle dilekçede mevcut haczin tarihini, malların değerini ve bunların teminat hesabında dikkate alınması talebini ayrı belirtmek gerekir.

Hangi vergi borçları için tecil dilekçesi verilebilir?

Her kamu borcu sırf 6183 sayılı Kanun’a tabi olduğu için tecil edilebilir sayılmaz. Gelir İdaresi Başkanlığının genel 48. madde uygulamasında gelir ve kurumlar vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, belirli vergi cezaları ve katma değer vergisi gibi alacaklar tecil kapsamına girebilir. KDV bakımından idari uygulamada azami altı aylık tecil süresi bulunduğundan, genel 72 aylık üst süre KDV için aynen uygulanmaz.

Gelir İdaresi Başkanlığınca kapsam dışında sayılan başlıca alacaklar arasında geçici vergi, özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, belirli harç ve paylar ile kamu ihalelerinin karar ve sözleşmelerinden doğan damga vergileri bulunmaktadır. Pişmanlık hükümleriyle beyan edilen vergi aslı ve pişmanlık zammı ile VUK m.376 kapsamında indirim için belirli ödeme zamanına uyulması gereken cezalar açısından da özel sınırlamalar vardır. Başvurudan önce borcun kamu alacağı niteliği ile tecil kapsamına kabul edilip edilmediği ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

Özellikle vergi aslı, gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve gecikme zammı tek kalem gibi yazılmamalıdır. Tecil edilebilen her kalem ve bunların toplamı, vergi dairesi borç dökümündeki dönem ve takip bilgileriyle eşleştirilmelidir.

Vergi borcu tecil dilekçesinde hangi bilgiler bulunmalıdır?

Hukuken denetlenebilir ve uygulanabilir bir başvurunun aşağıdaki unsurları taşıması gerekir:

  1. Başvuranın kimliği: Ad-soyad veya ticaret unvanı, vergi kimlik numarası, iletişim adresi ve temsil yetkisi.
  2. Muhatap tahsil dairesi: Borcun takip edildiği vergi dairesinin adı; gerekiyorsa ayrı daireler için ayrı talep.
  3. Borcun tanımı: Vergi veya ceza türü, vergilendirme dönemi, vade, ilgili tahakkuk veya takip numaraları, başvuru tarihi itibarıyla borç tutarı.
  4. Hukuki sebep: 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine dayanıldığı, başka bir tecil rejimi talep ediliyorsa bunun açıkça belirtilmesi.
  5. Çok zor durum açıklaması: Peşin ödeme ya da haczin somut nakit akışına etkisi; mali tablolarla ilişkilendirilmiş olay ve tarihler.
  6. Ödeme önerisi: İstenen süre, aylık veya diğer taksit aralıkları, ilk ödeme tarihi ve taksitlerin finansman kaynağı.
  7. Teminat açıklaması: Teminat aranıp aranmadığına dair hesap, önerilen teminatın niteliği, değeri ve varsa mevcut hacizler.
  8. Sonuç ve ekler: Yazılı inceleme ve karar talebi; tarih, imza, yetki belgesi ile dayanak mali belgelerin listesi.

Talep edilen sürenin kanuni üst sınır içinde olması, başvuru sahibine bu sürenin aynen verileceği anlamına gelmez. Çok uzun fakat dayanağı olmayan bir taksit önerisi yerine, şirketin nakit akışına dayalı sürdürülebilir bir plan sunulması gerekir.

Vergi borcu tecil dilekçesi örneği

Aşağıdaki örnek, 6183 m.48 kapsamındaki genel tecil başvurusu için gerekçeli ek dilekçe olarak uyarlanabilir. Köşeli parantezli alanlar gerçek bilgilere göre doldurulmalı; resmî başvuru formu, eklenecek mali tablolar ve somut borç dökümüyle birlikte sunulmalıdır.

[İLGİLİ VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE]

Başvuran: [Ad-soyad / şirket unvanı]
VKN/TCKN: [Numara]
Adres: [Açık adres]
Konu: 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca kamu borçlarının tecili ve taksitlendirilmesi talebimizdir.

Vergi dairenizde takip edilen ve ekte dönem, tür, vade ve tutarları gösterilen toplam [tutar] TL kamu borcumuz bulunmaktadır. [Tarih] itibarıyla işletmemizin tahsilatları [somut neden] sebebiyle azalmış; buna karşılık [ücret, kredi, tedarikçi ve diğer zorunlu ödeme kalemleri] vadesinde devam etmiştir. Ekli [bilanço, gelir tablosu, banka kayıtları, alacak listesi ve nakit akış tablosu] bu durumu göstermektedir.

Borcun tamamının derhâl ödenmesi veya mevcut cebrî tahsil işlemlerinin sürdürülmesi, [üretim/hizmetin devamı, çalışan ücretleri veya zorunlu faaliyet ödemeleri] bakımından somut ve ciddi ödeme güçlüğü doğuracaktır. Bununla birlikte [belgelendirilen tahsilat ve gelir kaynağı] sayesinde borcun [önerilen başlangıç ayı] tarihinden itibaren [taksit sayısı] taksitte ödenmesi mümkündür. Önerilen taksitler ve öngörülen gelir kaynakları ekli ödeme planında açıklanmıştır.

Başvuru kapsamındaki tecilli borç toplamımız ve 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi gereği uygulanan teminatsız tecil sınırı dikkate alınarak [teminat gerekmemesi / türü ve değeri belirtilen teminatın kabul edilmesi / mevcut haczin teminat sayılması] hususunun değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Sonuç ve talep: Açıklanan nedenlerle, ekte listelenen ve tecil kapsamına giren kamu alacaklarının 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca, uygun görülecek faiz ve şartlarla, sunduğumuz ödeme planı çerçevesinde tecil ve taksitlendirilmesini; teminat durumunun kanuni sınırlar doğrultusunda belirlenmesini ve başvurumuz hakkında gerekçeli kararın tarafımıza bildirilmesini arz ederiz.

Tarih: [gg/aa/yyyy]
İmza: [Yetkili kişi]

Ekler: 1. Tecil ve Taksitlendirme Talep Formu; 2. Borç dökümü; 3. Mali durum ve nakit akış belgeleri; 4. Önerilen ödeme planı; 5. Teminat veya haciz belgeleri (varsa); 6. Temsil yetki belgesi (gerekiyorsa).

Dilekçedeki mali durum anlatımı varsayımsal kalmamalıdır. Örneğin tahsil edilemeyen alacağın miktarı, tahsil tarihi ve dayanağı; banka kredilerinin ödeme tarihleri; öngörülen ilk taksitin hangi gelirden karşılanacağı gerçek belgelerle tutarlı olmalıdır. Gerçeğe aykırı mali bilgi sunulması başvurunun güvenilirliğini ve hukuki durumunu olumsuz etkiler.

Başvuru yapıldıktan sonra ne olur? Faiz ne zaman başlar?

Tahsil dairesi belgeleri, çok zor durum iddiasını, tecil kapsamını ve gerekli teminatı inceleyerek başvuruyu kabul edebilir, farklı koşullarla uygun bulabilir veya reddedebilir. Başvuru sırasında önerilen plan ile idarenin onayladığı plan aynı olmayabilir. Tecil kararı verilirse borçluya bildirilen vade ve taksit koşullarına uyulması gerekir.

22 Ekim 2026 itibarıyla genel tecil faizi, 13 Kasım 2025’ten beri uygulanmakta olan yıllık %39 oranıdır. Faiz esas olarak tecil müracaat tarihinden (başvuru henüz vade dolmadan yapılmışsa vadeyi izleyen günden) fiilî ödeme gününe kadar, her taksit tutarı ve onun bekleme süresi üzerinden hesaplanır. Bu nedenle “toplam borç × %39 × toplam ay sayısı” biçimindeki tek işlem çoğu durumda doğru sonucu vermez. Ödemelerin kamu borcuna mahsup sırası da kalan borcun hesabında ayrıca dikkate alınmalıdır.

2026’da duyurulan %29 tecil faizi hâlen yeni başvurulara uygulanır mı?

Hayır, 22 Ekim 2026 tarihinde yapılacak sıradan bir yeni başvuru, sırf 2026 yılında yapıldığı için %29 oranından yararlanmaz. 16 Haziran 2026 tarihli Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği, kapsamındaki geçmiş vadeli borçlar için 31 Ağustos 2026’ya kadar başvuru yapılmasını öngören özel bir dönem düzenlemiştir. Bu tarihe kadar usulüne uygun şekilde kapsama alınmış tecillerin kendi ödeme planları ve faiz rejimi ayrı değerlendirilir. Genel uygulamadaki %39 oranı ile söz konusu süreli %29 uygulaması karıştırılmamalıdır.

Tecil talebi reddedilirse hangi yollar izlenir?

6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi uyarınca, tecil talebi uygun görülmeyen borçluya ret kararının tebliğinden itibaren idarece 30 güne kadar bir ödeme süresi verilebilir. Bu süre kanundan doğan otomatik 30 günlük yeni vade değildir; idarenin fiilen belirlediği süreye bakılmalıdır. Borç bu şekilde verilen sürede ödenirse kanunda öngörülen tecil faizi uygulaması gündeme gelir.

Ret kararının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa gerekçesinin incelenmesi, eksik belge olup olmadığının belirlenmesi ve uyuşmazlığın niteliğine göre idari yargı yolunun değerlendirilmesi gerekir. Vergi mahkemesinin görevine giren bir tecil ret işlemine karşı genel dava açma süresi, özel bir düzenleme yoksa, ret işleminin usulüne uygun tebliğini izleyen günden itibaren 30 gündür (2577 sayılı Kanun m.7). Tecil talebi veya ret işlemine karşı dava, tek başına daha önce başlamış her türlü tahsil işlemini durdurmaz; dava konusu işlem ve yürütmenin durdurulması koşulları ayrıca değerlendirilir. Vergi uyuşmazlıklarında idari ve yargısal çözüm yolları birbirinden ayrılır.

Danıştay’a göre gerekçesiz ret işlemi hukuka uygun mudur?

Danıştay 9. Dairesinin 28.03.2023 tarihli, E.2021/516, K.2023/1044 sayılı kararında, 6183 m.48 kapsamında yapılan tecil ve taksitlendirme başvurusunun hiçbir gerekçe belirtilmeden reddedilmesine ilişkin işlemin iptalini uygun bulan bölge idare mahkemesi kararı onanmıştır. Karara konu olayda borçlu, başvurusunu yazılı yapmış ve teminat olarak göstermeyi düşündüğü iş makinelerine ilişkin faturaları sunmuştur. Yargısal değerlendirmenin esası, idarenin takdir hakkı bulunsa da reddin nedenlerinin somut biçimde ortaya konulması gerektiğidir. İptal kararı tecilin kendiliğinden kabul edildiği anlamına gelmez; idare şartları yeniden değerlendirip gerekçeli işlem kurabilir. Karar 2019 dönemindeki belirli damga vergisi alacağına ilişkindir; güncel tecil kapsamı bakımından ayrıca kontrol gerekir.

Başvuru öncesinde veya sonrasında ödeme emri tebliğ edilmişse, ödeme emrine özgü süre ve dava sebebi tecil talebinden ayrı ele alınmalıdır. Başvuru yapılmasını, ödeme emrine karşı başvuru süresini koruyan işlem olarak görmek ciddi hak kaybına yol açabilir.

Tecil kabul edildikten sonra taksit ödenmezse ne olur?

Onaylanan taksitlerin ve tecil faizinin gereği gibi ödenmemesi, teminatın değer kaybının giderilmemesi veya kanundaki diğer şartların ihlali halinde borç muaccel olabilir ve cebrî tahsil süreci yeniden gündeme gelir. Her taksit gecikmesinin, varsa özel düzenlemede tanınan toleransla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tecilin bozulmasının sonuçları ayrı bir hukuki inceleme konusudur. Kabulden sonra ödeme belgesi, taksit takvimi ve faiz hesabı düzenli takip edilmeli; ödeme kanalları bakımından vergi borcunun ödeme usulleri esas alınmalıdır.

Sık sorulan sorular

Vergi borcu tecil dilekçesi vermek için borcun mutlaka vadesinin geçmiş olması gerekir mi?

Hayır. 6183 m.48, borcun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşürmesini de düzenler. Vade gelmeden yapılan başvuruda faiz hesabının başlangıcı, vade gününü izleyen tarih üzerinden değerlendirilir. Borcun türünün tecil kapsamına girmesi yine zorunludur.

10 milyon TL’nin altında borcum varsa tecil kesin kabul edilir mi?

Hayır. 10 milyon TL sınırı, genel 48. madde tecilinde teminat aranıp aranmayacağına ilişkindir. Çok zor durumun, ödeme niyetinin ve öngörülen planın uygun bulunması şartları devam eder.

Tek dilekçeyle bütün vergi dairelerindeki borçlar taksitlendirilebilir mi?

Her bir tahsil dairesinin alacakları ve teminat sınırı ayrı takip edilir. Başvuru kanalı merkezi olsa dahi borçların ilgili daire ve dönemler itibarıyla ayrıntılandırılması; her daire bakımından kararın ve ödeme planının ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Tecil dilekçesi verilmesi haczi otomatik kaldırır mı?

Hayır. Başvurunun kayda alınması haczi kendiliğinden kaldırmaz. Kabul edilmiş tecilde ise mevcut haczin teminat sayılması ve yapılan ödemeler oranında kaldırılması 6183 m.48’in ayrıntılı koşullarına bağlıdır.

Sonuç

Başarılı bir tecil başvurusunun belirleyici unsuru uzun bir dilekçe değil, borcun doğru tanımlanması, çok zor durumun nesnel belgelerle açıklanması, teminat hesabının güncel mevzuata göre yapılması ve sürdürülebilir taksit planının ortaya konulmasıdır. 2026 yılında 72 aylık genel üst süre ve 10 milyon TL teminatsız sınır önemli olmakla birlikte her borca aynı şekilde uygulanmaz. Başvurunun reddi, haciz veya ödeme emriyle birleşen somut uyuşmazlıklarda, süreler ve işlemlerin hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir. Bu tür konularda vergi tahsilatı ve yargılama süreçlerine ilişkin hukuki destek ihtiyacı doğabilir.

Kaynaklar

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.10, 11, 47, 48 ve 48/A; 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun m.1.
  • 12 Haziran 2026 tarihli ve 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (13 Haziran 2026 tarihli ve 33279 sayılı Resmî Gazete): GİB duyurusu.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesi kapsamında tecil ve taksitlendirme açıklamaları (başvuru kanalları, kapsam, teminat ve faiz).
  • 13 Kasım 2025 tarihli ve 33076 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği (Seri:C Sıra No:9): yıllık %39 tecil faiz oranı.
  • 16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20); GİB Tahsilat İç Genelgesi Seri No:2026/1 (31 Ağustos 2026’da sona eren özel başvuru dönemi).
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.7 ve 27.
  • Danıştay 9. Daire, 28.03.2023, E.2021/516, K.2023/1044

Yazar: Av. Fatih SEFER