Vergi Borcu Tecilinin Bozulması: Tecil Şartlarına Uymamanın Sonuçları

Vergi borcu tecilinin bozulması, borçlunun kabul edilmiş tecil ve taksitlendirme planındaki ödeme veya teminat şartlarına uymaması nedeniyle ertelenmiş kamu alacağının yeniden muaccel hâle gelmesidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesine göre tecil şartlarının ihlali, yalnızca geciken taksitin değil, tecil kapsamında kalan kamu alacağının da cebren takip ve tahsiline yol açabilir. İdare, uygulanabilir özel bir telafi düzeni bulunmadıkça veya tecili yeniden geçerli saymadıkça, teminatı paraya çevirme ve haciz gibi tahsil yollarına başvurabilir. Ancak hangi taksitin ne zaman ihlal sayılacağı, faiz hesabı ve başvuru imkânı, borcun olağan tecil kapsamında mı yoksa özel bir tebliğ veya yapılandırma kanunu kapsamında mı taksitlendirildiğine göre belirlenir.

6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine göre tecil hangi hâllerde bozulur?

6183 sayılı Kanun’un 48. maddesinde tecil, borçlunun yazılı talebine ve yetkili makamın kabulüne bağlı bir tahsil kolaylığıdır. Kanun, tecil şartlarına riayet edilmemesi, değer kaybeden teminatın veya haczedilmiş malların tamamlanmaması yahut yerine uygun başka teminat gösterilmemesi hâllerinde kamu alacağının muaccel olacağını açıkça düzenler. Dolayısıyla ihlal, taksit ödemesinin gecikmesiyle sınırlı değildir.

  • Taksidin hiç veya eksik ödenmesi: Ödeme planında belirlenmiş tarihte taksit anaparasının ya da ilgili tecil faizinin tam yatırılmaması, olağan tecil bakımından ihlal nedenidir.
  • Teminatın yetersiz kalması: Teminatın değerinin düşmesi ve tahsil dairesinin istediği tamamlama veya ikame yükümlülüğünün karşılanmaması, ödemeler düzenli olsa bile tecili tehlikeye sokar.
  • Kararda belirtilen diğer şartların ihlali: Tecile yetkili makamın kanuni yetkisi çerçevesinde koyduğu, borçluya bildirilen somut ödeme ve güvence koşullarının yerine getirilmemesi de sonuç doğurur.

İhlalin varlığı, soyut bir ‘borç ödenmedi’ kaydından değil; kabul edilmiş tecil kararından, borçluya bildirilen taksit çizelgesinden, ödeme dekontlarından, tahsil kayıtlarından ve teminat durumundan tespit edilir. İdarenin ayrıca ileri sürdüğü bir şartın tecil kararında hukuken geçerli biçimde belirlenip borçluya bildirildiği de incelenmelidir. 6183 m.48’e göre tecilin şartları, ihlalin var olup olmadığını değerlendirmenin başlangıç noktasıdır.

Bir taksitin gecikmesi bütün borcu muaccel hâle getirir mi?

Olağan m.48 tecilinde taksit veya faiz ödemesinin planlanan sürede tam yapılmaması, idarece tecilin ihlal edildiği sonucuna varılmasına ve tecilli alacağın kalan kısmının muaccel olmasına neden olabilir. Bu aşamada tecilin geçerliliği sona erdiği için borçlu, yalnız geciken taksidin değil, ödeme ve mahsup kayıtları çıkarıldıktan sonra kalan tecilli alacağın takip edilmesi riskiyle karşılaşır. Tecil kararı verilmiş olması, borcu ortadan kaldırmaz; tahsil zamanını ve şartlarını değiştirir.

Bununla birlikte her tecil için bir taksit gecikmesinde otomatik olarak aynı sonuç doğduğu söylenemez. Özel bir düzenleme gecikmiş taksitin tamamlanmasına olanak tanıyorsa öncelikle bu düzenleme uygulanır. Özellikle 16 Haziran 2026 tarihli Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği kapsamındaki teciller bakımından aşağıda açıklanan ayrı telafi kuralı vardır. Başka bir kanuna göre yapılandırılan borçların ihlali de o kanunun kendi koşullarına tabidir.

2026 özel tecil düzenlemesinde geciken taksit nasıl telafi edilir?

16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği, belirli kamu alacakları için 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yapılan başvurulara özel bir taksitlendirme rejimi kurmuştur. Bu başvuru tarihi 22 Ekim 2026 itibarıyla geçmiş olmakla birlikte, zamanında kabul edilmiş ve Eylül 2026’da ödenmeye başlamış planlara ilişkin ihlal kuralları önemini korur. Söz konusu tebliğ kapsamında yıllık %29 tecil faizi öngörülmüştür; bu oran olağan m.48 tecilindeki yıllık %39 oranıyla karıştırılmamalıdır.

Bu Tebliğ’in 12. maddesi uyarınca, bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi, şu şartla tecilin kaybına yol açmaz: Her gecikmiş taksit, onu izleyen taksitin ödeme süresi içinde, fiili ödeme tarihi dikkate alınarak hesaplanan tecil faiziyle birlikte tamamlanmalıdır. Geciken taksit son taksitse ödeme, son taksit süresini izleyen ayın sonuna kadar faizle birlikte yapılmalıdır. Şartlar yerine getirildiğinde tecilin geçerli sayılması için ayrıca idari işlem aranmaz. Bu telafi imkânının koşulları karşılanmazsa veya aynı takvim yılında sınır aşılırsa tecil ihlal edilir ve alacak takip edilir.

Örneğin özel tebliğe göre Eylül, Ekim ve Kasım 2026 taksitleri bulunan bir borçlu, Eylül taksidini süresinde yatıramamışsa Eylül taksidini ve fiili ödeme tarihine göre hesaplanan faizini Ekim taksidinin ödeme süresi içinde tamamlamalıdır. Ekim taksidinin de kendi vadesinde ödenmesi gerekir. Bu örnek, özel tebliğe özgüdür; genel m.48 tecillerine veya diğer yapılandırma kanunlarına otomatik uygulanamaz.

Tecil bozulunca faiz ve gecikme zammı nasıl hesaplanır?

Tecil süresinde borca uygulanan tecil faizi ile tecil geçersiz hâle geldikten sonra dikkate alınacak gecikme zammı aynı mali yükümlülük değildir. 6183 sayılı Kanun’un 51 ve 52. maddelerine göre gecikme zammı, buna tabi alacakların normal ödeme vadesiyle bağlantılıdır; geçerli tecilde gecikme zammının uygulanma süresi tecilin yapıldığı güne kadar olan süreyle sınırlanır. Tecilin ihlali üzerine ise GİB uygulamasında tecile konu borç için asıl vade tarihi esas alınarak gecikme zammı hesabı yeniden yapılır. Daha önce yapılmış ödemelerin tarihleri ve mahsubu hesaba katılır; aynı tutar üzerinden ikinci kez tahsilat yapılamaz.

22 Ekim 2026 itibarıyla genel m.48 uygulamasında yıllık tecil faizi oranı, 13 Kasım 2025 tarihli Seri:C Sıra No:9 Tahsilat Genel Tebliği uyarınca %39‘dur. Aynı tarihten itibaren 6183 m.51 kapsamında aylık gecikme zammı oranı, 10556 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca %3,7‘dir. Önceki dönemlere ilişkin hesaplamalarda o tarihlerde geçerli oranlar esas alınır. Özel Seri:B Sıra No:20 kapsamındaki yıllık %29 ise yalnız tebliğin koşullarını taşıyan tecillere ilişkindir.

Bir borç içinde gecikme zammı uygulanabilen ve uygulanamayan alacakların birlikte bulunması hâlinde faizlerin mahsubu ayrıca önem kazanır. Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliği’ndeki açıklamalara göre gecikme zammı uygulanabilen kısma isabet eden önceden ödenmiş tecil faizi, hesaplanan gecikme zammından mahsup edilir. Buna karşılık 6183 m.48’in açık son hükmü gereği, gecikme zammı uygulanmayan alacak için önceden ödenen tecil faizi iade veya mahsup edilmez. Bu ayrım yapılmadan ‘tecil bozuldu, tüm faiz yeniden tahsil edilir’ yaklaşımı hukuken hatalıdır.

Yeniden çıkarılan hesap cetvelinde asıl vade, geçerli tecilin başlangıcı, her tahsilatın tarihi, kalan anapara, eski ve yeni dönem oranları ile tecil faizi mahsubunun ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Kamu alacağı ödemelerinin mahsup sırası özellikle aynı dosyada farklı dönem veya türde borçlar bulunuyorsa uyuşmazlığın sonucunu etkiler.

Danıştay 4. Dairesinin 15.12.2020 tarihli, E.2016/14234, K.2020/5726 sayılı kararında; bozulan 6183 m.48 tecili kapsamında önceki taksit ödemelerinin, sonradan özel yapılandırma kapsamına alınan borçlar karşısındaki mahsup biçimi tartışılmıştır. İlk derece mahkemesinin, önceki ödemelerin ödeme tarihleri itibarıyla mahsubu yapıldıktan sonra kalan borç üzerinden yeni plan oluşturulmasını hukuka uygun bulan kararı onanmıştır. Bu karar, mahsup tarihinin sonradan yapılan yapılandırmayla keyfî şekilde değiştirilemeyeceğini; işlemin somut özel kanun koşullarıyla birlikte incelenmesi gerektiğini gösterir.

Tecil ihlalinden sonra teminat, haciz ve ödeme emri ne olur?

Tecil kararının ihlali hâlinde 6183 m.48 gereği alacağın muaccel olması, idarenin cebrî tahsil yetkisini yeniden kullanılabilir hâle getirir. Kanun’un 54. maddesi; teminatın paraya çevrilmesini, hacizli malların satışını ve şartlarına göre iflas yolunu düzenler. Alacak için önceden teminat gösterilmişse 56. madde uyarınca borçluya 15 gün içinde ödeme yapılması, aksi hâlde teminatın paraya çevrileceği veya diğer cebrî takip yollarına gidileceği bildirilir. Borç ödenmezse teminat kanuni usulle paraya çevrilir. Teminatın varlığı, idareye hiçbir bildirim yapmadan her türlü malvarlığına el koyma yetkisi vermez.

Teminatsız alacaklar bakımından 6183 m.55’e göre düzenlenen ödeme emri, borçluya 15 gün içinde ödeme yapma veya mal bildiriminde bulunma yükümlülüğünü bildirir. Önceden usulüne uygun tebliğ edilmiş ödeme emri veya tesis edilmiş haciz bulunup bulunmadığı, mevcut takip işlemlerinin kapsamı ve tecil sonrası değişen borç durumu ayrıca değerlendirilir. Her olayda mutlaka sıfırdan ödeme emri çıkarılacağını söylemek de, önceki her takip işleminin aynen devam edebileceğini kabul etmek de isabetli değildir.

Ödeme planının bozulması tek başına geçmiş hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Öte yandan tecilin kabulü sırasında yapılan ödemeler, kaldırılan hacizler ve yeniden vadelendirme nedeniyle üçüncü kişilere yöneltilen eski haciz bildirilerinin geçerliliği ayrı bir hukuki sorun oluşturabilir. Bu nedenle 6183 kapsamında kamu alacağının niteliği ve takip dayanağı birlikte değerlendirilmelidir. Güncel ödeme kanalları ve makbuzun ispat değeri yönünden vergi borcunun hangi yöntemlerle ödendiği ayrıca önem taşır.

Bozulan tecil yeniden geçerli sayılabilir mi?

Evet, tecilin geçerli sayılması mümkündür; ancak borçlunun tek taraflı talebiyle kendiliğinden gerçekleşmez. GİB’in Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliği’ne dayalı uygulamasında, şartları ihlal edilen olağan m.48 tecili için yetkili makama yazılı başvuru yapılabilir. Makam, ödeme geçmişini, ihlalin nedenini, borçlunun ödeme gücünü, teminat durumunu ve önerilen yeni takvimini değerlendirerek daha önce ödenen taksitleri tecilli kabul edip kalan borca yeni ödeme planı verebilir. Talebin kabulü, idarenin hukuka bağlı takdir yetkisine tabidir; sırf dilekçe verilmesi borcun muacceliyetini veya tahsil işlemlerini kendiliğinden askıya almaz.

Geçerli sayma hâlinde faiz hesabında ilk tecil müracaat tarihi esas alınır. Verilebilecek yeni ödeme süresi de ilk başvurudan itibaren kanunun izin verdiği azami tecil süresini aşamaz. Bu nedenle ilk tecilde geçen zamanın yok sayılıp sıfırdan azami süre tanınması mümkün değildir. Güncel m.48’de azami süre 72 aya çıkarılmıştır; ancak geçmişte verilmiş tecillerin dönem hukukuna etkisi ve özel takvim sınırlamaları ayrıca dikkate alınmalıdır.

İhlalin nedeni nakit akışı bozulması, bir tahsilatın beklenmedik gecikmesi, ödeme kanalındaki belgelendirilebilir sorun veya teminat değerinin değişmesi olabilir. Başvuruda soyut mazeret yerine banka hareketleri, hesap ekstresi, ticari alacakların vade listesi, ödeme dekontları ve gerekiyorsa yeni teminat evrakı sunulmalıdır. Talebin hazırlanması ve eklerin belirlenmesi bakımından tecil başvurusu, teminat ve çok zor durum belgeleri konusunun ayrı incelenmesi gerekir.

6183 m.48/A kapsamında uyumlu mükellefin tecili bozulursa ne olur?

6183 sayılı Kanun’un 48/A maddesi, genel tecilden farklı koşullara bağlanmış vergiye uyumlu mükellef tecilidir. Bu rejimde tecil şartlarına uyulmaması durumunda, kural olarak ilk tecil talep tarihinden itibaren beş yıl geçmedikçe yeniden 48/A hükümlerinden yararlanılamaz; maddenin kendi istisnai hükümleri saklıdır. Beş yıllık sonuç, genel m.48 tecili ihlal eden herkese uygulanabilecek bir yaptırım değildir. Ayrıca 48/A’da yer alan bu sınırlamadan, başka bir düzenlemeye göre tecil talebinde bulunmanın her koşulda yasak olduğu sonucu çıkarılamaz.

Bu nedenle önce dosyanın m.48 mi, m.48/A mı, Seri:B Sıra No:20 mi, yoksa özel yapılandırma kanunu mu kapsamında olduğu kesinleştirilmelidir. Özellikle 48/A’nın başvuru koşulları ile beş yıllık sınırlamanın kapsamı ayrı değerlendirilir.

Özel yapılandırma kanunlarında tecil ihlali neden ayrı incelenmelidir?

6736, 7143 ve benzeri özel yapılandırma kanunlarında taksitlerin aksaması hâlinde uygulanacak telafi süresi, kaç taksidin geciktirilebileceği, ödenen tutarların akıbeti ve yapılandırmadan yararlanma hakkının kaybı, ilgili kanunun kendi hükümleriyle belirlenmiştir. Bu hükümler, 6183 m.48’deki olağan tecil düzeni yerine geçebilen özel kurallardır. Bu nedenle özel kanuna dayanarak taksitlendirilmiş bir dosyaya genel tecil hükümleri doğrudan uygulanamaz; aynı şekilde özel yapılandırmadaki taksit toleransı bütün tecillere genişletilemez.

Danıştay 3. Dairesinin 22.09.2023 tarihli, E.2023/6381, K.2023/3126 sayılı kararında, 7143 sayılı Kanun kapsamındaki ödeme planlarının bildirilmesi, bunların ihlal edildiği iddiasıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali ve sonradan uygulanan haczin dayanağı birlikte incelenmiştir. Kararda, ilgili ödeme emrinin yargı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle haczin o alacağa ilişkin bölümünün hukuki dayanaktan yoksun kaldığı kabul edilmiştir. Bu karar özel yapılandırma rejimine ilişkindir; genel m.48 bakımından otomatik bildirim veya ihlal kuralı oluşturmaz.

Bozulan tecil ve haciz işlemine karşı hangi yola başvurulur?

Hukuki yol, hangi işlemin somut ve icrai sonuç doğurduğuna göre belirlenir. Tecili kaldıran açık bir karar bildirilmişse bu kararın; ardından ödeme emri, teminatın paraya çevrilmesi kararı veya haciz uygulanmışsa ilgili işlemin ayrı ayrı hukuka uygunluğu değerlendirilir. Tecil bozma işlemine karşı açılabilecek genel vergi davasında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesindeki genel 30 günlük dava süresi başlangıç itibarıyla dikkate alınır. Ödeme emrine karşı ise özel hüküm olan 6183 m.58 uyarınca tebliğden itibaren 15 günlük süre söz konusudur; bu iki süre birbirine karıştırılmamalıdır.

Ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek itirazların çerçevesi m.58’deki borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımı savunmalarıyla bağlantılıdır. Tecilin hâlen geçerli olduğu, ihlalin özel telafi koşulları içinde giderildiği veya mahsup edilen ödemenin dikkate alınmadığı savunmaları, borcun ödeme emri tarihinde takip edilebilir olup olmadığıyla ilişkilendirilerek somut delille kurulmalıdır. Tahsil işlemi ve iptal davasının usulü için vergi uyuşmazlığında idari ve yargısal başvuru yolları ayrıca yol gösterir.

Davaya konu tecil bozulmuş olsa bile yürütmenin durdurulması kararı bulunmadıkça dava açılmış olması her takip işlemini kendiliğinden durdurmaz. Borçlu, gecikmenin düzeltildiği iddiasına dayanıyorsa ödeme planı ve dekontları; teminat ihtilafına dayanıyorsa değerleme ve tamamlama belgelerini; hesaplama ihtilafına dayanıyorsa ayrıntılı borç dökümünü sunmalıdır.

Danıştay 9. Dairesinin 28.03.2023 tarihli, E.2021/52, K.2023/950 sayılı kararında asıl borçlunun borcunun sonradan tecil edilmesi ve kısmen ödenmesiyle oluşan yeni hukuki durumun, üçüncü kişi hakkında önceden düzenlenmiş haciz bildirisi ve ödeme emri üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. Daire, üçüncü kişi hakkındaki ödeme emrinin iptalini uygun bulan kararı onamıştır. Karar, tecilin geçmiş takip belgeleri üzerindeki etkisinin kişiye, işlem tarihine ve borcun güncel durumuna göre incelenmesi gerektiğini gösterir.

Tecil bozulduğunda izlenecek hukuki kontrol sırası

KontrolBelirleyici belge veya ölçütHukuki sonuç
Uygulanan rejimm.48, m.48/A, Seri:B No:20 veya özel yapılandırma kararıİhlal ve telafi kuralları doğru seçilir.
İhlal tarihiTaksit çizelgesi, tebliğ, resmî tatil, tahsil tarihiGecikmenin gerçekten oluşup oluşmadığı belirlenir.
TeminatTeminat yazısı, ekspertiz, tamamlama bildirimiTeminat kaynaklı ihlal ve takip yetkisi incelenir.
Ödemelerin mahsubuBanka dekontları ve vergi dairesi hesap ekstresiKalan anapara ve ferilerin mükerrer tahsili önlenir.
Faiz ve zamAsıl vade, dönemsel oranlar, tecil faizi kayıtlarıGecikme zammı ve mahsup yeniden hesaplanır.
Başvuru/davaİcrailik taşıyan işlem, tebliğ tarihi ve dava dilekçesi15 veya 30 günlük ilgili süre korunur.

Sık sorulan sorular

Tecil bozulunca bütün taksitleri yeniden ödemek gerekir mi?

Hayır. Usulüne uygun yapılmış ödemeler ortadan kalkmaz. İdare, kalan borcu ve ferilerini ödeme tarihleri ile mahsup kurallarına göre yeniden hesaplar. Tecilin sona ermesi, daha önce tahsil edilmiş anaparanın yeniden talep edilmesini haklı kılmaz.

Taksit ödendiği hâlde tecil neden bozulabilir?

Yalnız anapara ödenmiş, tecil faizi eksik yatırılmış olabilir; ödeme yanlış döneme mahsup edilmiş olabilir veya değer kaybeden teminat tamamlanmamış olabilir. Bu hâllerde hangi yükümlülüğün ihlal edildiği kabul kararı ve tahsil kayıtlarından ayrı ayrı gösterilmelidir.

Başvuru yapınca haciz ve takip kendiliğinden durur mu?

Hayır. İhlal edilmiş tecilin yeniden geçerli sayılması talebi, tek başına takibi durdurmaz. İdarenin yeni bir karar vermesi veya somut yargısal koruma kararı bulunması gerekir.

2026’da tecil en fazla kaç ay olabilir?

6183 m.48’de genel kanuni üst sınır, 4 Haziran 2026 tarihinden itibaren 72 aydır. Bu, her borca 72 ay verileceği anlamına gelmez. Borç türü, tahsil idaresinin kriterleri, ödeme gücü ve özel tebliğ hükümleri daha kısa süre öngörebilir.

Tecil bozulduktan sonra ‘borcu yoktur’ yazısı kullanılabilir mi?

Önceki tecilin yürürlükte olduğu dönemde verilmiş belge, tecilin ihlalinden sonra borcun güncel durumunu kendiliğinden ispatlamaz. Belgeyi kullanmadan önce ihlalin giderilip giderilmediği, vadesi geçmiş borcun bulunup bulunmadığı ve yeni borç dökümü kontrol edilmelidir.

Sonuç

Vergi borcu tecilinin bozulmasının temel sonucu, ertelenmiş alacağın kalan kısmının muaccel hâle gelmesi ve cebrî tahsilin yeniden gündeme gelmesidir. Ancak tecilin türü, taksitlerin bildirilmesi, özel telafi hükümleri, teminat, önceki ödemeler ve faiz mahsubu incelenmeden borcun tamamının koşulsuz takip edilebileceği sonucuna varılamaz. Özellikle Seri:B Sıra No:20 kapsamında süresinde yapılmış başvurulardan doğan 2026 ödeme planları ile olağan m.48 tecilleri ayrı değerlendirilmelidir. Somut bir tecil bozma kararı, ödeme emri veya hacze karşı hukuki yardım gerektiren uyuşmazlıklarda vergi hukuku alanındaki avukatlık hizmetleri kapsamında işlemin ve sürelerin birlikte incelenmesi mümkündür.

Kaynakça

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, özellikle m.48, 48/A, 51, 52, 54, 55, 56 ve 58.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.2, 7 ve 8.
  • 7582 sayılı Kanun m.1 (4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete); 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (13 Haziran 2026, 33279 sayılı Resmî Gazete).
  • Seri:A Sıra No:1 Tahsilat Genel Tebliği, tecil ve tecilin geçerli sayılmasına ilişkin açıklamalar; Seri:C Sıra No:9 Tahsilat Genel Tebliği (13 Kasım 2025, 33076 sayılı Resmî Gazete); 10556 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (13 Kasım 2025, 33076 sayılı Resmî Gazete).
  • Seri:B Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği, özellikle m.10-12 (16 Haziran 2026, 33282 sayılı Resmî Gazete).
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, 6183 sayılı Kanun m.48 kapsamında tecil ve taksitlendirme açıklamaları.
  • Danıştay 9. Daire, 28.03.2023, E.2021/52, K.2023/950
  • Danıştay 3. Daire, 22.09.2023, E.2023/6381, K.2023/3126
  • Danıştay 4. Daire, 15.12.2020, E.2016/14234, K.2020/5726 (ödenen tutarların başka yapılandırmayla mahsubu konusundaki inceleme).

Yazar: Av. Fatih SEFER