Ceza Davasında Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Ceza davasında görevli mahkeme, suçun kanuni niteliğine, kanunda öngörülen cezanın üst sınırına ve özel görev hükümlerine göre belirlenir. Kural olarak ağır ceza mahkemesinin veya özel bir ceza mahkemesinin görevine girmeyen davalara asliye ceza mahkemesi bakar. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile kanunda özellikle sayılan suçlar ağır ceza mahkemesinin görev alanındadır. Sulh ceza hâkimliği ise esas olarak soruşturma aşamasındaki hâkim kararlarını verir; ceza davasında hüküm kuran genel bir yargılama mahkemesi değildir.

Görevli mahkemenin belirlenmesinde temel düzenlemeler, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 3 ila 7. maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 8 ila 14. maddeleridir. Mahkemenin görevi kanunla belirlendiğinden, tarafların anlaşmasıyla veya savcılığın tercihine göre değiştirilemez. Yanlış mahkemede açılan davalarda görevsizlik kararı, dosyanın gönderilmesi ve yapılan işlemlerin geçerliliği gibi önemli usul sorunları ortaya çıkabilir.

Ceza Davasında Görevli Mahkeme Hangi Kurallara Göre Belirlenir?

CMK m.3/1 uyarınca mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Bu hüküm, ceza yargılamasında kanuni hâkim güvencesinin temel unsurlarından biridir. Bir suçun hangi mahkemede yargılanacağı kişisel tercihlere değil, önceden belirlenmiş objektif kurallara dayanır.

Görevli mahkemenin tespitinde sırasıyla şu hususlar incelenir:

  1. İsnat edilen fiilin hukuki niteliği: Olayın hangi suç tipini oluşturduğu ve uygulanabilecek kanun maddeleri değerlendirilir.
  2. Özel görev düzenlemeleri: Suçun, cezasının miktarından bağımsız olarak ağır ceza mahkemesine veya özel bir mahkemeye bırakılıp bırakılmadığı araştırılır.
  3. Kanuni cezanın üst sınırı: Özel bir görev hükmü bulunmuyorsa 5235 sayılı Kanun’un 12 ve 14. maddelerine göre suç için öngörülen ceza üst sınırı dikkate alınır.
  4. Yargılanan kişinin hukuki durumu: Çocuklara veya özel yargılama usulüne tabi kişilere ilişkin görev hükümleri ayrıca değerlendirilir.
  5. Birden fazla suç veya sanık bulunması: Bağlantılı davaların birlikte görülmesini gerektiren durumlarda CMK’nın bağlantıya ilişkin hükümleri incelenir.

Görev tespitinde yalnızca iddianamede yazılı kanun maddesine bakılması yeterli değildir. İddianamede anlatılan fiil, suçun hukuki niteliği ve kanuni görev hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Mahkeme de kovuşturma sırasında görevli olup olmadığını inceleyebilir.

Sulh Ceza Hâkimliği Hangi İşlere Bakar?

Sulh ceza hâkimliği, kural olarak ceza davalarının esasını inceleyerek mahkûmiyet veya beraat hükmü veren bir mahkeme değildir. 5235 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca temel görevi, soruşturma sırasında hâkim tarafından verilmesi gereken kararları almak ve kanunun öngördüğü hâllerde itirazları incelemektir.

Sulh ceza hâkimliğinin görev alanına, kanuni şartları bulunduğunda özellikle şu işlemler girebilir:

  • Soruşturma aşamasında tutuklama taleplerinin değerlendirilmesi,
  • Adli kontrol tedbirlerine ilişkin kararların verilmesi,
  • Kanunun hâkim kararı aradığı arama ve elkoyma işlemleri,
  • Kanunlarda belirtilen diğer koruma tedbirlerinin değerlendirilmesi,
  • Kanunen görevli olduğu hâkimlik kararlarına yönelik itirazların incelenmesi.

Tutuklama veya adli kontrol kararı veren sulh ceza hâkimliği, bu nedenle suçun işlendiğini kesin olarak tespit etmiş sayılmaz. Koruma tedbirine ilişkin değerlendirme ile ceza davasının esası hakkında verilecek hüküm farklı hukuki incelemelerdir.

Soruşturmadaki karar yetkilerinin kapsamı, sulh ceza hâkimliğinin görevleri konusunda ayrıca incelenebilir.

Asliye Ceza Mahkemesi Hangi Suçlara Bakar?

5235 sayılı Kanun’un 11. maddesine göre asliye ceza mahkemesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevleri dışında kalan dava ve işlere bakar.

Bu nedenle asliye ceza mahkemesi, genel ceza yargılamasında görev alanı diğer mahkemelere bırakılmamış suçlar bakımından görevli mahkemedir.

Özel bir görev düzenlemesi bulunmaması şartıyla asliye ceza mahkemesinin görev alanına girebilen suçlara şu örnekler verilebilir:

  • Basit kasten yaralama,
  • Taksirle yaralama,
  • Tehdit,
  • Hakaret,
  • Basit hırsızlık,
  • Güveni kötüye kullanma,
  • Mala zarar verme,
  • TCK m.204/1 kapsamında resmî belgede sahtecilik.

Bu örnekler kesin ve değişmez bir görev listesi değildir. Suçun ilgili kanun maddesi, özel hükümler ve olayın hukuki niteliği dikkate alınmalıdır.

Asliye ceza mahkemesi tek hâkimden oluşur. Davanın kabulünden hüküm verilmesine kadar yargılama işlemleri, kanunda öngörülen usule göre yürütülür.

Ağır Ceza Mahkemesi Hangi Suçlara Bakar?

Ağır ceza mahkemesinin görevi 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesinde düzenlenmiştir. Görev alanı yalnızca cezası on yıldan fazla hapis olan suçlarla sınırlı değildir. Kanun bazı suçları, ceza üst sınırı bu miktarı aşmasa bile açıkça ağır ceza mahkemesinin görevine bırakmıştır.

1. Kanuni ceza üst sınırına göre ağır cezalık suçlar

Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin davalara ağır ceza mahkemesi bakar.

Burada önemli olan, mahkemenin yargılama sonunda vereceği tahmini veya fiilî ceza değil, görev tespitinde esas alınması gereken kanuni ceza sınırıdır.

2. Kanunda özellikle ağır ceza mahkemesine bırakılan suçlar

5235 sayılı Kanun m.12’de, ceza miktarından bağımsız özel görev düzenlemeleri de yer almaktadır. Bunlar arasında özellikle şu suçlar bulunur:

  • Yağma (TCK m.148),
  • İrtikâp (TCK m.250/1-2),
  • Kamu görevlisinin işlediği resmî belgede sahtecilik (TCK m.204/2),
  • Hileli iflas (TCK m.161),
  • Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümlerinde düzenlenen suçlar (TCK m.318, 319, 324, 325 ve 332 hariç),
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.

Bu düzenleme nedeniyle bir suçun cezasının üst sınırının on yılı aşmaması, tek başına asliye ceza mahkemesinin görevli olduğunu göstermez.

Örneğin TCK m.148’deki temel yağma suçunun cezası altı yıldan on yıla kadar hapistir. Bununla birlikte yağma suçu 5235 sayılı Kanun m.12’de açıkça sayıldığından, yargılaması ağır ceza mahkemesinde yapılır.

Ağır ceza mahkemesi, bir başkan ve iki üyeyle toplanarak yargılama yapar. Mahkemenin kuruluşu ve işleyişi bakımından asliye ceza mahkemesinden farklılıkları bulunmaktadır. Bu farkların ayrıntıları asliye ceza ve ağır ceza mahkemesi arasındaki farklar başlıklı yazıda ele alınmaktadır.

Mahkemenin Görevinde Cezanın Alt Sınırı mı, Üst Sınırı mı Esas Alınır?

Mahkemenin görevini belirlerken esas alınan ceza miktarı, kural olarak suçun kanuni cezasının üst sınırıdır. Bu husus 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.

Maddeye göre mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı dikkate alınır.

Bu düzenlemenin sonuçları şunlardır:

  • Görev belirlenirken yalnızca suçun cezasının alt sınırına bakılmaz.
  • Kanuni cezanın üst sınırının tam on yıl olması ile on yıldan fazla olması birbirinden farklıdır.
  • Suçun cezasına uygulanabilecek ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler, 5235 sayılı Kanun m.14’teki görev hesabını kendiliğinden değiştirmez.
  • Suçun kanunda açıkça ağır ceza mahkemesine bırakılmış olması durumunda özel görev hükmü uygulanır.
  • Sanığın yargılama sonunda alacağı somut cezanın miktarı, görevli mahkemenin belirlenmesindeki temel ölçüt değildir.

Dolayısıyla ağır ceza mahkemesinin görevini tespit ederken önce suçun özel olarak sayılıp sayılmadığı, ardından ilgili kanuni ceza üst sınırı incelenmelidir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.04.2022 tarihli, 2021/43009 E. ve 2022/6759 K. sayılı kararında da 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki ceza miktarına ilişkin düzenleme ile 14. maddesindeki görev hesabı kuralı arasındaki ilişki ele alınmıştır. Kanuni ceza üst sınırının görev bakımından değerlendirilmesi ile kanun yolunun açıklığının belirlenmesi, ayrı hükümlere tabi olduğundan birbirine karıştırılmamalıdır.

Çocuklar Hakkındaki Ceza Davalarına Hangi Mahkeme Bakar?

Suç isnadı altında bulunan çocuklar bakımından görevli mahkemenin belirlenmesinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun özel hükümleri uygulanır.

5395 sayılı Kanun’un 26. maddesi uyarınca:

  • Çocuk mahkemesi: Genel ceza yargılamasında asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin olarak adli süreçteki çocuklar hakkında açılan davalara bakar. Kanun metninde eski sulh ceza mahkemesinin görev alanına da atıf bulunmaktadır.
  • Çocuk ağır ceza mahkemesi: Çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlara ilişkin davalara bakar.

5395 sayılı Kanun’da 2026 yılında yapılan değişiklikle, ilgili hükümler bakımından daha önce kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmiştir. Bu terminoloji değişikliği, çocuklara özgü mahkemelerin görev ayrımının ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Çocuğun yetişkinlerle birlikte suç işlediği durumlarda ise 5395 sayılı Kanun m.17’deki ayrı yürütme ve kanuni şartları bulunan birleştirme hükümleri dikkate alınır. Bu nedenle yalnızca suçun cezasına bakılarak doğrudan genel ceza mahkemesinde yargılama yapılacağı sonucuna varılamaz.

Özel Ceza Mahkemelerinin Görevleri Nasıl Belirlenir?

5235 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre diğer ceza mahkemelerinin görevleri özel kanunlarla belirlenir. Bu nedenle asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri arasındaki genel görev ayrımı, her ceza davası bakımından tek başına yeterli değildir.

Çocuk mahkemeleri ve çocuk ağır ceza mahkemeleri yanında, özel kanunlarda görev alanı düzenlenen fikrî ve sınai haklar ceza mahkemeleri ile icra ceza mahkemeleri de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Özel görevli bir mahkemenin bulunmadığı yerde davaya hangi mahkemenin ve hangi sıfatla bakacağı, ilgili özel kanun ile yargı çevresi ve görevlendirme düzenlemelerine göre tespit edilir.

Bir mahkemenin belirli suç türlerinde ihtisaslaşmış olması ile kanun gereğince farklı görev alanına sahip özel bir mahkeme olması da aynı şey değildir. Mahkemeler arasındaki iş dağılımı, her durumda ayrı bir kanuni görev kuralı oluşturmaz.

Görevli Mahkeme ile Yetkili Mahkeme Arasındaki Fark Nedir?

Ceza muhakemesinde görev ve yetki birbirinden farklı kavramlardır.

Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını belirler. Örneğin davanın asliye ceza mahkemesinde mi yoksa ağır ceza mahkemesinde mi görüleceği görev sorunudur.

Yetki ise davaya hangi yer mahkemesinin bakacağını belirler. İstanbul’da mı, Ankara’da mı veya başka bir yargı çevresinde mi yargılama yapılacağı esas olarak yer yönünden yetkiyle ilgilidir.

CMK m.12 uyarınca genel yetki kuralı suçun işlendiği yer mahkemesidir. Bununla birlikte suçun niteliğine ve işlendiği yere göre özel yetki düzenlemeleri bulunmaktadır.

Örneğin bir suçun ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği belirlendikten sonra, davaya hangi yerdeki ağır ceza mahkemesinin bakacağı ayrıca değerlendirilir.

Yer yönünden yetkinin ayrıntıları için ceza davasında yetkili mahkemenin belirlenmesi konusuna bakılabilir.

Ceza Davası Görevsiz Mahkemede Açılırsa Ne Olur?

Ceza davasının görevsiz bir mahkemede açılması, mahkemenin görev sorununu incelemesini gerektirir. CMK m.4 ve m.5, görevin kendiliğinden incelenmesini ve görevsizlik kararının sonuçlarını düzenlemektedir.

CMK m.4/1 uyarınca davaya bakan mahkeme, kovuşturma evresinin her aşamasında görevli olup olmadığına kendiliğinden karar verebilir. Ancak CMK m.6’daki sınırlama saklıdır.

CMK m.5/1’e göre iddianamenin kabulünden sonra işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya görev alanı dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli mahkemeye gönderir.

Örneğin asliye ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davada, isnat edilen fiilin ağır ceza mahkemesinin görev alanına girdiği anlaşılırsa, görev kuralları uyarınca dosyanın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi gündeme gelir.

Ancak görevsizlik kararı verilmesi gereken her durum aynı usule tabi değildir. Özellikle CMK m.6, duruşma sırasında suçun hukuki niteliğinin değişmesi gerekçesiyle dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilmesini yasaklamaktadır.

Bu düzenlemelerin uygulanışı ve görevsizlik kararının sonuçları ceza davasında görevsizlik kararı ve itiraz başlıklı yazıda ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Ağır Ceza Mahkemesi Davayı Asliye Ceza Mahkemesine Gönderebilir mi?

CMK m.6 uyarınca duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez.

Bu kural özellikle ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davada, yargılama sırasında suçun daha hafif hukuki nitelikte olduğunun değerlendirilmesi bakımından önem taşır.

Örneğin ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan açılmış davada, duruşmada fiilin asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren başka bir suçu oluşturabileceği değerlendirilirse, sırf bu hukuki nitelik değişikliği gerekçesiyle dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık alt dereceli bir mahkemede görülmekte olan davanın üst dereceli mahkemenin görev alanına girdiğinin anlaşılması, CMK m.5 kapsamında ayrıca değerlendirilir.

CMK m.6’nın kapsamı, mahkemelerin görevlerine ilişkin bütün eksiklikleri ortadan kaldıran genel bir kural olarak yorumlanmamalıdır. Maddenin düzenlediği özel durum, duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilmesidir.

Görevsizlik Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet. CMK m.5/2 uyarınca adli yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir.

CMK m.268/1’e göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilmesi gerekir.

İtiraz, kararı veren mahkemeye dilekçe verilerek veya kanunda öngörülen şekilde zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılabilir. İtirazın hangi merci tarafından inceleneceği ise CMK m.268’deki görev ve merci kurallarına göre belirlenir.

Mahkeme itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

Görevsizlik kararına itiraz edilirken, yalnızca mahkemenin yanlış belirlendiğinin ileri sürülmesi yeterli olmayabilir. İsnat edilen suç, kanuni ceza üst sınırı ve uygulanması gereken özel görev hükmü somut biçimde gösterilmelidir.

İddianamede anlatılan fiilin kapsamı, kanuni suç tipi ve mahkemenin görev alanı arasındaki uyuşmazlık, ceza yargılamasında görev itirazının hukuki temellendirilmesi bakımından birlikte değerlendirilmesi gereken konulardır.

Ceza Mahkemeleri Arasında Görev Uyuşmazlığı Çıkarsa Ne Olur?

İki mahkemenin aynı dava bakımından görevli olduğunu ileri sürmesi veya her iki mahkemenin de görevsizlik kararı vermesi, görev uyuşmazlığına neden olabilir.

CMK m.4/2 uyarınca mahkemeler arasında görev konusunda uyuşmazlık çıktığında görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

Bu süreç, mahkemelerin kişisel değerlendirmelerinden kaynaklanan belirsizliğin kanuni yargı düzeni içinde giderilmesini amaçlar.

Görev uyuşmazlığının hangi mahkeme tarafından çözüleceği, uyuşmazlık içindeki mahkemelerin derecelerine ve yargı teşkilatındaki konumlarına göre değişebilir. Konunun ayrıntıları ceza mahkemeleri arasında görev uyuşmazlığı yazısında incelenmektedir.

Görevsiz Mahkemenin Yaptığı İşlemler Geçerli midir?

CMK m.7 uyarınca yenilenmesi mümkün olmayan işlemler dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkeme tarafından yapılan işlemler hükümsüzdür.

Bu hüküm, görevsiz bir mahkemede yapılan muhakeme işlemlerinin sonraki yargılamada hangi ölçüde kullanılabileceği bakımından önemlidir.

Ancak bütün işlemlerin aynı sonuca tabi olduğu söylenemez. Kanun, yenilenmesi mümkün olmayan işlemler bakımından açık bir istisna öngörmektedir.

Bu nedenle görevsiz mahkemenin yaptığı işlemlerin değerlendirilmesinde:

  • İşlemin hangi aşamada yapıldığı,
  • İşlemi yapan mahkemenin neden görevsiz olduğu,
  • İşlemin yeniden yapılmasının mümkün olup olmadığı,
  • İşlemin savunma ve adil yargılanma hakları üzerindeki etkisi

birlikte incelenmelidir.

CMK m.7’nin uygulanmasında ortaya çıkan sorunlar, görevsiz mahkemenin yaptığı işlemlerin geçerliliği konusunda ayrıca ele alınmaktadır.

Görevli Mahkemenin Yanlış Belirlenmesi Savunma Hakkını Etkiler mi?

Görev kuralları yalnızca mahkemeler arasında iş bölümü sağlayan teknik düzenlemeler değildir. Bu kurallar, kanuni hâkim güvencesinin ve hukuka uygun yargılamanın da bir parçasıdır.

Mahkemenin görevine ilişkin uyuşmazlık, dosyanın başka mahkemeye gönderilmesine, önceki işlemlerin hukuki durumunun değerlendirilmesine ve yargılama sürecinin yeniden düzenlenmesine neden olabilir.

Bu nedenle görev konusunda hukuki değerlendirme yapılırken iddianamede anlatılan fiil, suçun kanuni unsurları, ilgili yaptırım hükmü ve özel mahkeme düzenlemeleri birlikte incelenmelidir.

Özellikle birden fazla suç isnadının bulunduğu dosyalarda, her suç bakımından görev kuralları ile davaların bağlantı nedeniyle birlikte görülmesine ilişkin hükümler birbirinden ayrılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Ceza davasının hangi mahkemede açılacağına savcı mı karar verir?

Cumhuriyet savcısı iddianameyi görevli ve yetkili olduğunu değerlendirdiği mahkemeye sunar. Ancak mahkemenin görevi savcının takdirine bağlı değildir. Görev kanunla belirlenir ve mahkeme kendi görevini inceleyebilir.

Üst sınırı tam on yıl hapis olan suç ağır ceza mahkemesinde mi görülür?

Yalnızca ceza miktarı ölçütüne göre değerlendirildiğinde on yıldan fazla hapis cezası şartı, üst sınırı tam on yıl olan suçu kapsamaz. Bununla birlikte yağma gibi kanunda açıkça ağır ceza mahkemesinin görevine bırakılan suçlarda özel görev hükmü uygulanır.

Sanığın alabileceği ceza azsa dava asliye cezada mı görülür?

Hayır. Mahkemenin görevi, sanığa verileceği düşünülen somut cezanın miktarına göre belirlenmez. Kanuni ceza sınırı, özel görev hükümleri ve suçun hukuki niteliği esas alınır.

Görevsizlik itirazı için avukat tutmak zorunlu mudur?

Görevsizlik kararına itirazın yalnızca avukat aracılığıyla yapılması zorunlu değildir. Kanunen başvuru hakkı bulunan kişi itirazını kendisi de yapabilir. Bununla birlikte hukuki nitelendirme, görev kuralı ve itiraz süresinin doğru değerlendirilmesi önem taşır. Zorunlu müdafilik gerektiren durumlara ilişkin hükümler saklıdır.

Mahkeme görevsiz olduğunu kendiliğinden tespit edebilir mi?

Evet. CMK m.4 uyarınca mahkeme kovuşturma evresinin her aşamasında görevli olup olmadığını kendiliğinden inceleyebilir. Ancak duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi nedeniyle dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilmesini engelleyen CMK m.6 hükmü dikkate alınmalıdır.

Sulh ceza hâkimliği beraat veya mahkûmiyet kararı verebilir mi?

Sulh ceza hâkimliği, genel ceza yargılamasında suçun esası hakkında beraat veya mahkûmiyet hükmü veren mahkeme değildir. Esas olarak soruşturma işlemleri ve kanunun kendisine bıraktığı hâkimlik görevlerini yerine getirir.

Sonuç: Ceza Davasında Doğru Mahkeme Nasıl Tespit Edilir?

Ceza davasında görevli mahkemenin belirlenmesi için öncelikle isnat edilen fiilin hangi suç tipine karşılık geldiği tespit edilmeli, ardından özel görev hükümleri ve kanuni ceza üst sınırı incelenmelidir.

Sulh ceza hâkimliği, asliye ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi ve özel ceza mahkemeleri arasındaki görev ayrımı, farklı hukuki ölçütlere dayanmaktadır. Kanunun açıkça ağır ceza mahkemesine bıraktığı suçlarda yalnızca cezanın miktarına bakılması yeterli değildir.

Mahkemenin görevsiz olduğunun anlaşılması hâlinde ise CMK m.4-7 hükümleri uygulanır. Görevsizlik kararı, itiraz imkânı ve daha önce yapılan işlemlerin geçerliliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Böylece davanın kanunen görevli mahkeme tarafından ve usule uygun biçimde yürütülmesi sağlanır.

Yazar: Avukat Fatih Sefer