Aynı Konutta Oturan Kişilere veya Hizmetçiye Tebligat

Kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa, tebligat aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır; ancak bu istisnai usulün geçerli sayılabilmesi, tebliği alan kişinin muhatapla gerçekten aynı bağımsız daireyi paylaşıyor olmasına, reşit ve ehliyetli olmasına, muhatapla hasım konumunda bulunmamasına ve tebliğ memurunun tüm bu koşulları tahkik edip mazbataya işlemesine sıkı sıkıya bağlıdır. Uygulamada apartman görevlisine, site güvenlik personeline veya yurt/pansiyon sakinlerine yapılan tebligatlar, madde 16’nın kapsamı yanlış anlaşıldığı için sıkça usulsüz hâle gelir.

Genel kural ve bağımsız daire paylaşımı şartı

Tebligat sisteminde asıl olan, evrakın muhatabın bizzat kendisine tebliğ edilmesidir; üçüncü kişilere tebligat, kanunda sınırlayıcı şekilde düzenlenen istisnai bir usuldür. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 17.03.2025 tarihli ve 2025/656 Esas, 2025/1398 Karar sayılı kararında, tebligat mevzuatının tamamen şekli olduğunu, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntısına kadar uygulanmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 29.02.2024 tarihli ve 2024/310 Esas, 2024/2008 Karar sayılı kararında (aynı ilke Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 07.10.2025 tarihli 2025/3772 Esas, 2025/5956 Karar sayılı ve 14.03.2024 tarihli 2024/1832 Esas, 2024/2467 Karar sayılı kararlarında da tekrarlanmıştır), muhatapla birlikte oturma şartının gerçekleşmesi için aynı çatı altında oturmanın yetmediğini, aynı daireyi paylaşmış olmak gerektiğini belirlemiştir. Aynı apartmanda farklı bağımsız bölümlerde oturanlara veya aynı avludaki ayrı müştemilatta ikamet edenlere yapılan tebligatlar bu madde kapsamında geçerlilik kazanmaz.

Madde 16 – Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat: Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.

Akrabalık aranmaz: fiili birliktelik esastır

Maddenin eski metnindeki “birlikte oturan aile efradından” ibaresi, 4829 sayılı Kanun ile “kendisi ile aynı konutta oturan kişilere” şeklinde değiştirilmiş; kanun koyucu böylece soyut bir kan bağı veya akrabalık ilişkisi aramak yerine fiili konut birliğini esas almıştır. Ev arkadaşları, birlikte yaşayan partnerler veya aynı bağımsız daireyi sürekli paylaşan üçüncü kişiler de kanunun aradığı anlamda tebellüğe yetkilidir. Bir kimsenin aynı konutta oturan kişi sayılabilmesi için ev sahibiyle yazılı bir kira kontratı yapmış olması ya da MERNİS kaydının bulunması mutlak bir şart değildir; belirleyici olan, o kişinin konutu fiilen sürekli ikametgâhı hâline getirip getirmediğidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 17.03.2025 tarihli ve 2025/656 Esas, 2025/1398 Karar sayılı kararında, tebliği alacak kişinin o aile ile birlikte oturmuş, orayı adres olarak seçmiş olmasının da zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Konutta yalnızca geçici bir süreyle, misafir sıfatıyla veya tesadüfen bulunan şahıslara (tamirat için gelen kişi, birkaç günlüğüne gelen akraba gibi) yapılan tebligatlar bu madde kapsamında geçerli değildir.

Boşanmış eşler ve geçici misafirler

Eşlerin resmen boşanmış olması, fiilen aynı bağımsız bölümde oturmaya devam ettikleri hâllerde madde 16 anlamındaki konut birliğini ortadan kaldırmaz; tebligat hukuku resmi medeni hâli değil tebliğ anındaki fiili barınma düzenini esas alır. Boşanmış eşler aynı daireyi fiilen paylaşıyorsa, adreste geçici bulunmayan muhatap eş adına diğer eski eşe yapılan tebligat geçerlidir. Ancak eşlerden biri evi fiilen terk etmiş, eşyalarını ayırmış ve bağımsız bir ikamet düzeni kurmuşsa, resmi kayıtlarda adres değişmemiş görünse dahi eski eşe yapılan tebliğ usulsüz hâle gelir.

Yurt ve pansiyon gibi toplu yaşam alanlarında uygulanamaz

Öğrenci yurtları, pansiyonlar, oteller ve konukevleri gibi toplu yaşam alanlarında fiziki olarak aynı bina paylaşılsa da hukuki anlamda bağımsız daire ve konut birliği oluşmaz; her oda veya ünite, orada barınan kişinin münferit yaşam alanıdır. Aynı yurtta, aynı katta hatta aynı odada kalan diğer sakinlerin birbirlerinin tebligatını alma hususunda kanuni veya zımni bir yetkileri yoktur; muhatabın bulunmadığı sırada oda arkadaşına veya yan odadaki sakine yapılan tebligat usulsüzdür. Yurt idaresindeki memurlara, resepsiyon görevlilerine veya bina müdürlerine yapılan tebligat da geçersizdir — bu kişiler muhatabın özel hizmetçisi veya konuttaşı değil, kurumsal bir işletmenin personelidir; ancak muhatabın o kurumda daimi çalışan olması hâlinde madde 17 çerçevesinde farklı bir değerlendirme söz konusu olabilir.

Apartman görevlisi ve site güvenlik personeli hizmetçi sayılmaz

Hizmetçi kavramı, muhatapla arasında doğrudan bağımlılık ve hizmet sözleşmesi bulunan, muhatabın münhasır emir ve talimatı altında çalışan, onun konutunda istihdam edilen kişiyi ifade eder. Apartman veya site ortak alanlarının güvenliğinden sorumlu personelin işvereni muhatap değil, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca teşekkül eden kat malikleri kurulu veya yönetim şirketidir; bu kişiler muhatabın şahsi hizmetçisi sayılamaz. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, 28.04.2025 tarihli ve 2024/2831 Esas, 2025/918 Karar sayılı kararında, tebligatın madde 16’da sayılan kişiler arasında yer almayan bir güvenlik görevlisine yapılmasının usulsüz olduğunu açıkça belirtmiş; tebligat mazbatasına gerçeğe aykırı şerhler düşülmüş olmasının işlemi geçerli kılmayacağını, usulsüz tebligata konu işlemden muhatabın haberdar olduğunu beyan ettiği tarihe göre dava açma süresinin hesaplanması gerektiğini hükme bağlamıştır.

Aynı ilke apartman kapıcısı ve yöneticisi için de geçerlidir: kat malikleri kurulu ile kapıcı arasındaki iş ilişkisi, her bir bağımsız bölüm sakiniyle münferiden kurulmuş bir hizmet akdi niteliği taşımaz. Bu kişilerin kanundaki rolü madde 21 ve Yönetmelik m. 30 çerçevesinde yalnızca tebliğ memuruna bilgi vermek ve muhataba haber verilmesini sağlamaktır, evrakı teslim almak değildir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 18.02.2025 tarihli ve 2024/5827 Esas, 2025/736 Karar sayılı kararında bu ayrımı vurgulamış; Danıştay 13. Daire, 10.09.2024 tarihli ve 2024/469 Esas, 2024/3215 Karar sayılı kararında, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini komşu, yönetici, kapıcı, muhtar veya kolluktan araştırıp beyanlarını mazbataya yazdırması gerektiğini, bu yol izlenmeden doğrudan kapıcıya veya yöneticiye yapılan teslimin kanuna aykırı olduğunu tespit etmiştir.

Tebliği alanın yaşı ve ehliyeti

Madde 22 uyarınca muhatap yerine tebliğ yapılacak kişinin görünüşüne göre on sekiz yaşından aşağı olmaması ve bariz bir şekilde ehliyetsiz bulunmaması gerekir; Yönetmeliğin 34. maddesi, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzer bir engel nedeniyle kendisiyle anlaşma imkânı olmayan kişiye tebligat yapılamayacağını ayrıca düzenler. Tebliğ memuru resmi kayıt incelemesi değil, harici görünüş üzerinden bir ilk değerlendirme yapar. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 03.02.2026 tarihli ve 2025/716 Esas, 2026/954 Karar sayılı kararında, tebliğ mazbatasının madde 23/5 uyarınca tebliğ muhatabından başka birine yapılmışsa o kişinin tebellüğe ehil olduğuna ilişkin açık bir tespit içermesi gerektiğini belirtmiştir. Görünüşte reşit olmayan veya açıkça ehliyetsiz kişiye teslim edilen tebligat mutlak surette usulsüzdür; adreste tebellüğe ehil başka kimse yoksa Yönetmelik m. 30 ve 31 uyarınca işlem yapılmalıdır.

Muhatapla hasım olan kişiye tebligat yapılamaz

Madde 39 uyarınca, kendilerine tebliğ yapılması caiz olan kimselerin o davada hasım olarak alakaları varsa muhatap namına kendilerine tebliğ yapılamaz. Bu yasak, resmi davacı-davalı sıfatlarıyla sınırlı değildir; taraflar arasında objektif bir menfaat çatışmasının bulunduğu her durumu kapsar — örneğin aynı evde yaşayan eşler arasındaki çekişmeli boşanma davasında dava dilekçesinin davacı eşe tebliğ edilmesi, ortak konuttaki mirasçılar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasında tebligatın davacı mirasçı tarafından alınması veya aile içi bir icra takibinde ödeme emrinin alacaklı konumundaki aile bireyi tarafından tebellüğ edilmesi gibi hâller. Hasım olan kişinin tebligatı alması hâlinde işlem baştan itibaren usulsüzdür.

Aile konutunda reşit çocuğa tebligat

Aile konutunda ikamet eden bir çocuğa tebligat yapılabilmesi için, muhatabın adreste geçici olarak bulunmadığının usulüne uygun tespit edilmesi ve tebligatı kabul edecek çocuğun fiilen aynı konutta oturuyor, görünüşte reşit ve ehliyetli olması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.03.2023 tarihli ve 2021/60 Esas, 2023/270 Karar sayılı kararında, tebliğ memurunun muhatabın hangi sebeple adresten ayrıldığını beyanda bulunanın adı, soyadı ve sıfatıyla birlikte tebliğ tutanağına yazması gerektiğini; muhatabın adreste bulunmama hâli saptanmadan madde 16’ya göre yapılan tebligatın usulsüz olacağını belirtmiştir. Reşit olmasına rağmen o konutta sürekli ikamet etmeyen, sadece ziyarete gelmiş bir çocuğa yapılan tebligat da konut birliği şartı gerçekleşmediği için geçersizdir.

Tebliğ memurunun tahkik ve tevsik yükümlülüğü

Madde 16’nın uygulanabilmesi için öncelikli şart, muhatabın adreste bulunmamasının tespit edilmesidir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 14.05.2025 tarihli ve 2025/887 Esas, 2025/990 Karar sayılı kararında, Yönetmeliğin 30. maddesinin tebliğ memuruna adreste bulunmama sebebini tahkik etme görevi yüklediğini, tahkikatın sonucunun madde 23/7 ve Yönetmelik m. 35/1-f uyarınca tebliğ evrakına yazılıp ilgilisine imzalatılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 12.02.2018 tarihli ve 2016/27622 Esas, 2018/1127 Karar sayılı kararında aynı tahkik yükümlülüğünü teyit etmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 31.05.2023 tarihli ve 2022/12119 Esas, 2023/3881 Karar sayılı kararında, muhatabın adreste bulunmama sebebinin, geçici mi sürekli mi ayrıldığının ve dönüş zamanının tespit edilmeden yapılan tebligatın usulsüz olduğunu belirlemiş; aynı kararda adresin kapalı olduğu belirtilirken aynı zamanda tebellüğden kaçınıldığının yazılması gibi çelişkili meşruhatların da tebligatı usule aykırı kıldığını vurgulamıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 05.04.2023 tarihli ve 2022/9535 Esas, 2023/2342 Karar sayılı kararında, muhatabın nerede olduğunun komşulardan sorulup mazbataya şerh edilmediği hâllerde tebligatın usulsüz sayılacağını hükme bağlamıştır.

Tebellüğden imtina hâlinde izlenecek yol

Madde 20 uyarınca, aynı konutta oturan kişiler, muhatabın geçici olarak başka yere gittiğini belirttikleri takdirde evrakı kabule mecburdur; ancak beyanlarını imzadan imtina ederler veya evrakı kabulden çekinirlerse, tebliğ memuru bu durumu şerh ve imza ederek madde 21’e göre işlem yapmak zorundadır. Bu durumda evrak mahalle muhtarına veya kolluğa imza karşılığı teslim edilir, ihbarname muhatabın kapısına yapıştırılır ve mümkün olan en yakın komşuya haber verilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 10.02.2026 tarihli ve 2025/8598 Esas, 2026/706 Karar sayılı kararında, haber verilecek kişinin mümkün olan en yakın komşu olması gerektiğini belirtmiştir. Haber verilen komşunun kimliğinin mazbataya yazılmaması işlemi usulsüz kılar; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 14.05.2025 tarihli ve 2025/887 Esas, 2025/990 Karar sayılı kararında bu eksikliğin tebliği madde 21/1 ve 23/7 ile Yönetmelik m. 30/1’e aykırı kıldığını belirtmiştir.

Evrakın muhataba ulaştırılmaması ve usulsüz tebligatın sonucu

Usulüne uygun şekilde konuttaki ehil kişiye imza karşılığı teslim edilen tebligat, o anda hukuken tekemmül eder; evrakı teslim alan kişinin bunu sonradan muhataba vermeyi unutması veya ihmal etmesi, kural olarak usulüne uygun yapılmış tebligatın geçerliliğini ortadan kaldırmaz — muhatap bu durumda ancak iç ilişkide tazminat davası açabilir veya haklı bir mazereti varsa HMK m. 95 vd. uyarınca eski hâle getirme talep edebilir. Buna karşılık teslim anında taraflar arasında madde 39 anlamında açık bir hasımlık varsa evrak teslim edilmiş olsa dahi tebligat geçersizdir.

Tebliğ memurunun tahkikat yükümlülüğünü yerine getirmemesi, ehliyetsiz veya hasım kişiye teslim etmesi, konutta oturmayan kişiye tebligat yapması gibi hâllerde tebligat usulsüzdür. Madde 32 uyarınca usulsüz tebligat, muhatabı tebliğe muttali olmuşsa geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 10.02.2026 tarihli ve 2025/8598 Esas, 2026/706 Karar sayılı kararında bu kuralı teyit etmiş; karşı tarafın muhatabın daha önce haberdar olduğunu başka delillerle ispatlamaya çalışmasının kanunun açık emri karşısında dinlenemeyeceğini belirtmiştir.

Ayrı yaşandığının ispatı

Tebliğ mazbatası resmî belge niteliğinde olsa da mutlak delil değildir; muhatap, tebligat tarihinde o adreste fiilen ikamet etmediğini veya tebliği alan kişiyle konut birliği içinde olmadığını ispat edebilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 29.02.2024 tarihli ve 2024/310 Esas, 2024/2008 Karar sayılı kararında, tebligat parçasında yazılı hususun aksinin her türlü delille ispatlanabileceğini belirtmiştir. Bu ispat; MERNİS yerleşim yeri kayıtları, başka bir adrese ait kira sözleşmesi, adına düzenlenmiş fatura ve abonelik kayıtları veya kolluk marifetiyle yapılan tahkikat tutanaklarıyla yapılabilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 29.01.2014 tarihli ve 2013/35901 Esas, 2014/2535 Karar sayılı kararında, muhatapla tebliği alan kişinin aynı adreste oturup oturmadığı uyuşmazlık konusu olduğunda mahkemenin bu hususu zabıta marifetiyle araştırması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.12.2021 tarihli ve 2021/1363 Esas, 2021/3938 Karar sayılı kararında, tebligatın geçerliliği için tebliği alan kişinin muhatapla aynı konutta oturmasının ve bunun tutanakta belirtilmesinin gerektiğini, muhatabın adreste bulunup da sadece tebliğ anında orada olmaması gerektiğini, aksi hâlde tebliğin usulsüz olacağını belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 10.12.2024 tarihli ve 2024/10328 Esas, 2024/12712 Karar sayılı kararında, adreste bulunmama sebebinin tespitinin ve tebliği alan kişinin gerçekten aynı konutta oturan kişi veya hizmetçi/daimi çalışan olmasının tebligatın geçerlilik şartı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 25.11.2025 tarihli ve 2025/6494 Esas, 2025/7612 Karar sayılı kararında, tebligatı alan kişinin gerçekten muhatabın çalışanı olup olmadığının kolluk marifetiyle araştırılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 23.03.2026 tarihli ve 2026/1019 Esas, 2026/1468 Karar sayılı kararında, madde 16’ya göre yapılan tebligatın geçerli olması için tebliği alan kişinin aynı konutta oturan kişi veya hizmetçi/daimi çalışan olması gerektiğini teyit etmiştir. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 19.06.2026 tarihli ve 2026/846 Esas, 2026/734 Karar sayılı kararında, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini tahkik etmeksizin üçüncü kişilere teslimat yapamayacağını, gösterilen şeklin bir geçerlilik koşulu olduğunu belirtmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Aynı konutta oturan kişiye tebligat için akrabalık ilişkisi şart mıdır?

Hayır; kanun fiili konut birliğini esas alır, ev arkadaşı veya birlikte yaşayan partner gibi akraba olmayan kişilere de geçerli tebligat yapılabilir.

Aynı apartmanda farklı dairede oturan komşuya yapılan tebligat geçerli midir?

Hayır; geçerlilik için tebliği alan kişinin muhatapla aynı bağımsız daireyi paylaşması gerekir, aynı bina yeterli değildir.

Boşanmış eşler aynı evde yaşamaya devam ediyorsa tebligat geçerli midir?

Evet; fiilen aynı daireyi paylaşıyorlarsa resmi boşanma bu geçerliliği etkilemez.

Apartman kapıcısına veya yöneticisine yapılan tebligat geçerli midir?

Hayır; bunlar muhatabın şahsi hizmetçisi sayılmaz, kanundaki rolleri yalnızca bilgi verme ve haber ulaştırmadır.

Site güvenlik görevlisine yapılan tebligat geçerli midir?

Hayır; güvenlik görevlisi madde 16’da sayılan kişiler arasında yer almaz, bu tebligat usulsüzdür.

Yurtta veya pansiyonda kalan kişiye oda arkadaşı üzerinden tebligat yapılabilir mi?

Hayır; toplu yaşam alanlarında konut birliği kavramı oluşmaz, oda arkadaşına yapılan tebligat geçersizdir.

Tebliği alacak kişinin yaşı önemli midir?

Evet; kişinin görünüşe göre on sekiz yaşından küçük olmaması ve açıkça ehliyetsiz olmaması gerekir.

Muhatapla aynı davada hasım olan aile bireyine tebligat yapılabilir mi?

Hayır; madde 39 uyarınca hasım konumundaki kişiye muhatap namına tebligat yapılamaz.

Reşit çocuğa tebligat için hangi şartlar aranır?

Muhatabın adreste bulunmadığının tespit edilmesi ve çocuğun fiilen aynı konutta oturması, görünüşte reşit ve ehliyetli olması gerekir.

Evrakı alan kişi muhataba ulaştırmazsa tebligat geçersiz olur mu?

Hayır; usulüne uygun teslim anında tebligat tekemmül eder, sonradan ulaştırılmaması geçerliliği etkilemez; muhatap ancak eski hâle getirme veya tazminat yoluna başvurabilir.

Muhatap, tebliği alan kişiyle aynı konutta oturmadığını nasıl ispat edebilir?

MERNİS kayıtları, başka adrese ait kira sözleşmesi, fatura ve abonelik kayıtları veya kolluk araştırmasıyla ispat edilebilir.

Aynı konutta oturan kişi tebellüğden imtina ederse ne olur?

Tebliğ memuru bu durumu şerh ederek madde 21’e göre evrakı muhtara teslim eder, kapıya ihbarname yapıştırır ve en yakın komşuya haber verir.

Sonuç

Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat kuralı, uygulamada en fazla yanlış anlaşılan tebligat istisnalarından biridir; apartman görevlisi, site güvenliği veya yurt sakinleri gibi konut birliği içinde bulunmayan kişilere yapılan tebligatlar sıklıkla usulsüzlükle sonuçlanır. Geçerli bir tebligat için tebliği alan kişinin gerçek konut ortaklığı, yaş ve ehliyet şartları ile hasım olmama koşulunun birlikte gerçekleşmesi ve tebliğ memurunun tüm bu unsurları tahkik edip mazbataya işlemesi gerekir. Bilinen adres ve mernis adresi kuralı, vekile tebligat ve tüzel kişilere tebligat gibi bağlantılı konularda ayrıntılı bilgi için tebligat hukuku kapsamındaki diğer başlıkları inceleyebilirsiniz.