Tüzel kişilere tebligat, yetkili temsilcilerine yapılır; temsilci birden fazla ise yalnız birine tebligat yapılması yeterlidir ve bu tebligat tüzel kişiliği bağlar. Ancak bu genel kuralın arkasında, ticaret sicilinin bağlayıcılığından şube ve holding yapılarındaki sınırlara, organsız kalan şirketlere kadar uzanan katmanlı bir usul mimarisi bulunur. Sicil kaydının güncel tutulmaması, tüzel kişinin kendi ihmalinin sonucu olarak kabul edilir ve tebligatın geçerliliğini genellikle etkilemez.
Genel kural: yetkili temsilciye tebligat
Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre hükmi şahıslara tebliğ, yetkili temsilcilerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessile yapılan tebliğ de muteberdir. 13. madde ise yetkili temsilcinin adreste bulunmadığı veya evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu hâllerde tebliğin orada hazır bulunan memur veya müstahdeme yapılabileceğini düzenler.
Madde 12 – Hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat: Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir.
Madde 13 – Hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat: Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.
Tescil edilmeyen istifa üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez
Türk Ticaret Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca ticaret sicili kayıtları, üçüncü kişiler bakımından tescil ve ilan edildiği andan itibaren hukuki sonuç doğurur. TTK m. 36/4 hükmüne göre, tescili zorunlu olduğu hâlde tescil edilmemiş bir husus, ancak muhatap tarafından bilindiği ispat edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Bir şirket müdürünün istifası şirket içi ilişkide derhal sonuç doğursa da, bu durum ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece tebligat çıkaran mercilere karşı ileri sürülemez; tebligat memuru sicildeki güncel kayıtlara göre işlem yapar ve istifası tescil edilmemiş bir müdüre yapılan tebligat şirketi bağlar.
Sicil adresi ile fiili adres farklıysa
Şirketin fiilen başka bir adreste faaliyet göstermesi, ticaret sicilindeki adresin “bilinen adres” vasfını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 03.06.2024 tarihli ve 2023/3034 Esas, 2024/1912 Karar sayılı kararında, tüzel kişi muhatabın yeni adresini kayıtlı olduğu resmî sicile bildirmemişse, resmî sicildeki adresin bilinen adres kabul edileceğini ve madde 10/1 uyarınca tebligatın bu adrese çıkarılacağını belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.12.2021 tarihli ve 2021/10857 Esas, 2021/16994 Karar sayılı kararında, şirketlerin adresinin ticaret sicil memurluğunda kayıtlı bulunan adres olduğunu tespit etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 13.02.2024 tarihli ve 2024/338 Esas, 2024/1037 Karar sayılı kararında, sicil adresinin en büyük işlevinin tebligatların buraya yapılması olduğunu, adresini güncellemeyen tüzel kişilerin bu ihmalin sonuçlarına katlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Elektronik tebligat sermaye şirketleri için zorunludur
Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması kanuni bir zorunluluktur; bu husus Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 30.12.2021 tarihli ve 2021/10857 Esas, 2021/16994 Karar sayılı kararında açıkça belirtilmiştir. Elektronik tebligat, muhatabın UETS adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılabilir; Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 20.05.2025 tarihli ve 2024/1879 Esas, 2025/7329 Karar sayılı kararında bu istisnayı teyit etmiştir. Danıştay 3. Daire, 29.09.2025 tarihli ve 2023/8325 Esas, 2025/3544 Karar sayılı kararında, e-tebligat yoluna başvurulmaksızın yapılan işlemlerin usulsüzlüğünün vergi cezalarında zamanaşımı sonuçları doğurabileceğine dikkat çekmiştir.
Ticaret sicili adresine madde 35 uygulaması
Gerçek kişilerde madde 35’in uygulanabilmesi için o adrese daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmış olması şartken, tüzel kişilerde bu şart aranmaz. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 20.05.2025 tarihli ve 2024/1879 Esas, 2025/7329 Karar sayılı kararında, madde 35/4 uyarınca daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerin esas alınacağını belirtmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 02.03.2026 tarihli ve 2026/276 Esas, 2026/216 Karar sayılı kararında, tüzel kişilerin adreslerinin bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması nedeniyle meçhul sayılamayacağını belirtmiştir.
Ancak madde 35’in uygulanabilmesi için sıkı bir usul hiyerarşisi vardır: önce tebligatın normal usulle sicil adresine çıkarılması, bu tebligat adresin kapalı olması veya muhatabın taşınması nedeniyle iade edilirse ancak o zaman madde 35’e göre işlem yapılması gerekir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 12.09.2024 tarihli ve 2024/2000 Esas, 2024/7113 Karar sayılı kararında bu zorunluluğu belirtmiş; aynı kararda, “muhatap tanınmıyor” şerhiyle iade edilen bir tebligatın madde 35 uygulaması için yeterli olmadığını, böyle bir tebligata dayanılarak yapılan madde 35/4 işleminin usulsüz sayılacağını hükme bağlamıştır.
Birden fazla temsilci varsa
Tüzel kişinin birden fazla yetkili temsilcisi veya müdürü varsa, tebligatın bu kişilerin tamamına ayrı ayrı yapılmasına gerek yoktur; temsilcilerden herhangi birine yapılan tebligat tüzel kişiliğe yapılmış sayılır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 15.12.2025 tarihli ve 2025/11396 Esas, 2025/17211 Karar sayılı kararında madde 12’yi bu şekilde uygulamıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.06.2024 tarihli ve 2024/3762 Esas, 2024/6612 Karar sayılı kararında aynı ilkeyi tekrarlamış; ayrıca borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesinin veya usulsüz tebliğ edilmesinin, süreklilik arz eden içtihada göre başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğunu belirtmiştir.
Yetkili temsilci bulunmadığında memur veya müstahdeme tebliğ
Temsilci dışındaki personele tebligat yapılabilmesi iki şarta bağlıdır: temsilcinin o sırada iş yerinde bulunmaması veya evrakı bizzat alamayacak bir durumda olması. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 15.12.2025 tarihli ve 2025/11396 Esas, 2025/17211 Karar sayılı kararında bu hiyerarşiyi açıklamış, tebligatın önce ticaret sicil kayıtları getirilip güncel adres tespit edildikten sonra şirketin yetkili temsilcisine yapılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 02.02.2026 tarihli ve 2025/15774 Esas, 2026/623 Karar sayılı kararında, madde 13’te kendisine tebligat yapılacak kişilerin derecelendirildiğini vurgulamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08.02.2023 tarihli ve 2021/994 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararında, Kanun ve Yönetmeliğin amacının tebligatın muhatabına en kısa zamanda ulaşması, ilgililerin bilgilendirilmesi ve bu hususların belgeye bağlanması olduğunu belirtmiş; ayrıca madde 21/1’in sıkı şekil şartları gereği, haber bırakılan komşu, kapıcı veya yöneticinin isminin tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanması gerektiğini vurgulamıştır — bu husus tüzel kişilere tebligatta da geçerlidir.
Ticari mümessil ve ticari vekil ayrımı
Madde 12’nin ikinci cümlesi uyarınca bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda ticari mümessile yapılan tebliğ muteberdir. Ticari mümessil, işletmeyi yönetmek üzere geniş yetkilerle donatılmıştır ve bu yetkisi kural olarak dava açmayı ve tebligat almayı kapsar. Buna karşılık Türk Borçlar Kanunu’nun 551. maddesi uyarınca ticari vekil, işletmenin alışılmış işlemlerini yürütse de açıkça yetkilendirilmedikçe dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez; bu nedenle dava dilekçesi veya ödeme emri gibi ağır sonuç doğuran bir tebligatın, dava takip yetkisi olmayan bir ticari vekile yapılması usulsüzlük iddiasına açıktır. Ayrıca madde 12’deki ticari mümessile tebligat, ticarethanenin muameleleri ile sınırlıdır; işletme dışı veya şahsi meselelerde bu temsilciye yapılan tebligat şirketi bağlamaz.
Yönetim kurulu kararlarına ilişkin davalarda tebligat
Yönetim kurulu kararlarının iptali veya butlanı talebiyle açılan davalarda muhatap kararı alan üyeler değil şirketin kendisidir; tebligat şirketin ticaret sicilindeki adresine ve yetkili temsilcilerine yapılmalıdır. Bir yönetim kurulu üyesi aynı zamanda temsile yetkili bir müdür veya murahhas üye değilse, ona yapılan tebligat şirketi bağlamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 22.06.2022 tarihli ve 2021/481 Esas, 2022/986 Karar sayılı kararında, tebligata ilişkin Kanun ve Yönetmelik hükümlerinin tamamen şekli olduğunu, tebliğ işleminin ve tebliğ tarihinin ancak kanun ve yönetmelikte emredilen şekillerle tevsik ve ispat olunabileceğini belirtmiştir.
Şubeye yapılan tebligatın sınırları
Madde 12’nin ikinci fıkrası uyarınca bir ticarethanenin şubesine yapılacak tebligatın geçerli olabilmesi için, uyuşmazlığın münhasıran o şubenin işlemlerinden doğmuş olması şarttır. Şube, Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca merkezin bağlı olduğu sicile bağlı olarak kendi bulunduğu yer siciline de tescil edilir, ancak bu tescil şubeye merkezden bağımsız genel bir tebligat kabul yetkisi tanımaz. Şirketin genel yönetim politikalarından veya merkez tarafından akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta tebligatın şubeye yapılması usulsüzdür; bu durumda tebligat tüzel kişinin ana merkezine veya ticaret sicilindeki yasal adresine yöneltilmelidir.
Holding yapılarında bağlı şirkete tebligat
Türk Ticaret Kanunu’nun 195. maddesi hakim ve bağlı şirket ilişkisini düzenlese de, bu ekonomik bağımlılık şirketlerin hukuki kişiliklerinin birleşmesi anlamına gelmez. Bir bağlı şirkete, ana şirketin borcu veya taraf olduğu bir dava nedeniyle yapılan tebligat ana şirketi bağlamaz; holding merkezine yapılan bir tebligat da gruptaki tüm şirketler adına yapılmış sayılmaz. Her tüzel kişi kendi ticaret sicil numarasına, vergi kimlik numarasına ve yasal adresine sahiptir; tebligatın geçerliliği, muhatap gösterilen tüzel kişinin kimliği ile tebligatı alan kişinin temsil yetkisinin örtüşmesine bağlıdır. Şirketler topluluğu ilişkisi, şirketlerin birbirinin yasal temsilcisi olduğu sonucunu doğurmaz.
Yabancı şirketlerin Türkiye şubelerine tebligat
Türk Ticaret Kanunu’nun 40. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, merkezleri Türkiye dışında bulunan ticari işletmelerin Türkiye’deki şubeleri yerli ticari işletmeler gibi tescil olunur ve bu şubeler için yerleşim yeri Türkiye’de bulunan tam yetkili bir ticari mümessil atanır. Yabancı şirketin Türkiye’deki şubesine yapılacak tebligatlar bu tam yetkili ticari mümessil aracılığıyla gerçekleştirilir; bu mümessil, şirketin Türkiye’deki iş ve işlemlerinde yargı mercileri önünde şirketi temsil etme yetkisine sahiptir. Bu düzenleme, yabancı şirketlerin Türkiye’deki muhataplarının uluslararası istinabe yollarına başvurmadan yerel bir muhatap bulabilmesini sağlar; ancak tebligatın kapsamı yine şubenin faaliyet alanı ve mümessilin yetkileriyle sınırlıdır.
Adi ortaklıkta tebligat
Adi ortaklığın ticaret şirketlerinden farklı olarak bağımsız bir tüzel kişiliği ve müstakil bir tebligat adresi bulunmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 637. maddesi uyarınca kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır; bir yönetici ortak belirlenmişse ortaklığın faaliyeti çerçevesindeki tebligatlar bu kişiye yapılabilir. Yönetici ortağın bulunmadığı veya temsil yetkisinin sınırlandırıldığı hâllerde, ortaklardan yalnızca birine yapılan tebligat diğer ortakları bağlamaz. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 05.03.2025 tarihli ve 2021/3044 Esas, 2025/189 Karar sayılı kararında, taraf teşkilinin kamu düzeninden olduğunu ve davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Terkin ve organsız kalma hâllerinde tebligat
Türk Ticaret Kanunu’nun 533. maddesinin birinci fıkrasına göre sona eren şirket tasfiye hâline girer; ikinci fıkraya göre tasfiye hâlindeki şirket, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu süreçte yasal temsilciler tasfiye memurlarıdır ve tebligat bu kişilere, şirketin “tasfiye halinde” ibaresini içeren unvanı altında yapılmalıdır. Şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi hâlinde tüzel kişilik tamamen sona erer ve terkin edilmiş şirkete tebligat yapılması hukuken imkânsızdır; bu durumda önce şirketin ihyası veya ek tasfiye işlemlerinin başlatılması gerekir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 24.05.2023 tarihli ve 2023/2109 Esas, 2023/2819 Karar sayılı kararında, tüzel kişilerin adreslerinin ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlarda belirli olması sebebiyle meçhul sayılamayacağını, tasfiye sürecindeki adreslerin de sicil üzerinden takip edilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.
Yönetim organlarının tamamının istifa etmesi, görev sürelerinin dolması veya karar alamaz hâle gelmesi nedeniyle organsız kalan şirketlerde, Türk Medeni Kanunu’nun 427. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca vesayet makamı bir yönetim kayyımı atar. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 30.09.2025 tarihli ve 2025/2223 Esas, 2025/3941 Karar sayılı kararında, tebligatın sıhhati için önce ilgili ticaret sicil müdürlüğünden şirketin güncel adresinin sorulup tespit edilmesi, bu adrese karar ilamının tebliğe çıkarılması, tebliğ edilemediği takdirde ise madde 35’e göre tebligat sağlanarak temyiz süresinin beklenmesi gerektiğini belirlemiştir; ancak bu usul, şirketin tebligatı alabilecek bir organının varlığını varsayar. Şirket tamamen organsızsa, doğrudan madde 35 uygulaması yerine kayyım atanması ve tebligatın kayyıma yöneltilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Tüzel kişiye tebligat kime yapılır?
Yetkili temsilcisine yapılır; temsilci birden fazla ise bunlardan birine tebligat yeterlidir ve tüzel kişiliği bağlar.
Şirket müdürünün istifası tescil edilmeden yapılan tebligat geçerli midir?
Evet; istifa ticaret siciline tescil ve ilan edilmediği sürece üçüncü kişilere ve tebligat çıkaran mercilere karşı ileri sürülemez, eski müdüre yapılan tebligat şirketi bağlar.
Şirketin fiili adresi ile sicil adresi farklıysa tebligat hangisine yapılır?
Sicil adresine yapılır; şirket adresini güncellemediği sürece sicildeki adres bilinen adres kabul edilir ve tebligat buraya çıkarılır.
Sermaye şirketlerine elektronik tebligat zorunlu mudur?
Evet; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması kanuni bir zorunluluktur.
Tüzel kişiye madde 35’e göre tebligat yapılabilmesi için önce ne yapılmalıdır?
Önce sicil adresine normal usulle tebligat çıkarılmalı; bu tebligat adresin kapalı olması veya taşınma nedeniyle iade edilirse ancak o zaman madde 35’e göre işlem yapılabilir.
Birden fazla yetkili temsilciden birine tebligat yeterli midir?
Evet; temsilcilerden herhangi birine yapılan tebligat tüzel kişiliğe yapılmış sayılır.
Ticari mümessil ile ticari vekil arasındaki fark tebligatı nasıl etkiler?
Ticari mümessilin yetkisi dava açmayı ve tebligat almayı kapsarken, ticari vekil açıkça yetkilendirilmedikçe dava takip edemez; bu nedenle dava tebligatının ticari vekile yapılması usulsüzlük riski taşır.
Yönetim kurulu üyelerinden birine yapılan tebligat şirket adına yeterli midir?
Hayır; ilgili üye aynı zamanda temsile yetkili değilse, ona yapılan tebligat şirketi bağlamaz.
Şubeye yapılan tebligat merkez şirketin tüm borçları için geçerli midir?
Hayır; şubeye tebligat yalnızca o şubenin işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda geçerlidir.
Holding bünyesindeki bir şirkete yapılan tebligat ana şirketi bağlar mı?
Hayır; her şirket kendi hukuki kişiliğine sahiptir, bağlı şirkete yapılan tebligat ana şirketi bağlamaz.
Terkin edilmiş bir şirkete tebligat yapılabilir mi?
Hayır; tüzel kişilik tamamen sona erdiğinden, önce şirketin ihyası veya ek tasfiye işlemlerinin başlatılması gerekir.
Organsız kalan şirkete tebligat nasıl yapılır?
Vesayet makamınca atanan bir yönetim kayyımına yapılır; doğrudan madde 35 uygulamasına gidilemez.
Sonuç
Tüzel kişilere tebligat, temsil yetkisinin ticaret sicilindeki güncelliğine dayanan şekli ama sonuçları ağır bir sistemdir. Sicil adresini güncel tutmayan, istifayı tescil ettirmeyen veya organsız kalan şirketler, bu ihmallerinin bedelini tebligatın usulsüzlüğünü ileri sürememe riskiyle öder. Vekile ve avukat bürosuna tebligat, kanuni temsilciye tebligat ve bilinen adres-mernis adresi kuralı gibi bağlantılı konularda ayrıntılı bilgi için tebligat hukuku kapsamındaki diğer başlıkları inceleyebilirsiniz.