2026 itibarıyla Türk ceza yargılamasında yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi, sanığın tabii hâkim güvencesini koruyan ve savunma stratejisini şekillendiren kritik bir usul meselesidir. CMK’nın 12. maddesi kapsamında suçun işlendiği yer ilkesi; bilişim suçları, basın ve internet yoluyla işlenen suçlar ile özel yetkili mahkeme gerektiren suç tipleri bakımından son derece teknik bir içerik kazanmaktadır. Bu teknik boyutu kavramadan etkin bir müdafaalik yapmak mümkün değildir.
CMK Madde 12’nin Temel Kuralı: Suçun İşlendiği Yer Mahkemesi
CMK madde 12; davaya bakmada yer bakımından yetkinin öncelikle suçun işlendiği yer mahkemesine ait olduğunu hükme bağlayan, ceza yargılamasında yer yetkisinin çıkış noktasını oluşturan temel usul normudur.
CMK’nın 12/1. maddesi uyarınca yetki belirlemesinin başlangıç noktası suçun işlendiği yerdir. Bu kural uygulandığında yetkili mahkeme büyük ölçüde netlik kazanmakta; gereksiz yetki uyuşmazlıklarının ve yargılamanın sürüncemede kalmasının önüne geçilmektedir. Suçun işlendiği yerin belli olmaması hâlinde ise CMK’nın 13. maddesinde düzenlenen yedek yetki kuralları devreye girmektedir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre bu hâlde yetki sıralaması şu şekilde işler: önce şüpheli veya sanığın yakalandığı yer mahkemesi; yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi; Türkiye’de yerleşim yeri yoksa en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi; bunlar da belirlenemiyorsa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/5787 E., 2020/14338 K. ve 2021/2304 E., 2021/2399 K. sayılı kararları bu yetki sıralamasını açıkça ortaya koymaktadır.
Yer yönünden yetki kurallarının niteliği konusunda kritik bir ayrıma dikkat etmek gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2013 tarihli kararında (E. 2012/146, K. 2013/93) ceza usul hukukunda görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olup resen nazara alınacağı; buna karşın yer yönünden yetki kurallarının kural olarak kamu düzeniyle ilişkili sayılmadığı ortaya konulmuştur. Bu ayrım belirleyici bir pratik sonuç doğurmaktadır: yetki itirazı zamanında ileri sürülmezse bu hak kaybedilir. Görev itirazından farklı olarak yetki itirazı resen gözetilmez.
Bilişim Suçlarında Yetkili Mahkemenin Tespiti
Dijitalleşmeyle birlikte suç coğrafyasının köklü biçimde dönüşmesi, “suçun işlendiği yer” kavramının bilişim suçları özelinde yeniden tanımlanmasını zorunlu kılmıştır. Yargıtay bu alanda tutarlı ve belirleyici bir içtihat çizgisi oluşturmuştur.
Bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarında Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre suç, haksız menfaatin temin edildiği anda ve yerde tamamlanmaktadır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2019/13235 E., 2020/2584 K. sayılı kararında dolandırıcılık suçunun, iradesi fesada uğratılan kişinin yatırdığı paranın fail tarafından çekildiği anda tamamlanacağı; bu nedenle suç yerinin menfaatin temin edildiği, yani paranın ATM’den çekildiği yer olduğu açıkça hükme bağlanmıştır.
Bilişim yoluyla hırsızlık suçlarında ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2019/4649 E., 2019/6328 K. ve 2020/1878 E., 2020/11427 K. sayılı kararlarında paranın çekildiği ATM’nin ya da havale sonrası haksız menfaatin sağlandığı hesabın veya baz istasyonunun bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkili olduğu kabul edilmiştir.
İnternet üzerinden işlenen suçlarda suç yeri, paylaşımın yapıldığı IP adresi ve GSM hattının tahsis edildiği ya da kullanıldığı yer esas alınarak belirlenmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/12897 E., 2022/306 K. sayılı kararında müstehcen yayınların üretiminde çocukların kullanılması gibi internet üzerinden işlenen suçlarda IP adresi ve GSM hattının kullanıldığı yer üzerinden suç yerinin saptanması gerektiği ortaya konulmuş; IP adresi tespit edilemediğinde şüphelinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olacağı da açıkça vurgulanmıştır.
Bilişim suçlarında yetkili mahkemenin belirlenmesi uygulamada önemli usul sorunlarına zemin hazırlayabilmektedir. Paranın çekildiği yer ile mağdurun bulunduğu yer arasında birbiri ardına verilen yetkisizlik kararları davaların sürüncemede kalmasına ve sanıkların makul sürede yargılanma hakkının zedelenmesine yol açabilmektedir. Bu tıkanıklığı gidermede CMK’nın 161/7. maddesinin işlevi kritik önem taşımaktadır.
Basın ve İnternet Yoluyla İşlenen Suçlarda Yetki
Basılmış eserler aracılığıyla işlenen suçlarda CMK’nın genel yetki kurallarının yanı sıra 5187 sayılı Basın Kanunu’nun özel hükümleri de devreye girmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/1651 E., 2023/16242 K. sayılı kararında Basın Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca internet sitesinde yayınlanan yazılar yoluyla işlenen hakaret suçlarında asliye ceza mahkemesinin görevli olduğu; bir yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi dairesi bulunması hâlinde bu davaların 2 numaralı mahkemede görüleceği somutlaştırılmıştır.
İnternet suçlarında yetkinin coğrafi kapsamı konusunda hukuk yargılamasından gelen bir perspektif de dikkate değerdir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 08.01.2024 tarihli kararında internet yoluyla gerçekleştirilen eylemlerin ulaştığı her yerde sonuç doğurması nedeniyle “zararın meydana gelme ihtimali olan yer” mahkemesinin de yetkili sayılabileceği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, bilişim ve basın suçlarında yetki alanının içeriğin erişilebilir olduğu her yer üzerinden genişleyebileceğine dair önemli bir hukuki perspektif sunmaktadır.
2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre internet ortamında işlenen suçlarda yetki belirsizliği, soruşturma aşamasında ciddi bir uyuşmazlık kaynağı olmaya devam etmektedir. Özellikle sosyal medya platformları üzerinden işlenen suçlarda; kullanıcı hesabının bağlı olduğu IP adresinin tahsis edildiği yer, şüphelinin fiziksel konumu ve içeriğin yayımlandığı sunucunun bulunduğu yer arasındaki çakışmalar yetki tespitini güçleştirmekte ve birden fazla savcılığın dosyayı birbirine göndermesiyle yargılama gecikmelerine zemin hazırlamaktadır.
Yetki Uyuşmazlıkları ve Çözüm Usulü
Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında savcılıklar ile mahkemeler arasında çıkan yetki uyuşmazlıklarının çözümü CMK’nın emredici usul kurallarına tabidir. Bu kuralların doğru bilinmesi hem yargılamanın seyrini hem de savunma stratejisini doğrudan etkilemektedir.
Soruşturma aşamasında yetki uyuşmazlığı: CMK’nın 161/7. maddesi uyarınca birden fazla Cumhuriyet Başsavcılığı arasında karşılıklı yetkisizlik kararı verilmesi durumunda dosyayı alan savcılık yetkili savcılığın belirlenmesi için dosyayı en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Bu mahkemenin verdiği karar kesindir ve sonradan verilen tüm yetkisizlik kararları hukuki değerden yoksun, yok hükmünde sayılır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2018/14166 E., 2019/1104 K. ve 2018/12336 E., 2018/9191 K. sayılı kararlarında bu kuralın yalnızca iki savcılık arasındaki karşılıklı yetkisizlik durumunda değil üçüncü bir savcılığa gönderilme hâlinde de geçerli olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay kararlarının bağlayıcılığı açısından ise şu kural geçerlidir: Yargıtay tarafından çözümlenen bir yetki uyuşmazlığında 16.02.2016 tarihli İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı (E. 2016/339, K. 2016/1685) uyarınca yetki meselesi bir daha değerlendirme konusu yapılamaz; sonradan verilen yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/13653 E., 2022/3843 K. ve 2022/2906 E., 2022/5202 K. sayılı kararları bu bağlayıcılığı teyit etmektedir.
Kesin nitelikteki ağır ceza mahkemesi kararından sonra verilen yetkisizlik kararlarının da yok hükmünde olduğu Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2018/6629 E., 2018/5392 K. ile 2017/6968 E., 2018/27 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2022/44 E., 2022/15006 K. sayılı kararlarıyla pekişmiş bir içtihattır.
Bölge Adliye Mahkemeleri ve Yargıtay’ın Yetki Uyuşmazlıklarındaki Rolü
İstinaf sistemiyle birlikte bölge adliye mahkemeleri de yetki uyuşmazlıklarının çözümünde etkin bir rol üstlenmiştir. CMK’nın 17. maddesi uyarınca aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıklar ortak yüksek görevli BAM ceza dairesince çözülmektedir. Farklı BAM yargı çevrelerindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklar ise ilgili Yargıtay Ceza Dairesi tarafından kesin olarak karara bağlanmaktadır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2018/3918 E., 2018/3174 K. sayılı kararında aynı BAM çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlıklarının BAM ceza dairesince çözüleceği ortaya konulmuştur. Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nin 2019/378 E., 2019/297 K. sayılı kararında ise farklı BAM çevrelerindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklarda Yargıtay’ın çözüm yeri olduğu teyit edilmiştir.
Bağlantılı davalarda yetki birleştirmesi konusunda da önemli bir usul kuralı geçerlidir: CMK’nın 16/3. maddesi uyarınca farklı mahkemeler arasındaki bağlantılı davalarda yetki birleştirmesi ortak yüksek görevli mahkemece yapılacak; aynı mahkemedeki birleştirme kararları ise tek başına itiraza tabi olmayan ara karar niteliği taşıyacaktır.
Özel Yetki Hâlleri
CMK’nın 12. maddesindeki genel yetki kuralının yanı sıra belirli sanık kategorileri ve suç türleri bakımından özel yetki kuralları da öngörülmüştür.
Milletvekilleri için özel yetki: suç tarihinde milletvekili sıfatını taşıyan sanıklar bakımından CMK m. 12’deki genel yetki kuralı uygulanmamakta; CMK’nın 161/9. maddesi uyarınca Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yetkili ve görevli mahkeme olarak öne çıkmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2025/2272 E., 2025/6376 K. sayılı güncel kararı milletvekillerine ilişkin bu özel yetki kuralının uygulanması gereken koşulları netlik kazandırmıştır.
Terör ve devlet güvenliği suçları için merkezi yetki: 5235 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca terör ve devlet güvenliğine karşı suçlarda yetki suçun işlendiği yerin bağlı olduğu il merkezindeki ağır ceza mahkemelerine verilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 10.12.2020 tarihli kararında (E. 2016/144, K. 2020/75) bu düzenlemenin kamu yararı amacıyla yetki kurallarının istisnai olarak merkezileştirilebileceğini ortaya koyduğu kabul edilmiştir.
Özel yetki hâllerinin varlığının tespiti, savunma avukatı açısından dava açılır açılmaz gerçekleştirilmesi gereken ilk kontrol adımlarından birini oluşturur. Yanlış mahkemede görülen bir davanın ilerleyen aşamada yetkisizlik kararıyla başka bir mahkemeye gönderilmesi, savunma hazırlığını sekteye uğratabilmekte ve müvekkil aleyhine telafi edilmesi güç usul zararlarına yol açabilmektedir.
Yetki Kurallarının Savunma Stratejisine Yansımaları
Yer yönünden yetki kuralları kamu düzeniyle ilişkili olmadığından taraflarca itiraz konusu yapılabilmekte; bu itirazın zamanında ileri sürülmemesi yetki itirazı hakkının kaybedilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle dava açılır açılmaz yetkili mahkemenin doğru belirlenip belirlenmediğinin değerlendirilmesi etkin bir savunmanın ilk adımı olmalıdır.
Bilişim suçlarında yetkili mahkemenin tespiti özellikle karmaşık bir hal alabilmektedir. Mağdurun yerleşim yeri, paranın çekildiği ATM’nin bulunduğu yer ve IP adresinin tahsis edildiği yer gibi farklı kriterler birbiriyle çakıştığında yetki uyuşmazlıkları kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu süreçte CMK’nın 161/7. maddesi kapsamındaki ağır ceza mahkemesi kararı beklenmeden gereksiz yere yetkisizlik kararı almak, yargılamanın sürüncemede kalmasına ve müvekkil aleyhine sonuçlar doğmasına neden olabilir.
Savunma avukatının yetki konusundaki temel görevleri şu başlıklar altında sıralanabilir. İlk olarak, iddianamenin kabulünün ardından derhal yetkili mahkeme tespiti yapılmalıdır. İkinci olarak, bilişim suçlarında suç tamamlanma anının ve yerinin doğru belirlenmesi için teknik delil analizi yapılmalı; mağdurun bulunduğu yer ile menfaat teminin gerçekleştiği yer arasındaki farkın savunmaya yansımaları değerlendirilmelidir. Üçüncü olarak, yetki uyuşmazlığı durumunda CMK’nın 161/7. maddesi kapsamında ağır ceza mahkemesinin kesin kararını beklemeden verilen yetkisizlik kararlarına karşı hukuki zemin oluşturulmalıdır. Yetki itirazının zamanında ve doğru argümanlarla ileri sürülmesi, ilerleyen aşamalarda telafisi güç usul zararlarının önüne geçmektedir. Bu süreçte uzman ceza avukatı desteği, itiraz dilekçesinin hukuki zeminini sağlamlaştırmak ve mahkemeyi ikna edecek somut içtihat referanslarını doğru biçimde sunmak açısından belirleyici rol oynamaktadır.
Yetki konusunda bir diğer kritik nokta, yetki itirazının içeriğidir. Mahkemeye sunulacak itiraz dilekçesinde soyut “yetkisizlik” iddiasıyla yetinilmemeli; suçun tamamlandığı yer, fiilin gerçekleştiği fiziksel ve dijital ortam ile CMK’nın 12. ve 13. maddelerindeki yetki sıralamasının neden başka bir mahkemeyi işaret ettiği somut içtihatlarla desteklenerek açıklanmalıdır. Yargıtay’ın bilişim suçlarındaki yerleşik içtihadı bu dilekçelerde birincil dayanak noktasını oluşturmaktadır.
CMK Madde 12 Hakkında Emsal Yargıtay Kararları
Bilişim yoluyla dolandırıcılıkta suç yeri, haksız menfaatin temin edildiği ATM’nin bulunduğu yerdir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 2019/13235 E., 2020/2584 K. sayılı kararında dolandırıcılık suçunun paranın ATM’den çekildiği anda ve yerde tamamlandığını; bu nedenle suç yerinin menfaat teminin gerçekleştiği yer olduğunu hükme bağlamıştır.
Bilişim yoluyla hırsızlıkta baz istasyonu ve hesabın bulunduğu yer savcılık yetkisini belirler. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2019/4649 E., 2019/6328 K. ve 2020/1878 E., 2020/11427 K. sayılı kararlarında haksız menfaatin sağlandığı hesabın ya da baz istasyonunun bulunduğu yer Cumhuriyet Başsavcılığı’nı yetkili savcılık olarak belirlemiştir.
İnternet suçlarında IP adresi tespit edilemezse yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2021/12897 E., 2022/306 K. sayılı kararında internet üzerinden işlenen suçlarda suç yerinin IP adresi ve GSM hattının kullanıldığı yer üzerinden saptanacağını; tespit edilemediğinde şüphelinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğunu kararlılıkla ortaya koymuştur.
Yetki sıralaması: yakalanma yeri, yerleşim yeri, son adres, ilk usul işlemi yeri. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2020/5787 E., 2020/14338 K. ve 2021/2304 E., 2021/2399 K. sayılı kararlarında suç yerinin belirlenememesi hâlinde CMK m. 13’teki yedek yetki kurallarının hangi öncelik sırasıyla uygulanacağını açık biçimde hükme bağlamıştır.
Yargıtay’ın çözdüğü yetki uyuşmazlığı yeniden tartışmaya açılamaz; sonraki yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2021/13653 E., 2022/3843 K. ve 2022/2906 E., 2022/5202 K. sayılı kararlarında İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı’na atıfla kesin yetki çözümünün bağlayıcılığını pekiştirmiştir.
Kesin ağır ceza mahkemesi kararından sonra verilen yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2018/6629 E., 2018/5392 K. ile Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2022/44 E., 2022/15006 K. sayılı kararlarında bu kuralı kararlılıkla vurgulayarak sonraki aşamalardaki yetkisizlik kararlarına hukuki değer tanımamıştır.
Milletvekili sanıklar için Ankara Ağır Ceza Mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/2272 E., 2025/6376 K. sayılı güncel kararında milletvekili sıfatı taşıyan sanıklar bakımından genel yetki kuralının uygulanmayacağını ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkili mahkeme olduğunu hükme bağlamıştır.
İnternet hakaret suçlarında 2 numaralı asliye ceza mahkemesi görevlidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/1651 E., 2023/16242 K. sayılı kararında Basın Kanunu m. 27 kapsamındaki internet yoluyla hakaret suçlarında görevli mahkemeyi ve aynı yerdeki birden fazla mahkeme arasındaki dağılım kuralını netleştirmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yetki itirazı ne zaman ileri sürülmelidir?
Yer yönünden yetki kuralları kamu düzeniyle ilişkili olmadığından yetki itirazının zamanında yapılması zorunludur; aksi hâlde bu hak kaybedilir. İtirazın en geç esas hakkındaki savunmadan önce ileri sürülmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2013 tarihli kararına göre görev itirazının aksine yetki itirazı resen gözetilmez; savunma avukatının proaktif olarak bu itirazı gündeme taşıması zorunludur.
Bilişim suçlarında suçun işlendiği yeri kim belirler?
Bilişim suçlarında suç yerinin tespiti teknik bir değerlendirme gerektirmektedir. Dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarında haksız menfaatin temin edildiği yer, internet suçlarında ise IP adresi ve GSM hattının kullanıldığı yer esas alınmaktadır. IP tespiti mümkün değilse şüphelinin yerleşim yeri devreye girer. Bu belirleme soruşturma aşamasında savcılık tarafından yapılmakla birlikte savunmanın teknik delil analizi üzerinden itiraz hakkı bulunmaktadır.
İki savcılık da yetkisizlik kararı verirse ne olur?
CMK’nın 161/7. maddesi uyarınca karşılıklı yetkisizlik kararı verilmesi durumunda dosyayı son alan savcılık, yetkili savcılığın belirlenmesi için dosyayı en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Bu mahkemenin verdiği karar kesindir ve sonradan verilen tüm yetkisizlik kararları yok hükmünde sayılır. Bu mekanizma bilişim suçlarında dosyaların sürüncemede kalmasının önüne geçmek amacıyla tasarlanmıştır.
Aynı BAM çevresindeki iki mahkeme arasındaki yetki uyuşmazlığını kim çözer?
CMK’nın 17. maddesi uyarınca aynı bölge adliye mahkemesi yargı çevresindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlıkları ortak yüksek görevli BAM ceza dairesince çözülür. Farklı BAM yargı çevrelerindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklar ise ilgili Yargıtay Ceza Dairesi tarafından kesin olarak karara bağlanmaktadır.
Terör suçlarında hangi mahkeme yetkilidir?
5235 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca terör ve devlet güvenliğine karşı suçlarda yetki suçun işlendiği yerin bağlı olduğu il merkezindeki ağır ceza mahkemelerine aittir. Bu merkezi yetki kuralı, CMK m. 12’deki genel kuralın bir istisnasını oluşturmaktadır ve kamu güvenliği amacıyla getirilmiş özel bir düzenlemedir.
Yetki itirazı kabul edilirse dosya ne olur?
Mahkeme yetki itirazını haklı bularak yetkisizlik kararı verirse dosya yetkili mahkemeye gönderilir. İşin esasına girilmeden önce verilen yetkisizlik kararı durumunda tüm dosya yetkili mahkemeye aktarılır. CMK’nın 10/3. maddesi uyarınca ise işin esasına girildikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur; bu kural yetkisizlik durumunda değil yalnızca tefrik kararlarında uygulanmaktadır.
Yurt dışında işlenen suçlarda Türk mahkemelerinin yetkisi var mıdır?
TCK’nın 8 ile 13. maddeleri kapsamında Türk vatandaşı tarafından yurt dışında işlenen ya da Türkiye aleyhine sonuç doğuran bazı suçlarda Türk mahkemeleri yargı yetkisine sahip olmaktadır. Bu hallerde CMK’nın 12. maddesindeki suçun işlendiği yer ilkesi doğrudan uygulanamaz; şüphelinin Türkiye’ye girdiği yer, yakalandığı yer ya da ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi esas alınır. Bu tür davalarda yetki tespiti özellikle karmaşık bir görünüm kazanmakta ve ayrıntılı bir usul analizi gerektirmektedir.
Sonuç
CMK’nın 12. maddesi, ceza yargılamasında yer yetkisinin çıkış noktasını oluşturan temel düzenlemedir. Suçun işlendiği yer ilkesi, basit görünümünün aksine özellikle bilişim suçları, basın ve internet yoluyla işlenen suçlar ile özel yetkili mahkeme gerektiren suç tipleri bakımından son derece teknik bir içerik kazanmaktadır. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre yetki itirazının zamanında ileri sürülmesi, bilişim suçlarında suç tamamlanma anının ve yerinin doğru belirlenmesi ile yetki uyuşmazlıklarında CMK’nın 161/7. maddesi mekanizmasının etkin kullanımı; savunma avukatının görmezden gelemeyeceği kritik usul araçlarıdır. Bu değerlendirmeyi doğru biçimde yapmak, müvekkilin tabii hâkim güvencesini korumak ve ilerleyen aşamalarda bozma nedeni oluşturabilecek usul zararlarının önüne geçmek için vazgeçilmezdir.
İletişim & Danışma
Davanızda yetkili mahkemenin doğru belirlenip belirlenmediğini sorguluyor ya da yetki itirazı hakkınızı kullanmak istiyorsanız profesyonel hukuki destek almanız süreci doğrudan etkileyebilir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 12. maddesi kapsamında yetkili mahkeme tespiti, yetki itirazı ve uyuşmazlık süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.