☎ 0539 676 32 75 WhatsApp: 0539 676 32 75

CMK Madde 18 Yetkisizlik iddiası

2026 itibarıyla Türk ceza yargılamasında sanıkların en sık hak kaybı yaşadığı usul meselelerinin başında yetkisizlik iddiasının zamanında ileri sürülmemesi gelmektedir. CMK’nın 18. maddesi, yer bakımından yetki itirazını belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırarak hem yargılamanın uzamasını engelleyen hem de sanığın tabii hâkim güvencesini koruyan kritik bir düzenleme niteliği taşımaktadır. Bu süre geçirildikten sonra sanık iddiada bulunamaz; mahkeme de resen yetkisizlik kararı veremez.

CMK Madde 18 Nedir? Yetkisizlik İddiası Kavramı

CMK madde 18; yer bakımından yetki itirazının ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından önce ileri sürülmesi gerektiğini, bu süre geçtikten sonra ne tarafların iddiada bulunabileceğini ne de mahkemenin resen karar verebileceğini düzenleyen hak düşürücü süre normudur.

CMK’nın 18. maddesinin temel amacı iki yönlüdür: yetki itirazlarını yargılamanın başında çözümlemek ve muhakemenin gecikmesini engelleyerek usul ekonomisini sağlamak. Bu amaç doğrultusunda kanun koyucu yer bakımından yetki itirazını belirli bir kesitle sınırlamıştır. Görevsizlik itirazından temel farkı şudur: görev (madde bakımından yetki) kuralları kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir; yer bakımından yetkisizlik ise kamu düzeninden sayılmamakta, süresinde ileri sürülmezse yetkisiz mahkeme yetkili hale gelmektedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2015/13754 E., 2016/6727 K. sayılı kararında bu iki kurumun uygulamada sıkça karıştırıldığı görülmekte; savcının temyizde “görevsizlik” adı altında ileri sürdüğü itirazın esasen CMK’nın 18. maddesi kapsamında yetkisizlik iddiası olduğu tespit edilerek talep reddedilmiştir.

Mutlak ve nispi yetkisizlik ayrımı da bu madde kapsamında önem kazanmaktadır. Süresinde itiraz edilmemesi hâlinde yetkisiz mahkeme yetkili hale gelmekte ve bu mahkemenin yürüttüğü tüm yargılama faaliyeti hukuka uygun kabul edilmektedir. Bu sonuç, yer bakımından yetki kurallarının kamu düzenini ilgilendiren mutlak bir yetki kuralı olmaktan ziyade tarafların itirazına ve belirli sürelere bağlı nispi bir nitelik taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır.

Yetkisizlik İddiasında Bulunma Hakkı

CMK’nın 18/1. maddesinde yetkisizlik iddiasında bulunabilecek kişi olarak açıkça “sanık” zikredilmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/15886 E., 2024/4333 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/6489 E., 2024/3543 K. sayılı kararlarında bu hakkın doğrudan sanığa ait olduğu vurgulanmıştır.

Cumhuriyet Savcısı’nın durumu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte Yargıtay’ın tutumu sınırlayıcı yöndedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2015/13754 E. sayılı kararında savcının temyiz aşamasında yetkisizlik iddiasında bulunması üzerine bu talep CMK’nın 18. maddesi gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Karar, yetki itirazı hakkının sanığa özgülenen sürelerle bağlı olduğunu ve savcının bu süreler dışında aynı hakkı kullanamayacağını ortaya koymaktadır.

Sanık müdafii kanunda belirtilen süreler içerisinde sanık adına yetkisizlik iddiasında bulunabilir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/6489 E. sayılı kararında sanık müdafiinin yetkisizlik kararına itiraz ettiği görülmektedir. Doktrinde ise müşteki ve vekilinin de sanığın sorgusundan önce bu itirazda bulunabileceği savunulmaktadır (Serkan Türkdoğru, 2023). Katılanın bu hakkı bağımsız olarak kullanıp kullanamayacağı ise açık bir düzenlemeye kavuşturulmamış olup uygulamada tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Yetkisizlik İddiasının İleri Sürülme Zamanı

İlk derece mahkemelerinde yetkisizlik iddiası için son an “sanığın sorgusundan önce”dir. Bu şart Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/15886 E., Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/3281 E. ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2015/12307 E. sayılı kararlarının tamamında mutlak bir koşul olarak uygulanmıştır.

“Sorgu” kavramının kapsamı büyük önem taşımaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/3281 E., 2023/4450 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2012/31078 E., 2013/705 K. sayılı kararlarında sanığın savunmasının istinabe (talimat) yoluyla başka bir mahkemede alınmış olmasının da “sorgu” sayıldığı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla sanığın asıl mahkemede henüz sorgusuna geçilmemiş olsa dahi talimatla savunması alınmışsa artık yetkisizlik iddiasında bulunulamaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/15886 E. sayılı kararında sanığın savunmasının alındığı 18.11.2015 tarihli celsede yetkisizlik iddiasında bulunmaması, mahkemenin yetkisini kabul ettiği anlamına gelmiş ve sonraki aşamalarda bu iddianın ileri sürülemeyeceği karara bağlanmıştır.

Kimlik tespiti, iddianamenin okunması ve hakların hatırlatılmasından sonra sorgusuna geçilmektedir. Sanığın henüz esasa ilişkin savunma yapmadığı, yalnızca süre veya belge istediği hâllerde teknik anlamda sorgunun başlamadığı ve yetkisizlik itirazının yapılabileceği doktrinde kabul görmektedir (Serkan Türkdoğru, 2023).

Bölge adliye mahkemelerinde yetki itirazı da süreye tabidir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre BAM’da duruşmasız işlerde yetkisizlik iddiası “incelemenin hemen başlangıcında”; duruşmalı işlerde ise “inceleme raporunun okunmasından önce” ileri sürülmelidir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2020/93 E., 2020/137 K. sayılı kararında inceleme başladıktan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı ve mahkemenin de resen karar veremeyeceği açıkça vurgulanmıştır.

Yetkisizlik İddiasının Şekli ve Usulü

Yetkisizlik iddiası duruşmada sözlü olarak tutanağa geçirilmek suretiyle ya da yazılı bir dilekçe ile mahkemeye sunulabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/15886 E. sayılı kararında sanığın duruşmada “bildirmesi”nden bahsedilmektedir; bu da sözlü beyanın tutanağa geçirilmesi suretiyle yapılabileceğini ortaya koymaktadır. Doktrinde de CMK’nın 18/1. maddesinde belirlenmiş zamanlarda sözlü veya yazılı taleple davaya bakan mahkemeye yetkisizlik iddiası yöneltilebileceği kabul edilmektedir (Gözde Nur Oğuz, 2023).

Yetkisizlik iddiasının gerekçelendirilmesi usul ekonomisi açısından zorunludur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/6489 E. sayılı kararında yetkisizlik iddiasının ve mahkeme kararının somut gerekçelere (paranın gönderildiği yer, müştekinin adresi gibi) dayanması gerektiği ortaya konulmuştur. İddianın soyut kalmaması, suçun işlendiği yer veya sanığın yakalandığı yer gibi bağlayıcı unsurlarla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Gerekçesiz ya da soyut bir yetkisizlik iddiası mahkemece reddedilebileceği gibi, Yargıtay denetiminde de yetersiz bulunabilmektedir.

Savunma avukatı açısından kritik olan nokta şudur: yetkisizlik iddiasının duruşma tutanağına eksiksiz yansıtılması, ilerleyen aşamalarda bu itirazın bozma gerekçesi olarak ileri sürülebilmesinin ön koşuludur. Sözlü olarak yapılan ama tutanağa geçirilmeyen itirazların Yargıtay denetiminde karşılık bulması son derece güçtür.

Yetkisizlik İddiası Hakkında Karar Verilmesi

Mahkeme, yetkisizlik iddiasını veya resen yetkisizlik durumunu sanığın sorgusundan önce karara bağlamalıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/3281 E., 2023/4450 K. sayılı kararına göre sorgu yapıldıktan sonra verilen yetkisizlik kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır. Bu katı uygulama, mahkemenin de sorgu sınırına tabi olduğunu ve bu sınırın tek taraflı olarak aşılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

BAM’da duruşmasız işlerde incelemenin başında, duruşmalı işlerde rapor okunmadan önce karar verilmelidir. Sakarya BAM 5. Ceza Dairesi’nin 2020/93 E. sayılı kararı bu zamanlamanın istinaf aşamasında da aynı katılıkla uygulandığını teyit etmektedir.

Yetkisizlik iddiasının kabulü hâlinde dosya yetkili görülen mahkemeye gönderilir. Önemli bir husus, yetkisiz mahkemenin yaptığı işlemlerin geçerliliğini korumasıdır: eşit mahkemelerin herhangi birinin yaptığı usul veya esas işlemi yetkisizlik sebebiyle geçersiz kılınamamaktadır (Yusuf Eşberk, 2023). Süresinde yapılmayan yetkisizlik iddiasının reddi ise Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2021/8968 E., 2023/9011 K. sayılı kararında hukuka uygun bulunmuştur.

Hak Kaybı ve Re’sen İnceleme Yasağı

CMK’nın 18/2. maddesindeki “Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı” hükmü kesin niteliktedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2015/12307 E., 2016/10465 K. ve Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2015/13754 E., 2016/6727 K. sayılı kararları bu kesinliği açıkça teyit etmektedir.

Preclusio (hak kaybı) ilkesi, sanığın sorgusundan önce itiraz etmemesi durumunda yetki itirazı hakkını kaybettiği anlamına gelmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2021/8968 E. ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2013/8083 E. sayılı kararlarında bu ilke açıkça uygulanmıştır. Süresinde ileri sürülmeyen yetkisizlik iddiası yalnızca hak kaybına yol açmakla kalmamakta; yetkisiz mahkemeyi yetkili hale getirerek bu mahkemenin yürüttüğü yargılama faaliyetini de hukuka uygun kılmaktadır.

Re’sen inceleme yasağı bu maddenin en belirgin özelliğidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/3281 E., Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2012/31078 E. ve Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2015/10511 E., 2016/9519 K. sayılı kararlarında sorgu yapıldıktan sonra tarafların iddiası olsa dahi olmasa dahi mahkemenin kendiliğinden yetkisizlik kararı veremeyeceği kararlılıkla hükme bağlanmıştır. Bu yasak görev kurallarından farklı olarak mutlak istisnasız değildir; doktrinde bir mahkemenin hem yer hem de madde bakımından yetkisiz olduğu hâllerde sorgudan sonra da yer bakımından yetkisizliğin değerlendirilebileceği yönünde görüşler mevcuttur (Tuğba Kayan, 2022). Ancak Yargıtay uygulaması yasağı katı biçimde sürdürmektedir.

Yetkisizlik Kararlarına Karşı İtiraz (CMK m. 18/3)

CMK’nın 18/3. maddesi uyarınca “yetkisizlik kararlarına” karşı itiraz edilebilir. Ancak mahkemenin yetkili olduğuna dair verdiği (yetkisizlik iddiasının reddi) kararlara karşı doğrudan itiraz yolu kapalıdır; bu durum ancak esas hükümle birlikte temyiz veya istinaf konusu yapılabilir. Doktrinde bu asimetrik yapının sanık açısından dezavantaj yarattığı vurgulanmaktadır: itiraz hakkı yalnızca yetkisizlik kararları için öngörülmüş olup yetkililik kararlarına karşı aynı hak tanınmamıştır (Yaprak Öntan, 2024).

İtiraz genel hükümlere (CMK m. 268) göre yapılmakta ve itiraz mercii kararı veren mahkemeye göre belirlenen (genellikle bir üst numaralı veya en yakın) mahkemedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/6489 E. sayılı kararında Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisizlik kararına yapılan itirazın Ankara Batı 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelendiği görülmektedir. CMK’nın 271/4. maddesi uyarınca itiraz mercii tarafından verilen kararlar kesindir ve temyiz kanun yolunda yeniden denetlenemez.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre yetki uyuşmazlıklarını çözen merci tayini kararları da kesin niteliktedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/10041 E., 2022/3028 K. ve 2023/9814 E., 2023/12605 K. sayılı kararlarında bu kesinlik ilkesi açıkça vurgulanmış; mahkemelerin kesinleşmiş merci tayini kararlarına rağmen “yeni delil” veya “yasa değişikliği” gerekçesiyle tekrar yetkisizlik kararı vererek dosyaları sürüncemede bırakması Yargıtay tarafından “yok hükmünde” sayılmıştır.

Yetkisizlik Kararı Sonrası Süreç

Yetkisizlik kararı kesinleştiğinde dosya kararda belirtilen yetkili mahkemeye gönderilir. Mahkemeler arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığında (her iki mahkeme de yetkisizlik verdiğinde) Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2025/407 E., 2025/4935 K. sayılı kararında görüldüğü üzere dosya ortak yüksek görevli mahkemeye veya Yargıtay’ın ilgili dairesine gönderilerek merci tayini yoluyla yetkili mahkeme belirlenmektedir.

Sanığın yetkisizlik iddiasında bulunmamasının sonucu ise açıktır: mahkeme yetkili hale gelir ve davayı sonuçlandırmak zorunda kalır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/15886 E. sayılı kararına göre sanık sorgusundan önce yetkisizlik iddiasında bulunmazsa mahkeme kendisini yetkili sayarak yargılamaya devam eder ve bu durum usule uygun kabul edilir. Savunma avukatı açısından bu sonuç, yetki itirazı hakkının ilk duruşmada, sorgu başlamadan hemen önce ve gerekçeli biçimde kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.

Temel Haklar ve Adil Yargılanma Hakkı

CMK’nın 18. maddesi ile güvence altına alınan tabii hâkim ilkesi Anayasa’nın 37. maddesi ve AİHS’in 6. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Doğal hâkim ilkesi gereği sanığın kanunen yetkili mahkemede yargılanması esastır; ancak usul ekonomisi gereği getirilen süre sınırlaması bu hakkın kullanımını belirli bir zaman dilimine sıkıştırmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin 06.02.2019 tarihli kararında (B. 2016/9878) ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2013/18660 E., 2014/2755 K. sayılı kararında yetkisizlik kararlarının taraflara tebliğ edilmeden veya savunma alınmadan dosya üzerinden verilmesinin “mahkemeye erişim hakkı” ve “hukuki dinlenilme hakkı”nı ihlal ettiği belirtilmiştir.

Savunma hakkı açısından en kritik nokta şudur: süresinde yapılan yetkisizlik itirazının haksız yere reddedilmesi ve yargılamaya devam edilmesi Yargıtay tarafından CMK’nın 289/1-d bendi kapsamında kesin hukuka aykırılık ve bozma sebebi sayılmaktadır (Gözde Nur Oğuz, 2023). Bu içtihat, yetkisizlik iddiasının etkin biçimde kullanılmasının yalnızca sanığın değil Yargıtay’ın da güvence altına aldığı bir hak olduğunu ortaya koymaktadır.

Soruşturma aşamasında avukat olarak görev yapan hukukçunun yetki meselesini soruşturma başlangıcında değerlendirmesi büyük önem taşımaktadır. Yetkisiz savcılık tarafından yürütülen soruşturmada toplanan delillerin ve alınan kararların ileride itiraza konu olup olamayacağını saptamak, dava açılmadan önce yetki itirazının alt yapısını kurmayı sağlamaktadır.

CMK Madde 18 Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Sorgu yapıldıktan sonra yetkisizlik kararı verilemez; bu yasak talimatla alınan savunmayı da kapsar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2023/3281 E., 2023/4450 K. ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2012/31078 E., 2013/705 K. sayılı kararlarında sanığın istinabe yoluyla savunmasının alınmasının da “sorgu” sayıldığını ve bu aşamadan sonra yetkisizlik kararı verilemeyeceğini kararlılıkla hükme bağlamıştır.

Sorgu yapılmadan yetkisizlik iddiasında bulunulmaması mahkemenin yetkisini kabul anlamına gelir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/15886 E., 2024/4333 K. sayılı kararında sanığın savunmasının alındığı celsede yetkisizlik iddiasında bulunmamasının mahkemenin yetkisini kabul ettiği şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini ve sonraki aşamalarda bu iddianın ileri sürülemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Süresinde yapılmayan yetkisizlik iddiasının reddedilmesi hukuka uygundur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2021/8968 E., 2023/9011 K. sayılı kararında sorgusundan sonra yapılan yetkisizlik iddiasının mahkemece reddedilmesini hukuka uygun bularak preclusio ilkesini somutlaştırmıştır.

Savcı temyiz aşamasında yetkisizlik iddiasında bulunamaz; bu hak sanığa özgülenen sürelerle bağlıdır. Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2015/13754 E., 2016/6727 K. sayılı kararında Cumhuriyet Savcısının temyizde “görevsizlik” adı altında ileri sürdüğü yetkisizlik iddiasını reddederek hakkın kullanım süresinin sanığa özgülendiğini hükme bağlamıştır.

BAM’da inceleme başladıktan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamaz; mahkeme de resen karar veremez. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 2020/93 E., 2020/137 K. sayılı kararında istinaf aşamasındaki süre sınırını ve re’sen inceleme yasağını açıkça ortaya koymuştur.

Kesinleşmiş merci tayini kararına rağmen verilen yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2021/10041 E., 2022/3028 K.; 2022/8989 E., 2022/14232 K. ve 2023/9814 E., 2023/12605 K. sayılı kararlarında mahkemelerin kesin yetki kararına rağmen tekrar yetkisizlik kararı vermesini yok hükmünde sayarak bu tür girişimleri kararlılıkla engellemiştir.

Olumsuz yetki uyuşmazlığı doğduğunda dosya merci tayini için ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 2025/407 E., 2025/4935 K. sayılı kararında yetkisizlik kararı sonrası her iki mahkemenin de kendisini yetkisiz bulması hâlinde dosyanın ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilmesi gerektiğini teyit etmiştir.

Sıkça Sorulan Sorular

Yetkisizlik itirazını ne zaman yapmalıyım?

İlk derece mahkemesinde yetkisizlik itirazının en geç sanığın sorgusundan önce yapılması zorunludur. Sorgu genellikle ilk duruşmada yapıldığından itirazın ilk duruşmada, kimlik tespiti ve iddianamenin okunmasından sonra, esasa ilişkin savunmaya geçilmeden hemen önce ileri sürülmesi gerekir. Bu fırsat kaçırıldığında yetkisizlik iddiası hakkı kalıcı olarak ortadan kalkmaktadır.

Talimatla savunmam alındıysa hâlâ yetkisizlik iddiasında bulunabilir miyim?

Hayır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre istinabe (talimat) yoluyla alınan savunma da “sorgu” sayılmaktadır. Talimatla savunmanız alındıktan sonra asıl mahkemede sorgusuna henüz başlanmamış olsa dahi artık yetkisizlik iddiasında bulunamazsınız. Bu durum özellikle farklı ilde tutuklanan sanıklar için sıkça karşılaşılan bir hak kaybı kaynağıdır.

Yetkisizlik itirazım reddedilirse ne yapabilirim?

CMK’nın 18/3. maddesi yalnızca yetkisizlik kararlarına karşı itiraz hakkı tanımakta; yetkililik (yetkisizlik iddiasının reddi) kararlarına karşı doğrudan itiraz yolu kapalıdır. Bu kararı ancak esas hükümle birlikte istinaf ya da temyiz aşamasında bozma gerekçesi olarak ileri sürebilirsiniz. Bu nedenle redde ilişkin mahkeme kararının ve itirazınızın duruşma tutanağına eksiksiz yansıtılması kritik önem taşımaktadır.

Savcı da yetkisizlik iddiasında bulunabilir mi?

Kanun metni yalnızca sanıktan söz etmektedir. Yargıtay uygulamasında savcının temyiz aşamasında yetkisizlik adı altında ileri sürdüğü taleplerin reddedildiği görülmektedir. Ancak doktrinde savcının da sanığa tanınan süreler içinde bu hakkı kullanabileceği savunulmaktadır. Pratikte savcılığın bu konudaki tutumu davaların başında öngörülmesi gereken önemli bir faktördür.

Yetkisiz mahkemenin aldığı kararlar geçersiz midir?

Hayır. Yer bakımından yetkisiz mahkemenin yaptığı işlemler yalnızca yetkisizlik gerekçesiyle geçersiz sayılamaz. Bu mahkemenin yürüttüğü tüm yargılama faaliyeti, tutuklama gibi koruma tedbirleri dahil, geçerliliğini korumaktadır. Üstelik süresinde itiraz edilmemesi durumunda yetkisiz mahkeme yetkili hale gelir ve bu mahkemenin kararı hukuka uygun sayılır.

Temyiz aşamasında yetkisizlik gerekçesiyle bozma kararı çıkabilir mi?

Süresinde yapılan yetkisizlik itirazının haksız yere reddedilmesi ve yargılamaya devam edilmesi Yargıtay tarafından CMK’nın 289/1-d bendi kapsamında kesin hukuka aykırılık ve bozma sebebi sayılmaktadır. Ancak itirazın zamanında yapılmamış olması hâlinde, yetkisizlik temyizde bağımsız bir bozma gerekçesi oluşturmaz. Bu nedenle ilk aşamadan itibaren itirazın doğru zamanda ve gerekçeli biçimde ileri sürülmesi zorunludur.

BAM aşamasında yetkisizlik iddiası mümkün mü?

Evet, ancak BAM’a özgü süreler geçerlidir. Duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde ise inceleme raporunun okunmasından önce ileri sürülmesi zorunludur. Bu süreler geçtikten sonra BAM’da da yetkisizlik iddiasında bulunulamaz ve mahkeme resen karar veremez.

Sonuç

CMK’nın 18. maddesi yer bakımından yetki itirazını belirli bir zaman dilimiyle sınırlandırarak yargılamanın uzamasını engelleyen ve sanığın tabii hâkim güvencesini koruyan kritik bir düzenlemedir. İlk derece mahkemelerinde “sanığın sorgusundan önce”; BAM’da “incelemenin başlamasından önce” kriterleri hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu süreler geçtikten sonra mahkeme yetkisiz olsa dahi yetkili hale gelmekte ve resen yetkisizlik kararı verilememektedir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre süresinde yapılan itirazın reddedilmesi kesin hukuka aykırılık ve bozma sebebi sayılırken, süresinde yapılmayan itirazın sonuçsuz kalması da kararlılıkla uygulanmaktadır. Bu dengeyi doğru okumak ve yetki itirazı hakkını ilk duruşmadan itibaren etkin biçimde kullanmak, savunmanın başarısı üzerinde doğrudan belirleyici bir etkiye sahiptir.

İletişim & Danışma

Davanızda yetkili mahkemenin doğru belirlenip belirlenmediğini ya da yetkisizlik itirazı hakkınızı zamanında kullanıp kullanamayacağınızı sorguluyor musunuz? Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 18. maddesi kapsamında yetkisizlik iddiası, itiraz süreçleri ve yetki uyuşmazlıklarının çözümünde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.