☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

CMK Madde 4 Re’sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 4. maddesi, mahkemelerin görevli olup olmadığını kovuşturma evresinin her aşamasında kendiliğinden inceleme yükümlülüğünü ve mahkemeler arasında görev uyuşmazlığı çıkması halinde çözüm yolunu düzenlemektedir. CMK madde 4, CMK’nın 3. maddesiyle belirlenen görev ilkesini uygulanabilir kılan usul normudur. Kamu düzenine ilişkin bu kuralın önemi, yalnızca hangi mahkemenin yargılama yapacağıyla sınırlı değildir; görevsiz bir mahkemede yürütülen yargılama mutlak bozma nedeni oluşturmakta ve adil yargılanma hakkını doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle ceza davası sürecinde görev kurallarını ve olası uyuşmazlıkları zamanında tespit edebilmek için deneyimli bir İstanbul ceza avukatı desteği kritik önem taşır.

CMK Madde 4 Re’sen Görev Kararı ve Görevde Uyuşmazlık Kanun Metni

Madde 4 – (1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. Ancak, 6 ncı madde hükmü saklıdır.

(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

Maddenin Sistematik Yeri

CMK’nın 4. maddesi, 3. maddeyle başlayan görev düzenlemesinin uygulama mekanizmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2015/1078 E., 2018/141 K. sayılı kararında belirtildiği üzere bu madde; görevin kanunla belirlenmesini düzenleyen 3. madde, görevsizlik kararı verilmesini düzenleyen 5. madde ve görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hükümsüzlüğünü düzenleyen 7. madde ile birlikte sistematik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu dört maddeyi birlikte okumadan CMK’daki görev sistemini kavramak mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi’nin 26/3/2013 tarihli Doğan Kasadolu kararında ve Yargıtay CGK’nın 2021/158 E., 2021/245 K. sayılı kararında, re’sen görev incelemesinin mahkemeler için bir takdir yetkisi değil, hukuki bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır. Bu nitelendirme, maddenin uygulamadaki ağırlığını ortaya koymaktadır.

Re’sen Görev İncelemesi: Kapsam ve Sınırlar

CMK’nın 4/1. fıkrası, davaya bakan mahkemenin görevli olup olmadığına “kovuşturma evresinin her aşamasında” re’sen karar verebileceğini düzenlemektedir. Bu ifade kasıtlı biçimde geniş tutulmuştur.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2010/26737 E., 2011/382 K. sayılı kararına göre iddianamenin kabulünden sonraki ilk inceleme aşamasında iddianamedeki nitelendirme değil, maddi olay esas alınarak görev denetimi yapılır. Mahkeme tensip kararıyla dahi, duruşma açmaksızın görevsizlik kararı verebilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2017/5484 E., 2018/771 K. sayılı kararında görev denetiminin hüküm kuruluncaya kadar şart olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay CGK’nın 2023/480 E., 2025/192 K. sayılı kararında ise kanun değişikliği yoluyla ceza üst sınırının artırılması durumunda dahi temyiz aşaması dahil olmak üzere kovuşturmanın her evresinde görev incelemesinin yapılabileceği ifade edilmiştir. Bu içtihat, görev denetiminin yalnızca ilk aşamaya özgü olmadığını; yargılama boyunca kesintisiz sürdüğünü ortaya koymaktadır.

Yargıtay CGK’nın 2010/242 E., 2010/265 K. sayılı kararında temyiz incelemesi sırasında da görev hususunun re’sen gözetileceği teyit edilmiştir. Tarafların bu konuyu ileri sürüp sürmemesi önemli değildir; Yargıtay görev kurallarına aykırılığı resen değerlendirmektedir.

CMK Madde 6 İstisnası: “Saklı Tutulan” Özel Hüküm

CMK’nın 4/1. fıkrasında “6 ncı madde hükmü saklıdır” ifadesi yer almaktadır. Bu çekince, re’sen görev incelemesinin en önemli sınırını çizmektedir.

CMK’nın 6. maddesi, duruşmada suçun hukuki niteliğinin değişmesi durumunda üst dereceli mahkemenin davaya devam etmesi gerektiğini düzenlemektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1856 E., 2023/10653 K. sayılı kararında, işin esasına girildikten sonra duruşmada suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın alt dereceli mahkemeye gönderilemeyeceği açıkça belirtilmiştir.

Yargıtay CGK’nın 2020/75 E., 2020/324 K. sayılı kararında bu ilişki şu şekilde açıklanmıştır: CMK’nın 4. maddesi genel kuralı koyarken, 6. madde duruşmada suç vasfının değişmesi durumuna özgü bir istisnadır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2020/139 E., 2020/134 K. sayılı kararında bu sınırın tensip aşaması ile duruşma aşaması arasında nasıl uygulandığı tartışılmıştır.

Pratik sonuç şudur: Ağır ceza mahkemesi, duruşma açtıktan sonra suç vasfının değiştiği gerekçesiyle görevsizlik vererek dosyayı asliye ceza mahkemesine gönderemez; yargılamayı tamamlamak zorundadır. Buna karşın tensip aşamasında, duruşmaya başlanmadan görevsizlik kararı vermek mümkündür.

Görevsizlik Kararının Hukuki Niteliği

Görevsizlik kararının hukuki niteliği, kararın yöneldiği yargı merciine göre farklılık gösterir. Adli yargı içindeki başka bir mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı “son karar” niteliğinde olmayıp CMK’nın 5/2. maddesi uyarınca itiraz yoluna tabidir. Buna karşın mahkemenin adli yargı dışı bir merciyi görevli gördüğü hallerde verilen karar “hüküm” niteliğini taşır ve temyiz yoluna tabidir.

Yargıtay CGK’nın 2017/402 E., 2018/644 K. sayılı kararında, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan hatalı görevlendirmenin mutlak bozma nedeni oluşturduğu (CMK m. 289) belirtilmiştir. Bu nitelendirme son derece önemlidir: görev kuralına aykırılık her durumda bozma sonucunu doğurur, temyiz incelemesinde sanığın aleyhine etki yaratıp yaratmadığı araştırılmaz.

Görev Uyuşmazlıkları: Olumlu ve Olumsuz

CMK’nın 4/2. fıkrası, mahkemeler arasında görev uyuşmazlığı çıkması halinde çözüm yolunu düzenlemektedir.

Olumsuz görev uyuşmazlığı, iki farklı mahkemenin de kendisini görevsiz sayması halidir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2013/18290 E., 2013/14873 K. sayılı kararında örneklendiği üzere asliye ceza ile ağır ceza mahkemesinin aynı davada karşılıklı görevsizlik kararı vermesi bu kapsamdadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/25229 E., 2016/2174 K. sayılı kararında ise asliye ceza ile çocuk mahkemesi arasındaki olumsuz uyuşmazlık ele alınmıştır. Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık türü budur.

Olumlu görev uyuşmazlığı, birden fazla mahkemenin aynı davada kendisini görevli sayması halidir. Bu tür uyuşmazlıklar uygulamada daha nadir görülmekle birlikte, çözüm usulü bakımından olumsuz uyuşmazlıklarla aynı mekanizmaya tabidir.

Her iki uyuşmazlık türünde de çözüm, mahkemelerin ortak yüksek görevli mahkemeye başvurmasıyla sağlanır. Uyuşmazlığın çözülebilmesi için Yargıtay CGK’nın 2017/1009 E., 2017/407 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkemelerce verilen görevsizlik kararlarının kesinleşmiş olması gerekmektedir.

Ortak Yüksek Görevli Mahkeme

Görev uyuşmazlığını çözecek merci, uyuşmazlığın tarafı olan mahkemelerin konumuna göre belirlenmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin içtihatlarına göre bu belirleme şu şekilde yapılmaktadır:

  • Asliye ceza ile sulh ceza arasındaki uyuşmazlıklarda: Ağır ceza mahkemesi (Yargıtay 3. CD, E. 2013/24519).
  • Ağır ceza mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıklarda: Yargıtay 5. Ceza Dairesi (Yargıtay 3. CD, E. 2013/30383).
  • Özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlıklarda: Yargıtay Ceza Genel Kurulu (Yargıtay CGK, E. 2020/75).
  • Aynı bölge adliye mahkemesi çevresindeki mahkemeler arasında: Bölge adliye mahkemesi.
  • Farklı bölge adliye mahkemesi yargı çevrelerindeki mahkemeler arasında: Yargıtay.

Ortak yüksek görevli mahkemenin kararı kesindir ve herhangi bir olağan kanun yoluna tabi değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2015/25229 E. ve Yargıtay CGK’nın 2014/469 E., 2017/260 K. sayılı kararlarında, merci tayini sonrasında görevin tekrar tartışılamayacağı ve belirlenen mahkemenin bu karara direnme hakkının bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır.

Görevsiz Mahkemede Yapılan İşlemlerin Akıbeti

Anayasa Mahkemesi’nin 2018/11 E., 2018/86 K. sayılı kararında CMK’nın 7. maddesi uyarınca görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin kural olarak hükümsüz olduğu, ancak yenilenmesi mümkün olmayanların geçerli sayılacağı belirtilmiştir. Yargıtay CGK’nın 2008/90 E. sayılı kararında görevsiz mahkemede yapılan sorgunun görevli mahkemede tekrarlanmaması bozma nedeni sayılmış; buna karşın CGK’nın 2015/1179 E. sayılı kararında telafisi imkânsız olmayan işlemlerin geçerliliğini koruyabileceği kabul edilmiştir.

Bu ayrım somut davaları doğrudan etkiler. Görevsiz mahkemede alınan sanık ifadesi, görevli mahkemede yeniden sorgu yapılmaksızın hükme esas alınamaz. Öte yandan bazı tanık beyanları veya delil tespitleri, yenilenmesinin imkânsız olduğu hallerde geçerliliğini koruyabilir. Bakırköy ceza avukatı olarak Bakırköy Adliyesi’nde görülen davalarda görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hangi kategoriye girdiğini erken tespit etmek, savunma açısından kritik avantaj sağlamaktadır.

Görev Uyuşmazlıklarının Uygulamaya Yansıması

Görev uyuşmazlığı çözüme kavuşturulduktan sonra belirlenen mahkeme yargılamayı kaldığı yerden sürdürür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2013/25039 E., 2014/10614 K. sayılı kararında, uyuşmazlık giderildikten sonra dosyanın görevli mahkemeye tevdi edildiği ve yargılamanın bu mahkemede sürdürüldüğü görülmektedir. Ortak yüksek görevli mahkemece görevli kılınan mahkeme, bu karardan sonra artık görevsizlik kararı veremez; davadan el çekmesi hukuken mümkün değildir. TCK’nın 31. maddesi kapsamında değerlendirilen suça sürüklenen çocuk davalarında genel ceza mahkemesi ile çocuk mahkemesi arasında görev uyuşmazlıkları sık yaşanmakta; bu durum yargılamayı uzatmaktadır.

Yargıtay CGK’nın 2015/1078 E. sayılı kararı ise yargılama sürerken kanun değişikliğiyle cezanın üst sınırının artırılmasının derdest dosyalarda görev değişikliğine yol açıp açmadığı sorununu ele almaktadır. Bu tür geçiş dönemi uyuşmazlıkları, temyiz aşamasına taşınmakta ve bozma kararlarıyla sonuçlanabilmektedir.

Kanunilik ilkesi perspektifinden değerlendirildiğinde, görev kurallarının yargılama süresince değişmez biçimde uygulanması, sanığın hangi mahkemede yargılanacağını önceden bilmesi güvencesini somutlaştırmaktadır. Bu güvence, cezanın şahsiliği ve adil yargılanma hakkıyla birlikte ceza yargılamasının temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.

Görev Denetiminin Taraflarca Kullanılması

Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan yalnızca mahkeme değil, Cumhuriyet savcısı, katılan ve sanık da kovuşturma evresinin her aşamasında mahkemenin görevsiz olduğunu ileri sürebilir. Anayasa Mahkemesi’nin 2014/47 E., 2014/123 K. sayılı kararında CMK’nın 5/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğu ve bunun usul ekonomisiyle uyumlu bir çözüm yolu sağladığı belirtilmiştir.

Sanık açısından değerlendirildiğinde, görev itirazı hem savunma stratejisinin bir parçası hem de temel bir usul güvencesidir. Özellikle suç vasfının ağırlaştırıcı unsurlar nedeniyle daha üst bir mahkemeye taşınabileceği davalarda, ilk aşamada görevli mahkemenin doğru belirlenmesi ilerleyen süreçte zaman ve usul kayıplarının önüne geçer. Öte yandan görev itirazının zamanlaması da belirleyicidir; itiraz merciinin görev uyuşmazlığına dair kararı kesin olduğundan bu konudaki hukuki pozisyonun yargılamanın erken döneminde netleştirilmesi gerekir.

Sonuç

CMK’nın 4. maddesi, görev ilkesini statik bir kural olmaktan çıkarıp yargılamanın her aşamasında aktif biçimde gözetilmesi gereken dinamik bir güvenceye dönüştürmektedir. Re’sen inceleme yükümlülüğü, görev uyuşmazlıklarının çözüm mekanizması ve ortak yüksek görevli mahkeme kararlarının bağlayıcılığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu maddenin sanığın kanuni hâkim önünde yargılanma hakkını fiilen koruyan en önemli usul güvencelerinden biri olduğu görülmektedir. Ceza davanızda görev itirazlarını zamanında ve doğru biçimde gündeme getirmek için soruşturmanın başından itibaren bir ceza avukatı ile çalışmanız büyük önem taşır. Bu süreçte ağır ceza avukatı Fatih SEFER gibi alanda uzman bir hukukçudan destek almak, usul güvencelerinizin etkin biçimde korunmasını sağlayacaktır.

İletişim & Danışma

Ceza davalarında görev kurallarına aykırılık, yargılamanın her aşamasında mutlak bozma nedeni oluşturabilir ve bu itirazları zamanında yapmak savunmanın seyrini belirler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak iddianamenin kabulünden kanun yollarına kadar re’sen görev denetimi, görev uyuşmazlıkları ve görevsiz mahkemede yapılan işlemlere itiraz konularında müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Görev meselesinin yargılamanın her aşamasında re’sen denetlendiği göz önünde bulundurulduğunda, bu konudaki hukuki riskleri erkenden fark etmek için ağır ceza avukatı Fatih Sefer ile çalışmak belirleyici avantaj sağlar. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.