Gaziosmanpaşa, İstanbul’un Avrupa Yakası’nda Balkan göçünün izlerini taşıyan, nüfusu yarım milyona yaklaşan köklü bir ilçedir. 1950’li yıllardan itibaren Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya ve Romanya’dan gelen göçle şekillenen ilçede geniş aile bağları güçlüdür ve konut sahipliği çoğu zaman tek bir eşin adına kayıtlı olsa da fiilen tüm ailenin yaşam merkezini oluşturur. Bu yapı, boşanma sürecinde ailenin oturduğu konutun akıbetini ve dava öncesinde taşınmazın aile bireylerine devredilmesi ihtimalini Gaziosmanpaşa dosyalarının en kritik başlığı hâline getirmektedir.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, Gaziosmanpaşa’da ikamet eden müvekkillerine anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma, velayet, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi davalarında hukuki destek sunmaktadır. Aile hukuku dosyaları Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından yürütülmektedir.
Gaziosmanpaşa’da Boşanma Davası Hangi Mahkemede Görülür?
Boşanma davalarında görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise TMK m. 168’de düzenlenmiştir: dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde açılabilir. Yerleşim yeri kavramı TMK m. 19’a göre belirlenir; kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ve nüfus kaydındaki adresle her zaman örtüşmeyebilir.
Burada sıkça atlanan bir nokta vardır: TMK m. 168’deki yetki kesin yetki değildir. Davalı taraf yetkisizlik itirazını süresi içinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürmezse, kural olarak yetkisiz olan mahkeme de davayı görmeye devam eder. Bu nedenle yetki itirazının zamanında yapılıp yapılmaması, dosyanın hangi adliyede sonuçlanacağını doğrudan belirler.
Gaziosmanpaşa’da ikamet eden tarafların boşanma davaları Gaziosmanpaşa Adliyesi bünyesindeki aile mahkemelerinde görülür. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun 06.08.2025 tarihli ve 1081 sayılı kararıyla, 01.09.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Gaziosmanpaşa adli yargı ilk derece mahkemelerinin yargı çevresi Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Arnavutköy ve Eyüpsultan ilçelerinin mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Eyüpsultan bu düzenlemeyle İstanbul (Çağlayan) Adliyesi’nin yargı çevresinden çıkarılmıştır; dolayısıyla 01.09.2025 öncesindeki bilgilere dayanan kaynaklar bu ilçe bakımından güncelliğini yitirmiştir.
Gaziosmanpaşa’da Boşanma Sürecini Farklı Kılan Etkenler Nelerdir?
İlçedeki konut stokunun önemli bir bölümü uzun yıllar önce edinilmiş, aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılmış ya da tek bir eşin adına tapuya kaydedilmiştir. Eşlerin ve çocukların fiilen yaşadığı konutun tapuda yalnızca bir eş adına görünmesi, o eşin konut üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği izlenimini yaratır. Türk Medeni Kanunu bu izlenimi kırmak için aile konutuna özel bir koruma getirmiştir.
İkinci belirleyici etken, geniş aile ilişkilerinin yoğunluğudur. Boşanma ihtimali belirdiğinde taşınmazın kardeşe, anne babaya ya da yakın bir akrabaya devredilmesi, uygulamada en sık karşılaşılan mal kaçırma biçimidir. Bu devirler çoğu zaman tapuda satış olarak gösterilir; oysa taraflar arasında gerçek bir bedel ödemesi yoktur.
Üçüncü etken ise ekonomik yapıdır. İlçede küçük esnaflık ve fason üretim yaygındır; beyan edilen gelir ile fiilî yaşam standardı arasındaki fark, nafaka ve tazminat hesaplamalarında ayrı bir inceleme gerektirir.
Aile Konutu Nedir, Hangi Taşınmaz Aile Konutu Sayılır?
Aile konutu, eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, düzenli yerleşim amacıyla oturduğu konuttur. Belirleyici olan fiilî kullanımdır; tapudaki kayıt, konutun kimin adına olduğu ya da kütükte herhangi bir açıklama bulunup bulunmadığı bu niteliği tek başına değiştirmez.
Bu tanımdan çıkan pratik sonuçlar şunlardır: eşlerin birden fazla taşınmazı varsa yalnızca fiilen birlikte yaşadıkları konut aile konutu sayılır; yazlık, kiraya verilen daire ya da yatırım amaçlı konut bu kapsamda değildir. Konutun mülkiyeti eşe ait olmayabilir, kira ilişkisiyle oturulan yer de aile konutudur. Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlaması hâlinde konutun niteliğini yitirip yitirmediği, ayrılığın niteliğine ve süresine göre değerlendirilir; kısa süreli ve boşanma sürecine bağlı fiilî ayrılıklar tek başına aile konutu niteliğini ortadan kaldırmaz.
Aile Konutu Şerhi Nasıl Konulur ve Hangi Sonuçları Doğurur?
TMK m. 194/1 uyarınca eşlerden biri, diğerinin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu hüküm, tapuda malik görünen eşin tasarruf yetkisini sınırlar. Rızayı alamayan ya da rızası haklı bir sebep olmaksızın reddedilen eş, TMK m. 194/2 uyarınca hâkimin müdahalesini isteyebilir.
TMK m. 194/3, malik olmayan eşe tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini isteme hakkı tanır. Şerh, konutun bulunduğu yer tapu müdürlüğünden istenir; şerh talebi mahkeme kararına bağlı değildir. Tapu müdürlüğü, evlilik birliğinin devam ettiğini gösteren nüfus kaydı ile konutun aile konutu olduğunu gösteren muhtarlık belgesi gibi belgeler aranarak şerhi işler. Talebin reddi hâlinde aile mahkemesinden şerhin işlenmesine karar verilmesi istenebilir.
Burada yaygın bir yanlış anlama düzeltilmelidir: şerh, konutu aile konutu yapan işlem değildir. Koruma, konutun fiilen aile konutu olmasından doğar; şerh yalnızca bu durumu tapu kütüğünde görünür kılar ve üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır. Bu nedenle şerh açıklayıcı niteliktedir. Kira ilişkisinde ise TMK m. 194/4 uyarınca kiracı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve kiralayanın bildirimleri de kendisine yöneltilir.
Şerh Konulmadan Aile Konutu Devredilirse Ne Yapılabilir?
Uygulamadaki asıl tartışma bu noktada başlar. Malik eş, diğer eşin rızası olmaksızın konutu üçüncü kişiye devretmişse, rızası alınmayan eş tapu iptali ve tescil davası açabilir. Ancak tapu kütüğünde şerh bulunmadığı durumda üçüncü kişinin tapuya güveni gündeme gelir. TMK m. 1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan kişinin kazanımı korunur; TMK m. 1024 ise iyiniyetli olmayan kişinin kazanımının korunmayacağını düzenler.
Dolayısıyla şerh yokken açılan davada belirleyici olan husus, devralan üçüncü kişinin konutun aile konutu olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiğinin ispatlanmasıdır. Devralanın malik eşin kardeşi, anne babası ya da yakın akrabası olması, taşınmazın rayiç değerinin çok altında bir bedelle devredilmiş görünmesi, devrin boşanma davasına yakın bir tarihte yapılması ve devralanın taşınmazı hiç kullanmaması gibi olgular, iyiniyetin bulunmadığı yönünde değerlendirmeye elverişli emarelerdir. Gaziosmanpaşa gibi aile bağlarının yoğun olduğu ilçelerde devralanın aile çevresinden bir kişi olması, bu tartışmanın dosyaların önemli bir bölümünde gündeme gelmesine yol açmaktadır.
Boşanma Öncesinde Mal Kaçırma ve Muvazaalı Devirler
Aile konutu koruması yalnızca oturulan konutu kapsar. Diğer taşınmazların, araçların ya da banka mevduatının boşanma öncesinde elden çıkarılması hâlinde başka hükümler devreye girer.
TMK m. 229 uyarınca, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar ile katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler, tasfiyede edinilmiş mallara eklenecek değer olarak hesaba katılır. Yani mal fiilen çıkmış olsa da, sanki malvarlığında duruyormuş gibi hesaplamaya dahil edilir. Bu değerlendirmede mal rejiminin sona erdiği anın doğru saptanması gerekir: boşanma kararı verilmesi hâlinde mal rejimi, TMK m. 225/2 uyarınca dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer; kararın kesinleşme tarihi değil, davanın açıldığı tarih esas alınır.
Devir tapuda satış olarak gösterilmiş ancak gerçekte bedel ödenmemişse, işlemin muvazaalı olduğu ileri sürülerek devrin geçersizliği ve tapu kaydının düzeltilmesi istenebilir. Muvazaa iddiasında ispat yükü iddia edende olduğundan, banka kayıtları, devralan kişinin devir tarihindeki ödeme gücü, taşınmazın devirden sonra kim tarafından kullanıldığı ve kira gelirinin kime aktarıldığı gibi somut delillerin dava açılmadan önce toplanması önem taşır. Mal rejiminin tasfiyesi ve buna bağlı alacaklar hakkında ayrıntılı bilgi için boşanmada mal paylaşımı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Üçüncü Kişiye Karşı Açılan Dava (TMK m. 241) ve Hak Düşürücü Süreler
Eklenecek değer hesaba katıldığında dahi borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamaya yetmiyorsa, alacaklı eş TMK m. 241 uyarınca eksik kalan miktarı, karşılıksız kazandırmayı elde eden üçüncü kişilerden isteyebilir. Bu, mal kaçırmaya karşı öngörülmüş özel bir dava yoludur ve devralan kişiye doğrudan yöneltilir.
TMK m. 241’deki dava hakkı hak düşürücü süreye bağlıdır: alacaklı eşin haklarının zedelendiğini öğrenmesinden başlayarak bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğundan mahkemece resen dikkate alınır ve durma ya da kesilme kurumlarına tabi değildir. Boşanma davası uzun sürdüğünde beş yıllık sürenin farkına varılmaması, uygulamada hak kaybına yol açan başlıca sebeplerden biridir.
Devrin henüz gerçekleşmediği ancak somut bir risk bulunduğu hâllerde, taşınmazın devrini önlemeye yönelik geçici hukuki korumalara başvurulması mümkündür. Bu tedbirlerin kapsamı ve koşulları hakkında çekişmeli boşanma davası sayfamızda ayrıntılı açıklama yer almaktadır.
Gaziosmanpaşa’da Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?
TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi koşuluyla mümkündür. Hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmeli ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemeyi uygun bulmalıdır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir; bu değişiklik taraflarca kabul edildiğinde boşanmaya karar verilir.
Aile konutu bulunan dosyalarda protokolün en kritik başlığı konuttur. Konutun kimde kalacağı, devir yapılacaksa devrin süresi ve şekli, konut üzerinde ipotek varsa taksitlerin kimin tarafından ödeneceği ve mevcut aile konutu şerhinin ne zaman terkin edileceği protokolde açıkça düzenlenmelidir. Şerhin, konutun devri ya da bedelinin ödenmesi tamamlanmadan terkin edilmesi, malik olmayan eşin elindeki tek güvenceyi ortadan kaldırır. Sürecin genel işleyişi için anlaşmalı boşanma davası sayfamıza bakabilirsiniz.
Gaziosmanpaşa’da Çekişmeli Boşanma Hangi Sebeplere Dayanır?
Türk Medeni Kanunu’nda zina (m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m. 162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m. 163), terk (m. 164) ile akıl hastalığı (m. 165) özel boşanma sebepleri olarak düzenlenmiştir. En yaygın dayanak ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166/1).
Geniş aile müdahalesinin hukuki niteliği bu noktada dikkatle ele alınmalıdır. TMK m. 162’deki pek kötü veya onur kırıcı davranış, eşin kendi davranışını ifade eder; eşin ailesinin davranışı doğrudan bu maddeye dayanak oluşturmaz. Ancak eşin, ailesinin diğer eşe yönelik hakaret, aşağılama ya da baskı içeren davranışlarına katılması, göz yumması veya eşini koruma yükümlülüğünü yerine getirmemesi, TMK m. 166/1 çerçevesinde kusur olarak değerlendirilir. Kusur tespiti yalnızca boşanma kararını değil, tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin sonucunu da belirlediğinden bu ayrımın dilekçede doğru kurulması gerekir.
Çekişmeli davalarda tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları, banka hareketleri ve tapu kayıtları belirleyici olur. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır; hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
Gaziosmanpaşa’da Velayet Kararı Hangi Ölçütlere Göre Verilir?
Hâkim velayet konusunda karar verirken çocuğun üstün yararını esas alır. Ebeveynlerin çocukla kurduğu ilişki, bakım ve gözetim imkânları, çocuğun yaşı ve idrak gücüne ulaşmışsa görüşü, kardeşlerin birlikte kalması ve mevcut düzenin sürdürülebilirliği değerlendirilir. Mahkeme, uzman görevlendirerek sosyal inceleme raporu düzenlettirir.
Aile konutunun kimde kalacağı ile velayet arasında pratik bir bağ bulunur: çocuğun alıştığı çevrede, okuluna yakın bir konutta kalmaya devam etmesi, uzman değerlendirmelerinde çoğu zaman istikrar unsuru olarak dikkate alınır. Bu nedenle konuta ilişkin talepler velayet talebinden bağımsız düşünülmemelidir. Velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilir; olağanüstü hâllerde ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde TMK m. 325 uyarınca üçüncü kişilerle de kişisel ilişki kurulabilir.
Gaziosmanpaşa’da Nafaka ve Düzensiz Gelirin Tespiti
Boşanma sürecinde tedbir nafakası (TMK m. 169), boşanma sonrası çocuk için iştirak nafakası (TMK m. 182/2) ve eş için yoksulluk nafakası (TMK m. 175) gündeme gelir. Tedbir nafakası dava süresince hükmedilir ve kusur durumundan bağımsızdır. Yoksulluk nafakasında ise ölçüt, talep eden eşin kusurunun daha ağır olmamasıdır; tam kusurlu olmasa dahi kusuru daha ağır olan eş bu nafakayı isteyemez. Nafaka, yükümlünün malî gücü oranında ve süresiz olarak takdir edilir.
Küçük esnaf, fason üretim ya da götürü usulde çalışan eşlerde beyan edilen gelir gerçek kazancı yansıtmayabilir. Bu durumda mahkeme vergi kayıtlarıyla yetinmez; banka hesap hareketleri, kredi kartı harcamaları, SGK kayıtları, taşınmaz ve araç varlığı ile fiilî yaşam standardı birlikte değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde malî konularda bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerçek gelir düzeyi raporlanır. Bu incelemenin talep edilmesi ve dayanak belgelerin dosyaya kazandırılması, nafaka miktarını doğrudan etkiler.
Aile İçi Şiddette 6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbirler
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun iki tür tedbir öngörür. Koruyucu tedbirler (barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım, geçici koruma, kreş imkânı gibi) kural olarak mülkî amir tarafından verilir. Önleyici tedbirler (şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmaması, iletişim kurmaması, eşyalara zarar vermemesi, silahını teslim etmesi gibi) hâkim tarafından karara bağlanır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amiri kanunda sayılan belirli tedbirleri alabilir ve bu karar en geç yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Teknik araç ve yöntemlerle takip, kanunda öngörülen istisnai bir tedbir olup ancak hâkim kararıyla ve koşulları oluştuğunda uygulanır; her başvuruda otomatik olarak verilen bir tedbir değildir. Tedbir kararına aykırı davranılması hâlinde, fiil ayrıca bir suç oluştursa bile, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve süresine göre zorlama hapsine hükmedilebilir.
Aile konutu bakımından önemli bir ayrım vardır: 6284 kapsamında verilen uzaklaştırma kararı konutun mülkiyetini etkilemez, yalnızca fiilî kullanımı düzenler. Konutun kime özgüleneceği ise boşanma davasında ayrıca talep edilmelidir.
Büromuzun Gaziosmanpaşa’daki Çalışma Biçimi
Her dosyada ilk görüşmede taşınmaz durumu çıkarılır, aile konutunun tapu kaydı incelenir ve gerekiyorsa şerh süreci dava açılmadan önce başlatılır. Devir riski bulunan dosyalarda tapu ve banka kayıtları erken aşamada toplanır, TMK m. 241’deki hak düşürücü sürelerin işleyişi takvimlenerek takip edilir. Velayet, nafaka ve mal rejimi talepleri birbirinden bağımsız değil, tek bir strateji içinde ele alınır. Süreçte paylaşılan bilgiler avukatlık meslek kurallarına uygun biçimde gizli tutulur. Büromuz hakkında ayrıntılı bilgi için Av. Mehmet Sarıoğlu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Gaziosmanpaşa Boşanma Avukatı Ücreti Ne Kadardır?
Avukatlık ücreti, davanın anlaşmalı veya çekişmeli olmasına, uyuşmazlık konularının kapsamına ve tahmini süresine göre değişir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre (Resmî Gazete, 04.11.2025, sayı 33067) aile mahkemelerinde görülen davalarda maktu asgari ücret 45.000 TL, katma değer vergisi dâhil 49.500 TL‘dir. Bu tutar yasal alt sınırı gösterir; kesin ücret dosyanın kapsamına göre ilk görüşmede belirlenir ve yazılı sözleşmeye bağlanır. Güncel bilgi için boşanma avukatı ücreti 2026 sayfamıza bakabilirsiniz.
İstanbul genelinde boşanma ve aile hukuku konularında kapsamlı bilgi için İstanbul çekişmeli boşanma avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz. Aynı yargı çevresindeki diğer ilçeler için Sultangazi boşanma avukatı, Arnavutköy boşanma avukatı ve Eyüpsultan boşanma avukatı sayfalarımıza ulaşabilirsiniz.
Gaziosmanpaşa Boşanma Davası Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Gaziosmanpaşa’da boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun m. 4 uyarınca aile mahkemesidir. Yetki ise TMK m. 168’e göre belirlenir: eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Gaziosmanpaşa Adliyesi’nin yargı çevresi 01.09.2025 tarihinden itibaren Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Arnavutköy ve Eyüpsultan ilçelerini kapsamaktadır.
Aile konutu şerhi olmayan ev eşim tarafından satılabilir mi?
Hukuken satılamaz; TMK m. 194/1 diğer eşin açık rızası olmadan aile konutunun devredilmesini yasaklar. Ancak tapuda şerh bulunmadığında devir işlemi fiilen gerçekleşebilir. Bu durumda rızası alınmayan eş tapu iptali ve tescil davası açabilir; davanın sonucu büyük ölçüde devralan üçüncü kişinin konutun aile konutu olduğunu bilip bilmediğinin ispatına bağlıdır.
Aile konutu şerhi için mahkeme kararı gerekir mi?
Hayır. Malik olmayan eş, evlilik birliğinin devam ettiğini ve konutun aile konutu olduğunu gösteren belgelerle doğrudan tapu müdürlüğüne başvurarak şerh talep edebilir. Talebin reddedilmesi hâlinde aile mahkemesinden şerhin işlenmesi istenebilir.
Eşim boşanmadan önce evi kardeşine devretti, ne yapabilirim?
İki yol birlikte değerlendirilir. Devir gerçekte bedelsizse muvazaa iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Ayrıca TMK m. 229 uyarınca bu kazandırma tasfiyede edinilmiş mallara eklenecek değer olarak hesaba katılır; borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamazsa TMK m. 241’e göre devralan üçüncü kişiye karşı dava açılabilir.
Mal kaçırma iddiasında hangi süreler geçerlidir?
TMK m. 241’deki dava hakkı, hakların zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bunlar hak düşürücü sürelerdir ve mahkemece resen dikkate alınır.
Mal rejimi ne zaman sona erer, boşanma kararının kesinleşmesi mi beklenir?
Mahkemece boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, TMK m. 225/2 uyarınca dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu nedenle eklenecek değerlerde esas alınacak bir yıllık süre ve TMK m. 241’deki beş yıllık süre, kesinleşme tarihinden değil dava tarihinden hesaplanır.
Eşimin ailesinin baskısı boşanma sebebi sayılır mı?
Eşin ailesinin davranışı tek başına TMK m. 162 kapsamına girmez; bu madde eşin kendi davranışını esas alır. Ancak eşin bu davranışlara katılması, göz yumması veya eşini koruma yükümlülüğünü ihlal etmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) çerçevesinde kusur olarak değerlendirilir.
Baskı altında imzalanan anlaşmalı boşanma protokolü geçerli midir?
Anlaşmalı boşanmada hâkim tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmek zorundadır. İradenin serbestçe oluşmadığı anlaşılırsa protokol onaylanmaz ve boşanmaya karar verilmez.
Miras yoluyla gelen ev boşanmada paylaşılır mı?
Miras ve karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen mallar kişisel maldır ve katılma alacağı hesabına doğrudan dahil edilmez. Ancak edinilmiş mallardan bu taşınmaza yapılan ödemeler bakımından denkleştirme ve koşulları varsa değer artış payı alacağı gündeme gelebilir. Taşınmaz aile konutu olarak kullanılıyorsa, mülkiyeti kişisel mal olsa dahi TMK m. 194’teki devir yasağı uygulanır.
Boşanma davası ne kadar sürer?
Anlaşmalı boşanma, protokolün eksiksiz olması ve tarafların duruşmada hazır bulunması hâlinde tek celsede sonuçlanabilir. Çekişmeli davalarda süre uyuşmazlık konularına, delil durumuna ve istinaf aşamasına göre değişir; taşınmaz değerlemesi ve bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalar daha uzun sürer.
Gaziosmanpaşa Boşanma Avukatı – İletişim
Boşanma sürecinizde hukuki destek almak için Av. Mehmet Sarıoğlu ve Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu’na aşağıdaki kanallardan ulaşabilirsiniz:
Telefon / WhatsApp: 0539 676 32 75
E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
Adres: Osmaniye Mahallesi, İsmail Erez Bulvarı No:9/2, Bakırköy/İstanbul
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.