6183 sayılı Kanun’a göre haciz bildirisi menfi tespit davası, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesi uyarınca, kendisine gönderilen haciz bildirisine yedi gün içinde itiraz etmeyen üçüncü kişinin, kamu borçlusuna gerçekte borçlu olmadığını veya haczedildiği bildirilen malın elinde bulunmadığını ispatlamak için açabildiği davadır. Dava, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede açılır. Davanın açılması tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz; mahkeme 6183 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki türden teminat karşılığında takibin durmasına karar verebilir. Davanın esasından haksız çıkan üçüncü kişi hakkında, haksız çıktığı tutarın %10’u oranında inkâr tazminatına hükmedilir.
Bu düzenlemenin muhatabı, vergi veya diğer kamu alacağının asıl borçlusu değil; kamu borçlusunun kendisinden alacaklı olduğu ileri sürülen müşteri, kiracı, işveren, banka ya da başka bir üçüncü kişidir. Kamu alacağının niteliği ve tahsil rejimi için amme alacağı ve 6183 sayılı Kanun’un kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Üçüncü Kişiye Haciz Bildirisi Gönderilmesi Ne Anlama Gelir?
6183 sayılı Kanun’un 62. maddesi, kamu borçlusunun üçüncü kişilerdeki alacak ve haklarının da haczedilmesine izin verir. Aynı Kanun’un 79. maddesi, üçüncü kişiye yapılacak bildirimle uygulanacak özel yöntemi düzenler. Örneğin, vergi borcu bulunan A şirketinin B şirketinden hak edilmiş hizmet bedeli alacağı varsa, tahsil dairesi bu alacağa haciz uygulayabilir. Bildirim B şirketine usulüne uygun tebliğ edildikten sonra B, haciz kapsamındaki borcunu A’ya ödeyerek tahsil dairesine karşı borçtan kurtulamaz.
Haciz bildirisi, üçüncü kişinin asıl kamu borçlusunun bütün vergi borçlarını kayıtsız şartsız üstlenmesi demek değildir. Haczin konusu, kural olarak üçüncü kişinin kamu borçlusuna karşı mevcut ve hacze elverişli borcu veya elinde bulunan malıdır. Tahsil dairesinin yalnızca geçmişte ticari ilişki kurulmuş olmasına dayanarak üçüncü kişiyi asıl borçlunun toplam kamu borcu kadar sorumlu sayması, haczin konusu ve miktarı bakımından ayrıca denetlenir. İlk bildirim ve itiraz aşamasının ayrıntıları üçüncü şahıs haciz bildirisi ve süresinde itiraz başlıklı incelemenin konusudur.
Yedi Gün İçinde İtiraz Edilmezse Ne Olur?
6183 sayılı Kanun m. 79/3’e göre üçüncü kişi; kamu borçlusuna borcu bulunmadığını, malın elinde olmadığını, borcun hacizden önce ödendiğini, malın tüketildiğini veya kusuru olmaksızın telef olduğunu yahut alacağın önceden borçluya veya talimat verdiği yere ödendiğini ileri sürüyorsa bu durumu tebliğden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmelidir. Süresinde itiraz edilmezse kanunun öngördüğü sonuç doğar: Mal üçüncü kişinin elinde, borç onun zimmetinde sayılır ve hakkında kamu alacağı tahsil usulleri uygulanabilir.
Bu sonuç, gerçekte bulunmayan bir ticari borcun her durumda maddi hukuk bakımından var olduğu anlamına gelmez. Kanun, itirazı kaçıran üçüncü kişiye bir yıllık menfi tespit davasıyla bu varsayımı çürütme imkânı vermiştir. Başlangıçta yapılması gereken itirazın gecikmesi ile menfi tespit davası açma süresinin kaçırılması iki ayrı hukuki sonuç doğurur.
Üçüncü kişinin yedi gün içinde usulüne uygun itiraz etmiş olması halinde ise durum farklıdır: 79. maddenin ilgili fıkrası uyarınca alacaklı kamu idaresi, bir yıl içinde genel mahkemede itirazın aksini ispat ederek kanunda öngörülen sonuçları talep edebilir. Dolayısıyla süresinde itiraz eden kişiyle hiç itiraz etmeyen kişinin ispat ve dava açma konumları aynı değildir.
Menfi Tespit Davasının Şartları Nelerdir?
Davayı kim açabilir?
Davacı, 6183 sayılı Kanun m. 79 anlamında haciz bildirisi kendisine tebliğ edilen ve yedi günlük itiraz süresini kaçıran üçüncü kişidir. Şirket tüzel kişiliğine tebliğ edilen bildirim nedeniyle şirketin kanuni temsilcisinin, yalnız temsilci sıfatına dayanarak kendi adına dava açması doğru dava tarafını belirlemek bakımından sorun doğurur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.01.2022 tarihli, E. 2021/22658, K. 2022/1005 sayılı kararında da bildirimin şirket tüzel kişiliğine yapılmasıyla ortağa yöneltilen takip ve dava hakkı arasındaki ayrım incelenmiştir.
Dava kime karşı açılır?
Menfi tespit talebinin karşı tarafı, haciz bildirisini düzenleyerek üçüncü kişiden tahsil isteyen alacaklı kamu idaresidir. Dava dilekçesinde idarenin doğru hukuki temsil ve taraf sıfatı belirlenmelidir. Yargıtay’ın yakın tarihli uygulamasında, sırf asıl kamu borçlusu olduğu gerekçesiyle şirketin bu özel davada zorunlu davalı sayılmadığı; bu şirkete yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddedildiği örnekler bulunmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.12.2025 tarihli, E. 2025/3725, K. 2025/6489 sayılı kararında bu ayrım benimsenen bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır.
Hangi mahkeme görevlidir?
Kanun m. 79/4, açıkça genel mahkemeleri görevli kılar. Vergi dairesinin taraf olması, bu özel menfi tespit davasını vergi mahkemesinin görevine sokmaz. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.12.2019 tarihli, E. 2019/5352, K. 2019/7161 sayılı görev uyuşmazlığı kararında asliye hukuk mahkemesi görevli kabul edilmiştir. Uygulamada asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasında, temel ilişkinin ticari niteliği üzerinden farklı görevlendirme değerlendirmeleriyle de karşılaşılmaktadır. Dava, üçüncü kişi ile kamu idaresi arasındaki 79. maddeye özgü uyuşmazlık olarak nitelendirilmeli; yalnız iki özel şirket arasında ticari sözleşme bulunduğu gerekçesiyle doğrudan asliye ticaret mahkemesine gidilmemelidir.
Buna karşılık, üçüncü kişi hakkında ayrıca düzenlenmiş bir ödeme emrinin hukuka uygunluğu idari yargıda incelenebilir. Bir yıllık genel mahkeme davası, ödeme emrine karşı özel süreli davanın aynısı değildir. Ödeme emri aşamasındaki ayrı yol için ödeme emrine karşı dava ve genel olarak vergi uyuşmazlıklarının çözüm yolları konularına bakılmalıdır.
Bir Yıllık Dava Açma Süresi Ne Zaman Başlar ve Biter?
6183 sayılı Kanun m. 79/4’teki bir yıllık süre, yedi günlük itiraz süresinin bittiği tarihten veya sonradan gönderilen ödeme emrinin tebliğinden değil, haciz bildirisinin üçüncü kişiye tebliğ edildiği tarihten başlatılır. Süre hak düşürücü niteliktedir; mahkeme sürenin geçirilip geçirilmediğini öncelikle inceler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 27.01.2022 tarihli, E. 2021/22658, K. 2022/1005 sayılı kararında davanın bir yıllık süre geçtikten sonra açıldığı tespit edilerek bu hususun göz ardı edilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
6183 sayılı Kanun m. 8’in Vergi Usul Kanunu’na yaptığı atıf uyarınca tebliğ ve süre hesabında ilgili özel hükümlerle birlikte VUK m. 18 dikkate alınır. Başlangıçta elektronik tebligat varsa hukuken gerçekleşen tebliğ tarihi belirlenmeli; bildirimin düzenlendiği veya elektronik sisteme gönderildiği tarih otomatik olarak tebliğ tarihi kabul edilmemelidir. Usulsüz tebligat iddiasında ise tebliğ mazbatası, muhatap ve tebligatı teslim alan kişinin yetkisi incelenir.
Adli tatil, bir yıllık hak düşürücü süreyi uzatmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli, E. 2023/1672, K. 2024/1489 sayılı kararında, HMK m. 104’teki adli tatil süre uzamasının bu maddi hukuk süresine uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Bu tespit, son günün kanunen resmî tatile rastlamasına ilişkin ayrı süre hesabı kurallarıyla karıştırılmamalıdır.
Örnek: Haciz bildirisi 12 Mart 2026’da usulüne uygun tebliğ edilmişse bir yıllık dava açma süresinin olağan son tarihi 12 Mart 2027’dir. Üçüncü kişinin aradan aylar geçtikten sonra ödeme emri alması, m. 79/4’teki süreyi yeniden başlatmaz. Somut olayda tebliğ usulü ve son günün tatil niteliği ayrıca kontrol edilmelidir.
Mahkemede Ne İspatlanmalıdır?
Menfi tespit davasında belirleyici soru, haciz bildiriminin tebliğ edildiği anda üçüncü kişinin asıl kamu borçlusuna karşı borcu veya elinde ona ait haczedilebilir bir mal bulunup bulunmadığıdır. Borcun başka bir tarihte doğması, ileride kapanması veya yalnız tarafların geçmişte alışveriş yapmış olması bu tarihli incelemenin yerini tutmaz. Kanun ispat yükünü açıkça üçüncü kişiye yüklediğinden salt “borcum yok” beyanı yeterli değildir.
İspat araçları uyuşmazlığa göre ticari defterler, yevmiye ve muavin kayıtları, cari hesap mutabakatları, faturalar, teslim belgeleri, banka hesap hareketleri, çek ve senetlerin ödeme ve ciro kayıtları, tahsilat makbuzları, sözleşmeler, mahsup belgeleri ve gerektiğinde bilirkişi incelemesidir. Karşı tarafın defterleriyle karşılaştırma, tek taraflı kayıtlarda görünen hareketlerin gerçek borç bakiyesini yansıtıp yansıtmadığını ortaya koyar.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.12.2023 tarihli, E. 2023/1859, K. 2023/3682 sayılı kararında, tarafların ticari defterleri ve tahsilat makbuzu birlikte değerlendirilerek haciz bildirisi tarihinde borç bulunmadığının saptanması üzerine davanın kabulü onanmıştır. Aynı Dairenin 25.12.2025 tarihli, E. 2025/3725, K. 2025/6489 sayılı kararında da bilirkişinin ticari kayıtlara dayanan borçsuzluk tespiti esas alınmıştır.
Ödeme, çek veya senet verilmesi borcu sona erdirir mi?
Haciz bildirisinden önce gerçekten yapılmış ödemenin banka dekontuyla ve cari hesapla doğrulanması üçüncü kişi lehine güçlü delildir. Ancak ödeme aracı olarak verilen bir çek veya bononun düzenlenmesi ile borcun sona ermesi aynı şey değildir. Senedin teslimi, ciro durumu, alacaklı sıfatı, ödeme tarihi ve taraflar arasındaki anlaşma birlikte incelenir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli, E. 2023/1595, K. 2023/2430 sayılı kararı, tebliğ tarihinde borcun senetler yönünden varlığını sürdürüp sürdürmediğinin ayrıntılı araştırılmasının önemini göstermektedir.
Hacizden sonra kamu borçlusuna ödeme yapılırsa?
Haciz bildiriminin usulüne uygun tebliğinden sonra üçüncü kişinin haciz kapsamındaki borcu asıl kamu borçlusuna ödemesi, m. 79’un açık hükmü gereğince tahsil dairesine karşı geçerli bir kurtuluş yolu değildir. Haciz bildirisinden önce tamamlanan ödeme ise gerçek borç bakiyesinin belirlenmesinde önemlidir. Bu nedenle muhasebe kayıtlarındaki ödeme emri veya senet tarihiyle, paranın fiilen ödendiği ve alacaklıya intikal ettiği tarih birbirinden ayrılmalıdır.
Haciz Bildirisinin Miktarı Gerçek Borçtan Yüksekse Ne Olur?
Üçüncü kişinin asıl borçluya yalnızca kısmi bir borcu olduğu ispatlanabiliyorsa menfi tespit talebi, haciz bildirisi kapsamındaki tutarın bu gerçek borcu aşan kısmı yönünden kabul edilebilir. Örneğin, üçüncü kişiye 900.000 TL tutarlı bildirim gönderilmiş, fakat tebliğ tarihinde kamu borçlusuna yalnızca 140.000 TL borcu olduğu saptanmışsa üçüncü kişi 760.000 TL bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Hükmedilebilecek tutar, somut alacak ve ödeme belgeleriyle, ayrıca kamu alacağının geçerli takip kapsamıyla belirlenir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 30.04.2025 tarihli, E. 2024/477, K. 2025/357 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, yalnız Bs bildirimine dayanılarak üçüncü kişi nezdindeki alacak varlığı ve miktarı yeterince somutlaştırılmadan kamu borçlusunun tüm borcunun üçüncü kişiden istenmesi tartışılmıştır. Burada birbirinden ayrı iki yargısal denetim vardır: Vergi yargısında kamu idaresinin haciz ve ödeme emri işleminin kanuni dayanağı ve somut belirlemeleri; genel mahkemede ise üçüncü kişinin haciz bildirisinin tebliğ tarihi itibarıyla gerçek özel hukuk borcunun bulunup bulunmadığı incelenir. Bir yolun varlığı diğerinin sürelerini otomatik olarak korumaz.
Menfi Tespit Davası Açılınca Haciz ve Takip Durur mu?
Hayır. 6183 sayılı Kanun m. 79/4, dava açılmasını otomatik durma nedeni yapmamıştır. Üçüncü kişi, dava dilekçesinde veya yargılama sırasında, 6183 sayılı Kanun’un 10. maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına ayrıca karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme bu konuda karar verme yetkisine sahiptir; davanın açıldığının tahsil dairesine bildirilmesi tek başına haczi kaldırmaz.
Kanunun 10. maddesinde para, süresiz ve şartsız banka teminat mektubu, belirli şartları taşıyan kefalet senedi ve ilgili diğer teminat türleri düzenlenmiştir. Somut olayda gösterilecek teminatın türü ve yeterliliği mahkeme kararına göre belirlenir. Kanun, teminatın alacaklı tahsil dairesine verileceğini ve haciz varakasına dayanılarak haczedileceğini öngörür. Teminata ilişkin anlaşmazlıklar, takibi durdurma kararını veren mahkemece çözülür.
Bu usul, ihtiyati haciz veya ihtiyati haciz kararına karşı dava rejiminin yerine geçmez. Başlangıçtaki haciz türü, varaka ve bildirimin hukuki niteliği doğru belirlenmelidir. Haciz varakasının dayanağı ve düzenlenmesi konusunda haciz varakası incelemesi, takip sona erdikten sonra haczin kaldırılması bakımından ise haciz kaldırma usulleri ayrıca önem taşır.
%10 İnkâr Tazminatı Hangi Durumlarda Uygulanır?
6183 sayılı Kanun m. 79/4’ün son cümlesi, davasında haksız çıkan üçüncü kişi aleyhine haksız çıktığı tutarın %10’u kadar inkâr tazminatına hükmedilmesini öngörür. Bu tazminatın dayanağı İcra ve İflas Kanunu’nun genel menfi tespit hükümleri değil, doğrudan 6183 sayılı Kanun’un özel hükmüdür. Bu nedenle özel düzenleme yerine İİK’deki %20 oranını esas almak hatalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 28.09.2023 tarihli, E. 2023/1595, K. 2023/2430 sayılı kararında, menfi tespit talebi esastan reddedildiği hâlde %10 tazminata hükmedilmemesi düzeltilerek onama nedeni yapılmıştır. Örneğin 500.000 TL’lik menfi tespit talebinin 200.000 TL’lik kısmı esastan haksız bulunmuşsa, m. 79/4 kapsamındaki %10 hesabının dayanağı haksız çıkılan 200.000 TL olur; bu örnekte tutar 20.000 TL’dir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bu hesaplamadan ayrı değerlendirilir.
Bir yıllık sürenin kaçırılması da %10 tazminat doğurur mu?
Sırf süre aşımından dolayı, esasa girilmeden verilen ret kararı %10 inkâr tazminatını kendiliğinden doğurmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli, E. 2023/1672, K. 2024/1489 sayılı kararında, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilen davada esasa ilişkin haklılık veya haksızlık belirlenmediğinden inkâr tazminatına karar verilmemesi isabetli bulunmuştur. Böylece davanın esasından haksız çıkmak ile hak düşürücü süre nedeniyle yargısal inceleme imkânını kaybetmek ayrılmıştır.
AYM’nin iptal ettiği %10 haksız çıkma zammıyla aynı mıdır?
Hayır. Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli, E. 2021/119, K. 2022/48 sayılı ve 02.08.2022 tarihli, 31911 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan kararıyla iptal ettiği düzenleme, 6183 sayılı Kanun’un 58/5. maddesindeki ödeme emrine karşı itirazda haksız çıkma zammıdır. İptal kararı m. 79/4’teki özel menfi tespit inkâr tazminatını doğrudan ortadan kaldırmamıştır. M. 79 metninde hâlen 58/5’e yapılan atıf bulunması, iptal edilmiş yaptırımın güncel uyuşmazlıklarda uygulanmasını sağlamaz. İki %10 kuralı ayrı normlara dayandığından birine ilişkin yargısal sonucun öbürüne otomatik taşınması hukuken yanlıştır.
Dava Kabul Edilirse Ne Değişir?
Mahkeme, tebliğ tarihindeki borcun bulunmadığını veya haciz bildirisine konu edilen tutardan daha düşük olduğunu belirlerse üçüncü kişinin ilgili tutar bakımından borçlu olmadığını tespit eder. Bu karar, tahsil dairesinin üçüncü kişi hakkındaki takip gerekçesini ortadan kaldıran veya daraltan esaslı bir hukuki dayanak oluşturur. Kesinleşme ve icra edilebilirlik durumuna göre ilgili takip kaydının düzeltilmesi ve hacizlerin kaldırılması ayrıca takip edilmelidir.
Üçüncü kişinin yedi günlük itirazı süresinde kullanmayarak davaya kendisinin sebebiyet vermiş olması, dava kazanılsa bile yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından sonuç doğurabilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.01.2025 tarihli, E. 2024/1422, K. 2025/481 sayılı kararında, tebliğ tarihinde borcun büyük kısmı bulunmadığı halde süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle davaya sebebiyet verme durumu özellikle değerlendirilmiştir. Dava sonunda ayrıca üçüncü kişinin genel hükümlere göre asıl kamu borçlusuna rücu hakları, 6183 m. 79’un son fıkrası uyarınca saklıdır.
Uygulamada İzlenecek Hukuki Kontrol Sırası
| Aşama | Kontrol edilecek mesele | Hukuki sonuç |
|---|---|---|
| 1. Tebliğ | Haciz bildirisi kime, hangi usulle ve hangi tarihte ulaştı? | Yedi günlük itiraz ve bir yıllık dava sürelerinin başlangıcı belirlenir. |
| 2. İtiraz | Yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı itiraz verildi mi? | İtiraz varsa m. 79’daki idarenin dava açma rejimi; yoksa üçüncü kişinin menfi tespit yolu incelenir. |
| 3. Borç bakiyesi | Tebliğ tarihinde asıl kamu borçlusuna gerçek borç veya elindeki mal ne kadardı? | Davanın ispat konusu ve kabul edilebilecek tutar belirlenir. |
| 4. Dava süresi | Bir yıl doldu mu; tebligat usulüne uygun mu? | Hak düşürücü süre itirazı ve davanın incelenebilirliği değerlendirilir. |
| 5. Koruma | Takip sürüyor mu, teminat gösterilebilir mi? | Mahkemeden m. 79/4 uyarınca durdurma kararı istenmesi değerlendirilir. |
| 6. Sonuç | İddia hangi tutarda ispatlandı? | Kısmi/tam kabul veya esastan ret; esastan haksız olunan tutar yönünden %10 tazminat değerlendirilir. |
Sık Sorulan Sorular
Haciz bildirisine 7 gün içinde cevap vermedim. Artık dava açamaz mıyım?
Açabilirsiniz. 6183 sayılı Kanun m. 79/4, itiraz süresini kaçıran üçüncü kişiye, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede menfi tespit davası açma hakkı verir. Bu davada borcun veya malın tebliğ tarihinde bulunmadığını ispatlamanız gerekir.
Bir yıllık süre ödeme emrinin tebliğiyle mi başlar?
Hayır. Menfi tespit davası bakımından süre, üçüncü kişiye haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarihten hesaplanır. Sonradan gönderilen ödeme emri yeni bir yıllık süre yaratmaz; ödeme emrinin ayrıca dava konusu edilmesi farklı bir yargısal yoldur.
Vergi dairesine menfi tespit davası vergi mahkemesinde mi açılır?
Hayır. 6183 sayılı Kanun m. 79/4’teki menfi tespit davası genel mahkemelerde görülür; Yargıtay uygulamasında asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu kararlar vardır. Ödeme emrinin iptali ise kendi şartları çerçevesinde idari yargıda incelenir.
Dava açmak banka hesabımdaki veya alacaklarımdaki haczi durdurur mu?
Hayır. Davanın açılması tek başına takip işlemlerini durdurmaz. Mahkemeden 6183 m. 10’da belirtilen türden teminat karşılığında takibin durdurulması kararı istenebilir.
Menfi tespit davasını kaybedersem %20 mi, %10 mu öderim?
6183 m. 79/4’e göre özel inkâr tazminatı, davanın esasından haksız çıkılan tutarın %10’udur. İcra ve İflas Kanunu’ndaki başka tazminat oranları bu özel hükmün yerine uygulanmaz. Süre aşımı nedeniyle esasa girilmeden ret durumunda ise Yargıtay’ın 30.04.2024 tarihli kararı uyarınca m. 79/4 inkâr tazminatının koşulları oluşmaz.
Asıl kamu borçlusuna haciz bildirisinden önce ödeme yaptım. Ne sunmalıyım?
Bankadan alınan tarihli ödeme belgesi, alacaklının tahsilat makbuzu, cari hesap ve ticari defter kayıtları, sözleşme ve faturalar birlikte sunulmalıdır. Ödemenin haciz bildirisi tebliğinden önce tamamlandığı ve hangi borca mahsup edildiği açıklanmalıdır.
Sonuç
Haciz bildirisini alan üçüncü kişinin en kritik yükümlülüğü, tebliğ tarihini ve asıl kamu borçlusuna karşı gerçek borç bakiyesini gecikmeden belirlemektir. Yedi günlük itiraz süresinin geçirilmesi borcun zimmette sayılması sonucunu doğurur; buna karşı bir yıllık özel menfi tespit davası öngörülmüştür. Davanın başarısı, tebliğ tarihindeki borç veya mal durumunun belgelerle ispatına bağlıdır. Dava takibi kendiliğinden durdurmadığı gibi, esasından haksız olunan tutar üzerinden %10 inkâr tazminatı riski de taşır. Uyuşmazlığın hem özel hukuk alacağı hem de kamu tahsil işlemi içermesi nedeniyle görevli mahkeme, süre, teminat ve dava konusu talepler birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Somut olayda haciz bildirisi, ödeme emri veya devam eden tahsil işlemi nedeniyle dava ve takip işlemlerinin değerlendirilmesi için vergi hukuku kapsamında hukuki yardım alınabilir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, vergi uyuşmazlıklarında Türkiye genelinde hukuki süreç takibi yapmaktadır.
Kaynakça
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 8, 10, 58, 62, 64, 79; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 18.
- Anayasa Mahkemesi, 21.04.2022, E. 2021/119, K. 2022/48, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete; Anayasa Mahkemesi karar metni.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 30.04.2025, E. 2024/477, K. 2025/357
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25.12.2025, E. 2025/3725, K. 2025/6489
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.01.2025, E. 2024/1422, K. 2025/481
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 30.04.2024, E. 2023/1672, K. 2024/1489
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 13.12.2023, E. 2023/1859, K. 2023/3682
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 28.09.2023, E. 2023/1595, K. 2023/2430
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 27.01.2022, E. 2021/22658, K. 2022/1005
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 05.12.2019, E. 2019/5352, K. 2019/7161
Av. Fatih SEFER