Ağır ceza mahkemesinde yargılanmak, Türk ceza yargısının en ağır sürecidir. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasının söz konusu olduğu bu davalarda soruşturmanın ilk saatinde verilen bir karar, yıllarca sürecek bir yargılamanın yönünü belirler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak Bakırköy Adliyesi karşısındaki ofisimizden İstanbul’un altı ayrı ağır ceza merkezinin tamamında dava takibi yapıyor; gözaltıdan tutukluluk itirazına, duruşma temsilinden temyize kadar müvekkillerimizin yanında yer alıyoruz. Bu sayfada ağır ceza yargılamasının görev kuralından zorunlu müdafiliğe, soruşturma ve kovuşturma aşamalarından infaza ve güncel mevzuat değişikliklerine kadar bilmeniz gereken her şeyi bulacaksınız.
Ağır Ceza Avukatı Kimdir, Ne İş Yapar?
Hukukumuzda “ağır ceza avukatı” diye resmi bir uzmanlık unvanı yoktur; avukatlık mesleğinde yasal bir branşlaşma bulunmaz. Bu ifade, uygulamada ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren davalarda deneyim kazanmış avukatlar için halk arasında ve hukuk dilinde yerleşmiş bir kavramdır. Bir ağır ceza avukatının işi, soruşturmanın ilk gününden başlar: kollukta müvekkilin susma ve müdafi hakkını fiilen kullandırır, ifade sürecini yönetir, tutuklama kararına gerekçeli ve zamanında itiraz eder, soruşturma dosyasını inceleyerek savunma stratejisini kurar. Kovuşturma aşamasında delillere itiraz eder, tanık sorgular, suçun hukuki nitelendirmesini denetler ve gerektiğinde istinaf ile temyiz başvurularını hazırlar. Ağır ceza davalarında öngörülen cezaların ağırlığı, bu aşamaların her birinde yapılacak hatanın telafisini güçleştirir; bu nedenle ağır ceza avukatıyla soruşturmanın ilk saatinden itibaren çalışmak belirleyicidir.
İstanbul’da Ağır Ceza Mahkemesi Hangi Adliyelerde Bulunur?
İstanbul’da tek bir ağır ceza merkezi yoktur; 2024 sonrasında altı ayrı adliyede bağımsız ağır ceza mahkemesi faaliyet göstermektedir. Hangi ilçedeki suçun hangi adliyede görüleceğini doğru saptamak, ağır ceza avukatının attığı ilk kritik adımdır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun Temmuz 2024 kararları İstanbul’un ağır ceza haritasını köklü biçimde yeniden çizmiş; Büyükçekmece ve Gaziosmanpaşa bağımsız ağır ceza mahkemelerine kavuşmuştur. Mahkemenin kuruluşu, heyet yapısı ve tarihsel gelişimi hakkında daha ayrıntılı bilgiyi ağır ceza mahkemesinin görev ve yapısını anlattığımız sayfadan da inceleyebilirsiniz.
| Ağır Ceza Merkezi | Yargı Çevresindeki İlçeler |
|---|---|
| Bakırköy | Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Esenler, Zeytinburnu |
| İstanbul (Çağlayan) | Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Sarıyer, Şişli |
| Küçükçekmece | Küçükçekmece, Başakşehir, Avcılar |
| Büyükçekmece (2024’ten bağımsız) | Büyükçekmece, Beylikdüzü, Esenyurt |
| Gaziosmanpaşa (2024’ten bağımsız) | Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sultangazi |
| İstanbul Anadolu (uygulamada “Kartal”) | Kadıköy, Üsküdar, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla, Ümraniye, Çekmeköy |
Bu altı merkezin yanında bazı ilçeler ağır ceza yönünden başka bir adliyeye bağlıdır: Adalar ve Şile ilçelerindeki ağır ceza davaları İstanbul Anadolu (Kartal) Adliyesi’nde, Çatalca’dakiler ise Silivri Adliyesi’nde görülür. Silivri Adliyesi’nde iki ayrı ağır ceza mahkemesi faaliyet göstermektedir. İstanbul ağır ceza avukatı olarak bu merkezlerin tamamında aktif dava takibi yapıyoruz. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan yanlış adliyede açılan dava görevsizlikle sonuçlanır; bu da zaman ve hak kaybı demektir.
Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir? Alt Sınır mı, Üst Sınır mı?
Bir suçun ağır ceza mahkemesinde mi yoksa asliye ceza mahkemesinde mi görüleceği, müvekkillerin en çok merak ettiği konuların başında gelir. Görev iki ölçüte göre belirlenir: cezanın ağırlığı ve kanunda ismen sayılan suç tipleri.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 12. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Burada belirleyici olan, somut olayda verilecek ceza değil, kanunda o suç için öngörülen soyut cezanın üst sınırıdır. Nitekim aynı Kanun’un 14. maddesi açıktır: mahkemelerin görevinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmez; kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı esas alınır.
Bunun pratik sonucu iki yönlüdür:
- Nitelikli haller görevi etkiler. Çünkü nitelikli hal, suça öngörülen ceza aralığını değiştiren ayrı bir suç tanımıdır. Örneğin kasten yaralamanın temel hali (TCK m. 86) asliye cezanın görevindeyken, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi (TCK m. 87/4) üst sınırı on yılı aştığı için ağır ceza mahkemesinde görülür. Bir eylemin kasten yaralama mı yoksa öldürmeye teşebbüs mü olduğunu takdir etme yetkisi de, ceza üst sınırı nedeniyle ağır ceza mahkemesine aittir.
- Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler görevi etkilemez. Haksız tahrik (TCK m. 29), suça teşebbüs (TCK m. 35), takdiri indirim (TCK m. 62) veya tekerrür gibi genel hükümlerden gelen artırım ve indirim sebepleri, görev belirlenirken hesaba katılmaz. Mahkeme yalnızca suç tipinin soyut üst sınırına bakar.
Özetle görev, suç tipinin (temel hal ve varsa nitelikli hali) kanundaki soyut ceza üst sınırına göre belirlenir; somut olaydaki kişiselleştirme sebepleri dikkate alınmaz. Ağır ceza avukatı olarak bir dosyayı devraldığımızda ilk yaptığımız iş, isnadın hukuki nitelendirmesini ve buna bağlı olarak görevli mahkemeyi doğru saptamaktır; çünkü bu saptama, hem yargılamanın yürüyeceği mahkemeyi hem de uygulanacak tutukluluk rejimini belirler.
İsmen Sayılan Suçlar ve Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar
Ceza miktarına bakılmaksızın, doğrudan kanunda ismen sayıldığı için ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar da vardır. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca bunların başlıcaları şunlardır:
- Yağma (TCK m. 148)
- İrtikap (TCK m. 250/1 ve 2)
- Resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204/2)
- Hileli iflas (TCK m. 161)
Bu suçlarda kanundaki ceza sınırı on yılın altında kalsa dahi dava ağır ceza mahkemesinde görülür. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümlerinde düzenlenen, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332. maddeler hariç) ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Bu suçlarda yetki kuralı da özelleşir: 5235 sayılı Kanun’un 15. maddesi uyarınca söz konusu davalar, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülür. Son olarak 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar da ağır ceza mahkemelerinde görülür; silahlı terör örgütüne üye olma (TCK m. 314/2) ve örgüt propagandası bunların başında gelir.
İstanbul Ağır Ceza Avukatı Olarak Hangi Davalara Bakıyoruz?
İstanbul’un altı ağır ceza merkezinin tamamında, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren tüm dava tiplerinde sanık müdafiliği ve mağdur/katılan vekilliği sağlıyoruz. Başlıca dava türleri:
- Kasten öldürme ve nitelikli halleri (TCK m. 81-82), kasten öldürmeye teşebbüs
- Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama sonucu ölüm (TCK m. 87/4)
- Yağma ve nitelikli yağma (TCK m. 148-149)
- Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (TCK m. 188)
- Cinsel saldırı (TCK m. 102) ve çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103)
- Zimmet (TCK m. 247), irtikap (TCK m. 250), rüşvet (TCK m. 252)
- Resmî belgede sahtecilik (TCK m. 204/2), hileli iflas (TCK m. 161)
- İnsan ticareti ve göçmen kaçakçılığı
- Silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve üyeliği (TCK m. 314); 3713 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar
- Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar
- On yıldan fazla hapis cezasını gerektiren diğer tüm suçlar
Uyuşturucu ticareti ve cinsel suçlar, ağır ceza pratiğinde en sık karşılaşılan ve teknik delil değerlendirmesinin en kritik olduğu dava tipleridir. Uyuşturucu davalarında ele geçirme usulü, arama kararının hukuka uygunluğu ve etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması; cinsel suçlarda ise beyan delilinin değerlendirilmesi, iftira ihtimali ve lehe delillerin zamanında toplanması savunmanın yönünü belirler. Bu davalarda soruşturmanın ilk saatinden temyize kadar kesintisiz müdafilik sağlıyoruz.
Önemli Güncelleme: Nitelikli Dolandırıcılık Artık Ağır Cezada Değil
İnternetteki ağır ceza avukatı sayfalarının neredeyse tamamı nitelikli dolandırıcılığı (TCK m. 158) hâlâ ağır ceza suçu olarak listeler. Bu bilgi artık güncel değildir. 24 Aralık 2025 tarihinde kabul edilip aynı gün yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun (kamuoyunda 11. Yargı Paketi) ile 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki “nitelikli dolandırıcılık (m. 158)” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. Böylece TCK m. 158 kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçu ağır ceza mahkemesinin görev alanından çıkarılmış ve asliye ceza mahkemesinin görevine verilmiştir.
Bu değişikliğin pratik sonuçları doğrudan sanığın özgürlüğünü etkiler. Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda CMK m. 102 uyarınca azami tutukluluk süresi bir yıl (zorunlu hâllerde altı ay uzatma ile birlikte bir yıl altı ay) iken, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda bu süre iki yıl (uzatmalarla birlikte beş yıla kadar) çıkabilmektedir. Dolayısıyla nitelikli dolandırıcılıktan tutuklu yargılanan bir kişinin hukuki durumu, görevli mahkemenin değişmesiyle köklü biçimde farklılaşmıştır.
Kanun koyucu bir geçiş hükmü de öngörmüştür: 7571 sayılı Kanun’a eklenen Geçici Madde 7 uyarınca, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemelerinde görülmekte olan ya da istinaf veya temyiz incelemesinde bulunan nitelikli dolandırıcılık dosyalarında, görevin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez; bu davalar kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar eski göreve ilişkin kurallara göre görülmeye devam eder. Yani derdest dosyalar ağır ceza mahkemesinde kalırken, yeni açılan nitelikli dolandırıcılık davaları asliye ceza mahkemesinde açılmaktadır. Bu ayrımı doğru kurmak, hem görevli mahkemenin hem de uygulanacak tutukluluk rejiminin belirlenmesinde belirleyicidir.
Ağır Ceza Mahkemesinin Yapısı: Üç Hâkimli Heyet
Ağır ceza mahkemesi, bir başkan ve iki üyeden oluşan üç hâkimli heyet tarafından yargılama yapar; bu yönüyle tek hâkimli asliye ceza mahkemesinden ayrılır. Duruşmalarda iddia makamını temsilen bir Cumhuriyet savcısı hazır bulunur. Yargılama, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkelerine uygun olarak kural olarak aleni biçimde yürütülür. Sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulması, ancak derhal beraat kararı verilebilecek istisnai hallerde mümkündür. Heyet yapısı, ağır ceza davalarında savunmanın üç hâkime birden ikna edici biçimde sunulmasını gerektirir; bu da duruşma hazırlığının ve yazılı savunmanın titizliğini artırır.
Delil Takdiri ve Suç Vasfını Belirleme Yetkisi
Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda delillerin takdir ve değerlendirilmesi münhasıran ağır ceza mahkemesine aittir. Bunun pratik sonucu önemlidir: yargıladığı eylemin aslında ağır ceza mahkemesinin görevine girebileceğini fark eden asliye ceza mahkemesi, delil takdiri yapmadan, CMK m. 5 uyarınca görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine göndermek zorundadır. Ağır ceza avukatı olarak, isnadın asliyeden ağır cezaya ya da tam tersine kayması gereken hallerde görev itirazını zamanında ileri sürmek, hem usul ekonomisini sağlar hem de yanlış mahkemede kurulan hükmün bozulmasını önler.
Ağır Ceza Yargılamasında Zorunlu Müdafilik
Ağır ceza davalarının ciddiyeti, savunma avukatının rolünü hayati kılar. CMK m. 150/3 uyarınca alt sınırı beş yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi bulundurulması zorunludur. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçların büyük bölümü bu eşiğin üzerinde olduğundan, bu davalarda müdafilik kural olarak zorunludur.
Zorunlu müdafilik kurumunun işleyişinde bilinmesi gereken başlıca noktalar şunlardır: Şüpheli veya sanığın seçtiği bir müdafi yoksa, istemi aranmaksızın baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (CMK m. 150). Sonradan bir özel müdafi tutulması halinde, baro tarafından görevlendirilen müdafiin görevi sona erer. Müdafiin görevini yerine getirmemesi veya duruşmaya gelmemesi halinde CMK m. 151 uyarınca yeni bir müdafi görevlendirilebilir. Zorunlu müdafilik kapsamında baro tarafından atanan müdafiin ücreti Hazine’den karşılanır; ancak sanık mahkûm olursa bu tutar yargılama gideri olarak kendisine yükletilebilir. En önemlisi: zorunlu müdafiliğin gerekli olduğu bir davada müdafi hazır bulundurulmaksızın yapılan işlemler ve kurulan mahkûmiyet hükmü, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup mutlak bozma nedenidir.
Anayasa Mahkemesi bu kurumun amacını şöyle netleştirmiştir: müdafi görevlendirilmesi şekli bir işlem olmayıp, şüphelinin ve sanığın savunma haklarını etkili biçimde kullanmasını güvence altına almayı amaçlar; yani gerçek ve etkili bir hukuki yardımı gerektirir (AYM, B. 2019/5577, 08.03.2023). Bu nedenle ağır ceza davalarında müdafiin yalnızca hazır bulunması değil, dosyaya etkin biçimde müdahale etmesi belirleyicidir.
Soruşturma Aşamasında Ağır Ceza Avukatının Rolü
Ceza yargılamasında en fazla hak kaybı soruşturma aşamasında yaşanır. Suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan bu süreç, iddianamenin kabulüne kadar devam eder ve sonraki tüm aşamaları şekillendirir. Gözaltında müdafi hazır bulunmaksızın alınan ve sonradan reddedilen ifadeler, CMK m. 148/4 uyarınca sanık tarafından kabul edilmedikçe aleyhine hükme esas alınamaz. Yasak sorgu yöntemleriyle (kötü davranma, yorma, aldatma, tehdit, baskı) elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi delil değeri taşımaz. Bu nedenle ağır ceza avukatı olarak ilk uyarımız nettir: avukatınız gelmeden ifade vermeyin.
Soruşturma evresinde üstlendiğimiz başlıca görevler: müvekkille gözaltı öncesi ya da sırasında görüşerek hukuki durumu değerlendirmek; susma hakkı ve kendi aleyhine beyanda bulunmama (nemo tenetur) ilkesi hakkında bilgi vermek; ifade sırasında hazır bulunarak yasak sorgu yöntemlerinin önüne geçmek; usule aykırı işlemleri tutanağa geçirmek; gözaltı süresini takip ederek süre aşımına karşı itiraz yollarını kullanmak; CMK m. 153 kapsamında soruşturma dosyasını inceleyerek lehe ve aleyhe delilleri tespit etmek; hukuka aykırı elde edilen delillerin dışlanması için başvuru yapmak ve uzlaştırma kapsamındaki suçlarda usulün işletilmesini sağlamak. Etkili soruşturma savunması, dosyanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla daha mahkemeye taşınmadan kapanmasını sağlayabilir.
Kovuşturma Aşamasında Ağır Ceza Avukatının Rolü
Kovuşturma, iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Her duruşmadan önce iddianameyi, mevcut delilleri ve önceki tutanakları ayrıntılı biçimde inceliyor; sanık beyanları, tanık anlatımları ve teknik deliller arasındaki çelişkileri tespit ediyoruz. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin CMK m. 206 ve 217 kapsamında dışlanması için yazılı talepte bulunuyor; bilirkişi raporları hatalı veya eksikse ek bilirkişi atanması için itiraz ediyoruz. Dijital deliller, HTS kayıtları ve kamera görüntülerinin toplanma usulünü denetliyoruz.
Tanık sorgusu, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en güçlü araçlardan biridir. CMK m. 201 uyarınca müdafi, tanıklara doğrudan soru yöneltebilir. Beraat için suçun unsurlarının gerçekleşmediğini kapsamlı biçimde ortaya koyuyor; koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını (HAGB), cezanın ertelenmesini veya adli para cezasına çevrilmesini dosyaya göre değerlendiriyoruz. CMK m. 250 seri muhakeme ve m. 251 basit yargılama usulleri ağır ceza suçlarında uygulanmasa da, suç vasfının değişmesi ihtimaline karşı bu usullerin uygunluğunu da gözetiyoruz.
Tutukluluk ve Tahliye: AYM Ne Söylüyor?
Tutukluluk, ağır ceza yargılamasının en ağır koruma tedbiridir ve itirazın stratejik önemi büyüktür. Anayasa Mahkemesi içtihadı bu alanda net bir çizgi çizmiştir; tutukluluğa itirazlarımızı soyut argümanlara değil, doğrudan bu içtihada dayandırıyoruz:
Katalog suç olması tek başına tutuklama gerekçesi olamaz
AYM, Engin Demir (B. 2013/2947, 17.12.2015): CMK m. 100/3 kapsamındaki katalog suçlarda yasal karine otomatik uygulanamaz; kuvvetli şüpheye esas deliller objektif maddi olgulara dayanmalıdır (krş. Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. 2015/7908, 20.01.2016).
Kaçma şüphesi somut olgularla ortaya konmalıdır
AYM, Adem Kaplan (B. 2020/3050, 11.06.2024): Kaçma şüphesinin somut olgularla ortaya konulmaması ve yalnızca suçun ağırlığına atıf yapılması hak ihlalidir; somut gerekçe yoksa kısa süreli tutukluluk dahi ölçüsüzdür.
Bir sanığın davranışı diğer sanıklar için karine oluşturmaz
AYM, İnan Uçar (B. 2019/39928, 11.07.2023): Bazı sanıkların kaçması veya delil karartma girişiminde bulunması, diğer sanıklar bakımından tutukluluk için karine oluşturamaz.
CMK m. 104 uyarınca her zaman tahliye talebinde bulunulabilir; tutukluluk kararına ise CMK m. 267 kapsamında itiraz yolu açıktır. Nisan 2026 itibarıyla Türkiye’de tutuklu sayısının 62.514’e ulaştığı, cezaevi doluluk oranının %135’i aştığı bir tabloda, tutukluluğa zamanında ve içtihat temelli itiraz her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.
Hüküm Türleri ve Kanun Yolları
Yargılama sonunda mahkeme, toplanan delillere ve vicdani kanaatine göre hüküm kurar. Mahkûmiyet, suçun sabit görüldüğü hallerde; beraat, suçun işlenmediğinin anlaşıldığı ya da delil yetersizliği bulunduğu durumlarda verilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ise belirli koşulların varlığında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki sonuç doğurmamasını sağlayan, denetim süresine bağlı koşullu bir kurumdur; Yargıtay Ceza Genel Kurulu HAGB kararlarının mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığını belirlemiştir (YCGK, E. 2018/363, K. 2020/490).
Ağır ceza mahkemesi kararları kesin olmayıp üst mahkeme denetimine açıktır. Tutukluluğun devamı gibi ara kararlara karşı itiraz; nihai kararlara karşı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf (hem maddi hem hukuki denetim); BAM kararlarına karşı Yargıtay’a temyiz (kural olarak hukuki inceleme) yoluna gidilir. Gerekçeli kararın müdafiye tebliğ edilmemesi hak ihlali olduğundan, istinaf ve temyiz sürelerinin doğru işletilmesi için tebligat zorunluluğuna titizlikle riayet ediyoruz.
İnfaz Aşaması: Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik
Ceza yargılaması mahkûmiyetle bitmez; infaz aşaması da müvekkilin özgürlüğünü doğrudan etkiler. Koşullu salıverilme (5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 107), hükümlünün cezasının belirli bir kısmını iyi halle infaz etmesi halinde tahliyesini sağlar. Denetimli serbestlik (m. 105/A), koşullu salıverilme tarihinden belirli süre önce hükümlünün denetim altında toplum içinde yaşamasına imkân tanır. Açık cezaevine geçiş, mükerrerlere özgü infaz rejimi (m. 108) ve cezaların içtimaı gibi teknik konularda infaz süresini detaylı biçimde hesaplıyor; müvekkili en erken tahliye tarihine ulaştıracak başvuruları yapıyoruz.
İstanbul Ağır Ceza Avukatı Ücreti 2026
Ağır ceza avukatı ücreti; suçun niteliği, tutuklu ya da tutuksuz yargılama olması, dosyanın kapsamı, sanık sayısı ve yargılamanın hangi aşamasında devreye girildiği gibi etkenlere göre belirlenir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) yasal taban oluşturur ve bu tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz.
On yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesinde görülen davalarda 2026 ücretleri:
- Sanık Müdafiliği: AAÜT asgari ücreti 65.000 TL (KDV hariç) — İstanbul Barosu tavsiye ücreti 300.000 TL (KDV hariç)
- Mağdur Vekilliği: AAÜT asgari ücreti 65.000 TL (KDV hariç) — İstanbul Barosu tavsiye ücreti 175.000 TL (KDV hariç)
Tüm ücretlere %20 KDV ayrıca eklenmektedir. Tutuklu yargılama, uzun soluklu kovuşturma ve çok sanıklı dosyalarda ücret aşamalı yapıda da belirlenebilir. Büromuz her dosyayı AAÜT tabanı üzerinden ayrıca değerlendirerek net ücreti ilk görüşmede şeffaf biçimde belirler. Yalnızca avukat tutma maliyetini değil, avukatsız ilerlemenin gerçek maliyetini de değerlendirmenizi öneririz; zamanında yapılmayan tutukluluk itirazı veya avukatsız verilen bir ifade, telafisi çok daha güç sonuçlara yol açabilir.
Neden Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu?
Bakırköy Adliyesi karşısında, adliyeyle aynı adreste faaliyet gösteriyoruz; gözaltı bildiriminden kısa süre içinde karakola ve adliyeye ulaşabiliyoruz. İstanbul’daki altı ağır ceza merkezinin yargı çevrelerini ve 2024 sonrası değişikliklerini güncel olarak takip ediyor, savunmalarımızı somut Yargıtay ve AYM içtihadına dayandırıyoruz. Ağır ceza sürecinin yalnızca bir aşamasını değil; soruşturma, tutukluluk itirazı, kovuşturma, infaz ve kanun yolu başvurularının tamamını tek bir bütün olarak yönetiyoruz. İstanbul’da ağır ceza soruşturması veya davası yaşayan ya da bir yakını gözaltına alınan herkes, büro saatleri dışında da telefon ve WhatsApp hattımız üzerinden bize ulaşabilir.
Sık Sorulan Sorular
İstanbul’da ağır ceza mahkemesi hangi adliyededir?
2024 sonrasında İstanbul’da altı bağımsız ağır ceza merkezi vardır: Bakırköy, İstanbul (Çağlayan), Küçükçekmece, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve İstanbul Anadolu (Kartal). Hangi ilçedeki davanın hangi merkeze bağlı olduğunu doğru saptamak, zaman ve hak kaybını önleyen ilk adımdır. Ayrıca Adalar ve Şile ağır ceza yönünden Kartal’a, Çatalca ise Silivri’ye bağlıdır.
Bir suçun ağır cezada mı asliye cezada mı görüleceği nasıl belirlenir?
Görev, kanunda suç için öngörülen soyut cezanın üst sınırına göre belirlenir. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile kanunda ismen sayılan suçlar (yağma, irtikap, resmî belgede sahtecilik, hileli iflas) ağır ceza mahkemesinin görevindedir. 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler dikkate alınmaz.
Nitelikli haller görevli mahkemeyi etkiler mi?
Evet. Nitelikli hal, suça öngörülen ceza aralığını değiştirdiği için görevi etkileyebilir. Örneğin kasten yaralamanın temel hali asliye cezada görülürken, ölümle sonuçlanan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (TCK m. 87/4) üst sınırı on yılı aştığından ağır ceza mahkemesinde görülür. Buna karşılık haksız tahrik, teşebbüs, takdiri indirim gibi ağırlaştırıcı/hafifletici nedenler görevi etkilemez.
Nitelikli dolandırıcılık ağır ceza mahkemesinde mi görülür?
Artık hayır. 7571 sayılı Kanun (11. Yargı Paketi) ile 24 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklik sonucu nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) ağır ceza mahkemesinin görevinden çıkarılarak asliye ceza mahkemesine verilmiştir. Ancak değişiklik tarihinde ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan veya istinaf/temyiz aşamasındaki dosyalar, kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar eski kurala göre ağır ceza mahkemesinde görülmeye devam eder.
Ağır ceza mahkemesinde avukat tutmak zorunlu mu?
Alt sınırı beş yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlarda CMK m. 150/3 uyarınca müdafi bulundurulması zorunludur; sanığın müdafi yoksa istemi aranmaksızın baro tarafından atanır. Ağır ceza suçlarının çoğu bu eşiğin üzerinde olduğundan müdafilik kural olarak zorunludur. Zorunlu müdafiliğin gerektiği bir davada müdafi olmaksızın kurulan hüküm mutlak bozma nedenidir.
Zorunlu müdafiin ücretini kim öder?
Baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiin ücreti Hazine’den karşılanır. Ancak sanık mahkûm olursa bu tutar yargılama gideri olarak kendisine yükletilebilir. Sanık dilediği zaman kendi seçtiği bir özel müdafi tutabilir; bu durumda baro müdafiinin görevi sona erer.
Ağır ceza davalarında tutukluluk süresi ne kadardır?
CMK m. 102 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda azami tutukluluk süresi iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek uzatılabilir ve toplamda beş yıla kadar çıkabilir. Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarda ise azami süre bir yıl, uzatmayla birlikte bir yıl altı aydır. Somut olgularla desteklenmeyen kaçma şüphesi gerekçeleri, tutukluluk itirazının kabulü için güçlü zemin oluşturur.
Katalog suçlarda tutukluluk kaçınılmaz mı?
Hayır. Anayasa Mahkemesi, CMK m. 100/3 kapsamındaki katalog suçlarda dahi yasal karinenin mutlak olmadığını belirlemiştir. Yalnızca suçun katalog niteliği taşımasına dayanılarak verilen tutuklama kararları pek çok AYM kararında hak ihlali sayılmıştır.
Ağır ceza mahkemesi kararına nasıl itiraz edilir?
Nihai kararlara karşı önce İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf, ardından Yargıtay’a temyiz yoluna gidilir. İstinaf hem maddi hem hukuki denetim yapar; temyiz kural olarak hukuki incelemeyle sınırlıdır. Tutukluluğun devamı gibi ara kararlara karşı ise CMK m. 267 kapsamında itiraz yolu açıktır.
En iyi ağır ceza avukatı nasıl seçilir?
Mevzuatta “ağır ceza avukatı” diye resmi bir uzmanlık unvanı yoktur; bu ifade ağır ceza mahkemelerinde deneyim kazanmış avukatlar için halk arasında kullanılır. Avukatlar arasında resmi bir sıralama da bulunmaz. Değerlendirilmesi gereken ölçütler; soruşturma aşamasındaki deneyim, tutukluluğa itiraz geçmişi, duruşma performansı ve güncel Yargıtay ile AYM içtihadına hâkimiyettir. Reklam niteliğindeki “garanti” veya “başarı oranı” vaatleri yerine dosyaya hâkimiyet esas alınmalıdır.
İletişim & Danışma
Ağır ceza süreci, zamanında müdahale ve doğru strateji gerektiren ciddi bir süreçtir. Ağır ceza soruşturması ya da davası aşamasında olan kişiler, haklarını en etkin biçimde korumak için bir ceza hukuku avukatına başvurmalıdır. Bizimle iletişime geçerek dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde paylaşabilir; genel ceza yargılaması sürecimiz hakkında ayrıntılı bilgi için İstanbul ceza avukatı hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
Telefon: 0539 676 32 75
E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.