☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

İstanbul Ceza Avukatı | Ağır Ceza Avukatı 2026 – Sarıoğlu & Sefer

Ceza soruşturması, özgürlüğü doğrudan tehdit eden bir süreçtir. Gözaltının ilk saatinden mahkeme kararının kesinleşmesine kadar her aşamada yapılan hukuki hatalar, savunmanın seyrini kalıcı biçimde etkiler. İstanbul ceza avukatı olarak Bakırköy Adliyesi karşısındaki ofisimizden İstanbul’daki tüm adliyelerde davaları takip ediyor, soruşturmanın ilk anından itibaren müvekkillerimizin yanında yer alıyoruz. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu’na ulaşmak için gün içinde ya da gece mesai saatleri dışında telefon ve WhatsApp hattımız her zaman açıktır.

İstanbul Ceza Sistemi: 2025 Adalet Bakanlığı Verileri

Adalet Bakanlığı 2025 istatistikleri, İstanbul’un Türkiye’deki ceza yükünün ne denli ağır bir bölümünü taşıdığını rakamlarla ortaya koymaktadır. Bu veriler, neden deneyimli bir İstanbul ceza avukatıyla çalışmanın zorunlu olduğunu somutlaştırmaktadır.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları – Soruşturma Evresinde 2025

İstanbul’daki Cumhuriyet başsavcılıklarına 2025 yılında toplam 2.627.252 dosya gelmiş; bunların 973.464’ü yıl içinde yeni açılmıştır. Yıl içinde karara bağlanan 965.309 dosyadan 571.768’i (%59,2) kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanmıştır. Yalnızca 239.215 dosya (%24,8) kamu davası açılarak mahkemeye taşınmıştır. Şüpheli sayısı 3.112.305, suç sayısı ise 5.227.972’dir.

Bu oran kritik bir gerçeği gözler önüne sermektedir: İstanbul’da soruşturmaya konu olan her 10 dosyadan 6’sı kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla kapanmaktadır. Soruşturma aşamasında yapılan etkili hukuki müdahale, dosyanın mahkemeye taşınmadan sonuçlanmasını sağlayabilmektedir.

İstanbul Ceza Mahkemeleri – 2025

İstanbul ceza mahkemelerine 2025 yılında toplam 696.384 dosya gelmiş; 340.320’si yıl içinde açılmış, 367.390 dosya karara bağlanmıştır. Yargıtay’dan bozularak gelen dosya sayısı 28.957’dir. 328.994 dosya ise gelecek yıla devretmiştir; bu rakam, dava birikiminin sürdüğünü ve yargılama sürelerinin uzadığını göstermektedir.

İstanbul Ceza Mahkemelerinde Karar Türleri – 2025

2025 yılında İstanbul ceza mahkemelerinde suça verilen 376.295 kararda şu dağılım gözlemlenmiştir:

  • Mahkûmiyet: 167.722 karar (%44,6)
  • Beraat: 74.916 karar (%19,9)
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB): 80.295 karar (%21,3)
  • Diğer kararlar: 53.362 karar (%14,2)

İstanbul’daki beraat oranı (%19,9), Türkiye genel ortalamasının (%17,2) üzerindedir. İstanbul ceza mahkemelerinde açılan her 5 davadan 1’i beraatle sonuçlanmaktadır. HAGB oranı (%21,3) eklendiğinde, dosyaların %41’inden fazlasında mahkûmiyet dışında bir sonuç elde edilmektedir. Bu oran, etkili savunmanın belirleyici farkını yansıtmaktadır.

Türkiye Geneli Karşılaştırması – 2025

Türkiye genelinde 2025 yılında ceza mahkemelerinde toplam 2.120.643 yeni dosya açılmıştır. Tüm mahkeme türlerinde karara bağlanan 2.281.624 dosyada genel mahkûmiyet oranı %45,8, beraat oranı %17,2, HAGB oranı %22,8’dir. İstanbul bu yükün yaklaşık %18’ini tek başına taşımaktadır.

Yargılama Süreleri – 2025

Adalet Bakanlığı 2025 verilerine göre bir ceza dosyasının ortalama görülme süresi mahkeme türüne göre şöyle gerçekleşmiştir:

  • Cumhuriyet Başsavcılıkları: 155 gün
  • Asliye Ceza Mahkemeleri: 243 gün
  • Ağır Ceza Mahkemeleri: 300 gün
  • Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri: 265 gün
  • Çocuk Ceza Mahkemeleri: 240 gün
  • İcra Ceza Mahkemeleri: 179 gün
  • Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemeleri: 217 gün
  • Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri (İstinaf): 245 gün
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu: 523 gün
  • Yargıtay Ceza Daireleri: 629 gün
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı: 65 gün

Bu veriler, ağır ceza davalarının ilk derece mahkemesinden Yargıtay’a kadar uzandığında ortalama 5 yılı aşan bir süreçle karşı karşıya kalınabileceğini göstermektedir. Tutukluluk halinde bu süre boyunca özgürlüğün kısıtlı kalması, soruşturmanın ilk saatinden itibaren etkili savunmanın değerini ortaya koymaktadır.

Yargıtay’da Bozma Oranı – 2025

Yargıtay Ceza Daireleri 2025 yılında 193.100 dosyayı karara bağlamıştır. Bu kararların dağılımı şöyledir:

  • Onama: 89.355 (%46,3)
  • Bozma: 48.034 (%24,9)
  • Kısmen onama / kısmen bozma: 4.023 (%2,1)

Yargıtay’a taşınan her 4 ceza dosyasından 1’i bozulmaktadır. Ağır ceza mahkemelerine Yargıtay’dan bozularak dönen dosya sayısı 2025’te 56.305’e ulaşmış; bu rakam 2016’dan bu yana görülen en yüksek düzeydir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri’nde ise 2025 yılında 255.132 dosya işlenmiş, 142.542’si karara bağlanmıştır.

Tutuklu Nüfusu ve Cezaevi Kapasitesi – 2026

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’deki toplam tutuklu sayısı son üç yılda sürekli artış göstermiştir: 2023 sonu 38.537, 2024 sonu 55.240, Ağustos 2025 itibarıyla 57.503 ve Nisan 2026 itibarıyla 62.514 kişi tutuklu bulunmaktadır.

2026 itibarıyla Türkiye’de 403 hapishanede toplam 414.401 mahpus bulunmaktadır. Kapasite 304.956 kişi olarak belirlenmiş olup doluluk oranı %135,9’a ulaşmıştır. Mahpusların 351.887’si hükümlü, 62.514’ü tutukludur. 19.809 kadın mahpusun yanı sıra 12–18 yaş arası 4.524 çocuk, 14.276 yabancı uyruklu birey ve 6.638 yaşlı mahpus bulunmaktadır.

İstanbul’da Silivri (Marmara) Kampüsü başta olmak üzere 26 infaz kurumu faaliyet göstermektedir. İstanbul, Türkiye’nin en büyük adli merkezi olarak tutuklu nüfusunun önemli bir bölümünü barındırmaktadır.

CMK Zorunlu Müdafilik – İstanbul Barosu Verileri

İstanbul Barosu’nun açıklamalarına göre 2023 yılında soruşturma aşaması için 85.334, kovuşturma aşaması için 41.375 olmak üzere toplam 126.909 dosyaya zorunlu müdafi görevlendirmesi yapılmıştır. 2024 yılında bu rakam soruşturma için 63.131, kovuşturma için 28.811 olmak üzere 91.942 olarak gerçekleşmiştir. Yalnızca İstanbul’da her yıl 90.000 ila 127.000 arasında CMK müdafi ataması yapılmakta; bu rakam, İstanbul’daki ceza yargılamasının ölçeğini somutlaştırmaktadır.

İstanbul Ceza Avukatı Neden Bu Kadar Önemli?

İstanbul, Türkiye’nin en büyük adli coğrafyasına sahip şehridir. Her gün binlerce ceza dosyası açılır, yüzlerce insan gözaltına alınır ve onlarca kişi hakkında tutuklama kararı verilir. Bu yoğunluk içinde İstanbul ceza avukatının değeri, yalnızca bilgi birikiminden değil; adliyeleri, mahkeme kültürünü ve savcılık uygulamalarını bizzat tanımasından gelir.

Bir İstanbul ceza avukatı, soruşturmanın ilk saatinde karakolda bulunarak müvekkilinin susma hakkını fiilen kullandırır; tutuklama kararına karşı gerekçeli ve zamanında itiraz eder; kovuşturma aşamasında delillere itiraz eder, tanık sorgular ve savunmayı adım adım inşa eder. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi, davanın sonucunu kökten etkileyebilir.

İstanbul’un Adliye Yapısı: Doğru Adliyeyi Bilmek Neden Önemli?

İstanbul’da tek bir adliye değil, birbirinden bağımsız yargı çevrelerine sahip sekiz ayrı adliye vardır. Hangi adliyenin yetkili olduğunu bilmeden yapılan başvurular usul hatalarına, zaman kayıplarına ve hak kayıplarına zemin hazırlar. İstanbul’da ceza avukatı arayan kişilerin en çok karıştırdığı konu da budur.

Bakırköy Adliyesi, Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Esenler ve Zeytinburnu ilçelerini kapsar; Ocak 2026 itibarıyla 2.883 personel ve 7 blok 10 katlı yapısıyla Türkiye’nin en büyük adliye binalarından biridir. İstanbul (Çağlayan) Adliyesi, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane, Sarıyer ve Şişli ilçelerindeki davalarda yetkilidir. Küçükçekmece Adliyesi, 2021’den itibaren Küçükçekmece, Başakşehir ve Avcılar’a bakar. Büyükçekmece Adliyesi, HSK’nın Temmuz 2024 kararıyla kurulan bağımsız ağır ceza mahkemesiyle Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Esenyurt’u kapsar. Gaziosmanpaşa Adliyesi, yine 2024’te bağımsız ağır ceza mahkemesiyle Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Eyüpsultan ve Sultangazi’yi, İstanbul Anadolu Adliyesi ise Kadıköy, Üsküdar, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Tuzla ve Ümraniye’yi kapsar.

Bakırköy ceza avukatı olarak büromuz, Bakırköy Adliyesi’ne yürüme mesafesindeki konumuyla İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki tüm adliyelerde aktif dava takibi yapıyor; Kadıköy, Üsküdar, Kartal, Maltepe ve Ümraniye başta olmak üzere Anadolu Yakası davalarını da yürütüyoruz.

İstanbul Ceza Avukatı Hangi Davalara Bakar?

Ceza avukatı İstanbul’da faaliyet gösterirken suçun niteliğine göre farklı mahkemelerde görev alır. İstanbul’daki tüm ceza mahkemelerinde aşağıdaki dava tiplerinde müvekkil temsili sağlıyoruz.

İstanbul Ağır Ceza Avukatı Olarak Baktığımız Davalar

Kasten öldürme ve nitelikli halleri (meşru savunma, haksız tahrik ve suça teşebbüs değerlendirmesi dahil), kasten öldürmeye teşebbüs, uyuşturucu imal ve ticareti (TCK m. 188), cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı, yağma ve nitelikli yağma, insan ticareti ve göçmen kaçakçılığı, zimmet ve irtikap, rüşvet, nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158), resmi belgede sahtecilik (TCK m. 204), hileli iflas, silahlı terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği, devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile on yılı aşan hapis cezasını gerektiren diğer tüm suçlar. Bu davalarda ağır ceza avukatı olarak soruşturmanın ilk saatinden temyize kadar kesintisiz temsil sağlıyoruz.

Asliye Ceza Mahkemesi Davaları

Hırsızlık ve nitelikli halleri (TCK m. 141-142), kasten yaralama (TCK m. 86) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, taksirle yaralama ve taksirle öldürme (trafik kazaları dahil), tehdit (TCK m. 106) ve şantaj (TCK m. 107), hakaret, konut dokunulmazlığının ihlali, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109), kullanmak için uyuşturucu bulundurma (TCK m. 191), bilişim suçları (TCK m. 243-246), özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi, mala zarar verme, dolandırıcılık (basit hal, TCK m. 157) ve on yıl ve altında hapis cezasını gerektiren diğer suçlar.

Sulh Ceza Hâkimliği ve Diğer Süreçler

Tutuklama, adli kontrol (CMK m. 109), arama, el koyma ve iletişimin denetlenmesi kararlarına itiraz; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat (CMK m. 141-144); infaz hukuku uygulamaları; denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme işlemleri.

İstanbul’daki ağır ceza mahkemesinin görev alanı ve yapısı ile asliye ceza mahkemesinin görev alanı hakkında ayrıntılı bilgiye ilgili sayfalarımızdan ulaşabilirsiniz.

Ceza Davalarında En Sık Başvurulan Savunma Kurumları

Ceza yargılamasında savunmanın etkinliği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘ndaki genel hükümlerin doğru uygulanmasına bağlıdır. İstanbul ceza avukatı olarak her dosyada aşağıdaki kurumları titizlikle değerlendiriyoruz.

Kast ve taksir ayrımı, suçun hukuki nitelendirmesini ve ceza miktarını doğrudan belirleyen temel unsurdur. Bir eylemin doğrudan kastla mı, olası kastla mı yoksa taksirle mi işlendiğinin tespiti yargılamanın seyrini köklü biçimde değiştirir.

Meşru savunma ve zorunluluk hali (TCK m. 25), özellikle kasten öldürme ve kasten yaralama davalarında en sık ileri sürülen hukuka uygunluk nedenidir. Meşru savunma koşullarının ispatı, sanığın beraatini sağlayabilmektedir.

Haksız tahrik (TCK m. 29), ağır ceza davalarında cezanın dörtte birden dörtte üçe kadar indirilmesini sağlayan ve uygulamada en çok başvurulan indirim nedenidir.

Suça teşebbüs (TCK m. 35) ve gönüllü vazgeçme (TCK m. 36), suçun tamamlanıp tamamlanmadığının ve failin kendi iradesiyle durarak cezasızlıktan yararlanıp yararlanamayacağının değerlendirilmesinde belirleyici rol oynar.

Suça iştirak hükümleri – müşterek faillik (TCK m. 37), azmettirme (TCK m. 38) ve yardım etme (TCK m. 39) – birden fazla kişinin karıştığı neredeyse her ağır ceza dosyasında gündeme gelir. Sanığın müşterek fail mi yoksa yardım eden mi olduğunun tespiti, cezayı yarı oranında değiştirebilir. Bu nitelendirmenin doğru yapılması için bağlılık kuralının (TCK m. 40) da dikkatle uygulanması gerekmektedir.

Hata (TCK m. 30), özellikle uyuşturucu ve dolandırıcılık davalarında failin suçun maddi unsurlarındaki yanılgısını ileri sürerek cezai sorumluluğu ortadan kaldıran güçlü bir savunma zeminidir.

Yaş küçüklüğü (TCK m. 31), çocuk mahkemesi ve çocuk ağır ceza mahkemesinde yürütülen davalarda cezanın belirlenmesini doğrudan etkileyen ve özel değerlendirme gerektiren bir kurumdur.

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç (TCK m. 23), kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelmesi gibi hallerde suçun niteliğini ve cezayı belirleyen özel bir kurumdur.

Zincirleme suç (TCK m. 43) ve fikri içtima (TCK m. 44), ceza hesaplamasında birden fazla eylemin tek suç mu yoksa ayrı suçlar mı oluşturduğunun belirlenmesinde belirleyici role sahiptir. Bileşik suç (TCK m. 42) ise yağma gibi suçlarda alt eylemlerden ayrıca ceza verilip verilmeyeceğini belirler.

Etkin pişmanlık, uyuşturucu, hırsızlık ve örgüt davalarında suçun aydınlatılmasına katkı sağlayan failin cezasında önemli indirimler öngören bir kurumdur.

İstanbul’da Soruşturma Aşamasında Ceza Avukatının Rolü

Ceza yargılamasında en fazla hak kaybının yaşandığı evre soruşturma aşamasıdır. Suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesiyle başlayan bu süreç, iddianamenin kabulüne kadar devam eder. Ceza avukatı İstanbul pratiğinde bu aşamada zamanında müdahale etmek, sonraki tüm aşamaları şekillendirir.

İlk Temas: Risk Analizi ve Hukuki Yol Haritası

Soruşturma aşamasının en kritik anı, müdafinin müvekkil ile kurduğu ilk temas ve bu esnada yapılan risk analizidir. AYM’nin Civan Boltan (B. No: 2014/5324) kararında görüldüğü üzere, avukatın ilk görüşmede müvekkilin sağlık durumunu tespit ederek ifadenin hukuka aykırılığını (CMK m. 148/3) tutanağa geçirmesi ilerideki yargılama süreci için belirleyici bir risk analizi örneğidir. Yavuz Arslan (B. No: 2014/16433) başvurusunda ise müdafinin yönlendirmesiyle şüphelinin hazırlanan tutanağı okumadan imzalamaktan imtina etmesi, avukatın hakları hatırlatma işlevinin somut bir faydasıdır.

AYM’nin Burhan Gülseven (B. No: 2019/41753) kararında, şüphelinin avukatıyla ancak gözaltının 10. gününde görüşebilmesi, erken aşamada yapılması gereken hukuki değerlendirmeyi imkânsız kılmış ve kişi hürriyeti ile güvenliği hakkı bakımından ihlal olarak nitelendirilmiştir. Bu karar, soruşturmanın ilk saatinden itibaren avukatlık desteğinin neden hayati olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Gözaltı ve İfade Sürecinde Hukuki Yardım

Gözaltının ilk saatlerinde ceza avukatı desteği almak hem hukuki hem psikolojik açıdan belirleyicidir. Kollukta ifade alınmadan önce şüpheliye CMK m. 147 uyarınca susma hakkı ve müdafi hakkı hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatma yapılmadan ya da müdafi hazır bulunmaksızın alınan ifadeler Yargıtay içtihadına göre delil olarak kullanılamaz.

AYM’nin Ayşe Adanali (B. No: 2016/76401) kararında, avukatın gözaltı sürecinde müvekkiliyle üç kez görüşmesi ve ifade sırasında hazır bulunması savunma stratejisinin kurulmasını sağlamıştır. Ayrıca avukatın müvekkilin İstanbul Protokolü standartlarına uygun muayene edilmesini sağlaması, işkence ve kötü muamele iddialarının belgelenmesi açısından avukatın koruyucu işlevini ortaya koymaktadır.

İstanbul ceza avukatı olarak bu aşamada üstlendiğimiz görevler: müvekkille gözaltı öncesi ya da gözaltı sırasında görüşerek hukuki durumu değerlendirme; susma hakkı ile nemo tenetur ilkesi hakkında bilgi verme; ifade sırasında hazır bulunarak yasak sorgu yöntemlerinin önüne geçme; usule aykırı işlemleri tutanağa geçirme; gözaltı süresini takip ederek CMK’nın öngördüğü süre aşımına karşı itiraz yollarını kullanma.

Delillerin Toplanması ve Korunması

Soruşturma evresinde avukatın en aktif olması gereken alanlardan biri, lehe delillerin kaybolmasını önlemek ve aleyhe delillerin hukuka uygunluğunu denetlemektir. Tutuklu şüpheli, psikolojik kısıtlılığı ve fiziksel özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle lehine olan delilleri toplayamaz; bu boşluğu yalnızca müdafi kapatabilir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararlarında müdafinin, müvekkilinin olay yerinde olmadığını kanıtlamak için baz istasyonu (HTS) sinyallerinin incelenmesini talep etmesi, avukatın delil toplama yetkisinin somut bir faydasına örnek gösterilmektedir. AYM Zeki Rüzgar (B. No: 2014/1517) kararında ise avukatın arama sırasında delil yerleştirdiği iddia edilen tanıkların dinlenmesini talep etmesi, delil karartma iddialarına karşı savunmanın tek güvencesi olduğunu ortaya koymaktadır.

Soruşturma Dosyasının İncelenmesi ve Strateji

CMK m. 153, müdafiye soruşturma dosyasını inceleme hakkı tanır. Dosyaya erişim sağlandığında yaptığımız ilk işlem, lehe ve aleyhe delillerin tespiti ile savunma stratejisinin belirlenmesidir. Hukuka aykırı yollarla elde edildiği değerlendirilen delillerin CMK m. 206 ve 217 kapsamında dışlanması için gerekli başvuruları yapıyor; bilirkişi raporlarına itiraz ediyor; uzlaştırma (CMK m. 253-255) kapsamındaki suçlarda bu sürecin başlatılması için gerekli adımları atıyoruz.

İddianamenin İadesi ve Kovuşturmama Kararı

Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda usulün işletilmemesi, iddianamenin iadesi için başlı başına bir neden oluşturur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2024/2878 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere, şüphelinin ifadesi alınmadan hazırlanan iddianamelerin iadesi gerekmektedir. İstanbul’da bir ceza avukatı olarak bu sürecin doğru yönetilmesi, davayı soruşturma aşamasında kapatma fırsatı yaratabilir. 2025 yılında İstanbul’da kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanan 571.768 dosya, soruşturma aşamasında hukuki müdahalenin etkisini sayısal olarak doğrulamaktadır.

İstanbul’da Kovuşturma Aşamasında Ceza Avukatının Rolü

Kovuşturma aşaması, iddianamenin mahkemece kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer. İstanbul ceza avukatı olarak bu aşamada duruşma hazırlığından temyize kadar her adımı bizzat yürütüyoruz.

Duruşma Hazırlığı ve Savunma Stratejisi

Her duruşmadan önce iddianameyi, mevcut delilleri ve önceki duruşmaların tutanaklarını ayrıntılı biçimde inceliyoruz. Sanığın beyanları, tanık anlatımları ve teknik deliller arasındaki çelişkileri tespit ediyor; suçun hukuki nitelendirmesinin doğru yapılıp yapılmadığını denetliyoruz. Suç tipinin değişmesi gerekiyorsa gerekçeli talebimizi mahkemeye sunuyoruz.

Savunma stratejisi, yalnızca olayın inkarından ibaret değildir. Fiilin hukuki nitelendirmesi, kusur durumu ve hukuka uygunluk sebepleri de stratejinin ayrılmaz parçalarıdır. Yargıtay CGK’nın 01.12.2020 (E. 2018/363, K. 2020/490) kararında, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutumu tartışılmadan HAGB’nin reddedilmesinin bozma nedeni olduğu belirlenmiştir. AYM’nin Ali Basmacı ve diğerleri (B. 2019/42142, 30.04.2024) kararında ise HAGB itirazlarının şablon gerekçelerle reddedildiği hallerde etkili denetim sağlanmadığı tespit edilmiştir.

Delillere İtiraz ve Teknik Delil Değerlendirmesi

İstanbul ağır ceza avukatı ve asliye ceza avukatı olarak hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin CMK m. 206 ve 217 kapsamında dışlanması için yazılı talepte bulunuyoruz. Bilirkişi raporlarının hatalı ya da eksik olduğunu tespit ettiğimizde ek bilirkişi atanması için itiraz yollarını kullanıyoruz. Dijital deliller, HTS kayıtları, kamera görüntüleri ve güvenlik belgelerinin toplanma usulünü denetliyor; usul ihlali tespit ettiğimizde bunu savunmada kullanıyoruz.

Kovuşturma aşamasında tanıklara doğrudan soru yöneltme, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en güçlü araçlardan biridir. CMK m. 201 uyarınca müdafi, tanıklara duruşma disiplinine uygun biçimde soru yöneltebilir; sanık ise ancak hâkim aracılığıyla soru sorabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi kararlarında, tanık beyanları sonrası müdafiye soru sorma imkânı tanınmaması savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilmiştir.

HAGB, Erteleme ve Beraat Seçeneklerinin Değerlendirilmesi

Beraat kararı için suçun unsurlarının gerçekleşmediğini kapsamlı biçimde ortaya koyuyoruz. HAGB uygulanmasını dosya koşullarını değerlendirerek talep ediyor; Yargıtay CGK’nın 01.12.2020 (E. 2018/363) kararında belirlenen ölçütler doğrultusunda kişiselleştirilmiş savunma sunuyoruz. Hapis cezasının ertelenmesi ya da adli para cezasına çevrilmesi seçeneklerini dosyaya göre değerlendiriyor; TCK m. 61 ve 62’deki takdir hükümlerinin lehte uygulanmasını sağlıyoruz.

Basit Yargılama ve Seri Muhakeme Usulleri

CMK m. 251 kapsamındaki basit yargılama usulü ve CMK m. 250 kapsamındaki seri muhakeme usulü, belirli suç tipleri için öngörülen alternatif yargılama yöntemleridir. Bu usullerin doğru uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi ve müvekkilin lehine olan usulün tercih edilmesi, ceza miktarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir. İstanbul ceza avukatı olarak bu usullerin dosyaya uygunluğunu soruşturma aşamasından itibaren değerlendiriyoruz.

İstinaf ve Temyiz Aşamaları

İlk derece mahkemesi kararı tatmin edici değilse İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne CMK m. 272 ve devamı kapsamında istinaf başvurusu yapıyoruz. AYM’nin 30/3/2023 tarihli kararında (B. 2019/41680), gerekçeli kararın müdafiye tebliğ edilmemesinin hak ihlali sayıldığı belirtilmiştir; istinaf sürecinin doğru işletilmesi için bu tebligat zorunluluğuna titizlikle riayet ediyoruz. Gerektiğinde Yargıtay’a CMK m. 286 ve devamı kapsamında temyiz başvurusu hazırlıyor, bozma kararı alınması için gerekçeli dilekçeleri sunuyoruz. 2025 yılında Yargıtay Ceza Dairelerinin verdiği 48.034 bozma kararı (%24,9), etkili temyiz savunmasının ne denli sonuç getirebildiğini göstermektedir.

Tutukluluk ve Tahliye: AYM ve Yargıtay Ne Söylüyor?

Tutukluluk, ceza yargılamasının en ağır koruma tedbiridir. Türkiye genelinde tutuklu sayısı 2023 sonundaki 38.537’den Nisan 2026 itibarıyla 62.514’e yükselmiştir; bu artış, tutukluluğa itirazın stratejik önemini daha da artırmaktadır. İstanbul ağır ceza avukatı olarak tutukluluk itirazlarını içtihat temelli biçimde yürütüyor, basmakalıp gerekçeli kararları etkili şekilde çürütüyoruz.

Anayasa Mahkemesi bu alandaki içtihadını net bir çizgiye oturtmuştur. Adem Kaplan (B. 2020/3050, 11.06.2024) kararında AYM, kaçma şüphesinin somut olgularla ortaya konulmamasını ve yalnızca suçun ağırlığına atıf yapılmasını hak ihlali saymıştır. 2 ay 21 günlük kısa tutukluluk bile somut gerekçe yoksa ölçüsüz bulunmuştur.

İnan Uçar (B. 2019/39928, 11.07.2023) kararında, bazı sanıkların kaçması ya da delil karartma girişiminde bulunmasının diğer sanıklar için karine oluşturamayacağı hükme bağlanmıştır. Ünal Kalemci (B. 2015/12755, 12.06.2018) kararında ise 21 ay boyunca sanık mahkeme önüne çıkarılmadan dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapılması ihlal sayılmıştır.

CMK m. 100/3 katalog suçlarda ağır ceza avukatı olarak şunu biliyoruz: AYM, Engin Demir (B. 2013/2947, 17.12.2015) kararında yasal karinenin otomatik uygulanamayacağını, Mustafa Başer ve Metin Özçelik (B. 2015/7908, 20.01.2016) kararında ise kuvvetli şüpheye esas delillerin objektif maddi olgulara dayanması zorunluluğunu netleştirmiştir.

Susma Hakkı ve Avukatsız Alınan İfade

CMK m. 147, şüphelinin susma hakkını ve ceza avukatı yardımından yararlanma hakkını güvence altına alır. Bu hakkın salt söylenmesi yetmez; fiilen kullandırılması gerekir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi (E. 2021/2872, K. 2021/9424) kararında, müdafi bulunmaksızın kollukta alınan ifadenin sanık tarafından kabul edilmedikçe aleyhine esas alınamayacağı belirtilerek mahkûmiyet bozulmuştur. Yargıtay CGK (E. 2019/390, K. 2019/586) kararında ise müdafsiz alınan suçu kabule yönelik beyanın ikrar niteliğinde delil değeri taşımadığı netleştirilmiştir.

AİHM’in Salduz/Türkiye kararına atıfla, gözaltında avukat yardımı almaksızın alınan ifadelerin mahkûmiyete esas alınması adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir. AYM Bülent Şakar (B. No: 2014/1517) ve Sami Özbil (B. No: 2012/543) kararları da müdafi yokluğunda alınan ve sonradan reddedilen ikrarların hükme esas alınamayacağını (CMK m. 148/4) vurgular.

CMK m. 148 kapsamındaki yasak sorgu yöntemleriyle (kötü davranma, yorma, aldatma, tehdit, baskı) elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi delil olamaz. Bu koşullar altında alınan ifadeye dayanan mahkûmiyet, Yargıtay içtihadında bozma nedenidir. İstanbul ceza avukatı olarak söylüyoruz: avukatınız gelmeden hiçbir ifade vermeyin.

İstanbul Ağır Ceza ve Asliye Ceza Mahkemeleri

İstanbul’da ağır ceza avukatı ve asliye ceza avukatı olarak görev yaptığımız mahkemeleri net olarak tanımak, dava stratejisinin temelini oluşturur. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca on yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlar ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Kalan suçlar artık görev ilkesiyle asliye ceza mahkemesinde görülür.

İstanbul’da 2024 sonrasında altı bağımsız ağır ceza merkezi faaliyet göstermektedir: Bakırköy, Çağlayan, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Anadolu. İstanbul ağır ceza avukatı olarak bu altı merkezin tamamında aktif dava takibi yapıyoruz.

HAGB ve Uzlaştırma: İnce Ama Belirleyici Fırsatlar

HAGB ve uzlaştırma, doğru yönetildiğinde ceza davasını köklü biçimde farklı sonuçlara taşıyabilir. 2025 yılında İstanbul ceza mahkemelerinde 80.295 dosyada HAGB kararı verilmiştir; bu oran, HAGB’nin uygulamada ne denli yaygın olduğunu göstermektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.12.2020 (E. 2018/363, K. 2020/490) kararında, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutumu tartışılmadan HAGB’nin reddedilmesinin bozma nedeni olduğunu belirlemiştir. AYM, Ali Basmacı ve diğerleri (B. 2019/42142, 30.04.2024) kararında HAGB itirazlarının şablon gerekçelerle reddedildiği hallerde etkili denetim sağlanmadığını tespit etmiştir.

Uzlaştırma konusunda ise Yargıtay’ın tutumu serttir. Uzlaştırma kapsamındaki suçta dosyanın bürosuna gönderilmeden hüküm kurulması mutlak bozma nedenidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 06.10.2025 (E. 2025/6062, K. 2025/6765) güncel kararında, suç vasfının değişmesi durumunda da uzlaştırma yükümlülüğünün yeniden doğduğu netleştirilmiştir.

İnfaz Hukuku: Koşullu Salıverilme ve Denetimli Serbestlik

Ceza yargılaması mahkûmiyet kararıyla bitmemektedir; infaz aşaması da müvekkilin özgürlüğünü doğrudan etkileyen kritik bir süreçtir. İstanbul ceza avukatı olarak infaz hukukunun tüm kurumlarını müvekkillerimiz lehine etkin biçimde işletiyoruz.

Koşullu salıverilme (5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 107), hükümlünün cezasının belirli bir kısmını iyi halle infaz etmesi halinde tahliyesini sağlayan temel kurumdur. Denetimli serbestlik (5275 sayılı Kanun m. 105/A), koşullu salıverilme tarihinden belirli bir süre önce hükümlünün denetim altında toplum içinde yaşamasına imkân tanır. Açık cezaevine geçiş koşulları, mükerrerlere özgü infaz rejimi (5275 sayılı Kanun m. 108) ve cezanın infazının ertelenmesi gibi konularda da müvekkillerimize hukuki destek sağlıyoruz.

İnfaz indirimi hesaplaması, özellikle birden fazla cezanın içtimaı ve farklı suç tiplerinin farklı infaz oranlarına tabi olması nedeniyle teknik bir uzmanlık gerektirmektedir. İstanbul ağır ceza avukatı olarak her dosyada infaz süresini detaylı biçimde hesaplıyor ve müvekkili en erken tahliye tarihine ulaştırmak için gerekli başvuruları yapıyoruz.

İstanbul Ceza Avukatı Ücreti 2026

Ceza avukatı ücreti; suçun niteliği (asliye ceza mi, ağır ceza mı), tutuklu ya da tutuksuz yargılama olması, dosyanın kapsamı ve yargılamanın hangi aşamasında devreye girildiği gibi faktörlere göre belirlenir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) yasal taban oluşturur ve bu tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz; büromuz her dosyayı bu taban üzerinden ayrıca değerlendirerek ücret belirler.

Asliye Ceza Mahkemesi – Ceza Avukatı Ücreti 2026

On yıl ve altında hapis cezasını gerektiren suçlarda asliye ceza mahkemesinde görülen davalarda ücretler şu şekilde belirlenmektedir:

  • Sanık Müdafiliği: AAÜT asgari ücreti 45.000 TL (KDV hariç) – İstanbul Barosu tavsiye ücreti 175.000 TL (KDV hariç)
  • Mağdur Vekilliği: AAÜT asgari ücreti 45.000 TL (KDV hariç) – İstanbul Barosu tavsiye ücreti 125.000 TL (KDV hariç)

Tüm ücretlere %20 KDV ayrıca eklenmektedir. Büromuz, AAÜT asgari ücretinden az olmamak kaydıyla dosyanın karmaşıklığına, tutuklu yargılanıp yargılanmadığına ve sürecin hangi aşamasında devreye girdiğimize göre net ücreti ilk görüşmede şeffaf biçimde belirler.

Ağır Ceza Mahkemesi – Ağır Ceza Avukatı Ücreti 2026

On yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesinde görülen davalarda ücretler şu şekilde belirlenmektedir:

  • Sanık Müdafiliği: AAÜT asgari ücreti 65.000 TL (KDV hariç) – İstanbul Barosu tavsiye ücreti 300.000 TL (KDV hariç)
  • Mağdur Vekilliği: AAÜT asgari ücreti 65.000 TL (KDV hariç) – İstanbul Barosu tavsiye ücreti 175.000 TL (KDV hariç)

Tüm ücretlere %20 KDV ayrıca eklenmektedir. Ağır ceza davalarında tutuklu yargılama, uzun soluklu kovuşturma ve çok sanıklı dosyalar söz konusu olduğunda ücret aşamalı yapıda da belirlenebilir.

Ücret Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Ücretlendirmede şeffaflık temel ilkemizdir: ilk görüşmede dosyanızı değerlendirip net bilgi veriyoruz. Yalnızca avukat tutma maliyetini değil, avukatsız ilerlemenin gerçek maliyetini de değerlendirmenizi öneririz. Zamanında yapılmayan tutukluluk itirazı, avukatsız verilen ifade ya da değerlendirilmeyen HAGB fırsatı, telafisi çok daha güç hak kayıplarına yol açar. 2025 yılında Yargıtay’da bozulan 48.034 karara kıyasla ilk derece mahkemesinde oluşan kayıpların büyük bölümü nitelikli savunmayla önlenebilir niteliktedir.

İstanbul Ceza Avukatı Olarak Neden Bizi Seçmelisiniz?

Bakırköy Adliyesi karşısında, adliyeyle aynı adreste faaliyet gösteren bir İstanbul ceza avukatı bürosu olarak gözaltı bildiriminden kısa süre içinde karakola ve adliyeye ulaşabiliyoruz. İstanbul’daki sekiz adliyenin yapısını, yargı çevrelerini ve mahkeme kültürünü güncel olarak takip ediyoruz.

Savunmalarımızı soyut argümanlara değil, somut Yargıtay ve AYM içtihadına dayandırıyoruz. Tutukluluğa itirazdan HAGB değerlendirmesine, uzlaştırma sürecinden temyiz başvurusuna kadar her aşamada güncel yargı kararlarını dosyanıza uyguluyor, en lehte stratejiyi birlikte belirliyoruz.

İstanbul’da ceza soruşturması veya davası yaşayan ya da bir yakını gözaltına alınan herkes, büro saatleri dışında da telefon ve WhatsApp hattımız üzerinden İstanbul ceza avukatı desteği için bize ulaşabilir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun tüm maddeleri ve tam metni için TCK rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

İstanbul ceza avukatı nereye başvurulur?

İstanbul ceza avukatına, soruşturmanın başladığı anda ya da gözaltı bildirimini öğrenir öğrenmez başvurulmalıdır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak Bakırköy Adliyesi karşısındaki ofisimizden İstanbul’daki tüm adliye çevrelerinde hizmet veriyoruz. Telefon veya WhatsApp üzerinden 7/24 ulaşabilirsiniz.

İstanbul’da gözaltına alınan biri ne yapmalı?

İlk adım susma hakkını kullanmak ve ceza avukatı talep etmektir. CMK m. 147 bu hakkı güvence altına alır. Yargıtay içtihadına göre müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan beyanlar, sanık tarafından kabul edilmedikçe aleyhine esas alınamaz. Avukatınız gelmeden ifade vermeyin; aynı anda yakınlarınızı ve İstanbul ceza avukatı büromuzu arayın.

İstanbul ağır ceza avukatı ne zaman gerekli?

On yılı aşan hapis cezasını gerektiren suçlarda, terör, uyuşturucu ticareti, cinsel saldırı, yağma gibi ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren davalarda İstanbul ağır ceza avukatı ile çalışmak zorunludur. Ayrıca alt sınırı beş yılı aşan suçlarda CMK m. 150/3 gereği müdafi bulundurulması yasal zorunluluktur.

En iyi ceza avukatı İstanbul’da nasıl seçilir?

İstanbul’da en iyi ceza avukatı arayışında olan kişilerin değerlendirmesi gereken başlıca ölçütler: soruşturma aşamasındaki deneyim, tutukluluğa itiraz geçmişi, duruşma performansı ve güncel Yargıtay ile AYM içtihadına hâkimiyet. “En iyi ağır ceza avukatı” ifadesi halk arasında genellikle tahliye kararı alan, HAGB uygulatan veya beraatle sonuçlanan davalarda etkin savunma yapan avukat anlamında kullanılır. Ancak avukatlar arasında resmi bir sıralama yoktur; güven, deneyim ve dosyaya hâkimiyet esas ölçüttür. Büromuz bu konuda ilk görüşmede dosyanızı değerlendirerek somut bir yol haritası sunar.

Gözaltı durumunda İstanbul’da hemen avukata nasıl ulaşılır?

Gözaltı, avukatlık hizmetine en acil ihtiyaç duyulan andır. CMK m. 147 uyarınca susma hakkı ve müdafi hakkı gözaltının ilk dakikasında kullanılmalıdır. Avukatınız gelmeden hiçbir ifade vermeyin; bu hakkı fiilen kullandırmak yalnızca söylemekten çok daha fazlasını ifade eder. İstanbul ceza avukatı olarak büromuz mesai saatleri dışında da telefon ve WhatsApp hattı üzerinden ulaşılabilir durumdadır. Bakırköy Adliyesi karşısındaki konumumuz sayesinde Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Esenler ve Zeytinburnu’ndaki gözaltı durumlarında kısa sürede müdahale sağlıyoruz.

Tutukluluk kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. CMK m. 104 uyarınca her zaman tahliye talebinde bulunulabilir; tutukluluk kararına ise CMK m. 267 kapsamında itiraz yolu açıktır. AYM içtihadına göre somut olgularla desteklenmeyen kaçma şüphesi ve delil durumu gerekçeleri, itirazın kabul edilmesi için güçlü zemin oluşturur. Nisan 2026 itibarıyla 62.514 kişinin tutuklu olduğu Türkiye’de tutukluluk itirazının etkin kullanımı her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir.

Katalog suçlarda tutukluluk kaçınılmaz mı?

Hayır. AYM, CMK m. 100/3 kapsamındaki katalog suçlarda dahi yasal karinenin mutlak olmadığını kesin biçimde belirlemiştir. Sadece suçun katalog niteliği taşımasına dayanılarak verilen tutuklama kararları, pek çok AYM kararında hak ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Avukatsız verilen ifade delil olarak kullanılır mı?

Yargıtay içtihadına göre, CMK m. 148/4 uyarınca müdafi bulunmaksızın kollukta alınan ifade, sanık tarafından kabul edilmedikçe aleyhine hükme esas alınamaz. Bu kurala aykırı mahkûmiyet bozma nedenidir. Yasak sorgu yöntemleriyle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi kesinlikle delil sayılamaz.

HAGB nedir, her davada uygulanır mı?

HAGB, belirli koşulların varlığında mahkemenin cezayı açıklamaması ve sanığı denetim süresine tabi tutmasıdır. 2025 yılında İstanbul ceza mahkemelerinde 80.295 dosyada HAGB kararı verilmiştir. Yargıtay, HAGB reddinin sanığın kişilik özelliklerini değerlendiren somut gerekçeler içermesini zorunlu tutmaktadır. Koşulları oluştuğu hâlde HAGB’nin hiç değerlendirilmemesi AYM’ye göre adil yargılanma hakkının ihlalidir.

İstanbul’da hangi suçlar uzlaştırma kapsamında?

Hakaret, tehdit, kasten yaralama (basit hal), taksirle yaralama, hırsızlık ve mala zarar verme başlıca örneklerdir. Uzlaştırma kapsamındaki bir suçta prosedür işletilmeden hüküm kurulması Yargıtay içtihadında mutlak bozma nedenidir.

Asliye ceza avukatı ücreti 2026’da ne kadar?

Asliye ceza mahkemesinde sanık müdafiliği için AAÜT asgari ücreti 45.000 TL (KDV hariç), mağdur vekilliği için de 45.000 TL’dir. İstanbul Barosu’nun tavsiye niteliğindeki ücreti sanık müdafiliği için 175.000 TL, mağdur vekilliği için 125.000 TL’dir. Tüm ücretlere %20 KDV eklenir. Büromuz dosyanın niteliğine göre asgari ücretinden az olmamak kaydıyla ücret belirler.

Ağır ceza avukatı ücreti 2026’da ne kadar?

Ağır ceza mahkemesinde sanık müdafiliği için AAÜT asgari ücreti 65.000 TL (KDV hariç), mağdur vekilliği için de 65.000 TL’dir. İstanbul Barosu’nun tavsiye niteliğindeki ücreti sanık müdafiliği için 300.000 TL, mağdur vekilliği için 175.000 TL’dir. Tüm ücretlere %20 KDV eklenir. Tutuklu yargılama ve karmaşık dosyalarda ücret aşamalı yapıda belirlenebilir.

Ceza avukatı İstanbul dışında çalışabilir mi?

Evet. Türk hukukunda avukatlar Türkiye genelinde görev yapabilir. Ancak ceza avukatı İstanbul’da çalışıyorsa yargılama yapılan adliyeye yakınlığı, gözaltı ve duruşma süreçlerinde hızlı müdahale açısından pratik bir avantaj sağlar. Büromuz Bakırköy Adliyesi karşısında olduğundan Avrupa Yakası davalarında bu avantajı fiilen kullanıyoruz.

İstanbul’da hangi davalar Bakırköy Adliyesi’nde görülür?

Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Esenler ve Zeytinburnu ilçelerindeki ceza davaları Bakırköy Adliyesi’nde görülür. Ceza mahkemeleri Osmaniye’deki ana binada, hukuk ve aile mahkemeleri 2021’den itibaren Bahçelievler Ek Binası’nda hizmet vermektedir. Büyükçekmece Adliyesi 2024’ten itibaren Büyükçekmece, Beylikdüzü ve Esenyurt’taki ağır ceza davalarını bağımsız yürütmektedir. Bakırköy’de ceza davası veya soruşturma yaşıyorsanız Bakırköy Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İletişim & Danışma

Ceza hukuku süreci, doğru yönlendirme ve zamanında müdahale gerektiren ciddi bir süreçtir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu, İstanbul’da ceza avukatı ihtiyacı olan kişilere profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Ceza soruşturması ya da kovuşturması aşamasında olan kişiler, hukuki haklarını en etkin biçimde korumak ve sürecin olumsuz sonuçlanmaması için mutlaka bir ceza hukuku uzmanı avukata başvurmalıdır. Bizimle iletişime geçerek dosyanızın detaylarını gizlilik ilkesi çerçevesinde paylaşabilir, sürece ilişkin hukuki danışmanlık alabilirsiniz. Ceza hukuku hakkında daha fazla bilgi için makalelerimizi inceleyebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com