☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Ses Kayıtları Davada Delil Olarak Kullanılabilir mi?

Ses kayıtları, günümüzde hem ceza hem hukuk davalarında en sık gündeme gelen delil türlerinden biri hâline gelmiştir. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte tehdit, hakaret, şantaj, boşanma ve iş uyuşmazlıklarında taraflar sıklıkla telefon görüşmelerini veya yüz yüze konuşmaları kayıt altına almaktadır. Ancak her ses kaydı mahkemede delil olarak kabul edilmez. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi içtihadı, ses kayıtlarının delil değerini belirleyen sıkı ölçütler geliştirmiştir.

Bu makalede ses kayıtlarının hukuki dayanağını, Yargıtay’ın kabul ve ret gerekçelerini, özel koşullarda tanınan “kendini koruma istisnasını” ve delil olarak sunulmanın usul kurallarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

1. Ses Kayıtlarının Hukuki Çerçevesi

Ses kayıtlarının delil niteliği, birbirine bağlı birkaç temel hukuki düzenleme üzerine inşa edilmiştir.

Anayasal güvenceler: Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini, 22. maddesi ise haberleşme özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Bu iki hak, ses kayıtları açısından doğrudan devreye girer; çünkü bir kişinin rızası alınmadan kaydedilen sesi hem özel hayatının hem de haberleşmesinin ihlali anlamına gelebilir. Anayasa’nın 38/6. maddesi ise “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez” hükmüyle hukuka aykırı delilin yargılamada kullanılmasını doğrudan yasaklamaktadır.

Ceza yargılaması: CMK md. 206/2-a, hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delillerin reddedileceğini açıkça düzenlemektedir. CMK md. 217/2 uyarınca ise yüklenen suç ancak hukuka uygun yollarla elde edilmiş delillerle ispat edilebilir. Öte yandan TCK md. 133, aleni olmayan konuşmaların rıza dışı kayıt altına alınmasını bağımsız bir suç olarak tanımlamaktadır. Bu demektir ki hukuka aykırı bir kaydı mahkemeye sunan kişi, yalnızca delilinin reddedilmesiyle kalmayıp aynı zamanda cezai soruşturmayla da karşılaşabilir.

Hukuk yargılaması: HMK md. 189/2 uyarınca hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller ispat aracı olarak kullanılamaz. Bununla birlikte HMK md. 199, ses kayıtlarını “belge” statüsünde tanımlamaktadır; bu nedenle usulüne uygun elde edilmiş ses kayıtları yazılı bir belge gibi mahkemeye delil olarak sunulabilir.

2. Hangi Ses Kayıtları Delil Olarak Kabul Edilir?

Yargıtay içtihadı, ses kayıtlarını üç temel kategoride incelemektedir: kabul edilebilir kayıtlar, hukuka aykırı kayıtlar ve istisnai koşullarda geçerli sayılan kayıtlar. Her kategorinin kendine özgü gerekçe kalıpları bulunmaktadır.

2.1. Delil Olarak Kabul Edilen Kayıtlar

Yargıtay’ın kabul kararlarında üç ortak özellik öne çıkmaktadır: kaydın gizli yapılmamış olması, tarafın kayıttan haberdar olması veya rızanın belirlenebilir biçimde var olması.

Ortak konutta bilinçli kayıt: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/26 E., 2022/1434 K., 02.11.2022 tarihli kararında önemli bir ölçüt belirlemiştir. Kadının “beni niye çekiyorsun” şeklindeki sözlü itirazı, kaydın yapıldığını bildiğine işaret etmektedir. Mahkeme bu tespiti gerekçe göstererek ortak konutta yapılan ses kaydını hukuka uygun delil olarak kabul etmiştir. Kararda rıza, açık beyan değil; konuşmanın içeriğinden anlaşılan “zımni farkındalık” olarak yorumlanmıştır.

Sözleşmesel rıza: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/927 E., 2018/56 K., 17.01.2018 tarihli kararında asistans hizmet sözleşmesinde “görüşmeler kayıt altına alınabilir” şeklinde bir madde bulunmasını rıza olarak değerlendirmiştir. Sözleşmenin imzalanması, tarafın kayıt yapılacağını kabul ettiğinin somut göstergesi sayılmıştır.

Resmi dinleme kayıtları: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2023/9109 E., 2025/13982 K., 22.09.2025 tarihli kararında cezaevindeki telefon görüşmelerinin kayıtlarını, tutanak ve tanık beyanıyla desteklenmesi koşuluyla mahkûmiyete esas almıştır. Cezaevi görüşmelerinin kayıt altında olduğunu bilmek mahkûmların yasal yükümlülüğü sayıldığından bu kayıtlar başlangıçtan itibaren “rızaya dayalı” kabul edilmektedir.

İşveren tarafından alınan rüşvet kaydı: Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2023/1548 sayılı ve 07.09.2023 tarihli kararında, rüşvet talebini içeren ve müşteri tarafından alınan ses kaydının, işverenin haklı nedenle fesih hakkını ispat etmek için kullanılmasını KVKK md. 5/2-e kapsamında “bir hakkın korunması için zorunlu” saymış ve hukuka uygun bulmuştur.

2.2. Hukuka Aykırı Bulunan ve Reddedilen Kayıtlar

Planlı hazırlık içeren, tuzak kuran veya yetkili makam kararı olmaksızın gerçekleştirilen gizli kayıtlar bu kategoriye girmektedir.

Planlı ve kurgulanmış kayıtlar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/660 E., 2022/580 K., 22.09.2022 tarihli emsal niteliğindeki kararında şu tespiti yapmıştır: Sanığın cevapsız araması üzerine katılan, kaydedici cihazı hazırlayıp sanığı geri aramış ve konuşmayı kayıt altına almıştır. Mahkeme, bu önceden planlanmış kaydı “yasak kanıt” olarak nitelendirmiş ve delil değeri taşımadığına hükmetmiştir.

Aynı doğrultuda Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2017/21973 E., 2019/3037 K., 26.02.2019 tarihli kararında katılanın sanığı tahrik ederek suç niteliğindeki sözleri söyletmesini ve bunu kayıt altına almasını hukuka aykırı bulmuştur. Karar, “tuzak delil” yasağının ses kayıtları için de geçerli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise 2011/703 E., 2012/70 K., 15.02.2012 tarihli kararında salt boşanma davası için delil oluşturmak amacıyla kurgulanan CD’yi reddetmiştir. Bu karar, boşanma davalarında sıkça gündeme gelen “eşin evdeki konuşmalarının habersizce kaydedilmesi” meselesinde temel referans içtihat hâline gelmiştir.

Casus yazılım ve gizli dinleme cihazları: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/11259 E., 2023/3786 K., 05.07.2023 tarihli kararında eşin çantasına gizlice yerleştirilen dinleme cihazıyla elde edilen kayıtların hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Yine aynı Daire, 2014/414 E., 2014/1958 K., 06.02.2014 tarihli kararında eşin telefonuna yüklenen “casus program” aracılığıyla elde edilen ses kayıtlarını hukuka aykırı delil olarak nitelendirmiştir; kararda muhalefet şerhi de bulunmakla birlikte çoğunluk görüşü bu yöndedir.

Yetkisiz teknik takip: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2023/10377 E., 2023/9609 K., 08.11.2023 tarihli kararında CMK md. 140 uyarınca zorunlu hâkim kararı alınmaksızın gizli soruşturmacı tarafından yapılan kayıtları reddetmiştir. Teknik araçlarla izleme kararı, kural olarak ağır ceza mahkemesi başkanı tarafından verilmesi gereken bir koruma tedbiridir; bu karara dayanmadan yapılan kayıtlar delil yasağı kapsamındadır.

Anayasa Mahkemesi kararı — cinsel içerik: AYM, 2014/7738 başvuru numaralı ve 13.07.2016 tarihli kararında rızasız yayımlanan cinsel içerikli kayıtların disiplin soruşturmasında delil olarak kullanılmasını “özel hayatın gizliliğine orantısız müdahale” sayarak Anayasa md. 20 kapsamında temel hak ihlali olarak tespit etmiştir.

3. Kendini Koruma İstisnası: En Önemli İstisna

Türk hukukunda ses kayıtlarına ilişkin en kritik içtihat, “kendini koruma amacıyla yapılan kayıtlar” meselesidir. Yargıtay, ani gelişen ve başka delil elde edilmesi mümkün olmayan durumlarda rıza alınmadan yapılan kayıtları hukuka uygun saymaktadır. Bu istisna, aşağıdaki gerekçe kalıbıyla kararlara yansımaktadır:

“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda yapılan kayıtlar hukuka aykırı delil sayılmaz.”

Bu istisnayı uygulayan somut Yargıtay kararları şöyledir:

Tehdit ve hakaret davası: Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2015/27331 E., 2016/13882 K., 22.06.2016 tarihli kararında eşin evdeki hakaretlerini cep telefonuna kaydeden kişinin bu kaydını “kanıt koruma” kapsamında değerlendirmiş ve delil olarak kabul etmiştir. Kararda ani gelişen durum ve başka kanıt elde etme olanağının bulunmaması koşulunun birlikte gerçekleştiği vurgulanmıştır.

Cinsel istismar davası: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/8584 E., 2023/6467 K., 18.10.2023 tarihli kararında mağdurenin, suçu gerçekleştiren üvey babasının ikrarlarını kaydetmesini “başka delil elde etme imkânı bulunmayan zorunlu durum” gerekçesiyle yan delil olarak kabul etmiştir. Karar, cinsel suçlarda mağdurun ispat güçlüğüyle karşılaştığı hâllerde bu istisnayı genişletici biçimde uygulaması bakımından önemlidir.

Rüşvet davası: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2015/185 E., 2015/5279 K., 28.12.2015 tarihli kararında rüşvet talebi sırasında yapılan kaydı, meşru müdafaaya benzer bir zorunluluk hali olarak nitelendirmiş ve delil olarak kabul etmiştir.

Boşanma davası — sadakat ihlali: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2007/17220 E., 2008/13614 K., 20.10.2008 tarihli kararında sadakat yükümlülüğünün ihlalini ispata yönelik olarak ortak konuta yerleştirilen cihazla yapılan kaydı, “aile hayatı alanının korunması” gerekçesiyle kabul etmiştir. Bu karar, boşanma davalarında önemli bir istisna olarak sıkça atıfta bulunulmaktadır; ancak dikkat edilmesi gereken husus, kaydın ortak konutta yapılmış olması ve ispat amacıyla zorunlu sayılmasıdır.

4. Usul Kuralları: Ses Kaydı Delil Olarak Nasıl Sunulur?

Bir ses kaydının mahkemede geçerli delil sayılabilmesi için yalnızca hukuka uygun biçimde elde edilmesi yetmez; aynı zamanda usule uygun biçimde dosyaya sunulması da zorunludur. Yargıtay içtihadı bu konuda dört temel şart belirlemiştir.

1. Duruşmada tartışılma zorunluluğu: CMK md. 217/1 uyarınca ses kayıtlarının duruşmada dinlenmesi ve taraflara “bu konuda diyecekleriniz var mı?” diye sorulması şarttır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2024/8243 E., 2025/1265 K., 10.02.2025 tarihli kararında bu usul kuralına uyulmadan hükme esas alınan ses kaydını bozma sebebi saymıştır. Sadece CD ya da dijital dosyanın dosyaya eklenmesi yetmez; kaydın duruşmada oynatılması gerekmektedir.

2. Ses analizi ve bilirkişi incelemesi: Karşı tarafın sesi inkar etmesi hâlinde, Adli Tıp Kurumu veya alanında uzman kuruluşlar tarafından “ses analizi” yaptırılması zorunludur. Bilirkişi; sesin kime ait olduğunu, üzerinde montaj ya da teknolojik değişiklik bulunup bulunmadığını tespit eder. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, 2022/207 E., 2023/1347 K., 23.05.2023 tarihli kararında ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2014/522 E., 2016/11334 K., 02.06.2016 tarihli kararında bu ilke teyit edilmiştir.

3. Transkript (çözümleme) zorunluluğu: Ses kaydının bilirkişi aracılığıyla metne dökülerek dosya arasına alınması şarttır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2019/13042 E., 2019/8561 K., 19.06.2019 tarihli kararında transkript yapılmadan yalnızca ses dosyasına dayanılarak verilen kararı bozmuştur. Transkript, hem tarafların itiraz hakkını kullanmasını hem de üst mahkemenin denetim yapmasını mümkün kılar.

4. Orantılılık ve zorunluluk: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2013/10344 E., 2015/23890 K., 06.03.2015 tarihli kararında kaydın, delillerin kaybolmasını önleme amacı taşıması ve “zorunlu bir önlem” niteliğinde olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu ölçüt, özellikle “kendini koruma istisnası” kapsamındaki değerlendirmelerde belirleyici rol oynamaktadır.

5. Hukuka Aykırı Kaydı Sunmanın Cezai Riski

Ses kaydını mahkemeye sunan kişi yalnızca delilinin reddedilmesiyle karşılaşmaz; aynı zamanda ciddi cezai risklerle de yüzleşmek zorunda kalabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/1080 E., 2023/2742 K., 03.05.2023 tarihli kararında hukuka aykırı olduğu tespit edilen kaydı davaya sunan kişi hakkında TCK md. 132 (haberleşmenin gizliliğini ihlal), md. 133 (kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması) ve md. 134 (özel hayatın gizliliğini ihlal) kapsamında suç duyurusunda bulunulmasına hükmedilmiştir.

Bu üç suç şikâyete tabi olmakla birlikte karşı taraf şikâyetçi olduğunda ciddi yaptırımlar gündeme gelmektedir. Ses kaydını delil olarak sunmadan önce bir ceza avukatından hukuki değerlendirme almak bu nedenle büyük önem taşımaktadır.

6. Dava Türlerine Göre Ses Kayıtlarının Değeri

6.1. Ceza Davalarında

Tehdit, hakaret, şantaj ve cinsel suçlarda ses kayıtları kritik delil işlevi görmektedir. Bu davalarda mağdur çoğunlukla suçun işlendiği anda başka tanık bulunduramamaktadır. Bu nedenle Yargıtay, “kendini koruma istisnasını” ceza davalarında daha geniş yorumlama eğilimindedir. Kaydın anlık ve planlanmamış olması, suçun devam ettiği sırada alınması ve başka delil imkânının bulunmaması bir arada gerçekleştiğinde kabul oranı artmaktadır.

6.2. Boşanma Davalarında

Boşanma davalarında ses kayıtlarının kabul edilebilirliği tartışmalı olmayı sürdürmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin birden fazla kararı (2022/11259, 2022/4981, 2023/2497, 2023/8281) incelendiğinde eşin casus yazılım veya gizli cihazla aldığı kayıtların tutarlı biçimde reddedildiği görülmektedir. Buna karşın ortak konutta yapılan ve diğer tarafın farkında olduğu kayıtlar ya da tehdit ve şiddet içeren konuşmaların anlık kaydı farklı değerlendirilmektedir. Boşanma davalarında ses kaydı delilinin kader belirleyici niteliği, bu alanda uzman avukattan görüş alınmasını zorunlu kılmaktadır.

6.3. İş Davalarında

İşçi-işveren uyuşmazlıklarında özellikle mobbing, sözlü fesih bildirimi ve işyerinde taciz iddialarında ses kayıtları giderek daha fazla gündeme gelmektedir. KVKK Kurulu’nun 2023/1548 sayılı kararı, rüşvet talebini içeren kaydın “bir hakkın korunması için zorunlu” sayılabileceğini göstermiştir. İşçinin işyerinde gizlice yaptığı kayıtlar ise genel kural olarak hukuka aykırı sayılmakta; ancak ani gelişen bir taciz veya tehdit durumunda istisna uygulanabilmektedir.

6.4. Ticari Davalarda

Ticari sözleşmelerde kayıt yapılacağına dair açık hüküm bulunması hâlinde kayıtlar delil olarak kabul edilmektedir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/420 E., 2024/750 K., 24.10.2024 tarihli kararı bu ilkenin güncel uygulama örneğidir. Ticari ilişkilerde toplantı kayıtlarının sözleşmesel zemine oturtulması hâlinde ilerleyen süreçteki uyuşmazlıklarda delil güvencesi sağlanabilmektedir.

7. Beş Kritik Soru — Ses Kaydınız Delil Olabilir mi?

Bir ses kaydının mahkemede kabul edilip edilmeyeceğini değerlendirmek için şu beş soruyu yanıtlamak gerekir:

1. Kaydı yapan kişi, konuşmanın taraflarından biri mi? Konuşmanın dışındaki bir üçüncü kişinin yaptığı gizli kayıt, konuşmaya taraf olanın yaptığı kayıttan çok daha sıkı bir denetime tabi tutulmaktadır.

2. Kayıt planlı mı, yoksa ani mi gerçekleşti? Önceden hazırlık yapılarak gerçekleştirilen ve karşı tarafın belirli sözleri söylemesinin beklendiği kayıtlar “tuzak delil” kapsamında değerlendirilmektedir.

3. Kayıt anında başka delil elde etme imkânı var mıydı? Alternatif delil yolu mevcut olduğu hâlde alınan kayıtların “zorunluluk” ölçütünü karşılaması güçleşmektedir.

4. Kayıt ortak bir alanda mı, yoksa tamamen gizli bir ortamda mı yapıldı? Ortak konut ya da iş yeri gibi paylaşılan alanlarda yapılan kayıtlar, tümüyle gizli bir ortamda yapılan kayıtlara kıyasla daha olumlu değerlendirilmektedir.

5. Kayıt, delil olarak usule uygun biçimde sunulacak mı? Transkript hazırlanması, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılması ve duruşmada tartışmaya açılması şartlarının yerine getirilip getirilmeyeceği baştan planlanmalıdır.

8. Sık Sorulan Sorular

Kendi sesimi içeren bir kaydı mahkemeye sunabilir miyim?

Konuşmanın tarafı olduğunuz ve kaydın anlık olarak gerçekleştiği durumlarda, özellikle tehdit veya hakaret gibi suçların işlendiği anda yapılan kayıtlar “kendini koruma istisnası” kapsamında delil olarak kabul edilebilmektedir. Ancak kaydın planlanmış veya tuzak niteliğinde olmadığının ortaya konulması gerekmektedir.

Telefon görüşmesini kayıt altına almak suç mudur?

TCK md. 133 uyarınca aleni olmayan bir konuşmayı taraflardan birinin rızası olmaksızın kayıt altına almak suç teşkil eder. Ancak konuşmanın taraflarından birinin kendisi kaydediyorsa bu madde uygulanmaz; çünkü kişi kendi katıldığı konuşmayı kayıt altına almaktadır. Sorun, üçüncü kişinin gizlice kayıt alması veya planlanmış bir tuzak oluşturulması durumunda ortaya çıkmaktadır.

Eşimin bana söylediklerini kaydettim; boşanma davasında kullanabilir miyim?

Bu sorunun yanıtı kaydın koşullarına bağlıdır. Ortak konutta ve eşin farkında olduğu bir ortamda yapılan kayıt, Yargıtay HGK 2022/1434 K. kapsamında kabul edilebilmektedir. Öte yandan eşin haberi olmadan gizli cihaz kurularak alınan kayıtlar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadı uyarınca reddedilmektedir. Bu ayrım boşanma davası stratejisini doğrudan etkilemektedir.

Ses kaydını delil olarak sunmak istiyorum; ne yapmam gerekiyor?

Kaydın dijital dosyasının ve varsa depolama ortamının (telefon, ses cihazı) korunması, dava dilekçesinde “delil” olarak açıkça gösterilmesi, kaydın transkriptinin uzman bir çevirmen ya da bilirkişi tarafından hazırlatılması ve gerekli hâllerde ses analizinin yaptırılması gerekmektedir. Bu adımları atlamadan önce bir ceza avukatına danışmanızı özellikle tavsiye ederiz.

Karşı taraf sesin kendisine ait olmadığını söylüyorsa ne olur?

Bu durumda Adli Tıp Kurumu veya özel akustik bilirkişiler aracılığıyla ses analizi yapılması zorunludur. Bilirkişi raporu; sesin kimliğini, montaj olup olmadığını ve kaydın bütünlüğünü tespit eder. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2016/11334 K. sayılı kararı bu uygulamanın temel referansıdır.

9. Bölge Adliye Mahkemeleri ve Alt Derece Kararlarındaki Eğilim

Yargıtay içtihadına ek olarak, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemelerinin kararları da uygulamayı şekillendirmektedir. Bu kararlar incelendiğinde üst mahkeme içtihadının tutarlı biçimde benimsendiği, ancak bazı ayrıntılarda yerel koşulların da değerlendirmeye katıldığı görülmektedir.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi, 2019/2466 E., 2020/104 K., 15.01.2020 tarihli kararında ses kaydını değerlendirirken öncelikle kaydın tarafları, kaydın yapıldığı ortam ve suçla olan doğrudan bağlantısı üzerinde durmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 2017/1398 E., 2017/1628 K., 01.12.2017 tarihli kararında ise boşanma davasında sunulan ses kaydını usul eksiklikleri gerekçesiyle dışarıda bırakmıştır; transkriptin bulunmaması ve bilirkişi incelemesinin yaptırılmamış olması bu kararın temel gerekçeleri arasında yer almıştır.

Danıştay da idare hukukuna uzanan ses kaydı meselelerini inceleme kapsamına almıştır. Danıştay 12. Dairesi, 2021/6368 E., 2024/4369 K., 17.10.2024 tarihli kararında disiplin soruşturmasında kullanılan ses kaydının elde edilme biçimini ve idari işleme dayanak teşkil edip edemeyeceğini irdelemiştir. Danıştay 13. Dairesi, 2020/1736 E., 2025/3035 K., 09.10.2025 tarihli güncel kararında ise rekabet hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta ses kayıtlarının idari delil olarak kullanılmasına dair koşulları belirlemiştir.

Bu tablo, ses kaydı meselesinin yalnızca ceza ve hukuk yargılamasıyla sınırlı kalmadığını; idare hukuku, iş hukuku ve ticaret hukuku gibi alanlara da yayıldığını açıkça ortaya koymaktadır.

10. Ses Kaydı Alırken Pratik Öneriler

Hukuki güvenlik açısından ses kaydı yapmadan veya var olan bir kaydı delil olarak sunmadan önce şu pratik hususların gözetilmesi önerilmektedir.

Her şeyden önce kaydın anlık mı, yoksa planlanmış mı olduğu belgelenmelidir. Kaydın hangi amaçla, hangi anda ve hangi ortamda alındığını destekleyen her türlü ek belge (mesaj geçmişi, tanık beyanı, tarih-saat damgalı kayıt dosyası) saklanmalıdır. İkinci olarak, dijital ses dosyasının bütünlüğü korunmalı; dosya üzerinde herhangi bir kırpma, birleştirme veya ses düzenleme işlemi yapılmamalıdır. Bu tür değişiklikler bilirkişi incelemesinde tespit edilerek delilin tümüyle çürütülmesine yol açabilir.

Üçüncü önemli husus, kaydın bir avukata gösterilmeden önce üçüncü kişilerle paylaşılmamasıdır. Hukuka aykırı olduğu sonradan anlaşılan bir kaydı sosyal medyada ya da üçüncü kişilerle paylaşmak, TCK md. 136 kapsamında ek suç oluşturma riskini beraberinde getirmektedir. Son olarak, kaydın fiziksel ortamının (telefon, ses cihazı, bilgisayar) mahkeme talep etmesi hâlinde teslim edilebilmesi için korunması gerekmektedir; depolama ortamının imha edilmesi delil değerini azaltmaktadır.

Ses kayıtlarının mahkemede delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı, tek bir kurala bağlı olmayan; kaydın nasıl alındığına, kim tarafından alındığına, hangi amaçla alındığına ve nasıl sunulduğuna göre farklılaşan çok boyutlu bir hukuki meseledir. Yargıtay içtihadının ortaya koyduğu genel ilke şudur: planlı hazırlık, tuzak ve gizli cihaz içeren kayıtlar reddedilir; ani gelişen suç karşısında alınan ve başka delil imkânı bulunmayan kayıtlar ise kabul edilebilir.

Ses kaydının delil olarak kabul görmesi için yalnızca hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması yetmez; aynı zamanda duruşmada tartışılması, transkript hâline getirilmesi ve gerekirse bilirkişi incelemesinden geçirilmesi de zorunludur. Buna karşın hukuka aykırı bir kaydı mahkemeye sunan taraf hem delilini kaybetme hem de TCK md. 132–134 uyarınca cezai soruşturmayla karşılaşma riskini üstlenmektedir.

Her davanın koşulları farklıdır. Elinizde bulunan ses kaydının delil niteliği taşıyıp taşımadığını ve nasıl kullanılması gerektiğini doğru değerlendirebilmek için bir ceza hukuku avukatına danışmanız, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en emin yoludur.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Dava veya uyuşmazlığınız hakkında görüş almak için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.