Soruşturma ve kovuşturma farkı, ceza muhakemesinin hangi aşamada bulunduğu, işlemleri hangi makamın yürüttüğü ve suç şüphesi altındaki kişinin hangi sıfatı taşıdığı bakımından ortaya çıkar. Soruşturma, yetkili makamların suç şüphesini öğrenmesiyle başlayıp iddianamenin kabulüne kadar devam eden evredir. Kovuşturma ise iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar sürer. Bu ayrım, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2. maddesinde düzenlenmiştir.
Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, adli kolluk aracılığıyla delilleri toplar ve kamu davası açılmasına gerek olup olmadığını değerlendirir. Kovuşturma evresinde ise mahkeme, iddianamede gösterilen suçlamayı yargılama konusu yapar, delilleri değerlendirir ve hüküm verir. Soruşturmadaki kişi şüpheli, kovuşturmadaki kişi ise sanık olarak adlandırılır. Bununla birlikte her iki evrede de masumiyet karinesi ve savunma hakkı geçerlidir.
Soruşturma ve Kovuşturma Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Soruşturma ve kovuşturma aynı ceza muhakemesi sürecinin birbirini izleyen iki evresidir. Ancak başlangıç ve bitiş zamanları, işlemlerin yürütülme biçimi, yetkili makamlar ve tarafların usul hakları bakımından farklılık gösterir.
| Karşılaştırma | Soruşturma | Kovuşturma |
|---|---|---|
| Başlangıç | Suç şüphesinin yetkili makamlarca öğrenilmesi | İddianamenin mahkemece kabul edilmesi |
| Bitiş | İddianamenin kabulü veya soruşturmayı sona erdiren başka bir karar | Hükmün kesinleşmesi |
| Temel yetkili makam | Cumhuriyet savcılığı | Görevli ve yetkili ceza mahkemesi |
| Suç şüphesi altındaki kişinin sıfatı | Şüpheli | Sanık |
| Temel amaç | Suç şüphesini araştırmak ve kamu davası açılmasının gerekip gerekmediğini belirlemek | Suçlamayı yargılamak ve hukuka uygun delillere göre hüküm vermek |
| Gizlilik ve açıklık | Usul işlemlerinde gizlilik esastır; savunma hakları saklıdır | Duruşmalar kural olarak açıktır; kanuni istisnalar vardır |
| Deliller | Deliller araştırılır, toplanır ve korunur | Deliller ortaya konulur, tartışılır ve değerlendirilir |
| Başlıca işlemler | İfade alma, delil toplama, arama, elkoyma ve gerekli koruma tedbirleri | Duruşma hazırlığı, sorgu, delillerin tartışılması ve hüküm |
| Olası sonuç | İddianame, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya kanunda öngörülen diğer sonuçlar | Beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, düşme ve diğer hüküm türleri |
Bu farklılıklar, kişinin hangi makama başvuracağını ve hangi usul hakkını ne zaman kullanabileceğini doğrudan etkiler. Her iki evrenin ceza yargılaması içindeki yerini anlamak için başlangıç ve bitiş anlarının doğru belirlenmesi gerekir.
Soruşturma Evresi Nedir ve Ne Zaman Başlar?
CMK m. 2/1-e uyarınca soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Bu aşamanın temel amacı, bir suç işlendiği yönündeki şüphenin araştırılması ve kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delilin bulunup bulunmadığının belirlenmesidir.
CMK m. 160 gereğince Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde maddi gerçeği araştırmaya başlar. Araştırmanın yalnızca şüpheli aleyhine yürütülmesi mümkün değildir. Cumhuriyet savcısı, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamak ve haklarını korumakla yükümlüdür.
Soruşturma evresinde başlıca şu işlemler yapılabilir:
- İhbar ve şikâyetlerin değerlendirilmesi.
- Şüphelinin ifadesinin alınması.
- Mağdur, müşteki ve tanıkların dinlenmesi.
- Olay yeri incelemesi ve diğer delil toplama işlemleri.
- Kanuni şartları varsa arama, elkoyma, yakalama, gözaltı ve diğer koruma tedbirlerinin uygulanması.
- Bilirkişi incelemesi veya gerekli diğer teknik araştırmaların yaptırılması.
- Toplanan delillere göre soruşturmanın nasıl sonuçlandırılacağının değerlendirilmesi.
Bu işlemlerin her soruşturmada yapılması zorunlu değildir. İşlemler suçun niteliğine, mevcut delillere ve araştırmanın gerekliliklerine göre belirlenir. Ayrıca hâkim kararı gerektiren işlemlerde Cumhuriyet savcısı tek başına karar veremez. CMK m. 162 uyarınca gerekli hâkim kararının alınması için sulh ceza hâkimliğine başvurulur.
Soruşturmanın kapsamı, Cumhuriyet savcısının görevleri ve şüpheli hakkında yürütülebilecek işlemler, soruşturma evresi hakkındaki ayrı makalede ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Kovuşturma Evresi Nedir ve Ne Zaman Başlar?
CMK m. 2/1-f uyarınca kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir. CMK m. 175/1 ise iddianamenin kabul edilmesiyle kamu davasının açılmış olacağını ve kovuşturma evresinin başlayacağını açıkça düzenler.
Bu nedenle Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesi, tek başına kovuşturmanın başladığı anlamına gelmez. İddianamenin görevli ve yetkili mahkemeye sunulması ile kabul edilmesi birbirinden farklı işlemlerdir.
CMK m. 174 uyarınca mahkeme, iddianame ve soruşturma evrakının kendisine verilmesinden itibaren on beş gün içinde kanunda belirtilen iade sebeplerini değerlendirir. Bu süre içinde iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
İddianamenin iadesine karar verilmesi durumunda ise kovuşturma başlamaz. Dosya Cumhuriyet başsavcılığına döner ve eksikliklerin giderilmesi için gerekli işlemler yapılır. Bu aşamanın ayrıntılı hukuki sonuçları, iddianamenin kabulü ve kovuşturmanın başlaması konulu makalede incelenmektedir.
İddianamenin kabulünden sonra mahkeme duruşma hazırlığına başlar. Sanığa iddianame tebliğ edilir ve uygulanacak yargılama usulüne göre gerekli işlemler gerçekleştirilir. Olağan duruşmalı yargılamada sanığın savunması alınır, deliller ortaya konulur, tanıklar dinlenir ve taraflara deliller hakkında açıklamada bulunma imkânı tanınır.
Kovuşturmanın yürütülmesi, duruşma usulü ve hükme ulaşılması hakkında daha ayrıntılı bilgiye kovuşturma nedir başlıklı makaleden ulaşılabilir.
Soruşturmadan Kovuşturmaya Geçiş Nasıl Gerçekleşir?
Ceza muhakemesinde iki evre arasındaki geçiş, yalnızca soruşturma işlemlerinin tamamlanmasına değil, iddianamenin kabul edilmesine bağlıdır.
- Suç şüphesinin öğrenilmesi: Yetkili makamlar suç işlendiği izlenimini veren bir durumdan haberdar olur.
- Soruşturmanın yürütülmesi: Cumhuriyet savcısı, adli kolluk aracılığıyla delilleri toplar ve değerlendirir.
- Yeterli şüphenin değerlendirilmesi: Toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa, kanuni koşullar çerçevesinde iddianame düzenlenir.
- İddianamenin mahkemeye sunulması: Mahkeme, iddianameyi CMK m. 174 kapsamında inceler.
- İddianamenin kabulü: İddianame kabul edildiğinde veya kanuni sürede iade edilmeyerek kabul edilmiş sayıldığında kamu davası açılır ve kovuşturma başlar.
Burada belirleyici nokta, soruşturma evresindeki yeterli şüphe ile mahkûmiyet için gereken ispat düzeyinin aynı olmamasıdır. CMK m. 170/2 uyarınca yeterli şüphe, iddianame düzenlenmesinin koşullarından biridir. Buna karşılık mahkûmiyet hükmü, suçun sanık tarafından işlendiğinin hukuka uygun delillerle sabit olmasını gerektirir.
Dolayısıyla iddianamenin kabul edilmesi, sanığın suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Bu karar, suçlamanın mahkeme önünde yargılanması aşamasına geçildiğini gösterir.
Soruşturma ve Kovuşturmada Yetkili Makamlar Nasıl Değişir?
Soruşturmada Cumhuriyet Savcısının Görevi
Soruşturmanın yürütülmesinden esas olarak Cumhuriyet savcısı sorumludur. Savcı, delillerin toplanmasını sağlar, gerektiğinde adli kolluğa talimat verir ve soruşturmanın sonucunda kanuna uygun kararı oluşturur.
Ancak bu durum, soruşturmanın bütün işlemlerinin Cumhuriyet savcısı tarafından tek başına yapılabileceği anlamına gelmez. Tutuklama veya başka bir hâkim kararını gerektiren koruma tedbirlerinde kanunda gösterilen yetkili yargı merciinin kararı gerekir.
Kovuşturmada Mahkemenin Görevi
İddianamenin kabulünden sonra davanın görülmesi mahkemenin sorumluluğundadır. Mahkeme, suçlamaya ilişkin delilleri yargılama kurallarına göre değerlendirir ve hukuki sonuca ulaşır.
Cumhuriyet savcısı kovuşturmanın başlamasıyla bütün yetkilerini kaybetmez. İddia makamı olarak yargılamadaki görevlerini sürdürür. Ancak hükmü veren makam Cumhuriyet savcısı değil, bağımsız ve tarafsız mahkemedir.
Kovuşturma sırasında mahkemenin önündeki suçlamayı hangi delillerle değerlendireceği, hangi tanıkları dinleyeceği ve delil taleplerini nasıl karara bağlayacağı CMK’nın ilgili hükümlerine tabidir.
Şüpheli ve Sanık Arasındaki Sıfat Değişikliği Hangi Sonuçları Doğurur?
Soruşturmadan kovuşturmaya geçişin en belirgin sonuçlarından biri, suç şüphesi altındaki kişinin hukuki sıfatının değişmesidir.
CMK m. 2/1-a gereğince soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişi şüpheli; m. 2/1-b gereğince kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi sanıktır.
Bu değişiklik, kişinin suçlu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmez. Şüpheli ve sanık bakımından masumiyet karinesi geçerliliğini korur. Kişinin suçlu sayılması, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesine bağlıdır.
Ayrıca tutuklu veya tutuksuz olmak, şüpheli ya da sanık sıfatını belirlemez. Bir kişi soruşturma evresinde tutuklu şüpheli, kovuşturma evresinde ise tutuklu sanık olabilir. Aynı şekilde her iki evrede de kişi özgürlüğünden yoksun bırakılmadan işlemlere devam edilebilir.
Sıfat değişikliğinin hukuki sonuçları ile şüpheli ve sanığın hakları arasındaki ayrıntılar, şüpheli ile sanık arasındaki fark başlıklı makalede ayrıca ele alınmaktadır.
Soruşturma ve Kovuşturmada Savunma Hakları Farklı mıdır?
Soruşturma ve kovuşturmada savunmanın kullanılma biçimi farklılık gösterebilir. Bununla birlikte savunma hakkı yalnızca mahkemede başlayan bir hak değildir. Şüpheli, henüz soruşturma aşamasındayken de kendisine tanınan savunma haklarından yararlanır.
CMK m. 147 ve 149 kapsamında şüpheli veya sanık, kanuni koşullara göre şu haklara sahiptir:
- Kendisine yöneltilen suçlamayı öğrenme.
- Susma hakkını kullanma.
- Müdafi seçme ve hukuki yardım alma.
- Müdafiin ifade veya sorgu sırasında hazır bulunmasını isteme.
- Lehine olan somut delillerin toplanmasını isteme.
- Hukuka aykırı işlemlere karşı kanunda öngörülen başvuru yollarını kullanma.
Kovuşturma evresinde bu haklara ek olarak sanık, uygulanacak yargılama usulünün özellikleri çerçevesinde iddianamedeki suçlamaya karşı mahkeme önünde savunma yapabilir, delil sunabilir ve tanıkların dinlenmesine ilişkin taleplerde bulunabilir. Olağan duruşmalı yargılamada deliller hakkında açıklama yapma ve ilgili usul kuralları çerçevesinde soru yöneltme hakları da önem kazanır.
Soruşturmada ifade tutanağına geçirilen açıklamalar ile kovuşturmada ileri sürülen savunma ve delil talepleri farklı usulî sonuçlar doğurabileceğinden, ceza dosyasında savunma ve delil stratejisinin belirlenmesi sırasında dosyanın hangi evrede bulunduğunun dikkate alınması gerekir.
Soruşturmada ve Kovuşturmada Dosya İnceleme Hakkı Nasıl Değişir?
Soruşturma ile kovuşturma arasındaki önemli farklılıklardan biri dosyaya erişim usulüdür. Bu konuda soruşturmanın gizliliği ile müdafiin dosya inceleme hakkı birbirine karıştırılmamalıdır.
CMK m. 157 uyarınca soruşturma evresindeki usul işlemleri, kanunun başka hükümleri ve savunma hakları saklı kalmak koşuluyla gizlidir.
Ancak soruşturmanın gizli olması, müdafiin dosyayı hiçbir şekilde inceleyemeyeceği anlamına gelmez. CMK m. 153/1 uyarınca müdafi, soruşturma dosyasını inceleyebilir ve istediği belgelerin örneklerini harçsız alabilir.
CMK m. 153/2’de sayılan suçlarla sınırlı olmak ve soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek bir durum bulunmak kaydıyla, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla dosya inceleme veya belge örneği alma yetkisi kısıtlanabilir. Kanunun üçüncü fıkrasında belirtilen bazı tutanak ve belgeler bu kısıtlamanın dışında tutulmuştur.
İddianamenin kabulünden itibaren ise CMK m. 153/4 uyarınca müdafi, dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız alabilir. Kanunda öngörülen özel koruma ve gizlilik hükümleri ayrıca saklıdır.
Dosyaya erişimin hangi durumlarda sınırlandırılabileceği ve böyle bir karara karşı başvuru imkânları, soruşturma dosyasına kısıtlılık kararı başlıklı makalede açıklanmaktadır.
Soruşturma Gizli, Kovuşturma Açık mıdır?
Genel kural bakımından iki evre arasında açıklık farkı bulunmaktadır. Soruşturma işlemlerinde CMK m. 157 kapsamında gizlilik esası geçerliyken kovuşturma evresinde yapılan duruşmaların açıklığı CMK m. 182 ile güvence altına alınmıştır.
Bununla birlikte kovuşturmanın her işleminde kamuya açıklık zorunlu değildir. CMK m. 182/2 uyarınca genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı durumlarda duruşmanın bir kısmının ya da tamamının kapalı yapılmasına karar verilebilir.
CMK m. 185 gereğince sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı duruşmada açıklanır. Ayrıca basit yargılama usulü gibi özel düzenlemelerde belirli koşullarla duruşma açılmadan hüküm kurulması mümkündür.
Dolayısıyla soruşturma ile kovuşturmanın gizlilik ve açıklık bakımından farklılaşması temel bir ilkedir; fakat kanuni istisnalar dikkate alınmadan bütün kovuşturma işlemlerinin herkese açık olduğu söylenemez.
Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi Bakımından Ne Fark Vardır?
Soruşturmanın temel işlevlerinden biri, suç şüphesine ilişkin delillerin elde edilmesi ve korunmasıdır. Cumhuriyet savcısı, CMK m. 160/2 gereğince şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.
Kovuşturma evresinde ise toplanmış delillerin mahkeme önünde ortaya konulması ve değerlendirilmesi ağırlık kazanır. Gerektiğinde mahkeme aşamasında yeni deliller de toplanabilir.
CMK m. 217’de düzenlenen delillerin değerlendirilmesi ilkesi gereğince hâkim, kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispat edilebilir.
Bu nedenle soruşturma dosyasında belirli bir delilin bulunması, bu delilin mahkûmiyet için her durumda yeterli olduğu anlamına gelmez. Delilin hukuka uygunluğu, güvenilirliği, suçlamayla ilgisi ve diğer delillerle birlikte ortaya koyduğu sonuç ayrıca değerlendirilir.
İddianame düzenlenebilmesi için gereken yeterli şüphe ile mahkûmiyet hükmü için aranan ispat düzeyi arasındaki ayrım, ceza muhakemesinin iki evresini birbirinden ayıran temel güvencelerden biridir.
Mağdur ve Müştekinin Hakları İki Evrede Nasıl Değişir?
Mağdurun ve şikâyetçinin hakları bakımından da soruşturma ve kovuşturma arasında farklılıklar bulunmaktadır. CMK m. 234, mağdur ile şikâyetçinin haklarını iki evre için ayrı ayrı düzenler.
Soruşturma Evresindeki Haklar
Mağdur veya şikâyetçi, kanunda belirtilen koşullara göre delillerin toplanmasını isteyebilir, soruşturmanın gizliliğini ve amacını bozmamak kaydıyla Cumhuriyet savcısından belge örneği talep edebilir ve vekili aracılığıyla dosyanın incelenmesini sağlayabilir.
Ayrıca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda, kanunda belirtilen şartlarla bu karara itiraz edebilir. Belirli suçlarda ve kanuni koşullarda baro tarafından avukat görevlendirilmesini isteme hakkı da bulunmaktadır.
Kovuşturma Evresindeki Haklar
Kovuşturma aşamasında mağdur veya şikâyetçi, duruşmadan haberdar edilme, kamu davasına katılma, tutanak ve belgelerden örnek isteme ve tanıkların çağrılmasını talep etme gibi haklara sahiptir.
CMK m. 234/1-b uyarınca davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı da düzenlenmiştir. Katılma talebi ve kanun yolu başvurularında CMK’nın ilgili diğer hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mağdurun soruşturmada şikâyetçi olması ile kovuşturmada katılan sıfatını kazanması aynı işlem değildir. Katılma, kanundaki şartlar ve usul çerçevesinde karara bağlanır.
Soruşturma ve Kovuşturma Hangi Kararlarla Sona Erer?
Soruşturmanın Sona Ermesi
Soruşturma sonunda kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe bulunması ve diğer kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. Bu iddianame kabul edilirse kovuşturma evresi başlar.
Buna karşılık CMK m. 172 uyarınca kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse veya kovuşturma olanağı bulunmazsa Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar uygulamada takipsizlik kararı olarak adlandırılır.
Takipsizlik kararı, mahkemenin beraat hükmüyle aynı şey değildir. Takipsizlikte iddianame kabul edilerek kamu davası açılmamıştır. Beraat ise kural olarak kovuşturma evresinde mahkemenin verdiği bir hükümdür.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararının koşulları ve hukuki sonuçları hakkında takipsizlik kararı konulu makalede ayrıntılı açıklamalar bulunmaktadır.
Bunların dışında soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi, önödeme, uzlaştırma ve seri muhakeme gibi kanunda düzenlenen kurumlar da kendi şartları çerçevesinde değerlendirilir. Her suç ve her dosya bakımından aynı usul uygulanmaz.
Kovuşturmanın Sona Ermesi
Kovuşturma evresinde mahkeme, CMK m. 223 kapsamında hukuki koşulları oluşan hüküm türlerinden birine karar verebilir. Bunlar arasında beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararları bulunmaktadır.
Ancak ilk derece mahkemesinin hüküm vermesi ile hükmün kesinleşmesi her zaman aynı tarihte gerçekleşmez.
Kanun yolu başvurusuna açık bir hükme karşı süresinde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda, uygulanabilir kanun yolu incelemeleri tamamlanıncaya kadar hüküm kesinleşmeyebilir. CMK m. 2’deki tanım gereğince kovuşturma evresi hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.
Soruşturma ve Kovuşturma Ne Kadar Sürer?
Ceza Muhakemesi Kanunu, bütün soruşturmalar ve kovuşturmalar için geçerli tek bir tamamlanma süresi öngörmemiştir. Süre, dosyanın özelliklerine ve uygulanacak özel usul hükümlerine göre değişebilir.
Soruşturmanın süresi; delillerin toplanması, bilirkişi raporları, tanıkların dinlenmesi ve gerekli diğer işlemlerden etkilenir. Cumhuriyet savcısının araştırmayı gereksiz gecikmeye yol açmadan yürütmesi gerekir.
Kovuşturmanın süresi ise mahkemenin iş yükü, duruşmalar, delillerin değerlendirilmesi, yargılamanın niteliği ve varsa kanun yolu incelemeleriyle bağlantılıdır.
İddianamenin incelenmesi için CMK m. 174’te düzenlenen on beş günlük süre, soruşturmanın tamamının on beş gün sürmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu süre yalnızca iddianamenin mahkemeye verilmesinden sonraki kabul veya iade incelemesiyle ilgilidir.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Savcılıkta ifade verdikten sonra kovuşturma başlar mı?
Hayır. Savcılıkta veya kollukta ifade verilmesi soruşturma kapsamında gerçekleştirilen bir işlemdir. Kovuşturmanın başlaması için iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi gerekir. İfade verilmiş olması, kamu davası açılacağı anlamına da gelmez.
2. İddianame hazırlandığında kişi sanık olur mu?
İddianamenin yalnızca hazırlanması veya mahkemeye gönderilmesi, kişinin sanık sıfatını kazanması için yeterli değildir. CMK m. 2 ve 175 gereğince sanık sıfatı, iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan kovuşturma evresinde kazanılır. İddianamenin kanuni sürede iade edilmeyerek kabul edilmiş sayılması da bu kapsamda değerlendirilir.
3. Tutuklama kararı verilmesi kovuşturmanın başladığını gösterir mi?
Hayır. Kanuni şartları bulunması hâlinde soruşturma evresinde de tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama, yargılama evresini belirleyen bir işlem değildir. Kişinin şüpheli veya sanık olması, dosyanın soruşturma ya da kovuşturma evresinde bulunmasına bağlıdır.
4. Takipsizlik kararı ile beraat kararı arasındaki fark nedir?
Takipsizlik, Cumhuriyet savcısının soruşturma sonunda kanuni şartlara göre verdiği kovuşturmaya yer olmadığı kararıdır. Beraat ise mahkemenin kovuşturma evresinde CMK m. 223/2’de düzenlenen sebeplerden biriyle verdiği hükümdür. Kararı veren makam ve kararın verildiği muhakeme evresi farklıdır.
5. Mahkeme karar verdikten sonra kovuşturma hemen sona erer mi?
Her zaman sona ermez. CMK m. 2/1-f gereğince kovuşturma, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Hüküm kanun yolu incelemesine tabi ise kesinleşme, ilgili başvuru ve inceleme süreçlerinin sonucuna bağlıdır. Kanunen kesin olan veya süresinde kanun yoluna başvurulmayan kararlarda ise kesinleşme farklı şekilde gerçekleşir.
6. Kovuşturma evresinde mutlaka duruşma yapılır mı?
Olağan ceza yargılamasında duruşma temel usuldür. Bununla birlikte CMK m. 251’de düzenlenen basit yargılama usulü gibi özel usullerde kanuni şartlarla duruşma açılmadan karar verilebilir. Bu nedenle her kovuşturmanın mutlaka duruşmalı yapılacağı söylenemez.
Sonuç: Dosyanın Hangi Evrede Olduğu Neden Önemlidir?
Soruşturma ve kovuşturma arasındaki temel ayrım, ceza muhakemesinin hazırlık ve yargılama işlevlerinden kaynaklanır. Soruşturmada Cumhuriyet savcısı, suç şüphesini araştırarak kamu davasının açılmasına gerek olup olmadığını değerlendirir. Kovuşturmada ise mahkeme, kabul edilmiş iddianame kapsamındaki suçlamayı hukuka uygun delillere dayanarak karara bağlar.
Bu ayrım; şüpheli veya sanık sıfatını, dosyayı inceleme usulünü, mağdurun haklarını, delil taleplerini ve başvuru yollarını etkiler. Özellikle iddianamenin düzenlendiği tarih ile kabul edildiği tarihin birbirine karıştırılmaması gerekir. Hangi usul işleminin yapılabileceği ve hangi başvuru yolunun kullanılacağı belirlenirken dosyanın bulunduğu evreyle birlikte ilgili CMK hükmü esas alınmalıdır.
Yazar: Avukat Fatih Sefer