☎ 0539 676 32 75 WhatsApp: 0539 676 32 75

TMK Madde 118 Nişanlanma

2026 itibarıyla nişanlılık hukuku, Türk aile hukukunun en çok uygulama alanı bulan kurumlarından biri olmayı sürdürmektedir. TMK m.118, nişanlanmanın yalnızca evlenme vaadiyle kurulduğunu ve küçükler ile kısıtlılar bakımından yasal temsilci rızasını zorunlu tuttuğunu düzenler. Bu hükmün doğru anlaşılması; tazminat davalarının, hediye iadelerinin ve nişanlılıktan doğan tüm hukuki sonuçların sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi açısından vazgeçilmez bir başlangıç noktasıdır.

Kanun Metni

Madde 118 – Nişanlanma

Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.
Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.

→ Türk Medeni Kanunu Tam Metni

TMK m.118, nişanlılığın hüküm ve sonuçlarını düzenleyen m.120 maddi tazminat, m.121 manevi tazminat ve m.122 hediyelerin iadesi hükümlerinin temel taşını oluşturmaktadır.

Nişanlanma Nedir?

Nişanlanma; iki kişinin karşılıklı evlenme vaadiyle, herhangi bir şekil şartına bağlı olmaksızın kurdukları aile hukuku sözleşmesidir.

Nişanlanmanın Hukuki Niteliği

Aile Hukuku Sözleşmesi Olarak Nişanlanma

Nişanlanma, Türk hukuku açısından sui generis bir sözleşmedir. Genel borçlar hukukundaki sözleşmelerden ayrışır; zira amacı ve hukuki sonuçları doğrudan aile kurumuna yöneliktir. Nişanlılık; kişisel statü yaratan, toplumsal olarak tanınan ve taraflar arasında güven ilişkisi tesis eden kendine özgü bir hukuki bağdır.

Bu sözleşmeyi diğer medeni hukuk sözleşmelerinden ayıran en temel özellik, konusunun icrasının devlet eliyle zorlanamaz olmasıdır. Evlenme, tamamen özgür iradeye dayandığından, nişanlılık evlenmeyi talep etmek için dava hakkı doğurmaz (TMK m.119). Ancak bu durum, nişanlılığın hukuki bağlayıcılığını ortadan kaldırmaz; yalnızca icra biçimini farklılaştırır.

Nişanlılık sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte taraflar arasında bir güven statüsü doğar. Kanun koyucu, bu güven statüsünü koruma altına almak amacıyla nişanın haksız bozulması veya kusurlu taraf nedeniyle sona ermesi halinde tazminat sorumluluğunu öngörmüştür. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre nişanlılık, sadece ahlaki bir bağlılık değil; hukuki bir statü ve karşılıklı güven esasına dayalı meşru bir beklenti doğurmaktadır.

Nişanlanmanın Sui Generis Yapısı

Nişanlanmanın hukuki niteliğine ilişkin doktrinde üç temel görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre nişanlanma bir ön sözleşmedir; evlenme sözleşmesine hazırlık niteliği taşır. İkinci görüş, nişanlanmanın şarta bağlı bir sözleşme olduğunu savunur. Üçüncü ve Türk hukukunda hakim olan görüş ise nişanlanmanın sui generis bir aile hukuku sözleşmesi olduğu yönündedir.

Hakim görüş kabul edildiğinde şu sonuçlar ortaya çıkar: Nişanlılık, evlenme hukukunun değil aile hukukunun genel çerçevesine tabidir. Bu nedenle nişanlılıktan doğan bütün uyuşmazlıklar, 4787 sayılı Kanun uyarınca Aile Mahkemelerinde görülür. Yargıtay bu noktada tartışmaya yer bırakmamaktadır; nişanlanma, evlenme dışında bir aile hukuku müessesesidir ve kendine özgü bir hukuki rejime tabidir.

Evlenme Vaadi ve Unsurları

Karşılıklı İrade Beyanı

TMK m.118’e göre nişanlanma, evlenme vaadiyle kurulur. Bu ifade son derece önemlidir: Nişanlanmanın tek kurucu unsuru, karşılıklı evlenme vaadidir. Başka hiçbir koşul aranmaz. Tarafların nişan töreni yapmaları, alyans takmaları, ailelerin bir araya gelmesi gibi sosyal ritüeller, nişanlanmanın hukuki kurulumu bakımından belirleyici değildir; bunlar nişanlanmanın varlığını ispatta delil olarak kullanılabilir ancak kurucu unsur değildir.

Karşılıklı evlenme vaadi, açık ya da örtülü biçimde ortaya konabilir. Taraflar arasında yazılı bir belge düzenlenmesi gerekmez; nota, mesaj, fotoğraf, tanık beyanı gibi her türlü delil bu iradenin ispatında kullanılabilir. Nitekim Yargıtay, nişanlanmanın varlığını tanık beyanlarıyla dahi kabul etmektedir.

Şekil Şartı Aranmaması

Nişanlanma, TMK m.118 uyarınca herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Yazılı, sözlü veya fiilî davranışlarla kurulabilir. Bu durum, nişanlanmayı evlenmeden temelden ayıran özelliklerden biridir. Evlenme, resmî nikah şeklinde tamamlanmak zorundayken; nişanlanma tarafların karşılıklı beyanı ile kendiliğinden gerçekleşir. Nota, mesaj yazışmaları veya sosyal medya paylaşımları bile nişanlanmanın varlığını destekler nitelikte değerlendirilebilir.

Şekil serbestisi, pratikte önemli ispat sorunlarına yol açmaktadır. Nişanlanmanın varlığını ispat yükü, bunu iddia eden tarafa aittir (TMK m.6). Bu nedenle nişanlılık ilişkisinin başlangıç tarihi ve koşullarının belgelenmesi, olası tazminat davalarında belirleyici sonuçlar doğurur.

Küçük ve Kısıtlıların Nişanlanması

Yasal Temsilci Rızasının Hukuki Niteliği

TMK m.118/2 uyarınca nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. Bu hüküm, iki farklı kişi grubunu kapsar:

  • Küçükler: 18 yaşını doldurmamış, medeni hakları kullanma ehliyeti bulunmayan kişilerdir. Küçüğün nişanlanabilmesi için velisinin (anne-baba veya mahkemece atanmış vasinin) rızası zorunludur.
  • Kısıtlılar: Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı gibi nedenlerle mahkeme kararıyla kısıtlanan kişilerdir. Bu kişilerin nişanlanmaları için de vasilerinin rızası gerekir.

Yasal temsilci rızası, nişanlanmanın geçerlilik koşuludur; yokluğunda nişanlanma, küçük veya kısıtlı bakımından bağlayıcı olmaz. Ancak bu durum, nişanlanmanın diğer taraf bakımından geçersizliği anlamına gelmez; sadece rızasız nişanlananın bağlı olmadığını ifade eder.

Rıza Olmaksızın Yapılan Nişanlanmanın Sonuçları

Yasal temsilci rızası olmaksızın yapılan nişanlanma, küçük veya kısıtlı için askıda geçersizlik (ta’lik) hali yaratır. Yasal temsilci sonradan rıza gösterirse nişanlanma geçerli hale gelir. Rıza hiç gösterilmezse, küçük veya kısıtlı bu nişanlanmadan doğan hukuki sonuçlarla (tazminat, hediye iadesi vb.) bağlı tutulabilir mi? Kanun metni açıktır: Yasal temsilci rızası olmaksızın yapılan nişanlanma küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. Bu nedenle, böyle bir nişanlılık ilişkisinin sona ermesinde küçük veya kısıtlının tazminat sorumluluğu gündeme gelmeyecektir.

Pratikte önemli bir husus şudur: Küçüklerin nişanlanmasında TMK m.124 ile birlikte değerlendirme yapılması gerekir. Evlenme ehliyeti 17 yaşından itibaren olağan şartlarda, hâkim kararıyla istisnaen mümkünken; nişanlanma yaşı kanunda açıkça belirlenmemiştir. Bu durum, yasal temsilci rızasını daha da kritik kılmaktadır.

Nişanlılığın Hukuki Sonuçları: Genel Çerçeve

TMK m.118, nişanlılık kurumunun giriş hükmüdür. Bu madde, nişanlılığın kendine özgü dört hukuki sonucuna zemin hazırlar:

  • Dava hakkının bulunmaması: Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez; cayma tazminatı ve cezai şart dava edilemez (TMK m.119).
  • Maddi tazminat hakkı: Nişan haksız bozulursa kusurlu taraf, yapılan harcamalar ve maddi fedakârlıklar için tazminat ödemek zorundadır (TMK m.120).
  • Manevi tazminat hakkı: Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir (TMK m.121).
  • Hediyelerin iadesi: Nişanlılık evlenme dışında sona ererse, olağandışı hediyeler iade edilir (TMK m.122).

Bu sonuçların tamamı, m.118’de düzenlenen nişanlanmanın hukuki niteliğine dayanır. Nişanlanma olmaksızın bu hukuki sonuçların hiçbirinden söz edilemez. Bu nedenle nişanlanma ve evlenme vaadi avukatı olarak, müvekkillerimizin nişanlılık döneminden doğan uyuşmazlıklarında ilk adım olarak nişanlanmanın hukuki niteliğini ve varlığını titizlikle belirliyoruz.

TMK m.118 ile İlgili Diğer Hükümler

TMK m.118, aile hukukunun sistematik yapısı içinde aşağıdaki hükümlerle doğrudan bağlantılıdır:

MaddeKonum.118 ile İlişkisi
TMK m.119Dava hakkının bulunmamasıNişanlanmanın temel sonucu; evlenmeye zorlama yasağı
TMK m.120Maddi tazminatGeçerli nişanlanmanın haksız sona ermesine bağlı sonuç
TMK m.121Manevi tazminatKişilik hakkı saldırısının tazminatı; m.118’deki güven statüsüne dayalı
TMK m.122Hediyelerin iadesiNişanlılığın evlenme dışında sona ermesinin mali tasfiyesi
TMK m.123Zamanaşımım.118’den doğan tüm dava haklarına uygulanır; 1 yıl
TMK m.124Evlenme yaşıKüçüklerin nişanlanmasında m.118/2 ile birlikte değerlendirilir
4787 s. Kanun m.4Aile Mahkemesinin göreviTMK İkinci Kitabından doğan tüm davalar Aile Mahkemesinde görülür

Nişanlanmanın Hukuki Niteliği Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Nişanlanma için herhangi bir şekil şartı aranmaz; tören yapılması, yüzük takılması ve nişanın çevreye duyurulması nişanlanmanın kurucu unsuru değil varlığını kolaylaştıran ispat delilidir; nişanlanma sözleşmesi geciktirici veya bozucu koşula bağlı olarak da kurulabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025. Davalının belirli koşulların yerine getirilmesine bağlı olarak bozucu şartlı nişanlandığı; bu koşullar için makul süre tanımadan nişanı bozmasının haklı sebepten yoksun olduğu saptanmıştır.

Yargıtay 2. HD, E. 2025/6945, K. 2025/7429 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Evli olan bir kişi başkasıyla geçerli bir nişanlanma akdi yapamaz; yapılmış olsa dahi bu akit TMK m.118 kapsamında yasal anlamda nişan sayılmaz; görev kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilir ve uyuşmazlığa Aile Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi bakar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2013/758, K. 2013/1491, T. 04.02.2013. Hem Aile Mahkemesinin hem de dosyanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararı verdiği bu davada; Asliye Hukuk Mahkemesinin genel hükümlere tabi alacak davası olarak işin esasına girmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Aynı yönde: Yargıtay 3. HD, E. 2009/8106, K. 2009/10088, T. 11.06.2009; Yargıtay 3. HD, E. 2012/18775, K. 2012/23545, T. 14.11.2012.

Yargıtay 3. HD, E. 2013/758, K. 2013/1491 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Geçerli bir nişanlanmadan doğan uyuşmazlıklar TMK’nın İkinci Kitabı kapsamında olduğundan Aile Mahkemesinde görülür; evlenme vaadinin varlığı e-posta ve mesajlaşma dökümleriyle de ispatlanabilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2016/2846, K. 2017/8285, T. 13.12.2017. Taraflar arasındaki yazışmalar evlenme vaadini kanıtladığından uyuşmazlığın TMK m.118 kapsamında olduğu saptanmış; Asliye Hukuk Mahkemesince işin esasına girilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Aynı yönde (geçerli nişanda görev): Yargıtay 3. HD, E. 2015/18310, K. 2017/4792, T. 05.04.2017.

Yargıtay 4. HD, E. 2016/2846, K. 2017/8285 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Resmi nişan töreninin yapılmadığı ve geleneksel anlamda nişanlılık olgusunun gerçekleşmediği durumlarda taraflar arasındaki uyuşmazlık aile hukukundan değil haksız fiilden kaynaklanır; bu hallerde Aile Mahkemesi görevsizlik kararıyla dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermekle yükümlüdür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/22515, K. 2018/9548, T. 04.10.2018. Tarafların gayri resmi olarak bir araya gelmesine dayanan bu davada nişanlılık ilişkisinin yasal unsurları oluşmadığından uyuşmazlık borçlar hukukunun haksız eylem hükümleri çerçevesinde çözümlenir. Aynı yönde: Yargıtay 3. HD, E. 2015/19759, K. 2017/6076, T. 26.04.2017; Yargıtay 3. HD, E. 2016/12022, K. 2018/2059, T. 05.03.2018.

Yargıtay 3. HD, E. 2016/22515, K. 2018/9548 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Resmi evlendirme işleminden sonra gerçekleştirilen takı töreni hukuki anlamda nişan merasimi değil takı merasimidir; bu nedenle tören sırasında takılan ziynet eşyalarına ilişkin uyuşmazlıklarda nişanlılık hükümleri değil genel hükümler uygulanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/21296, K. 2018/8658, T. 18.09.2018. Evlilik 26.12.2014 tarihinde gerçekleşmiş, tören ertesi gün yapılmıştır; bu törenin nişan olmadığı saptanmış ve bağışlamadan rücu davasının Aile Mahkemesinde değil Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

Yargıtay 3. HD, E. 2016/21296, K. 2018/8658 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Nişanın bozulması nedeniyle istenen maddi tazminat menfi zarara ilişkin olup yalnızca ilerideki evliliğe yönelik iyiniyetle yapılan harcamalar kapsama girer; nişanı duyurma amacıyla yapılan giderler bu kapsama dahil edilemez ve tazminat miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kültür seviyesi ile yerel gelenekler gözetilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 1989/566, K. 1990/10, T. 24.01.1990. Nişan sırasında yapılan masrafların nişanı duyurma amacına değil evliliğe hazırlık amacına yönelik olduğu dosyadan anlaşıldığından tazminata hükmedilmesinin kural olarak doğru olduğu; ancak miktarın ayrıca denetlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yargıtay HGK, E. 1989/566, K. 1990/10 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Nişanın bozulmasından doğan maddi tazminat davasında kusurlu davranışın ispatı davacıya aittir; kusur kanıtlanamadığı takdirde maddi tazminat talebi reddedilir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/14953, K. 2016/12329, T. 31.10.2016. Nişanın davalının kusurlu davranışları sonucu bozulduğunun ispat edilemediği bu davada maddi tazminat talebinin reddi sonuç itibarıyla doğru bulunmuş; mahkeme gerekçesindeki eksiklik giderilerek hüküm onanmıştır.

Yargıtay 3. HD, E. 2015/14953, K. 2016/12329 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Nişan bozulma tarihi zamanaşımı hesabının başlangıç noktasını oluşturduğundan bu tarihe ilişkin tanık beyanları arasındaki çelişki giderilmeden zamanaşımı gerekçesiyle ret kararı verilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/19738, K. 2015/15820, T. 14.10.2015. Nişanın bozulma tarihini farklı biçimde aktaran tanıklar yeniden dinlenerek çelişki giderilmeli ve tarih kesin olarak belirlenmeli; aksi hâlde hüküm bozulur.

Yargıtay 3. HD, E. 2014/19738, K. 2015/15820 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Nişan yüzüğü alışılmış hediye sayıldığından iadesi istenemez; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları alışılmışın dışında hediye olarak kabul edilir ve nişanın sona ermesi halinde verenler tarafından geri istenebilir; iade sırası aynen, mümkün değilse mislen, her ikisi de mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedeldir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/6945, K. 2025/7429, T. 17.09.2025. Nişan yüzüğünün alışılmışın dışında hediye sayılarak iadesine karar verilmesi hatalı bulunmuş; hükmün “aynen, olmadığı takdirde mislen” ibaresini içermemesi de usule aykırı sayılarak bozma sebebi yapılmıştır.

Yargıtay 2. HD, E. 2025/6945, K. 2025/7429 – Tam Metin

[Karar tam metni buraya — site yöneticisi elle ekleyecek]

Pratik Uygulama Tablosu

DurumHukuki SonuçDayanak
Yazılı sözleşme olmaksızın sözlü evlenme vaadiNişanlanma geçerli şekilde kurulur; ispat sorunu doğabilirTMK m.118/1 – şekil serbestisi
18 yaşını doldurmamış kişinin ebeveyni olmadan nişanlanmasıKüçüğü bağlamaz; velinin sonradan rızası geçerli kılarTMK m.118/2
Mahkemece kısıtlanan kişinin vasi rızası olmadan nişanlanmasıKısıtlıyı bağlamaz; tazminat sorumluluğu doğmazTMK m.118/2
Nişan töreninin yapılmamasıNişanlanmanın varlığını etkilemez; ispat güçleşirTMK m.118/1 – kurucu unsur yalnızca evlenme vaadi
Nişanlılık süresince taraflardan birinin ölümüNişanlılık kendiliğinden sona erer; hediye iadesi talep edilebilirTMK m.118 + m.122
Nişanlılığın haksız ve haklı sebepsiz bozulmasıTazminat ve hediye iadesi talepleri doğar; 1 yıllık zamanaşımı işlemeye başlarTMK m.118 + m.120 + m.122 + m.123
Nişan protokolüne cezai şart eklenmesiCezai şart geçersizdir; dava ve takip edilemezTMK m.119/2 – emredici yasak

Sık Sorulan Sorular

Nişanlanmak için mutlaka nişan töreni yapılması gerekir mi?

Hayır. TMK m.118 uyarınca nişanlanmanın tek kurucu unsuru karşılıklı evlenme vaadidir. Tören, alyans veya ailece bir araya gelme gibi sosyal pratikler nişanlanmanın varlığını ispat eden delil işlevi görür; ancak hukuki zorunluluk değildir. Nişanlanma yazılı ya da sözlü, resmi ya da gayriresmî şekilde kurulabilir.

17 yaşındaki biri nişanlanabilir mi?

17 yaşındaki biri, kanuni temsilcilerinin (anne-baba veya vasinin) rızası bulunması kaydıyla nişanlanabilir. Yasal temsilci rızası olmadan yapılan nişanlanma, küçüğü bağlamaz. Rıza sonradan da verilebilir; bu durumda nişanlanma başlangıçtan itibaren geçerli sayılır. Küçüğün rızasız nişanlanmasından tazminat sorumluluğu doğmaz.

Nişanlılık kaç yıl sürebilir? Azami bir süre var mı?

TMK, nişanlılık için herhangi bir azami süre öngörmemektedir. Nişanlılık süresi tarafların iradesine bırakılmıştır. Ancak nişanlılık ne kadar uzarsa, tarafların birbirine olan güveni ve bu güvene bağlı olarak yapılan harcamalar o ölçüde artar. Nişanın haksız bozulması halinde uzun süreli nişanlılık, tazminat miktarının belirlenmesinde mahkemece dikkate alınan bir unsurdur.

Nişanlılık, evlilik gibi hukuki sonuçlar doğurur mu?

Hayır. Nişanlılık, evlilikle kıyaslandığında çok daha sınırlı hukuki sonuçlar doğurur. Evlilik, geniş mal rejimi, miras ve soybağı sonuçları yaratırken; nişanlılık yalnızca sona erme halinde tazminat ve hediye iadesi hakları doğurur. Nişanlılar, birbirlerinin mirasçısı değildir; eşlere tanınan usul hukuku ayrıcalıklarından da yararlanamazlar.

Nişanlanma akıl hastasına karşı da açılabilir mi?

Mahkeme kararıyla kısıtlanan bir kişi, vasinin rızası olmaksızın nişanlanamaz. Ancak kısıtlama kararı olmaksızın ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun olan kişi o anlık irade beyanıyla nişanlanamaz; böyle bir nişanlanma da bağlayıcılık doğurmaz. Her hâlükârda mahkemeler, akıl sağlığı sorunlarını nişanlanmanın geçerliliği açısından ayrı bir yargılama konusu olarak değerlendirir.

Nişanlılık dönemindeki uyuşmazlıklara hangi mahkeme bakar?

Nişanlılık, TMK’nın İkinci Kitabında (Aile Hukuku) düzenlendiğinden tüm uyuşmazlıklar Aile Mahkemelerinde görülür. Görev, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Sonuç

TMK m.118, Türk aile hukukunda nişanlılık müessesesinin temel taşıdır. Bu madde, nişanlanmanın yalnızca evlenme vaadiyle ve hiçbir şekil şartına bağlı olmaksızın kurulduğunu; küçükler ve kısıtlılar bakımından ise yasal temsilci rızasının zorunlu olduğunu açık biçimde düzenler.

Maddenin pratik önemi, sonraki hükümlerle olan organik bağından kaynaklanır. Nişanlanma hukuken var olmaksızın tazminat, hediye iadesi veya zamanaşımı tartışması başlatılamaz. Bu nedenle nişanlılık uyuşmazlıklarında önce m.118 çerçevesinde nişanlanmanın varlığı ve geçerliliği belirlenmeli; ardından m.119 ila m.123 hükümleri uygulamaya konulmalıdır.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre nişanlanmanın en belirgin hukuki özelliği, taraflar arasında tesis ettiği güven statüsüdür. Bu statü, nişanın haksız bozulmasında tazminat sorumluluğunun özünü oluşturur. Güven statüsü, nişanlılık süresinin uzunluğuna, yapılan hazırlıkların kapsamına ve tarafların toplumsal konumuna göre şekillenir. Hakimler bu unsurları bir bütün olarak değerlendirerek her somut olayda adaletli bir çözüme ulaşır.

İletişim ve Hukuki Danışma

Nişanlılık hukukundan doğan uyuşmazlıklarda, tazminat davalarında veya hediye iadesi taleplerinizde profesyonel hukuki destek almak için Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, Bakırköy / İstanbul

Telefon: 0539 676 32 75

Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.