5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 7. maddesi, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin hukuki akıbetini düzenlemektedir. CMK madde 7, görevin kanunla belirlenmesi ilkesini ve re’sen görev denetimini yaptırım boyutuyla tamamlayan temel normdur. Kanun koyucu bu maddeyi, eski CMUK döneminde öğreti ve uygulamada tartışma yaratan “görevsiz mahkeme işlemlerinin akıbeti” sorununu kesin biçimde çözmek amacıyla yasaya eklemiştir. Ceza davanızda görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hukuki değerini ve bu durumun savunmanıza nasıl yansıyacağını değerlendirmek için deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile çalışmanız büyük önem taşır.
CMK Madde 7 Görevli Olmayan Hakim veya Mahkemenin İşlemleri Madde Metni
(1) Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.
Maddenin Sistematik Yeri ve Tarihsel Arka Planı
Yargıtay CGK’nın 2020/435 E., 2022/285 K. ve 2021/158 E., 2021/245 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere CMK’nın 7. maddesi; mahkemelerin görevini belirleyen 3. madde, re’sen görev kararını düzenleyen 4. madde ve görevsizlik kararı usulünü düzenleyen 5. madde ile sistematik bir bütünlük oluşturmaktadır. 1412 sayılı eski CMUK döneminde görevsiz mahkeme işlemlerinin akıbetine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyordu; bu eksiklik uygulama ve öğretide tartışmalara yol açıyordu. 5271 sayılı CMK, bu tartışmayı “hükümsüzlük” yaptırımını açıkça düzenleyerek sonlandırmıştır.
Yargıtay CGK’nın 2005/171 E., 2006/4 K. sayılı kararında eski dönemde bu kavramın tartışmalı olduğu ve usulünce bozulana kadar kararların bir hukuki değer taşıyıp taşımadığının tartışıldığı belirtilmiş; 5271 sayılı CMK ile “hükümsüzlük” kavramının netleştiği vurgulanmıştır.
Hükümsüzlük: Kavram ve Niteliği
CMK’nın 7. maddesindeki hükümsüzlük, işlemin hukuk dünyasında hiçbir sonuç doğurmaması anlamında değil, adil bir yargılama için işlemin görevli mahkeme huzurunda tekrarlanmasının zorunlu olması anlamında anlaşılmalıdır. Yargıtay CGK’nın 2020/435 E. sayılı kararında öğretide yetkisiz mahkeme işlemlerinin “yok hükmünde” sayılacağının kabul edildiği belirtilmiştir.
Hükümsüzlüğün hukuki niteliği bakımından Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2024/300 E., 2024/4224 K. ve CGK’nın 2018/605 E., 2022/172 K. sayılı kararlarında görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu vurgulanmıştır. Bu nitelendirme, söz konusu hükümsüzlüğün mutlak karakter taşıdığını ve taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/3893 E., 2024/6453 K. ve 8. Ceza Dairesi’nin 2024/300 E. sayılı kararlarında da görev konusunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında mahkemelerce ve Yargıtay tarafından resen dikkate alınması gerektiği açıkça teyit edilmiştir.
Temel Kural: Yenileme Zorunluluğu
CMK’nın 7. maddesinin temel sonucu, görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin görevli mahkeme tarafından usulüne uygun biçimde yeniden yapılması zorunluluğudur. Yargıtay CGK’nın 2015/1179 E., 2019/515 K. sayılı kararında bu ilkenin amacı açıkça ortaya konulmuştur: duruşmanın sözlülüğü, kanıtların doğrudan doğruyalığı (vasıtasızlık ilkesi) ve adil yargılanma hakkını korumak. Delillerin asıl görevli mahkeme huzurunda tartışılması güvencesi, yargılamanın meşruiyetinin temel taşlarından birini oluşturmaktadır.
Uygulamada en sık karşılaşılan ve bozma nedeni sayılan durum, görevsiz mahkemede dinlenen tanıkların görevli mahkemede yeniden dinlenmemesidir. Yargıtay CGK’nın 2020/435 E., Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2011/18814 E., 4. Ceza Dairesi’nin 2015/10182 E. ve 1. Ceza Dairesi’nin 2011/3863 E. sayılı kararlarının tamamında bu husus kararlılıkla vurgulanmıştır. Görevsiz mahkemede dinlenen tanıkların görevli mahkemede yeniden dinlenmeksizin hüküm kurulması mutlak bozma nedenidir.
Benzer biçimde Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2017/1781 E., 2018/1498 K. ve 4. Ceza Dairesi’nin 2016/8016 E., 2016/14104 K. sayılı kararlarında, görevsiz mahkemece toplanan delillerin (CD izletilmesi, belge okunması gibi) görevli mahkemede CMK’nın 217. maddesi uyarınca yeniden tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay CGK’nın 2020/435 E. sayılı kararında ise mağdurun vücudundaki kırıkların niteliğinin tespiti için yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerektiği ortaya konulmuştur. Bu karar, tıbbi tespit ve bilirkişi incelemesi gibi işlemlerin de görevli mahkemece yenilenmesi gerektiğini açıkça göstermektedir.
“Yenilenmesi Mümkün Olmayanlar” İstisnası
CMK’nın 7. maddesindeki tek istisna, “yenilenmesi mümkün olmayan işlemler”dir. Bu istisna; maddi gerçeğin kaybolmasını önlemek ve usul ekonomisini sağlamak amacıyla getirilmiştir. Hangi işlemlerin bu kapsamda değerlendirileceği, somut olayın özelliklerine göre belirlenir; temel ölçüt, işlemin tekrar yapılma olanağının bulunup bulunmadığıdır.
Yargıtay CGK’nın 2015/1179 E. sayılı kararında bu istisnanın en tipik örneği olarak bir tanığın görevli mahkeme aşamasına gelindiğinde ölmüş olması gösterilmiştir. Bu durumda önceki beyan geçerliliğini korur ve hükmün gerekçesinde kullanılabilir. Aynı mantık mağdurun ölümü için de geçerlidir. Öte yandan keşif tutanaklarındaki anlık tespitler gibi somutlaşmış ve tekrarı imkânsız hale gelmiş durum saptamaları da yenilenmesi mümkün olmayan işlemler kapsamında değerlendirilebilir.
Yargıtay CGK’nın 2020/435 E. sayılı kararında, tutuklama kararlarının bu kapsamda değerlendirildiği görülmektedir. Kararda “tutuklama kararları geçerliliğini sürdürürken” ifadesine yer verilmiş; koruma tedbiri niteliğindeki tutuklama kararlarının, görevsiz mahkemece verilmiş olsa dahi doğası gereği hükümsüz sayılmayıp geçerliliğini koruyacağı kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, kamu güvenliği gerekçesiyle koruma tedbirlerinin sürekliliğini sağlamaya yönelik pratik bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır.
Hükümsüzlüğün Tespiti ve Bozma Nedeni
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2025/2497 E. ve 6. Ceza Dairesi’nin 2015/4612 E., 2015/46017 K. sayılı kararlarında, hükümsüzlüğün tespiti halinde görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin hukuka aykırı kabul edildiği ve bozma kararı verildiği görülmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2022/1856 E. ve Yargıtay CGK’nın 2018/605 E. sayılı kararlarında da görevsizlik ve buna bağlı hükümsüzlük durumlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırılık ve bozma nedeni oluşturduğu vurgulanmıştır.
Görev hususu kamu düzeninden olduğu için Yargıtay, temyiz incelemesinde CMK’nın 7. maddesine aykırılığı doğrudan bozma nedeni olarak uygulamaktadır. Tarafların bu itirazı ileri sürüp sürmemesi sonucu değiştirmez; Yargıtay bu denetimi resen yapmaktadır. İncelenen Yargıtay daire kararlarının tamamı (1. CD, 3. CD, 4. CD başta olmak üzere) bu içtihadı istikrarlı biçimde uygulamaktadır.
Görevli Mahkemede İşlemlerin Yenilenmesi Usulü
Yargıtay CGK’nın 2015/1179 E. ve 4. Ceza Dairesi’nin 2016/8016 E. sayılı kararlarına göre, görevli mahkeme dosyayı devraldığında iddianamenin kabulü hariç olmak üzere tüm duruşma işlemlerini, tanık dinlemelerini ve delil tartışmalarını bizzat yeniden yapmalıdır. Sanık yeniden sorguya çekilmeli, tanıklar yeniden dinlenmeli ve deliller CMK’nın 217. maddesi uyarınca mahkeme huzurunda tartışılmalıdır.
Görevsizlik kararı veren mahkemede yapılan sanık sorgusunun görevli mahkemede yenilenmemesi savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve bozma nedeni oluşturur. Yargıtay CGK’nın 2008/90 E., 2008/100 K. sayılı kararında bu husus açıkça ortaya konulmuştur. Öte yandan Yargıtay CGK içtihadına göre görevsizlik kararı vererek görüşünü açıklayan hâkim, aynı davaya daha sonra üst dereceli mahkemede bakamaz; bu husus hâkimin tarafsızlığı güvencesiyle doğrudan ilişkilidir. Bakırköy ceza avukatı olarak Bakırköy Adliyesi’nde görülen davalarda, görevsiz mahkemede alınan ifade ve yapılan sorgunun yenilenmesi zorunluluğunu zamanında tespit etmek savunma stratejisi açısından belirleyici avantaj sağlamaktadır.
Zamanaşımı Üzerindeki Etkisi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 2023/6480 E., 2023/6401 K. sayılı kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “görevsiz mahkemede yapılan savunmanın dava zamanaşımını kesmeyeceği” ve bu işlemin hükümsüz olduğu ileri sürülmüştür. Daire, somut olayda olağan dava zamanaşımı süresinin dolmadığını belirterek bu iddiayı reddetmiş; ancak görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin zamanaşımını kesip kesmeyeceği konusunda kesin bir içtihat oluşturmak yerine somut sonuca odaklanmıştır. Bu alan, uygulamada henüz kesin biçimde çözüme kavuşturulmamış bir belirsizlik barındırmaktadır. Bir görüşe göre işlem hükümsüz olduğundan zamanaşımını kesemez; karşı görüşe göre ise üst mahkemenin sonradan görevsizliği anlaması ve davayı devralması, sürecin kesintisiz devam ettiğini gösterir ve zamanaşımı işler.
Yetki ile Görev Arasındaki Fark: CMK Madde 20 ile Karşılaştırma
CMK’nın 7. maddesiyle düzenlenen görevsizlik hükümsüzlüğü, CMK’nın 20. maddesindeki yetkisizlik durumundan farklı sonuçlar doğurur. Yetkisiz mahkemenin işlemleri, yalnızca yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz; işlemin içeriğine ve niteliğine göre değerlendirme yapılır. Buna karşın CMK’nın 7. maddesi kapsamındaki görevsiz mahkeme işlemleri kural olarak hükümsüzdür. Bu ayrım özellikle yetkili mahkemenin hangi işlemleri yenileyip yenilemeyeceği konusunda pratik önem taşımaktadır. Kanunilik ilkesi bağlamında değerlendirildiğinde bu fark, sanığın önceden hangi mahkemede yargılanacağını bilmesinin ve bu mahkemede eksiksiz yargılanmasının bir güvencesidir.
İstinabe Yoluyla Yapılan İşlemlerin Durumu
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2021/27039 E., 2025/2696 K. ve 2022/11414 E., 2024/10651 K. sayılı kararlarında, ağır ceza mahkemesinin kendi yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesine istinabe yoluyla ifade aldırmasının doğrudan doğruyalık ve güvenceli mahkeme ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmıştır. İstinabe yoluyla alınan ifadelerin CMK’nın 7. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Bir görüşe göre görevsiz mahkeme işlemi sayılmaksızın delil olarak kullanılabilecek; karşı görüşe göre ise doğrudan doğruyalık ilkesini zedelediğinden kısıtlayıcı yorumla ele alınmalıdır. Bu tartışma, 7. maddenin uygulama sınırlarının henüz tümüyle netleşmemiş olduğunu göstermektedir.
Öte yandan özel yetkili savcılıklarca CMK’nın 135. maddesi kapsamında alınan iletişimin denetlenmesi kararlarının, sonradan görevsizlik anlaşılsa dahi delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı da ayrı bir tartışma konusudur. Bu tür koruma tedbirlerinin yenilenmesi mümkün olmayan ya da etkisini tamamlamış işlemler olarak kabul edilmesi, hükümsüzlük kuralının bu alana uygulanmasını fiilen sınırlandırmaktadır.
Görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması, mahkemelerin bu konuyu her aşamada resen araştırma zorunluluğunu doğurduğu gibi, tarafların da yargılamanın herhangi bir aşamasında görevsiz mahkemedeki işlemlerin hükümsüzlüğünü ileri sürme hakkını saklı tutmaktadır. Bu güvence, cezanın şahsiliği ve adil yargılanma ilkeleriyle birlikte ceza yargılamasının temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır.
Sonuç
CMK’nın 7. maddesi, görev kurallarına aykırılığın somut yaptırımını düzenleyen ve adil yargılanma hakkının usul boyutunu koruyan temel bir normdur. Görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüzlüğü kural; yenilenmesi mümkün olmayan işlemlerin geçerliliği ise istisnayı oluşturmaktadır. Tanık beyanları, bilirkişi raporları, delil tartışmaları ve sanık sorgusu gibi esasa etkili tüm işlemlerin görevli mahkemede yenilenmesi zorunludur; aksi hal mutlak bozma sebebidir. Ceza davanızda görevsiz mahkemede yürütülen yargılamayla karşılaşıldığında haklarınızı etkin biçimde korumak için bir ceza avukatı ile çalışmanız kritik önem taşır.
İletişim & Danışma
Görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hükümsüzlüğü ve bu işlemlerin yenilenmesi zorunluluğu, ceza davalarında savunma stratejisini doğrudan şekillendiren usul kurallarıdır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak görev itirazları, görevsiz mahkemede alınan ifadelerin ve yapılan sorguların hukuki değeri ile işlemlerin yenilenmesi sürecinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Görevsiz mahkemede yapılan işlemlerin hükümsüzlüğünü zamanında tespit etmek ve savunma stratejinizi buna göre şekillendirmek için ağır ceza avukatı Fatih Sefer ile çalışmanız belirleyici sonuçlar doğurabilir. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.