2026 itibarıyla Türk ceza yargılamasında davanın nakli kurumu; aşiret ve kan davası kaynaklı çatışma risklerinden adliye binasının fiziksel yetersizliğine, mahkeme heyetinin oluşturulamamasından kamu güvenliği tehlikesine kadar uzanan geniş bir yelpazede uygulama alanı bulmaktadır. CMK’nın 19. maddesi, kanuni hâkim ilkesinin istisnasını oluşturan bu kurumu sıkı koşullara bağlamış; Yargıtay ise nakil taleplerini “ciddi ve yakın tehlike” ölçütüyle titizlikle denetlemektedir. Kurumun sınırlarını kavramadan ne nakil talebi doğru kurgulanabilir ne de haksız naklin yarattığı savunma zararı giderilebilir.
CMK Madde 19’un Sistematik Konumu ve Amacı
CMK madde 19; hukuki veya fiili sebeplerle mahkemenin görevini yerine getirememesi ya da kamu güvenliği tehlikesi hâlinde davanın başka yere nakline, duruşmanın ise il sınırları içinde başka bir mekânda yapılmasına olanak tanıyan, kanuni hâkim ilkesinin istisnasını oluşturan özel yetki normudur.
Davanın nakli kurumu, yetki kurallarının istisnai bir görünümüdür. Maddenin sistematik yapısı üç fıkradan oluşmaktadır: hukuki veya fiili sebeplerle mahkemenin görevini yapamaması (m. 19/1); kamu güvenliği nedeniyle nakil (m. 19/2); ve duruşmanın il sınırları içinde başka yerde yapılması (m. 19/3). 24/11/2016 tarihli değişiklikle madde başlığına “duruşmanın başka yerde yapılması” ifadesi de eklenmiştir.
Davanın nakli, Anayasa’nın 37. maddesinde düzenlenen kanuni hâkim (tabii hâkim) ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. Maddenin gerekçesinde bu ilişki açıkça şu şekilde belirtilmiştir: “Tabiî hâkim kavramı ile olan ilişki nedeniyle madde, davanın nakline ilişkin koşulları özenle belirlemiştir.” Naklin kanuni hâkim ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceği, zira kanunla önceden belirlenmiş objektif kurallara dayandığı hem Anayasa Mahkemesi’nin 11.07.2018 tarihli norm denetimi kararında (E. 2017/32, K. 2018/81) hem de Anayasa Mahkemesi’nin 26.05.2022 tarihli bireysel başvuru kararında (B. 2017/7592) kabul edilmiştir. Nakil kurumu; adil yargılanma hakkını korumak amacıyla ve hukuk kuralları çerçevesinde yapıldığı müddetçe kanuni hâkim ilkesine aykırı sayılmaz; zira sanığa tanınan yer yönünden yetki güvencesinin kaldırılması daha üstün bir yarar olan adil yargılanma hakkının gereği olabilmektedir.
Naklin istisnai niteliği tüm içtihatlarda kararlılıkla korunmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/10934 E., 2023/11400 K. sayılı kararında yalnızca soyut gerekçelere ya da sanık müdafiinin talebine dayanılarak nakil kararı verilemeyeceği vurgulanmış; tehlikenin somut, ciddi ve yakın olması şartı aranmıştır.
Hukuki Sebeplerle Davanın Nakli (CMK m. 19/1)
CMK’nın 19/1. maddesi uyarınca yetkili hâkim veya mahkeme hukuki sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa davanın nakli gündeme gelir. Hukuki engellere en belirgin örnek; hâkimlerin davadan çekilmesi veya reddi hâkim taleplerinin kabul edilmesidir. CMK’nın 22. maddesi uyarınca hâkimin davaya bakmaktan yasaklı olması ya da CMK’nın 28. maddesi gereğince ret isteminin kabulü üzerine o yerde mahkeme heyetini oluşturacak başka hâkim bulunmaması durumunda hukuki sebep oluşmaktadır.
Mahkeme heyetinin hiçbir koşulda oluşturulamaması zorunlu koşuldur. Yetkili mahkemenin yargı çevresinde görev yapan başka hâkimlerle heyetin yeniden kurulması mümkünse nakil gerekmeyebilmektedir. Bu ayrım uygulamada kritik önem taşımaktadır: yargı çevresindeki tüm hâkimlerin çekilmesi ya da reddedilmesi ile yalnızca bir kısmının çekilmesi birbirinden farklı sonuçlar doğurmaktadır.
Fiili Sebeplerle Davanın Nakli (CMK m. 19/1)
Fiili sebepler, mahkemenin iradesi dışında gerçekleşen ve yargılamanın fiziksel olarak yürütülmesini engelleyen durumlardır. Ölüm, hastalık, deprem ve duruşma salonunun yetersiz kalması fiili engel kapsamında değerlendirilmektedir. Savaş, yangın ve yer sarsıntısı gibi afetler de fiili sebep kapsamında nakli mümkün kılmaktadır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2024/7262 E., 2024/8702 K. sayılı kararında adliye binasının fiziki yetersizliği ve duruşma salonunun darlığı gibi güvenlik risklerine ilişkin bir talep değerlendirilmiş; bu tür fiziki yetersizliklerin tek başına nakil sebebi olamayacağı, kolluk tedbirleriyle sorunun aşılabileceği gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Bu karar önemli bir ilke ortaya koymaktadır: fiili engelin gerçekten aşılamaz nitelikte olması gerekmekte, geçici ve giderilebilir güçlükler nakil için yeterli sayılmamaktadır.
Geçici ve kalıcı engel ayrımı da nakil kararının sınırlarını çizmektedir. Davanın görüldüğü yerde mahkemeyi oluşturabilecek yargıçların bulunması ya da ikame imkânının mevcut olması hâlinde nakle başvurulmayabilmektedir. Nakil kararından önce mutlaka alternatiflerin tüketilmesi zorunludur.
Davanın Nakline Karar Vermeye Yetkili Merciler
Hukuki veya fiili sebeplerle davanın nakline karar verme yetkisi kural olarak yüksek görevli mahkemeye aittir. 5235 sayılı Kanun’un 37/3. maddesi uyarınca yargı çevresindeki ilk derece mahkemelerinde hukuki veya fiili engeller çıkması hâlinde nakil kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilmektedir. BAM’ın yetki sınırlarını aşan durumlarda ise Yargıtay devreye girmektedir.
Kamu güvenliği sebebiyle nakillerde (CMK m. 19/2) yetki münhasıran Yargıtay’a aittir; Adalet Bakanı’nın istemi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi nakil konusunda karar vermektedir. Bu ayrım usul açısından belirleyicidir: hukuki veya fiili sebeplerle nakil talepleri BAM üzerinden yürütülürken kamu güvenliği talepleri doğrudan Adalet Bakanlığı ve Yargıtay sürecine taşınmaktadır.
Kanun, davanın “başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye” nakledilmesini öngörmektedir. Nakil yapılacak mahkemenin yüksek mahkemenin yargı çevresi içinde bulunması ve görev yönünden yetkili olması gerekmektedir. Uygulamada bir Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının başka bir ildeki Ağır Ceza Mahkemesine (örneğin Şanlıurfa’dan Konya’ya), bir Asliye Ceza dosyasının ise başka bir ilde görevli Asliye Ceza Mahkemesine (örneğin Hakkari’den Isparta’ya) nakledildiği görülmektedir.
Kamu Güvenliği Sebebiyle Davanın Nakli (CMK m. 19/2)
Kamu güvenliği nedeniyle nakil, davanın yetkili mahkemede görülmesinin toplum güvenliği için tehlike oluşturması hâlinde başvurulan mekanizmadır. Kamu güvenliği kavramı; davanın olağan yetki kurallarına göre belirli bir yerde görülmesi sırasında o yerde ya da çevresinde kamu düzeninin bozulabileceği, tarafların, tanıkların ve hatta mahkemenin tehdit altında kalabileceği durumları kapsamaktadır.
Nakil kararlarında en sık karşılaşılan gerekçeler şunlardır. Aşiret ve aile husumetleri ile kan davası riski; tarafların kalabalık ailelere veya aşiret yapısına mensup olması ve olayın kan davasına dönüşmesi hâlinde nakle hükmedilmektedir (Yargıtay 5. CD, 2020/1956 E., 2020/10099 K.; 2021/2878 E., 2021/1516 K.). Toplumsal infial riski; suçun niteliği gereği ilde infial uyandırması ve provokatif eylem ihtimalinin somut biçimde mevcut olması nakil için yeterli zemin oluşturmaktadır (Yargıtay 5. CD, 2022/4294 E., 2022/6509 K.). Çatışma ve kaçırma tehlikesi; tarafların adliye veya cezaevi nakli sırasında karşılaşması hâlinde silahlı çatışma, kaçırma veya öldürme ihtimalinin ciddi ve yakın biçimde tespiti kararın temelini oluşturmaktadır (Yargıtay 5. CD, 2025/7862 E., 2025/10178 K.).
Adalet Bakanı’nın nakil talebine ilişkin süreç şöyle işlemektedir: süreç genellikle Valilik ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görüşleri doğrultusunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün talepte bulunmasıyla başlar. Bakanlık dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir, oradan da ilgili Yargıtay dairesine tebliğname ile iletilir (Yargıtay 5. CD, 2022/4559 E., 2022/7406 K.). Adalet Bakanlığı’nın 01/01/2006 tarihli ve 19 sayılı genelgesi bu sürece dayanak oluşturmaktadır.
Yargıtay, Bakanlığın talebiyle bağlı değildir; somut olayın özelliklerini bağımsız biçimde inceleyerek karar verir. Tehlikenin “ciddi ve yakın” olması aranmakta; kolluk güçlerinin önleme imkânlarının yeterli olduğu, SEGBİS ile katılımın mümkün olduğu ya da önceki duruşmalarda olay çıkmadığı durumlarda nakil talebi reddedilmektedir (Yargıtay 5. CD, 2025/5802 E., 2025/8213 K.; 2024/1746 E., 2024/1916 K.; 2025/6080 E., 2025/8246 K.). 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre Yargıtay 5. Ceza Dairesi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiret yapısı, kan davaları ve çok taraflı dosyalarda nakil taleplerini kabul etme eğilimindeyken; riskin soyut kaldığı ya da yerel kolluk önlemlerinin yeterli sayıldığı durumlarda talepleri reddetmektedir.
Kamu güvenliği nedeniyle verilmiş nakil kararı geri alınamamaktadır. Nakil sebebi ortadan kalkmış olsa bile nakledilen mahkeme davaya bakmaya devam etmek zorundadır; bu kural yargılamanın istikrarı ve hukuki öngörülebilirlik açısından belirleyici bir güvence işlevi görmektedir.
Duruşmanın Başka Yerde Yapılması (CMK m. 19/3)
Davanın nakli ile duruşmanın başka yerde yapılması birbirinden farklı iki kurumdur. Davanın naklinde dosya tamamen başka bir yargı çevresine taşınırken, duruşmanın başka yerde yapılmasında yargılama aynı mahkemenin yetkisinde kalmakta; yalnızca duruşmanın fiziksel mekânı değişmektedir. Davaya asıl yetkili mahkeme bakmayı sürdürür, yalnızca duruşma o mahkemenin bulunduğu yer dışında başka bir mekânda icra edilir.
CMK’nın 19/3. maddesi kapsamında mahkeme, duruşmanın ancak aynı il sınırları içerisinde bir yerde yapılmasına karar verebilir; il sınırları dışına çıkma yetkisi bulunmamaktadır. Bu sınır, taşınan duruşmanın hâlâ aynı coğrafi çevrede kalmasını güvence altına almaktadır.
Mahkeme bu kararı resen alabilmektedir. Duruşma güvenlik gerekçesiyle (örneğin dar sokaklar ya da güvenlik zafiyeti bulunan adliye konumu) veya fiili sebepler nedeniyle (duruşma salonunun yetersizliği gibi) cezaevi kampüsü ya da uygun kapasiteli başka bir mekâna taşınabilir. Bu fıkradaki “güvenlik gerekçesi”, CMK’nın 19/2. maddesindeki kamu güvenliği kavramından farklı olarak duruşma düzenini sağlamaya yönelik daha yerel ve yönetilebilir riskleri kapsamaktadır.
Duruşma Nakli Kararına Karşı İtiraz
CMK’nın 19/3. maddesi uyarınca verilen duruşmanın il sınırları içinde başka yerde yapılması kararına karşı itiraz yolu açıktır. Buna karşılık, kamu güvenliği nedeniyle davanın nakline ilişkin CMK’nın 19/2. maddesi kapsamındaki Yargıtay kararlarına karşı itiraz mümkün değildir. Bu asimetrik yapı —duruşma nakline itiraz açık, dava nakline itiraz kapalı— uygulamada savunmanın seçenek haritasını doğrudan şekillendirmektedir.
Duruşma nakli kararına itirazda genel hükümler uygulanmaktadır. Kararın taraflara tebliği ve savunma alınması “mahkemeye erişim hakkı” ile “hukuki dinlenilme hakkı” açısından zorunludur; Anayasa Mahkemesi bu usul güvencesini bireysel başvuruların denetim eksenine yerleştirmiştir.
Nakil Kararının Hukuki Sonuçları
Nakil kararı verildiğinde dosya nakledilen mahkemeye gönderilir ve yargılama yetkisi bu mahkemeye geçer. Nakil kararı öncesinde yapılan işlemler geçerliliğini korumaktadır; yargılama kaldığı yerden devam etmektedir. Önceki usul ve esas işlemler yeniden yapılmaz.
Kamu güvenliği nedeniyle verilmiş nakil kararının geri döndürülemezliği önemli bir sonuç doğurmaktadır: nakil sebebinin ortadan kalkması bile mahkemenin değişmesini sağlamamaktadır. Bu kural, özellikle uzun süreli davalarda nakledilen yerde yargılamayı derinleştiren ve yerel unsurları dışarıda bırakan bir etki yaratmaktadır.
Tarafların nakil talebinde bulunma imkânı da farklılaşmaktadır. Hukuki ve fiili sebeplerle nakilde sanık, müdafi ve diğer ilgililer talepte bulunabilirken; kamu güvenliği nedeniyle nakilde talep yetkisi münhasıran Adalet Bakanı’na aittir. Sanık müdafiinin doğrudan Yargıtay’a başvurması usule uygun değildir; talep yerel makamlar üzerinden Adalet Bakanlığı’na iletilmektedir.
Adil Yargılanma Hakkı ve Savunma Boyutu
Nakil kararları adil yargılanma hakkı açısından çift yönlü değerlendirilmektedir. Bir yanda yargılamanın güvenli biçimde yürütülmesini sağlayan meşru amacı; öte yanda sanığın ve mağdurun mahkemeye erişimini ağırlaştıran olumsuz boyutu bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu dengeyi yargısal denetiminin merkezine almaktadır.
AYM’nin 09.11.2017 tarihli kararı (B. 2014/1982) bu dengenin somut sınırlarını çizmektedir: Hakkari’den Isparta’ya gerçekleştirilen yaklaşık 1.500 km’lik nakilde mağdurun ekonomik durumu ve mesafenin katılımı fiilen engellemesi nedeniyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmiştir. Buna karşılık AYM’nin 16.06.2022 tarihli kararında (B. 2020/10681) SEGBİS kullanımı ve avukat temsili mevcut olduğunda mesafenin tek başına hak ihlali sayılmayacağı kabul edilmiştir.
Nakil kararlarının gerekçeli olması hem Anayasa Mahkemesi hem de Yargıtay tarafından aranmaktadır. AYM içtihadına göre nakil kararları, naklin neden zorunlu olduğunu ortaya koyan gerekçenin yanı sıra nakledilecek yerin belirlenmesinde hangi kriterlerin (ulaşım imkânları, güvenlik, makul süre) gözetildiğini de içermelidir. Nakledilen yerin seçimindeki keyfilik, başlı başına hak ihlali gerekçesi oluşturabilmektedir.
SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulaması nakil kararlarının sonuçlarını önemli ölçüde yumuşatmaktadır. Teknolojik katılım imkânının artması, fiziki mesafe kaynaklı hak ihlali iddialarının reddedilmesinde belirleyici rol oynamaktadır; bu nedenle kovuşturma aşamasında avukat olarak görev yapan hukukçunun SEGBİS üzerinden katılım imkânını savunma stratejisine entegre etmesi büyük önem taşımaktadır.
CMK Madde 19 Hakkında Emsal Yargıtay ve AYM Kararları
Nakil talebi “ciddi ve yakın tehlike” olmaksızın reddedilir; soyut gerekçe yeterli değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2023/10934 E., 2023/11400 K. sayılı kararında yalnızca sanık müdafiinin talebi veya soyut güvenlik endişeleri gerekçesiyle nakil kararı verilemeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.
Kolluk önlemleriyle giderilebilecek güvenlik riski nakil sebebi oluşturmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2025/5802 E., 2025/8213 K. ve 2024/1746 E., 2024/1916 K. sayılı kararlarında önceki duruşmalarda olay çıkmaması, SEGBİS imkânının varlığı veya kolluk güçlerinin önleme kapasitesinin yeterliliğini nakli engelleyen faktörler olarak belirlemiştir.
Aşiret yapısı ve kan davası riski nakil için somut gerekçe oluşturabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2020/1956 E., 2020/10099 K. ve 2021/2878 E., 2021/1516 K. sayılı kararlarında kan davasına dönüşme tehlikesi bulunan ve aşiret mensubu tarafları olan davalarda nakil talebini kabul etmiştir.
Toplumsal infial ve provokatif eylem ihtimali nakil gerekçesi sayılabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2022/4294 E., 2022/6509 K. sayılı kararında suçun niteliği gereği ilde infial uyandıran ve provokatif eylem ihtimalinin somut biçimde değerlendirildiği davada nakil talebini yerinde bulmuştur.
1.500 km nakilde mahkemeye erişim engeli yaşam hakkının usul boyutunu ihlal eder. Anayasa Mahkemesi, 09.11.2017 tarihli kararında (B. 2014/1982) Hakkari’den Isparta’ya yapılan nakilde mağdurun ekonomik yetersizlik ve mesafe nedeniyle duruşmalara katılamamasının yaşam hakkının usul boyutunu ihlal ettiğine hükmetmiştir.
SEGBİS ve avukat temsili varsa mesafe tek başına hak ihlali değildir. Anayasa Mahkemesi, 16.06.2022 tarihli kararında (B. 2020/10681) katılım için teknolojik imkânın ve avukat temsilinin mevcut olduğu hâllerde mesafenin adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceğini kabul etmiş; bu içtihat nakil davalarının temel denklemi hâline gelmiştir.
Nakil kararları gerekçeli olmalı; nakledilecek yerin seçimindeki keyfilik ihlal nedenidir. Anayasa Mahkemesi, 26.05.2022 tarihli kararında (B. 2017/7592) nakil kararının hem zorunluluğunu hem de nakledilecek yerin belirlenmesindeki kriterleri (ulaşım, güvenlik, makul süre) içermesi gerektiğini; bu unsurların yokluğunun başlı başına hak ihlali doğurabileceğini ortaya koymuştur.
Sıkça Sorulan Sorular
Sanık, davasının başka ile nakledilmesini nasıl talep edebilir?
Hukuki veya fiili sebepler söz konusuysa sanık ve müdafi yüksek görevli mahkemeye (BAM) başvurabilir. Kamu güvenliği sebebiyle nakil taleplerinde ise talep yetkisi münhasıran Adalet Bakanı’na aittir; sanık müdafii doğrudan Yargıtay’a başvuramaz. Bu hâlde yerel makamlar (Valilik, Cumhuriyet Başsavcılığı) üzerinden Adalet Bakanlığı’na bildirimde bulunulması ve Bakanlığın süreci başlatması gerekmektedir.
Nakil kararına karşı ne yapılabilir?
Kamu güvenliği nedeniyle verilen Yargıtay nakil kararlarına karşı itiraz yolu kapalıdır. Duruşmanın il sınırları içinde başka yerde yapılması kararına karşı ise itiraz mümkündür. Nakil kararlarının gerekçesiz ya da nakledilen yerin keyfi seçilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açık tutulmaktadır; AYM bu başvuruları adil yargılanma hakkı kapsamında incelemektedir.
Nakil kararı öncesinde yapılan işlemler geçerli midir?
Evet. Nakil kararı öncesinde yapılan tüm usul ve esas işlemler geçerliliğini korumaktadır. Görevsiz mahkemede yapılan işlemlerden farklı olarak nakil hâllerinde önceki işlemlerin yenilenmesi gerekmemekte; yargılama kaldığı yerden devam etmektedir.
Kamu güvenliği gerekçesi ortadan kalkarsa dosya eski mahkemeye döner mi?
Hayır. Kamu güvenliği nedeniyle verilen nakil kararı geri alınamamaktadır. Nakil sebebi sonradan ortadan kalkmış olsa bile nakledilen mahkeme davaya bakmaya devam eder. Bu kural yargılamanın istikrarı açısından zorunlu kabul edilmektedir.
Davanın nakli ile duruşmanın başka yerde yapılması arasındaki fark nedir?
Davanın naklinde dosya tamamen başka bir yargı çevresindeki mahkemeye taşınır ve yargılama yetkisi değişir. Duruşmanın başka yerde yapılmasında ise yargılama yetkisi aynı mahkemede kalmakta; yalnızca duruşmanın fiziksel mekânı değişmektedir. Duruşma nakli il sınırlarını aşamaz; dava nakli ise farklı illere kadar uzanabilmektedir.
SEGBİS ile duruşmaya katılım, nakil sonrası hak ihlali iddiasını engeller mi?
Anayasa Mahkemesi’nin 2022 tarihli içtihadına göre SEGBİS imkânı ve avukat temsili mevcutsa uzak mesafe tek başına adil yargılanma hakkı ihlali oluşturmamaktadır. Bununla birlikte, sanığın fiziksel katılımının zorunlu olduğu duruşmalarda (örneğin yüzleştirme, teşhis) SEGBİS’in savunma hakkını tam anlamıyla karşılayıp karşılamadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
CMK’nın 19. maddesi; hukuki, fiili veya kamu güvenliği gerekçesiyle yargılamanın başka bir mekâna taşınmasına olanak tanıyan istisnai bir düzenlemedir. Nakil kurumu kanuni hâkim ilkesinin bir istisnasını oluştururken; aynı zamanda adil yargılanmanın daha güvenli koşullarda sağlanmasının da gereğidir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre nakle karar verilebilmesi için tehlikenin soyut değil somut, geçici değil ciddi ve yakın olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi ise nakil kararlarını; gerekçenin yeterliliği, nakledilen yerin seçimindeki nesnel kriterler ve tarafların yargılamaya etkili katılım imkânı açısından titizlikle denetlemektedir. SEGBİS’in yaygınlaşması mesafe kaynaklı hak ihlali iddialarını büyük ölçüde daraltmış olsa da nakledilen mahkemede fiziksel katılımın zorunlu olduğu duruşma türlerinde savunma hakkının korunması ayrıca gözetilmelidir. Bu dengeyi doğru okumak ve 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadını takip etmek, nakil süreçlerinde etkili savunmanın temel ön koşulunu oluşturmaktadır.
İletişim & Danışma
Davanızın nakledilmesi ya da naklin savunmanıza etkileri konusunda profesyonel hukuki destek almanız kritik önem taşımaktadır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 19. maddesi kapsamındaki nakil talepleri, itiraz süreçleri ve nakil kararlarının savunmaya yansımaları konusunda müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.