Kovuşturma Nedir?

Kovuşturma, Cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar süren asıl yargılama evresidir (CMK m. 2/1-f, m. 175). İddianamenin kabulüyle kamu davası açılır, şüpheli artık sanık sıfatını kazanır ve dosya savcılıktan çıkıp mahkemenin önüne gelir. Soruşturmadan farklı olarak kovuşturma kural olarak aleni, sözlü ve duruşmalı yürütülür; delillerin tartışıldığı, iddia ve savunmanın karşılıklı çatıştığı ve nihayetinde bir hükme varıldığı aşamadır. Aşağıda kovuşturma evresinin nasıl başladığını, hangi aşamalardan geçtiğini ve nasıl sonuçlandığını 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve güncel Yargıtay içtihatları ışığında açıklıyoruz.

Kovuşturma Nedir? Tanımı ve Başlangıcı

Kovuşturma evresi, CMK m. 2/1-f’de “iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre” olarak tanımlanır (Yargıtay 9. CD, E. 2021/21128, K. 2025/2024, T. 12.03.2025). Bu evre, CMK m. 175 gereğince iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi kararıyla başlar ve bu kararla birlikte kamu davası açılmış olur.

Bu statü değişikliğinin en önemli sonucu, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan şüphelinin, kovuşturmanın başlamasıyla birlikte sanık sıfatını kazanmasıdır (CMK m. 2/1-b). Sanık sıfatının kazanılmasıyla birlikte adil yargılanma hakkı çerçevesinde duruşmada hazır bulunma, delil sunma, tanık dinletme ve savunma yapma gibi temel haklar doğrudan devreye girer. Şüpheli ile sanık statüsü arasındaki ayrıntılı fark şüpheli ile sanık arasındaki fark makalesinde ele alınmaktadır.

Kovuşturma ile Soruşturma Arasındaki Fark

Ceza muhakemesi süreci birbirini takip eden iki ana evreye ayrılır. Aralarındaki temel farkları aşağıdaki tabloda özetledik:

KriterSoruşturmaKovuşturma
Yürüten makamCumhuriyet savcısıMahkeme
Kişinin sıfatıŞüpheliSanık
NiteliğiGizli ve yazılı hazırlık evresiAleni, sözlü ve duruşmalı yargılama evresi
AmaçYeterli şüphe olup olmadığının tespitiDelillerin tartışılıp uyuşmazlığın hükme bağlanması
Başlangıç/bitişSuç şüphesinin öğrenilmesi → iddianamenin kabulüİddianamenin kabulü → hükmün kesinleşmesi

Sürecin bütününe kuşbakışı bakmak için ceza muhakemesinin aşamaları makalesine, soruşturma evresinin işleyişi için soruşturma evresi makalesine bakabilirsiniz.

Kovuşturmayı Hangi Mahkeme Yürütür? Görev Kuralları

Kovuşturma evresini ceza mahkemeleri yürütür. Suçun kanunda öngörülen ceza miktarı ve niteliğine göre görevli mahkeme değişir: daha hafif suçlarda asliye ceza mahkemesi, ağır yaptırım gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesi görevlidir. Ayrıca çocuk mahkemeleri, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi gibi ihtisas mahkemeleri de özel kanunlarla görevli kılınabilir.

Ceza yargılamasında görev kuralları kamu düzenindendir (CMK m. 4); bu nedenle mahkeme, görevli olup olmadığını kovuşturmanın her aşamasında resen gözetmek zorundadır. İddianamenin kabulünden sonra işin mahkemenin görevini aştığı anlaşılırsa görevsizlik kararı verilerek dosya görevli mahkemeye gönderilir (CMK m. 5). Ancak usul ekonomisi gereği, duruşma sırasında suçun hukuki niteliğinin değiştiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilip dosya alt dereceli bir mahkemeye gönderilemez (CMK m. 6). Görev ve yetki uyuşmazlıklarının çözümü görev ve yetki uyuşmazlıkları makalesinde ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Kovuşturma Şartları: Durma ve Düşme Kararları

Kovuşturma şartları, yargılamanın yapılabilmesi için kanunun aradığı izin, talep, şikâyet veya mütalaa gibi ön koşullardır. Bu şartların gerçekleşip gerçekleşmemesi mahkemenin vereceği kararın niteliğini doğrudan etkiler (CMK m. 223/8):

  • Durma kararı: Soruşturma veya kovuşturma yapılması bir şarta bağlanmış ve bu şart henüz gerçekleşmemişse, mahkeme şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verir. Bu karar uyuşmazlığı bitirmez, süreci askıya alır.
  • Düşme kararı: Şartın gerçekleşmeyeceğinin kesin olarak anlaşılması ya da dava zamanaşımı, af, sanığın ölümü gibi kanunda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı hâlinde davanın düşmesine karar verilir. Düşme, uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirir.

Duruşma Hazırlığı ve Tensip Zaptı

İddianamenin kabulünün ardından mahkeme, duruşma gününü belirler ve tensip zaptı düzenleyerek duruşma hazırlığı işlemlerini gerçekleştirir (CMK m. 175). Bu aşamada sanık, müdafi, katılan, tanıklar ve bilirkişiler duruşmaya çağrılır. Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında, sanığın savunmasını hazırlayabilmesi için en az bir hafta süre bulunması zorunludur (CMK m. 176).

Sanığın duruşmadan haberdar edilmesi savunma hakkının temelidir; sanığa duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeden, duruşmadan haberdar edilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup hukuka aykırıdır (Yargıtay 8. CD, E. 2023/2812, K. 2024/769, T. 24.01.2024).

Duruşma Nasıl İşler? Aşamaları ve İlkeleri

Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak için sözlülük ve doğrudan doğruyalık (vasıtasızlık) ilkeleri geçerlidir. Doğrudan doğruyalık ilkesi hâkimin delillerle bizzat temas etmesini emreder; örneğin olayın delili bir tanıksa, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenmeli, önceki ifadelerinin okunması dinleme yerine geçmemelidir (CMK m. 210).

Duruşma, CMK m. 191 uyarınca şu sırayla yürür:

  1. Sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığının tespiti
  2. İddianamenin kabulü kararının okunması
  3. Sanığın kimlik tespiti ve yasal haklarının hatırlatılması
  4. Sanığın sorgusu
  5. Delillerin ortaya konulması ve tartışılması (CMK m. 206)
  6. Esas hakkında mütalaa ve savunmalar
  7. Son sözün sanığa verilmesi ve hüküm

Duruşmalar kural olarak herkese açıktır (aleniyet ilkesi, CMK m. 182); ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı istisnai hâllerde mahkeme kararıyla duruşmanın bir kısmı veya tamamı kapalı yapılabilir. Kapalı duruşma şartları duruşmanın gizli yapılması makalesinde ele alınmaktadır.

Delillerin değerlendirilmesinde delil serbestisi ve vicdani delil sistemi geçerlidir: hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir ve bunları serbestçe takdir eder (CMK m. 217). Ancak bu serbesti mutlak değildir; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller reddolunur (CMK m. 206/2-a). Nitekim hükme esas alınan bir savunma delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş olması kesin hukuka aykırılık sebebi olup bozmayı gerektirir (Yargıtay 6. CD, E. 2022/3851, K. 2024/1528, T. 07.02.2024). Bu konu hukuka aykırı deliller ve değerlendirme yasağı makalesinde derinlemesine işlenmektedir.

Sanığın delil sunma, tanık dinletme ve savunma yapma hakları anayasal güvence altındadır; sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması AİHS m. 6, Anayasa m. 36 ve CMK m. 193’e aykırılık oluşturarak mutlak bozma sebebi teşkil eder (Yargıtay 1. CD, E. 2025/3871, K. 2025/5553, T. 07.07.2025). Kovuşturma sürecinde etkin bir savunma için, sanığın bir ceza davasında savunma avukatı desteği alması hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.

İddianameyle Bağlılık İlkesi ve Ek Savunma Hakkı

Kovuşturma evresinde mahkemenin yargılama yetkisinin sınırlarını iddianame çizer. İddianameyle bağlılık ilkesi uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir (CMK m. 225; Yargıtay CGK, E. 2016/571, K. 2018/107, T. 20.03.2018). İddianamede açıklanan fiilin dışına çıkılması, yani davaya konu edilmeyen bir eylemden yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna aykırıdır (Yargıtay 18. CD, E. 2018/6751, K. 2018/15084, T. 15.11.2018).

Mahkeme, fiilin hukuki nitelendirmesinde iddia ve savunmayla bağlı değildir; ancak suçun vasfının değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektiren bir durum ortaya çıkarsa sanığa ek savunma hakkı vermek zorundadır (CMK m. 226). Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip savunmasını yapabilecek hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede gösterilen kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez (Yargıtay 18. CD, E. 2018/6751, K. 2018/15084, T. 15.11.2018).

Ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulması savunma hakkının ağır ihlalidir ve daima hukuka aykırıdır (Yargıtay 11. CD, E. 2022/5974, K. 2024/6084, T. 07.05.2024). Bu hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir (Yargıtay 11. CD, E. 2024/5314, K. 2024/12522, T. 30.10.2024). Ek savunma hakkının kısıtlanması, CMK m. 289 kapsamında kesin hukuka aykırılık hâli sayılır ve bozma sebebidir (Yargıtay 15. CD, E. 2013/1316, K. 2014/16673, T. 16.10.2014).

Esas Hakkında Mütalaa ve Son Sözün Sanığa Verilmesi

Kovuşturma evresinde iddia makamını temsil eden Cumhuriyet savcısının duruşmada hazır bulunması zorunludur (CMK m. 188). Savcının yokluğunda duruşma yapılması, CMK m. 289/1-e uyarınca mutlak bozma nedenidir ve kesin hukuka aykırılık teşkil eder.

Delillerin tartışılması aşamasında savcı, yargılama konusu suç ve fail hakkındaki son görüşünü esas hakkında mütalaa ile açıklar. Mütalaanın, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir; mütalaa usulüne uygun alınmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sayılır (Yargıtay CGK, E. 2023/572, K. 2025/157, T. 09.04.2025).

Savunma hakkının en son aşaması, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa verilmesi zorunluluğudur (CMK m. 216/3). Bu kural emredicidir; hazır bulunan sanığa son sözü sorulmadan yargılamanın bitirilmesi CMK m. 216’ya açık aykırılık oluşturarak savunma hakkını kısıtlar ve bozmayı gerektirir (Yargıtay 1. CD, E. 2022/14045, K. 2024/2115, T. 27.03.2024).

Kovuşturma Nasıl Sona Erer? Hüküm Çeşitleri

Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra, sanığın son sözünün ardından mahkeme heyeti müzakereye çekilir ve CMK m. 223’te sayılan hükümlerden birini verir:

Hüküm TürüKısa Açıklama
BeraatFiilin suç olmaması, sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması veya şüpheden sanığın yararlanması
MahkumiyetSuçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması
Ceza Verilmesine Yer OlmadığıKusurluluğu kaldıran neden veya şahsi cezasızlık sebebinin bulunması
Güvenlik Tedbirine HükmedilmesiCeza yerine veya cezayla birlikte tedbir uygulanması
Davanın ReddiAynı fiil ve fail için önceden verilmiş hüküm/açılmış dava bulunması (ne bis in idem)
Davanın DüşmesiZamanaşımı, af, ölüm, şikâyetten vazgeçme gibi sebeplerin varlığı

Her hüküm türünün şartları ve sonuçları hüküm çeşitleri makalesinde ayrı ayrı ele alınmaktadır. Mahkumiyet hükmüyle birlikte, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gündeme gelebilir. Yargılama neticesinde verilen hükmün, kanun yollarından geçerek veya kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesiyle kovuşturma evresi hukuken sona erer. Karara karşı başvurulabilecek istinaf ve temyiz yolları ayrı makalelerde açıklanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kovuşturma ne zaman başlar?

Kovuşturma, Cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianamenin görevli ve yetkili mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlar. Mahkeme, iddianameyi 15 gün içinde iade etmezse veya kabul kararı verirse kamu davası açılmış ve kovuşturma evresine geçilmiş olur.

Kovuşturma ile soruşturma arasındaki fark nedir?

Soruşturma, Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen gizli hazırlık evresidir ve kişi şüpheli sıfatını taşır. Kovuşturma ise mahkeme tarafından yürütülen aleni yargılama evresidir; iddianamenin kabulüyle başlar ve kişi sanık sıfatını kazanır.

Kovuşturmayı kim yapar?

Kovuşturmayı ceza mahkemeleri yürütür. Suçun ağırlığına göre asliye ceza veya ağır ceza mahkemesi, bazı hâllerde ise çocuk mahkemesi gibi ihtisas mahkemeleri görevlidir. Savcı ise bu evrede yürütücü değil, iddia eden taraf konumundadır.

Son söz kime verilir?

Hükümden önce son söz mutlaka hazır bulunan sanığa verilir (CMK m. 216/3). Bu kural emredicidir; sanığa son sözü sorulmadan hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sayılır ve bozma nedenidir.

Kovuşturma nasıl sona erer?

Kovuşturma, mahkemenin CMK m. 223’te sayılan hükümlerden birini (beraat, mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri, davanın reddi veya düşmesi) vermesi ve bu hükmün kesinleşmesiyle sona erer.

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir ceza yargılaması bakımından bir ceza avukatından hukuki destek alınması önerilir.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.