Tutuklu ve Hükümlünün Avukatla Görüşme Hakkı

Tutuklu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154. maddesi uyarınca müdafii ile vekâletname aranmaksızın her zaman ve gizlilik içinde görüşebilir; bu hak hiçbir şekilde kısıtlanamaz. Hükümlü ise farklı bir rejime tabidir: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un (CGTİHK) 59. maddesi uyarınca vekâletnamesiz görüşme hakkı en fazla üç görüşmeyle sınırlıdır ve belirli suçlardan mahkûm olan hükümlüler için infaz hâkimi kararıyla üç aya kadar (uzatılabilir) kayıt/izleme kısıtlaması, kötüye kullanım hâlinde ise altı aya varan tam yasaklama uygulanabilir. Tutuklunun avukatla görüşme hakkı ile hükümlünün avukatla görüşme hakkı arasındaki bu fark, savunma hakkının infaz sürecindeki en çok karıştırılan noktalarından biridir.

Tutuklu ve Hükümlünün Avukatla Görüşme Hakkının Yasal Dayanağı Nedir?

Tutuklunun avukatla görüşme hakkı iki ayrı düzenlemeden beslenir: Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 149/3 ve 154. maddeleri, müdafiin şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma sırasında yanında bulunma ve hukuki yardımda bulunma hakkının “engellenemeyeceğini ve kısıtlanamayacağını” hüküm altına alır. Bu güvence, 5275 sayılı Kanun’un 114. maddesinin 5. fıkrasında tutuklu statüsü için ayrıca ve daha mutlak bir dille tekrarlanır: tutuklunun müdafii ile haberleşmesine ve görüşmesine hiçbir suretle engel olunamaz.

Hükümlünün avukatla görüşme hakkı ise ayrı bir maddede, 5275 sayılı Kanun’un 59. maddesinde “Avukat ve noterle görüşme hakkı” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu ayrım tesadüfi değildir: tutuklu masumiyet karinesinden yararlanan ve savunmasını hazırlamakta olan kişidir, hükümlü ise hakkındaki hüküm kesinleşmiş, infaz rejimine tabi bireydir. Kanun koyucu bu iki statüyü avukatla görüşme bakımından bilinçli olarak farklı kurallara bağlamıştır. Ayrıca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 46. maddesi de avukatın tutuklu ile vekâletname aranmaksızın görüşebileceğini teyit eder.

Tutuklunun Avukatla Görüşme Hakkı Nasıl İşler?

CMK m.154/1’in lafzı nettir: “Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.” Bu hükümden üç sonuç çıkar:

  • Vekâletname şartı yoktur. Avukat, henüz vekâletname almamış olsa dahi tutuklu ile görüşebilir; vekâletname yalnızca dosyadan örnek alma gibi belirli usuli işlemler için gerekebilir, görüşmenin ön şartı değildir.
  • Zaman sınırı yoktur. “Her zaman” ifadesi, ceza infaz kurumunun mesai saati veya iç yönergesiyle daraltılamayacak bir güvencedir. İdari bir düzenlemenin kanunla tanınan bu hakkı saat aralığına hapsetmesi hukuka aykırıdır.
  • Mahremiyet mutlaktır. Görüşme “başkalarının duyamayacağı” bir ortamda yapılır; yazışmalar denetime tabi tutulamaz.

Tutuklunun avukatla görüşme hakkında herhangi bir sayısal sınır (örneğin “en fazla üç kez” gibi) yoktur — bu sınır yalnızca hükümlü için geçerlidir. Tutuklu, yargılamanın her aşamasında yeni bir müdafi seçebilir veya mevcut müdafii ile sınırsız sayıda görüşebilir.

Hükümlünün Avukatla Görüşme Hakkı Tutuklunun Hakkından Nasıl Farklıdır?

Hükümlü statüsündeki bir kişi için avukatla ilişki, artık “savunma hazırlığı” değil, infaz sürecindeki hukuki yardım, olağanüstü kanun yolları veya ayrı hukuki uyuşmazlıklar çerçevesindedir. Bu nedenle CGTİHK m.59/1, hükümlünün vekâletnamesi olmaksızın avukatıyla en çok üç kez görüşebileceğini düzenler. Üçüncü görüşmeden sonra ilişkinin vekâletname ile resmileştirilmesi beklenir. Görüşmeler tatil günleri dışında, çalışma saatleri içinde, meslek kimliğinin ibrazı üzerine yapılır; avukatlar vekâletnameleri olsa dahi aynı anda birden fazla hükümlüyle görüşemez (CGTİHK m.59/2-3).

KriterTutukluHükümlü
Yasal dayanakCMK m.149/3, m.154 + CGTİHK m.114/5CGTİHK m.59
Vekâletnamesiz görüşmeSınırsız, her zamanEn fazla 3 kez
Kısıtlama imkânıCGTİHK m.114/5 uyarınca mutlak yasak; CMK m.154/2 sadece gözaltı aşamasında uygulanırBelirli suçlarda m.59/5-8 kapsamında 3 aya (uzatılabilir) veya 6 aya kadar kısıtlama mümkün
Kısıtlama/itiraz merciiSoruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme (CGTİHK m.59/11 atfıyla)İnfaz hâkimi
Görüşme ortamıMahremiyet mutlak; izlenemez, dinlenemez, kayda alınamazMahremiyet esas; m.59/5 şartları oluşursa izlenebilir/kayda alınabilir

Avukatla Görüşme Hakkı Hangi Hallerde Kısıtlanabilir?

Mevzuatta üç ayrı ve birbirinden bağımsız kısıtlama mekanizması vardır. Bu üçünün karıştırılması — özellikle tutuklu için geçerli olmayan bir kısıtlamanın tutukluya uygulanabilirmiş gibi anlatılması — pratikte en sık rastlanan hatadır.

24 Saatlik Kısıtlama (CMK m.154/2) — Sadece Gözaltındaki Şüpheli İçin

CMK m.154/2, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (anayasal düzene karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk), Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu/uyarıcı madde imal ve ticareti suçları bakımından, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla müdafi ile görüşme hakkının 24 saat süreyle kısıtlanabileceğini düzenler. Bu süre içinde ifade alınamaz.

Burada kritik nokta şudur: bu kısıtlama yalnızca gözaltındaki şüpheli için öngörülmüştür. Şüpheli serbest bırakılmış, tutuklanmış veya sanık sıfatını almışsa CMK m.154/2’ye dayanılamaz. Tutuklunun avukatla görüşme hakkı bu 24 saatlik kısıtlamanın kapsamı dışındadır.

3 Aylık Kısıtlama (CGTİHK m.59/5) — Belirli Suçlardan Hükümlü İçin

TCK m.220’de tanımlanan örgüt suçu ile İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölüm suçlarından veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatlarıyla görüşmelerinde; kurum güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, örgütün yönlendirildiğine veya şifreli mesaj iletildiğine dair somut bilgi, bulgu veya belge elde edilirse, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla üç ay süreyle görüşmeler teknik cihazla kayda alınabilir, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, belgelere el konulabilir veya görüşme gün/saatleri sınırlandırılabilir. İnfaz hâkimliği, hükümlünün kurallara uyumunu ve rehabilitasyon gelişimini değerlendirerek bu süreyi üçer aylık dilimlerle tekrar tekrar uzatabilir, kısaltabilir veya sonlandırabilir (CGTİHK m.59/6).

6 Aylık Tam Yasaklama (CGTİHK m.59/8)

Üç aylık kısıtlama kapsamındaki bir görüşmenin, kısıtlamayı gerektiren amaca (örgütsel haberleşme vb.) yönelik yapıldığı görüşme sırasında tutanakla tespit edilirse (m.59/7), Cumhuriyet başsavcılığının istemiyle infaz hâkimi hükümlünün mevcut avukatlarıyla görüşmesini altı ay süreyle tamamen yasaklayabilir. Bu durumda baro, ilgili hükümlü için derhal yeni bir avukat görevlendirir; bu avukata 5320 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca ücret ödenir.

KısıtlamaKim İçinSüreKarar Mercii
CMK m.154/2Gözaltındaki şüpheli24 saatSulh Ceza Hâkimi (savcı istemiyle)
CGTİHK m.59/5Belirli suçlardan hükümlü3 ay (tekrar uzatılabilir)İnfaz Hâkimi (savcı istemiyle)
CGTİHK m.59/8Kötüye kullanımı tutanakla sabit hükümlü6 ay (tam yasak)İnfaz Hâkimi (savcı istemiyle)

Bu Kısıtlamalar Tutuklu İçin de Uygulanabilir mi?

CGTİHK m.116/1, hükümlülere ilişkin bazı hükümlerin “tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları” tutuklular hakkında da uygulanabileceğini öngörür ve m.59’a atıf yapan hükümler bu atıf listesinde yer alır. Bununla birlikte tutuklunun avukatla görüşme hakkı ayrıca ve özel olarak CGTİHK m.114/5’te düzenlenmiştir: “Tutuklunun müdafii ile olan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbir suretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz.” Bu, m.114’ün kendi başına, m.116’nın genel atıf mekanizması dışında kurulmuş, tutukluya özgü mutlak bir güvencesidir.

Bu iki hüküm bir arada okunduğunda ortaya çıkan sonuç, özel hüküm-genel hüküm ilişkisidir: m.59’un görüşmeyi kısıtlayan fıkraları (3 ay kayıt/izleme, 6 ay tam yasaklama) tutuklunun müdafii ile görüşme hakkına uygulandığında m.114/5’in mutlak “hiçbir suretle” hükmüyle doğrudan çelişir; dolayısıyla bu fıkralar müdafi ilişkisi bakımından “tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte” sayılamaz ve tutukluya uygulanamaz. m.59/11’in tutuklular için yetkili merci belirlemesi (soruşturmada sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme), maddenin çelişmeyen diğer kısımları — özellikle m.59’un “noterle görüşme” boyutu ve m.59/2-3’teki mesai saati/kimlik ibrazı gibi salt lojistik kurallar — için anlam taşır. Sonuç olarak: hükümlü için geçerli 3 ay/6 ay görüşme kısıtlaması, tutuklunun müdafii ile görüşme hakkına uygulanamaz.

Görüşme Sırasında Belge ve Dosya İncelenebilir mi?

Kural, avukatın müvekkiline verdiği veya müvekkilinden aldığı savunmaya ilişkin belge, belge örneği ve dosyaların incelenemeyeceğidir (CGTİHK m.59/4). Bu kuralın istisnası yalnızca m.59/5 kapsamındaki somut tehlike hâlinde ve infaz hâkimi kararıyla işler. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 17.06.2019 tarihli, E.2018/3184, K.2019/3093 sayılı kararı, bu noktada hükümlü ile tutuklu arasında net bir yetki ayrımı yapar: hükümlünün avukatıyla arasındaki belgelere el koyma kararını, Cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine infaz hâkimi verir; tutuklunun avukatıyla arasındaki belgelere el koyma kararını ise Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle, soruşturma aşamasında sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında davayı gören mahkeme verir. Aynı kararda, infaz hâkimliğinin bu konuda cezaevi idaresinden gelen bir görüş talebi üzerine doğrudan karar veremeyeceği, önce idarenin işlem tesis etmesi gerektiği de vurgulanmıştır.

Görüşmenin Gözlenmesi ile Dinlenmesi/Kaydedilmesi Arasındaki Fark Nedir?

Uygulamada sıkça karıştırılan bu iki kavram hukuken tamamen farklı sonuçlar doğurur. Görüşmenin bir görevli tarafından yalnızca görsel olarak izlenmesi — kurum güvenliği gerekçesiyle, konuşmanın içeriğine müdahale etmeksizin — asgari bir tedbir olarak kabul edilir ve CGTİHK m.59/2’de zaten öngörülmüştür. Buna karşılık görüşmenin dinlenmesi, teknik cihazla kaydedilmesi veya belgelerin içeriğinin okunması, savunma dokunulmazlığına yönelik en ağır müdahale biçimidir ve ancak m.59/5’teki somut tehlike şartı gerçekleşmiş, infaz hâkimi kararı alınmışsa mümkündür. Bu ayrım olmadan yapılan her türlü dinleme veya kayıt işlemi hukuka aykırıdır.

Disiplin Cezası Avukatla Görüşme Hakkını Etkiler mi?

Hayır. 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinin 5. fıkrası, ceza infaz kurumlarındaki en ağır disiplin yaptırımı olan hücreye koyma cezası infaz edilirken dahi “resmî ve yetkili merciler ve avukat ile görüşmeye engel olunamayacağını” açıkça düzenler. Disiplin cezası, hükümlü veya tutuklunun kurum içi hareket serbestisini kısıtlayabilir; ancak avukatla görüşme ve savunmaya ilişkin belge alışverişi bu kısıtlamanın dışında kalır. İdarenin disiplin cezasını avukat bağlantısını kesmek için kullanması hukuka aykırıdır.

Yabancı Uyruklu Avukatla Görüşme Nasıl Yapılır?

CGTİHK m.59/12, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve karşılıklılık esasına uygun olmak koşuluyla, yabancı ülkelerde hakkında soruşturma/kovuşturma yürütülen veya yabancı/uluslararası yargı mercilerinde davası bulunan Türk vatandaşı ya da yabancı uyruklu hükümlülerin, yabancı uyruklu avukatlarıyla görüşebileceğini düzenler. Görüşme, yalnızca ilgili soruşturma, kovuşturma veya davayla sınırlıdır ve vekâletname sunulması şarttır. Vekâletnamesi bulunmayan yabancı uyruklu avukat, hükümlü ile ancak Türkiye barolarına kayıtlı bir avukatla birlikte görüşme yapabilir; tek başına giremez.

Avukatla Telefonla veya Görüntülü Görüşme Mümkün mü?

Telefonla haberleşme, tutuklu için genel kural olarak soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemece kısıtlanabilecek bir haktır (CGTİHK m.114/3) — ancak bu kısıtlama müdafi ile haberleşmeye uygulanamaz, çünkü m.114/5’in mutlak koruması burada da devam eder. Anayasa Mahkemesi’nin Mehmet Koray Eryaşa kararında (B. No: 2013/6693, 16.04.2015) da vurgulandığı üzere, avukatla telefon görüşmesinin idari gerekçelerle veya mevzuatta açık düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle engellenmesi, Anayasa’nın 22. maddesindeki haberleşme hürriyetinin ihlalidir.

Bu alan 2026 yılında ayrıca gündeme geldi: Adalet Bakanı Akın Gürlek, Şubat 2026’da yaptığı bir açıklamada avukat-tutuklu görüşmelerine ilişkin mevzuatta boşluk bulunduğunu belirterek saat sınırlaması yönünde bir düzenleme sinyali verdi; Türkiye Barolar Birliği ve 80 baro bu açıklamaya, savunma hakkını tehdit ettiği gerekçesiyle ortak bir tepki gösterdi. Sürecin sonunda kısıtlayıcı bir düzenleme yerine, Adalet Bakanlığı’nın Haziran 2026’da devreye aldığı “e-Avukat” uygulaması hayata geçti: avukatlar, terör/örgütlü suç ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlüleri dışındaki müvekkilleriyle ofislerinden görüntülü görüşme yapabiliyor; görüşme güvenlik amacıyla görsel olarak izlenebiliyor ancak ses kaydı alınamıyor. Bu sistem, yüz yüze görüşme hakkının yerini almaz; onu tamamlayan ek bir imkândır.

Müdafiin İfade/Sorgu Sırasında Hazır Bulunma Hakkı ile Görüşme Hakkı Arasındaki Fark Nedir?

CMK m.149, müdafiin ifade alma veya sorgu sırasında şüpheli/sanığın yanında bulunma hakkını düzenlerken; CMK m.154, bunun dışında ve ayrıca, müdafiin müvekkiliyle baş başa görüşme hakkını düzenler. İlki, işlemin hukuka uygunluğunu anlık olarak denetlemeyi ve usuli hatalara müdahale etmeyi amaçlar; ikincisi ise savunma stratejisinin önceden veya sonradan, mahremiyet içinde kurulmasını sağlar. Müvekkiliyle önceden görüşüp strateji geliştiremeyen bir müdafiin ifade/sorgu sırasında sunacağı yardım, savunma hakkının gerektirdiği “etkin” yardım standardını karşılamaz — bu iki hak birbirini tamamlar, biri diğerinin yerini tutmaz.

Görüşme Hakkı Engellenirse Ne Yapılabilir?

Avukatla görüşme hakkının idari bir işlemle engellenmesi, kısıtlanması veya hukuka aykırı şekilde denetime tabi tutulması hâlinde başvurulacak merci infaz hâkimliğidir. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 uyarınca infaz hâkimlikleri, hükümlü ve tutukluların haklarına ilişkin idari işlem ve faaliyetlerin hukuka uygunluğunu denetlemekle görevlidir. Şikâyet, işlemin öğrenilmesinden itibaren on beş gün içinde yapılmalıdır. İnfaz hâkimliği kararına karşı ise ağır ceza mahkemesine itiraz yolu açıktır. Görüşme saatinin idari bir uygulamayla daraltılması gibi somut ihlallerde, kısıtlamanın “kesinlikle gerekli” olduğunun idare veya savcılık tarafından somut gerekçeyle ortaya konulamadığı vurgulanarak başvuru yapılması, tutuklu ve hükümlü haklarını takip eden bir ceza avukatı desteğiyle sonuç alma ihtimalini artırır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tutuklu avukatıyla kaç kez görüşebilir?

Tutuklunun avukatla görüşme hakkında herhangi bir sayısal sınır yoktur; CMK m.154/1 uyarınca vekâletname aranmaksızın her zaman görüşebilir. “En fazla üç görüşme” sınırı yalnızca hükümlü statüsündekiler için geçerlidir.

Avukatla görüşme sırasında bir görevli görüşmeyi dinler mi?

Hayır; görevli yalnızca güvenlik amacıyla görsel olarak gözlem yapabilir, konuşmanın içeriğini dinleyemez. Dinleme veya kayıt yalnızca CGTİHK m.59/5’teki somut tehlike şartı gerçekleşmiş ve infaz hâkimi kararı alınmışsa mümkündür.

Tutuklu avukatıyla telefonla görüşebilir mi?

Genel telefon görüşmesi kısıtlanabilse de, müdafi ile telefon veya dijital sistemler üzerinden kurulan haberleşme CGTİHK m.114/5’in mutlak korumasından yararlanır; idarenin mevzuat boşluğu gerekçesiyle bu görüşmeyi engellemesi Anayasa Mahkemesi içtihadına göre haberleşme hürriyetinin ihlalidir.

Disiplin cezası aldıysam avukatımla görüşemez miyim?

Görüşebilirsiniz; hücreye koyma dâhil hiçbir disiplin cezası avukatla görüşme hakkını ortadan kaldırmaz, bu CGTİHK m.44/5’te açıkça güvence altına alınmıştır.

Avukatla görüşme hakkım engellenirse nereye başvurmalıyım?

İşlemin öğrenilmesinden itibaren on beş gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulur; infaz hâkimliği kararına karşı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

Yurt dışından bir avukat tutuklu müvekkiliyle görüşebilir mi?

Karşılıklılık esası ve ilgili soruşturma/kovuşturmayla sınırlı olmak, vekâletname sunmak koşuluyla görüşebilir; vekâletnamesi yoksa Türkiye barosuna kayıtlı bir avukatla birlikte görüşme yapması gerekir.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.