Tutuklama Kararına İtiraz: Süre, Merci ve Usul

Tutuklama kararına karşı, kararın öğrenilmesinden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz, kararı veren mercie sunulacak bir dilekçeyle veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır (CMK m.268/1). Sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler (CMK m.268/3-b). İtiraz, tutuklama kararının yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz.

Uygulamada ve birçok kaynakta itiraz süresi hâlâ yedi gün olarak aktarılmaktadır. Bu bilgi güncel değildir: CMK m.268/1’deki süre iki haftadır. Aynı şekilde, sulh ceza hâkimliğinin tutuklama kararlarına itirazın “numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliğince” inceleneceği yönündeki yaygın anlatım da 7331 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten sonra geçerliliğini yitirmiştir. Bu makalede tutuklama kararına itirazın süresini, şeklini, mercilerini ve inceleme usulünü güncel mevzuat çerçevesinde açıklıyoruz.

Tutuklama Kararına İtiraz Nedir?

İtiraz, bir hâkim kararının kural olarak başka bir merci tarafından hem maddi olay hem hukuki değerlendirme bakımından yeniden denetlenmesini sağlayan olağan bir kanun yoludur. Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m.267). Tutuklama kararı hürriyeti kısıtlayan bir hâkim kararı olduğundan, bu karara karşı itiraz yolu her zaman açıktır.

İtiraz, tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ile tahliye talebinin reddi kararları bakımından da geçerlidir (CMK m.104/2, m.105). Tutuklamanın şartları ve nedenleri hakkındaki ayrıntılar için ilgili makalemize bakabilirsiniz.

Tutuklama Kararına İtiraz Süresi Ne Kadardır?

İtiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde yapılır (CMK m.268/1). Sürenin başlangıcı, kararın öğrenilme biçimine göre belirlenir:

Tefhim hâlinde: Şüpheli, sanık veya müdafi kararın verildiği sorgu ya da duruşmada hazır bulunuyorsa, kararın sözlü olarak açıklandığı gün süre işlemeye başlar. Tutuklama kararları kural olarak sorguda yüze karşı verildiğinden uygulamada baskın olan hâl budur.

Tebliğ hâlinde: Karar ilgilinin yokluğunda verilmişse (örneğin dosya üzerinden yapılan tutukluluk incelemesi sonucunda tutukluluğun devamına karar verilmişse), süre kararın usulüne uygun tebliğ edildiği tarihten itibaren işler.

Süre hak düşürücüdür; iki hafta geçtikten sonra yapılan itiraz esasa girilmeden reddedilir. Ancak süre kaçırılmış olsa dahi hukuki yol tükenmez: şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir (CMK m.104/1). Aşağıda bu iki yolun farkını ayrıca açıklıyoruz.

Tutuklama Kararına Kimler İtiraz Edebilir?

İtiraz yetkisi yalnızca tutuklanan kişiye özgü değildir:

  • Şüpheli veya sanık: Hakkında tutuklama kararı verilen kişi bizzat itiraz edebilir.
  • Müdafi: Şüpheli veya sanığın avukatı, müvekkilinin açık arzusuna aykırı olmamak kaydıyla itiraz yoluna başvurabilir.
  • Kanuni temsilci ve eş: Şüpheli veya sanığın kanuni temsilcisi ile eşi, şüpheli veya sanığa tanınan süre içinde kanun yollarına başvurabilir (CMK m.262).
  • Cumhuriyet savcısı: Savcı, şüpheli veya sanığın lehine de aleyhine de itiraz yoluna başvurabilir. Yani savcının tutuklama kararına karşı sanık lehine itiraz etmesi de mümkündür.

Tutuklama Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?

İtiraz, kararı veren mercie verilir. İki şekli vardır (CMK m.268/1):

Dilekçe ile: Uygulamada olağan yol budur. Dilekçe, kararı veren sulh ceza hâkimliğine veya mahkemeye sunulur. Cezaevindeki tutuklu, dilekçesini ceza infaz kurumu müdürlüğüne vererek de itirazda bulunabilir; bu durumda dilekçenin kuruma verildiği tarih esas alınır (CMK m.263).

Zabıt kâtibine beyanla: İtiraz, tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle de yapılabilir. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar.

Etkili bir itiraz dilekçesinin nasıl hazırlanacağı, hangi argümanların hangi sırayla sunulacağı ve suç tipine göre savunma stratejisi için tutuklamaya itiraz dilekçesi başlıklı makalemize bakabilirsiniz.

Tutuklama Kararına İtirazı Hangi Merci İnceler?

İtiraz mercii, kararı veren makama göre değişir. Bu konu 7331 sayılı Kanun’la değiştirilmiş olup güncel düzenleme şöyledir:

Tutuklama Kararını Veren Merciİtirazı İnceleyecek Merci
Sulh ceza hâkimliğiYargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi (CMK m.268/3-b)
Sulh ceza hâkimliği işlerine bakan asliye ceza hâkimiAğır ceza mahkemesi başkanı (CMK m.268/3-b)
Asliye ceza mahkemesiYargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesi (CMK m.268/3-c)
Ağır ceza mahkemesiNumara olarak kendisini izleyen daire; son numaralı daire için birinci daire; tek daire varsa en yakın ağır ceza mahkemesi (CMK m.268/3-c)
Bölge adliye mahkemesi ceza dairesiNumara itibarıyla izleyen ceza dairesi (CMK m.268/3-e)

Sık yapılan hata: Birçok kaynak, sulh ceza hâkimliği kararlarına itirazın “numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliğince” inceleneceğini yazar. Bu kural, sulh ceza hâkimliğinin diğer kararları için hâlen geçerlidir (CMK m.268/3-a); ancak tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlar bakımından 7331 sayılı Kanun ile ayrı bir rejim getirilmiş ve inceleme yetkisi asliye ceza mahkemesi hâkimine verilmiştir. Bu ayrım, itiraz dilekçesinin doğru mercie yöneltilmesi bakımından belirleyicidir.

İtiraz Üzerine Usul Nasıl İşler?

Kararı Veren Merciin Kendi Kararını Düzeltmesi

İtiraz önce kararı veren hâkim veya mahkemeye sunulur. Bu merci itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltir — yani tutuklama kararını kaldırabilir. Yerinde görmezse, en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir (CMK m.268/2). Uygulamada göz ardı edilen bu aşama, tahliye için ilk fırsattır: itiraz dilekçesi öncelikle kararı veren hâkimi ikna edecek şekilde kurgulanmalıdır.

İtiraz İcrayı Durdurur mu?

Hayır. İtiraz, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılması sonucunu doğurmaz; yani itiraz edilmesi tutukluluğu kendiliğinden askıya almaz. Ancak kararına itiraz edilen makam veya kararı inceleyecek merci, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar verebilir (CMK m.269).

Savcının Görüşü Alınırsa Ne Olur?

İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı Cumhuriyet savcısına ve karşı tarafa bildirebilir; ayrıca inceleme ve araştırma yapabilir veya yapılmasını emredebilir (CMK m.270/1). Burada savunma açısından kritik bir güvence vardır: tutuklamaya itiraz üzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli, sanık veya müdafiine bildirilir ve üç gün içinde görüş bildirme hakkı tanınır (CMK m.270/2). Savcının görüşünün savunmaya tebliğ edilmeden karar verilmesi, silahların eşitliği ilkesinin ihlalidir ve itiraz merciinin kararını sakatlar.

İtiraz Duruşmalı mı İncelenir?

Kural olarak hayır. Kanunda yazılı hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir; ancak gerekli görüldüğünde önce Cumhuriyet savcısı, sonra müdafi veya vekil dinlenir (CMK m.271/1). Karar mümkün olan en kısa sürede verilir (CMK m.271/3). İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir (CMK m.271/2) — yani dosyayı geri göndermeksizin doğrudan tahliye kararı verebilir.

Bununla birlikte, uzun süren tutukluluklarda şüpheli veya sanığın belirli aralıklarla hâkim önüne çıkarılması, Anayasa m.19/8’den kaynaklanan bir güvencedir. İtiraz merciinin “karar usul ve yasaya uygundur” şeklindeki matbu bir gerekçeyle itirazı reddetmesi, bu güvenceyi anlamsız kılar.

İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Merciin itiraz üzerine verdiği kararlar kesindir; kural olarak bu karara karşı yeniden itiraz edilemez. Ancak kanun önemli bir istisna öngörmüştür: ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m.271/4). Yani tahliye kararına karşı savcının itirazı üzerine, itiraz mercii ilk kez tutuklama kararı verirse, bu karar kesin değildir ve ona karşı da itiraz edilebilir. Uygulamada sıklıkla gözden kaçan bu hüküm, savunma için ek bir denetim imkânı sağlar.

İtirazın reddi hâlinde açık kalan diğer yollar şunlardır:

Tahliye talebi (CMK m.104): Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilmesini isteyebilir. Bu talep süreye tabi değildir ve tekrarlanabilir. Merci, Cumhuriyet savcısı ile şüpheli, sanık veya müdafiin görüşünü aldıktan sonra üç gün içinde karar verir; örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gündür (CMK m.105). Tahliye talebinin reddi kararına karşı da itiraz edilebilir.

Re’sen inceleme (CMK m.108): Tutukluluğun devamının gerekip gerekmediği, talebe bağlı olmaksızın en geç otuzar günlük sürelerle yeniden değerlendirilir. Bu inceleme rejiminin ayrıntıları için tutukluluk süresi makalemize bakabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru: Olağan kanun yolları tüketildikten, yani itiraz kesin olarak reddedildikten sonra, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunulabilir.

İtiraz ile Tahliye Talebi Arasındaki Fark Nedir?

Ölçütİtiraz (CMK m.267 vd.)Tahliye Talebi (CMK m.104)
KonusuBelirli bir kararın hukuka aykırılığıTutukluluğun devamının artık gereksiz olduğu
SüreKararın öğrenilmesinden itibaren iki haftaSüreye tabi değil; her aşamada yapılabilir
İnceleyen merciKararı veren merci düzeltmezse üst/yan merciKararı veren hâkim veya mahkeme
TekrarlanabilirlikAynı karara karşı bir kezSınırsız (durumda değişiklik varsa)
Karar süresiMümkün olan en kısa süreÜç gün (örgüt suçlarında yedi gün)

Pratikte iki yol birbirini dışlamaz: itiraz süresi kaçırılmışsa tahliye talebi; itiraz reddedilmişse durumdaki değişikliğe dayanan yeni bir tahliye talebi her zaman mümkündür.

İtirazda Hangi Argümanlar İleri Sürülmelidir?

Etkili bir itiraz, tutuklamanın dört unsurunu ayrı ayrı hedef alır:

Kuvvetli suç şüphesinin yokluğu: Dosyadaki verilerin soyut iddia, kolluk kanaati veya desteklenmemiş müşteki beyanından ibaret olduğu; somut delil standardının karşılanmadığı ortaya konulur.

Tutuklama nedeninin bulunmaması: Sabit ikametgâh, düzenli iş, ailevi bağlar ve süreç içindeki uyumlu tutum kaçma şüphesini çürütür. Delillerin toplanmış ve muhafaza altına alınmış olması ise delil karartma tehlikesini hukuken sona erdirir.

Ölçüsüzlük: Verilmesi beklenen cezanın ertelenmesi, seçenek yaptırıma çevrilmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması ihtimali varsa, tutuklama peşin cezaya dönüşür.

Adli kontrolün yeterliliği: Yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme veya güvence gösterilmesi gibi tedbirlerle aynı amaca ulaşılabileceği somut biçimde gösterilir. Tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının somut olgularla açıklanmamış olması, başlı başına bir hukuka aykırılık sebebidir (CMK m.101/1-2). Adli kontrol tedbirleri hakkında ayrıntılı bilgi için ilgili makalemize bakabilirsiniz.

Emsal Kararlar

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/40846, T. 23.10.2024: Tutuklamanın ön koşulu olarak kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasını arayan şart, Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının sözünden kaynaklanan bir ek güvencedir. Tutukluluğun ölçülü olduğunun söylenebilmesi için kararlarda öncelikle adli kontrol tedbirlerinin ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından neden yeterli olmadığı ortaya konulmalıdır.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/39792, T. 14.01.2025: Bir suçun niteliği veya bu suça ilişkin olarak verilebilecek cezanın ağırlığı her zaman kaçma tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyan bir durum olarak kabul edilemez. Başvurucu, adli kontrol tedbirlerinin ulaşılmak istenen amaçlar bakımından neden elverişli olmadığı açıklanmadan tutuklanmıştır.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/40906, T. 21.01.2025: Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasına, devamına ya da bir tahliye talebinin reddine karar verilmesi mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2023/70494, T. 28.01.2026: Başvurucuların kaçma riski taşıdığı sonucuna varılmasını haklı çıkaracak herhangi bir kişisel değerlendirme tutuklama kararında bulunmamaktadır. Sadece suçun vasfına dayalı genel gerekçeler tutuklama tedbirini hukuki kılmaya yetmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Tutuklama kararına itiraz süresi kaç gündür?

İtiraz süresi, kararın öğrenilmesinden (tefhim veya tebliğinden) itibaren iki haftadır; birçok kaynakta hâlâ yedi gün olarak aktarılan bilgi güncel değildir (CMK m.268/1).

Tutuklama kararına itirazı hangi mahkeme inceler?

Sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler; asliye ceza mahkemesinin kararlarına itirazı ise ağır ceza mahkemesi inceler.

İtiraz dilekçesi nereye verilir?

İtiraz dilekçesi, itirazı inceleyecek mercie değil, kararı veren mercie sunulur; bu merci itirazı yerinde görürse kararını kendisi düzeltir, görmezse en çok üç gün içinde dosyayı yetkili mercie gönderir.

İtiraz edince tahliye olunur mu?

İtiraz kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz; ancak kararı veren merci veya itirazı inceleyecek merci kararın infazının geri bırakılmasına karar verebileceği gibi, itirazı yerinde görerek doğrudan tahliye kararı da verebilir.

İtiraz reddedilirse ne yapılabilir?

Merciin itiraz üzerine verdiği karar kesindir; ancak her zaman yeni bir tahliye talebinde bulunulabilir, tutukluluk otuzar günlük sürelerle re’sen incelenir ve kanun yolları tükendiğinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.

Tutuklunun eşi veya ailesi itiraz edebilir mi?

Şüpheli veya sanığın kanuni temsilcisi ile eşi, şüpheli veya sanığa tanınan süre içinde kanun yollarına başvurabilir; müdafi de müvekkilinin açık arzusuna aykırı olmamak kaydıyla itiraz edebilir.

Cumhuriyet savcısı tutuklama kararına itiraz edebilir mi?

Evet; Cumhuriyet savcısı hem şüpheli veya sanığın aleyhine hem de lehine itiraz yoluna başvurabilir.

İlgili Makalelerimiz

Tutuklamaya itirazda iki hafta kısa bir süredir ve dilekçenin kalitesi sonucu doğrudan belirler. Kararı veren hâkimin kendi kararını düzeltme yetkisi bulunduğundan, ilk dilekçe hem o hâkimi hem itiraz merciini ikna edecek şekilde kurgulanmalıdır. Ceza yargılamalarında savunma yürüten büromuz, tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır. Ofisimiz Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul adresinde hizmet vermektedir.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.