Tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok bir yıl olup zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir; ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde ise en çok iki yıldır ve uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Buna göre kovuşturma evresinde azami tutukluluk süresi, asliye cezalık işlerde bir buçuk yıl, ağır cezalık işlerde beş yıldır. Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı suçlar ile terör suçlarında uzatma süresi beş yıla çıkabildiğinden toplam süre yedi yılı bulabilir (CMK m.102).
Tutukluluk, süresi dolana kadar sorgusuz sürdürülebilecek bir durum değildir. Tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmediği, en geç otuzar günlük süreler itibarıyla re’sen incelenir (CMK m.108). Bu makalede azami sürelerin nasıl hesaplandığını, birden fazla suç bulunması hâlinde sürenin nasıl işlediğini, hükmen tutukluluk sorununu ve re’sen inceleme rejimini açıklıyoruz.
Azami Tutukluluk Süreleri Nelerdir?
Kovuşturma Evresinde Azami Süreler
| İşin Niteliği | Temel Süre | Uzatma | Toplam Azami |
|---|---|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | 1 yıl | 6 ay | 1 yıl 6 ay |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler | 2 yıl | En çok 3 yıl | 5 yıl |
| Devletin güvenliğine, anayasal düzene, millî savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar ile terör suçları | 2 yıl | En çok 5 yıl | 7 yıl |
Uzatma kendiliğinden gerçekleşmez. Uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir (CMK m.102/3). Ayrıca “zorunlu hâl” ibaresinin tekrarlanması yeterli değildir; dosyanın kapsamı, sanık sayısı, delillerin toplanmasındaki güçlük gibi somut verilerle gerekçelendirme yapılması zorunludur.
Soruşturma Evresinde Azami Süreler
7188 sayılı Kanun’la eklenen CMK m.102/4, soruşturma evresi için ayrı ve daha kısa süreler öngörmüştür. Bu, iddianame düzenlenmeden önce şüphelinin belirsiz biçimde tutuklu kalmasını engelleyen önemli bir güvencedir:
| İşin Niteliği | Soruşturmada Azami Tutukluluk |
|---|---|
| Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler | 6 ay |
| Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler | 1 yıl |
| Devletin güvenliğine/anayasal düzene karşı suçlar, terör suçları ve toplu olarak işlenen suçlar | 1 yıl 6 ay (+ gerekçe gösterilerek 6 ay uzatma = 2 yıl) |
Çocuklarda Tutukluluk Süresi Nasıl Hesaplanır?
Yukarıdaki süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır (CMK m.102/5). Bu ikili ayrım sıklıkla atlanır ve tüm çocuklar için “yarı oran” uygulandığı sanılır; oysa 15-18 yaş grubunda oran dörtte üçtür.
Örneğin ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçta yetişkin için temel süre iki yıl iken, bu süre on beş yaşını doldurmamış çocuk için bir yıl, on beş-on sekiz yaş arasındaki çocuk için bir yıl altı aydır. Ayrıca on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK m.21). Ayrıntılar için tutuklama yasağı makalemize bakabilirsiniz.
Birden Fazla Suç Varsa Süre Her Suç İçin Ayrı mı İşler?
Hayır. Aynı dosya kapsamında birden fazla suç bulunması veya dosyaların birleştirilmesi hâlinde azami tutukluluk süresi her suç için ayrı ayrı hesaplanmaz; dosya bazlı tek bir süre işler.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda belirlilik ilkesine dayanan net bir içtihat oluşturmuştur: birden fazla suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir dosyada birleştirilmesi hâlinde, uygulanan tutuklama tedbiri bu soruşturma ve kovuşturmaların tamamı bakımından sonuç doğurur; her bir suç için azami sürenin ayrı ayrı hesaplanması, kişinin tutuklu yargılanabileceği azami süreyi belirsiz ve öngörülemez biçimde uzatacağından kabul edilemez (Yargıtay CGK, E. 2017/862, K. 2022/829, 22.12.2022).
Bu tespit pratikte kritik bir savunma aracıdır: on ayrı suçtan dava açılmış olsa dahi, bu suçlar aynı dosyada görülüyorsa azami süre yeniden başlamaz. Azami sürenin aşılması hâlinde tutukluluğun devamı hukuki dayanaktan yoksun kalır ve Anayasa’nın 19. maddesindeki kanunilik ilkesi ihlal edilmiş olur.
Hükmen Tutukluluk Nedir? İstinaf ve Temyizde Geçen Süre Sayılır mı?
“Hükmen tutukluluk”, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmü kurmasından sonra bu hükmün kesinleşmesine kadar geçen süredeki tutulma hâlini ifade eder. Bu aşamada tutukluluğun dayanağı artık suç şüphesi değil, mahkûmiyet hükmüdür.
Yerleşik yargı uygulamasına göre, mahkûmiyet kararından sonra istinaf veya temyiz aşamasında geçen süreler CMK m.102’deki azami süre hesabına dâhil edilmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ifadesiyle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkemece sabit görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır (Yargıtay CGK, E. 2017/862, K. 2022/829, 22.12.2022).
Kritik istisna: Üst mahkeme yerel mahkemenin kararını esastan bozarsa, sanığın durumu tekrar “suç isnadına bağlı tutma” statüsüne döner. Bu durumda bozma sonrasında ilk derece mahkemesi önünde geçecek süreler, önceki tutukluluk süreleriyle toplanarak azami süre hesabında yeniden dikkate alınmaya başlar.
Bu uygulama masumiyet karinesi bakımından eleştirilmektedir. Ancak hükmen tutuklulukta dahi tutulmanın makul olması zorunluluğu ortadan kalkmaz: dosya üst mahkemede makul olmayan bir süre bekletilirse, CMK m.102 ihlali oluşmasa bile Anayasa m.19 ve AİHS m.5/3 kapsamında makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilir. Bu ayrım için tutuklulukta makul süre makalemize bakabilirsiniz.
Tutukluluk Re’sen Nasıl İncelenir? (CMK m.108)
Soruşturma Evresinde
Şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda; Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, CMK m.100 hükümleri göz önünde bulundurularak ve şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir (CMK m.108/1).
Buradaki dinlenme zorunluluğu, uygulamada en çok ihmal edilen güvencedir. İnceleme salt dosya üzerinden ve savunma dinlenmeksizin yapılıyorsa, kararın usulü sakattır.
Ayrıca tutukluluk durumunun incelenmesi, otuz günlük süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir (CMK m.108/2). Yani şüpheli, hâkimin re’sen inceleme yapmasını beklemek zorunda değildir.
Kovuşturma Evresinde
Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da otuz günlük süre içinde de re’sen karar verir (CMK m.108/3).
İnceleme Kararlarında Gerekçe Nasıl Olmalıdır?
Re’sen inceleme, bir formalite değildir. Hâkim her periyotta ilk tutuklama kararındaki gerekçelerin hâlâ güncelliğini koruyup korumadığını yeniden tartmak zorundadır. Zira tutuklama nedenleri zamanla aşınır:
- Delil karartma tehlikesi, deliller toplanıp muhafaza altına alındıktan sonra hukuken sona erer.
- Kaçma şüphesi, sanığın süreç içindeki uyumlu tutumu ve geçen zamanla zayıflar.
- Adli kontrolün yetersizliği, her kararda yeniden ve somut olgularla gerekçelendirilmelidir.
Anayasa Mahkemesi’ne göre adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla ortaya konulmadan tutukluluğun devamına veya bir tahliye talebinin reddine karar verilmesi mümkün değildir (AYM, B. No: 2021/40906, 21.01.2025). Aynı gerekçelerin her ay kopyalanarak tekrarlanması, yargısal denetim değil şekli bir onay mekanizmasıdır.
Azami Süre Dolarsa Ne Olur?
Azami tutukluluk süresinin dolması hâlinde tutukluluğun devamının hiçbir hukuki dayanağı kalmaz ve tutuklunun derhâl salıverilmesi gerekir. Bu, hâkimin takdirine bırakılmış bir konu değildir.
Süre dolduğu hâlde tutukluluğun sürdürülmesi Anayasa m.19’un ihlalidir ve doğrudan tazminat hakkı doğurur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, azami sürenin aşılması ve bu tarihten sonra tutuklu bulundurulmasının hukuki dayanağının bulunmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine hükmetmiştir (Yargıtay CGK, E. 2017/862, K. 2022/829, 22.12.2022).
Önemli bir usul kolaylığı: CMK m.141’deki tazminat sebeplerinin bir kısmı bakımından asıl davanın kesinleşmesini beklemek gerekmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, azami sürenin aşılması gibi usuli hukuka aykırılıklarda tazminat davasının, ceza davası sonuçlanmadan da açılabileceğini belirtmiştir (Yargıtay CGK, E. 2017/544, K. 2022/123, 24.02.2022). Ayrıntılar için koruma tedbirleri nedeniyle tazminat makalemize bakabilirsiniz.
Azami süre dolduğunda salıverilen kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanabilir; ancak bu tedbirin de kendi azami süresi vardır ve süresi dolmuş bir adli kontrolün ihlali gerekçesiyle yeniden tutuklama kararı verilemez.
Emsal Kararlar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/862, K. 2022/829, T. 22.12.2022: Birden fazla suça ilişkin soruşturma ve kovuşturmaların bir dosya üzerinden yürütülmesi veya bir dosyada birleştirilmesi hâlinde, uygulanan tutuklama tedbiri soruşturma ve kovuşturmaların tamamı açısından sonuç doğurduğundan, aynı dosya kapsamındaki her bir suç için azami tutukluluk süresinin ayrı ayrı hesaplanması belirlilik ilkesi bakımından kabul edilemez. Hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın atılı suçu işlediği yerel mahkemece sabit görülmekte ve bu aşamadan sonra tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır. Azami sürenin aşılması ve bu tarihten sonra tutuklu bulundurulmasının hukuki dayanağının bulunmaması Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasını ihlal eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/544, K. 2022/123, T. 24.02.2022: CMK m.141’de belirtilen tazminat nedenlerinin bir kısmı bakımından, tazminat talebine dayanak teşkil eden davanın sonuçlanmasına gerek bulunmamaktadır. Tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı iddiasına dayalı talepler, asıl davanın kesinleşmesi beklenmeden incelenebilir.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/40906, T. 21.01.2025: Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasına, devamına ya da bu husustaki bir tahliye talebinin reddine karar verilmesi mümkün değildir.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/39792, T. 14.01.2025: Bir suçun niteliği veya bu suça ilişkin olarak verilebilecek cezanın ağırlığı her zaman kaçma tehlikesinin bulunduğunu ortaya koyan bir durum olarak kabul edilemez. Tutukluluk uzadıkça mahkemelerin gerekçelerini daha somut olgularla desteklemesi beklenir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bir kişi en fazla ne kadar tutuklu kalabilir?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde toplam bir yıl altı ay, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde beş yıl; devletin güvenliğine karşı suçlar ve terör suçlarında ise yedi yıla kadar tutuklu kalınabilir (CMK m.102).
Soruşturma aşamasında tutukluluk süresi ne kadardır?
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, görevine giren işlerde bir yılı geçemez; devletin güvenliğine karşı suçlar, terör suçları ve toplu suçlarda bu süre bir yıl altı ay olup gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (CMK m.102/4).
Çocuklarda tutukluluk süresi nasıl hesaplanır?
Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır (CMK m.102/5).
Birden fazla suçtan yargılanan kişide süre her suç için ayrı mı işler?
Hayır; suçlar aynı dosyada görülüyorsa azami tutukluluk süresi her suç için ayrı ayrı hesaplanmaz, dosya bazlı tek bir süre işler.
İstinaf ve temyizde geçen süre tutukluluk süresine sayılır mı?
Yerleşik uygulamaya göre mahkûmiyet hükmünden sonra geçen süre azami tutukluluk süresinin hesabına dâhil edilmez; ancak üst mahkeme kararı esastan bozarsa süre yeniden işlemeye başlar.
Tutukluluk ne sıklıkla incelenir?
Soruşturma evresinde en geç otuzar günlük süreler itibarıyla sulh ceza hâkimi tarafından şüpheli veya müdafii dinlenerek; kovuşturma evresinde ise her oturumda, oturumlar arasında veya otuz günlük süre içinde re’sen incelenir (CMK m.108).
Azami tutukluluk süresi dolarsa ne olur?
Tutukluluğun devamının hukuki dayanağı kalmadığından kişinin derhâl salıverilmesi gerekir; süre aşımı Anayasa m.19’un ihlali olup CMK m.141 uyarınca tazminat hakkı doğurur.
İlgili Makalelerimiz
- Tutuklama Nedir? Şartları ve Tutuklama Nedenleri
- Tutuklama Kararına İtiraz: Süre, Merci ve Usul
- Tutuklulukta Makul Sürenin Aşılması
- Tutuklama Yasağı Olan Haller
- Adli Kontrol Nedir? Tutuklamaya Alternatif Tedbirler
Azami sürenin dolması ve re’sen inceleme kararlarındaki gerekçe eksikliği, tahliye için en güçlü iki dayanaktır. Her otuz günlük incelemede savunmanın dinlenilmesi bir usul güvencesidir ve etkin kullanıldığında sonuç değiştirir. Ceza yargılamalarında savunma yürüten büromuz, tutukluluk incelemeleri ve tahliye süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır. Ofisimiz Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul adresinde hizmet vermektedir.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.