Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat, kural olarak asile değil vekile yapılır; vekilin varlığına rağmen doğrudan asile yapılan tebligat, kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil eder ve usulsüzlük sonucunu doğurur. Bu kural yalnızca hukuk yargılamasıyla sınırlı değildir; icra takiplerinde, idari yargıda ve belirli şartlarla ceza yargılamasında da uygulanır. Buna karşılık vekile tebligatın geçerli olabilmesi, temsil yetkisinin dosyaya usulüne uygun şekilde bildirilmiş olmasına bağlıdır.
Vekile tebligatın ön şartı: vekaletnamenin ibrazı
Bir avukatın tebligat hukukunun süjesi haline gelebilmesi, öncelikle temsil yetkisinin dosyaya resmen bildirilmiş olmasına bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, avukatın noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya onaylı örneğini dava dosyasına sunması emredici bir yükümlülüktür. HMK m. 77 çerçevesinde, vekâletnamesini sunmayan avukat yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz; bu kuralın istisnası yalnızca gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerle sınırlıdır ve bu hâllerde dahi mahkeme belge sunulması için kesin bir süre verir. Dosyada vekil olarak görünen ancak henüz vekaletnamesini sunmamış bir avukata yapılacak tebligatlar, temsil yetkisinin belgelenmemiş olması nedeniyle usulsüzlük sakatlığı taşır.
Madde 11/1 – Vekile ve kanuni mümessile tebligat: Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.
Madde 11/2: Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır.
Vekil varken asile tebligat yapılamaz
Tebligat Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrası, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını amirdir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 07.07.2017 tarihli ve 2016/378 Esas, 2017/6383 Karar sayılı kararında, davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği bir olayda bu davalı yönünden yapılacak tebligatın öncelikle vekiline tebliğ edilmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Danıştay 12. Daire, 10.09.2024 tarihli ve 2024/3207 Esas, 2024/3363 Karar sayılı kararında, vekil ile takip edilen işlerde tebligatların davayı takip eden veya dosyaya vekalet sunan avukata yapılması gerektiğini, asilin elektronik tebligat adresine yapılan bildirimle yetinilmesinin kanuna aykırı olduğunu ve bu usulsüz tebligata dayanılarak “temyiz edilmemiş sayılma” gibi kararlar tesis edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 27.02.2024 tarihli ve 2024/542 Esas, 2024/800 Karar sayılı kararında “vekil varken asile tebligat yapılamayacağı” ilkesini teyit etmiştir; dosyada vekaletnamesi bulunan ve görevine devam eden bir avukat varken asile ödeme emri, gerekçeli karar veya bilirkişi raporu tebliğ edilmesi usulsüzdür. Bu ilke ceza yargılamasında da geçerlidir: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 30.04.2025 tarihli ve 2025/1388 Esas, 2025/8054 Karar sayılı kararında “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı” kuralını tekrar etmiştir.
Kanuni temsilci ve vekilin bir arada bulunması
Kısıtlılar, küçükler veya tüzel kişiler söz konusu olduğunda hem bir kanuni temsilci hem de davayı takip eden bir vekil dosyada yer alabilir. Kanuni temsilcinin varlığı, vekile tebligat yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz; vekilin dosyaya dahil olmasıyla tebligatın muhatabı vekilin bürosu veya elektronik tebligat adresi hâline gelir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 02.03.2022 tarihli ve 2021/16528 Esas, 2022/3899 Karar sayılı kararında, madde 11/2’ye (madde 11’in ikinci cümlesine) atıfla, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu ve bu kuralın istisnasının bulunmadığını hatırlatmıştır. Aynı Daire, kanuni temsilci ile vekilin bir arada bulunduğu bir olayda tebligatın kanuni temsilciye yapılıp vekilin atlanmasını, “vekil varken asile tebligat yapılamaz” kuralının bir türevi olarak usulsüzlük saymıştır.
Birden fazla vekil varsa hangisine tebligat yapılır?
Kanun, usul ekonomisi gereği birden fazla vekilden herhangi birine tebligat yapılmasını yeterli görmüş, birden fazla vekile tebligat yapılması hâlinde ise bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihinin asıl tebliğ tarihi sayılacağını öngörmüştür (madde 11/1, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 02.03.2022 tarihli ve 2021/16528 Esas, 2022/3899 Karar sayılı kararında da bu şekilde uygulanmıştır). Müşterek vekillerden birinin azledilmesine rağmen dosyada temsil yetkisi devam eden başka bir vekil varsa, mahkemenin doğrudan asile tebligat yaparak işlem tesis etmesi usulsüzdür; aynı Daire aynı kararında, davacı vekiline usulüne uygun tebligat yapılmadan doğrudan asile yapılan usulsüz tebligata dayanılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini hatalı bulmuştur.
Buna karşılık tüm vekillerin azledilmesi veya yeni bir vekil bildirilmesi hâlinde tebligat yeni muhataba yöneltilmelidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09.01.2024 tarihli ve 2023/10976 Esas, 2024/160 Karar sayılı kararında, azil sonrası eski vekile yapılan tebligatı usulsüz bulmuş, kararın yeni vekile tebliğ edilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Aynı Daire, 27.02.2024 tarihli ve 2023/13311 Esas, 2024/2155 Karar sayılı kararında da yeni vekilin dosyaya bildirilmesi hâlinde tebligatın bu kişiye yapılması gerektiğini, aksi takdirde temyiz sürelerinin işlemeyeceğini belirtmiştir.
Azil ve istifa: temsil yetkisinin sona ermesi mahkemeye bildirilmelidir
HMK m. 81 uyarınca, vekilin azlinin veya istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için bu husustaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi zorunludur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 20.11.2025 tarihli ve 2025/4440 Esas, 2025/7478 Karar sayılı kararında, vekilin istifa veya azledilmesinin, bu durum mahkemeye ulaşıp karşı tarafa bildirilmedikçe hüküm ifade etmeyeceğini teyit etmiştir. Dolayısıyla müvekkil vekilini azletmiş olsa dahi, bu keyfiyet dosyaya bildirilmediği sürece eski vekile yapılan tebligatlar usulüne uygun kabul edilir ve yasal süreleri başlatır.
Azil veya istifa iradesi mahkemeye bildirildikten sonra ise artık temsil yetkisi kalmayan kişiye tebligat yapılması usul hatasıdır. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 27.10.2022 tarihli ve 2022/2043 Esas, 2022/2238 Karar sayılı kararında, azilnamenin daha önce mahkemeye bildirilip bildirilmediğinin tespit edilmesi ve bildirildiğinin anlaşılması hâlinde asil yerine vekile yapılan tebligatların geçersiz sayılması gerektiğini vurgulamıştır. Azilnamenin mutlaka noter kanalıyla gönderilmesi şart değildir: Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, 03.10.2024 tarihli ve 2024/2285 Esas, 2024/1943 Karar sayılı kararında, vekil-müvekkil ilişkisinin sona erebilmesi için azlin veya istifanın bir dilekçeyle bildirilmesinin yeterli olduğunu, noterden gönderilen azilname olmaksızın da mahkemeye sunulan bir belgede dosyanın artık başka biri tarafından takip edileceğinin belirtilmesi hâlinde azlin gerçekleşebileceğini belirtmiştir.
İstifa hâlinde HMK m. 82 uyarınca özel bir koruma süresi öngörülmüştür: istifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder ve bu süre içinde vekile yapılan tebligat geçerlidir. Azilde ise böyle bir bekleme süresi yoktur; azil iradesi vekile ulaştığı andan itibaren temsil yetkisi sona erer. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 02.05.2024 tarihli ve 2024/1832 Esas, 2024/3165 Karar sayılı kararında, azledilen ve kendisine azilname tebliğ edilen avukata sonradan gerekçeli kararın tebliğ edilmesinin usulüne uygun olmadığını belirtmiş; azledilen avukatın temsil yetkisinin bulunmadığını, bu durumda görevinin yalnızca gerekçeli kararın asile tebliğe çıkarılmasını sağlamak ve kendisine ulaşan tebligatı iade etmek olduğunu açıklamıştır.
Vekilin ölümü veya meslekten çıkarılması
Azil ve istifadan farklı olarak vekilin ölümü, avukatlık sıfatını yitirmesi veya meslekten çıkarılması, temsil yetkisini kendiliğinden ve derhal sona erdirir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, 07.07.2017 tarihli ve 2016/378 Esas, 2017/6383 Karar sayılı kararında, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 43. maddesi uyarınca avukatın adres değişikliklerini bir hafta içinde baroya bildirmekle yükümlü olduğunu, bu nedenle vekilin adresinin kayıtlı bulunduğu barodan sorulup bildirilecek adrese tebligat yapılması gerektiğini; ancak avukatın vekillikten çekilmesi, istifa etmesi veya avukatlık sıfatını yitirmesi gibi hâllerde tebligatın asile yapılması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 13.03.2025 tarihli ve 2021/25774 Esas, 2025/3373 Karar sayılı kararında, sanık müdafiinin avukatlığa devam edip etmediğinin ilgili barodan araştırılması, görevine devam ettiğinin belirlenmesi hâlinde kendisine tebligat yapılması, bila tebliğ iade olunması hâlinde ise mernis adresine tebliğe çıkarılması gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 09.12.2025 tarihli ve 2025/781 Esas, 2025/6007 Karar sayılı kararında, azille vekalet ilişkisinin sona ermiş olması hâlinde azledilen vekile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğunu ve usulüne uygun bir tebligat yapılmadıkça temyiz süresinin işlemeyeceğini belirtmiştir.
Avukat bürosunda tebligat: zaman ve mekan şartları
Madde 11/2, avukatın bürosunda yapılacak tebligatların resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılmasını şart koşar. Elektronik tebligatın avukatlar için zorunlu hâle gelmesiyle bu kural fiziki tebligata özgülenmiş olup, elektronik tebligat sistemi (UETS) farklı bir hukuki rejime tabidir; elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Elektronik tebligat adresinin bulunmadığı veya aktivasyonun yapılmadığı istisnai hâllerde klasik usullere dönülür ve bu durumda madde 11/2’deki mesai saatleri kuralı yeniden uygulanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 23.10.2025 tarihli ve 2025/8186 Esas, 2025/14424 Karar sayılı kararında, avukatlara yönelik tebligatlarda elektronik yöntemin zorunlu olduğunu, bu zorunluluğa aykırı olarak fiziki yolla yapılan tebligatın usulsüz sayıldığını ve kararın davacı vekiline elektronik yolla usulüne uygun tebliğ edilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Avukat büroları bakımından, avukatın bürosunda bulunmadığı hâllerde tebligatın orada sürekli çalışan personele yapılabilmesi, meslek ve sanat icra edenlere ilişkin genel hükmün (madde 17) büro bağlamındaki uygulaması olarak değerlendirilir; ancak bu hükmün geçerli olabilmesi için tebligatın vekil adına çıkarılmış olması ve teslim alan kişinin o yerde sürekli çalıştığının mazbatada belirtilmesi gerekir. Vekil ile takip edilen işlerde asilin çalışanına veya asilin kendisine tebligat yapılması ise doğrudan madde 11 ihlalidir. Danıştay 4. Daire, 26.10.2023 tarihli ve 2023/12673 Esas, 2023/5789 Karar sayılı kararında, müdahil vekiline tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan müdahilin elektronik adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğuna karar vermiştir. Danıştay 12. Daire, 25.06.2025 tarihli ve 2025/2237 Esas, 2025/3428 Karar sayılı kararında da asilin adresine yapılan tebligatla yetinilmesinin madde 11’e aykırı olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 12.10.2022 tarihli ve 2021/16578 Esas, 2022/14399 Karar sayılı kararında bu ilkenin kanuni temsilcinin bulunduğu hâller için de geçerli olduğunu, vekil yerine asile yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını tespit etmiştir.
Adres değişikliğinin bildirilmemesi
Avukatlık Kanunu m. 43 uyarınca her avukat bir büro kurmak ve adres değişikliklerini bir hafta içinde ilgili baroya bildirmek zorundadır. Vekilin adresini değiştirmesine rağmen bunu mahkemeye veya baroya bildirmemesi, tebligatın eski adrese yapılmasını madde 35 çerçevesinde geçerli kılar: tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Ancak bu maddenin uygulanabilmesi için o adrese daha önce usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olması ön şarttır; aksi hâlde önce bilinen adresin denenmesi, ardından adres kayıt sistemindeki adresin araştırılması gerekir. Bu hiyerarşik sıranın bozulması usulsüzlük doğurur. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 31.03.2026 tarihli ve 2022/3115 Esas, 2026/3486 Karar sayılı kararında, sanığın son adresine mernis adresi olduğu belirtilmeksizin doğrudan madde 21/2 uyarınca mahalle muhtarına yapılan tebliğ işlemini usulsüz bulmuştur; vekilin adres değişikliklerinde de benzer bir titizlik aranır — vekil görevine devam ediyor ve yalnızca adresini bildirmiyorsa madde 35 hükümleri uyarınca eski adrese yapılan tebligat hukuken sonuç doğurur.
Ceza yargılamasında sanığa tebligat zorunluluğu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 35. maddesinin ikinci fıkrası, koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek kararların hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ edilmesini emredici bir kural olarak düzenler. Hukuk yargılamasından farklı olarak, ceza yargılamasında müdafiin varlığı sanığa yapılacak tebligat yükümlülüğünü her zaman ortadan kaldırmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 06.01.2026 tarihli ve 2021/24717 Esas, 2026/143 Karar sayılı kararında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararına atıfla, müdafi ile takip edilen davalarda kanun yolu başvurusu için sanığa ayrıca tebligat yapılması gerektiğini, CMK m. 35/2’nin genel tebligat kurallarına bir istisna oluşturmadığını, aksinin kabulünün müdafiden yararlanma hakkının özüne dokunacağını belirtmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 19.11.2025 tarihli ve 2025/86 Esas, 2025/472 Karar sayılı kararında, ceza davalarında kararların sanıklara tebliğ edilmesine gerek görmeyip müdafiine yapılan tebliği geçerli saymanın adalet ilkeleriyle bağdaşmayacağını belirtmiştir. Aynı kararda, yasada öngörülen usul ve şartlara uygun olarak müdafi tarafından kanun yoluna başvurulmuş ve bu başvurunun etkin biçimde kullanılmadığına dair bir itiraz bulunmuyorsa ayrıca sanığa tebliğe ihtiyaç olmadığı; ancak müdafi usulüne uygun kanun yolu başvurusunda bulunmamışsa, gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmeyen sanığa da tebliğ mazbatası çıkarılması ve kanun yolu süresinin tebliğ tarihinden veya öğrenme tarihinden itibaren başlatılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Usulsüz tebligatın öğrenmeyle geçerlilik kazanması
Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuşsa tebligat muteber sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 07.01.2025 tarihli ve 2024/5120 Esas, 2025/124 Karar sayılı kararında, sanık müdafilerine usulüne uygun tebliğ yapılmamasının hükmün kesinleşmesini engellediğini tespit etmiştir. Bu ilke, usulsüz tebligatın yalnızca bir şekil hatası olmadığını, kararın hukuki kesinliğini ve infaz edilebilirliğini doğrudan etkileyen maddi bir eksiklik olduğunu göstermektedir.
Sık Sorulan Sorular
Vekile tebligat yapılabilmesi için vekaletnamenin dosyaya sunulmuş olması şart mıdır?
Evet; vekaletname aslı veya onaylı örneği sunulmadan avukat yargılamayla ilgili işlem yapamaz ve kendisine yapılacak tebligatlar temsil yetkisinin belgelenmemiş olması nedeniyle usulsüzlük taşır.
Vekil varken doğrudan asile tebligat yapılabilir mi?
Hayır; Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ve istikrarlı Yargıtay ve Danıştay içtihadı uyarınca vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır, asile yapılan tebligat usulsüzdür.
Birden fazla vekil varsa tebligat kaçına yapılmalıdır?
Bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir; birden fazla vekile yapılmışsa ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır.
Azil mahkemeye bildirilmeden eski vekile yapılan tebligat geçerli midir?
Evet; azil veya istifa mahkemeye ulaşıp karşı tarafa bildirilmedikçe hüküm ifade etmez, bu nedenle eski vekile yapılan tebligat usulüne uygun kabul edilir.
Vekilin istifasından sonra ne kadar süre tebligat kabul etme yükümlülüğü devam eder?
İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder ve bu süre içinde kendisine yapılan tebligat geçerlidir.
Vekilin ölümü hâlinde tebligat kime yapılır?
Vekilin ölümü, avukatlık sıfatını yitirmesi veya meslekten çıkarılması temsil yetkisini kendiliğinden sona erdirir; bu durumlarda tebligat asile yapılmalıdır.
Avukatın bürosuna mesai saatleri dışında yapılan tebligat geçerli midir?
Hayır; madde 11/2 uyarınca avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılmalıdır.
Avukatlara elektronik tebligat zorunlu mudur?
Evet; baro levhasına yazılı avukatlara tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur ve elektronik tebligat, muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Vekilin büro çalışanına yapılan tebligat geçerli midir?
Tebligat vekil adına çıkarılmışsa ve teslim alan kişi o yerde sürekli çalışıyorsa geçerli kabul edilir; ancak asile veya asilin çalışanına yapılan tebligat vekilin varlığında usulsüzdür.
Ceza yargılamasında müdafi varken sanığa ayrıca tebligat yapılır mı?
Müdafi usulüne uygun kanun yolu başvurusunda bulunmuşsa ayrıca sanığa tebliğe gerek yoktur; ancak müdafi başvuruda bulunmamışsa sanığa da tebliğ yapılması ve sürenin bu tebliğ veya öğrenme tarihinden başlaması gerekir.
Usulsüz tebligat hiçbir zaman geçerli olmaz mı?
Muhatap tebligata muttali olmuşsa usulsüz tebligat da geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir.
Sonuç
Vekile tebligat kuralı, avukatın hukuki bilgisinden yararlanılmasını ve sürelerin doğru işlemesini sağlayan temel bir güvencedir; bu kuralın vekaletnamenin ibrazından azil ve istifa bildirimine, büro tebligatının zaman şartından ceza yargılamasındaki sanığa tebliğ zorunluluğuna kadar uzanan tüm ayrıntılarına uyulması, tebligatın geçerliliği için zorunludur. Bilinen adres ve mernis adresi kuralı, tüzel kişilere tebligat ve usulsüz tebligatın sonuçları gibi bağlantılı konularda ayrıntılı bilgi için tebligat hukuku kapsamındaki diğer başlıkları inceleyebilirsiniz.