İdare Mahkemesi Kararını İstinaf: Süreç ve Şartlar (2026)

İdare ve vergi mahkemelerinin verdiği kararlara karşı kanun yolu denetimi, iki dereceli yargılama sistemi çerçevesinde önce istinaf, ardından (koşulları varsa) temyiz aşamasından geçer. 2576 sayılı Kanun’un 3/A maddesi uyarınca istinaf başvurularını inceleyip karara bağlamak Bölge İdare Mahkemelerinin (BİM) asli görevidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 45. maddesinde düzenlenen bu kanun yolu, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’la (12. Yargı Paketi) önemli ölçüde yeniden yapılandırılmıştır; bu makale güncel mevzuatı esas almaktadır.

İçindekiler

  1. İstinaf Başvurusunun Süresi ve Şekli Şartları
  2. Hangi Kararlara Karşı İstinaf Yolu Açıktır? Parasal Sınır ve Kesinlik Meselesi
  3. Bölge İdare Mahkemesinin İstinaf İncelemesinde Verebileceği Kararlar
  4. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine İadesi: Sınırlı Sayılan Haller (m.45/5)
  5. İstinaf Aşamasında Yeni Delil ve Hukuki Sebep İleri Sürülebilir mi?
  6. Emsal Danıştay Kararları
  7. Sık Sorulan Sorular
  8. Sonuç

İstinaf Başvurusunun Süresi ve Şekli Şartları

Otuz Günlük Süre Nasıl Hesaplanır?

İYUK m.45/1 uyarınca idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki BİM’e istinaf yoluna başvurulabilir; başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi bu kural geçerlidir. Danıştay 10. Dairesi’nin 22.05.2024 tarihli ve E. 2023/3752 sayılı kararında, istinaf dilekçesinin UYAP Avukat Portal üzerinden mesai saatleri dışında gönderilmiş olmasının başvuruyu süresinde kılmaya yettiği, dilekçenin sisteme giriş anının esas alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu içtihat, idarenin kayıt veya tevzi süreçlerinde yaşanabilecek gecikmelerin başvurana yüklenemeyeceğini de teyit etmektedir.

Dilekçede Yanlış Mercie Hitap Edilmesi Başvuru Hakkını Ortadan Kaldırmaz

İYUK m.45/2’nin ikinci cümlesi, istinafa konu kararlara karşı yapılan başvurularda dilekçedeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyanın BİM’e gönderileceğini emreder. Danıştay 2. Dairesi’nin 20.09.2023 tarihli ve E. 2023/3002 sayılı kararı bu kuralın bağlayıcılığını teyit etmiştir: dilekçenin sehven temyiz olarak adlandırılması, doğrudan Danıştaya veya yanlış bir yargı merciine hitaben yazılması başvuru iradesini geçersiz kılmaz; dilekçenin ilk sunulduğu merciin kaydına giriş tarihi yetkili BİM’e başvuru tarihi olarak kabul edilir ve gönderme/tevzi sürecinde geçen süre başvurana karşı işletilemez.

Biçimsel Eksiklikler İçin On Beş Günlük Tamamlama Süresi Tanınmalıdır

İYUK m.45/2 ve m.48’in yollamasıyla istinaf dilekçelerinde de m.3’teki şekil şartları kıyasen aranır. Danıştay 2. Dairesi’nin 11.09.2025 tarihli ve E. 2025/3314 sayılı kararında, dilekçenin bu esaslara uygun düzenlenip düzenlenmediğinin öncelikle değerlendirilmesi, eksiklik varsa tarafa on beş günlük tamamlama süresi verilmesi gerektiği; bu prosedür işletilmeden doğrudan süre aşımından ret kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Aynı ilke Danıştay 2. Dairesi’nin E. 2023/3002 sayılı kararında da yinelenmiştir.

Hangi Kararlara Karşı İstinaf Yolu Açıktır? Parasal Sınır ve Kesinlik Meselesi

İYUK m.45/1 uyarınca, kanunda öngörülen tutarı (7524 sayılı Kanun’la 2024’te otuz bir bin Türk lirası olarak belirlenmiş, Ek Madde 1 uyarınca her yıl yeniden değerleme oranında güncellenmektedir) aşmayan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesindir; bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.

Bu parasal sınırın hangi tarihe göre belirleneceği son yıllarda köklü bir değişim geçirmiştir. Değişiklik öncesinde uygulanan kural, istinaf/temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde nihai kararın verildiği tarihteki parasal sınırı esas alıyordu; bu kural Anayasa Mahkemesi’nin 11.02.2025 tarihli ve E. 2025/39, K. 2025/35 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. AYM, yargılamanın uzamasından kaynaklanan enflasyonist külfetin tamamının davanın tarafına yüklenmesinin, hak arama özgürlüğü ile kamu yararı arasındaki dengeyi orantısız biçimde bozduğunu tespit etmiştir. Kanun koyucu bu iptalin ardından 4.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’la Ek Madde 1/2’yi yeniden düzenlemiş; hem m.17 kapsamında zorunlu duruşma hem de m.45-46 uyarınca istinaf/temyiz yolunun belirlenmesinde artık davanın açıldığı tarihteki parasal sınırın esas alınacağını hükme bağlamıştır. Bu değişiklik, davacının dava açtığı andaki hukuki güvencelerinin yargılama süresince korunmasını sağlamaktadır.

Islah veya Miktar Artırımı Halinde Hangi Tarih Esas Alınır?

Tam yargı davalarında dava değerinin ıslah veya harç tamamlama yoluyla sonradan artırılması halinde, istinaf/temyiz kesinlik sınırı ve duruşma zorunluluğu bakımından hangi tarihin esas alınacağı uygulamada tereddüt yaratabilmektedir. Bu noktada, konuya özgü olarak yayımlanmış bir Danıştay kararına şu an için rastlanmamıştır; ancak Ek Madde 1/2’nin “davanın açıldığı tarih” ölçütünü açıkça benimseyen lafzı ile ıslahın dava tarihini değil yalnızca talep miktarını değiştirdiği yönündeki genel usul hukuku ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, karşılaştırmaya esas parasal sınırın da davanın ilk açıldığı tarihteki barem olması gerektiği değerlendirilmektedir. Aksi yorum, yani ıslah tarihindeki güncel ve genellikle daha yüksek parasal sınırın esas alınması, Ek Madde 1/2’nin davacıyı koruma amacını bertaraf edecektir.

Bölge İdare Mahkemesinin İstinaf İncelemesinde Verebileceği Kararlar

İYUK m.45/3 uyarınca BİM, yaptığı inceleme sonunda kararı hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunu reddeder; kararın sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçesini yetersiz veya hatalı bulursa gerekçeyi değiştirerek reddeder; kararda düzeltilebilir maddi bir yanlışlık varsa bunu düzelterek reddeder.

Gerekçe Değiştirerek Ret: Sonuç Aynı Kalırken Hukuki Dayanağın Düzeltilmesi

Danıştay 13. Dairesi’nin 08.05.2024 tarihli ve E. 2020/1804 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin davayı 6183 sayılı Kanun’un yanlış bir maddesine dayandırarak reddetmesine rağmen davacının nihai sorumluluğu ve dolayısıyla ret sonucunun hukuken doğru bulunduğu bir olayda, BİM’in kararı kaldırmadan doğru kanun maddesini ikame ederek istinaf başvurusunu gerekçe değiştirmek suretiyle reddetmesi hukuka uygun bulunmuştur. Hüküm fıkrası değişmediği, yalnızca dayanak hukuki norm düzeltildiği sürece bu yöntem usul ekonomisine uygundur.

Kararın Kaldırılması ve Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması

İYUK m.45/4 uyarınca BİM, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmazsa istinaf başvurusunun kabulüyle kararı kaldırır ve işin esası hakkında bizzat yeniden karar verir. Danıştay 4. Dairesi’nin 12.10.2021 tarihli ve E. 2021/3509 sayılı kararı ile Danıştay 8. Dairesi’nin 08.12.2021 tarihli ve E. 2018/3332 sayılı kararı, bu kuralın istinaf sisteminin asli işlevi olduğunu; BİM’in yalnızca m.45/5’te sayılan sınırlı haller dışında kararı kaldırıp dosyayı yerel mahkemeye göndermek yerine, tespit ettiği maddi veya hukuki eksiklikleri bizzat tamamlayarak nihai kararı kendisinin vermesi gerektiğini vurgulamıştır.

Gerekçe Değiştirme ile Kaldırma Arasındaki Sınır: Köklü Değişiklik Testi

Gerekçe değiştirerek ret yetkisi sınırsız değildir. Danıştay 3. Dairesi’nin 18.11.2024 tarihli ve E. 2024/3735 sayılı kararında, temyiz merciine (m.49/1-a) tanınan gerekçe değiştirerek onama yetkisinin istinaf merciince kıyasen genişletilemeyeceği; istinaf incelemesinin temyizden farklı olarak hem maddi hem hukuki tam bir denetim öngördüğü belirtilmiştir. Uyuşmazlığın hukuki niteliğinin kökten değiştiği hallerde BİM’in kararı kaldırması zorunludur:

Danıştay 6. Dairesi’nin 25.12.2025 tarihli ve E. 2025/2162 sayılı kararında, süresinde açılmadığı halde esastan incelenerek iptal kararı verilen bir davada, BİM’in bu kararı gerekçeyi süre aşımı olarak değiştirip onaylaması hukuka aykırı bulunmuştur; zira iptal hükmü ile süre aşımından ret hükmü birbirine tamamen zıt sonuçlar doğurduğundan aralarında basit bir gerekçe düzeltmesi yapılamaz.

Danıştay 5. Dairesi’nin 26.06.2024 tarihli ve E. 2024/11114 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin süre aşımı yönündeki ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında hiç karar verilmeden doğrudan davanın esasının incelenmesi usule aykırı bulunmuş; BİM’in önce süre aşımı tespitini denetlemesi, ancak bu aşamayı geçtikten sonra esasa girebileceği vurgulanmıştır.

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine İadesi: Sınırlı Sayılan Haller (m.45/5)

İYUK m.45/5, BİM’in kararı kaldırıp dosyayı yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderebileceği halleri tek tek sayar: ilk inceleme üzerine verilen kararlara veya usule ilişkin diğer nihai kararlara yönelik istinaf başvurusunun haklı bulunması; davaya görevsiz/yetkisiz mahkeme ya da reddedilmiş/yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması; dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken bu yapılmaksızın karar verilmesi; dosyanın eksik veya yanlış hasımla tekemmül ettirilmiş olması; talep hakkında hiç veya eksik hüküm kurulması; keşif ya da bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken yaptırılmamış olması; ve duruşma yapılması gerekirken yapılmamış olması. Fıkranın son cümlesi, bu haller dışında kararın kaldırılıp dosyanın geri gönderilmesine kesin olarak karar verilemeyeceğini emreder.

Danıştay 6. Dairesi’nin 19.12.2024 tarihli ve E. 2023/7991 sayılı kararı, geri gönderme yetkisinin bu tahdidi (sınırlı sayma) niteliğini açıkça teyit etmiş; esasa girilerek verilmiş kararların usul gerekçesiyle iade edilemeyeceğini vurgulamıştır. Danıştay 9. Dairesi’nin 11.11.2024 tarihli ve E. 2023/3176 sayılı kararı da aynı doğrultuda, m.45/5’te sayılan istisnaların yargısal yorumla genişletilemeyeceğini, sayılan haller dışındaki maddi veya hukuki eksikliklerin BİM tarafından tamamlanarak esastan karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Gerekçe Yetersizliği veya Eksik İnceleme, Dosyanın İadesini Gerektirmez

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, “eksik hükümle karar verilmesi” (m.45/5-e) kavramının kapsamıdır. Bu kavram, davacının ileri sürdüğü bağımsız taleplerden biri hakkında hiçbir hüküm kurulmamasını ifade eder — örneğin iptal ve tam yargı davasının birlikte açıldığı bir davada yalnızca iptal talebinin karara bağlanıp tazminat isteminin hiç değerlendirilmemesi. Mahkemenin delilleri yetersiz değerlendirmesi veya gerekçesini soyut bırakması bu kapsama girmez. Danıştay 8. Dairesi’nin E. 2018/3332 sayılı kararında, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle verilen bir “karar verilmesine yer olmadığına” kararının dahi ilk inceleme kararlarından sayılmadığı ve m.45/5’teki sınırlı hallere girmediği; bu durumda BİM’in işin esasına girerek karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Danıştay 5. Dairesi’nin 15.10.2025 tarihli ve E. 2022/14705 sayılı kararı, eksik incelemenin BİM tarafından İYUK m.20’deki re’sen araştırma ilkesi çerçevesinde bizzat giderilmesi gerektiğini; aynı Dairenin 18.09.2025 tarihli ve E. 2022/14555 sayılı kararı ise mahkemelerin vardıkları sonucu makul bir gerekçeyle — olay, hukuki dayanak ve hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek şekilde — temellendirmek zorunda olduğunu ortaya koymuştur.

Duruşma Eksikliğinde BİM’in Seçimlik Yetkisi

İYUK m.17 kapsamında usulüne uygun talep edilmesine rağmen duruşma açılmadan karar verilmesi, kural olarak m.45/5-g uyarınca dosyanın iadesini gerektiren bir eksikliktir. Danıştay 8. Dairesi’nin 21.12.2021 tarihli ve E. 2021/3243 sayılı kararında, dava değerinin ıslahla duruşma sınırının üzerine çıkması üzerine yapılan duruşma talebinin karşılıksız bırakılmasının usul hükümlerine aykırı olduğu tespit edilmiştir. Ancak kanun koyucu bu eksiklik için özel bir esneklik tanımıştır: m.45/5’in son cümlesi uyarınca BİM, keşif/bilirkişi eksikliği (f bendi) ve duruşma eksikliği (g bendi) hallerinde dosyayı geri göndermek yerine bu eksikliği bizzat giderebilir — yani kendisi duruşma açıp tarafları dinleyerek esas hakkında karar verebilir. Dosyanın esastan karara hazır olduğu, yalnızca duruşma eksikliğinin bulunduğu hallerde BİM’in bu yolu tercih etmesi usul ekonomisine uygun düşer; taraf teşkili veya görev/yetki gibi başkaca yapısal eksiklikler de mevcutsa, dosyanın geri gönderilmesi yoluna gidilebilir.

İlk İnceleme Üzerine Verilen Kararlara İlişkin Gönderme Kararları Kesindir

m.45/5-a bendi kapsamındaki, ilk derece mahkemesinin dosyayı esasa hiç girmeden ilk inceleme aşamasında verdiği kararlara yönelik istinaf başvurusunun haklı bulunması hali, diğer altı halden usul bakımından ayrışır. Danıştay 5. Dairesi’nin 07.11.2024 tarihli ve E. 2024/18286 sayılı kararında, BİM’in bu türden bir gönderme kararının kesin olduğu, yani bu kararlara karşı ayrıca temyiz yoluna başvurulamayacağı teyit edilmiştir.

İstinaf Aşamasında Yeni Delil ve Hukuki Sebep İleri Sürülebilir mi?

İstinaf incelemesi, temyizden farklı olarak yalnızca hukukilik değil, maddi vakıa denetimini de kapsayan yenilenmiş bir yargılama niteliğindedir. İYUK m.20’deki re’sen araştırma ilkesi BİM için de aynen geçerli olduğundan, taraflar ilk derece yargılamasında sunulamayan veya sonradan ortaya çıkan belgeleri istinaf aşamasında sunabilir; ilk derecede dayanılmayan yeni mevzuat hükümlerine veya güncel içtihatlara da dayanılabilir. Ancak bu serbesti sınırsız değildir: istinaf aşamasında dava konusu genişletilemez veya değiştirilemez — ilk derecede iptali istenmeyen bir işlemin iptali ilk kez istinafta talep edilemez, yeni bir tazminat kalemi eklenemez — ve sunulan deliller uyuşmazlıkla doğrudan illiyet bağı taşımalıdır. BİM, ilk derece mahkemesinin eksik bıraktığı araştırmayı tamamlamak amacıyla ilgili idari veya adli mercilerden doğrudan bilgi ve belge isteyebilir, gerektiğinde m.45/4 uyarınca ilk derece mahkemesini veya başka bir yer mahkemesini istinabe edebilir.

Emsal Danıştay Kararları

Dilekçenin UYAP üzerinden mesai dışı gönderilmesi başvuruyu süresinde kılar. Danıştay 10. Daire, E. 2023/3752, T. 22.05.2024 — Sisteme giriş anı esas alınır; idarenin kayıt ve tevzi sürecindeki gecikme başvurana yüklenemez.

Dilekçenin yanlış mercie hitaben yazılması başvuru iradesini geçersiz kılmaz. Danıştay 2. Daire, E. 2023/3002, T. 20.09.2023 — İlk sunulduğu merciin kaydına giriş tarihi başvuru tarihi sayılır; gönderme sürecindeki gecikme başvurana işletilemez.

Şekil eksikliği bulunan dilekçelere doğrudan süre aşımından ret verilemez; 15 günlük tamamlama süresi tanınmalıdır. Danıştay 2. Daire, E. 2025/3314, T. 11.09.2025 — İstinaf dilekçelerinde de m.3’teki şekil şartları kıyasen aranır.

Nihai karar tarihindeki parasal sınırın esas alınması Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, E. 2025/39, K. 2025/35, T. 11.02.2025 — Yargılamanın uzamasından kaynaklanan enflasyonist külfetin davacıya yüklenmesi hak arama özgürlüğü ile kamu yararı arasındaki dengeyi orantısız bozar; bu karar sonrası 7550 sayılı Kanun’la davanın açıldığı tarihteki sınır esas alınmaya başlanmıştır.

Ret sonucu doğru olduğunda BİM, kararı kaldırmadan yalnızca dayanak normu değiştirerek reddedebilir. Danıştay 13. Daire, E. 2020/1804, T. 08.05.2024 — Hüküm fıkrası değişmediği sürece gerekçe değiştirerek ret usul ekonomisine uygundur.

BİM, m.45/5’teki sınırlı haller dışında dosyayı geri göndermeyip esası bizzat karara bağlamalıdır. Danıştay 4. Daire, E. 2021/3509, T. 12.10.2021 ve Danıştay 8. Daire, E. 2018/3332, T. 08.12.2021 — Bu kural istinaf sisteminin asli işlevidir.

Gerekçe değiştirme yetkisi, uyuşmazlığın hukuki niteliği kökten değiştiğinde kullanılamaz. Danıştay 3. Daire, E. 2024/3735, T. 18.11.2024 — İstinaf incelemesi temyizden farklı olarak hem maddi hem hukuki tam denetim içerir; iptal ile süre aşımından ret arasında basit gerekçe düzeltmesi yapılamaz (bkz. Danıştay 6. Daire, E. 2025/2162, T. 25.12.2025).

Süre aşımı itirazı önce denetlenmeden doğrudan esasa girilemez. Danıştay 5. Daire, E. 2024/11114, T. 26.06.2024 — BİM önce süre aşımı tespitini incelemeli, ancak bu aşamayı geçtikten sonra esasa girebilir.

Geri gönderme yetkisi sınırlı sayma (tahdidi) niteliğindedir; esasa girilerek verilen kararlar usul gerekçesiyle iade edilemez. Danıştay 6. Daire, E. 2023/7991, T. 19.12.2024 ve Danıştay 9. Daire, E. 2023/3176, T. 11.11.2024 — m.45/5’teki istisnalar yargısal yorumla genişletilemez.

“Karar verilmesine yer olmadığına” kararı ilk inceleme kararı sayılmaz; BİM işin esasına girmelidir. Danıştay 8. Daire, E. 2018/3332 — Davanın konusuz kalması gerekçesiyle verilen bu tür kararlar m.45/5’teki sınırlı hallere girmez.

Eksik inceleme BİM tarafından re’sen araştırma ilkesiyle bizzat giderilmelidir; kararın makul gerekçeyle temellendirilmesi zorunludur. Danıştay 5. Daire, E. 2022/14705, T. 15.10.2025 ve E. 2022/14555, T. 18.09.2025 — Olay, hukuki dayanak ve hüküm arasındaki bağlantı gösterilmelidir.

Islahla duruşma sınırının aşılması üzerine yapılan duruşma talebinin karşılıksız bırakılması usule aykırıdır. Danıştay 8. Daire, E. 2021/3243, T. 21.12.2021 — Duruşma eksikliği (m.45/5-g) BİM tarafından dosya iade edilmeksizin de bizzat giderilebilir.

İlk inceleme kararlarına ilişkin gönderme kararları kesindir; bunlara karşı temyiz yolu kapalıdır. Danıştay 5. Daire, E. 2024/18286, T. 07.11.2024 — m.45/5-a bendi kapsamındaki gönderme kararları diğer altı halden usul bakımından ayrışır.

Sık Sorulan Sorular

İstinaf başvurusu için süre ne zaman başlar ve ne kadardır?

Süre, ilk derece mahkemesi kararının tebliğinden itibaren otuz gündür (İYUK m.45/1). Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Elektronik başvurularda dilekçenin UYAP sistemine giriş anı esas alınır; mesai saatleri dışında yapılan gönderim de süresinde sayılır.

İstinaf dilekçesini yanlış mahkemeye ya da yanlış hitapla gönderdim; başvurum geçersiz mi?

Hayır. Dilekçenin sehven yanlış mercie hitaben yazılması veya temyiz olarak adlandırılması başvuru iradesini geçersiz kılmaz. Dilekçenin ilk sunulduğu merciin kayıt tarihi başvuru tarihi olarak kabul edilir ve dosyanın doğru mercie gönderilmesi sırasında geçen süre aleyhinize işletilmez.

Davamın parasal değeri istinaf sınırının altında; hiçbir şekilde itiraz edemez miyim?

Kesinlik sınırının altındaki kararlarda istinaf yolu kapalıdır; ancak bu, kararın her açıdan denetlenemeyeceği anlamına gelmez. Karşılaştırmaya esas parasal sınır artık davanın açıldığı tarihteki barem olduğundan, dava açıldığında sınırın üzerinde olan bir dava sonradan enflasyon nedeniyle güncel sınırın altında kalsa da istinaf yolu kural olarak açık kalmaya devam eder.

BİM, ilk derece mahkemesi kararını her hukuka aykırı bulduğunda dosyayı geri mi gönderir?

Hayır, tam tersine. Kanun’un asıl beklentisi BİM’in dosyayı geri göndermek yerine eksikliği bizzat tamamlayarak esas hakkında kendisinin karar vermesidir. Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesi yalnızca İYUK m.45/5’te tek tek sayılan yedi sınırlı halde mümkündür; bu haller dışında geri gönderme kararı verilemez.

İstinafta ilk derece yargılamasında sunmadığım yeni bir belge sunabilir miyim?

Evet, istinaf incelemesi maddi vakıa denetimini de kapsadığından yeni deliller ve daha önce dayanılmayan hukuki sebepler istinaf aşamasında ileri sürülebilir. Ancak dava konusu istinaf aşamasında genişletilemez veya değiştirilemez; ilk derecede talep edilmeyen bir iptal veya yeni bir tazminat kalemi ilk kez istinafta istenemez.

Sonuç

İdare mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu, salt otuz günlük süreye uyulmasıyla sınırlı bir işlem değildir; dilekçenin doğru mercie yöneltilip yöneltilmediği, şekil şartlarının eksiksizliği, davanın parasal sınır ve kesinlik durumu ile BİM’in kararı hangi usulle — onama, gerekçe değiştirme veya kaldırma — sonuçlandırabileceği gibi çok katmanlı bir usul bütünlüğü gerektirir. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’la m.45’te yapılan değişiklikler ile Ek Madde 1/2’nin 7550 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenmesi, bu alandaki mevzuatın halen aktif biçimde geliştiğini göstermektedir. BİM’in geri gönderme yetkisinin sınırlı sayıda hâlle çerçevelendiğini bilmemek, davanın gereksiz yere uzamasına ya da tam tersine bir hak kaybına yol açabilir.

İdare mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu yapmayı veya karşı tarafın başvurusuna cevap vermeyi düşünüyorsanız, sürecin sıkı süre ve usul kurallarına tabi olduğunu göz önünde bulundurmanız önemlidir; idare hukukunun diğer alanları hakkında bilgi almak için İstanbul idare hukuku avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul