Acele kamulaştırma; kamu yararının olağan kamulaştırma sürecinin tamamlanmasını beklemeye elvermediği istisnai hallerde, idareye kıymet takdiri dışındaki işlemleri sonraya bırakarak taşınmaza hızla el koyma imkânı tanıyan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenmiş özel bir usuldür. 2026 itibarıyla Danıştay içtihadı bu yöntemi istisnai niteliğine sıkı sıkıya bağlı tutmakta; acelelik halinin genel ve soyut ifadelerle değil, somut ve nesnel gerekçelerle ortaya konulmasını aramaktadır.
- Acele Kamulaştırma Nedir?
- Acele Kamulaştırma ile Olağan Kamulaştırma Arasındaki Farklar
- Acele Kamulaştırmanın Şartları
- Acele Kamulaştırma Kararını Kim Verir?
- Acelelik Halinin İspatı — Danıştay’ın Denetim Kriterleri
- Acele Kamulaştırma Süreci — Adım Adım
- Tapu Şerhi ve Devir Yasağı
- Acele Kamulaştırma Kararına Karşı Dava Yolları
- İdari Yargıdaki İptal Davası, Adli Yargıyı Bekletir mi?
- Kamulaştırma Bedelinde Faiz ve Güncelleme
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
Acele Kamulaştırma Nedir?
Acele kamulaştırma; devletin veya yetkili kamu idarelerinin, kamu yararının olağan kamulaştırma usulünün tamamlanmasını beklemeye imkân tanımadığı istisnai durumlarda, kıymet takdiri dışındaki işlemleri sonradan tamamlamak üzere, mahkemece kısa sürede belirlenen bedeli malik adına bankaya yatırarak taşınmaza el koymasını sağlayan hukuki bir yoldur. Bu tanım, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dayanmaktadır:
2942 sayılı Kanun m.27 — Acele Kamulaştırma: “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.”
“Mahkemece verilen taşınmaz mala el koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir. Taşınmaz malın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir. El koyma kararından sonra taşınmaz mal 20 nci madde uyarınca boşaltılır.”
“Bu Kanunun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.”
Madde metninden üç ayrı sebep unsuru çıkmaktadır: (i) 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı, (ii) aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller, (iii) özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar. Uygulamada en sık başvurulan ve yargısal denetime en çok konu olan yol ikinci seçenektir; kanun bu seçenek için açık bir “acelelik hali” tanımı vermediğinden, bu boşluk Danıştay içtihadıyla doldurulmaktadır.
Acele Kamulaştırma ile Olağan Kamulaştırma Arasındaki Farklar
Acele kamulaştırma, ayrı bir kamulaştırma türü değil, olağan kamulaştırma sürecinin başında idareye tanınan istisnai bir el koyma yetkisidir. Danıştay 6. Dairesi bu ayrımı şu şekilde netleştirmiştir: taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesine ilişkin olağan kamulaştırma ile mülkiyetin malikte kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin acele kamulaştırma, aynı taşınmaza ilişkin olsa da birbirinden farklı işlemlerdir; acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü değil, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasına kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir (Danıştay 6. Daire, E:2024/7972, K:2025/4295, T:23.09.2025). Aynı kararda mahkeme, malikin bu iki işleme karşı ayrı ayrı dava açabileceğini de vurgulamıştır: acele kamulaştırma kararının iptali istemiyle Danıştay’da dava açılabileceği gibi, sonradan açılan bedel tespiti ve tescil davası üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle ayrıca dava açılması da mümkündür.
| Kriter | Olağan Kamulaştırma | Acele Kamulaştırma |
|---|---|---|
| El koyma zamanı | Ancak asliye hukuk mahkemesinin tescil kararından sonra | Mahkemenin 7 gün içindeki geçici bedel tespiti üzerine, tescilden çok önce |
| Bedelin niteliği | Bedel tespiti ve tescil davası sonunda kesinleşir | Geçici niteliktedir; sonradan nihai bedelle karşılaştırılır |
| İşlem sırası | Satın alma → bedel tespiti/tescil davası → tescil → el koyma | El koyma → satın alma denemesi → bedel tespiti/tescil davası |
| Yargısal denetim kapsamı | Kamu yararı ve kamulaştırma kararının hukuka uygunluğu | Bunlara ek olarak “acelelik hali”nin somut varlığı |
Acele Kamulaştırmanın Şartları
2942 sayılı Kanun’un 27. maddesinde sayılan üç sebep unsurundan ilk ikisi doğrudan maddede açıklanmışken, üçüncü unsur olan “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar” için madde metninde açık bir liste bulunmaz; bu yetkiyi hangi özel kanunun tanıdığı, ilgili mevzuatın kendi hükmünden çıkarılır. Örneğin 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 46. maddesi, işletme ruhsatı sahibinin talebi ve Bakanlıkça kamu yararı bulunduğuna karar verilmesi hâlinde madencilik faaliyeti için gerekli taşınmazların kamulaştırılabileceğini öngörmekte olup bu madde acele kamulaştırma talepleriyle birlikte sıkça gündeme gelmektedir (Danıştay İDDK, E:2023/1505, K:2023/1425, T:15.06.2023). Benzer şekilde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli alan ilan edilen bölgelerdeki taşınmazlar için de 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi uygulanabilmektedir (Danıştay İDDK, E:2023/849, K:2023/1622, T:12.07.2023).
Buna karşılık “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından kanunda açık bir tanım yoktur; bu nedenle idareye belirli ölçüde takdir yetkisi tanınmakla birlikte, bu takdirin sınırları ve denetim ölçütleri tamamen Danıştay içtihadıyla şekillenmiştir. Aşağıdaki bölümde bu denetimin somut ölçütleri ele alınmaktadır.
Acele Kamulaştırma Kararını Kim Verir?
Acele kamulaştırma kararını, ilgili idarenin (bakanlık, belediye, kamu kurumu veya lisans sahibi kuruluş) istemi üzerine Cumhurbaşkanı verir ve karar Resmî Gazete’de yayımlanır. Danıştay 6. Dairesi bu noktayı özellikle vurgulamıştır: Cumhurbaşkanınca verilen kamulaştırma kararı değil, kamulaştırmayı yapacak idarenin istemi üzerine yalnızca “acelelik” kararı alınmaktadır; bu nedenle acele kamulaştırma ile kamulaştırma işlemlerinin yargısal denetimi de birbirinden farklıdır (Danıştay 6. Daire, E:2024/7972, K:2025/4295, T:23.09.2025). Bu ayrım pratik açıdan önemlidir: kamu yararının hukuka uygunluğu ile acelelik halinin varlığı Danıştay tarafından ayrı ayrı incelenir; dava dilekçesinde iptali istenen işlemin doğru tanımlanması gerekir. Nitekim Danıştay 6. Dairesi, malikin yalnızca “kamulaştırma işlemi”nin iptalini talep ettiği, acelelik kararının iptalini açıkça istemediği bir davada, uyuşmazlığın ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’ın değil, taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinin görevine girdiğine karar vermiştir; zira acele kamulaştırmaya ilişkin davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay yalnızca “acelelik” kararının denetiminde görevlidir (Danıştay 6. Daire, E:2021/10951, K:2022/471, T:20.01.2022).
Acelelik Halinin İspatı — Danıştay’ın Denetim Kriterleri
Danıştay’ın yerleşik içtihadına göre acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların somut olarak ortaya konulması gerekir. Acelelik koşulu kamu düzenine ilişkin olmalı; kamu yararı ise olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, bizzat aceleliği zorunlu kılan bir yarar niteliği taşımalıdır. Aşağıda, bu ölçütün somut olaylarda nasıl uygulandığı, hukuka uygun bulunan ve iptal edilen kararlar üzerinden ele alınmaktadır.
Acelelik hali kabul edilen örnekler. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bir hidroelektrik santrali projesinde, enerji üretim lisansı verilmiş bir yatırımın en kısa sürede devreye alınmasını, ülkenin enerji ihtiyacı ve kamulaştırmayla ilgili diğer işlemlerin tamamlanmış olması koşuluyla acelelik hali için yeterli bulmuş, Cumhurbaşkanı kararını hukuka uygun bularak davayı reddeden Daire kararını onamıştır (Danıştay İDDK, E:2022/830, K:2022/1355 ve E:2022/828, K:2022/1353, T:11.04.2022); kararlara, aceleliğin somut olarak ortaya konulmadığı yönünde karşı oy yazılmıştır. Bitlis’te dere yatağı üzerinde bulunan ve büyük kısmı imar mevzuatına aykırı yapılaşmış bir riskli alanda, olası taşkın ve sel afetinde telafisi güç kayıpların önlenmesi amacıyla alınan acele kamulaştırma kararı da Kurul tarafından hukuka uygun bulunmuştur (Danıştay İDDK, E:2023/849, K:2023/1622, T:12.07.2023). 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında Hatay’da yeni bir şehir hastanesi yapılabilmesi amacıyla, olağanüstü hâl kapsamında yerleşme ve yapılaşmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine dayanılarak alınan acele kamulaştırma kararı, depremin etkilerinin hızla giderilmesi ve sağlık hizmetine erişimin sağlanması gerekçesiyle hukuka uygun görülmüştür (Danıştay İDDK, E:2024/1057, K:2024/3380, T:16.12.2024). Antalya’da 1. derece arkeolojik sit alanında kalan bir taşınmazın antik kentin ziyaretçi karşılama merkezi projesi kapsamında acele kamulaştırılmasında, sit alanı ilanının tek başına yeterli olmadığı ama somut proje ihtiyacıyla birlikte değerlendirildiğinde acelelik ve kamu yararının bulunduğu kabul edilmiştir (Danıştay 6. Daire, E:2024/7972, K:2025/4295, T:23.09.2025). Gaziantep’te otuz yılı aşkın süredir imar planında park alanı olarak ayrılan, ancak kamulaştırılamayan ve aynı zamanda afet anlarında toplanma alanı işlevi gören bir bölgedeki taşınmazın acele kamulaştırılması da, uzun süreli imar kısıtlılığı ile toplanma alanı niteliği birlikte değerlendirilerek hukuka uygun bulunmuştur (Danıştay 6. Daire, E:2022/2195, K:2023/4097, T:26.04.2023).
Genel nitelikte, kroki veya ada-parsel bilgisi içermeyen bir Cumhurbaşkanlığı kararı da mülkiyet hakkı açısından belirsizlik yaratacağından ilke olarak yetersiz görülür; ancak kararın ekinde somut bir proje adı ve güzergâh belirtilmişse bu eksiklik giderilmiş sayılabilir. Karadeniz sahil yolu bağlantı projesinde, kararın on sekiz yıl sonra fiilen uygulanmaya başlanmış olması Daire tarafından acelelik iddiasını çürüten bir unsur sayılarak işlem iptal edilmişken, İdari Dava Daireleri Kurulu kararın ekindeki somut proje tanımına dayanarak bu değerlendirmeyi bozmuş ve acele kamulaştırmayı hukuka uygun bulmuştur (Danıştay İDDK, E:2025/110, K:2025/367, T:19.02.2025).
Bir güneş enerjisi santrali projesinde, taşınmazın birden fazla maliki bulunması ve maliklerin yurt dışında olması nedeniyle uzlaşmanın mümkün olmaması, olağan kamulaştırma sürecinin ortalama 2,5-3 yıl sürmesi ve enerji arz güvenliği gerekçeleriyle alınan acele kamulaştırma kararı da çoğunluk görüşünce hukuka uygun bulunmuştur; ancak tarım dışı kullanım izninin kamulaştırma kararından sonra alınmış olmasının işlemi baştan hukuka aykırı kıldığı yönünde iki ayrı karşı oy yazılmıştır (Danıştay İDDK, E:2025/431, K:2025/1730, T:24.09.2025). Bu karar, tarım dışı izin zamanlamasının uygulamada hâlâ tartışmalı bir nokta olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Acelelik hali kabul edilmeyen örnekler. Danıştay, madencilik faaliyetinden elde edilecek gelir, istihdam ve vergi tutarlarına ilişkin rakamların tek başına acelelik hali oluşturmayacağına hükmederek bir altın-gümüş madeni projesindeki acele kamulaştırma kararını iptal etmiştir; tarımsal üretime kıyasla ekonomik katkının fazla olması, istisnai usule başvurmayı haklı kılan bir gerekçe olarak kabul edilmemiştir (Danıştay İDDK, E:2023/1505, K:2023/1425, T:15.06.2023). Bir bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmiş olması da tek başına yeterli görülmemiş; çarpık yapılaşmanın önlenmesi ve modern yaşam alanları oluşturulması gibi genel belediyecilik gerekçelerinin acele kamulaştırmayı haklı kılmadığına karar verilmiştir (Danıştay İDDK, E:2019/551, K:2019/3124, T:19.06.2019 ve E:2024/2874, K:2025/217, T:05.02.2025). Acele kamulaştırma kararının dayanağı olan imar planı değişikliğinin yürütmesi mahkemece durdurulmuş ya da iptal edilmişse, kararın tesis edildiği tarihte artık hukuki dayanağı kalmadığından acele kamulaştırma da bu yönden hukuka aykırı bulunmaktadır (Danıştay İDDK, E:2024/1615, K:2024/1700, T:19.09.2024). Uygulama imar planında konut alanında kalan bir taşınmazın trafo binası yapımı amacıyla acele kamulaştırılması da, imar planına aykırı kullanım oluşturduğu için hukuka aykırı bulunmuştur (Danıştay 6. Daire, E:2022/1640, K:2022/12379, T:29.12.2022).
Enerji nakil hattı projesi kapsamındaki tarım arazilerinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca gerekli tarım dışı kullanım izni alınmadan tesis edilen acele kamulaştırma kararı da hukuka aykırı bulunmuş; Danıştay izin sürecinin kamulaştırma kararından önce tamamlanmış olması gerektiğini vurgulamıştır (Danıştay İDDK, E:2024/3046, K:2025/29, T:15.01.2025). Vakıf mülkiyetindeki bir yapının koruma alanına dahil edilen komşu özel mülkiyete ait taşınmazın acele kamulaştırılması, 2863 sayılı Kanun uyarınca ancak malikin tescilli yapının bakım ve onarımı konusunda aczi bulunması hâlinde mümkün olduğundan; malikin böyle bir aczi bulunmadığı ve işlemin de bu gerekçeyle tesis edilmediği anlaşıldığından iptal edilmiştir (Danıştay İDDK, E:2025/1543, K:2025/1865, T:08.10.2025). Son olarak bir demiryolu projesinde, henüz ihtiyaç duyulmayan ve ileride belki gerekebilecek taşınmazların “tedbiren” acele kamulaştırma kapsamına alınması da ölçüsüz bulunarak iptal edilmiştir; idarenin kendi beyanıyla dahi kamulaştırmanın kesin olmadığı bir taşınmaz için önceden el koyma yetkisi kullanılamayacağı vurgulanmıştır (Danıştay 6. Daire, E:2024/5778, K:2025/2628, T:08.05.2025).
İlgili konu: Taşınmazınıza usulüne uygun bir acele kamulaştırma kararı olmaksızın fiilen el atıldığını düşünüyorsanız, izlenecek yol ve talep edilebilecek tazminat farklıdır; bu durumu kamulaştırmasız el atma tazminatı sayfamızda ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Acele Kamulaştırma Süreci — Adım Adım
| Aşama | İşlem | Yetkili Merci |
|---|---|---|
| 1 | İlgili idare, acelelik gerekçelerini somut biçimde ortaya koyarak Cumhurbaşkanlığına başvurur | İlgili idare |
| 2 | Acele kamulaştırma kararı alınır ve Resmî Gazete’de yayımlanır | Cumhurbaşkanı |
| 3 | İdare, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine başvurur | İdare |
| 4 | Mahkeme, 7 gün içinde bilirkişi marifetiyle geçici bedeli belirler | Asliye hukuk mahkemesi |
| 5 | Geçici bedel, malik adına bankaya yatırılır ve taşınmaza el konulmasına karar verilir | İdare + mahkeme |
| 6 | El koyma kararı tapu müdürlüğüne bildirilir; devir-temlik yasağı tapuya şerh edilir | Mahkeme + tapu müdürlüğü |
| 7 | İdare, makul sürede (uygulamada altı ay) önce satın alma yolunu dener | İdare |
| 8 | Anlaşma sağlanamazsa, bedel tespiti ve tescil davası açılır (m.10) | İdare / asliye hukuk mahkemesi |
Tapu Şerhi ve Devir Yasağı
Acele kamulaştırmada mahkemenin el koyma kararı üzerine, taşınmazın başkasına devir, ferağ veya temlikinin yapılamayacağı hükmü tapu kütüğüne şerh edilir (2942 s.K. m.27/2). Bu şerh süresiz değildir; Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadına göre idare, şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10. madde uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasını açmazsa, malik bu şerhin terkinini dava yoluyla isteyebilir ve mahkemeler bu talebi kabul etmektedir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2025/4270, K:2025/7201, T:08.05.2025; E:2024/3601, K:2024/7742, T:27.06.2024; E:2025/3947, K:2025/18256, T:23.12.2025). Her üç kararda da mahkeme, altı aylık sürenin geçmesine rağmen dava açılmamış olmasını, şerhin mülkiyet hakkını haksız biçimde kısıtladığının göstergesi saymış ve terkine hükmetmiştir.
Bu devir yasağının Anayasa’ya uygunluğu, Anayasa Mahkemesi tarafından da doğrudan denetlenmiştir. Sarayköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin itirazı üzerine incelenen başvuruda AYM çoğunluğu, hem 27. maddedeki tapu şerhi hükmünü hem de 31. maddenin (b) bendindeki devir-temlik yasağını Anayasa’ya aykırı bulmamıştır; gerekçe olarak malikin taşınmaz üzerindeki fiilî tasarruf yetkisinin (kullanma, kiralama) devam ettiği, acele kamulaştırmada malike zaten bir ödeme yapıldığı ve altı aylık sürenin aşılması hâlinde şerhin terkin edilebildiği unsurlarının dengeyi koruduğu belirtilmiştir (Anayasa Mahkemesi, E:2024/79, K:2024/182, T:05.11.2024). Karara dört üye (Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş) karşı oy yazmıştır; karşı oy gerekçesinde, taşınmazın kamulaştırma sürecine girdiğini gösteren daha hafif bir “beyan” şerhinin de aynı amaca hizmet edebileceği, dolayısıyla devrin tamamen yasaklanmasının gereklilik ölçütünü karşılamadığı ve kısmi kamulaştırmalarda taşınmazın tamamına şerh konulmasının orantısız olduğu ileri sürülmüştür. Bu tartışma, kısmi kamulaştırmaya konu geniş bir taşınmazın malikleri için özellikle dikkate değerdir.
Acele Kamulaştırma Kararına Karşı Dava Yolları
Acele kamulaştırma işlemleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulüne tabidir:
İYUK m.20/A uyarınca ivedi yargılama usulünde: dava açma süresi otuz gündür; Kanun’un üst makama başvuruyu düzenleyen 11. maddesi uygulanmaz; yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez; dava, dosyanın tekemmülünden itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır; nihai kararlara karşı on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir ve temyiz istemi en geç iki ay içinde karara bağlanır (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E:2016/4343, K:2016/3305, T:07.12.2016).
Üst makama başvurunun dava açma süresini durdurmadığı da ayrıca teyit edilmiştir: ivedi yargılama usulüne tabi bir işleme karşı idareye yapılan itiraz, otuz günlük süreyi kesmez veya durdurmaz (Danıştay 13. Daire, E:2023/3401, K:2023/6212, T:25.12.2023).
Otuz günlük süre kanunda açıkça yazılı olmakla birlikte, bu sürenin işlemeye başlaması kararın kişiye usulüne uygun biçimde, dava açma süresi ve mercii gösterilerek tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır. Uygulamada acele kamulaştırma kararları çoğunlukla yalnızca Resmî Gazete’de yayımlanmakta, malike ayrıca kişisel bir tebligat yapılmamaktadır. Danıştay 6. Dairesi, Resmî Gazete’de yayımlanmanın kişiye özel tebliğ yerine geçmediğini; Anayasa’nın 40. maddesi gereği dava açma süresi ve mercii gösterilmeden yapılan bildirimlerde özel otuz günlük sürenin değil, öğrenme tarihinden itibaren işleyen altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiğine hükmetmiştir (Danıştay 6. Daire, E:2022/1640, K:2022/12379, T:29.12.2022). Aynı ilke, benzer biçimde ilan edilen diğer ivedi yargılama usulü işlemleri bakımından da uygulanmakta ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 15.03.2022 tarihli, E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararına dayandırılmaktadır (Danıştay 4. Daire, E:2024/2329, K:2024/5802, T:17.10.2024). Bu nedenle pratikte acele kamulaştırma kararlarına karşı süre, çoğunlukla kararın öğrenildiği tarihten itibaren işleyen altmış gün olarak hesaplanmakta; idare süreç ve mercii açıkça belirtilerek usulüne uygun bir tebligat yaparsa ancak bu durumda otuz günlük özel süre işlemeye başlamaktadır.
İdari Yargıdaki İptal Davası, Adli Yargıyı Bekletir mi?
Acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay’da açılan iptal davası ile idarenin adli yargıda açtığı bedel tespiti ve tescil davası, birbirinden bağımsız fakat aynı taşınmazı ilgilendiren iki ayrı yargılamadır. Bu ikisi arasındaki ilişki Türk hukukunda uzun süredir tartışmalı bir konudur ve hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından defalarca ele alınmıştır.
2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin on dördüncü fıkrası, idari yargıda açılan iptal davasında yürütmenin durdurulması kararı verilmesi hâlinde, asliye hukuk mahkemesinin bu davayı bekletici mesele yapmasını öngörmektedir. Ancak bu kural yalnızca yürütmenin durdurulması kararı verilen hâllerle sınırlıdır; iptal davası henüz sonuçlanmamışken ya da yürütmenin durdurulması talebi (hızlı karar verilemediği için) reddedilmişken adli yargıdaki tescil süreci ilerleyebilmekte, hatta kesinleşebilmektedir.
Bu yapısal soruna ilişkin en somut örnek, bir baraj ve rüzgâr enerjisi santrali projesi kapsamında yaşanmıştır: acele kamulaştırma kararları üzerine mahkemeler taşınmazlara el konulmasına karar vermiş, ardından açılan bedel tespiti ve tescil davaları kesinleşmiştir. Bu süreçte Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, acele kamulaştırma kararlarını “acelelik hâlinin somut olarak ortaya konulmadığı” gerekçesiyle iptal etmiş, ancak bu iptal kararları tescilden sonra kesinleşmiştir. Anayasa Mahkemesi bu tabloyu ilk değerlendirdiğinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, ardından Genel Kurulda içtihadını değiştirerek ihlal bulunmadığı sonucuna varmıştır; bu ikinci kararın gerekçesi, iptal edilenin yalnızca acelelik hâline ilişkin “şeklî” bir unsur olduğu, kamulaştırmanın esasına yönelik bir hukuka aykırılık tespiti bulunmadığı yönündeydi. Aynı olaya ilişkin bir başka başvuruda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise farklı bir sonuca ulaşmıştır: Danıştay’ın iptal kararlarının somut hiçbir etki yaratmadığını, çünkü taşınmaz zaten tescil edilmiş olduğundan, malike tanınan dava açma hakkının anlamsız ve etkisiz hâle geldiğini tespit ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir (AİHM, Yel ve diğerleri/Türkiye, B. No: 28241/18, T:13.07.2021).
Anayasa Mahkemesi, aynı projeden etkilenen başka malikler tarafından yapılan bir sonraki başvuruda AİHM’in bu tespitini benimseyerek içtihadını tekrar değiştirmiş ve ihlal kararı vermiştir. Yüksek Mahkeme, acele kamulaştırma kararının hukuka aykırılığının idari yargı kararıyla tespit edilmesine rağmen taşınmazın idare adına tescil edilmiş olmasının, mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi kanunilik şartından yoksun bıraktığına hükmetmiş; ayrıca 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesinin on dördüncü fıkrasındaki bekletici mesele kuralının yürütmenin durdurulması şartına bağlanmış olmasının yeterli bir güvence sağlamadığını tespit ederek, bu yapısal sorunun çözülmesi için kararın bir örneğini Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmiştir (Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ali Kömürcü ve diğerleri, B. No: 2019/2890, T:25.10.2023).
Bu içtihat, uygulamada şu sonucu doğurmaktadır: idari yargıda açılan iptal davasında yürütmenin durdurulması kararı alınabilmesi, malikin haklarını korumak açısından kritik önem taşımaktadır; zira mevcut düzenleme, yalnızca bu şart gerçekleştiğinde bedel tespiti ve tescil davasının bekletilmesini zorunlu kılmaktadır. Malikin bu süreçte gecikmeden hem acele kamulaştırma kararının iptalini hem de mümkünse yürütmenin durdurulmasını talep etmesi, ilerideki bir iptal kararının yalnızca kâğıt üzerinde kalmasını önlemek bakımından önemlidir.
Kamulaştırma Bedelinde Faiz ve Güncelleme
Acele kamulaştırmada mahkemece yedi gün içinde belirlenen bedel geçici niteliktedir; bedel tespiti ve tescil davası sonunda belirlenen nihai bedelin bu geçici bedelden yüksek çıkması hâlinde aradaki fark idarece malike, düşük çıkması hâlinde ise malik tarafından idareye ödenir. Bedel tespiti ve tescil davasının açıldığı tarihten itibaren dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir (2942 s.K. m.10/9). Bu hükmün 2013 yılında 6459 sayılı Kanun ile eklenmesinden önce açılan davalarda dahi, enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybının telafi edilmesi gerektiği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfla faiz talebinin zamanaşımı süresi içinde her zaman ileri sürülebileceği Yargıtay tarafından kabul edilmiştir (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E:2015/27485, K:2016/14949, T:31.10.2016). Bedel artırım davası, bilirkişi itirazı ve değerleme yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgiyi kamulaştırma davası sayfamızda bulabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Acele kamulaştırma nedir?
Acele kamulaştırma, kamu yararının olağan kamulaştırma sürecinin tamamlanmasını beklemeye elvermediği istisnai hâllerde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca idareye, kıymet takdiri dışındaki işlemleri sonraya bırakarak mahkemece belirlenen geçici bedeli malik adına bankaya yatırmak suretiyle taşınmaza hemen el koyma imkânı tanıyan istisnai bir usuldür.
Acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma arasındaki fark nedir?
Olağan kamulaştırmada idare, ancak asliye hukuk mahkemesinin tescil kararı verdiği tarihten sonra taşınmaza el koyabilirken, acele kamulaştırmada mahkemenin yedi gün içinde belirlediği geçici bedelin bankaya yatırılmasıyla birlikte, tescil süreci daha tamamlanmadan taşınmaza el konulabilir; acele kamulaştırma ayrı bir kamulaştırma türü değil, kamulaştırma sürecinin başında idareye tanınan istisnai bir el koyma yetkisidir.
Acele kamulaştırma kararını kim verir?
Kararı, ilgili idarenin istemi üzerine Cumhurbaşkanı verir ve Resmî Gazete’de yayımlanır. Kamu yararı kararı ile kamulaştırma kararı ise ilgili idare veya bakanlık düzeyinde alınır; Cumhurbaşkanı kararı yalnızca “acelelik” niteliğine ilişkindir.
Acele kamulaştırmanın şartları nelerdir?
Kanun üç ayrı sebep unsuru öngörür: yurt savunması ihtiyacı, Cumhurbaşkanınca aceleliğine karar verilen hâller ve özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlar. Uygulamada en sık başvurulan yol ikinci seçenektir; bu kapsamda idarenin acelelik hâlini somut, nesnel ve projeye özgü gerekçelerle ortaya koyması gerekir.
Acele kamulaştırma kararına karşı hangi sürede, nereye dava açılır?
Danıştay’da iptal davası açılabilir. Dava, ivedi yargılama usulüne tabidir ve kanuni süre otuz gündür; ancak acele kamulaştırma kararları genellikle yalnızca Resmî Gazete’de yayımlanıp malike ayrıca usulüne uygun tebliğ edilmediğinden, süre çoğunlukla öğrenme tarihinden itibaren işleyen altmış günlük genel süre olarak hesaplanmaktadır.
Acele kamulaştırma davasında yürütmeyi durdurma talebi reddedilirse itiraz edilebilir mi?
Hayır. İvedi yargılama usulünde yürütmenin durdurulması talebine ilişkin kararlara itiraz edilemez; bu kararlar kesindir.
Acele kamulaştırmada bedel ne zaman ve nasıl ödenir?
Mahkemenin yedi gün içinde bilirkişi marifetiyle belirlediği geçici bedel, idare tarafından malik adına bankaya yatırılır. Bu bedel nihai değildir; ilerleyen bedel tespiti ve tescil davasında belirlenen kesin bedelle geçici bedel arasındaki fark, duruma göre idare tarafından malike ya da malik tarafından idareye ödenir.
Tapuya konulan devir yasağı şerhi ne zaman kalkar?
Mahkemenin el koyma kararı üzerine tapu kütüğüne işlenen devir-temlik yasağı şerhi süresiz değildir; Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre idare şerh tarihinden itibaren altı ay içinde bedel tespiti ve tescil davası açmazsa, malik bu şerhin terkinini dava yoluyla isteyebilir ve mahkemeler bu talebi kabul etmektedir.
İdare acele el koyduktan sonra dava açmazsa ne olur?
Altı aylık makul sürede bedel tespiti ve tescil davası açılmazsa hem tapu şerhinin terkini istenebilir hem de idarenin el koyma işlemi hukuki dayanağını kaybederek kamulaştırmasız el atmaya dönüşebilir; bu durumda malik ayrı bir tazminat davası açma hakkı kazanır.
Acele kamulaştırma kararı iptal edilirse taşınmaz kendiliğinden geri döner mi?
Otomatik olarak değil. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadına göre, acele kamulaştırma kararının iptal edilmiş olması tek başına tescili geçersiz kılmaz; iptal kararının tescilden önce kesinleşmesi ve etkili biçimde uygulanabilmesi mülkiyet hakkının korunması bakımından kritik önem taşır. Bu nedenle iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulmasının da talep edilmesi büyük önem taşır.
Danıştay’daki iptal davası, asliye hukuk mahkemesindeki bedel davasını durdurur mu?
Yalnızca Danıştay’da yürütmenin durdurulması kararı verilmişse, asliye hukuk mahkemesi bedel tespiti ve tescil davasını bekletici mesele yapmak zorundadır. Yürütmenin durdurulması kararı yoksa bu zorunluluk kanunen doğmaz.
Tarım arazim acele kamulaştırılıyor, ek bir korumam var mı?
Evet. Tarım arazileri için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca tarım dışı kullanım izni alınması gerekir ve bu iznin kamulaştırma kararından önce tamamlanmış olması şarttır; izin süreci tamamlanmadan tesis edilen acele kamulaştırma kararları Danıştay tarafından iptal edilmektedir.
Acele kamulaştırma kararının dayanağı olan imar planı iptal edilirse ne olur?
Kararın tesis edildiği tarihte dayanak imar planının yürütmesi durdurulmuş veya iptal edilmişse, acele kamulaştırma kararı da bu tarihte hukuki dayanaktan yoksun kalır ve iptal edilir.
Kamulaştırma bedeli davası uzarsa faiz işler mi?
Evet. Bedel tespiti ve tescil davası açıldığı tarihten itibaren dört ay içinde sonuçlandırılamazsa, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.
Sonuç
Acele kamulaştırma, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi en keskin biçimde sınayan kamulaştırma türüdür. 2026 itibarıyla yerleşen içtihat, bu istisnai yetkinin istisnai kalmasını güvence altına almaya devam etmekte; acelelik hâlinin somut, nesnel ve projeye özgü gerekçelerle ispatlanmasını, tapu şerhinin süresiz olmamasını ve idari yargı denetiminin hızlı ve etkili işlemesini aramaktadır. Kamulaştırmanın tamamlanmasından yıllar sonra amacına uygun kullanılmadığı hâllerde malikin taşınmazı geri isteyebilmesi de ayrı bir güvencedir; bu konuyu kamulaştırmada geri alma hakkı sayfamızda ele alacağız. Kamulaştırmanın genel çerçevesi, şartları ve bedel tespiti kriterleri hakkında ayrıntılı bilgiyi ise kamulaştırma nedir sayfamızda bulabilirsiniz.
İptal davası, yürütmenin durdurulması talebi ve bedel artırım sürecinin birlikte ve zamanında yönetilmesi kritik önem taşır.
İstanbul İdare Hukuku Avukatı Ekibimizle İletişime Geçin
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul