Tenkis Davası: Şartları, Süreci, Hesaplaması ve Dava Değeri (2026)

Tenkis davası, miras bırakanın sağlığında veya ölüme bağlı bir tasarrufla saklı pay sahibi mirasçıların yasal haklarını aşan kazandırmalarının, yasal sınıra çekilmesini sağlayan davadır. Bir mirasçının saklı payı zedelenmişse, terekeden gerçekte alması gereken pay ile eline geçen pay arasındaki farkın giderilmesi bu dava yoluyla istenir. Bu yazıda tenkis davasının şartlarını, kimlerin açıp kime karşı açabileceğini, hesaplama yöntemini, dava sürecini, dava değerini ve son değişikliklerle güncel harç uygulamasını ele alıyoruz.

Saklı payın ne olduğu, oranları ve kimlerin saklı pay sahibi olduğu konusunda kavramsal bilgi için Saklı Pay Nedir? yazımıza; sağlararası kazandırmaların tenkisine (TMK m. 565) ilişkin ayrıntılı inceleme için ilgili yazımıza bakabilirsiniz.

Tenkis Davası Nedir? Hukuki Niteliği

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 560 ve devamı maddelerinde düzenlenen tenkis davası, miras bırakanın saklı payı ihlal eden sağlararası veya ölüme bağlı kazandırmalarının yasal sınıra indirilmesini sağlayan, yenilik doğurucu (inşai) nitelikte bir davadır. Yargıtay, bu niteliği istikrarlı biçimde şöyle ifade etmektedir:

“Tenkis davası, saklı pay sahibi mirasçılar tarafından mirasbırakanın tasarruf edebileceği sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu bir davadır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/380 E., 2024/192 K.)

Önemli bir netlik: tenkis davası bir eda davası değildir. Bu davayla mirasbırakanın tasarruflarının iptali değil, tasarruf edilebilir sınıra çekilmesi (değiştirilmesi) amaçlanır. Ancak tasarruf konusu mal davalının elinde ise, tenkis kararı aynı zamanda eda unsurunu da (malın veya bedelin iadesi) kapsar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/1-360 E., 2010/372 K.).

Tenkis Davasının Şartları

TMK m. 560’a göre, saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir. Bu davanın dinlenebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir:

  1. Mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemiyle tasarruf edebileceği sınırı (tasarruf nisabını) aşmış olması,
  2. Bu tasarruf nedeniyle saklı pay sahibi mirasçının payının zedelenmiş olması.

Saklı payın zedelenip zedelenmediği, mirasın açıldığı (miras bırakanın öldüğü) tarihteki terekenin durumuna göre belirlenir. Mirasçı, temlik dışı terekeden saklı payını zaten alabiliyorsa tenkis davası açılamaz.

Kimler Tenkis Davası Açabilir?

Tenkis davası açma hakkı, kanunda sayılan saklı paylı mirasçılara tanınmıştır. TMK m. 505 uyarınca saklı pay sahipleri şunlardır:

  • Mirasbırakanın altsoyu (çocukları, torunları),
  • Anne ve babası,
  • Sağ kalan eşi.

Bunlar dışındaki yasal mirasçıların (örneğin kardeşler, dayı, amca, hala, teyze, yeğenler, büyükanne-büyükbaba) tenkis davası açma hakkı yoktur. Burada sık karşılaşılan bir yanılgıya dikkat çekmek gerekir: kardeşlerin saklı payı, 4 Mayıs 2007 tarihli ve 5650 sayılı Kanun’la kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra gerçekleşecek miraslarda kardeşler saklı pay sahibi değildir ve tenkis davası açamazlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/380 E., 2024/192 K.).

Saklı paylı mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaz; tenkis, kanunda sınırlı sayıda sayılan kişilere tanınmış şahsi bir haktır. Bu nedenle saklı paylı mirasçılardan her biri, diğerlerinin katılımı aranmaksızın kendi payı için tek başına dava açabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1827 E., 2021/625 K.). Ancak davacı yargılama sırasında ölürse, onun payına ilişkin dava mirasçıları tarafından — elbirliği mülkiyeti söz konusu olduğundan — birlikte veya tereke temsilcisi eliyle takip edilmelidir.

Alacaklıların ve İflas İdaresinin Tenkis Davası Açma Hakkı (TMK m. 562)

Kural dışı bir istisna olarak, saklı payı zedelenen mirasçının kendisi dava açmazsa, onun alacaklıları veya iflas idaresi belirli şartlarla tenkis davası açabilir:

  • Mirasçının iflası hâlinde iflas idaresi,
  • Mirasın açıldığı tarihte elinde aciz vesikası bulunan alacaklılar,

bu hakkı, mirasçıya usulünce ihtar göndermelerine ve mirasçının makul süre içinde dava açmamış olmasına bağlı olarak kullanabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu ihtarın tamamlanabilir bir dava şartı olmadığını, davanın açıldığı tarihte gerçekleşmiş olması gerektiğini açıkça belirtmiştir; ihtarın dava açıldıktan sonra (örneğin istinaf aşamasında) tamamlanması yeterli görülmemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/540 E., 2021/1223 K.). Bu hüküm ayrıca, mirasçılıktan çıkarılan (ıskat edilen) kişinin ıskat tasarrufuna itiraz etmemesi durumunda da aynı koşullarla uygulanır. Önemle belirtmek gerekir ki bu düzenleme yalnızca tenkis davası açma hakkı tanır; alacaklılar veya iflas idaresi, vasiyetnamenin iptalini talep edemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/540 E., 2021/1223 K.).

Kime Karşı Açılır?

Tenkis davası, kural olarak mirasbırakanın saklı pay kurallarını aşan tasarrufundan yararlanan kişiye karşı açılır. Bu kişi mirasçı olabileceği gibi üçüncü bir kişi de olabilir; lehine kazandırma yapılan kişi ölmüşse mirasçılarına karşı da açılabilir. Kazandırmaya konu malın, lehine kazandırma yapılan kişi tarafından üçüncü bir kişiye devredilmiş olması hâlinde, bu üçüncü kişiye karşı da tenkis davası açılabilmesi mümkündür — ancak bunun için üçüncü kişinin, malın saklı pay sahiplerini bu haklarından yoksun bırakmak amacıyla temlik edildiğini bilerek hareket etmiş (kötüniyetli) olması gerekir (13.01.1975 tarihli ve 7/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Hangi Tasarruflar Tenkise Tabidir?

Tenkise tabi tasarruflar iki grupta incelenir:

  • Ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname, miras sözleşmesi): tasarruf nisabını aşan kısmıyla mutlak surette tenkise tabidir.
  • Sağlararası kazandırmalar: yalnızca TMK m. 565’te sayılan dört grup kazandırmadan birine girmesi hâlinde tenkise tabi olur (mirasçılık sıfatını kaybedene mahsuben yapılan kazandırmalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amaçlı kazandırmalar, dönme hakkı saklı tutularak yapılan bağışlar, saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacıyla yapılan açık kazandırmalar). Bu son grupta, kazandırmanın saklı payı etkisiz kılma amacıyla yapıldığının açık olması aranır.

Sağlararası kazandırmaların tenkisine ilişkin ayrıntılı inceleme (kazandırma türleri, ispat, süre hesaplamaları) için ayrı yazımıza bakınız.

Gizli Bağış (Para Bağışı) Hâlinde Tenkis Hesabı

Uygulamada sık görülen bir durum, mirasbırakanın bir taşınmazı satın almak için parayı ödemesi, ancak tapunun doğrudan üçüncü kişi (örneğin çocuğu) adına tescil ettirmesidir. Bu hâlde tenkise konu olan, taşınmazın değeri değil, mirasbırakan tarafından ödenen para tutarının mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerdir; bu değer denkleştirici adalet ilkesi uyarınca (gerekirse bilirkişi vasıtasıyla) tespit edilir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/3533 E., 2025/2496 K.).

Net Tereke ve Tasarruf Nisabının Hesaplanması

Saklı payın zedelenip zedelenmediğinin tespiti için önce net tereke, sonra tenkise esas (farazi) tereke hesaplanır. Bu hesaplama şu sırayla yapılır:

  1. Terekenin aktifi belirlenir: mirasbırakanın ölüm tarihinde sahip olduğu mal varlığı + denkleştirmeye tabi tasarruflar (TMK m. 669) + tenkise tabi sağlararası tasarruflar (TMK m. 508, 565) + hayat sigortası satınalma bedeli (TMK m. 567, 509).
  2. Terekenin pasifi düşülür: mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri, terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakanla birlikte yaşayan ve bakılan kişilerin üç aylık geçim giderleri (TMK m. 507/2).
  3. Aktiften pasif çıkarılarak net tereke bulunur.
  4. Net terekeden saklı paylar toplamı çıkarılarak tasarruf edilebilir kısım (tasarruf nisabı) belirlenir.

Tüm bu değerler, mirasın açıldığı (ölüm) tarihindeki fiyatlara göre hesaplanır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/2177 E., 2025/5432 K.; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2024/5788 E., 2025/1780 K.). Bu hesaplama, terekenin tüm unsurlarının (temlik içi + temlik dışı mal varlığı) mahkemece re’sen araştırılmasını gerektirir; davacının yalnızca dava konusu ettiği tasarrufla sınırlı bir araştırma, kural olarak yeterli görülmez (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2024/4725 E., 2025/2611 K.).

Sabit Tenkis Oranı ve Hesaplama Örneği

Uygulamada mirasbırakanın ölüm gününe göre bulunan tenkis oranına sabit tenkis oranı denir. Sabit tenkis oranı, tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan, saklı payı aşan fazla kazandırma arasında kurulan orandır (11.11.1994 tarihli ve 1994/4 Esas, 1994/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

Basitleştirilmiş örnek:

Mirasbırakan A, tek çocuğu B’yi bırakarak ölmüştür. Net terekesi 2.000.000 TL’dir. B’nin saklı payı, yasal miras payının yarısı olduğundan (TMK m. 506), net terekenin 1/2’si yani 1.000.000 TL‘dir. A, ölümünden önce üçüncü kişi C’ye 1.200.000 TL değerinde bir taşınmaz bağışlamıştır (bu bağış TMK m. 565/3 kapsamında tenkise tabidir ve terekeye eklendiği varsayılmıştır).

  • B’nin fiilen eline geçen: 2.000.000 – 1.200.000 = 800.000 TL
  • B’nin saklı payı: 1.000.000 TL
  • Saklı paya tecavüz: 1.000.000 – 800.000 = 200.000 TL
  • Sabit tenkis oranı: 200.000 / 1.200.000 = %16,67

Taşınmaz bölünebilir nitelikteyse, taşınmazın %16,67’lik kısmı B adına, kalanı C adına tescil edilir. Bölünemez nitelikteyse (örneğin tek bağımsız bölümlü bir daire), TMK m. 564 devreye girer (aşağıda ayrıca açıklanmıştır).

Tenkiste Sıra

Tenkise tabi birden fazla kazandırma varsa, TMK m. 570 uyarınca şu sıra izlenir:

  1. Önce ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir (kendi aralarında orantılı olarak — TMK m. 561, 563).
  2. Bu yetmezse, sağlararası kazandırmalar en yeni tarihlisinden en eskisine doğru geriye gidilerek tenkis edilir.
  3. Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan kazandırmalar (gerek ölüme bağlı gerek sağlararası) en son sırada tenkis edilir.

Birden fazla kişiye kazandırma yapılmışsa, her biri kendisine yapılan kazandırmayla orantılı olarak sorumludur (TMK m. 563).

TMK m. 564: Bölünmez Mal Vasiyetinde Seçimlik Hak

Tenkise konu mal, değerinde azalma olmaksızın bölünemeyecek nitelikteyse (örneğin tek bir daire), TMK m. 564 devreye girer. Bu maddeye göre davalıya (kazandırmadan yararlanana) bir seçimlik hak tanınır: davalı dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın tamamını alır, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı ister ve mal davacıya geçer.

Bu noktada uygulamada sıkça yapılan bir hata vardır: mahkemeler bazen tenkise konu malı taraflar arasında paylı mülkiyet hâlinde (hisseli olarak) tescil etmektedir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadına göre bu, TMK m. 564’e açıkça aykırıdır:

“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesine göre seçme hakkının taşınmazın paylı mülkiyete dönüştürülmesi yönünde kullanılamayacağı” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/528 E., 2010/77 K.; aynı ilke Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/202 E., 2024/1320 K. ve 2024/3533 E., 2025/2496 K. kararlarında da tekrarlanmıştır.)

Yani mahkeme, seçimlik hakkın hangi yönde kullanıldığını davalıya sormak ve buna göre malın tamamını ya davacıya ya da davalıya tescil etmek zorundadır; ortada bir “yarı yarıya paylaşım” çözümü yoktur. Bölünemeyen malın karşılığında ödenecek değer, tercih hakkının kullanıldığı tarihteki (karar tarihine en yakın) rayice göre belirlenir; ölüm tarihindeki değer yalnızca sabit tenkis oranının hesaplanmasında kullanılır (11.11.1994 tarihli ve 1994/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).

TMK m. 566: İyiniyetli ve Kötüniyetli Davalının Geri Verme Borcu

Tenkise tabi bir kazandırma elde eden kişinin bu kazandırmayı iade yükümlülüğü, iyiniyetli olup olmadığına göre değişir:

  • İyiniyetli davalı, yalnızca mirasın geçmesi (miras bırakanın ölümü) anında elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür.
  • İyiniyetli olmayan (kötüniyetli) davalı, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna ilişkin genel hükümlere (TMK m. 995 vd.) göre sorumludur; bu, ürünlerin iadesi ve zarar-ziyandan sorumluluk gibi daha ağır yükümlülükler içerir.

TMK m. 567: Hayat Sigortalarında Tenkis

Mirasbırakan, kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptırmış, sonradan böyle bir kişiyi lehdar olarak belirlemiş veya sigortacıya karşı istem hakkını sağlararası ya da ölüme bağlı bir tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devretmişse, tenkise tabi olan tutar, sigorta bedelinin (lehdara fiilen ödenen tazminatın) tamamı değildir. Tenkise tabi olan, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü anındaki satınalma (iştira) değeridir — yani poliçe o an feshedilseydi sahip olacağı birikim değeri, ki bu genellikle ödenen ölüm tazminatından çok daha düşüktür.

Bu satınalma değerinin tespiti, teknik/aktüeryal bir hesaplama gerektirdiğinden, mahkemece atanacak uzman bir bilirkişi eliyle yapılır; sigorta şirketinin taraf sıfatı taşıması nedeniyle kendi beyanı tek başına esas alınmaz (HMK m. 266 vd. genel ilkesi).

Ayrıca belirtmek gerekir ki, hayat sigortası tazminatı kural olarak terekeye dahil değildir; hak sahipliğinden doğan bağımsız bir haktır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/2357 E., 2022/1355 K.). Lehdar açıkça belirlenmişse, tazminatı talep hakkı münhasıran o lehdara aittir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5388 E., 2013/8902 K.); lehdar belirtilmemişse, Türk Ticaret Kanunu m. 1494/2 uyarınca sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine yapıldığı kabul edilir ve tazminat miras payları oranında paylaştırılır. TMK m. 567’nin işlevi, işte bu genel kuralın istisnasıdır: sigorta poliçesi saklı payı zedeleyecek şekilde kullanılmışsa, en azından satınalma değeri kadarının tenkise konu edilebilmesini sağlar.

TMK m. 569: Artmirasçı Bakımından Tenkis

Mirasbırakan, mirasını önce bir kişiye (önmirasçı), onun ölümü veya belirli bir olayın gerçekleşmesi üzerine de başka bir kişiye (artmirasçı) geçirmek üzere tasarrufta bulunabilir (TMK m. 521 vd.). Mirası artmirasçıya geçirme yükümlülüğü nedeniyle saklı payı zedelenen mirasçı, TMK m. 569 uyarınca aşan kısmın tenkisini isteyebilir.

Not: Bu madde, uygulamada nadiren karşılaşılan, oldukça teknik bir düzenlemedir. Tarafımızca yürütülen kapsamlı içtihat taramasında, bu maddenin doğrudan uygulandığı yayımlanmış bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır. Bu nedenle yukarıdaki açıklama madde metni ve genel tenkis ilkelerinin (TMK m. 561’deki orantılı tenkis kuralının bu duruma kıyasen uygulanması) birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır; konu somut bir uyuşmazlıkta gündeme geldiğinde ayrıca hukuki değerlendirme yapılması önerilir.

Dava Süreci Nasıl İşler?

  1. Mirasçılık belgesi temini: Davacının saklı paylı mirasçı olduğunun ispatı için mirasçılık belgesi (veraset ilamı) alınır.
  2. Dava dilekçesinin hazırlanması ve harcın yatırılması: Dava değeri belirlenir, nispi harç hesaplanarak yatırılır (aşağıda ayrıca açıklanmıştır).
  3. Cevap ve karşı deliller: Davalı, saklı payın zedelenmediğini, kastın bulunmadığını veya hak düşürücü sürenin geçtiğini savunabilir.
  4. Tereke araştırması: Mahkeme, mirasbırakanın temlik içi ve temlik dışı tüm mal varlığını (tapu, banka, araç kayıtları vb.) re’sen araştırır.
  5. Bilirkişi incelemesi: Net tereke, tasarruf nisabı ve sabit tenkis oranı; gerekiyorsa keşifle birlikte bilirkişi(ler) tarafından hesaplanır.
  6. Tercih hakkının sorulması: Tenkise konu mal bölünemeyecek nitelikteyse, davalıya TMK m. 564 kapsamındaki seçimlik hakkı sorulur.
  7. Karar: Bölünebilir mallarda doğrudan pay oranında tescil; bölünemez mallarda tercihe göre tam tescil + bedel ödemesi şeklinde hüküm kurulur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tenkis davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise TMK m. 576 uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Tenkis talebi, tapu iptali-tescil talebiyle birlikte ileri sürüldüğünde, taşınmazın aynına ilişkin kısım bakımından HMK m. 12’deki kesin yetki kuralının (taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi) etkisi somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Dava Değeri, Harç ve 2026 Değişikliği

Tenkis davasının dava değerinin baştan kesin olarak belirlenmesi çoğu zaman mümkün değildir; saklı payı ihlal eden tutar, ancak tereke tespiti ve bilirkişi incelemesi tamamlandıktan sonra netleşir. Dava dilekçesinde gösterilen değer, harca esas olmakla birlikte tahminidir ve yargılama sonunda tespit edilen gerçek tutara göre harcın tamamlattırılması gerekir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/8898 E., 2019/2445 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/202 E., 2024/1320 K.).

Uzun yıllar bu belirsizlik, tenkis davalarının 6100 sayılı HMK’nın (mülga) 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmasıyla aşılmıştır; davacı, dava açılırken tahmini/şimdilik bir bedel bildirip harcını bu tutar üzerinden yatırmış, yargılama sonunda gerçek tutar ortaya çıktıkça talebini artırabilmiştir.

31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun (“12. Yargı Paketi”) ile bu tablo değişmiştir: HMK’nın 107. maddesi tamamen yürürlükten kaldırılmış, yerine HMK’nın 109. maddesine eklenen yeni bir fıkra ile kısmi dava içinde bir defaya mahsus talep artırımı imkânı getirilmiştir. Buna göre, tenkis bedelinin yalnızca bir kısmı için açılan davada davacı, tahkikat sona erinceye kadar — iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın — talebini bir kez artırabilir; artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bu değişiklik, 31.07.2026’dan önce açılmış tenkis davalarını etkilemez; bu davalar eski HMK m. 107 hükümlerine göre görülmeye devam eder (7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1/10). Ancak bu tarihten sonra açılacak tenkis davalarında artık “belirsiz alacak davası” seçeneği bulunmamaktadır; dava kısmi dava olarak açılıp, tereke tespiti/bilirkişi incelemesi sonrasında HMK m. 109/4 uyarınca bir kez talep artırımı yapılması gerekmektedir.

İspat Yükü ve Deliller

Tenkis davasında ispat yükü, TMK m. 6 ve HMK m. 190’daki genel kurallar uyarınca davacıdadır. Davacı sırasıyla şunları ispatla yükümlüdür:

  • Saklı paylı mirasçı olduğunu (mirasçılık belgesi, nüfus kayıtları),
  • Mirasbırakanın öldüğünü,
  • Saklı payının zedelendiğini (tereke tespiti ve bilirkişi incelemesiyle).

Ölüme bağlı tasarruflarda saklı payı zedeleme kastı karine olarak kabul edilir; bunun aksini iddia eden taraf ispatla yükümlüdür. Sağlararası kazandırmalarda ise böyle bir karine bulunmadığından, kastın varlığını ileri süren taraf (davacı) bunu ispat etmelidir. Bu kast, tanık ve yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2010/1-360 E., 2010/372 K.; 2017/1827 E., 2021/625 K.).

Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

TMK m. 571’e göre tenkis davası açma hakkı:

  • Mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl,
  • Her hâlde, vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl

geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücü olup mahkemece re’sen gözetilir. Öğrenme tarihi mutlaka murisin ölüm tarihi olmak zorunda değildir; sonraki bir tarihte de gerçekleşebilir. Davalı, davacının belirttiğinden daha erken bir öğrenme tarihi ileri sürüyorsa bunu ispatla yükümlüdür (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/4322 E., 2019/912 K.). Vasiyetnamenin usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmediği sürece bir yıllık süre işlemeye başlamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/231 E., 2022/1258 K.).

Tenkis iddiası, süreye bakılmaksızın her zaman def’i yoluyla da ileri sürülebilir (TMK m. 571/son).

Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Tenkis davası, dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında değildir; ihtiyari arabuluculuğa elverişli işlerdendir. Bu, mirasçılar arasındaki ortaklığın satış veya taksim yoluyla giderilmesi (izale-i şüyu) davalarıyla karıştırılmamalıdır — 1 Eylül 2023’ten itibaren zorunlu hale gelen dava şartı arabuluculuk, doğrudan tenkis davasını değil, miras taksiminden doğan taşınmaz uyuşmazlıklarını (ortaklığın giderilmesi) kapsamaktadır. Tenkis talebi bu tür bir dava ile birlikte ileri sürülüyorsa, arabuluculuk şartının hangi talep bakımından arandığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Tenkis Davası ile Vasiyetnamenin İptali Davası Arasındaki Fark

KriterTenkis DavasıVasiyetnamenin İptali Davası
Hukuki dayanakTMK m. 560 vd.TMK m. 557 vd.
AmaçTasarrufun saklı payı aşan kısmının indirilmesiTasarrufun tamamen veya kısmen geçersiz kılınması
SebepYalnızca saklı payın ihlaliEhliyetsizlik, irade sakatlığı, şekle aykırılık, hukuka/ahlaka aykırı içerik (sınırlı sayı)
DavacıSaklı paylı mirasçı (istisnaen alacaklı/iflas idaresi)Tasarrufun iptalinde menfaati olan mirasçı veya vasiyet alacaklısı
Hak düşürücü süreÖğrenmeden 1 yıl / açılmadan (veya mirasın açılmasından) 10 yıl (TMK m. 571)Öğrenmeden 1 yıl / iyiniyetli davalıya karşı 10 yıl, kötüniyetliye karşı 20 yıl (TMK m. 559)
SonuçTasarruf ayakta kalır, sadece sınıra çekilirTasarruf (veya ilgili kısmı) tamamen hükümsüz olur

Uygulamada bu iki dava sıklıkla terditli (kademeli) olarak birlikte açılır: önce vasiyetnamenin iptali, bu kabul görmezse tenkis talep edilir. Böyle bir davada mahkeme, yalnızca iptal talebini inceleyip tenkis talebini gözardı edemez; her iki talep de ayrı ayrı araştırılmalıdır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2025/135 E., 2025/3843 K.; 2023/5681 E., 2024/5103 K.; 2024/4725 E., 2025/2611 K.).

Sıkça Sorulan Sorular

Kardeşim tenkis davası açabilir mi?

Hayır. 2007 yılından bu yana kardeşlerin saklı payı bulunmadığından, kardeşler tenkis davası açamaz. Saklı pay sahipleri yalnızca altsoy, ana-baba ve sağ kalan eştir.

Tenkis davasında dava değerini yanlış (düşük) gösterirsem ne olur?

Dava dilekçesindeki değer tahmini kabul edilir; yargılama sonunda tespit edilen gerçek tenkis miktarına göre eksik harcın tamamlatılması istenir, davanın reddi gerekmez.

Muris muvazaası davası ile tenkis davası birlikte açılabilir mi?

Evet, sıklıkla terditli olarak açılır. Ancak muvazaa iddiasının reddedildiği bir davada, tenkis talebinin ayrıca ve bağımsız olarak incelenmesi gerekir; muvazaanın reddi tek başına tenkis talebinin reddi için gerekçe olamaz (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2023/5681 E., 2024/5103 K.).

Tenkis davası hangi mahkemede açılır?

Asliye hukuk mahkemesinde, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Tenkise konu ev bölünemiyorsa ne olur?

Davalıya, malın tamamını alıp saklı payı aşan kısmın bedelini ödeme veya malı bırakıp tasarruf edilebilir kısmın değerini alma seçeneği sorulur. Mahkeme, malı taraflar arasında hisseli olarak paylaştıramaz.

Sonuç

Tenkis davası, teknik hesaplamalar, re’sen araştırma yükümlülüğü ve sıkı süre kurallarının bir arada işlediği, uzmanlık gerektiren bir dava türüdür. Saklı payınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız, hem hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması hem de tereke tespitinin ve tenkis hesabının doğru yapılması açısından süreci bir avukat eşliğinde yürütmeniz önem taşımaktadır.

Av. Mehmet Sarıoğlu
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu