Piyasa bozucu eylem, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan ve borsanın güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemlerdir. Piyasa dolandırıcılığından (m.107) farklı olarak bir suç değil, idari para cezası gerektiren bir kabahattir; kast veya özel bir irade aranmaz. Sermaye Piyasası Kurulu, hangi işlem kalıplarının piyasa bozucu eylem sayılacağını Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği ile belirlemiştir ve bu kalıplardan yalnızca birinin gerçekleşmesi, idari para cezası için yeterli görülmektedir.
Piyasa bozucu eylem nedir?
6362 sayılı Kanun m.104“Makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde, piyasa bozucu nitelikte eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. Ancak, bu suretle menfaat temin edilmiş olması hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz.”
Madde, piyasa bozucu eylemi tanımlarken iki unsuru bir araya getirir: eylemin makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamaması ve borsanın güven, açıklık ve istikrar içinde işleyişini bozacak nitelikte olması. Hangi somut işlem kalıplarının bu tanıma girdiğini belirleme yetkisi Kurul’a bırakılmıştır; Kurul bu yetkiyi Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği ile kullanmıştır. Tebliğ’in 5. maddesi, esas itibarıyla önemli veya etkili kabul edilebilecek nitelikte alım veya satım yapılması, hesap hareketi gerçekleştirilmesi, emir verilmesi, emir iptali veya emir değiştirilmesi, kendinden kendine veya karşılıklı işlemler gerçekleştirilmesi ve fiyat yükseltici, fiyat düşürücü veya fiyatı sabit tutmaya yönelik işlemler yapılması gibi kalıpları düzenler; 6. maddesi ise haberleşme yoluyla (yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verme, söylenti çıkarma) işlenen piyasa bozucu eylemleri ayrıca ele alır.
Piyasa bozucu eylem neden bir suç değildir?
m.104’ün “bir suç oluşturmadığı takdirde” ifadesi, piyasa bozucu eylemin tamamlayıcı (art arda gelen) bir kavram olduğunu gösterir: bir eylem önce m.107’deki piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarını taşıyıp taşımadığı bakımından değerlendirilir; taşımıyorsa, ama yine de borsanın işleyişini bozacak nitelikteyse, m.104 kapsamında bir kabahat olarak değerlendirilir. Danıştay 13. Dairesi bu ilişkiyi açıkça ortaya koymuştur: “piyasa bozucu eylemlerin, suça konu olmadığı değerlendirilen nitelikte fiiller olduğu, suçun tipik hareket unsurlarının bulunduğu eylemlerde kastın oluşmadığı ancak gerçekleştirilen eylemlerle sermaye piyasalarının güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasının engellendiği anlaşılmaktadır” (Danıştay 13. Daire, E. 2020/1968, K. 2021/1467, T. 20.04.2021). Bu ayrım, kabahat ile suç arasındaki temel farkı yansıtır: piyasa dolandırıcılığı suçu özel kast (yanlış veya yanıltıcı izlenim uyandırma amacı) gerektirirken, piyasa bozucu eylem bu iradeden bağımsız olarak, salt objektif etkisi (piyasanın işleyişinin bozulması) üzerinden değerlendirilir. Kanundaki suç tiplerinin tamamı için sermaye piyasası suçları ve cezaları yazımıza bakılabilir.
Şablon işlem kalıpları nelerdir, neden bu yöntem seçilmiştir?
Piyasa bozucu işlemler, görünüşte yasal ve sıradan alım-satım emirleri şeklinde gerçekleştirilir; bu da tespitlerini güçleştirir. Danıştay 13. Dairesi bu zorluğu ve Kurul’un buna karşı geliştirdiği yöntemi şöyle açıklamıştır: “Piyasada gerçekleştirilen piyasa bozucu işlemlere bakıldığında, bu işlemler yasal görüntülü işlemler olduğundan tespitleri son derece güç olduğu, bu nedenle diğer ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de kanun koyucunun, belirli işlem kalıplarını piyasa bozucu eylem olarak nitelendirdiği, nitekim Avrupa Birliği düzenlemelerinde de piyasa bozucu işlemlerin tespiti bakımından söz konusu şablon işlem kalıpları kabul edildiği” (Danıştay 13. Daire, E. 2024/1115, K. 2025/1141, T. 11.03.2025). Aynı yaklaşım bir başka kararda, Tebliğ m.5’in “pay piyasasında yapay bir arz ve talep yaratılmasına yol açabilecek temel bazı işlemlerin düzenlemeye konu edildiği” ve bu düzenlemenin “piyasa bozucu eylemlerin yapısı, niteliği ve özelliklerine uygun olduğu” tespitiyle onanmıştır (Danıştay 13. Daire, E. 2020/3901, K. 2024/4342, T. 31.10.2024).
Bu yaklaşımın pratik sonucu, bir yatırımcının somut niyetinin veya gerekçesinin sorgulanmasından önce, işleminin Tebliğ’de tanımlanan kalıplardan birine uyup uymadığının incelenmesidir. Kalıba uyan bir işlem tespit edildiğinde, ispat yükü büyük ölçüde yer değiştirir: yatırımcının, işlemin makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanabilir olduğunu ortaya koyması beklenir.
Piyasayı bozma kastı veya iradesi aranır mı?
Hayır. Danıştay 13. Dairesi bunu açıkça vurgulamıştır: piyasa bozucu eylem nitelendirmesinde kast unsurunun veya yatırımcının bu yönde bir iradesinin aranmadığı, Tebliğ’in 5. maddesinde öngörülen işlem türlerinden bir tanesinin gerçekleşmiş olmasının dahi nitelendirme için yeterli olduğu belirtilmiştir; aynı kararda, yatırımcının işlemlerinin/emirlerinin bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiği, tek bir oran veya ölçüt üzerinden piyasa bozucu eylem olup olmadığına karar verilemeyeceği de vurgulanmıştır (Danıştay 13. Daire, E. 2018/1651, K. 2024/349, T. 23.01.2024). Aynı kararda, piyasanın “sığ” (derinliği düşük, az işlem gören) olmasının davacı tarafından bilinebilir bir husus olduğu, böyle bir piyasada yüksek hacimli işlem yapmanın piyasanın bozulmasına yol açabileceğinin öngörülebilir olduğu da tespit edilmiştir — yani “piyasanın zaten dar olduğunu bilmiyordum” savunması, kastın aranmadığı bir rejimde geçerli bir savunma değildir.
Bu, menfaat unsuru bakımından da geçerlidir. Bir kararda açıkça belirtildiği gibi, “mevzuatta eylemlerin piyasa bozucu olarak nitelendirilmesi için eylem neticesinde menfaat elde edilmesi şartının aranmadığı, aynı şekilde kişi zarar etmişse bu durumun idari para cezasını azaltıcı bir etkisi olduğundan söz edilemeyeceği” ifade edilmiştir (Danıştay 13. Daire, E. 2022/1814, K. 2022/2212, T. 24.05.2022). Menfaat yalnızca cezanın miktarını (iki kat kuralı üzerinden) etkiler; eylemin piyasa bozucu sayılıp sayılmayacağını değil.
Haberleşme yoluyla piyasa bozucu eylem nedir?
Tebliğ’in 6. maddesi, sosyal medya, gazete, televizyon veya benzer kitle iletişim araçları kullanılarak yapılan yorum ve tavsiyelerin, belirli bir davranış kalıbıyla birleştiğinde piyasa bozucu eylem sayılacağını düzenler. En sık uygulanan kalıp, bir sermaye piyasası aracı hakkında olumlu (alım/tut) veya olumsuz (satım) yönde yorum ya da tavsiyede bulunduktan sonra, bu görüşü değiştirmeden veya her hâlükârda beş iş günü içinde tam tersi yönde işlem yapılmasıdır. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, bu düzenlemenin amacının “kitle iletişim araçları vasıtasıyla sermaye piyasası araçlarına ilişkin yanıltıcı yorum ve tavsiyelerde bulunulmasının engellenmesi” olduğunu ve düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olmadığını tespit etmiştir (Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/3169, K. 2022/1862, T. 23.05.2022).
Somut bir uygulama örneği bunu netleştirir: bir yatırımcı, kendi sosyal medya hesabından belirli bir payın “bebek şirket” olduğunu, kısa vadeli düşüşlerin önemli olmadığını, uzun vadede değer kazanacağını belirtmiş; ancak bu paylaşımdan sonraki beş iş günü içinde kendi hesabındaki payları zararına satmıştır. Kurul, bu davranışı — kamuya olumlu görüş bildirip arkasından ters yönde işlem yapmayı — haberleşme yoluyla piyasa bozucu eylem olarak nitelendirmiş ve idari para cezasını üst sınırdan uygulamıştır; gerekçe olarak işlem kalıbının inceleme dönemi boyunca defalarca tekrarlandığı gösterilmiştir (Danıştay 13. Daire, E. 2022/1814, K. 2022/2212, T. 24.05.2022).
Birden fazla kişi birlikte piyasa bozucu eylemde bulunursa ne olur?
Piyasa bozucu eylem bir kabahat olduğundan, sorumluluğun birden fazla kişi arasında paylaşılması Kabahatler Kanunu’nun genel iştirak rejimine tabidir. Danıştay 13. Dairesi bu rejimi ayrıntılı biçimde açıklamıştır: “Kabahatler, tek faillik sistemi uyarınca mevzuatta bir kişinin fiili işlemesi esasına dayanılarak düzenlenmektedir… 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 14. maddesinde, teklik prensibi kabul edilerek, kabahatin işlenmesine katkı sağlayan kişi katkısının niteliğine (fail-şerik) bakılmaksızın fiilden sorumlu olması düzenlenmiştir. Bununla birlikte, katkının niteliğinin idari para cezasının belirlenmesi konusunda göz önüne alınması gerekmektedir” (Danıştay 13. Daire, E. 2024/1356, K. 2024/2660, T. 10.06.2024). Bu, ceza hukukundaki fail-şerik ayrımının (ki 6362’nin suç hükümlerinde, örneğin m.107’de geçerlidir) kabahat rejiminde uygulanmadığı, katkıda bulunan herkesin -niteliği ne olursa olsun- kabahatten sorumlu tutulabileceği, ancak bu katkının derecesinin ceza miktarının belirlenmesinde (ölçülülük değerlendirmesinde) dikkate alınması gerektiği anlamına gelir.
Bilirkişi incelemesi talep edilebilir mi?
Piyasa bozucu eylem davalarında davacılar sıklıkla, işlemlerin piyasa bozucu nitelikte olup olmadığının teknik ve uzman bir incelemeyi gerektirdiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürer. Danıştay 13. Dairesi bu talebi genellikle reddetmiştir; bir kararda, “olayın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmediği” gerekçesiyle bilirkişi incelemesine gerek görülmediği belirtilmiştir (Danıştay 13. Daire, E. 2021/4887, K. 2024/4649, T. 11.11.2024). Bunun arka planında, Tebliğ’de tanımlanan işlem kalıplarının (belirli bir hacimde alım-satım, emir iptali, kendinden kendine işlem gibi) genellikle işlem kayıtlarından doğrudan tespit edilebilir, yorum gerektirmeyen olgular olması yatar; mahkeme, bu kalıbın gerçekleşip gerçekleşmediğini kendisi inceleyebilir. Bilirkişi incelemesi talebi tamamen etkisiz değildir, ancak Kurul’un teknik takdir alanına giren bir konuda salt “bilirkişiye gitsin” itirazı, tek başına genellikle yeterli görülmemektedir. İdari para cezasına karşı açılacak davanın süresi ve usulü SPK idari para cezası iptal davası yazımızda anlatılmıştır.
Piyasa dolandırıcılığından farkı nedir?
m.104 (piyasa bozucu eylem) ile m.107 (piyasa dolandırıcılığı) sıklıkla karıştırılan iki ayrı kavramdır. Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu bu ayrımı şöyle özetlemiştir: “Kanun’un 104. maddesinde düzenlenen ‘piyasa bozucu eylemler’ ile 107. maddesinde düzenlenen ‘piyasa dolandırıcılığı’ kavramlarının birbirlerinden farklı olduğu ve piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarının piyasa bozucu eylemler için aranmayacağı” (Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/3169, K. 2022/1862, T. 23.05.2022). Temel fark, m.107’nin özel kast (sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkilemek amacıyla hareket etme) ve menfaat sağlama iradesini suçun unsuru olarak aramasına karşılık, m.104’ün bu iradeden bağımsız olarak, salt objektif sonuç (piyasanın bozulması) üzerinden bir kabahat öngörmesidir. Bir inceleme sırasında toplanan deliller m.107’nin unsurlarını karşılamıyorsa, aynı olgular m.104 kapsamında değerlendirilebilir; bu iki hüküm arasında geçiş, savunma stratejisinin önemli bir parçasıdır. Kurul, piyasa bozucu eylem şüphesi bulunan kişiler hakkında inceleme sürerken işlem yasağı gibi tedbirler de uygulayabilir (m.101).
Sık Sorulan Sorular
Piyasayı bozma niyetim olmasa da ceza alabilir miyim?
Evet. Piyasa bozucu eylem nitelendirmesinde kast veya özel bir irade aranmaz; Tebliğ’de tanımlanan işlem kalıplarından birinin gerçekleşmiş olması yeterlidir.
İşlemimde zarar ettim, yine de ceza kesilebilir mi?
Evet. Menfaat elde edilmiş olması, eylemin piyasa bozucu sayılması için aranan bir şart değildir; yalnızca cezanın miktarını etkiler.
Sosyal medyada bir şirket hakkında yorum yapmam tek başına suç mudur?
Hayır. Piyasa bozucu eylem sayılması için, yorum veya tavsiyeden sonra (veya önce) bu görüşle çelişen bir işlem yapılmış olması gerekir; yalnızca yorum yapmak yeterli değildir.
Bir gruba dahil olduğum için mi ceza kesildi, kendi işlemlerim yeterli miktarda değildi?
Kabahatler Kanunu’nun teklik prensibi gereği, kabahate katkı sağlayan herkes -katkısının niteliğine bakılmaksızın- sorumlu tutulabilir; ancak bu katkının derecesi ceza miktarının belirlenmesinde dikkate alınmalıdır.
Bilirkişi incelemesi talep edebilir miyim?
Talep edilebilir, ancak mahkemeler genellikle işlem kalıplarının tespitinin özel teknik bilgi gerektirmediği gerekçesiyle bu talebi reddetmektedir.
Sonuç
Piyasa bozucu eylem, SPK’nın idari yaptırım araçları arasında en geniş uygulama alanına sahip olanlardan biridir; çünkü kast aranmaması ve şablon işlem kalıplarına dayanması, Kurul’a geniş bir tespit ve yaptırım kolaylığı sağlar. Bu geniş uygulama alanı karşısında savunmanın odaklanması gereken noktalar, işlemin gerçekten Tebliğ’de tanımlanan kalıba uyup uymadığı, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanıp açıklanamayacağı ve iştirak iddialarında kendi katkının derecesidir. Bu savunmanın ilk ve çoğu zaman en önemli aşaması, Kurul’un idari para cezası öncesinde gönderdiği savunma yazısına verilecek cevaptır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak piyasa bozucu eylem gerekçesiyle kesilen SPK idari para cezalarına karşı iptal davası süreçlerinde sermaye piyasası avukatlığı hizmeti veriyoruz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul