Trafik Kazasında Sorumluluk: Sürücü, Araç Sahibi, İşleten

Trafik kazasında sorumluluk, kazadan doğan zararı kimin, hangi hukuki dayanakla ve hangi şartlarda gidermek zorunda olduğu sorusudur. Cevap tek kişiyle sınırlı değildir. Zararı sürücü, aracın işleteni ve aracın bir teşebbüse bağlı olarak işletilmesi halinde teşebbüs sahibi birlikte ödemekle karşı karşıya kalabilir. Araç sahibi ise ancak işleten sıfatını taşıyorsa sorumlu olur. İşletenin sorumluluğu kusura bağlı değildir; ama Kanunun 86. maddesindeki dar şartlarla sorumluluktan kurtulma ve zarar görenin kusuru halinde indirim mümkündür. Bu rehberde sürücünün, araç sahibinin ve işletenin hukuki sorumluluğunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi uygulamasına göre açıklıyoruz.

Yargı yolu ve süreler (kısa özet)

  • Önce sigortaya yazılı başvuru. Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvurmak zorundadır. Kuruluş 15 gün içinde yazılı cevap vermezse veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir (m.97). Ayrıntılar için trafik sigortasına başvuru ve Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru rehberlerine bakın.
  • Kime karşı dava açılır? Sürücü, işleten, teşebbüs sahibi ve sigortacı birlikte davalı gösterilebilir. Sorumlular müteselsil sorumludur (m.85/1, m.88/1). Görevli ve yetkili mahkeme ile dava süreci için trafik kazası tazminat davası rehberine bakın.
  • Zamanaşımı. Maddi zararın tazmini talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halde kaza gününden itibaren on yıl sonunda zamanaşımına uğrar. Dava ceza kanununun daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğuyorsa bu uzun süre uygulanır (m.109). Ayrıntılar için trafik kazalarında zamanaşımı süreleri rehberine bakın.

Trafik Kazasında Hukuki Sorumluluk Kimlere Yüklenebilir?

Trafik kazasında hukuki sorumluluk, esas olarak tazminat sorumluluğudur. Ceza sorumluluğu ayrı bir hukuki ilişkidir. Sürücünün taksirle yaralama veya öldürmeden yargılanması tazminat sorumluluğunun yerine geçmez; ceza boyutu için trafik kazalarında taksirle yaralama rehberine bakabilirsiniz. Tazminat bakımından üç ayrı sorumlu düşünülür:

  • Sürücü: Kazaya kendi kusuruyla sebep olan kişi.
  • İşleten: Aracı kendi hesabına ve tehlikesine kullandıran veya kullanan, Kanunun tanımladığı kişi.
  • Teşebbüs sahibi: Aracın, unvanı veya işletme adı altında ya da kestiği bilet ile işletildiği teşebbüsün sahibi.

Bu üç sorumluluğun hukuki temeli farklıdır. Sürücü kusuruna göre sorumlu tutulur. İşleten ve teşebbüs sahibi ise kendi kusurları olmasa bile Kanunun belirlediği şartlarla sorumludur. Bunu bilmek, kime karşı hangi iddiayla dava veya sigorta başvurusu yapılacağını belirler. Karayolları Trafik Kanununun genel çerçevesi için Karayolları Trafik Kanunu rehberine bakabilirsiniz.

Sürücünün Sorumluluğu Nasıl Doğar?

Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların ve manevi tazminatın, Kanunda düzenlenmeyen hususlarında Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağını söyler. Sürücünün sorumluluğu da bu hükümlere dayanır.

TBK m.49/1: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

TBK m.50/1: Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Bu iki hükmün sonucu açıktır. Sürücünün sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması, fiilin hukuka aykırı olması, bir zarar doğması ve fiil ile zarar arasında illiyet bağı bulunması gerekir. İspat yükü zarar görendedir. Sürücünün kusurunun nasıl tespit edildiği, kusur oranı ve asli kusur halleri için trafik kazalarında kusur oranı nasıl belirlenir rehberine bakabilirsiniz. Orada ayrıntılı işlenen Kanunun 84. maddesi, kırmızı ışıkta geçme, arkadan çarpma, şeride tecavüz gibi on iki halde sürücüyü asli kusurlu sayar. Kazadan hemen sonra düzenlenen tutanağın bu inceleme açısından değeri trafik kazası tespit tutanağı rehberinde anlatılmaktadır.

Sürücünün sorumluluğunun önemli bir yönü şudur: Sürücü ile işleten çoğu zaman farklı kişilerdir. Aracı kullanan kişi sürücü, aracın hukuki ve ekonomik bakımdan sahibi çoğu zaman işletendir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, işletene ait aracın sürücüsünü işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişi olarak nitelendirir ve sürücünün kusuru halinde kusuruna göre sorumlu olduğunu belirtir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/1363, K. 2021/103, T. 18.02.2021). Yani kaza anında direksiyonda olmayan kişi de işleten sıfatıyla tazminattan sorumlu olabilir.

İşleten Kimdir ve Sorumluluğu Nasıl Doğar?

İşleten, Kanunun 3. maddesine göre araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet ya da rehin alan kişidir. Aynı tanım bir istisna da getirir: İlgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse de işleten sayılır.

Tanımın iki ölçütü önemlidir. Birincisi, aracın kimin hesabına ve tehlikesine işletildiğidir. İkincisi, araç üzerinde fiili tasarrufun kimde olduğudur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ölçüt (trafik sicilinde malik görünmek) ile maddi ölçüt (araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma) arasında ayrım yapar ve Yargıtay’ın benimsediği görüşün maddi ölçüt olduğunu belirtir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12232, K. 2024/1506, T. 13.02.2024). Daire ayrıca trafik kaydının işleteni kesin olarak gösteren bir karine olmadığını, ancak onun kim olduğunu gösteren güçlü bir kanıt niteliği taşıdığını, kayda rağmen işletenliğin üçüncü kişide bulunmasını engelleyen bir hüküm bulunmadığını ifade etmiştir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1728, K. 2024/5750, T. 05.06.2024).

İşletenin sorumluluğu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasındadır. Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, işleten doğan zarardan sorumlu olur. Bu sorumlulukta işletenin ayrıca kusurunun ispatlanması aranmaz. İşleten ancak 86. maddedeki sınırlı hallerde sorumluluktan kurtulabilir. Bu nedenle uygulamada zarar gören çoğu zaman işletene yönelir.

Araç Sahibi Her Zaman Sorumlu Mudur?

Hayır. Kanun “araç sahibi” ile “işleten”i ayrı tanımlar. Araç sahibi, adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik ya da satış belgesi düzenlenmiş kişidir. Tazminat sorumluluğu ise işleten sıfatına bağlıdır. Çoğu durumda araç sahibi aynı zamanda işletendir, bu yüzden iki kavram karıştırılır.

Araç sahibinin işleten sayılmadığı örnekler şunlardır:

  • Aracı uzun süreli kiraya veren ve kiracının aracı kendi hesabına kullandığı durum. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, aracın kiracısının işletenlik sıfatını belirlemek için kira sözleşmesinin ve eklerinin incelenmesini, aracın uzun süreli kiralanıp kiralanmadığının tartışılmasını arar (E. 2023/12232, K. 2024/1506).
  • Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılan araçta sicilde alıcının görünmesi.
  • Aracı uzun süreli ariyet veren veya rehin veren sahip. Aynı Daire, ariyet alanın işleten sayılabilmesi için aracın her türlü bakım, onarım ve sorumluluklarını üstlenmesini, kullanımdan doğan menfaatin de kendisine ait olmasını arar (E. 2022/1728, K. 2024/5750).

Bunun tersi de doğrudur: Araç sahibi olmayan biri, aracı kendi hesabına ve tehlikesine işletiyor ve fiili tasarrufu varsa işleten sayılabilir. Dolayısıyla kazada “aracın sahibi kim?” sorusu yetmez. “Aracı kim, kimin hesabına ve hangi yetkiyle işletiyordu?” sorusu da sorulmalıdır.

Arkadaşa veya akrabaya kısa süreli araç vermek, çoğu zaman araç üzerindeki fiili hakimiyeti ve ekonomik yararı malikten ayırmaz. Bu durumda malik işleten sıfatını korur, aracı kullanan kişi ise sürücü olarak kusuru ölçüsünde sorumlu olur. Bu sonuç somut olaya bağlıdır; ödünç alanın aracı uzun süre kullandığı, masrafları üstlendiği ve yararlandığı hallerde tablo değişebilir.

Satış ve devir konusunda da dikkat gerekir. Tescilli araçların satışının noterde yapılması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, noter satışı yapılmaksızın haricen satışla işleten sıfatının devredildiğinin kabul edilemeyeceği gerekçesini taşıyan bir kararı bozmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/8206, K. 2024/2044, T. 26.02.2024). Araç satılmış ama tescil devredilmemişse, kayden maliki görünen kişi bakımından sicil kaydı güçlü bir delildir; satış ve devir iddiasının noter satışı, teslim ve fiili tasarruf gibi somut belgelerle desteklenmesi gerekir.

Madde 85: İşleten ve Teşebbüs Sahibinin Sorumluluğu

Madde 85 işletenin sorumluluğunun çekirdeğidir. Birinci fıkra şöyledir:

Madde 85/1: Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

Maddenin diğer fıkraları üç ek kural getirir:

  • Savcılık şerhi. Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermişse, olaya el koyan Cumhuriyet Savcılığı, aracın devrini veya üzerinde hak kurulmasını önlemek amacıyla tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verir. Kaza anı ile şerh arasında kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmezse şerh hükümsüz hale gelir. Bu bilgi araç alım satımında dikkat edilmesi gereken bir noktadır. Ayrıntılar için kazaya karışan araca savcılıkça şerh konulması rehberine bakabilirsiniz.
  • Yardım edenin zararı. İşleten ve teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan kendisine veya araçta bulunanlara ya da kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.
  • Sürücünün ve yardımcı kişilerin kusuru. İşleten ve teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Teşebbüs Sahibi ve İşveren Ne Zaman Sorumlu Olur?

Aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da teşebbüsün kestiği biletle işletilmesi halinde teşebbüs sahibi, işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Taksi, dolmuş, servis ve şehirler arası otobüs işletmeleri tipik örneklerdir. Teşebbüs sahibine karşı dava, çoğu kez işleten ile birlikte açılır. Zarar gören dilerse yalnızca birine yönelebilir, çünkü müteselsil sorumlulukta alacaklı borcun tamamını herhangi birinden isteyebilir.

Sürücünün işçisi veya çalışanı olduğu durumda Türk Borçlar Kanununun 66. maddesi de devreye girer. Adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanı seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Ancak trafik kazalarında araç çoğu zaman aynı zamanda işleten olduğundan, işveren Kanunun 85. maddesi uyarınca sorumlu tutulur. Bu durumda 66. maddedeki özen ispatı, 85. maddeden doğan sorumluluktan kurtulmak için yeterli olmaz. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir (TBK m.66/4). Rücu ilişkileri için trafik kazasında rücu davası rehberine bakabilirsiniz.

Ticari araçlarda işleten ve işverenin sorumluluğu ayrıntılı biçimde ticari araç kazalarında işletenin ve işverenin sorumluluğu rehberinde ele alınmaktadır.

İşleten Sorumluluktan Nasıl Kurtulur?

Kanunun 86. maddesi işletenin sorumluluktan kurtulmasının dar şartlarını belirler. Metne göre işleten veya teşebbüs sahibi şunları ispat ederse sorumluluktan kurtulur:

  • Kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaması,
  • Araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilememiş olması,
  • Kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmesi.

İspat yükü işletendedir ve şartlar birlikte aranır. “Sürücü kusurlu” savunması yetmez, çünkü sürücünün kusurundan da işleten kendi kusuru gibi sorumludur. Araçtaki teknik bozukluk kazaya katkı yapmışsa kurtulma imkânı kalmaz. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için kusuru bulunmamasının yanında araçtaki bir bozukluğun da kazayı etkilememiş olması gerektiğini, bozukluk kavramına donanımdaki ayıplar, yapım hataları, kötü onarım ve zorunlu donanımların bulunmaması veya iyi çalışmaması gibi durumların girdiğini ve araçtaki teknik bozuklukların mücbir sebep sayılamayacağını belirtmiştir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2022/7219, K. 2023/13486, T. 26.12.2023). Bu nedenle işletenin kurtulması uygulamada nadirdir.

İddiaTek başına işleteni kurtarır mı?Açıklama
“Ben sürmüyordum, sürücü kusurlu.”Hayırİşleten sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur (m.85).
“Araçta fren arızası vardı.”HayırAraçtaki bozukluk kazayı etkilemişse kurtulma şartı oluşmaz (m.86).
“Kaza mücbir sebepten oldu.”Şartlar birlikte ispatlanırsa evetİşletenin ve sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaması ve araç bozukluğunun etkisiz olması da gerekir.
“Zarar gören veya üçüncü kişi ağır kusurluydu.”Şartlar birlikte ispatlanırsa evetAğır kusur aranır; hafif kusur kurtarmaz ama indirim sebebi olabilir.

Zarar Görenin Kusuru Tazminatı Azaltır mı?

Evet. İşleten sorumluluktan kurtulamasa bile, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir (m.86/2). Türk Borçlar Kanununun 52. maddesi de aynı yönde genel bir kural taşır. Zarar gören zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa hakim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Hakim tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler (TBK m.51/1).

Bu indirim, kusur oranı raporundaki orana otomatik olarak bağlı değildir. Hakim takdir hakkını kullanır. Pratik sonuç şudur: Zarar görenin emniyet kemeri takmaması, hız sınırını aşması veya kuralsız karşıdan karşıya geçmesi gibi davranışları, kusur incelemesinde sorumluluğu azaltan unsur olarak gündeme gelir. İndirimin ayrıntıları için müterafik kusur ve tazminattan indirim rehberine bakabilirsiniz.

Park Halindeki veya İşletilme Halinde Olmayan Araç Kazalarında Sorumluluk Kimde?

Kanunun 85. maddesi işletilme halinde olmayan araçlar için farklı bir ispat düzeni kurar. İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir. Yani park halindeki aracın kayması veya bir bozukluk yüzünden hareket etmesi gibi olaylarda işleten kendiliğinden değil, kusur veya bozukluk ispatlanırsa sorumlu olur. Bu durumda yükü zarar gören taşır.

Çalınan veya Gasbedilen Araç ve Kamu Araçlarında Sorumluluk

Çalınan veya gasbedilen araç. Kanunun 107. maddesine göre bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz. Çalındığını bilerek binen yolculara karşı sorumluluk ise genel hükümlere tabidir. Ayrıntılar için çalınan veya gasbedilen araçla kazada sorumluluk rehberine bakabilirsiniz.

Devlete ve kamu kuruluşlarına ait araçlar. Kanunun 106. maddesine göre genel bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı da işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Dava yolu ve sigorta ilişkisi için devlet ve belediye araçlarının karıştığı kazalarda tazminat davası rehberine bakabilirsiniz.

Birden Fazla Sorumlu Varsa Zararı Kim Öder?

Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü ise bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur (m.88/1). Zarar gören, zararının tamamını sorumlulardan dilediğinden isteyebilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, müteselsil sorumluluğun kanundan doğan bir sorumluluk türü olduğunu, davacı açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemiyorsa davalının zararın tamamından sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kusur oranında sorumluluk kabul eden kararı bozmuştur (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8352, K. 2024/9859, T. 17.10.2024). Sigortacı bakımından poliçe limiti saklıdır.

Sorumlular arasındaki iç ilişkide ise zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve araçların işletme tehlikeleri başka türlü paylaştırmayı haklı göstermedikçe işletenler kusurları oranında zarara katlanır (m.88/2).

Birden fazla aracın karıştığı kazalarda işletenlerin birbirine karşı sorumluluğu madde 89 ile ayrıca düzenlenmiştir. Bu rejim, birden fazla aracın karıştığı kazada müteselsil sorumluluk ve iç rücu rehberinde incelenir. Yaralanan veya ölen kişinin hatır için karşılıksız taşındığı veya araç kendisine hatır için karşılıksız verilmiş olduğu hallerde ise işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir (m.87). Bu konu için hatır için taşıma ve karşılıksız verilen araçta sorumluluk rehberine bakabilirsiniz.

Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Sorumluluğu Nasıl Etkiler?

Kanunun 91. maddesi işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasındaki sorumluluklarının karşılanması için mali sorumluluk sigortası yaptırmasını şart koşar. Zarar gören bu sebeple çoğu zaman önce sigorta şirketine başvurur. Kanunun 97. maddesine göre zarar görenin, sigortada öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Sigorta her zararı karşılamaz. Kanunun 92. maddesi zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında kalan hususları sayar. Bunların arasında manevi tazminata ilişkin talepler, motorlu araçta taşınan eşyanın zararları, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar ve hasar sebebiyle trafikten çekilen veya hurdaya çıkarılan araçların değer kaybı tazminatı talepleri vardır. Bu kalemler için işletene veya sürücüye doğrudan başvurmak gerekebilir. Sigortanın neleri karşıladığını zorunlu trafik sigortası neleri karşılar rehberinde bulabilirsiniz.

İşletenin zorunlu sigortası yoksa veya kazaya karışan araç tespit edilemiyorsa Güvence Hesabı gündeme gelir; bu konu Güvence Hesabı başvurusu, sigortasız araç kullanmanın sonuçları ise zorunlu trafik sigortası olmadan araç kullanmanın sonuçları rehberinde ele alınmaktadır.

Sık Görülen Durumlarda Sorumlu Kim?

DurumMuhtemel sorumlularDikkat edilecek nokta
Araç sahibi aracını arkadaşına kısa süreliğine ödünç verdi, arkadaş kaza yaptı.Sürücü; çoğu zaman araç sahibi (işleten)Fiili hakimiyet ve yararın kimde olduğu; kısa süreli ödünçte malik işleten sıfatını genellikle korur.
Araç uzun süreli kiralanmıştı.Sürücü; kiracı (işleten)Kanun, uzun süreli kiralamada kiracıyı işleten sayar; kira sözleşmesi ve süresi incelenir.
Araç satıldı, tescil devredilmedi.Sürücü; sicildeki kişi; fiilen işletenSatışın noterde yapılıp yapılmadığı, teslim tarihi ve fiili tasarruf delilleri.
Araç bir şirket unvanı veya işletme adı altında çalışıyordu.Sürücü; işleten; teşebbüs sahibiMüşterek ve müteselsil sorumluluk (m.85/1).
Şirket çalışanı şirket aracıyla kaza yaptı.Sürücü; işleten; işverenİşveren hem işleten hem adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olabilir; çalışana rücu yalnızca onun sorumluluğu ölçüsündedir (TBK m.66).
Park halindeki araç hasara yol açtı.İşleten (kusur veya bozukluk ispatlanırsa)İspat yükü zarar görendedir (m.85/3).
Araç çalındı ve çalan kişi kaza yaptı.Çalan veya gasbeden kişi; çalındığını bilen veya bilebilecek sürücüİşleten, çalınmada kusuru olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz (m.107).
Belediye veya kamu kurumu aracı kaza yaptı.Sürücü; kamu kuruluşu (işleten)İşletenin sorumluluğuna ilişkin hükümler uygulanır (m.106).

Trafik Kazasında Sorumluluk Hakkında Sık Sorulan Sorular

Trafik kazasında hukuki sorumluluk kime aittir?

Sürücü, aracın işleteni ve aracın bir teşebbüsün unvanı, işletme adı veya bileti altında işletilmesi halinde teşebbüs sahibi tazminattan sorumlu olabilir. Sürücü kusuruna göre, işleten ve teşebbüs sahibi ise Kanunun 85. maddesine göre sorumlu tutulur.

Araç sahibi ile işleten aynı kişi midir?

Her zaman değildir. Araç sahibi, adına tescil belgesi verilmiş kişidir. İşleten ise araç sahibi olabileceği gibi uzun süreli kiralamada kiracı, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta sicilde alıcı veya aracı kendi hesabına ve tehlikesine fiilen işleten kişi de olabilir.

Kaza anında direksiyonda olmayan araç sahibi sorumlu tutulabilir mi?

Evet, araç sahibi aynı zamanda işleten ise sürücü başka biri olsa bile Kanunun 85. maddesi uyarınca sorumlu olur. Çünkü işleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.

Aracımı arkadaşıma ödünç verdim, kaza yaptı; ben sorumlu muyum?

Kısa süreli ödünçte araç üzerindeki fiili hakimiyet ve ekonomik yarar çoğu zaman sizde kaldığından, işleten sıfatını koruyabilirsiniz. Ariyet alanın işleten sayılması için aracın bakım, onarım ve sorumluluğunu üstlenmesi ve kullanım menfaatinin ona ait olması gerekir. Sonuç somut olaya göre değişir.

İşletenin sorumluluğu için kusur şart mıdır?

Hayır. İşleten, motorlu aracın işletilmesinin ölüm, yaralanma veya zarara sebep olması halinde ayrıca kusuru ispatlanmaksızın sorumludur. İşleten ancak Kanunun 86. maddesindeki şartları ispatlarsa kurtulabilir.

İşleten sorumluluktan hangi hallerde kurtulur?

İşleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmadığını, araçtaki bir bozukluğun kazayı etkilemediğini ve kazanın mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Zarar görenin kusuru varsa tazminat düşer mi?

Kazanın oluşunda zarar görenin kusuru ispat edilirse hakim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Türk Borçlar Kanununun 52. maddesi de zararın doğmasında veya artmasında etkili olan zarar gören bakımından aynı yönde indirim veya kaldırma imkânı tanır.

Sürücünün sorumluluğunda ispat yükü kimdedir?

Türk Borçlar Kanununun 50. maddesine göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. İşletenin sorumluluğunda ise kusur ispatı aranmaz ve kurtulma şartlarını ispat yükü işletene geçer.

Şirket aracıyla kaza yapan çalışan yerine işveren sorumlu olur mu?

Evet. Araç işverenin işletmesi altında çalışıyorsa işveren işleten olarak Kanunun 85. maddesi uyarınca sorumlu tutulur. Türk Borçlar Kanununun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran da çalışanın işi sırasında verdiği zararı gidermekle yükümlüdür ve ödediği tazminat için çalışana yalnızca onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir.

Taksi, otobüs veya servis kazasında kim sorumludur?

Araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ya da teşebbüsün kestiği biletle işletiliyorsa işleten ile teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumludur. Sürücü de kendi kusuru ölçüsünde sorumlu tutulabilir.

Park halindeki araç zarar verirse işleten sorumlu olur mu?

İşletilme halinde olmayan araçlarda işletenin sorumlu tutulabilmesi için zarar görenin, işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusuru ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.

Çalınan araçla yapılan kazada işleten sorumlu mudur?

Aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse sorumlu tutulamaz (m.107).

Belediye veya kamu kurumu aracı kaza yaparsa kime karşı dava açılır?

Kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlarda da Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır (m.106). Dava, aracı işleten kamu kuruluşuna ve kusurlu sürücüye yöneltilebilir.

Birden fazla sorumlu varsa tazminatı kimden isteyebilirim?

Birden fazla kişi tazminatla yükümlü ise Kanunun 88. maddesine göre müteselsil sorumludur. Zarar gören zararın tamamını sorumlulardan dilediğinden isteyebilir. Kendi aralarındaki paylaşım iç ilişkide kusur oranına göre yapılır.

Dava açmadan önce sigorta şirketine başvurmak zorunlu mudur?

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmak gerekir. Sigorta kuruluşu 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamazsa veya cevap talebi karşılamazsa dava açılabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir.

Sigorta şirketi her zararı öder mi?

Hayır. Manevi tazminat, araçta taşınan eşyanın zararı, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen talepler, gelir ve kâr kaybı gibi dolaylı zararlar ve hurdaya çıkarılan aracın değer kaybı gibi kalemler zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır. Bu kalemler için işletene veya sürücüye başvurulabilir.

Tazminat talebi için zamanaşımı süresi nedir?

Maddi zararın tazmini talepleri, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa bu süre uygulanır (m.109).

Kazaya karışan aracı satabilir miyim?

Ölüm veya yaralanmaya sebep olan araç için olaya el koyan savcılık, tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verir. Şerh, aracın devrini ve üzerinde hak kurulmasını önlemeyi amaçlar. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içinde şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmezse şerh hükümsüz olur.

Sonuç

Trafik kazasında hukuki sorumluluk tek bir kişiye bağlanmaz. Sürücü kusuruna göre, işleten ve teşebbüs sahibi ise kusur aranmaksızın Kanunun 85. maddesine göre sorumlu olur. İşletenin kurtulması dar şartlara bağlıdır ve ispat yükü işletendedir. Zarar görenin kendi kusuru ise tazminattan indirim sebebi olabilir. Araç sahibi ile işleten ayrımını doğru kurmak, kime karşı hangi iddiayla başvurulacağını belirler. Sigortanın kapsamı dışında kalan kalemler için ise sorumlulara doğrudan gitmek gerekebilir.

Kazadan sonra sürelerin ve delillerin kaybedilmemesi için erken aşamada trafik kazası uyuşmazlıklarında hukuki destek almak, hem sorumluların doğru belirlenmesini hem de sigorta ve dava sürecinin doğru yönetilmesini kolaylaştırır.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul