Yabancı Para Değerlemesi: Menkul Kıymet, Alacak ve Borçlar

Menkul kıymet, yabancı para değerlemesi, alacak ve borçların vergi bakımından değerlemesi, varlığın bilanço günündeki piyasa değerini serbestçe belirleme işlemi değildir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), her iktisadi kıymet için bağlayıcı ölçü öngörür: Hisse senetlerinde kural olarak alış bedeli; diğer menkul kıymetlerde şartlarına göre borsa rayici veya işlemiş getiriyi içeren bedel; yabancı para ve dövizli alacak-borçlarda VUK m.280 kapsamındaki kur; alacak ve borçlarda ise m.281 ve 285 uyarınca mukayyet değer esastır. Vadesi gelmemiş senede bağlı tutarlarda reeskont, mevduat ve kredilerde işlemiş faiz, bu sistemin farklı hukuki araçlarıdır. Yanlış ölçü seçimi, henüz tahsil edilmemiş kur farkının eksik beyanına veya gerçekleşmemiş değer düşüşünün haksız gider yazılmasına yol açabilir.

Değerlemenin hukuki niteliği: Piyasa fiyatı değil kanuni ölçü belirleyicidir

Vergi Usul Kanunu m.258 değerlemeyi, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespiti olarak tanımlar. M.261’de sıralanan ölçülerden hangisinin kullanılacağını mükellefin tercihi değil, ilgili kıymete özgü kanun hükmü belirler. Vergide değerleme ölçülerinin genel sistemi ile bu yazıda ele alınan para ve finansal kıymetlerin özel kuralları birbirini tamamlar.

Vergisel değerleme ile finansal raporlama standartlarına göre gerçeğe uygun değer hesabı aynı şey değildir. Muhasebe kayıtlarında piyasa değerindeki düşüş için karşılık ayrılması, vergi matrahından aynı tutarın indirilebileceğini tek başına göstermez. Ayrıca değerleme farkının ortaya çıkması ile tutarın nakden tahsil edilmesi farklı olaylardır. Kanunun dönem sonu değerlemesini zorunlu tuttuğu kur farkları, tahsilat beklenmeksizin ilgili dönemin ticari kazancını etkileyebilir.

İktisadi kıymetTemel hükümVergisel değerleme esası
Hisse senediVUK m.279Alış bedeli
Kanunda tanımlanan nitelikli yatırım fonu katılma belgesiVUK m.279Alış bedeli
Diğer menkul kıymetVUK m.279Öncelikle borsa rayici; yoksa kanuni alternatif ölçü
Yabancı para, dövizli alacak ve borçVUK m.280Yetkili makamca belirlenen değerleme kuru
TL cinsinden alacak ve borçVUK m.281, 285Mukayyet değer; şartları varsa reeskont
Mevduat ve krediVUK m.281, 285Değerleme gününe kadar hesaplanan faiz dahil

Menkul kıymetler hangi bedelle değerlenir? VUK m.279

Hisse senetlerinde alış bedeli kuralı

VUK m.279, hisse senetlerinin alış bedeliyle değerlenmesini emreder. Borsada işlem görmesi, hisse senedinin dönem sonunda daha yüksek veya düşük fiyata ulaşması bu ölçüyü değiştirmez. VUK m.268/A uyarınca alış bedeli, iktisadi kıymetin satın alma bedelidir; edinimle bağlantılı her gider kendiliğinden bu bedele eklenmez. Döviz cinsinden ödenerek edinilen bir hisse senedinde de hukuki varlık hisse senedidir: Sonraki kur hareketi, elde tutulan hissenin alış bedelini sırf yabancı para üzerinden fiyatlandığı için her dönem yeniden hesaplama yetkisi vermez.

Somut sonuç: 1.000.000 TL alış bedelli hisse senetlerinin raporlama gününde 700.000 TL piyasa değerine düşmesi, tek başına 300.000 TL tutarında vergisel değer düşüklüğü gideri doğurmaz. Danıştay 9. Dairesi, 11.10.2022 tarihli E.2020/3432, K.2022/4641 sayılı kararında iştirak hisselerinde VUK m.279’daki alış bedeli ölçüsünün esas olduğunu ve salt değer düşüşü karşılığının vergi matrahından indirilemeyeceğini değerlendirmiştir. Bu sonuç, satış veya başka bir hukuki olayla gerçekleşen zararın ayrı hükümler uyarınca ele alınmasına engel değildir.

Yatırım fonlarında yüzde 51 koşulu ve diğer menkul kıymetler

Alış bedeli ayrıcalığı bütün fon katılma paylarına uygulanmaz. VUK m.279, fon portföyünün en az yüzde 51’i Türkiye’de kurulmuş şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgelerini ayrıca sayar. Fonun adı, yatırım stratejisi veya gelir vergisi mevzuatındaki başka oranlar bu metindeki şartın yerine geçmez. İlgili değerleme tarihinde fon portföyünün bileşimi, kurucu veya yetkili kuruluş kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır.

Bunların dışındaki menkul kıymetler için kural borsa rayicidir. Borsa rayici yoksa yahut muvazaalı oluştuğu anlaşılırsa alış bedeline, vadesinde elde edilecek gelirin kur farkları dahil iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye düşen kısmı eklenir. Ancak borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olup değerleme günü itibarıyla hesaplanamayan menkul kıymet alış bedeliyle değerlenir. Bu son istisna, bedeli belli olan her tahvil veya bonoya otomatik uygulanamaz.

Örneğin 1 Temmuz’da 900.000 TL’ye alınmış, yıl sonuna kadar hesaplanan getirisi 40.000 TL olan ve borsa rayici bulunmayan sabit getirili bir kıymetin, diğer kanuni şartlar da gerçekleşiyorsa, değerleme bedeli 940.000 TL olur. Buna karşılık kanunun alış bedeliyle değerlenen hisse senedinde henüz satılmamış değer artışı aynı yöntemle gelirleştirilmez. Repo ve ters repo işlemlerinde ise kıymetin kime ait olduğu ve işlemin finansman niteliği ayrıca değerlendirilir; yalnız hesap adıyla sonuca gidilemez.

Yabancı para değerlemesi nasıl yapılır? VUK m.280

VUK m.280’e göre yabancı paralar borsa rayiciyle; borsa rayicinin bulunmadığı durumda Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenen kurla değerlenir. Aynı hüküm, döviz cinsinden senetli veya senetsiz alacak ve borçlara da uygulanır. Döviz kasası, banka döviz hesabı, ihracat alacağı, ithalat borcu ve döviz kredisi bu bakımdan tek tek incelenir. Borcun vadesinin gelmemiş olması veya kur farkının henüz ödenmemesi, değerleme yükümlülüğünü kaldırmaz.

Hangi döviz kuru kullanılmalıdır?

Değerleme kuru, mükellefin seçtiği banka gişe kuru yahut rastgele bir internet kuru değildir. Değerleme günü için Hazine ve Maliye Bakanlığının ilan ettiği kur esas alınır; ilan bulunmayan durumlarda ilgili düzenlemeler uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kurları kullanılır. Yabancı para nakitler bakımından efektif alış, efektif alış kuru olmayanlarda döviz alış; döviz niteliğindeki kıymetlerde döviz alış ayrımı önemlidir. Bankalara ilişkin özel uygulama ayrıca saklıdır.

Tarihli güncellik notu: 24 Ocak 2026 tarihli ve 33147 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 590 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği, 31 Aralık 2025 değerlemesi için belirlenen kurları düzenler; 2026 yıl sonuna ait kur tablosu değildir. Geçici vergi dönemi veya farklı bir hesap dönemi değerlendirilirken o günün geçerli kur kaynağı ayrıca saptanmalıdır. TCMB ilanı ile yıl sonu tebliği birbirinin dönem dışı ikamesi olarak kullanılmamalıdır.

Kur farkı tahsil edilmeden vergilendirilir mi?

Evet, ilgili dövizli kıymet VUK m.280 kapsamında değerleme gerektiriyorsa dönem sonu kur farkı tahsil veya ödeme beklenmeksizin hesaplanır. Döviz alacağının TL karşılığındaki artış kural olarak olumlu kur farkı, döviz borcunun TL karşılığındaki artış ise borçlu açısından olumsuz kur farkıdır. Ters yöndeki kur hareketinde etkiler de tersine döner. Bununla birlikte kur farkının doğrudan dönem gideri mi, yoksa bir sabit kıymetin maliyetiyle ilişkilendirilecek unsur mu olduğu, ilgili yatırım ve finansman kuralları uyarınca ayrıca çözülür.

Örnek: İşletmenin dönem sonunda 20.000 ABD doları tutarında ticari alacağı vardır. İlk kayıt kurunun 35 TL, ilgili değerleme gününde hukuken uygulanacak kurun varsayımsal olarak 40 TL olduğu kabul edilirse alacağın kayıtlı karşılığı 700.000 TL’den 800.000 TL’ye çıkar; 100.000 TL olumlu kur farkı ortaya çıkar. Aynı tutarda döviz borcu için aynı kur artışı, diğer şartlar aynıyken 100.000 TL olumsuz fark yaratır. Bu kurlar tamamen örnektir; hiçbir gerçek değerleme tarihinin resmî kuru olarak gösterilmemektedir.

Dövizli avanslar neden tartışmalıdır?

Alınan veya verilen sipariş avansında temel sorun, tutarın gerçekten döviz cinsinden bir borç-alacak olarak mı varlığını sürdürdüğü, yoksa yalnız ilerideki mal veya hizmet tesliminin ifasına bağlı bir edim mi oluşturduğudur. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08.01.1999 tarihli E.1997/432, K.1999/4 sayılı kararında ihracatla kapatılamayan ve sonradan döviz olarak iade edilen avansın şirket açısından borç olduğunu kabul ederek kur değerlemesini hukuka uygun bulmuştur. Danıştay 3. Dairesinin 10.06.1999 tarihli E.1997/1308, K.1999/2437 sayılı kararında da ihracat için alınan dövizli avansın borç niteliği ve kur farkının gider kaydı benimsenmiştir.

Gelir İdaresinin 24.07.2014 tarihli ve 64597866-105[280-2014]-122 sayılı özelgesi de yatırım için verilen dövizli avansı alacak kabul ederek dönem sonu değerlemesini öngörür. Bununla birlikte özelge genel düzenleyici işlem değildir; somut işlemin sözleşmesel içeriğini inceleme gereğini ortadan kaldırmaz. Doğru analiz, ödeme ve iade şartlarının, teslimle mahsup ilişkisinin, taraflar arasındaki borç yükümünün ve sonraki gerçekleşmelerin belgeler üzerinden ortaya konulmasıdır. Dövizli her avans için yalnız hesabın adından hareketle kesin ve tek tip vergisel sonuç çıkarılması isabetli değildir.

Alacaklar ve borçlar: Mukayyet değer, faiz ve reeskont

Alacak ve borcun mukayyet değerle değerlenmesi

VUK m.281 ve 285’in başlangıç noktası mukayyet değerdir; bu, muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değerini ifade eder. Ticari alacağın vadesinin uzun olması, tek başına tahmini bir iskonto uygulanmasına imkân vermez. Senetsiz alacak ve borçlar, sırf bilanço tarihinden sonra ödenecekleri gerekçesiyle reeskonta tabi tutulamaz. Döviz cinsinden tutarlarda ise m.280’deki kur değerlemesi önce dikkate alınır.

Alacağın tahsilinin şüpheli veya imkânsız hâle gelmesi ayrı bir hukuki konudur. Reeskont, tahsil riski karşılığı değildir. Şüpheli ve değersiz alacakların vergi hukuku bakımından şartları, VUK m.322 ve 323 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir; tahsil güçlüğü gerekçesiyle m.281’in değeri serbestçe azaltılamaz.

Mevduat ve kredi faizleri vade gelmeden hesaba alınır mı?

VUK m.281 ve 285, mevduat veya kredi sözleşmelerine dayanan alacak ve borçların değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacağını açıkça düzenler. Banka mevduatındaki işlemiş faiz gelirinin veya kullanılan kredinin döneme isabet eden faiz giderinin salt vadesi izleyen yılda dolacak diye yok sayılması bu özel hükümle bağdaşmaz. Bu yöntem, ticari senetteki isteğe bağlı reeskontla karıştırılmamalıdır.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.2004 tarihli E.2004/1, K.2004/1 sayılı kararı, geçmiş dönem kredi faizlerinin tahakkuku hakkındaki içtihat aykırılığını incelemiştir. Kararın değerlendirilmesinde, VUK m.281 ve 285’e 5228 sayılı Kanun’la getirilen açık işlemiş-faiz düzenlemesinin önceki dönem uyuşmazlıklarından ayrı tutulması zorunludur. Bugünkü işlemiş faiz yükümlülüğünü tarihsel kararların eski kanun metinlerine ilişkin tartışmasıyla ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Reeskontun şartları ve alacak-borç simetrisi

Reeskont, vadesi değerleme gününde henüz gelmemiş senede bağlı alacak veya borcun, kanunda gösterilen faiz ölçüsüyle değerleme günü kıymetine indirgenmesidir. Genel mükellefler açısından esasen seçimliktir; banka, banker ve sigorta şirketleri bakımından m.281 ve 285’in özel hükümleri uygulanır. Senette faiz oranı yazılıysa o oran; yazılı değilse TL senetleri için kanunun atıf yaptığı TCMB resmî iskonto haddi dikkate alınır. 238 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği uyarınca, senette oran bulunmayan hâllerde vergisel reeskont hesabında TCMB’nin kısa vadeli avans işlemlerinde uyguladığı oran esas alınır; TCMB’nin kendi reeskont işlemleri için ilan ettiği iskonto oranıyla bu oran karıştırılmamalıdır. İlgili tarihte yürürlükte olan oranın TCMB reeskont ve avans faiz oranları verisinden tarih belirtilerek kontrol edilmesi gerekir.

VUK m.285’in son fıkrası kesin bir denge kurar: Alacak senetlerini reeskonta tabi tutan mükellef, borç senetlerini de aynı şekilde değerlemelidir. Sadece gider yaratan alacak reeskontunu uygulayıp borç reeskontunun gelir etkisini dışarıda bırakmak hukuka aykırıdır. Seçimin aynı döneme ait uygun senetlerin tamamına kanuni şartlarıyla tutarlı biçimde uygulanması, vergi incelemesinde özellikle önemlidir.

İleri tarihli çekler reeskonta tabi tutulabilir mi?

Çekler hakkındaki eski yargı kararları, çekin görüldüğünde ödenen araç olmasından hareketle ileri tarihli çeklere reeskontu reddedebiliyordu. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.04.2000 tarihli E.1999/448, K.2000/145 sayılı kararı bu tarihsel yaklaşımın örneğidir. Ancak Çek Kanunu çerçevesinde ileri düzenleme tarihli çeklerin erken ibrazına getirilen sınırlamalar sonrasında Gelir İdaresi, 30.04.2013 tarihli 64 No.lu VUK Sirküleri ile bu çeklerin vergi bakımından vadeli olma niteliğini kabul ederek reeskonttan yararlanabileceğini açıklamıştır.

Bu nedenle güncel bir ileri tarihli çek için, 2000 tarihli kararı tek başına uygulayıp reeskontu kategorik biçimde reddetmek doğru değildir. Sirküler kapsamı, çekin düzenleme tarihi ve değerleme tarihinde yürürlükteki erken ibraz rejimi birlikte incelenmelidir. Ayrıca çekin işletmeye ait gerçek bir alacak veya borcu temsil etmesi ve değerin henüz vadesi gelmemiş olması aranır.

Dövizli senette reeskont ve LIBOR’un sona ermesi

VUK m.280, yabancı para ile olan vadesi gelmemiş senede bağlı alacak ve borçların m.281 ve 285 uyarınca reeskonta tabi tutulabileceğini belirtir; senette faiz oranı yazmaması hâlinde ise kanun metni hâlen LİBOR’a atıf yapmaktadır. Oysa uluslararası LİBOR göstergelerinin tamamının yayımlanması 30 Eylül 2024 itibarıyla sona ermiştir. Bu, kanun lafzı ile güncel finansal veri arasında gerçek bir uygulama sorunu yaratır.

Hukuki sonuç: İlgili senette geçerli faiz oranı bulunuyorsa önce kanuni ve sözleşmesel koşullar incelenir. Oran yoksa yürürlükteki ikincil düzenleme ve somut hesaplama yöntemi belirlenmeden, LİBOR yerine SOFR veya başka bir göstergeyi kendiliğinden koyup matrah azaltıcı reeskont tutarı hesaplamak savunulabilir kesin bir çözüm değildir. Kanuni atfın güncel uygulanışına dair doğrulanmış özel düzenleme veya somut idari görüş bulunmadığında bu hesap hukuki risk taşır; değerleme dosyasında açıkça belirtilmelidir.

Özel durumlar: Sermaye, kıymetli maden ve dönem ayırımı

Yurt dışından sermaye olarak getirilen döviz: VUK m.280/A

VUK m.280/A, 27 Mart 2018 sonrasında tescil edilen ve yatırım teşvik belgesi kapsamında yatırım yapan belirli tam mükellef sermaye şirketleri için özel düzenleme içerir. Maddede öngörülen süreler içinde yurt dışından sermaye olarak getirilen yabancı paranın teşvik kapsamında kullanılan kısmından doğan kur farkları, şartları varsa özel fon hesabına alınabilir. Kullanılmayan döviz için de belirli dönemlerde mukayyet değer, daha sonraki tarihte m.280 değerlemesi öngörülmüştür. Teşvik belgesine başvuru ve belgeyi alma süreleri ile fonun sermaye dışında kullanılması hâlindeki vergilendirme sonucu göz ardı edilemez. Bu hüküm, her sermaye dövizine uygulanacak genel bir kur farkı istisnası değildir.

Kıymetli maden alacakları döviz alacağıyla özdeş değildir

2024 yılında eklenen VUK m.274/A, altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli madenlerin ve bu madenlerle olan alacak-borçların değerlemesine özel düzenleme getirmiştir. Altına endeksli her ilişkinin otomatik olarak dövizli borç kabul edilmesi veya m.280 kuru uygulanması yanlıştır. Kıymetli madenin cinsi, sözleşmenin edimi ve hesap birimi belirlenir; ilgili emtia ve kıymetli maden değerlemesi kuralları uygulanır.

Enflasyon düzeltmesi kur değerlemesinin yerine geçer mi?

Hayır. Kur değerlemesi ile enflasyon düzeltmesi farklı kanuni müesseselerdir. Dövizli nakit ve parasal alacak-borçlar bakımından m.280, ilgili hesap döneminde uygulanması gereken enflasyon düzeltmesi kurallarıyla birlikte doğru sırada ele alınır. Avansın parasal veya parasal olmayan kıymet niteliğine ilişkin kayıt ve ikincil düzenlemeler özellikle önemlidir. Enflasyon düzeltmesinin dönem ve geçiş rejimi, ayrı kanuni şartlar içerir; dövizli kıymetin iki defa gelir veya gider etkisi yaratacak biçimde düzeltilmesine izin vermez.

Vergi incelemesinde ispat, düzeltme ve dava

Değerleme uyuşmazlığında savunma, yalnız hesap cetveliyle kurulmaz. VUK m.3/B gereğince işlemin gerçek mahiyeti esastır. Mükellefin kıymetin hukuki türünü, iktisap bedelini, değerleme gününü, kullanılan kur kaynağını ve sözleşmesel faiz hükümlerini gösteren tutarlı bir delil dizisi sunması gerekir. Özellikle aşağıdaki belgeler önem taşır:

  • Menkul kıymetin alım dekontu, saklama kaydı, fon portföy bileşimi ve varsa borsa fiyatı;
  • Dövizli işlem sözleşmesi, fatura, banka ekstresi, ilk kayıt ve dönem sonu kur hesap cetvelleri;
  • Avanslarda teslim, mahsup, iade ve fesih şartlarını gösteren belgeler;
  • Reeskontta senet veya çekin aslı/örneği, düzenleme-vade tarihi, faiz şartı ve kapsam listesi;
  • Kredilerde faiz oranı, kullanım tarihi, ödeme planı ve döneme düşen işlemiş faiz hesabı.

İnceleme sonunda değerleme farkı nedeniyle tarhiyat veya ceza önerilmesi hâlinde önce hangi kanuni ölçünün yanlış uygulandığı, hangi kıymetin yanlış sınıflandırıldığı ve vergi matrahına etkisi ayrı ayrı belirlenmelidir. Açık hesap veya kayıt hatası bulunan durumlar ile hukuki yorum ve delil değerlendirmesine dayanan uyuşmazlıklar aynı usulle çözülemez. Vergi hatası ve düzeltme yolu, hukuki ihtilafın otomatik yerine geçmez; usulüne uygun tebliğ edilen tarhiyata karşı yargı yolunun süresi ayrıca korunmalıdır.

Genel kural olarak vergi mahkemesinde dava açma süresi İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7 uyarınca tebliği izleyen günden itibaren otuz gündür; özel düzenlemeler ve somut işlemin niteliği saklıdır. Vergi incelemesinin usul güvenceleri ile idari ve yargısal çözüm yolları, değerleme raporuna dayalı tarhiyatın hukuki denetiminde birlikte dikkate alınmalıdır.

Sık sorulan sorular

Döviz borcundaki kur artışı mutlaka gider midir?

VUK m.280 uyarınca değerleme farkı hesaplanır; ancak farkın hangi dönemde ve doğrudan gider yahut yatırım maliyeti olarak dikkate alınacağı, işlemin mahiyetine ve ilgili özel hükümlere bağlıdır. Kur farkının varlığı ile giderin indirilebilirliği aynı soru değildir.

Hisse senetleri borsada düşerse vergi matrahından zarar düşülür mü?

Salt değer düşüşü nedeniyle hayır. VUK m.279’da hisse senetlerinin alış bedeliyle değerlenmesi öngörülür. Vergisel zarar için satış veya ilgili hukuki sonuca yol açan başka bir olayın ve uygulanabilir gider kurallarının incelenmesi gerekir.

Vadesiz döviz alacağına reeskont yapılabilir mi?

Hayır. Dövizli olma niteliği m.280 kapsamında kur değerlemesini gerektirir; fakat reeskont için ayrıca henüz vadesi gelmemiş ve uygun biçimde senede bağlı bir alacak ya da borç bulunmalıdır.

Alacak senetlerine reeskont yapıp borç senetlerine yapmamak mümkün mü?

Hayır. VUK m.285, alacak senetlerini reeskonta tabi tutan mükellefin borç senetlerini de aynı işleme tabi tutmasını zorunlu kılar.

2025 yıl sonu döviz kuru 2026 dönemlerinde kullanılabilir mi?

Hayır. 590 Sıra No.lu Tebliğ, 31 Aralık 2025 değerleme günü içindir. Başka dönem için o değerleme gününe uygulanabilir kur ve yürürlükteki düzenleme belirlenir.

Sonuç: Doğru hukuki nitelendirme, doğru vergi matrahını belirler

Menkul kıymet, yabancı para, alacak ve borçların değerlemesinde belirleyici olan ekonomik beklenti değil, kıymetin hukuki sınıfı ve ona bağlanan değerleme ölçüsüdür. Hisse senedindeki piyasa kaybı ile döviz alacağındaki kur farkı; krediye işleyen faiz ile senet reeskontu; sipariş avansı ile kesinleşmiş ticari alacak aynı sonucu doğurmaz. İleri tarihli çeklerin değişen hukuki rejimi ve LİBOR atfındaki güncel uygulama sorunu da dönem hukukunun göz ardı edilemeyeceğini gösterir. Sağlam bir değerleme, önce sözleşmeyi ve belgeyi sınıflandırır, ardından doğru maddeyi, oranı, kuru ve hesap dönemini uygular.

Kaynakça

  1. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, özellikle m.3, 258, 261, 265, 268/A, 274/A, 279, 280, 280/A, 281, 284, 285 ve 322–323.
  2. Hazine ve Maliye Bakanlığı, 590 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği, 24.01.2026 tarihli Resmî Gazete, sayı 33147 (2025 yıl sonu kurları).
  3. Gelir İdaresi Başkanlığı, 238 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği (vergisel senet reeskontu hesabı); VUK Sirküleri/64, 30.04.2013, ileri düzenleme tarihli çeklerde reeskont.
  4. Danıştay 9. Dairesi, 11.10.2022, E.2020/3432, K.2022/4641
  5. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 08.01.1999, E.1997/432, K.1999/4
  6. Danıştay 3. Dairesi, 10.06.1999, E.1997/1308, K.1999/2437
  7. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 07.04.2000, E.1999/448, K.2000/145
  8. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 22.12.2004, E.2004/1, K.2004/1
  9. Gelir İdaresi Başkanlığı Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı, 24.07.2014 tarihli, 64597866-105[280-2014]-122 sayılı özelge (dövizli avans).
  10. İngiltere Finansal Davranış Otoritesi (FCA), The End of LIBOR, 01.10.2024.

Av. Fatih SEFER