Ölen Kişinin Vergi Borcu Mirasçılara Geçer mi?

Ölen kişinin vergi borcu, mirası reddetmemiş kanuni ve atanmış mirasçılara geçer; ancak her mirasçı, murisin vergi borcundan kendi miras hissesi oranında sorumludur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 12 ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 7 birlikte uygulandığında sonuç budur. Mirasın reddedilmesi, terekenin resmî tasfiyesi ve resmî deftere göre kabulü sorumluluğu değiştirebilir. Ayrıca murisin şahsına bağlı vergi cezaları ölümle düşerken, hukuken varlığını sürdüren vergi aslı kendiliğinden sona ermez. Ölüm, mirasçı adına derhal haciz ve ödeme emri uygulanabileceği anlamına da gelmez; 6183 sayılı Kanun m. 50 takipte özel erteleme öngörür.

Uyuşmazlıkta dört soru ayrı ayrı çözülmelidir: Kamu alacağı gerçekten mirasbırakana ait midir; mirasçı hangi hukuki sıfatla ve ne oranda sorumludur; mirasın kabulü, reddi veya tasfiyesine ilişkin süreç tamamlanmış mıdır; tahsil dairesi geçerli bir borcu usulüne uygun biçimde takip etmiş midir? Bu ayrım, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacaklarının yalnız vergiyle sınırlı olmamasından da kaynaklanır.

1. Ölüm vergi borcunu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Gerçek kişinin sağlığında doğan gelir vergisi, katma değer vergisi veya diğer vergi borçları, ölüm üzerine sırf borçlunun kişiliği sona erdiği için silinmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 599 uyarınca mirasçılar, mirası ölüm anında bir bütün olarak kazanır; mirasbırakanın borçları da tereke hukukunun kapsamına girer. Bunun vergi hukukundaki özel karşılığı VUK m. 12, tahsil hukukundaki karşılığı ise 6183 sayılı Kanun m. 7’dir.

Bununla birlikte vergi aslının devam etmesi ile vergi cezasının devam etmesi aynı şey değildir. Mirasçıya yansıtılabilecek vergi borcu ayrıca tarh, tahakkuk, ödeme, zamanaşımı ve kişisel sorumluluk koşulları bakımından incelenir. Bir kimsenin mirasçılık belgesinde adının bulunması, tek başına her kamu alacağının sınırsız biçimde ondan istenebilmesi için yeterli değildir.

2. Mirasçılar ölen kişinin vergi borcundan ne kadar sorumludur?

2.1. Vergi borcunda miras hissesi oranı esastır

VUK m. 12, mirası reddetmemiş kanuni ve atanmış mirasçıların her birinin murisin vergi borçlarından miras hissesi nispetinde sorumlu olduğunu açıkça düzenler. Bu, vergilere ilişkin özel bir sorumluluk sınırıdır. TMK m. 641 ve 681’deki tereke borçları için genel müteselsil sorumluluk kuralları, VUK m. 12’deki açık özel hükmü bertaraf ederek vergi borcunun tümünün herhangi bir mirasçıdan istenmesini haklı kılmaz. VUK kapsamındaki vergi borçlarında miras payı esaslı takip yapılır.

Örneğin ölüm tarihinde murise ait, tahsil edilebilir durumda 300.000 TL vergi aslı bulunduğunu ve mirası reddetmeyen üç mirasçının miras hisselerinin sırasıyla 1/2, 1/4 ve 1/4 olduğunu varsayalım. Vergi aslı bakımından sorumlulukları sırasıyla 150.000 TL, 75.000 TL ve 75.000 TL’dir. Hesap, varsayımsal olarak sadece vergi aslı üzerinden yapılmıştır; ferî alacaklar, tahakkuk durumu, ödemeler ve özel miras rejimleri ayrıca kontrol edilir.

Burada önemli bir başka sınır vardır: Miras hissesi oranında sorumluluk, her durumda yalnız mirastan fiilen alınan malın değeriyle sınırlı sorumluluk demek değildir. Mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş bir mirasçının, kendi payına düşen ve hukuken geçerli vergi borcu için şahsi malvarlığına da başvurulabilir. Resmî deftere göre kabul, resmî tasfiye ve diğer koruyucu miras hukuku kurumları ayrıca değerlendirilmelidir. VUK m. 12’nin vergisel paylaşım yönü, mirasçıların vergi borcu sorumluluğuna ilişkin özel incelemenin konusudur.

2.2. Diğer kamu borçlarında aynı oran otomatik uygulanmaz

6183 sayılı Kanun m. 7; vergi aslı yanında ilgili kanunlar gereğince bu Kanunla takip edilen diğer kamu alacaklarının mirasçılar yönünden takibini de düzenler. Bununla birlikte VUK m. 12’nin vergi borçlarına özgü pay oranı kuralı, her türlü idari para cezasına, sözleşmesel borca veya farklı özel rejime sorgusuz uygulanamaz. Önce alacağın hukuki niteliği ve şahsa bağlı olup olmadığı belirlenir; ardından ilgili özel kanun, miras hukuku ve 6183 hükümleri birlikte uygulanır. Borcun kamu alacağı olarak kaydedilmesi, başlı başına miras yoluyla geçebileceğini kanıtlamaz.

3. Ölümden önce başlamış vergi takibi devam eder mi?

6183 sayılı Kanun m. 7, borçlunun ölümünden önce başlamış tahsil işlemlerine devam olunacağını belirtir. Ancak aynı Kanun’un m. 50 hükmü, ölümün hemen sonrasında ve mirasçıların seçimlik haklarını kullandıkları dönemde önemli sınırlamalar getirir. İki hüküm birlikte okunmalıdır: Mevcut tereke takibi ile mirasçının şahsi malvarlığına yönelen yeni takip aynı işlem değildir.

3.1. Ölüm günü dâhil üç gün

6183 m. 50/2 uyarınca borçlunun ölmesi hâlinde terekenin borçları için takip, ölüm günüyle birlikte üç gün geri bırakılır. Bu hüküm, borçluya ait mevcut kamu alacağına ilişkin tahsil faaliyetinin ölüm nedeniyle kısa süre ertelenmesini sağlar. Maddenin ilk fıkrasındaki eşin veya üstsoy ve altsoy yakınlarının ölümü sebebiyle yaşayan borçlu için tanınan üç günlük erteleme ise ayrı bir durumdur; mirasçı sorumluluğu ile karıştırılmamalıdır.

3.2. Kabul veya ret kararı verilmemişken mirasçıya kişisel takip

6183 m. 50/3’e göre mirasçılar mirası henüz kabul veya reddetmemişse, Medeni Kanun’daki ilgili süreler doluncaya kadar mirasçılar hakkındaki kişisel takip geri bırakılır. TMK m. 606’da mirasın reddi için kural olarak üç aylık süre öngörülür. Süre, yasal mirasçılar için ölümün öğrenildiği; vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun resmen bildirildiği tarihten başlar. TMK m. 607 ve 608 gibi özel başlangıç kuralları saklıdır. Bu nedenle her olayda üç aylık süreyi doğrudan ölüm tarihinden başlatmak yanlıştır.

Buradaki üç ay, VUK m. 16’da ölüm sebebiyle bildirim ve beyanname sürelerine eklenen üç ayla aynı hukuki süre değildir. İlki mirası ret hakkının kullanılmasına ve kişisel tahsil takibine; ikincisi belirli vergisel ödevlerin yerine getirilmesine ilişkindir. Mirasçılar açık biçimde mirası kabul etmiş veya kanuni ret süresi dolmuşsa somut durum ayrıca değerlendirilir; mirasın reddine veya resmî tasfiyeye ilişkin derdest hukuki süreç de göz ardı edilemez.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.11.2020 tarihli, E. 2019/948, K. 2020/1228 sayılı kararında, resmî defter tutulması ve mirasın hükmen reddi süreci devam ederken mirasçının borçtan sorumlu olup olmadığı netleşmeden adına ödeme emri düzenlenmesini hukuka aykırı bulmuştur. Bu içtihat, 6183 m. 50’nin kişisel takibi sınırlandıran işlevini somutlaştırır.

4. Miras reddedilirse vergi borcu mirasçıdan istenebilir mi?

Geçerli biçimde mirası reddeden kişi, sırf mirasçılık sıfatına dayanılarak murisin vergi borcu için takip edilemez. TMK m. 605 ve 609 uyarınca ret, sulh hukuk mahkemesine yapılacak kayıtsız ve şartsız sözlü veya yazılı beyanla gerçekleştirilir. Ret süresinin kaçırılması yahut TMK m. 610 kapsamındaki terekeyi sahiplenme niteliğindeki işlemler ret hakkını etkileyebilir. Dolayısıyla yalnızca “borcu ödemek istemiyorum” şeklindeki beyan, mirasın hukuken reddedilmesi sonucunu doğurmaz.

TMK m. 605/2 ise murisin ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olduğu hâllerde mirasın hükmen reddedilmiş sayılmasını düzenler. Böyle bir olayda terekenin borca batıklığı, borç listesi, icra ve haciz kayıtları, mevcut malvarlığı ile hukuki kabul davranışları önem kazanır. Danıştay 3. Dairesinin 09.11.2022 tarihli, E. 2019/4612, K. 2022/4387 sayılı kararında kesinleşmiş hükmen ret kararı karşısında mirasçı adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırılığı kabul edilmiştir.

Mirasın reddi, deftere göre kabulü ve hükmen reddin şartları farklıdır. Bu kurumların birbirine karıştırılmaması için mirası reddeden veya defter tutturan mirasçının vergi borcundan sorumluluğu ayrıca incelenmelidir.

5. Resmî deftere göre kabulde ve terekenin resmî tasfiyesinde ne olur?

TMK m. 619 uyarınca resmî defter tutulması, reddetme hakkı olan mirasçı tarafından kural olarak bir ay içinde sulh hâkiminden istenebilir. Defter tutulmasının sürmesi, mirasın kayıtsız şartsız kabulüyle aynı değildir. 6183 m. 7’nin son cümlesi açık biçimde defter tutma işlemi devam ederken satış yapılamayacağını belirtir. TMK m. 625 de bu süreçte tereke borçlarına ilişkin icra takipleri yönünden koruma öngörür.

Mirasın resmî deftere göre kabulünde TMK m. 628, kural olarak deftere yazılmış borçlardan hem tereke hem kişisel malvarlığıyla sorumluluğu düzenler. Buna karşılık 6183 m. 7/2, kamu alacağı bakımından özel bir istisna getirir: Deftere yazılmamış kamu alacağından da mirasçı, mirastan kendisine düşen miktar ölçüsünde sorumludur. Bu istisna nedeniyle TMK m. 629’un defter dışı adi alacaklara ilişkin genel koruması, kamu alacağına otomatik biçimde uygulanamaz. Deftere yazılan ve yazılmayan borçlar ile ilgili miras payları ayrı hesaplanmalıdır.

TMK m. 632 uyarınca koşulları içinde terekenin resmî tasfiyesi talep edilebilir. Resmî tasfiye gerçekleştiğinde mirasçılar tereke borçlarından şahsen sorumlu olmaz; alacakların tasfiye sürecinde ileri sürülmesi gerekir. 6183 m. 7 de terekenin mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren hâlleri olağan takip devamı kuralının dışında tutar. Bu nedenle bir tasfiye dosyası varsa tahsil dairesinin hangi malvarlığına ve hangi muhataba başvurduğu özel olarak denetlenir.

6. Ölen kişinin vergi cezaları mirasçılara geçer mi?

VUK m. 372’nin emredici hükmü uyarınca ölüm hâlinde vergi cezası düşer. Murisin şahsına uygulanmış vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarının, ölüm sonrasında mirasçılardan miras borcu olarak istenmesi bu ilkeye aykırıdır. Vergi aslı, kanunen doğmuş gecikme faizi ve gecikme zammı ise vergi cezasıyla aynı hukuki niteliği taşımaz; kendi dayanakları ve hesaplama dönemleri üzerinden ayrıca incelenir.

Şirket borçlarında şu ayrım önemlidir: Tüzel kişiliğe uygulanmış bir idari vergi cezası, şirket ortağının veya temsilcisinin ölmesiyle şirket yönünden kendiliğinden ortadan kalkmış sayılmaz. Fakat ölen ortağın kişisel kamu borcu sorumluluğu üzerinden mirasçının takip edilmesi farklı bir hukuki değerlendirme gerektirir. Danıştay 3. Dairesinin 01.06.2022 tarihli, E. 2019/3102, K. 2022/2634 sayılı kararında, limited şirket ortağının mirasçısına çıkarılan ödeme emrinin vergi aslına ilişkin kısmı hukuka uygun, vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmının iptali ise hukuka uygun bulunmuştur. Buradan şirket tüzel kişiliğine kesilmiş tüm cezaların ortağın ölümüyle silineceği sonucu çıkarılamaz.

7. Ölen limited şirket ortağının veya kanuni temsilcinin kamu borcu mirasçıya geçer mi?

Evet, murisin şirket borcundan kaynaklanan hukuken doğmuş kişisel sorumluluğu da mirasçı bakımından sonuç doğurabilir. Ancak şirketin kendi borcunun bulunması, murisin otomatik olarak borçlu sayıldığı anlamına gelmez. Önce murisin hangi dönemde ortak veya kanuni temsilci olduğu, hangi kanun hükmünden dolayı sorumlu tutulabildiği, asıl borçlu şirketin usulüne uygun takip edilip edilmediği ve alacağın şirketten tahsil edilememe koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilir. Bundan sonra mirasçının ret durumu ve miras payı ele alınır.

Limited şirket ortağı bakımından başlangıç noktası 6183 m. 35’tir. Bu sorumluluk, sermaye hissesi ve ilgili dönemlerle bağlantılı olduğundan limited şirket ortağının kamu borcu ile pay devrinde devreden ve devralanın sorumluluğu kuralları ayrı incelenir. Kanuni temsilcinin sorumluluğu içinse VUK m. 10 ve 6183 mükerrer m. 35 çerçevesindeki kanuni temsilcinin şahsi vergi borcu sorumluluğu değerlendirilir.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 05.02.2025 tarihli, E. 2024/53, K. 2025/23 sayılı kararı bu konuda belirleyicidir. Kararda, şirket borcunun özel bir yapılandırma kanunu kapsamında ödeme planına bağlanmasının tek başına borcu sona erdirmediği veya ölen ortağın ve mirasçısının önceki dönem sorumluluğunu kaldırmadığı kabul edilmiştir. Yapılandırmanın ihlal edilmesi üzerine eski takip aşamasına dönülebileceği; bununla birlikte miras payı, asıl borçlu şirketten tahsil şartları ve zamanaşımı gibi hususların ayrıca denetlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararın tam metni Danıştayın resmî karar bülteninde yayımlanmıştır.

Bu sonuç, ölen ortağın yerine miras yoluyla doğrudan şirket ortağı hâline gelen kişinin sonraki döneme ait kendi ortaklık sorumluluğundan ayrılmalıdır. Bir olayda mirasçı hem murisin kamu borcu sorumluluğunun halefi hem de miras kalan şirket payları nedeniyle yeni dönemin ortağı olabilir. Tahsil işleminin hangi sıfata dayandığı açıkça gösterilmeden bu iki kaynak birleştirilemez.

8. Vergi dairesi ölen kişinin veya mirasçının mallarını haczedebilir mi?

Haciz bakımından temel koşul, hukuken mevcut ve takip edilebilir bir amme alacağı ile usulüne uygun tahsil işlemidir. Muris hakkında ölümden önce düzenlenen ödeme emri, murisin varlıklarına konulmuş haciz, mirasçı adına yeni ödeme emri ve mirasçının kişisel malvarlığına yönelen haciz farklı aşamalardır. 6183 m. 7 ölümden önce başlamış işlemlerin sürmesine izin verse de m. 50’deki ertelemeler, resmî defterin tutulması sırasında satış yasağı ve mirasçının şahsi sorumluluğuna ilişkin şartlar ihlal edilemez.

Danıştay 9. Dairesinin 02.11.2023 tarihli, E. 2022/3432, K. 2023/4296 sayılı kararında, mirasçının araçlarına uygulanan haczin dayanağının muris adına yürütülen takip mi, yoksa mirasçı hakkında düzenlenen ödeme emirleri mi olduğunun tereddütsüz ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım uyarınca haciz dosyasında yalnız borcun tutarı değil, takip zinciri ve muhatabın hukuki sıfatı da incelenmelidir.

Ölümden sonra muris adına ilk kez düzenlenen ve hukuken muhatabına tebliği mümkün olmayan yeni bir tarh veya tahsil işlemi de ayrıca hukuka uygunluk denetimine tabidir. Gerekli bildirimlerin doğru kişilere yapılması, miras payının belirlenmesi ve tahsil aşamasına geçilmesi önemlidir.

9. Mirasçıya ödeme emri gelirse hangi dava açılır, süre ne zaman başlar?

6183 m. 55’e göre ödeme emri, kamu borçlusuna borcunu ödemesi veya mal bildiriminde bulunması için 15 gün süre verir. 6183 m. 58 uyarınca ödeme emrine karşı, usulüne uygun tebliği izleyen günden itibaren 15 gün içinde, kural olarak yetkili vergi mahkemesinde iptal davası açılır. Bu süre, vergi mahkemelerinde genel olarak uygulanan 30 günlük dava süresiyle karıştırılmamalıdır. Özel kanuni süre önceliklidir.

Ödeme emrine karşı borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı savunulabilir. Mirasçı yönünden buna, mirasın reddedilmiş veya hükmen reddedilmiş olması, ret hakkına ilişkin bekleme süresinin dolmaması, yanlış miras payı hesaplanması, şahsa bağlı cezanın istenmesi, ödeme emrinin gerçekte sorumlu olmayan kişiye yöneltilmesi ve takip koşullarının oluşmaması gibi hukuki iddialar dâhildir. Davada uygulanacak savunma nedenleri, 6183 m. 58’in sınırları ve alacağın türü içinde somutlaştırılmalıdır.

Tahsil dairesinin ödeme emrini düzenleme ve tebliğ işlemi ile ödeme emrine karşı on beş günlük dava usulü başlı başına hukuki önem taşır. Ödeme emrine karşı dava açılması, her durumda ve kendiliğinden tahsil işlemlerini durdurmaz; gerekli hâllerde yürütmenin durdurulması talebi de değerlendirilmeli, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 27’deki koşullar gözetilmelidir.

10. Vergi borcu ölüm nedeniyle zamanaşımına uğrar mı?

Ölüm, vergi alacağını kendiliğinden zamanaşımına uğratmaz; aynı şekilde her olayda zamanaşımını kesen veya durduran otomatik bir neden de değildir. 6183 m. 102 genel tahsil zamanaşımını, m. 103 kesilme nedenlerini, m. 104 ise zamanaşımının işlemediği hâlleri düzenler. Terekenin tasfiyesi nedeniyle takip yapılmasının mümkün olmadığı dönemde 6183 m. 104’ün uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca incelenir. Ölümden önce ve sonra yapılan ödeme, tebligat ve takip işlemlerinin tarihleri, asıl borcun vadesi ve özel kanun hükümleri belirleyicidir.

Burada tahsil zamanaşımı ile VUK m. 114’teki tarh zamanaşımı birbirine karıştırılmamalıdır. Zamanaşımı itirazı, ilgili alacağın vade ve işlem çizelgesi çıkarılarak somut bir hukuki sebebe dayandırılmalıdır.

11. Mirasçı sorumluluğu için hangi belgeler incelenmelidir?

  • Ölüm kayıt örneği, mirasçılık belgesi, varsa vasiyetname ve miras hisseleri.
  • Ret beyanı, reddin tescili, hükmen ret kararı veya devam eden dava bilgileri.
  • Terekenin resmî defteri, resmî tasfiye kararı, tereke malvarlığı ve borç listesi.
  • Muris veya şirket adına düzenlenmiş vergi/ceza ihbarnameleri, tahakkuk belgeleri, ödeme emirleri ve tebliğ kayıtları.
  • Haciz varakası, haciz işlemlerinin tarihleri ve dayanak takip dosyaları.
  • Muris şirket ortağı veya yöneticisi ise ticaret sicili ilanları, pay devirleri, görev tarihleri ve şirket hakkındaki tahsil işlemleri.
  • Ödeme dekontları, yapılandırma başvuruları, ödeme planları ve zamanaşımına etki eden belgeler.

Bu belgeler birlikte incelenmedikçe yalnız vergi dairesindeki toplam borç bakiyesi üzerinden mirasçı sorumluluğunun kesin biçimde belirlenmesi mümkün değildir. Vergi borcunun dayanağıyla ödeme emri ve haczin dayanağı arasında kesintisiz bir hukuki bağ kurulmalıdır.

12. Sık sorulan sorular

Babamın vergi borcunun tamamı benden istenebilir mi?

Mirası reddetmemiş mirasçının murisin VUK kapsamındaki vergi borcuna ilişkin sorumluluğu, VUK m. 12 gereğince miras hissesi oranındadır. Vergi dairesi tüm borcu tek mirasçıdan sırf mirasçı olduğu için isteyemez. Mirasçının farklı bir sıfatla bağımsız kamu borcu sorumluluğu bulunması hâli ayrıca değerlendirilir.

Hiç miras malı kalmamışsa vergi borcu ödenir mi?

Yalnız tereke malının bulunmaması, kayıtsız şartsız kabul edilmiş mirasta vergi borcunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Mirasın hükmen reddi, resmî tasfiye veya resmî deftere göre kabul gibi kurumların koşulları ve sonuçları ayrıca incelenir.

Mirası reddetmek için mutlaka ölüm tarihinden itibaren üç ay mı vardır?

TMK m. 606 uyarınca süre kural olarak üç aydır; ancak başlangıç tarihi mirasçılık sıfatının öğrenilmesine veya atanmış mirasçı bakımından resmî bildirime göre farklılaşabilir. TMK m. 607–608’deki özel durumlar da dikkate alınır.

Vergi borcu ölümden sonra belirlenirse mirasçı sorumlu olabilir mi?

Evet. Vergiyi doğuran olayın murisin sağlığındaki döneme ilişkin olması hâlinde borcun ölümden sonra usulüne uygun tarh ve tahakkuk ettirilmesi gündeme gelebilir. Ancak ölen kişi adına usulsüz ihbarname düzenlenmesi, mirasçılara gerekli bildirimin yapılmaması veya tarh zamanaşımı gibi aykırılıklar ayrıca incelenir.

Ölen kişinin vergi borcu ile miras nedeniyle doğan veraset ve intikal vergisi aynı mıdır?

Hayır. Murisin ölümünden önceki dönemlere ait vergi borcu, mirasçının bu borca halef sıfatıyla sorumluluğudur. Veraset ve intikal vergisi ise miras yoluyla mal edinilmesi nedeniyle ilgili kişi bakımından doğan ayrı bir vergidir; farklı mükellefiyet, beyan ve istisna kurallarına tabidir.

13. Hukuki sonuç

Ölen kişinin vergi borcunda doğru çözüm, “borç tamamen silinir” veya “mirasçı tüm borcu öder” şeklinde iki uç cevaptan biri değildir. Mirası reddetmemiş mirasçılar murisin vergi borçlarından miras hisseleri nispetinde sorumludur; murise ait şahsi vergi cezaları ise ölümle düşer. 6183 m. 50’deki erteleme, reddi miras ve resmî tasfiye süreçleri, vergi aslı ve ferî alacakların hukuki niteliği ve ödeme emrinin usulü her olayda denetlenmelidir. Şirket ortağı veya kanuni temsilci sıfatından kaynaklanan dolaylı sorumlulukta, önce murisin şahsi kamu borcu sorumluluğunun doğduğu ortaya konulmalıdır.

Mirasçıya yöneltilen ödeme emri, haciz veya şirket borcundan takip uyuşmazlıklarında dava süresinin ve miras dosyasının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu nitelikteki vergi hukuku uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takibi, somut dosyanın hukuki özelliklerine göre ele alınır.

Kaynakça

  1. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, özellikle m. 1, 3, 7, 50, 55, 58, 102–104.
  2. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 12, 16, 114, 164 ve 372.
  3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 599, 605–610, 619, 625–629, 632, 641 ve 681; Adalet Bakanlığı mevzuat metni.
  4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m. 7 ve 27.
  5. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 05.02.2025, E. 2024/53, K. 2025/23, resmî karar metni.
  6. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.11.2020, E. 2019/948, K. 2020/1228, karar metni.
  7. Danıştay 3. Daire, 09.11.2022, E. 2019/4612, K. 2022/4387, karar kaydı.
  8. Danıştay 3. Daire, 01.06.2022, E. 2019/3102, K. 2022/2634, karar metni.
  9. Danıştay 9. Daire, 02.11.2023, E. 2022/3432, K. 2023/4296, karar metni.

Av. Fatih SEFER
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu