Mirası reddeden vergi borcundan mirasçı sıfatıyla sorumlu değildir. Aynı sonuç, Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrasındaki şartlarla mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığı durumda da geçerlidir. Buna karşılık yalnızca tereke defteri tutulmasını istemek, mirası reddetmek değildir. Mirası resmî deftere göre kabul eden kişi, deftere yazılan borçlardan kendi malvarlığıyla da sorumlu olur; deftere yazılmayan kamu alacakları bakımından ise 6183 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki özel sorumluluk kuralı uygulanır. Bu nedenle mirası reddedenin vergi borcu ile defter tutturan mirasçının borcu aynı hukuki sonuca bağlanamaz.
Mirasbırakanın Vergi Borcu Hangi Şartlarda Mirasçıya Geçer?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m. 12, ölen mükellefin vergi ödevlerinin yalnızca mirası reddetmemiş yasal ve atanmış mirasçılara geçeceğini; her birinin ölenin vergi borçlarından miras hissesi oranında sorumlu olduğunu düzenler. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 7 de ölen kamu borçlusunun mirası reddetmemiş mirasçıları hakkında tahsil hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Mirasçı olma sıfatı ve geçerli ret bulunup bulunmadığı, tahsil dairesinin öncelikle araştırması gereken hususlardır.
Mirasın kabulü hâlinde vergi borcuna ilişkin pay sorumluluğunu, terekenin diğer özel hukuk borçları için Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 641 ve 681’de düzenlenen müteselsil sorumlulukla karıştırmamak gerekir. Murisin ölümünden sonra vergi borcunun mirasçılara geçişinin genel koşulları ayrı bir konudur; burada belirleyici mesele, ret ve resmî defter işlemlerinin sorumluluğu nasıl değiştirdiğidir.
Örneğin mirası kabul eden iki kişinin yasal miras payları dörtte bir ve dörtte üç ise, murisin 200.000 TL tutarındaki, VUK m. 12 kapsamındaki vergi borcu bakımından paylara isabet eden tutarlar sırasıyla 50.000 TL ve 150.000 TL’dir. Bu yalnızca varsayımsal bir örnektir. Borcun türü, murise ait olup olmadığı, ödemenin daha önce yapılıp yapılmadığı ve özel sorumluluk hükümleri ayrıca araştırılmalıdır.
Gerçek Ret, Hükmen Ret, Resmî Defter ve Resmî Tasfiye Arasındaki Fark Nedir?
| Hukuki durum | Temel koşul veya işlem | Murisin vergi borcu yönünden sonuç |
|---|---|---|
| Gerçek ret | TMK m. 605/1, 606 ve 609 uyarınca süresinde, kayıtsız ve şartsız ret beyanı | Reddeden kişiye mirasçı sıfatıyla takip yöneltilemez. |
| Hükmen ret | TMK m. 605/2 uyarınca ölüm tarihinde ödemeden aczin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması | Hükmen ret şartları gerçekleşmiş ve ret hakkını düşüren davranış bulunmamışsa mirasçı sıfatıyla borç yüklenemez. |
| Yalnız defter tutulması | Koruma amacıyla tereke tespiti veya TMK m. 619 uyarınca resmî defter sürecinin başlatılması | Tek başına borcu ortadan kaldırmaz; sorumluluk kabul/ret tercihine göre belirlenir. |
| Resmî deftere göre kabul | TMK m. 627 ve 628 kapsamında deftere göre kabul beyanı veya kanuni sonuç | Deftere yazılan borçlarda şahsi sorumluluk; yazılmayan kamu alacağında 6183 m. 7’ye özgü sınırlı sorumluluk. |
| Resmî tasfiye | TMK m. 632 ve devamı veya tüm yakın mirasçıların reddi üzerine TMK m. 612 | Kamu alacağı tasfiye usulünde ileri sürülür; mirasçılar tereke borçlarından şahsen sorumlu tutulmaz. |
Mirasın Gerçek Reddi Vergi Borcunu Kesin Olarak Engeller mi?
Geçerli bir gerçek ret, murisin borcu bakımından reddeden kişinin mirasçı sıfatını ortadan kaldırır. TMK m. 606’ya göre miras kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Yasal mirasçılarda süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe ölümün öğrenilmesiyle; vasiyetnameyle atanmış mirasçılarda tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesiyle başlar. Koruma önlemi olarak terekenin yazılması durumunda TMK m. 607’de özel başlangıç kuralı vardır. Önemli sebepler varsa sulh hâkimi süreyi uzatabilir veya yeni süre tanıyabilir (TMK m. 615).
Ret beyanı, TMK m. 609 gereğince sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı olarak ve kayıtsız şartsız yapılır; tutanağa geçirilir ve özel kütüğe kaydedilir. Vergi dairesine yazılan bir dilekçe, mahkemedeki ret beyanının yerini tutmaz. Bununla birlikte geçerli ret, yalnızca vergi dairesine geç bildirildiği için hükümsüz hâle gelmez.
Danıştay 9. Dairesinin 23.06.2022 tarihli, E. 2022/856, K. 2022/3714 sayılı kararında, mirası reddettiği mahkeme kararıyla belirlenen kişi adına mirasçı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali hukuka uygun bulunmuştur. Vergi idaresinin, reddin kendisine bildirilmediği iddiası bu sonucu değiştirmemiştir. Dolayısıyla geçerli ret belgesi ve ret tarihleri, ödeme emri uyuşmazlığındaki esas delillerdir.
Ret süresi geçirilirse ne olur?
TMK m. 610 uyarınca kanuni süre içinde mirası reddetmeyen kişi, kural olarak mirası kayıtsız şartsız kazanır. Mirasçı ayrıca terekenin olağan yönetimini aşan işlemlerde bulunursa, malları gizler veya kendisine mal ederse süre dolmadan da ret hakkını kaybedebilir. Borçla karşılaşınca geçmişte yapılmış her tereke işleminin geriye dönük olarak önemsiz sayılması mümkün değildir. Ancak hükmen reddin şartları oluşmuşsa, üç aylık sürenin geçmesi tek başına tartışmayı bitirmez.
Mirasın Hükmen Reddi Vergi Dairesine Karşı İleri Sürülebilir mi?
Evet. TMK m. 605/2, mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse mirasın reddedilmiş sayılacağını düzenler. Burada üç ay içinde yapılmış açık bir ret beyanı şart değildir. Hukuki inceleme, ölüm günündeki tereke aktifi ve pasifi ile borca batıklığın açık ya da resmen tespit edilmiş olup olmadığı üzerinden yapılır; ölümden yıllar sonra oluşan borç durumu tek başına yeterli değildir.
İspat bakımından ölüm tarihindeki banka bakiyeleri, taşınmazlar, araçlar, şirket payları, icra dosyaları, kesinleşmiş kamu borçları, alacaklar, rehinler, değerleme raporları ve borcun gerçekten murise ait olduğuna ilişkin belgeler birlikte değerlendirilir. Borca batıklığın ve hükmen reddin tespiti adli yargının, kural olarak asliye hukuk mahkemesinin konusudur; ödeme emrinin hukuka uygunluğunun denetimi ise kamu alacağının niteliğine göre görevli idari yargı merciinde yapılır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 18.11.2020 tarihli, E. 2019/948, K. 2020/1228 sayılı kararı, resmî defter talebi ve hükmen ret yargılaması devam ederken mirasçılık sıfatına dayalı ödeme emri düzenlenmesini hukuka uygun bulmamıştır. Danıştay 3. Dairesinin 28.03.2022 tarihli, E. 2018/1002, K. 2022/1352 sayılı kararında ise terekenin borca batık olduğu ve mirasın hükmen reddedildiği mahkeme kararı karşısında mirasçı adına yapılan takip hukuka aykırı bulunmuştur. Bu kararlar, medeni hukuk uyuşmazlığının sonucunu beklemeden mirasçı sorumluluğunu kesin varsaymanın hatalı olduğunu ortaya koyar.
Veraset ve intikal vergisi beyannamesi vermek mirasın kabulü müdür?
Tek başına değildir. Danıştay 3. Dairesinin 20.01.2021 tarihli, E. 2018/3236, K. 2021/94 sayılı kararı, yasal beyan yükümlülüğünün yerine getirilmesini tek başına mirası kabul saymamıştır. Buna karşılık beyannamenin yanı sıra tereke taşınmazlarının mirasçılar adına geçirilmesi, malvarlığı üzerinde tasarruf ve borçların sahiplenilmesi gibi işlemler birlikte değerlendirilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 24.11.2025 tarihli, E. 2025/1102, K. 2025/4919 sayılı kararı, bu tür işlemlerden oluşan bütünün hükmen ret iddiasını engellediği değerlendirmesini onamıştır. Sonuç, yalnızca beyannamenin varlığına değil, mirasçının terekeyi fiilen sahiplenip sahiplenmediğine bağlıdır.
Resmî Defter Tutturan Mirasçı Vergi Borcundan Ne Ölçüde Sorumludur?
Resmî defter istemek ile mirası deftere göre kabul etmek birbirinden farklıdır. TMK m. 619’a göre ret hakkı olan mirasçı, bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir; mirasçılardan birinin bu istemi diğerleri bakımından da etkilidir. TMK m. 620-623 uyarınca terekenin aktif ve pasifleri yazılır, alacaklılar ilanla çağrılır ve inceleme süresi tanınır. Bu işlem sadece borçların kayda alınmasından ibaret değildir; mirasçıya bilgilenerek hukuki tercih yapma imkânı sağlar.
Defteri inceleme süresi bitince mirasçı TMK m. 626-627 uyarınca bir ay içinde mirası reddettiğini, resmî tasfiye istediğini, deftere göre kabul ettiğini veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini açıklayabilir. Süresinde beyanda bulunmayan mirasçı resmî deftere göre kabul etmiş sayılır. Dolayısıyla defter tutulması başvurusunu, ret beyanı yapılmış gibi değerlendirmek ciddi bir sorumluluk hatasıdır.
Deftere kaydedilen borçlardan kişisel malvarlığıyla sorumluluk doğar mı?
Evet. TMK m. 628’e göre deftere göre kabul edilmiş miras, mirasçıya deftere yazılmış borçlarla geçer; mirasçı bu borçlardan hem tereke hem kendi malvarlığı ile sorumludur. Resmî deftere göre kabul, her durumda sorumluluğun yalnızca ele geçen malvarlığıyla sınırlı olduğu anlamına gelmez. Mirasçının miras payı oranı ve kamu alacağının hukuki niteliği ayrıca değerlendirilir.
Defterde hiç bulunmayan vergi borcu sonradan istenebilir mi?
Evet, özel ve sınırlı bir hüküm gereğince istenebilir. TMK m. 629, genel olarak deftere zamanında kaydettirilmeyen özel hukuk alacaklarına karşı mirasçıyı korur. Ancak kamu alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun m. 7/2 açık bir istisna getirmiştir: mirasın tutulan deftere göre kabulü hâlinde, kamu alacağı deftere yazılmamış olsa bile mirasçı mirastan kendisine düşen miktar ile sorumludur. Buradaki sınır, deftere girmeyen kamu alacağının kayıtsız şartsız tümüyle mirasçıya yüklenmesini engeller; somut miktarın hesabında miras payı ve mirastan geçen değer tespit edilmelidir.
Örneğin resmî deftere göre kabul edilen mirasta, defter dışı kaldığı anlaşılan 300.000 TL’lik bir kamu borcu bulunduğu ve mirasçıya 80.000 TL değer geçtiği varsayılsın. 6183 m. 7’deki özel hüküm nedeniyle deftere yazılmamış bu alacak bakımından sorumluluğun sınırı belirlenirken 80.000 TL’lik intikal değeri dikkate alınır; sırf borcun 300.000 TL olması, mirasçının bütün borcun muhatabı yapılmasını haklı kılmaz. Buna karşılık deftere kaydedilmiş borçta TMK m. 628 gereğince kişisel malvarlığına başvurulabilmesi mümkündür. Örnek, vergi türüne özgü pay esasını bertaraf etmez.
Koruma amacıyla tereke tespiti yapılması aynı sonucu doğurur mu?
Hayır. TMK m. 590 ve 607 kapsamında koruma amacıyla yapılan tereke yazımı ile TMK m. 619 ve devamındaki, mirasın resmî deftere göre kabulüne imkân veren süreç aynı işlem değildir. Resmî defter ve kabul usulü uygulanmadan yalnızca malvarlığı tespit tutanağı tutulması, 6183 m. 7/2’deki özel sorumluluk rejimini kendiliğinden başlatmaz. Mahkeme kararının hukuki türü, istemin tarihi ve mirasçının son beyanı incelenmelidir.
Defter İşlemleri ve Ret Süresi Devam Ederken Vergi Haczi Yapılabilir mi?
6183 sayılı Kanun m. 50 uyarınca ölüm günü dâhil üç gün terekenin borçları yönünden takip geri bırakılır. Üç gün sonunda tereke hakkında takip işlemleri sürebilir; ancak mirasçılar mirası henüz kabul veya reddetmemişse, TMK’da tanınan süreler geçinceye kadar mirasçıların şahsen takibi geri bırakılır. Tereke ile mirasçının kişisel malvarlığı arasında ayrım yapılmalıdır.
Resmî defter tutulması sürerken TMK m. 625 mirasbırakanın borçları için icra takibini yasaklar; acele hâller dışındaki davalara da ara verilir. Ayrıca 6183 m. 7’nin açık son cümlesine göre defter tutma işlemi devam ettiği sürece satış yapılamaz. Alacağın bildirilmesi, resmî kayıtların korunması ve tasfiye sürecine katılma ile cebrî satışın yapılması aynı şey değildir. Terekenin mahkeme veya iflas dairesince resmen tasfiyesi gerekiyorsa normal mirasçı takibi yerine alacak tasfiye merciine bildirilir. Tahsil zamanaşımının işleyişinde ayrıca 6183 m. 104’teki durma nedenleri incelenir.
Tüm Mirasçılar Mirası Reddederse Vergi Borcu Ne Olur?
En yakın yasal mirasçıların tümünün reddi hâlinde TMK m. 612 uyarınca tereke, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Reddeden mirasçı sırf aile bağı nedeniyle yeniden borçlu sayılamaz. Vergi alacağı ise kendiliğinden ortadan kalkmaz; tereke varlığı üzerinden tasfiye düzeninde karşılanması istenir. 6183 m. 21’in son fıkrası, mirasın reddi ve resmî tasfiye hâllerinde kamu alacaklarının İcra ve İflas Kanunu m. 206’nın üçüncü sırasındaki imtiyazlı alacaklarla birlikte işleme alınacağını öngörür. Bu kural, bütün kamu alacaklarının diğer her alacaktan önce ve mutlaka tahsil edileceği anlamına gelmez.
Ret sonucunda sonraki mirasçıların durumu, TMK m. 611-614 hükümlerine göre ayrıca belirlenir. Özellikle en yakın yasal mirasçıların tümünün reddettiği durumda mirasın otomatik olarak ikinci zümreye devredildiği varsayılarak ödeme emri çıkarılması doğru değildir. Terekenin resmî tasfiyesi konusunda verilecek karar takip muhatabını değiştirir.
Murisin Vergi Borcu ile Mirasçının Kendi Vergi Borcu Neden Ayrı Değerlendirilir?
Yukarıdaki ret koruması, mirasbırakanın borcunun reddeden kişiye intikali hakkındadır. Mirasçının bizzat kendisine ait vergi borcu varsa ve borcu ödememek için değerli bir mirası reddediyorsa bambaşka bir uyuşmazlık doğar. TMK m. 617, malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçının alacaklılara zarar verme amacıyla yaptığı reddin belirli şartlarda iptalini; 6183 sayılı Kanun m. 24 ve devamı ise kamu alacağını tahsilsiz bırakmaya yönelik işlemlerin hükümsüzlüğünü düzenler.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.06.2025 tarihli, E. 2025/2355, K. 2025/3304 sayılı kararında, kendi vergi borcu bulunan kişinin aktif değeri olan bir mirası reddederek alacağın tahsilini engellemesi yönünden 6183 m. 24 ve devamına dayalı tasarrufun iptali koşulları gerçekleşmiş kabul edilmiştir. Bu karar, murisin vergi borcundan korunmak amacıyla geçerli miras reddini hükümsüz kılan genel bir karar değildir. Kendi borcunu ödememek için mirasın reddi, kamu borçlusunun karşılıksız tasarruflarının iptali ve alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik işlemler ile birlikte incelenmelidir.
Bir diğer istisna TMK m. 618’dir: ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçı, ölümden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan alıp mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olduğu değerler ölçüsünde murisin alacaklılarına karşı sorumlu tutulabilir. Olağan eğitim giderleri ve âdet üzere verilen çeyiz istisna kapsamındadır; iyiniyetli mirasçının sorumluluğu geri verme anındaki zenginleşmesiyle sınırlıdır. Bu, reddeden mirasçının genel olarak murisin bütün vergi borçlarını üstlenmesi demek değildir; somut kazanım ve kanuni şartlar ayrıca ispatlanır.
Şirket Ortağı veya Kanuni Temsilcisi Ölen Kişinin Mirasçılarına Takip Yapılabilir mi?
Muris doğrudan vergi mükellefi değil, bir şirketin kanuni temsilcisi veya limited şirket ortağı sıfatıyla kamu borçlarından sorumlu tutulmuş olabilir. Bu durumda önce murisin kişisel sorumluluğunun hangi dönemde ve hangi hukuki nedenle doğduğu, şirketten tahsil koşulları ve yapılan tebligatlar incelenmelidir. Kişinin ölümü, hiç doğmamış bir temsilci veya ortak sorumluluğunu mirasçılar yönünden kendiliğinden yaratmaz. Doğmuş ve geçerli bir sorumluluk söz konusu olsa bile mirasın geçerli reddi mirasçı sıfatıyla takibi engeller.
Bu ayrımda kanuni temsilcinin şahsi kamu borcu sorumluluğu, limited şirket ortağının sorumluluğu ve yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisi ayrı normlara dayanır. Danıştay 4. Dairesinin 23.10.2025 tarihli, E. 2024/2922, K. 2025/5554 sayılı kararında, 6306 sayılı Kanundan kaynaklanan yıkım masrafı alacağı bakımından miras payı belirlenmeden borcun tamamının bir mirasçıdan istenmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kararın dayanağı olan özel kanun ve kamu alacağının türü gözetilmeli; bu sonuç her türlü özel hukuk borcuna doğrudan taşınmamalıdır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 05.02.2025 tarihli, E. 2024/53, K. 2025/23 sayılı kararında ise murisin limited şirket ortaklığından kaynaklanan kamu borçlarının şirket tarafından sonradan yapılandırılmasının, ortak ve mirasçısına ilişkin mevcut sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir. Kurulun çoğunluk kararı, mirasçı yönünden 6183 m. 7 ve 50 hükümlerinin uygulanmasını da açıklamaktadır. Böylece geçerli ret bulunup bulunmadığı ile murisin önceki ortaklık döneminde gerçekten sorumlu olduğu borcun tespiti birbirinden ayrı denetim aşamalarıdır.
Vergi Cezaları da Mirasçıya Geçer mi?
213 sayılı VUK m. 372 uyarınca ölüm hâlinde vergi cezası düşer. Mirasbırakanın şahsına bağlı vergi cezası ile vergi aslı ve buna ilişkin ferî alacaklar birbirinden ayrılmalıdır. Ölüm nedeniyle cezanın düşmesi, ölenin vergi aslının da otomatik olarak silindiği anlamına gelmez. Öte yandan şirket adına kesilmiş bir ceza, şirketin kanuni temsilcisinin ölümü sebebiyle sırf bu hükümle sona ermez; cezanın gerçek muhatabı ve sorumluluk dayanağı saptanır. Kamu alacağının asli ve ferî unsurları bakımından her kalem ayrı hukuki incelemeye tabi tutulmalıdır.
Reddedilen Mirasa Rağmen Ödeme Emri Gelirse Hangi Yol İzlenir?
Mirasçı sıfatıyla gönderilen ödeme emrinde ilk yapılacak işlem, tebliğ tarihini ve borcun hukuki dayanağını saptamaktır. 6183 sayılı Kanun m. 55 ve 58 kapsamında ödeme emrinin tebliğinden itibaren 15 gün içinde, yetkili ve görevli mahkemede ödeme emrinin iptali davası açılabilir. İleri sürülecek temel iddia, mirasın reddi veya hükmen reddi nedeniyle borçlu olunmadığıdır. Bu özel süre, genel vergi davasındaki 30 günlük süreyle karıştırılmamalıdır.
Dava dilekçesine ölüm kayıtları, mirasçılık belgesi, sulh hukuk mahkemesindeki gerçek ret tutanağı veya kararı, hükmen ret kararları, resmî defter dosyası, deftere göre kabul ya da resmî tasfiye belgeleri ve ödeme emri eklenmelidir. Hükmen ret davası devam ediyorsa mahkemeye dava bilgisi ve dosya numarası sunularak sorumluluğu belirleyen yargılamanın sonucu açıklanmalıdır. Bu sırada vergi uyuşmazlıklarında idari ve yargısal başvuru yolları ile tahsil işleminin durdurulması koşulları ayrıca değerlendirilir; ödeme emrine karşı dava açılması, tahsilatın her durumda kendiliğinden durduğu anlamına gelmez.
- Hukuki sıfatı belirleyin: Gerçek ret mi, hükmen ret mi, resmî defter talebi mi, yoksa deftere göre kabul mü söz konusu?
- Borcun kaynağını ayırın: Murisin şahsi vergisi, şirketten doğan temsilci/ortak borcu, şahsi ceza veya mirasçının kendi borcu mu?
- Süre ve belge kontrolünü yapın: Ret beyanının tarihi, mahkeme dosyası, ödeme emri tebliği ve 15 günlük dava süresini kaydedin.
- Takip ve tasfiyeyi ayrıştırın: Tereke üzerindeki tahsil işlemi, mirasçının kişisel malvarlığına yönelen takip ve resmî tasfiye aşamalarını karıştırmayın.
Sık Sorulan Sorular
Üç ay içinde mirası reddettim; vergi dairesine bildirmediğim için borç çıkar mı?
Geçerli ret, sırf vergi dairesine ayrıca bildirilmediği için etkisini kaybetmez. Ancak idare mirasçılık kayıtlarına dayanarak işlem tesis etmişse mahkemedeki ret belgesi sunulmalı; ödeme emri tebliğ edilmişse özel dava süresi kaçırılmamalıdır.
Mirası reddetmedim ancak tereke borca batık; vergi borcunu öder miyim?
TMK m. 605/2’deki hükmen ret şartları gerçekleşmişse miras üç aylık gerçek ret beyanı bulunmasa da reddedilmiş sayılabilir. Ölüm günündeki borca batıklık ve terekeyi kabul anlamına gelen davranışların bulunmaması belirleyicidir. Gerektiğinde adli yargıda tespit davası ve ödeme emrine karşı süresinde dava birlikte değerlendirilir.
Defter tutturdum; vergi borcunu yalnız mirastan kalan parayla mı öderim?
Hayır. Deftere yazılmış borçlarda TMK m. 628 kişisel malvarlığıyla sorumluluk öngörür. Deftere yazılmamış kamu alacaklarında ise 6183 m. 7’nin özel sınırı uygulanır. Defter tutulmasını istemek, deftere göre kabul etmek ve mirası reddetmek farklı hukuki sonuçlardır.
Bütün mirasçılar reddettiyse devlet vergi borcundan vazgeçer mi?
Hayır. Alacak mirasçılardan kişisel olarak istenemez; ancak terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinde ileri sürülür. Tahsil edilebilecek miktar ve sıra, terekenin varlığı ve alacaklıların sırasına göre belirlenir.
Sonuç
Murisin vergi borcu bakımından belirleyici ayrım, mirasın geçerli biçimde reddedilmiş olması ile resmî deftere göre kabul edilmiş olması arasındadır. Gerçek veya hükmen ret, mirasçı sıfatıyla kişisel takibi engeller. Deftere göre kabul ise kamu alacağının deftere girip girmediğine bağlı olarak farklı sorumluluk sonuçları doğurur. Vergi idaresinin takip işlemi, kişinin mirasçılık sıfatı, mirasın hangi usulle intikal ettiği, borcun niteliği ve kanuni süreler bir arada incelenerek denetlenmelidir. Somut ödeme emri, ret veya tasfiye uyuşmazlıkları bakımından vergi hukuku alanında hukuki destek alınması, farklı yargı kollarındaki işlemlerin birlikte değerlendirilmesini sağlar.
Kaynaklar
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m. 1, 3, 7, 21/son, 50, 55, 58 ve 104.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 12 ve 372.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 206.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 590, 605-612, 615, 617-629, 632-636, 641 ve 681.
- Gelir İdaresi Başkanlığı, Veraset ve İntikal Vergisi: ölüm hâlinde mirasbırakanın borçlarının takibi.
- Gelir İdaresi Başkanlığı, Mirasçıların Vergisel Yükümlülükleri Rehberi güncelleme duyurusu, 15.09.2026.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 18.11.2020, E. 2019/948, K. 2020/1228.
- Danıştay 9. Daire, 23.06.2022, E. 2022/856, K. 2022/3714.
- Danıştay 3. Daire, 28.03.2022, E. 2018/1002, K. 2022/1352.
- Danıştay 3. Daire, 20.01.2021, E. 2018/3236, K. 2021/94.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 24.11.2025, E. 2025/1102, K. 2025/4919.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 30.06.2025, E. 2025/2355, K. 2025/3304.
- Danıştay 4. Daire, 23.10.2025, E. 2024/2922, K. 2025/5554.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 05.02.2025, E. 2024/53, K. 2025/23 (resmî karar bülteni).
Yazar: Av. Fatih SEFER