Vergi Borcu İstihkak Davası: Süreler ve Görevli Mahkeme

Vergi borcu istihkak davası, kamu borçlusuna ait olmadığı hâlde vergi dairesince haczedilen mal üzerinde üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkını koruyan davadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 66–68. maddelerine göre izlenecek yol, haciz sırasında malın borçlunun mu yoksa üçüncü kişinin mi elinde bulunduğuna göre değişir. Borçlunun elindeki malda üçüncü kişinin dava açması gerekebilir; üçüncü kişinin elindeki malda ise alacaklı kamu idaresi, kendisine yapılan bildirimden itibaren 15 gün içinde dava açmazsa istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır. Mülkiyet veya rehin hakkına dayalı istihkak davasında temel görevli yargı kolu adli yargıdır; somut dava dilekçesinin yalnızca haciz işleminin idari hukuka aykırılığına dayanması farklı değerlendirme gerektirir.

Vergi borcu nedeniyle başkasına ait mal haczedilebilir mi?

6183 sayılı Kanun’un 62. maddesi, kamu alacağının borçlunun malvarlığından tahsilini esas alır. Hüküm, borçlunun kendisinin veya üçüncü kişilerin elindeki borçluya ait taşınır malların, taşınmazların, hak ve alacakların haczine izin verir; üçüncü kişiye ait malın sırf borçlunun işyerinde bulunması, borçluyla akrabalık ilişkisi veya aynı ticari adreste kullanılması o kişiyi kamu borçlusu hâline getirmez.

Ancak haciz memurunun işlem anında malın gerçek malikini kesin biçimde belirlemesi her zaman mümkün değildir. Kanun bu nedenle haciz sırasında ortaya çıkan mülkiyet ve rehin iddialarını ayrı bir usule bağlamıştır. Üstelik 62. madde uyarınca, başkasına ait olduğu beyan edilen veya üzerinde üçüncü kişinin istihkak iddiası bulunan malların haczi kural olarak en sonraya bırakılır. Bu, hiçbir koşulda haciz yapılamayacağı anlamına gelmez; iddianın kanuni usulle değerlendirilmesini gerektirir.

İstihkak, vergi borcunun miktarını ya da mükellefin borçlu olup olmadığını tartışma yolu değildir. Amaç, belirli bir malın kamu borçlusunun malvarlığına girip girmediğini veya mal üzerindeki üçüncü kişi rehin hakkının hacze karşı korunup korunmayacağını saptamaktır. Bu ayrım, 6183 sayılı Kanun’un kapsamına giren kamu alacağı ile hacze konu mal üzerindeki ayni hak meselesinin birbirine karıştırılmaması bakımından belirleyicidir.

İstihkak iddiasında 66. ve 67. maddeler nasıl ayrılır?

Haciz tutanağında malın bulunduğu yer, fiilî hâkimiyetin kimde olduğu, haciz sırasında kimin hazır bulunduğu ve kimin hangi hakkı ileri sürdüğü açıkça gösterilmelidir. Çünkü 6183 sayılı Kanun’un 66. ve 67. maddeleri birbirinden farklı hak arama düzenleri kurar.

Haciz anındaki durumUygulanacak hükümDavayı kim açar?Kritik süre ve sonuç
Mal borçlunun elinde; üçüncü kişi mülkiyet veya rehin iddia ediyor.6183 m. 66İddianın reddi veya borçlunun itirazı üzerine üçüncü kişiÜçüncü kişiye mahkemeye başvurması gerektiği bildirildikten sonra 7 gün; açılmazsa iddiadan vazgeçilmiş sayılır.
Mal, mülkiyet veya rehin iddia eden üçüncü kişinin elinde.6183 m. 67Malın borçluya ait olduğunu savunan alacaklı kamu idaresiİdareye bildirimden itibaren 15 gün; dava açılmazsa istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır.
Üçüncü kişi borçluyla birlikte ikamet ediyor.6183 m. 67/2 yollamasıyla m. 66 düzeni66. maddedeki usule göre üçüncü kişiBirlikte ikamet hâlinde mal kanunen borçlunun elinde sayılır; sadece aynı soyadını taşımak yeterli değildir.

Tablodaki dava süreleri, istihkak iddiasını ilk kez ileri sürmenin zamanıyla aynı şey değildir. Özellikle hacizden sonradan haberdar olan üçüncü kişi, öğrendiği tarihi belgelemeli ve gecikmeden tahsil dairesine yazılı başvurmalıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun uygulamasında, üçüncü kişinin haczi öğrendikten sonra yedi gün içinde istihkak iddiasını veya uygun davayı ileri sürmemesi hak kaybına yol açabilmektedir.

Mal borçlunun elindeyse üçüncü kişi nasıl başvurur? (6183 m. 66)

İstihkak iddiasının haciz tutanağına geçirilmesi

Borçlu, haczedilen eşyanın başka kişiye ait olduğunu açıklayabilir; malın sahibi olduğunu söyleyen üçüncü kişi de bizzat mülkiyet veya rehin iddiasında bulunabilir. Haczi yapan memur bu beyanı haciz zaptına geçirmek zorundadır. İddia borçludan gelmişse üçüncü kişiye, üçüncü kişiden gelmişse borçluya bildirilir. Haciz tutanağına yalnızca “itiraz edildi” yazılması yerine eşyanın ayırt edici bilgileri, hak sahibi, hakka dayanak belgeler ve talep açıkça kaydedilmelidir.

Üçüncü kişiye bildirim yapıldığında, Kanun’un 66. maddesindeki yedi günlük itiraz/beyan süresi de dikkate alınmalıdır. Malın kendisine ait olduğunu ileri süren kişi, iddiasının usulen sürdürülmesi için tebliğleri cevapsız bırakmamalıdır. Haciz sırasında bulunmamışsa öğrenme tarihini ve sonradan yaptığı başvuruyu yazılı delille ispatlayabilecek durumda olmalıdır.

Tahsil dairesinin yedi günlük değerlendirme süresi

Tahsil dairesi, haciz zaptını aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasını reddetmezse, iddiayı kabul etmiş sayılır. Bu süre, üçüncü kişinin dava açma süresi değildir; kanunun idarenin sessizliğine bağladığı kabul sonucudur. Dosyada tahsil dairesinin haciz tutanağını ne zaman teslim aldığının ve ret işlemi tesis edip etmediğinin belirlenmesi bu nedenle önemlidir.

Ret bildirimi gelirse yedi günlük dava süresi

İstihkak iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından iddiaya itiraz edilirse, üçüncü kişiye yedi gün içinde mahkemeye başvurması gerektiği bildirilir. Süre bu usulüne uygun bildirimin tebliğinden itibaren değerlendirilir. Kanun, süresinde dava açılmadığında üçüncü kişinin istihkak iddiasından vazgeçmiş sayılacağını düzenler. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 25.02.2013 tarihli, E. 2013/1054, K. 2013/2263 sayılı kararı bu süreyi mahkemenin kendiliğinden değerlendirmesi gereken hak düşürücü süre olarak ele almıştır.

Bu süreçte “vergi dairesine başvurdum, cevap bekliyorum” düşüncesi güvenli değildir. Haciz tutanağı, tahsil dairesinin kayıt tarihi, ret yazısı, tebliğ mazbatası ve dava açılış kaydı birlikte incelenmelidir. Başka bir yargı kolunda başvuru yapılmasının sürelere etkisi de somut dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Mal üçüncü kişinin elindeyse 15 günlük dava yükü kimdedir? (6183 m. 67)

Haczedilen mal mülkiyet veya rehin hakkı ileri süren üçüncü kişinin fiilî hâkimiyetindeyse, kanun zilyetlik durumunu dikkate alarak davayı açma yükünü tersine çevirir. Haciz memuru istihkak iddiasını tutanağa geçirir; tahsil dairesi malın borçluya ait olduğunu savunuyorsa durumu alacaklı kamu idaresine bildirir. Alacaklı kamu idaresi, bu bildirimi aldığı tarihten itibaren 15 gün içinde dava açmazsa istihkak iddiası kabul edilmiş sayılır.

Buradaki 15 günlük sürenin başlangıcı üçüncü kişinin haczi öğrendiği tarih değil, alacaklı idareye yapılan kanuni bildirimdir. Üçüncü kişi; haczin ve kendi istihkak beyanının tutanakta yer aldığını, bildirimin idareye ulaşıp ulaşmadığını ve idarenin dava açıp açmadığını belgelemelidir. İdarenin sessizliği üzerine kabul sonucunun doğduğu ileri sürülerek haczin kaldırılması istenebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 985. maddesine göre taşınırın zilyedi malik sayılır; 986. maddesi fer’î zilyetlikteki hak karinesini ayrıca düzenler. Bu karineler, üçüncü kişinin elindeki taşınır bakımından idarenin “mal gerçekte borçluya ait” savını güçlü delillerle desteklemesini gerektirir. Zilyetlik tek başına tartışılmaz bir mülkiyet belgesi değildir; muvazaa, görünüşte satış veya yalnızca saklama ilişkisi somut delillerle araştırılır.

Üçüncü kişinin ayrıca dava açması gerekir mi?

67. madde, asıl dava açma yükünü alacaklı idareye verir. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2009 tarihli E. 2009/462, K. 2009/509 sayılı kararında benimsenen çoğunluk yaklaşımı, üçüncü kişinin de dava açabileceğini; ancak haczi öğrendiği tarihten başlayarak yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmasını veya dava açmasını aramıştır. Kararın karşı oyunda ise 67. maddedeki sistemde davayı açmakla yükümlü tarafın kamu idaresi olduğu, üçüncü kişiye ayrıca dava açma zorunluluğu yüklenemeyeceği savunulmuştur.

Uygulamada izlenecek güvenli yol, üçüncü kişinin malı kendi elinde haczedilmiş olsa bile haczi öğrendiği anda, gecikmeksizin ve en geç yedi günlük içtihadi ölçüyü dikkate alarak yazılı istihkak iddiası bildirmesi; ardından idarenin 15 günlük dava sürecini izlemesidir. Böylece idarenin dava açma yükü korunurken üçüncü kişinin geç bildirim nedeniyle karşılaşabileceği usul itirazı azaltılır. Bu yedi günlük bildirim ölçüsü ile idareye tanınan 15 günlük dava süresi birbirinin yerine geçmez.

Vergi borcu istihkak davası hangi mahkemede açılır?

6183 sayılı Kanun’un 68. maddesi, istihkak davasına haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin bakacağını söyler. Mülkiyet veya rehin hakkını esas alan klasik istihkak uyuşmazlıklarında yargı kolu adli yargı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesine göre genel görevli mahkeme ise asliye hukuk mahkemesidir. Görev bakımından davanın değerine göre sulh hukuk–asliye hukuk ayrımı yapan eski tarihli içtihatlar, güncel HMK m. 2 karşısında aynı şekilde uygulanamaz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarihli E. 2014/21940, K. 2016/10771 sayılı kararında da 68. maddedeki mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu açıkça belirtilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesinin 30.11.2015 tarihli E. 2015/780, K. 2015/795 sayılı kararında, üçüncü kişinin taşınmazına başka birinin vergi borcundan dolayı konulan haczin malik sıfatına dayalı istihkak iddiasıyla kaldırılması istemi adli yargının görev alanında görülmüştür. Aynı Mahkemenin 08.05.2017 tarihli E. 2017/198, K. 2017/276 sayılı kararı da haczedilen mallardaki rehin/hapis hakkından kaynaklanan uyuşmazlığın adli yargıda çözümleneceğini kabul etmiştir.

Her haciz iptali talebi mutlaka adli yargıya mı gider?

Hayır. Talep sonucunun ve hukuka aykırılık sebebinin niteliği belirleyicidir. Üçüncü kişi, “mal üzerinde benim mülkiyet veya rehin hakkım var; bu nedenle malın hacizden çıkarılması gerekir” diyorsa istihkak düzeni esastır. Buna karşılık işlemi, örneğin tahsil yetkisi, ödeme emri, takip koşulları veya idari haczin kuruluşundaki bir hukuka aykırılık nedeniyle iptal ettirmeyi amaçlayan dava, vergi yargısında değerlendirilebilecek farklı bir istemdir.

Yargısal uygulamada sınır her dosyada aynı çizilmemiştir: Danıştay 4. Dairesi, 30.03.2022 tarihli E. 2021/2985, K. 2022/2018 sayılı kararında, başkasının borcu için malikleri adına kayıtlı taşınmaza uygulanan haczi iptal eden vergi mahkemesi kararını çoğunlukla onamış; karşı oy, bunun istihkak prosedürü kapsamında ele alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, Uyuşmazlık Mahkemesinin saf mülkiyet iddiasını adli yargıya bırakan yaklaşımının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Dava stratejisinde, üçüncü kişinin hakkına dayalı istihkak talebi ile idari işlemin hukuka uygunluk denetimi ayrılmalıdır.

Vergi borcuna ve tahsil işleminin hukuka uygunluğuna ilişkin genel yollar vergi uyuşmazlıklarının çözüm usulleri kapsamında değerlendirilir. İstihkak davası, borçlu tarafından ödeme emrine karşı açılan davanın veya idari haciz işleminin her durumda ikamesi değildir.

Üçüncü kişi malın kendisine ait olduğunu nasıl ispatlar?

İstihkak davasının sonucu yalnızca faturanın kimin adına düzenlendiğine bağlı değildir. Kanuni zilyetlik karineleri, mülkiyetin kazanılma biçimi, işlemin gerçekliği ve hak iddiasının hacizden önceki tarihli delillerle desteklenmesi birlikte incelenir. Özellikle şu deliller önem taşır:

  • Taşınırlar: seri numarası ile eşleşen alış faturası, ödeme dekontu, teslim tutanağı, demirbaş kaydı, garanti/servis kayıtları, kira veya emanet sözleşmesi ve haciz tarihinden önce düzenlenen envanter.
  • Taşınmazlar: tapu kaydı, tescilin tarihi, önceki devir zinciri, mahkeme kararı, şerh ve haciz tarihlerinin sırası.
  • Araçlar: noter satış işlemi, tescil kayıtları, bedelin ödenmesi ve fiilî kullanımın hangi hukuki ilişkiye dayandığını gösteren belgeler.
  • Rehin hakkı: geçerli rehin sözleşmesi, varsa tescil veya teslim şartlarının gerçekleştiğini gösteren belge, rehnin hangi alacağı güvenceye aldığı ve hacze göre zaman bakımından durumu.
  • Ticari işletmedeki eşya: farklı işletmelerin defterleri, stok kayıtları, sevk irsaliyeleri, kiralanan alandaki ekipmanın hangi işletmeye ait olduğunu ortaya koyan sözleşme ve yazışmalar.

Faturanın hacizden hemen önce düzenlenmesi, bedelin gerçekten ödenmemesi, borçlu ile üçüncü kişinin aynı yöneticileri paylaşması veya malın devredilmiş gösterilmesine rağmen kullanım düzeninin hiç değişmemesi tek başına otomatik ret sebebi değildir; fakat birlikte değerlendirildiğinde muvazaa iddiasını güçlendirebilir. Bu bağlamda kamu alacağını karşılıksız bırakan mal devirleri ve hükümsüz tasarruflar ayrı hukuki rejime tabidir. İstihkak davası, geçersiz veya muvazaalı bir devri geçerli hâle getirmez.

Haciz tutanağındaki zilyetlik bilgisi ile fiilî durum çelişiyorsa fotoğraf, işyeri kullanım planı, tanık ve üçüncü kişi kayıtlarıyla bu çelişki somutlaştırılmalıdır. Borçluyla birlikte ikamet eden kişi yönünden 67/2. maddedeki özel kabul karinesi bulunduğu ayrıca gözetilmelidir. İspat yükünün değerlendirilmesinde yalnız kimin davacı olduğuna değil, malın kimin elinde haczedildiğine ve hangi hukuki karinenin işlediğine bakılır.

İstihkak davası haczi ve satışı kendiliğinden durdurur mu?

6183 sayılı Kanun’un 68. maddesi uyarınca, üçüncü kişinin dava açması tek başına her durumda satışın duracağı anlamına gelmez. Davacı, mevcut delillerini ortaya koyarak takibin ertelenmesini ayrıca istemelidir. Mahkeme, delillerin niteliğini ve muhtemel zararı değerlendirir; uygun teminat karşılığında takibin ertelenmesine karar verebilir. Bu nedenle dilekçede yalnız haczin kaldırılması değil, ihtiyaç varsa satışın veya takibin ertelenmesine yönelik açık talep de bulunmalıdır.

Kanunun 68. maddesindeki mali risk de dikkate alınmalıdır: İstihkak davası üzerine takip ertelenmiş ve dava sonunda reddedilmişse, haczedilen malın değerinin %10’u tutarında tazminata hükmolunur. Bu, 6183 sayılı Kanun’a özgü hükümdür; genel icra takibindeki istihkak davalarına uygulanan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndaki farklı tazminat oranlarıyla karıştırılmamalıdır. Takibin ertelenmesine karar verilmemiş bir dosyada 68. maddedeki bu özel tazminatın koşulları oluşmuş sayılmaz.

Dava sürerken satış ihtimali bulunan bir mal için tebligatlar, artırma ve satış ilanları, teminat kararı ve mahkemenin erteleme istemi hakkındaki hükmü ayrı ayrı izlenmelidir. İstihkak iddiasının kabul edilmiş sayıldığı durumlarda bile idarenin uyguladığı haciz şerhinin fiilen kaldırılması ayrıca takip edilmelidir. Bu yol, borçlunun kendi malları için öngörülen 6183 m. 74/A kapsamındaki belirli hacizlerin kaldırılması süreciyle aynı değildir.

Örnek olay: Şirkete ait olmayan makinenin vergi borcu için haczi

Bir şirketin 700.000 TL kesinleşmiş vergi borcu bulunduğunu ve işyerindeki bir makinenin haczedildiğini düşünelim. Başka bir şirket, makineyi altı ay önce satın aldığını; kendi faturası, banka ödeme kaydı ve kira sözleşmesiyle borçlu şirketin kullanımına bıraktığını bildiriyor.

Makine borçlu şirketin fiilî hâkimiyetindeyse 6183 m. 66 işletilir. İstihkak iddiası haciz tutanağına geçirilir; tahsil dairesinin tutanağı alma tarihi belirlenir; ret ve bildirim üzerine üçüncü kişinin yedi günlük dava süresi izlenir. Makinenin borçlu işletmede kullanılıyor olması mülkiyeti tek başına borçluya geçirmez; fakat kira ilişkisinin gerçekliği araştırılır.

Makine üçüncü şirketin deposundayken haczedilmişse 6183 m. 67 esastır. Mülkiyet beyanı tutanağa geçirilir; idare malın gerçekte borçluya ait olduğunu ileri sürüyorsa idarenin 15 günlük dava yükü doğar. İki ihtimalde de fatura kadar ödeme akışı, teslim ve saklama şartları, seri numarası ve haciz anındaki zilyetlik önemlidir. Varsayımdaki 700.000 TL borç miktarı, üçüncü kişiye ait olduğu ispatlanan makinenin otomatik olarak borca karşılık haczedilmesine dayanak olamaz.

Banka hesabı, aile eşyası ve tapulu taşınmazda hangi ayrımlar önemlidir?

Üçüncü kişinin banka hesabı

Vergi borçlusunun banka hesabına konulan haciz ile, borçlu olmayan kişinin kendi adına bulunan hesaptaki paraya “aslında borçlunun” denilerek haciz uygulanması farklı vakıalardır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarihli E. 2014/21940, K. 2016/10771 sayılı kararında üçüncü kişi adına kayıtlı hesaptaki paranın aidiyeti 6183 m. 67–68 bağlamında ele alınmış ve asliye hukuk mahkemesinin görevine dikkat çekilmiştir. Öte yandan bankaya tebliğ edilen üçüncü şahıs haciz bildirisine ilişkin kendi başvuru ve dava düzeni 6183 m. 79 kapsamında ayrıca incelenmelidir; burada ele alınan istihkak davasıyla özdeş değildir.

Aynı evdeki aile bireyine ait mal

Eş, çocuk veya başka bir aile ferdine ait olduğu ileri sürülen mal için akrabalık veya satın alma belgesi tek başına yeterli kabul edilmez. 6183 m. 67/2, borçluyla birlikte ikamet edenlerin istihkak iddiasında malın borçlunun elinde sayılacağını açıkça öngörür. Dolayısıyla 66. maddenin usulü işletilir; hak sahibi kişi kendi edinimini somut delillerle destekler. Ortak ikamet koşulu bulunmadan yalnız aile bağı sebebiyle bu özel kabul uygulanamaz.

Tapuda üçüncü kişi adına kayıtlı taşınmaz

Tapu kaydında hak sahibi, edinim ve tescil tarihleri, kamu haczinin konulduğu tarih ve malın daha önceki borçluya ait olduğu dönemde mevcut hukuki bağlar incelenir. Haciz şerhi, başka birinin vergi borcu nedeniyle gerçek malik üzerinde sonuç doğuruyorsa mülkiyet temelli istihkak savunması gündeme gelir. Uyuşmazlık Mahkemesinin E. 2015/780, K. 2015/795 sayılı kararı bu tür çekişmelerin adli yargı yönünü göstermektedir. Bununla birlikte idari haciz işleminin unsurlarını hedefleyen ayrı iptal isteminin niteliği ayrıca belirlenmelidir.

İstihkak iddiasında ilk yapılması gereken işlemler nelerdir?

  1. Haciz tutanağını ve tebliğ belgelerini alın: malın kimde haczedildiğini, hacze katılanları, istihkak beyanını, öğrenme ve tebliğ tarihlerini belirleyin.
  2. Malı tekil biçimde tanımlayın: araç plakası, makine seri numarası, taşınmaz ada/parsel bilgisi veya hesap aidiyeti gibi ayırt edici unsurları yazın.
  3. İddiayı tahsil dairesine yazılı bildirin: mülkiyet veya rehin hakkının kaynağını gösterin; başvurunun teslim ve kayıt tarihini saklayın.
  4. 66. veya 67. maddeyi doğru seçin: borçlu elindeyse ret, bildirim ve yedi günlük dava; üçüncü kişi elindeyse idarenin 15 günlük dava sürecini izleyin.
  5. Delilleri ve koruma talebini tamamlayın: malın satış riski varsa mahkemeden 68. maddeye dayalı takibin ertelenmesini ayrıca talep edin; teminat ve %10 tazminat ihtimalini değerlendirin.

Ödeme emrinin geçersizliği, borcun bulunmaması veya haciz usulündeki diğer eksiklikler iddia ediliyorsa ödeme emri ve tahsil sürecinin niteliği ile istihkak iddiası ayrı gerekçelere bağlanmalıdır. Somut mülkiyet uyuşmazlıklarında dava yolu, süre ve delil durumunun birlikte incelenmesi için vergi hukuku alanındaki hukuki destek süreçleri çerçevesinde başvuru yapılabilir.

Sık sorulan sorular

Vergi borcu eşime ait; bana ait eşyaya haciz gelirse ne yapmalıyım?

Eşinizle birlikte ikamet ediyorsanız 6183 m. 67/2 nedeniyle mal borçlunun elinde sayılır ve 66. maddedeki istihkak usulü işletilir. Eşyanın size ait olduğuna ilişkin edinim ve ödeme belgelerini haciz tutanağına kaydettirip ilgili süreleri izlemelisiniz. Evlilik tek başına eşlerden birini diğerinin vergi borcunun borçlusu yapmaz.

Vergi dairesi istihkak iddiasını yedi gün içinde reddetmezse ne olur?

Malın borçlunun elinde haczedildiği 66. madde düzeninde, tahsil dairesi haciz zaptını aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde iddiayı reddetmezse iddiayı kabul etmiş sayılır. Kanuni sonucun uygulanması için kayıt ve teslim tarihleri belirlenerek haczin kaldırılması istenmelidir.

Üçüncü kişinin elindeki mal için 15 günlük sürede kim dava açar?

6183 m. 67 uyarınca malın borçluya ait olduğunu savunan alacaklı kamu idaresi dava açar. On beş gün, idarenin konu hakkında bilgilendirildiği tarihten başlar. Üçüncü kişinin hacizden haberdar olduktan sonra zamanında istihkak iddiasında bulunma yükümlülüğü bundan ayrıdır.

Fatura benim adıma ise haciz kesin kaldırılır mı?

Hayır. Fatura önemli bir delildir; ancak ödeme, teslim, zilyetlik, kayıt ve işlemin gerçekliği birlikte incelenir. Şeklen düzenlenmiş bir belgenin gerçekte borçluya ait malı üçüncü kişiye ait göstermesi korunmaz.

Dava açılınca haczedilen malın satışı durur mu?

Kural olarak sırf dava açılması otomatik bir erteleme sağlamaz. 6183 m. 68 kapsamında takibin ertelenmesi açıkça istenmeli, deliller sunulmalı ve mahkemenin teminata ilişkin değerlendirmesi beklenmelidir. Erteleme kararı sonrası dava reddedilirse aynı maddede öngörülen %10 tazminat sonucu doğar.

Sonuç: Haczedilen malın kime ait olduğu ve sürenin başlangıcı belirleyicidir

Vergi borcu istihkak davasında ilk hukuki mesele vergi borcunun varlığı değil, haczedilen malın borçluya mı üçüncü kişiye mi ait olduğu ve haciz anında kimin elinde bulunduğudur. Borçlunun elinde haczedilen mal için 6183 m. 66’nın yedi günlük değerlendirme, tebliğ ve dava aşamaları; üçüncü kişinin elindeki mal için m. 67’nin idareye yüklediği 15 günlük dava süresi ayrı ayrı uygulanır. Delillerin erken toplanması, istihkak iddiasının tutanağa ve tahsil dairesi kayıtlarına geçirilmesi, doğru mahkemede süresinde dava açılması ve gerekiyorsa takibin ertelenmesinin istenmesi hakkın korunmasının temel şartlarıdır.

Kaynakça ve yargı kararları

Av. Fatih SEFER
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu