Mahkeme davetiyesi, bir kişinin mahkeme huzurunda hangi gün, saatte, nerede ve hangi amaçla hazır bulunması gerektiğini bildiren resmî çağrı belgesidir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 9. maddesi davetiyenin taşıması gereken genel bilgileri düzenler. Ancak davetiyenin usulüne uygun olması için yalnızca duruşma tarihinin ve mahkemenin adının yazılması yeterli değildir. Çağrının niteliğine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) veya Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) tarafından öngörülen özel ihtarların da davetiyede bulunması gerekir. Bu şartlara uyulmaması, davetiyeye bağlanan hukuki sonuçların doğmasını engelleyebilir; tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına ve verilen kararın kanun yolu denetiminde kaldırılmasına veya bozulmasına neden olabilir.
Mahkeme davetiyesinin içeriği, çağrılan kişinin davacı, davalı, tanık, sanık veya isticvap edilecek taraf olmasına göre değişir. Örneğin hukuk davasında duruşmaya gelmeyen bir tarafın yokluğunda yargılamaya devam edilebilirken, usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeretsiz gelmeyen tanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Ceza yargılamasında ise sanığın duruşmada bulunması kuralı ve savunmaya hazırlanma hakkı farklı güvencelere tabidir. Bu nedenle davetiyenin hukuki sonucu, yalnızca tebliğ edilip edilmediğiyle değil, doğru muhataba, gerekli ihtarları içerecek şekilde ve kanuni usulle tebliğ edilip edilmediğiyle belirlenir.
Mahkeme Davetiyesinin Hukuki Dayanağı
Mahkeme davetiyesinin temel düzenlemesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 9. maddesidir. Bu hüküm, davetiyenin genel şekli ve zorunlu kayıtları bakımından bütün yargı kollarında dikkate alınan başlangıç kuralını oluşturur. TK m. 8 ise tebliğ evrakının nüshalarını ve davetiyeye ilişkin tebliğ mazbatalarının dosyada bulundurulmasını düzenler.
7201 sayılı Tebligat Kanunu — Madde 9: Davetiyenin ihtiva edeceği kayıtlar
Kanun’un 9. maddesine göre davetiyede tarafların ve varsa kanuni temsilcileri ile vekillerinin kimlik ve adres bilgileri, tebliğin anlaşılabilir biçimde belirtilen konusu, çağrılan kişinin hangi mercide ve ne zaman hazır bulunacağı, ilgili usul kanununun aradığı diğer hususlar ve davetiyeyi çıkaran merciye ilişkin mühür ile imza bulunmalıdır.
TK m. 9’daki düzenleme tek başına bütün davetiye türlerini kapsayan ayrıntılı bir yaptırım listesi değildir. Maddenin dördüncü bendinde, diğer kanunlara göre davetiye ve celpnamelerde bulunması gereken hususların da yazılması öngörülmüştür. Böylece ilgili usul kanununun özel ihtar hükümleri, davetiyenin hukuki içeriğinin tamamlayıcı parçası hâline gelir.
Hukuk yargılamasında HMK m. 27’de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, çağrının işlevini açıklayan temel ilkedir. İlgilinin yargılamadan haberdar olması, açıklama yapabilmesi ve delillerini sunabilmesi gerekir. Davetiye, kişinin yalnızca mahkeme binasına gelmesini istemez; hangi işlemin yapılacağını ve gelmemenin hakları üzerinde nasıl bir sonuç doğurabileceğini de bildirir.
Bu yönüyle mahkemeden çıkarılan davetiye, Tebligat Kanunu’nun düzenlediği genel resmî bildirim sisteminin özel amaçlı bir görünümüdür. Tebligatın hangi vasıtalarla yapılacağına ilişkin genel kurallar, davetiyenin içeriğine ilişkin özel hükümlerle birlikte uygulanır.
Mahkeme Davetiyesinde Bulunması Gereken Beş Bilgi
TK m. 9 davetiyede yer alması gereken kayıtları beş bent hâlinde düzenler. Bunlar, çağrının kime, hangi nedenle ve hangi merci tarafından yöneltildiğinin anlaşılmasını sağlar.
1. Tarafların, temsilcilerin ve vekillerin kimlik ve adres bilgileri
Davetiyede tarafların ve varsa kanuni temsilci ile vekillerinin ad ve soyadları ve ilgili adresleri bulunmalıdır. Bu kayıtlar, çağrının hangi uyuşmazlığa ve kimlere ilişkin olduğunu belirlemeye yarar.
Davetiye üzerinde dosya esas numarasının belirtilmesi de uygulamada uyuşmazlığın ayırt edilmesini kolaylaştırır. Ancak esas numarası, TK m. 9’da bağımsız ve açıkça sayılmış beş unsurdan biri değildir. Bu nedenle her kayıt eksikliği, hangi kanuni zorunluluğu ve hangi hukuki sonucu etkilediği belirlenmeden aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
2. Tebliğin konusunun anlaşılır biçimde açıklanması
Davetiyede çağrının konusu kısa fakat anlaşılabilir olmalıdır. Muhatabın ön inceleme duruşmasına mı, tahkikat duruşmasına mı, tanıklık yapmaya mı, yoksa bizzat isticvap edilmeye mi çağrıldığını ayırt edebilmesi gerekir.
Örneğin bir tanık davetiyesinde sadece dosya numarasının yazılması, HMK m. 244 uyarınca tanıklık yapılacak konunun belirtilmesi yükümlülüğünü tek başına karşılamaz. Aynı şekilde isticvap davetiyesinde yalnızca duruşma günü gösterilmesi, HMK m. 171’in aradığı somut vakıaların ve gelmemenin ikrar sonucunun bildirilmesi yerine geçmez.
3. Hazır bulunulacak merci, yer, gün ve saat
Davetiyede çağrılan kişinin hangi mahkemede, hangi gün ve saatte hazır bulunacağı açıkça belirtilmelidir. Mahkemenin yeri de anlaşılabilir olmalıdır. Çağrılan kişinin duruşmaya katılmasını fiilen güçleştiren yanlış mahkeme veya tarih bilgileri, usulüne uygun çağrının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden önem taşır.
Bir duruşma günü değiştirilmişse önceki davetiyenin yeni duruşmayı otomatik olarak kapsadığı varsayılamaz. Yeni tarihin ilgili usul hükümlerine göre muhataba bildirilip bildirilmediği, duruşmada hazır bulunma durumu ve daha önce yapılmış geçerli ihtarlar birlikte değerlendirilir.
4. İlgili kanunun öngördüğü özel ihtarlar
TK m. 9/4, ilgili kanunlara göre davetiyede bulunması gereken diğer hususların da yazılmasını zorunlu kılar. Bu bent özellikle önemlidir; çünkü duruşmaya veya çağrıya uymamanın sonuçları çoğu zaman özel usul kanunlarında düzenlenir.
HMK m. 139’daki delil sunma ihtarı, HMK m. 147’deki yoklukta yargılamaya devam ve hüküm verme ihtarı, HMK m. 171’deki ikrar sonucu ve HMK m. 244’teki tanıklık yaptırımları bunun başlıca örnekleridir. Ceza yargılamasında CMK m. 176 ve m. 195 de özel çağrı kayıtları öngörür.
5. Davetiyeyi çıkaran merciin mühür ve imzası
TK m. 9/5’e göre davetiyeyi çıkaran merciin mührü ile mahkeme başkâtibinin veya diğer mercilerde yetkili memurun imzası bulunmalıdır. Bu düzenleme, davetiyenin hangi resmî merciden kaynaklandığının belirlenmesini amaçlar.
Elektronik ortamda düzenlenen ve gönderilen resmî belgelerde elektronik imza, sistem kayıtları ve ilgili teknik mevzuat ayrıca değerlendirilir. Fizikî evrak üzerindeki imza ve mühür kurallarıyla elektronik belgenin doğrulanması aynı işlem değildir.
Mahkeme Davetiyesinin Usulüne Uygun Tebliğ Edilmesi
Davetiyenin içeriğinin doğru olması, tek başına tebligatın tamamlandığını göstermez. Davetiyenin kanunen uygun kişiye ve uygun yöntemle tebliğ edilmesi de gerekir. İçerik ile tebliğ işlemi, farklı fakat birbirini tamamlayan iki hukuki şarttır.
TK m. 10 uyarınca tebligat kural olarak muhatabın bilinen en son adresine yapılır. Adresin tebligata elverişli olmaması veya tebligat yapılamaması hâlinde adres kayıt sistemiyle ilgili sonraki usul uygulanır. Tebligatın yapıldığı kişi, tarih ve işlem biçimi ise dosyadaki tebliğ mazbatasının teslim ve işlem kayıtları üzerinden denetlenir.
Avukatı bulunan tarafa davetiye nasıl gönderilir?
TK m. 11 uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligatın kural olarak vekile yapılması gerekir. Bu nedenle tarafın avukatıyla takip ettiği bir hukuk davasında yalnızca asile gönderilen duruşma davetiyesi, vekile yapılması gereken tebligatın yerine kendiliğinden geçmez.
Ancak kişinin bizzat katılımını gerektiren işlemler, özellikle isticvap ve ceza muhakemesine ilişkin bazı çağrılar bakımından özel hükümler saklıdır. Burada vekile yapılacak tebligat ile asilin şahsen hazır bulunmasının gerektiği işlemler birbirine karıştırılmamalıdır.
Kanuni temsilci aracılığıyla hareket eden kişiler yönünden de çağrının hangi kişiye yöneltileceği ayrı önem taşır. Veli veya vasi tarafından temsil edilen kişilerin olağan tebligatında kanuni temsilciye tebligatın şartları esas alınır; şahsen katılımı düzenleyen özel hükümler ayrıca dikkate alınır.
Elektronik tebligat ve telefonla duruşma bildirimi
Elektronik tebligat yapılması zorunlu olan muhataplarda TK m. 7/a ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği uygulanır. Özellikle baro levhasına kayıtlı avukatlara yapılacak resmî tebligatlarda elektronik tebligat yükümlülüğü önemlidir.
UETS üzerinden gönderilen tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu husus, çağrının tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında bulunması gereken özel sürenin belirlenmesinde dikkate alınır.
Telefon, SMS, elektronik posta veya dosya durumunun UYAP üzerinden görülmesi her durumda usulüne uygun tebligat anlamına gelmez. Bununla birlikte HMK m. 243 ve CMK m. 43 gibi hükümler, bazı tanık çağrılarının iletişim araçlarıyla yapılmasına izin verir; bu durumda çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımların uygulanmaması gibi özel sonuçlar söz konusudur.
Ön İnceleme Duruşmasına Davet: HMK m. 139
Hukuk yargılamasında ön inceleme duruşması, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde uyuşmazlık konularının belirlenmesi ve yargılamanın sonraki aşamalarının hazırlanması bakımından önemlidir. Bu aşamaya ilişkin davetiye, HMK m. 139’un öngördüğü özel ihtarları içermelidir.
HMK m. 139/1 kapsamında zorunlu ihtarlar
- Duruşma davetiyesine ve sonuçlarına ilişkin hususlar.
- Tarafların sulh için gerekli hazırlığı yapmaları.
- Taraflardan yalnızca birinin duruşmaya gelip yargılamaya devam etmek istemesi hâlinde, gelmeyen tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
- Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin sürede, dilekçelerde gösterilip henüz sunulmayan belgelerin sunulması veya başka yerden getirilecek belgeler için gereken açıklamanın yapılması; aksi hâlde ilgili delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmaya karar verileceği.
Özellikle son ihtar, davetiye içeriğinin doğrudan delil gösterme hakkına etkisini ortaya koyar. Kanun, bu iki haftalık süreyi ön inceleme davetiyesinin tebliğine bağlamaktadır. İhtarın kanuna uygun biçimde yapılmaması durumunda, sırf sürenin geçtiği ileri sürülerek delilden vazgeçilmiş sayılma sonucu doğurulamaz.
Ön inceleme tutanağının eklenmesi ihtar yerine geçer mi?
Yalnızca ihtar yapılmasına ilişkin ara kararın veya ön inceleme tutanağının davetiye ekine konulması, zorunlu ihtarın davetiyede bulunması şartını her durumda karşılamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 17.10.2024 tarihli, E. 2023/5566, K. 2024/3158 sayılı kararında bu mesele doğrudan incelenmiştir. Karara konu menfi tespit davalarında mahkeme, ön inceleme davetiyesinde HMK m. 139/1-ç uyarınca yapılması gereken ihtara yer vermemiş; ihtar yapılmasına ilişkin ön inceleme tutanağını davetiye ekinde göndermekle yetinmiştir.
Yargıtay, ihtar yapılmasına karar verilmesinin, ihtarın kanunda öngörülen biçimde yapılmasıyla aynı şey olmadığını değerlendirmiştir. Bunun sonucunda davalı tarafın belgelerini sunmadığı gerekçesiyle ilgili delillerden vazgeçmiş sayılması hukuka uygun bulunmamış ve hüküm bozulmuştur.
Bu kararın uygulamadaki önemi, şekil şartının yalnızca teknik bir ayrıntı olmadığını göstermesidir. Ön inceleme davetiyesi, kişinin hangi işlemi hangi süre içinde yapacağını ve yapmazsa neyle karşılaşacağını doğrudan anlamasına imkân vermelidir.
Tahkikat ve Sözlü Yargılama Davetiyesi: HMK m. 147
Ön inceleme tamamlandıktan sonra tarafların tahkikat ve sözlü yargılama için çağrılmasında HMK m. 147 uygulanır. Bu aşamadaki davetiyenin, duruşma günü ve saatinin yanında, yoklukta gerçekleştirilebilecek usul işlemlerini de açıklaması gerekir.
HMK m. 147/2 uyarınca davetiyede şu sonuçlar bildirilir:
- Geçerli özür olmaksızın duruşmada hazır bulunulmadığında yargılamaya tarafın yokluğunda devam edilebileceği.
- Tarafın yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemeyeceği.
- Tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilebileceği.
- Sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde ayrıca davetiye gönderilmeyeceği.
- HMK m. 150 saklı kalmak kaydıyla tarafın yokluğunda hüküm verilebileceği.
Bu ihtarların amacı, tarafın katılmadığı bir duruşmada yargılamanın hangi aşamaya ilerleyebileceğini ve mahkemenin hangi işlemleri gerçekleştirebileceğini öngörebilmesini sağlamaktır.
Sözlü yargılama için yeniden davetiye gönderilmesi gerekir mi?
HMK m. 186 uyarınca mahkeme tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılamaya geçer. Taraflardan birinin talebi üzerine duruşma en az iki hafta ertelenebilir. Kanun, hazır bulunsun veya bulunmasın, sözlü yargılama için ayrıca davetiye gönderilmesini öngörmemektedir.
Ancak bu düzenleme, tarafın yokluğunda hüküm verilmesine ilişkin gerekli ihtarlar yapılmadan savunma hakkının sınırlandırılabileceği anlamına gelmez. HMK m. 147/2’deki bilgilendirme yükümlülüğü, sonraki yargılama işlemlerinin hukuka uygunluğu yönünden önemini korur.
Nitekim Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.05.2024 tarihli, E. 2023/3286, K. 2024/2607 sayılı kararında, davalı vekilinin sunduğu mazeret ve bilirkişi raporlarına itiraz süresiyle birlikte sözlü yargılamaya ilişkin ihtarın bulunmaması değerlendirilmiştir. Daire, tarafın açıklama hakkı korunmadan yokluğunda hüküm kurulmasını HMK m. 27’deki hukuki dinlenilme hakkına aykırı bularak kararı bozmuştur.
2026 değişikliği: Duruşmalar arasındaki süre
16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle HMK m. 147’ye üçüncü fıkra eklenmiştir. 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre, bu madde kapsamında duruşmalar arasındaki süre üç aydan uzun olamaz. Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.
Bu hüküm, duruşma planlamasının süresine ilişkindir. Davetiyenin tebliği, ihtarların içeriği ve tarafın yokluğunda işlem yapılabilmesi şartlarını ortadan kaldırmaz. Basit yargılama usulü gibi özel düzenlemelere tabi işlemlerde ilgili hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Hukuk Davasında Duruşmaya Gelmemenin Sonuçları
Hukuk davasında duruşmaya gelmemenin sonucunu belirleyen temel düzenlemelerden biri HMK m. 150’dir. Ancak bütün duruşmalar ve bütün taraf sıfatları için tek bir yaptırım bulunduğu düşünülmemelidir.
İki taraf da duruşmaya gelmezse ne olur?
HMK m. 150/1 uyarınca usulüne uygun davet edilmiş tarafların duruşmaya gelmemeleri veya gelip davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri hâlinde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
Dosyanın işlemden kaldırılması, davanın aynı anda esastan reddedilmesi demek değildir. Kanunda belirtilen yenileme imkânı ve süreleri ayrıca uygulanır.
Yalnızca bir taraf duruşmaya gelirse ne olur?
HMK m. 150/2’ye göre taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilebilir veya dosya işlemden kaldırılabilir.
Geçerli özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. Fakat bu sonucun işletilebilmesi bakımından usulüne uygun çağrı ve gerekli ihtarların yapılıp yapılmadığı önemlidir.
İşlemden kaldırılan dava ne zaman açılmamış sayılır?
HMK m. 150/4-5 uyarınca işlemden kaldırılan dava, işlemden kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde dilekçeyle yenilenebilir. Bu süre içinde yenilenmeyen dava, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır.
İşlemden kaldırılma, yenileme ve açılmamış sayılma birbirinden ayrı hukuki aşamalardır. Ayrıca HMK m. 150/6 ile basit yargılama usulündeki özel hükümler gibi düzenlemeler, tekrar takipsiz bırakılan dosyalar bakımından ek sonuçlar doğurabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Davetiyedeki eksiklik, tebligatın usulsüzlüğü veya hukuki dinlenilme hakkının ihlali söz konusuysa, yargılamaya devam edilmesinin ve dosyanın işlemden kaldırılmasının şartları somut olayda ayrıca incelenmelidir.
Tanık Davetiyesi: HMK m. 243–245
Tanık davetiyesi, tarafın duruşmaya çağrılmasından farklıdır. Tanık, davanın tarafı olarak değil, uyuşmazlıkla ilgili bilgi ve görgüsünü açıklamak amacıyla mahkemeye çağrılır. Tanığa yönelik çağrının usulü ve yaptırımları HMK m. 243–245’te özel olarak düzenlenmiştir.
Tanık davetiyesinde hangi bilgiler bulunmalıdır?
HMK m. 244 uyarınca tanığa gönderilecek davetiyede aşağıdaki bilgiler bulunur:
- Tanığın adı, soyadı ve açık adresi.
- Davanın taraflarının ad ve soyadları.
- Tanıklık yapılacak konu.
- Hazır bulunulması gereken yer, gün ve saat.
- Gelmemenin veya gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmenin hukuki ve cezai sonuçları.
- Adalet Bakanlığı tarifesine göre tanıklık ücreti ödeneceği.
Tanıklık yapılacak konunun bildirilmesi, tanığın hangi olay hakkında dinleneceğini anlayabilmesi bakımından önemlidir. Tanıklık ücreti ve çağrıya uymamanın yaptırımlarının gösterilmesi ise çağrının kanunda öngörülen bilgilendirme işlevini tamamlar.
Tanık davetiyesi duruşmadan kaç gün önce tebliğ edilmelidir?
HMK m. 243/2 uyarınca tanık davetiyesinin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmesi gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir.
Bu bir haftalık süre, bütün mahkeme davetiyelerine uygulanacak ortak bir süre değildir. Kanunda tanıklık için öngörülmüş özel bir düzenlemedir. Diğer çağrı türlerinde ilgili usul hükümlerinin aranması gerekir.
Tanık mahkemeye gitmezse ne olur?
HMK m. 245 uyarınca usulüne uygun çağrılmasına rağmen mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir. Ayrıca gelmemesinin yol açtığı giderler ile kanunda öngörülen disiplin para cezasına hükmolunabilir. Tanık daha sonra gelmemesini haklı kılan nedenleri ortaya koyarsa, bu gider ve disiplin para cezası kaldırılır.
Tanığın telefon, faks veya elektronik posta gibi araçlarla çağrılması mümkündür. Ancak HMK m. 243/3 gereğince, bu yolla yapılan çağrılarda davete rağmen gelmemeye bağlanan yaptırımlar uygulanmaz. Dolayısıyla tanığa telefonla duruşma gününün bildirilmesi, usulüne uygun tebliğ edilmiş yaptırım ihtarlı davetiyeyle aynı sonucu doğurmaz.
Tanık çağrılmadan dinlenebilir mi?
HMK m. 243/1, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanığın da dinlenmesine imkân verir. Bu hüküm, tanığın dinlenebilmesi için her durumda önceden resmî davetiye gönderilmesinin gerekmediğini gösterir.
Tanık deliline ilişkin usul yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, ispat hakkının korunması bakımından da önemlidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli, E. 2017/2204, K. 2021/638 sayılı kararında, ertelenen duruşma için tarafın bilgilendirilmesi ve tanıkların usulüne uygun çağrılması meseleleri hukuki dinlenilme ve ispat hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Bir tarafın bildirdiği tanığın çağrılmaması, zorla getirme işleminin gerektiği hâlde yerine getirilmemesi veya mahkemenin bu eksiklikleri gidermeden karar vermesi, uyuşmazlığın niteliğine göre tarafın delil sunma hakkını etkileyebilir.
İsticvap Davetiyesi: Bizzat Çağrı ve İkrar Sonucu
İsticvap, mahkemenin taraflardan birini davanın temelini oluşturan veya bununla ilişkili belirli vakıalar hakkında dinlemesidir. Genel duruşma çağrısından farklı olarak isticvap davetiyesi, çağrılan kişi bakımından önemli bir ispat sonucu doğurabilir.
HMK m. 171 uyarınca isticvabına karar verilen kişiye bizzat davetiye gönderilir. Davetiyede hazır bulunulacak gün ve saat ile isticvap konusu vakıalar gösterilir. Ayrıca geçerli özür olmaksızın gelinmediği veya gelinip sorular cevapsız bırakıldığı takdirde, isticvap konusu vakıaların ikrar edilmiş sayılacağı ihtarı yapılır.
Bu ihtar bulunmaksızın kişinin yalnızca duruşmaya gelmemesi, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılması için yeterli değildir. Çağrının ilgili kişiye yöneltilmesi, sorulacak vakıaların belirlenmesi ve kanuni sonucun açıklanması gerekir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli, E. 2019/1118, K. 2019/5331 sayılı kararında, isticvap konusu hususların kanuna uygun biçimde belirlenmemesi ve davetiye tebliğinin usulsüz olması değerlendirilmiştir. Daire, usule uygun olmayan isticvap işlemine dayanılarak vakıaların ikrar edilmiş sayılmasını hukuka uygun bulmamıştır.
Bu örnek, duruşmaya gelmeme nedeniyle yoklukta yargılamaya devam edilmesiyle, isticvaba gelmeme nedeniyle belirli vakıaların ikrar edilmiş sayılmasının farklı hukuki sonuçlar olduğunu gösterir.
Ceza Yargılamasında Mahkeme Davetiyesi
Ceza yargılamasında sanığa, tanığa ve diğer ilgililere yönelik çağrıların farklı hükümleri bulunur. Sanığın savunma hakkı ve duruşmada hazır bulunması ilkesi nedeniyle ceza davasındaki davetiyenin sonuçları, hukuk davasındaki taraf davetiyesiyle aynı şekilde değerlendirilemez.
Sanığa iddianame ve duruşma günü nasıl bildirilir?
CMK m. 176/1 uyarınca iddianame, çağrı kâğıdı ile birlikte sanığa tebliğ edilir. Tutuklu olmayan sanığa gönderilecek çağrı kâğıdında, mazereti olmadan gelmediğinde zorla getirileceği bildirilir.
CMK m. 176/4 gereğince çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta bulunmalıdır. Bu süre, sanığın isnadı öğrenmesi ve savunmasını hazırlaması için öngörülmüştür.
CMK m. 190/2 ise bu süreye uyulmadığında sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı bulunduğunun hatırlatılmasını öngörür.
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 07.09.2022 tarihli, E. 2022/5329, K. 2022/14238 sayılı kararında, iddianame ekli davetiyenin sanığa tebliğ edilmemesine rağmen sanığın duruşmaya getirilerek savunmasının alınması incelenmiştir. Bir haftalık hazırlık süresine uyulmaması ve ara isteme hakkının hatırlatılmaması, savunma hakkının kısıtlanması kapsamında değerlendirilerek bozma nedeni yapılmıştır.
Sanık duruşmaya gitmezse yokluğunda hüküm verilebilir mi?
CMK m. 193/1 uyarınca kanunun ayrık tuttuğu hâller dışında, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni bulunmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
Ancak bu kuralın kanuni istisnaları vardır. CMK m. 193/2, belirli türde kararların sanığın sorgusu yapılmamış olsa bile yokluğunda verilmesine imkân tanır. CMK m. 195 ise yalnız veya birlikte adli para cezasını ya da müsadereyi gerektiren suçlar için özel düzenleme içerir. Bu son durumda sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılmalıdır.
Dolayısıyla bir sanığın duruşmaya katılmaması, her ceza davasında otomatik olarak yokluğunda mahkûmiyet kararı verilebileceği anlamına gelmez. Ceza yargılamasında sanık ve müdafiye yönelik özel tebliğ hükümleri, çağrının şekli ve yoklukta işlem yapılabilmesinin kapsamı bakımından ayrıca uygulanır.
Ceza davasında tanık telefonla çağrılabilir mi?
CMK m. 43/2, tanığın telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi araçlarla çağrılmasına izin verir. Ancak çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar bu durumda uygulanmaz.
Usulüne uygun çağrılmasına rağmen mazeretsiz gelmeyen tanık bakımından CMK m. 44’te zorla getirme ve sebep olunan giderlerin ödettirilmesi düzenlenmiştir. Bu nedenle yaptırım doğuran resmî çağrı ile iletişim aracı kullanılarak yapılan bildirim arasında ayrım yapılmalıdır.
Eksik veya Hatalı Davetiyenin Hukuki Sonuçları
Bir mahkeme davetiyesindeki her yazım hatası aynı ağırlıkta usulsüzlük oluşturmaz. Hukuki değerlendirmede, eksikliğin kanunun zorunlu tuttuğu bir unsura ilişkin olup olmadığı ve hangi hukuki sonucu etkilediği belirlenmelidir.
Örneğin mahkemenin adı, duruşma tarihi veya çağrının konusu konusunda belirsizlik yaratılması ile ön inceleme davetiyesindeki delilden vazgeçmiş sayılma ihtarının bulunmaması farklı görünümlerdir. İlkinde çağrının belirli ve anlaşılır olup olmadığı, ikincisinde ise özel yaptırımın kanuni şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir.
Eksik ihtar nedeniyle hangi işlem geçersiz hâle gelebilir?
Özel kanunun aradığı ihtarın yapılmaması, buna bağlı yaptırımın uygulanmasını engelleyebilir. Örneğin:
- HMK m. 139/1-ç’ye uygun ihtar yapılmadan delilden vazgeçilmiş sayılma sonucu doğurulması hukuka aykırı olabilir.
- HMK m. 147/2’deki bilgilendirmeler yapılmadan tarafın yokluğunda sözlü yargılamaya geçilmesi ve hüküm kurulması hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebilir.
- HMK m. 171’e uygun isticvap ihtarı bulunmadan vakıaların ikrar edilmiş sayılması mümkün olmayabilir.
- HMK m. 243 veya CMK m. 43 kapsamında yalnız iletişim araçlarıyla çağrılan tanığa, usulüne uygun çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımlar uygulanamaz.
Bu sonuçlar, bütün davetiyenin her durumda yok hükmünde olduğu anlamına gelmez. Eksikliğin, ilgili çağrı işlemine veya belirli yaptırıma etkisi ayrı incelenmelidir.
Usulsüz davetiye sonradan öğrenilirse ne olur?
TK m. 32, usule aykırı yapılan tebligatta muhatabın tebliği öğrenmesinin sonuçlarını düzenler. Bununla birlikte davetiyenin muhataba ulaştırılmasındaki usulsüzlük ile davetiyede bulunması gereken özel ihtarın hiç yapılmamış olması birbirinden ayrılmalıdır.
Muhatabın duruşma tarihini bir şekilde öğrenmesi, kanunun ayrıca aradığı delil sunma, yoklukta hüküm verme veya ikrar ihtarının da yapılmış olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle davetiyenin hem tebliğ işlemi hem de içerik bakımından incelenmesi gerekir.
Usulsüz tebligatta öğrenme tarihinin ve tebliğin hukuki sonucunun belirlenmesi, davetiyedeki zorunlu ihtar eksikliğinden ayrı bir değerlendirme alanıdır. Mahkeme, uyuşmazlığın özelliğine göre her iki meseleyi birlikte ele alabilir.
Mahkeme Davetiyesine İlişkin Somut Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Ön inceleme davetiyesinde delil sunma ihtarı yok
Bir alacak davasında davalı, cevap dilekçesinde dayandığı bazı belgeleri henüz dosyaya sunmamıştır. Mahkeme ön inceleme duruşma gününü bildirir, ancak davetiyede HMK m. 139/1-ç kapsamında iki haftalık kesin süre ve delilden vazgeçilmiş sayılma ihtarına yer vermez.
Bu durumda davalının belirtilen belgeleri sunmadığı gerekçesiyle doğrudan delillerden vazgeçmiş sayılması hukuka uygun değildir. Kanunun özel olarak aradığı davetiye ihtarı gerçekleştirilmeden ilgili yaptırım işletilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2023/5566, K. 2024/3158 sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir.
Örnek 2: Tarafa sözlü yargılama ihtarı yapılmadan hüküm veriliyor
Bir tazminat davasında tahkikat aşaması tamamlanmış, davalı vekili duruşmaya katılamamıştır. Ancak daha önce gönderilen davetiyede, sözlü yargılamaya geçilebileceği ve yokluğunda hüküm verilebileceği yönündeki gerekli ihtarlar bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemenin tarafın açıklama hakkını korumadan yokluğunda hüküm kurması, kararın kanun yolu denetiminde hukuka aykırı bulunmasına neden olabilir. Özellikle usulüne uygun mazeret bildirimi, henüz tamamlanmamış itiraz süresi veya tarafın kullanamadığı bir açıklama hakkı mevcutsa bu olgular birlikte değerlendirilir.
Örnek 3: Tanık yalnız telefonla çağrılıyor ve gelmiyor
Mahkeme kaleminden bir tanığa telefon edilerek duruşma günü bildirilmiştir. Tanık duruşmaya gelmez. Bu durumda telefonla yapılan çağrı, HMK m. 243/3 kapsamında mümkün olmakla birlikte, bu çağrıya gelmemeye bağlanan yaptırımlar uygulanamaz.
Tanığın mazeretsiz gelmemesi nedeniyle zorla getirme ve gider gibi yaptırımların uygulanması için ilgili kanunun öngördüğü usulüne uygun çağrı şartları yerine getirilmelidir.
Örnek 4: İsticvap davetiyesi yerine normal duruşma çağrısı yapılıyor
Mahkeme, bir sözleşmedeki imzanın tarafça atılıp atılmadığı konusunda tarafın isticvabına karar vermiştir. Ancak ilgili kişiye yalnızca genel duruşma günü bildirilmiş, isticvap konusu vakıalar ile cevap vermemenin ikrar sonucu açıklanmamıştır.
Bu durumda tarafın gelmemesine dayanılarak söz konusu vakıanın ikrar edilmiş sayılması hukuka uygun değildir. HMK m. 171’in gerektirdiği kişisel davet ve özel ihtarların yerine getirilmesi gerekir.
Mahkeme Davetiyesinde Hata Varsa Ne Yapılmalıdır?
Davetiyede eksik veya yanlış bilgi bulunduğunu düşünen kişinin öncelikle hangi kaydın hatalı olduğunu ve bunun hangi usul işlemini etkilediğini belirlemesi gerekir. Duruşma çağrısının içeriği, tebligatın kime ve ne zaman yapıldığı ve varsa önceki duruşmada verilen kararlar birlikte incelenmelidir.
Uygulamada aşağıdaki işlemler önem taşır:
- Davetiyenin tam metnini belirlemek: Mahkeme adı, dosya numarası, çağrının konusu, duruşma günü, yer bilgisi ve özel ihtarlar kontrol edilir.
- Tebliğ kaydını incelemek: Fizikî tebligatta mazbata, elektronik tebligatta UETS delil kayıtları değerlendirilir.
- Çağrının niteliğini saptamak: Ön inceleme, tahkikat, tanıklık, isticvap veya ceza duruşması olup olmadığına göre uygulanacak hüküm belirlenir.
- Eksikliği mahkemeye bildirmek: Hatalı veya eksik çağrının hangi savunma, açıklama veya ispat hakkını etkilediği somut biçimde belirtilir. Gerektiğinde usulüne uygun yeniden davetiye çıkarılması veya duruşmanın ertelenmesi talep edilir.
- Karar verilmişse kanun yolunu değerlendirmek: Davetiyedeki eksikliğin hükme etkisi ve kullanılabilecek kanun yolu, yargılamanın türüne göre incelenir.
Davetiyedeki hata, kişinin mutlaka duruşmaya gitmemesi gerektiği anlamına gelmez. Usulsüzlük iddiasıyla birlikte duruşmaya katılımın mümkün olup olmadığı ve savunma hakkının nasıl korunacağı somut dosya bakımından değerlendirilmelidir.
Ayrıca duruşma davetiyesi ile mahkemenin esas hakkında verdiği kararın tebliği farklı işlemlerdir. Karar sonrasındaki istinaf veya temyiz hakkının başlangıcı bakımından gerekçeli kararın tebliği ve kanun yoluna etkisi ayrı önem taşır. Tebligat tarihi belirlendikten sonra ilgili usul kanununa göre başvuru sürelerinin hesaplanması gerekir.
Mahkeme Davetiyesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Mahkeme davetiyesi ne anlama gelir?
Mahkeme davetiyesi, kişinin bir yargısal işlem için hangi merciye, hangi gün ve saatte çağrıldığını bildiren resmî belgedir. Çağrının amacı; duruşmaya katılma, tanıklık yapma, isticvap edilme veya ceza yargılamasındaki bir işleme hazır bulunma olabilir.
Mahkeme davetiyesinde duruşmaya gelmemenin sonucu yazılmalı mı?
İlgili usul kanununun gerektirdiği yaptırım ve ihtarlar davetiyede bulunmalıdır. Özellikle HMK m. 139, 147, 171 ve 244 ile CMK m. 176 ve 195, çağrı türüne göre farklı bilgilendirmeler öngörür. Genel TK m. 9 hükmü bu özel kayıtların davetiyeye eklenmesini gerektirir.
Mahkeme davetiyesi geldiğinde mutlaka mahkemeye gitmek gerekir mi?
Bu sorunun cevabı kişinin sıfatına ve davetiyenin niteliğine bağlıdır. Hukuk davasında vekille temsil edilen tarafın her duruşmaya şahsen katılması zorunlu olmayabilir. Tanıklık veya isticvap gibi işlemlerde kişisel katılım yükümlülükleri farklıdır. Ceza yargılamasında sanığın hazır bulunmasına ilişkin özel kurallar uygulanır.
Mahkeme davetiyesi tebliğ edilmeden duruşma yapılabilir mi?
Bazı usul işlemleri kanun gereği dosya üzerinden yapılabilir veya ayrıca davetiye çıkarılmasını gerektirmeyebilir. Ancak tarafın çağrılmasının ve bilgilendirilmesinin zorunlu olduğu bir aşamada bu şart yerine getirilmeden yokluğunda işlem yapılması hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebilir. Sonuç, yargılama türü ve ilgili özel hükme göre belirlenir.
Mahkeme davetiyesi telefonla veya SMS ile gönderilebilir mi?
Kanun bazı çağrılarda telefon, faks veya elektronik posta gibi araçlara izin verir. Özellikle HMK m. 243 ve CMK m. 43 kapsamında tanık çağrılarında bu imkân vardır. Ancak böyle bir bildirim, usulüne uygun çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımların uygulanmasına tek başına dayanak oluşturmaz. Genel resmî tebligatla iletişim amaçlı bilgilendirme birbirine karıştırılmamalıdır.
Tanık mahkemeye gitmezse ceza alır mı?
Hukuk yargılamasında usulüne uygun çağrılmış tanığın mazeretsiz gelmemesi HMK m. 245 kapsamında zorla getirme, gider ve disiplin para cezası sonucu doğurabilir. Ancak çağrının nasıl yapıldığı, kanuni ihtarların bulunup bulunmadığı ve tanığın geçerli mazereti olup olmadığı değerlendirilmelidir. Ceza yargılamasında CMK m. 43–44 uygulanır.
Ön inceleme davetiyesindeki iki haftalık süre ne zaman başlar?
HMK m. 139/1-ç kapsamında eksik belgelerin sunulması veya başka yerden getirtilecek belgelere ilişkin açıklama yapılması için öngörülen iki haftalık kesin süre, usulüne uygun ihtarı içeren davetiyenin tebliğiyle ilişkilidir. Bu süre, davetiyenin üzerindeki duruşma tarihinden veya mahkemenin ara kararı verdiği tarihten kendiliğinden başlamaz.
Avukatım varsa mahkeme davetiyesi bana mı gönderilir?
Vekille takip edilen hukuk işlerinde kural olarak tebligat vekile yapılır. Ancak isticvap gibi kişinin bizzat katılması gereken işlemler ve ceza muhakemesindeki özel çağrı hükümleri bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır. Avukatın bulunması, her türlü kişisel çağrı yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Mahkeme davetiyesinde yanlış tarih yazıyorsa ne yapılmalıdır?
Davetiyedeki tarih ile mahkemenin belirlediği duruşma tarihi uyuşmuyorsa dosyadaki duruşma tutanağı ve çağrı kayıtları incelenmelidir. Hatanın derhâl mahkemeye bildirilmesi ve gerektiğinde yeni, doğru davetiye çıkarılmasının talep edilmesi önem taşır. Hatalı çağrının hukuki sonucu, muhatabın katılımını veya savunma hakkını etkileyip etkilemediğine göre değerlendirilir.
Mahkeme davetiyesi ile gerekçeli karar tebligatı aynı şey midir?
Hayır. Mahkeme davetiyesi gelecekte gerçekleştirilecek bir duruşma veya usul işlemi için çağrı yapar. Gerekçeli karar tebligatı ise verilmiş mahkeme kararının ilgili kişiye bildirilmesine yöneliktir. Kanun yolu sürelerinin başlangıcı ve kararın hukuki sonuçları bakımından farklı hükümler uygulanır.
Sonuç
Mahkeme davetiyesinin hukuki geçerliliği, yalnızca çağrılan kişinin duruşma tarihini öğrenmiş olmasına indirgenemez. Davetiyede TK m. 9’un öngördüğü genel kayıtlar bulunmalı, ilgili usul kanununun aradığı özel ihtarlar yapılmalı ve çağrı kanuna uygun şekilde tebliğ edilmelidir.
Ön inceleme davetiyesinde delil sunma yükümlülüğü, tahkikat davetiyesinde yoklukta yapılabilecek işlemler, tanık davetiyesinde çağrıya uymamanın sonuçları ve isticvap davetiyesinde ikrar ihtarı farklı hukuki şartlara tabidir. Ceza yargılamasında ise sanığın savunmaya hazırlanması ve duruşmada hazır bulunması hakkı ayrıca korunur.
Bu nedenle bir davetiyenin eksikliği incelenirken, öncelikle hangi kanuni şartın yerine getirilmediği ve bunun hangi usul işlemini etkilediği belirlenmelidir. Davetiyenin doğru düzenlenmesi ve usulüne uygun tebliğ edilmesi, tebligat hukukunun hukuki güvenlik ve savunma hakkını koruyan temel işlevinin yargılama sürecindeki somut karşılığıdır.
Yazar Avukat Fatih SEFER