Gerekçeli Kararın Tebliği ve Kanun Yolu Sürelerinin Başlangıcı

Gerekçeli kararın tebliği, mahkemenin verdiği hükmün dayandığı hukuki ve fiilî sebeplerin taraflara usulüne uygun biçimde bildirilmesidir. Hukuk yargılamasında istinaf ve temyiz süreleri kural olarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Ceza yargılamasında 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükümler bakımından da istinaf ve temyiz süreleri gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir. İdari yargıda genel istinaf ve temyiz süresi otuz gün, icra mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi ise 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar bakımından tebliğden itibaren iki haftadır. Bununla birlikte her mahkeme kararı kanun yoluna açık değildir; kararın tarihi, türü, uygulanacak özel kanun ve tebligatın geçerliliği birlikte değerlendirilmelidir.

Kararın duruşmada açıklanması, gerekçeli kararın yazılması, UYAP sisteminde görünmesi, tarafın kararı fiilen öğrenmesi ve usulüne uygun tebliğ edilmesi birbirinden farklı hukuki olaylardır. Bunların her biri aynı tarihte gerçekleşmeyebilir. Özellikle eski tarihli kararlarda tefhim ile başlayan süre hükümlerinin bulunması, 2024 yılında yapılan değişikliklerin geçiş hükümleri ve elektronik tebligatın beşinci gün kuralı, başvuru süresinin yanlış hesaplanmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle gerekçeli kararın tebliği, yalnızca bir bildirim işlemi değil, kanun yoluna başvuru hakkının kullanılmasını ve kararın kesinleşmesini doğrudan etkileyen bir usul işlemidir.

Gerekçeli Karar Nedir ve Neden Tebliğ Edilir?

Gerekçeli karar, mahkemenin uyuşmazlık hakkında ulaştığı sonucun hangi vakıalara, delillere ve hukuk kurallarına dayandığını açıklayan yargısal belgedir. Kararın yalnızca kabul, ret, mahkûmiyet veya beraat sonucunu göstermesi, gerekçenin yerini tutmaz. Tarafların mahkemenin değerlendirmesini anlayabilmesi, hukuka aykırılık iddialarını belirleyebilmesi ve kanun yoluna etkili şekilde başvurabilmesi için hükmün gerekçesini öğrenmesi gerekir.

Bu gereklilik, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı ile 141. maddesindeki mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunluluğuyla bağlantılıdır. Hukuk yargılamasında HMK m. 27, hukuki dinlenilme hakkının kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini de içerdiğini belirtmektedir.

Gerekçeli kararın tebliği şu bakımlardan önem taşır:

  • Taraf, mahkemenin taleplerinden hangilerini kabul veya reddettiğini ve bunun nedenlerini öğrenir.
  • İstinaf veya temyiz yoluna başvurma hakkının bulunup bulunmadığı değerlendirilebilir.
  • Kanun yolu süresinin hangi tarihten itibaren işleyeceği belirlenir.
  • Kararın kanun yolu denetimine taşınması için gerekli hukuki itirazlar hazırlanabilir.
  • Kanun yoluna başvurulmaması veya başvurunun sonuçlanması hâlinde kesinleşme koşulları denetlenebilir.

Mahkemenin verdiği kararın hukuki sonuçlarını öğrenme hakkı, tebligat hukukunun bilgilendirme ve hukuki güvenlik ilkeleri ile doğrudan bağlantılıdır. Kararın gerekçeli yazılması ve muhatabına doğru usulle ulaştırılması, bu ilkelerin yargılama sonunda somutlaşmasını sağlar.

Gerekçeli Kararın Tebliğinin Hukuki Dayanakları

Gerekçeli kararın tebliği, bütün yargı kolları için tek bir süre maddesiyle düzenlenmemiştir. Tebligatın nasıl yapılacağı bakımından 7201 sayılı Tebligat Kanunu, kanun yoluna hangi sürede başvurulacağı bakımından ise ilgili yargılama kanunu uygulanır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 345/1: İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. Özel kanun hükümleri saklıdır.

HMK m. 361/1: Temyize açık bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 273/1 ve m. 291/1: İstinaf ve temyiz istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. Değişikliklerin uygulanmasında CMK Geçici Madde 6 dikkate alınır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 45/1 ve m. 46: İstinaf ve temyiz yoluna açık kararlarda genel başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 363 ve m. 364: İcra mahkemesinin istinafa açık kararlarında ve bölge adliye mahkemesinin temyize açık kararlarında başvuru süresi, uygulanabilir geçiş hükümleri saklı kalmak üzere, tebliğden itibaren iki haftadır.

7201 sayılı Kanun’un 11. maddesi vekille takip edilen işlerde tebligatın kime yöneltileceğini, 7/a maddesi elektronik tebligatın yapılmış sayıldığı tarihi, 32. maddesi ise usulsüz tebligatın öğrenme yoluyla hüküm ifade etmesini düzenler. Bu hükümler kanun yolu sürelerinin hesabından önce geçerli tebliğ tarihinin belirlenmesini sağlar.

Kısa Karar, Tefhim ve Gerekçeli Kararın Tebliği

Kısa karar ile gerekçeli karar aynı şey midir?

Hayır. Kısa karar veya hüküm sonucu, mahkemenin uyuşmazlığı nasıl karara bağladığını ortaya koyar. Gerekçeli karar ise bu sonuca hangi hukuki ve fiilî değerlendirmelerle ulaşıldığını açıklar. Kısa kararda gerekçenin bulunmaması, özellikle kanun yolu itirazlarının hazırlanması bakımından önemlidir.

HMK m. 297, hükmün içermesi gereken bilgileri düzenlemektedir. Hüküm sonucunda talepler hakkında verilen kararlar açık ve tereddütsüz biçimde gösterilmeli; gerekçeli kararda tarafların iddia ve savunmaları, delillerin değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalar ve hukuki sebepler açıklanmalıdır.

Basit yargılama usulüne ilişkin HMK m. 321/2, kararın tefhiminin hükme ilişkin tüm hususların gerekçesiyle birlikte açıklanmasıyla gerçekleşeceğini belirtir. Zorunlu hâllerde yalnız hüküm özeti açıklanmışsa gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkarılması gerekir.

Kararın duruşmada açıklanması kanun yolu süresini başlatır mı?

Yürürlükteki HMK m. 345 ve m. 361 bakımından genel cevap hayırdır. Hukuk yargılamasında istinaf ve temyiz süreleri kural olarak ilamın tebliğine bağlanmıştır. Ancak özel kanunlarda daha önce tefhim tarihini esas alan hükümler bulunduğundan, eski kararların incelenmesinde ilgili tarihteki kanun metni dikkate alınmalıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.11.2022 tarihli, E. 2022/1049, K. 2022/1598 sayılı kararında, eski tefhim rejimi çerçevesinde gerekçenin açıklanmasının önemi değerlendirilmiştir. Kararda, eksik tefhim ile hükmün bütün unsurlarını ve gerekçesini içeren tefhim arasında ayrım yapılmıştır. Bu içtihat, günümüzde süre başlangıcını açıkça tebliğe bağlayan kanun hükümlerinin yerine geçirilmemelidir.

İlk derece mahkemesince duruşmada açıklanan hüküm, daha önce usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gereken mahkeme davetiyesi ile de karıştırılmamalıdır. Davetiye kişinin yargılamaya katılımını sağlarken gerekçeli hükmün tebliği, yargılama sonunda verilen kararın hukuki denetime taşınmasını mümkün kılar.

Hukuk Mahkemelerinde İstinaf ve Temyiz Süreleri

İstinaf süresi kaç gündür?

HMK m. 345 uyarınca hukuk mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi kural olarak iki haftadır. Süre, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak taraflardan her birine tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. İki haftalık sürenin hangi tarihte sona ereceği, HMK’nın sürelerin hesaplanmasına ilişkin hükümlerine göre bulunur.

Tarafların kanun yolu süreleri birbirinden bağımsızdır. Davacıya yapılan tebliğ, davalının istinaf süresini kendiliğinden başlatmaz. Kararın her bir taraf bakımından doğru muhataba ve geçerli yöntemle tebliğ edildiği ayrı ayrı incelenmelidir.

İstinaf başvurusu kural olarak kararı veren ilk derece mahkemesine sunulan dilekçeyle yapılır. Ancak her nihai karar istinafa açık değildir. HMK m. 341’deki kesinlik sınırları, uyuşmazlığın niteliği ve özel kanun hükümleri nedeniyle bazı kararlarda istinaf yolu kapalı olabilir.

Temyiz süresi kaç gündür?

HMK m. 361/1 uyarınca, temyize açık bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararlarında başvuru süresi tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Temyiz incelemesi istinaftan farklı olarak belirli hukuki denetim sınırlarına tabidir. Bölge adliye mahkemesinin her kararı temyize açık olmadığından önce HMK m. 361 ve m. 362 kapsamında kararın niteliği değerlendirilmelidir.

Örneğin ilk derece mahkemesi hükmünün istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmişse, bu kararın temyiz edilebilir olup olmadığına bakılır. Karar temyize açıksa iki haftalık temyiz süresi, ilgili bölge adliye mahkemesi kararının usulüne uygun tebliğinden itibaren işler. İlk derece mahkemesi kararının eski tebliğ tarihi yeni temyiz süresinin başlangıcı değildir.

İş mahkemelerinde de aynı süre mi uygulanır?

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 7/3-4, iş mahkemesi kararlarında HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanacağını ve kanun yolu süresinin ilamın taraflara tebliğinden itibaren başlayacağını düzenlemektedir. Bu nedenle iş mahkemelerinde de kanun yoluna açık kararlar bakımından genel iki haftalık süre uygulanır.

Eski 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu dönemindeki sekiz günlük ve tefhimle başlayan bazı süre düzenlemeleri, güncel iş mahkemesi kararlarına doğrudan uygulanamaz.

Gerekçeli Karar Kime Tebliğ Edilir?

Gerekçeli kararın kime tebliğ edileceği, yalnızca tarafın davada yer almasına göre değil, temsil edilip edilmediğine ve ilgili yargılama kanununun özel hükümlerine göre belirlenir.

Avukatı bulunan tarafa gerekçeli karar doğrudan gönderilebilir mi?

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 11 uyarınca vekille takip edilen işlerde tebligat kural olarak vekile yapılır. Hukuk davasında geçerli bir vekâlet ilişkisi devam ettiği hâlde gerekçeli kararın yalnız asile gönderilmesi, vekile tebliğ yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelmez.

Birden fazla vekil varsa bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Birden fazla vekile tebligat yapılmışsa, ilkine yapılan geçerli tebliğ tarihi esas alınır.

Vekâlet ilişkisinin sona ermesi, azil, istifa ve birden fazla avukatın bulunması gibi durumlarda vekile tebligatın geçerlilik ve temsil şartları ayrıca incelenmelidir. Ceza muhakemesinde ise sanığa ve müdafiine bildirim konusundaki özel hükümler saklıdır.

Taraf karar verilmeden veya tebligattan önce ölmüşse ne olur?

Tarafın ölümü, kararın kime tebliğ edileceği ve kanun yolu hakkının kim tarafından kullanılabileceği üzerinde etkili olabilir. Ölümün yargılama devam ederken mi yoksa hüküm verildikten sonra mı gerçekleştiği, hakkın mirasçılara geçip geçmediği ve davanın niteliği önem taşır.

Ölen kişiye gönderilen tebligatın kendiliğinden mirasçılar bakımından kanun yolu süresini başlattığı kabul edilemez. Bu hâllerde ölümden sonra tebligatın muhatabının belirlenmesi ve mirasçılara yöneltilmesi gereken işlemler somut dosya üzerinden değerlendirilmelidir.

Ceza Mahkemelerinde Gerekçeli Kararın Tebliği

Ceza yargılamasında gerekçeli kararın tebliği bakımından 2 Mart 2024 tarihli 7499 sayılı Kanun önemli bir değişiklik yapmıştır. Değişen CMK m. 273 ve m. 291 hükümleri, istinaf ve temyiz sürelerini hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğine bağlamıştır.

1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen ceza hükümlerinde süre ne zaman başlar?

CMK m. 273/1’e göre istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. CMK m. 291/1’de temyiz istemi için de aynı başlangıç ve iki haftalık süre öngörülmüştür.

Bu düzenleme bakımından belirleyici geçiş kuralı CMK Geçici Madde 6’dır. Anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre 7499 sayılı Kanun’la yapılan ilgili kanun yolu değişiklikleri, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilen kararlar yönünden eski kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.

Dolayısıyla 2024 yılından önceki bir ceza hükmü için bugünkü iki haftalık tebliğ esasını geriye dönük şekilde uygulamak doğru değildir. İstinaf veya temyiz edilecek kararın hangi tarihte verildiği, hangi kanun yolu rejimine tabi olduğu ve özel geçiş hükümlerinin kapsamı tespit edilmelidir.

Eski ceza hükümlerinde neden farklı süreler vardır?

7499 sayılı Kanun öncesinde CMK m. 273 ve m. 291, kanun yolu süresini kural olarak hükmün açıklanmasına bağlayan bir yapı içeriyordu. Hazır bulunan ve bulunmayan ilgililer bakımından tefhim ve tebliğ ayrımı bulunuyordu. Ayrıca gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulmasına ilişkin eski CMK m. 295 hükmü önem taşıyordu.

CMK Geçici Madde 6/1-e, yürürlükten kaldırılan bazı gerekçeli başvuru hükümlerinin 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanmaya devam edeceğini düzenlemektedir. Bu sebeple eski tarihli bir dosyada gerekçeli kararın sonradan tebliğ edilmiş olması, yalnız başına yeni kanun yolu süresine geçildiği anlamına gelmez.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli, E. 2025/123, K. 2025/294 sayılı kararında bu geçiş sorunu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Kurul, 1 Haziran 2024 sonrasında verilen bir direnme hükmüne karşı temyiz isteminin süresini değerlendirirken 7499 sayılı Kanun’un değişikliklerini, CMK Geçici Madde 6’yı ve 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi kapsamındaki eski temyiz rejimini birlikte incelemiştir. Bu karar, kanun yolu süresinin yalnızca bir madde numarasına bakılarak değil, uygulanacak zaman bakımından hukuk rejimi belirlenerek hesaplanması gerektiğini göstermektedir.

Ceza kararında kanun yolu bilgileri bulunmak zorunda mıdır?

CMK m. 34/2 uyarınca kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri gösterilmelidir. CMK m. 232/6 da hüküm fıkrasında bu bilgilerin tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmasını gerektirir.

Kanun yolu bildiriminin yanlış veya eksik olması, somut olayda mahkemeye erişim hakkı ve eski hâle getirme hükümleri bakımından değerlendirme gerektirebilir. Bununla birlikte karardaki her eksikliğin kendiliğinden sınırsız başvuru hakkı doğurduğu söylenemez.

Sanığa, müdafiine, katılana ve ceza infaz kurumunda bulunan kişilere ilişkin muhatap farklılıkları, ceza yargılamasında tebligatın özel hükümlerine tabidir. Bu makaledeki karşılaştırmalı süre açıklaması, ceza muhakemesinin bütün özel tebliğ usullerinin yerine geçmez.

İdare ve Vergi Mahkemelerinde Kararın Tebliği

İdari yargıda istinaf süresi ne zaman başlar?

2577 sayılı İYUK m. 25 uyarınca mahkeme kararlarının usulüne uygun şekilde düzenlenen ve tasdik edilen örnekleri taraflara tebliğ edilir. İYUK m. 45/1, istinaf yoluna açık idare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinafa başvurulabileceğini düzenlemektedir.

İdari yargıda da kararın UYAP’ta görünmesi veya karar tarihinin öğrenilmesi, kanunen gerekli karar tebliğinin kendiliğinden yerine geçtiği anlamına gelmez.

Öte yandan İYUK m. 45’te parasal kesinlik sınırları ve bazı özel usul istisnaları bulunmaktadır. Özellikle ivedi yargılama usulünde istinaf yolu öngörülmemiştir. Dolayısıyla otuz günlük sürenin varlığı, her idare veya vergi mahkemesi kararının istinafa açık olduğunu göstermez.

İdari yargıda temyiz süresi kaç gündür?

İYUK m. 46’da temyize açık olduğu belirtilen Danıştay ve bölge idare mahkemesi kararları, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir.

16 Temmuz 2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve İYUK m. 46’nın kapsamını değiştirmiştir. Düzenlemeyle, maddenin birinci fıkrasındaki temyize açık dava türleri dışında kalan bazı davalarda, bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar da belirli istisnalar dışında temyize açık hâle getirilmiştir.

Yeni İYUK m. 46/2 kapsamında temyiz yoluna açık olan kararlarda da otuz günlük süre kararın tebliğinden itibaren işler. Ancak tek hâkimle görülen bazı davalar, kanunda sayılan özel dava türleri, belirli parasal koşullar ve yalnız yargılama giderleri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar yönünden istisnalar bulunmaktadır.

Bu nedenle idari yargıda bir kararın kesin olup olmadığı değerlendirilirken yalnızca hükmün altında yazan kanun yolu açıklamasına değil, karar tarihi itibarıyla uygulanabilir İYUK m. 45 ve m. 46 hükümlerine, parasal sınırların uygulanmasına ve ilgili geçiş kurallarına da bakılmalıdır.

Süre aşımından ret kararlarında da otuz günlük süre mi vardır?

Hayır. İYUK m. 45/2 ve m. 48/7 kapsamında, kanun yoluna başvurunun süresinde yapılmadığı veya kararın kesin olduğu gerekçesiyle verilen bazı ret kararlarına karşı yedi günlük özel başvuru süresi söz konusudur. Bu tür başvurular, asıl davaya ilişkin genel otuz günlük istinaf veya temyiz süresiyle karıştırılmamalıdır.

Danıştay 5. Dairesinin 25.03.2024 tarihli, E. 2024/2199, K. 2024/3865 sayılı kararında, vekile yapılan elektronik tebligatta beşinci gün sonunda oluşan tebliğ tarihi esas alınmış; süresi geçtikten sonra yapılan istinaf başvurusunun reddi ve asıl kararın kesinleşmesinin sonuçları değerlendirilmiştir. Karar, kanun yolu denetiminde geçerli elektronik tebliğ tarihinin belirleyici olduğunu gösteren somut bir örnektir.

İcra Mahkemesi Kararlarında Kanun Yolu Süresi

İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf süresi, 7499 sayılı Kanun’la değiştirilmiş olan İİK m. 363 uyarınca tebliğ tarihinden itibaren iki haftadır. Ancak bu yeni hüküm, 7499 sayılı Kanun’un geçiş düzenlemesi gereğince 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanır.

Eski düzenlemede istinaf süresi, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren on gündü. Bu nedenle özellikle eski tarihli icra mahkemesi kararları hakkında yapılan başvurularda, bugün yürürlükte olan iki haftalık tebliğ esasının geçmişe uygulanması hatalı sonuç verebilir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2023 tarihli, E. 2023/710, K. 2023/1121 sayılı kararında, değişiklikten önceki İİK m. 363 hükmü uyarınca kararın tefhimi ve on günlük başvuru süresi değerlendirilmiştir. Bu içtihadın dayandığı eski kanun metni, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda uygulanacak güncel düzenlemeyle ayrıştırılmalıdır.

İİK m. 364 uyarınca temyize açık bölge adliye mahkemesi kararlarında da tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre öngörülmüştür. Bununla birlikte icra mahkemelerinin bütün kararları istinafa, bütün bölge adliye mahkemesi kararları da temyize açık değildir. Kanunda sayılan karar türleri, parasal sınırlar ve kesinlik hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İcra mahkemesi kararının kanun yolu süresi ile icra takibinde ödeme emrinin tebliğinden başlayan itiraz veya şikâyet süreleri farklı hukuki konulardır. Bu süreler birbirinin yerine kullanılamaz.

Kanun Yollarına Göre Sürelerin Karşılaştırılması

Aşağıdaki tablo, 23 Ekim 2026 tarihi itibarıyla genel süreleri göstermektedir. Kararın kanun yoluna açık olması, özel kanun hükümleri ve geçmiş tarihli kararlara ilişkin geçiş düzenlemeleri saklıdır.

Yargı koluKanun yoluGenel süreBaşlangıç
Hukukİstinaf2 haftaİlamın tebliği
HukukTemyiz2 haftaKararın tebliği
Cezaİstinaf2 haftaGerekçeli hükmün tebliği*
CezaTemyiz2 haftaGerekçeli hükmün tebliği*
İdari yargıİstinaf30 günKararın tebliği
İdari yargıTemyiz30 günKararın tebliği
İcra mahkemesiİstinaf2 haftaKararın tebliği*
İcra (BAM kararı)Temyiz2 haftaKararın tebliği

* Ceza ve icra alanlarında 1 Haziran 2024 öncesinde verilen kararlarda eski hükümlerin uygulanmasına devam edilen durumlar vardır. Tablodaki süreler yalnızca ilgili kanun yoluna açık kararlar içindir. İdari yargıda özel başvuru süreleri ve özel yargılama usulleri saklıdır.

Kanun yolunun başlamasını sağlayan geçerli tebliğ tarihi belirlendikten sonra, son günün hesaplanması ilgili usul kanunundaki süre kurallarına bağlıdır. Gün, hafta ve ay hesabı ile resmî tatillerin etkisi tebligattan sonra sürelerin hesaplanması bakımından ayrı bir aşamadır.

Elektronik Tebligatta Süre Hangi Tarihte Başlar?

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu kural gerekçeli kararların Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden tebliğinde de uygulanır.

Örneğin elektronik tebligat muhatabın UETS adresine 2 Ekim 2026 tarihinde ulaşmışsa, izleyen beşinci günün sonu olan 7 Ekim 2026 tarihinde tebliğ edilmiş sayılır. Tebliğden başlayan iki haftalık bir kanun yolu süresi, başka bir istisna bulunmadığı varsayımıyla 21 Ekim 2026 tarihinde sona erer.

Muhatabın elektronik tebligatı 3 Ekim tarihinde açarak okuması, kanuni beşinci gün sonu kuralını kısaltmaz. Aynı şekilde elektronik tebligatın hiç açılmamış olması da usulüne uygun ulaşan iletinin kanunen tebliğ edilmiş sayılmasını engellemez.

Kararın elektronik tebligata çıkarıldığı tarih, UETS adresine ulaştığı tarih, okunduğu tarih ve tebliğ edilmiş sayıldığı tarih sistem kayıtlarında birbirinden ayrılmalıdır. Elektronik tebligatta beşinci günün belirlenmesi, sonraki kanun yolu hesabının başlangıç koşuludur.

Elektronik tebligatın teslimi ve usulen tebliğ edilmiş sayılmasına ilişkin kayıtlar, Elektronik Tebligat Yönetmeliği’ndeki delil kaydı sistemiyle belgelenir. UETS adresinin edinilmesi, kullanımı ve kapsamı ise UETS üzerinden elektronik tebligatın zorunluluk ve işleyiş hükümleri çerçevesinde belirlenir.

Gerekçeli Karar Gelmeden İstinaf Başvurusu Yapılabilir mi?

Gerekçeli kararın tebliğinden önce kanun yoluna başvurulması ile süresinde yapılmış bir başvurunun gerekçelerinin sonradan sunulması birbirinden ayrılmalıdır.

Uygulamada, duruşmada kısa kararın açıklanmasından sonra yalnızca hükmün istinaf veya temyiz edildiğini bildiren dilekçeler “süre tutum dilekçesi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak süre tutum dilekçesi, başvuru süresini sınırsız olarak uzatan veya gerekçelerin sonradan istenilen tarihte tamamlanmasına kendiliğinden izin veren bir usul değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.12.2021 tarihli, E. 2020/22, K. 2021/1697 sayılı kararında, süresinde verilen süre tutum dilekçesinin taraflara kanunda öngörülen iki haftalık istinaf süresinin ötesinde otomatik ek süre tanımadığı değerlendirilmiştir. Karar, istinaf başvurusunun süresi ile gerekçelerin ileri sürülmesinin farklı sorunlar olduğunu ortaya koymaktadır.

HMK m. 342 uyarınca istinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçelerinin gösterilmesi gerekir. Başvuru sebeplerinin belirtilmemesinin sonuçları HMK m. 355 kapsamındaki inceleme sınırlarıyla birlikte değerlendirilir. Usulüne uygun bir süre tutum dilekçesi verilmiş olması, sonradan sunulacak bütün yeni istinaf sebeplerinin süre sınırlaması olmadan inceleneceği anlamına gelmez.

Bu nedenle gerekçeli kararın tebliği beklenirken kanun yoluna başvurulacaksa, uygulanacak usul kanunundaki dilekçe koşulları yerine getirilmeli; gerekçeli kararın tebliği üzerine de kanuni süre içinde başvurunun kapsamı ve gerekçeleri değerlendirilmelidir. Özellikle eski ceza kararlarında mülga CMK m. 295 ve geçiş hükümleri ayrıca önem taşır.

Gerekçeli Karar Usulsüz Tebliğ Edilirse Ne Olur?

Gerekçeli kararın yanlış adrese çıkarılması, vekil yerine yetkisiz kişiye teslim edilmesi, kanunun aradığı usuller yerine getirilmeden muhtara bırakılması veya elektronik tebligatın zorunlu olduğu bir durumda usule aykırı yöntem izlenmesi, somut olayın özelliklerine göre tebligatın usulsüzlüğüne yol açabilir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32, usulüne aykırı yapılan tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi hâlinde geçerli sayılabileceğini düzenlemektedir. Bu durumda muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarih, kanunda belirtilen usul çerçevesinde tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

Ancak bu sonuç, her tebligat eksikliğinin kendiliğinden giderildiği veya dosyadaki bütün işlemlerin geçerli hâle geldiği anlamına gelmez. Usulsüz yapılan bir tebligat ile hukuken tebligat işleminin hiç gerçekleşmediği hâller birbirinden ayrılmalıdır.

Kararın usulsüz tebliği nedeniyle kanun yolu süresinin yanlış başlatıldığı iddiasında, tebliğ mazbatası veya elektronik delil kaydı, tebligatın kime yapıldığı, muhatabın gerçekten öğrenip öğrenmediği ve dosyada mevcut yazılı deliller birlikte değerlendirilmelidir. Usulsüz tebligatın öğrenme tarihi ve hukuki sonuçları, kanun yolu süresinin yeniden belirlenmesi bakımından doğrudan önem taşıyabilir.

Kararın UYAP’ta görülmesi tebligat yerine geçer mi?

Kararın UYAP Vatandaş Portal veya Avukat Portal üzerinden görülmesi, kanunun öngördüğü usulüne uygun tebligat işlemiyle aynı şey değildir. UYAP’ta kararın görüntülenmesi, tek başına usulüne uygun elektronik tebliğin gerçekleştiği anlamına gelmez.

Bununla birlikte somut dosyada usulsüz tebligat bulunduğu ve muhatabın kararın içeriğini daha önce öğrendiği tartışılıyorsa, elektronik erişim kayıtlarının delil değeri ve TK m. 32’nin uygulanma şartları ayrıca incelenebilir. Bu nedenle UYAP’ta dosyaya girildiği tarih ile tebliğ tarihi her durumda otomatik olarak eşitlenmemelidir.

Gerekçeli Kararın Tebliği ve Kesinleşme İlişkisi

Bir kararın gerekçeli olarak yazılması, tebliğe çıkarılması ve kesinleşmesi birbirinden farklı işlemlerdir. Gerekçeli kararın yazılması, kararın kesinleştiği anlamına gelmez. Aynı şekilde kararın tebliğ edilmesi de tek başına kesinleşme sonucu doğurmaz.

Kanun yoluna açık bir hükmün olağan kanun yolu sürecinde kesinleşmesi bakımından kural olarak şu ihtimaller değerlendirilir:

  • İlgili taraflara geçerli tebligat yapılmış ve kanuni süreler içinde başvuru yapılmamış olabilir.
  • Kanun yoluna başvurulmuş, başvuru kesin olarak sonuçlanmış olabilir.
  • Karar, kanun gereği olağan kanun yoluna kapalı ve kesin nitelikte olabilir.
  • Birden fazla taraf veya hüküm bölümü bakımından farklı kesinleşme değerlendirmeleri gerekebilir.

İlk derece mahkemesinin kararını usulüne uygun tebliğ etmeden yalnızca karar tarihine veya duruşmadaki kısa hükme dayanarak kesinleşme işlemi yapması, tebliğe bağlı kanun yolu hakkı yönünden hukuki sorun doğurabilir.

Fakat kanunen kesin olan kararların kesinliği ile kanun yoluna açık kararların sürenin geçmesi sonucu kesinleşmesi aynı olgu değildir. Kesin hüküm, şekli kesinleşme, kararın icra edilebilirliği ve kararın yerine getirilmesi bakımından her yargı kolunda uygulanacak özel hükümler ayrıca dikkate alınır.

Özellikle hukuk davalarında bazı ilamların kesinleşmeden icraya konulabilmesi, kararın kanun yolu bakımından henüz kesinleşmediği gerçeğiyle çelişmez. Buna karşılık belirli karar türlerinin infazında kesinleşme şartı aranabilir.

Gerekçeli Kararın Tebliğine İlişkin Uygulama Örnekleri

Örnek 1: Hukuk davasında kısa karar açıklandı, gerekçeli karar henüz tebliğ edilmedi

Bir asliye hukuk mahkemesi, duruşmada davanın kabulüne karar vermiş ancak henüz gerekçeli kararı taraflara tebliğ etmemiş olsun. Genel HMK rejiminde istinaf süresi, kısa kararın açıklandığı tarihten değil ilamın usulüne uygun tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Kararın istinafa açık olup olmadığı ise ayrıca incelenir.

Örnek 2: Gerekçeli karar yalnız davalının kendisine gönderildi

Hukuk davasında davalı geçerli bir vekâlet ilişkisiyle temsil ediliyorsa ve istisnai bir özel düzenleme bulunmuyorsa, gerekçeli kararın yalnız davalı asile tebliğ edilmiş olması TK m. 11 bakımından sorun doğurur. Bu durumda vekile tebliğ zorunluluğu yerine getirilmeden davalı vekilinin kanun yolu süresinin başladığı kabul edilemez. Bununla birlikte muhatabın öğrenmesi ve usulsüz tebligatın sonuçları somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.

Örnek 3: Ceza hükmü 2023 yılında verildi, gerekçeli karar 2024 yılında gönderildi

Ceza hükmünün 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilmiş olması, CMK Geçici Madde 6 kapsamında eski kanun yolu hükümlerinin incelenmesini gerektirir. Gerekçeli kararın yeni düzenlemenin uygulamaya girmesinden sonra tebliğ edilmiş olması, hükmün kendiliğinden yeni iki haftalık tebliğ rejimine tabi olmasını sağlamaz.

Örnek 4: İcra mahkemesi kararı 2025 yılında verildi

İstinaf yoluna açık bir icra mahkemesi kararı 2025 yılında verilmişse İİK m. 363’ün değiştirilmiş hükmü uygulanır. İstinaf süresi kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Eski on günlük ve tefhimle başlayan süre rejimi bu yeni karar için esas alınmaz.

Örnek 5: İdari yargıda karar avukatın UETS adresine ulaştı

Karar vekilin UETS adresine ulaştığında, TK m. 7/a’daki beşinci gün sonunda tebliğ edilmiş sayılma kuralı uygulanır. İdari yargıda genel otuz günlük istinaf süresi, bu geçerli tebliğ tarihine göre hesaplanır. Tebligatın UETS’ye ulaştığı günün doğrudan otuz günlük sürenin ilk günü sayılması hatalıdır.

Gerekçeli Kararın Tebliği Hakkında Sık Sorulan Sorular

Gerekçeli karar tebliğ edilmeden istinaf süresi başlar mı?

Genel HMK rejiminde istinaf süresi ilamın usulüne uygun tebliğiyle başlar. Bununla birlikte 1 Haziran 2024 öncesi ceza ve icra kararları ile eski özel kanun hükümlerine tabi dosyalarda tefhim esaslı süreler bulunabilir. Kararın tarihi ve uygulanacak kanun belirlenmeden kesin cevap verilmemelidir.

Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren istinaf süresi kaç gündür?

Hukuk yargılamasında kural olarak iki hafta, idari yargıda genel olarak otuz gündür. Ceza ve icra mahkemelerinin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kanun yoluna açık kararlarında ilgili güncel hükümler uyarınca iki haftalık süre öngörülmüştür. Kesinlik sınırları ve özel düzenlemeler saklıdır.

Gerekçeli karar yazıldıktan sonra ne zaman tebliğ edilir?

Kararın yazılma ve tebliğe çıkarılma süreleri yargılama türüne göre farklılık gösterir. Örneğin HMK m. 321/2, zorunlu hâllerde yalnız hüküm özetinin tefhim edilmesi üzerine gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkarılmasını öngörür. CMK m. 232/3 ise gerekçenin tamamı tutanağa geçirilmemişse en geç on beş gün içinde dosyaya konulmasını düzenler. Bu süreler, tarafın kanun yoluna başvuru süresiyle aynı değildir.

Avukata tebliğ edilen gerekçeli karar ayrıca müvekkile tebliğ edilmeli midir?

Hukuk yargılamasında vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması kuraldır. Geçerli vekile yapılan usulüne uygun tebligat, kanun yolu süresini başlatabilir. Ceza muhakemesindeki sanık ve müdafiye ilişkin özel hükümler ise ayrıca değerlendirilir.

Elektronik gerekçeli karar açılmadığında süre başlar mı?

Evet. Elektronik tebligat usulüne uygun şekilde UETS adresine ulaşmışsa muhatap iletiyi açmasa da ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. İlgili kanun yolunun süresi bu hukuki tebliğ tarihine göre hesaplanır.

Gerekçeli kararın altında yanlış istinaf veya temyiz süresi yazıyorsa ne yapılır?

Kanun yolu süresi esas olarak uygulanabilir kanun hükmünden doğar. Kararın kanun yolu bildirimindeki yanlışlık ise mahkemeye erişim hakkı, başvuruya ilişkin yanılma ve eski hâle getirme hükümleri açısından önem taşıyabilir. Yanlış bildirim tek başına bütün yasal süreleri kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ilgili karar ve somut başvuru koşulları incelenmelidir.

Gerekçeli karar tebliğ edilmezse karar kesinleşir mi?

Kanun yolu süresinin tebliğe bağlı olduğu bir kararda usulüne uygun tebliğ gerçekleşmemişse, yalnız kararın verilmiş veya yazılmış olması ilgili kişinin kanun yolu süresinin geçtiği anlamına gelmez. Ancak kanunen kesin olan kararlar ve özel kesinleşme düzenlemeleri bundan ayrıdır.

Mahkeme kararını öğrendiğim tarih ile tebliğ tarihi farklı olabilir mi?

Evet. Karar UYAP üzerinden görüntülenmiş veya başka yolla öğrenilmiş olabilir. Ancak geçerli tebligatın hukuki tarihi ile fiilî öğrenme tarihi farklı kavramlardır. Usulsüz tebligat durumunda TK m. 32’nin uygulanması ve öğrenmenin ispatı ayrıca değerlendirilir.

Sonuç

Gerekçeli kararın tebliği, mahkeme kararının kanun yolu incelemesine taşınmasında belirleyici bir usul işlemidir. Hukuk yargılamasında HMK m. 345 ve m. 361, istinaf ve temyiz sürelerini kural olarak ilamın tebliğine bağlamaktadır. Ceza yargılamasında 7499 sayılı Kanun’la getirilen düzenleme 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükümler bakımından gerekçeli hükmün tebliğini esas almakta; idari yargıda İYUK m. 45 ve m. 46 otuz günlük genel süreleri, icra yargılamasında ise güncel İİK m. 363 iki haftalık istinaf süresini düzenlemektedir.

Her dosyada ilk olarak kararın hangi tarihte verildiği, hangi kanun yoluna açık olduğu ve hangi geçiş hükümlerine tabi bulunduğu belirlenmelidir. Ardından kararın doğru muhataba, geçerli usulle tebliğ edilip edilmediği incelenmelidir. Elektronik tebligatta UETS delil kayıtları, fizikî tebligatta tebliğ mazbatası, usulsüz tebligat iddiasında ise öğrenme tarihinin hukuki niteliği önem taşır.

Kanun yoluna başvuru süresi, yalnızca gerekçeli kararın yazıldığı veya mahkemenin hükmü açıkladığı tarihe bakılarak hesaplanamaz. Sürenin başlangıcıyla sona ermesi ayrı aşamalardır; kararın kesinleşmesi de bu aşamalar ve ilgili kanun yolunun hukuki sonucu belirlenmeden varsayılamaz. Bu ayrım, hem kanun yolu hakkının korunması hem de hatalı kesinleşme işlemlerinin önlenmesi bakımından zorunludur.

Yazar Avukat Fatih SEFER