Adli Kontrole İtiraz: Süre, Merci ve Dilekçe

Adli kontrole itiraz, şüpheli veya sanık hakkında verilen adli kontrol kararının hukuka aykırı, gereksiz ya da ölçüsüz olduğu gerekçesiyle yeniden incelenmesini sağlayan kanun yoludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 111/2 ve 268. maddeleri uyarınca adli kontrol kararına, kural olarak kararın öğrenildiği günden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. İtiraz, kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye sunulur. Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazları ise kural olarak asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. İtiraz edilmesi, mevcut adli kontrol yükümlülüklerini kendiliğinden durdurmaz.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet. CMK 111/2, adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz yolunu açıkça düzenlemektedir. Bu hak yalnızca ilk adli kontrol kararına özgü değildir. Tedbirin devamına, değiştirilmesine veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararlara karşı da kanunun öngördüğü koşullarda itiraz edilebilir.

Adli kontrol, bir ceza mahkûmiyeti değil, ceza muhakemesinin yürütülmesini güvence altına almaya yönelik koruma tedbiridir. CMK 109/1 uyarınca tutuklama nedenlerinin bulunduğu durumlarda tutuklama yerine uygulanabilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol uygulanması mümkündür.

Bu nedenle adli kontrolün uygulanma şartları ile karara karşı başvuru usulünün birbirinden ayrılması gerekir. Bir tedbirin kanunda öngörülmüş olması, her somut olayda uygulanmasının zorunlu veya hukuka uygun olduğu anlamına gelmez.

Örneğin yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla kolluk birimine başvurma ve konutu terk etmeme yükümlülükleri farklı ağırlıkta müdahalelerdir. Her yükümlülüğün gerekliliği ve ölçülülüğü somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Adli Kontrole İtiraz Süresi Kaç Gündür?

Adli kontrole itiraz süresi iki haftadır. CMK 268/1 uyarınca bu süre, kanunda başka bir düzenleme bulunmadığı hâllerde, ilgilinin kararı CMK 35 kapsamında öğrendiği günden itibaren hesaplanır.

7499 sayılı Kanun ile CMK 268/1’deki önceki yedi günlük süre iki haftaya çıkarılmıştır. Değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Önceki tarihlerde verilen kararlar bakımından geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İki haftalık itiraz süresi nasıl hesaplanır?

CMK 39 uyarınca hafta olarak belirlenen süre, başlangıç gününün son haftadaki isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde süre tatili izleyen gün biter.

Sürenin başlangıcını belirlerken kararın ilgilinin yüzüne karşı açıklanıp açıklanmadığı, kararın ne zaman öğrenildiği ve varsa tebligat işlemleri incelenmelidir. Adli kontrol bir koruma tedbiri olduğu için, yüzüne karşı verilmeyen bütün kararların mutlaka sonradan tebliğ edileceği varsayılarak süre hesabı yapılmamalıdır.

Kararda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin belirtilmesi CMK 34/2 gereğidir. Bu bilgilerin eksik olması veya kararın usulüne uygun bildirilmemesi, somut olayda sürenin başlangıcı ve gerektiğinde eski hâle getirme hükümleri bakımından ayrıca önem taşıyabilir.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Nereye Yapılır?

İtiraz dilekçesi, incelemeyi yapacak üst mercie doğrudan hitaben hazırlanabilmekle birlikte kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye sunulur. CMK 268/2 uyarınca kararı veren merci itirazı yerinde görürse kendi kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.

Soruşturma aşamasında itirazı hangi mahkeme inceler?

Soruşturma aşamasında adli kontrol kararını kural olarak Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi verir. CMK 268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazları, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler.

Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görülmesi hâlinde ise inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Dolayısıyla sulh ceza hâkimliğinin verdiği adli kontrol kararına itirazın her durumda başka bir sulh ceza hâkimliğince inceleneceği düşüncesi doğru değildir. Tutuklama ve adli kontrol kararları bakımından özel itiraz mercii düzenlemesi uygulanır.

Kovuşturma aşamasında itirazı hangi mahkeme inceler?

İddianamenin kabulüyle başlayan kovuşturma aşamasında adli kontrol kararını davaya bakan mahkeme verebilir. Bu durumda itiraz mercii, kararı veren mahkemenin niteliğine göre belirlenir.

  • Asliye ceza mahkemesi hâkiminin kararı: İtirazı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi inceler.
  • Ağır ceza mahkemesinin veya başkanının kararı: Aynı yerde birden fazla ağır ceza mahkemesi dairesi varsa numara itibarıyla izleyen daire, son numaralı daire için birinci daire yetkilidir.
  • Tek ağır ceza mahkemesi bulunan yerler: İtirazı en yakın ağır ceza mahkemesi inceler.

Kanunda özel olarak düzenlenen başka yargı mercilerinin kararlarında CMK 268’in ilgili hükümleri dikkate alınır.

Adli Kontrol Kararına İtiraz Nasıl Yapılır?

Adli kontrole itiraz, gerekçeli bir dilekçenin kararı veren yargı merciine sunulmasıyla yapılabilir. CMK 268/1 uyarınca tutanağa geçirilmek koşuluyla zabıt kâtibine beyanda bulunulması da mümkündür. Müdafi aracılığıyla yapılacak başvurularda, savunmaya ilişkin hukuki ve fiilî itiraz nedenlerinin dosyaya uygun biçimde ortaya konulması önemlidir.

Başvuru süreci şu şekilde ilerler:

  1. Karar incelenir: Adli kontrolün hangi suç isnadı nedeniyle, hangi hukuki dayanaklarla ve hangi yükümlülükleri içerecek şekilde uygulandığı tespit edilir.
  2. İtiraz süresi belirlenir: Kararın öğrenilme tarihi ve ilgili usul işlemleri incelenerek iki haftalık sürenin son günü hesaplanır.
  3. Hukuka aykırılık nedenleri açıklanır: Tedbirin şartlarının oluşmadığı, gerekçenin yetersiz olduğu veya müdahalenin ölçüsüz kaldığı somut olgularla ortaya konulur.
  4. Destekleyici belgeler eklenir: Tedbirin gereksizliğini veya kişi üzerindeki etkilerini gösteren belgeler dilekçeye eklenir.
  5. İtiraz dilekçesi sunulur: Başvuru kararı veren hâkimliğe veya mahkemeye yapılır ve dosyaya kaydedilmesi sağlanır.
  6. İtiraz merciinin kararı beklenir: İlk merci kararını düzeltmezse dosya yetkili itiraz merciine gönderilir.

Özellikle ağır sonuçlar doğuran yükümlülüklerde, adli kontrol tedbirine karşı ceza muhakemesi kapsamında hukuki savunma, yalnızca kararın kaldırılmasını istemekten ibaret değildir. İtiraz gerekçelerinin dosyadaki somut deliller, tutuklama nedenleri, tedbirin amacı ve kişinin temel haklarıyla ilişkilendirilmesi gerekir.

Adli Kontrole İtiraz Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

Kanunda adli kontrole itiraz için bütün dosyalarda kullanılacak zorunlu bir dilekçe şablonu öngörülmemiştir. Bununla birlikte gerekçeli ve incelenebilir bir itiraz dilekçesinde aşağıdaki bilgilere yer verilmesi uygun olur:

  • Kararı veren hâkimlik veya mahkemenin adı.
  • Soruşturma veya kovuşturma dosya numarası.
  • İtiraz eden şüpheli veya sanığın kimlik ve dosya bilgileri.
  • İtiraza konu kararın tarihi, varsa değişik iş numarası ve uygulanan adli kontrol yükümlülükleri.
  • Kararın hangi yönlerden hukuka aykırı veya ölçüsüz olduğunun açıklanması.
  • İleri sürülen nedenleri destekleyen delil ve belgeler.
  • Kararın kaldırılması veya uygun görülürse daha hafif bir tedbir uygulanması yönündeki açık sonuç ve istem.

Sonuç ve istem bölümünde, somut olayın özelliklerine göre adli kontrol kararına yönelik itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılması; bu mümkün görülmezse belirtilen yükümlülüğün daha hafif bir yükümlülükle değiştirilmesi istenebilir. Ancak talebin gerekçesi ve dayanağı dosyaya uygun olarak oluşturulmalıdır.

Adli Kontrol Kararına Hangi Gerekçelerle İtiraz Edilebilir?

İtirazın kabul edilip edilmeyeceği somut dosyanın özelliklerine bağlıdır. Bununla birlikte aşağıdaki hukuki nedenler adli kontrol kararının denetlenmesinde önem taşır.

1. Adli kontrolün uygulanma şartlarının bulunmaması

CMK 109/1, adli kontrolün genel koşullarını tutuklama nedenleriyle ilişkilendirmektedir. CMK 100 kapsamında değerlendirilen kaçma veya delilleri karartma gibi nedenlerin somut olayda bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol uygulanabilmesi, tedbire hiçbir somut gerekçe olmaksızın başvurulabileceği anlamına gelmez. Her durumda kanuni dayanak, gereklilik ve ölçülülük değerlendirmesi yapılmalıdır.

2. Kararın somut ve yeterli gerekçe içermemesi

Adli kontrol kararı bireyin temel haklarına müdahale edebilir. Bu nedenle kararın gerekçesi yalnızca suç isnadının adı veya kanuni ceza miktarıyla sınırlı kalmamalı; tedbirin somut olayda neden gerekli olduğu anlaşılabilir olmalıdır.

Şüpheli veya sanığın soruşturma makamlarının çağrılarına uyması, sabit yerleşim yeri bulunması, delillerin toplanmış olması veya hakkında ileri sürülen kaçma tehlikesini zayıflatan başka olguların bulunması, itirazda değerlendirilebilecek hususlardır.

Ancak sabit ikametgâhın veya düzenli çalışmanın bulunması, tek başına her durumda adli kontrolü hukuka aykırı hâle getirmez. Bütün koşullar birlikte değerlendirilmelidir.

3. Tedbirin ölçüsüz olması

Bir adli kontrol yükümlülüğü kanunen uygulanabilir olsa bile ulaşılmak istenen amaçla karşılaştırıldığında kişiye aşırı külfet yükleyebilir.

Örneğin sık aralıklarla kolluk birimine başvurma yükümlülüğü kişinin çalışma düzenini veya zorunlu tedavisini önemli ölçüde etkiliyorsa, aynı muhakeme amacının daha hafif bir yükümlülükle sağlanıp sağlanamayacağı tartışılabilir.

Benzer şekilde yurt dışına çıkış yasağı bakımından kişinin aile ilişkileri, yurt dışındaki yerleşimi, mesleki faaliyetleri ve seyahat zorunlulukları önem taşıyabilir. Konutu terk etmeme yükümlülüğü ise kişinin günlük yaşamına daha ağır bir müdahale niteliğindedir.

4. Adli kontrolün devamını gerektiren nedenlerin ortadan kalkması

Adli kontrolün verilmesini haklı gösterebilecek koşullar zaman içinde değişebilir. Tanıkların dinlenmesi, delillerin toplanması, kişinin uzun süredir yükümlülüklere uygun davranması veya yargılamanın ulaştığı aşama, tedbirin devamı açısından yeniden değerlendirilmesi gereken olgulardır.

CMK 110/4 uyarınca adli kontrolün devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık aralıklarla incelenir. Bununla birlikte dört aylık inceleme kuralı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen bir karara karşı süresinde itiraz edilmesine engel değildir.

Adli kontrolün uzun süre uygulanması durumunda ayrıca adli kontrolün azami süreleri bakımından CMK 110/A hükümleri değerlendirilmelidir.

Adli Kontrole İtirazda Hangi Belgeler Kullanılabilir?

Her itiraz dosyasında aynı belgeler gerekli değildir. Sunulacak belgeler, itirazın hukuki gerekçesiyle doğrudan ilgili olmalıdır.

  • Çalışma ve gelir belgeleri: Uygulanan yükümlülüğün kişinin düzenli çalışmasını veya mesleki faaliyetini nasıl etkilediğini gösterebilir.
  • Yerleşim yeri ve aile bağlarına ilişkin belgeler: Kaçma tehlikesi değerlendirmesinde önem taşıyabilecek kişisel koşulları ortaya koyabilir.
  • Sağlık belgeleri: Tedavi, düzenli muayene veya sağlık hizmetine erişim açısından yaşanan somut güçlükleri gösterebilir.
  • Eğitim belgeleri: Öğrenime devam, sınav veya eğitim programıyla tedbir arasındaki uyuşmazlığı açıklayabilir.
  • Yargılama tutanakları: Şüpheli veya sanığın çağrılara uyduğunu, delillerin toplandığını ya da tedbirin devamını etkileyen usul işlemlerini gösterebilir.
  • Önceki adli kontrol kayıtları: Yükümlülüklere düzenli uyulduğunun değerlendirilmesinde kullanılabilir.

Belge bulunmayan her iddianın reddedilmesi gerektiği söylenemez. Bununla birlikte maddi olgularla desteklenmiş ve dosyadaki mevcut bilgilerle ilişkilendirilmiş bir itiraz, yargı merciinin somut denetim yapabilmesini kolaylaştırır.

Adli Kontrole İtiraz Edilince Tedbir Kendiliğinden Kalkar mı?

Hayır. CMK 269/1 uyarınca itiraz, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz. Ancak kararına itiraz edilen makam veya itirazı inceleyecek merci, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.

Bu nedenle itiraz dilekçesi verilmiş olması, şüpheli veya sanığın imza yükümlülüğünü bırakabileceği, yurt dışına çıkabileceği veya konutu terk etmeme yükümlülüğüne uymaktan vazgeçebileceği anlamına gelmez.

CMK 112 uyarınca adli kontrol hükümlerinin isteyerek yerine getirilmemesi, kanuni koşulları varsa tutuklama kararı verilmesi sonucunu doğurabilir. Bu konunun ayrıntıları adli kontrol yükümlülüğünün ihlali ve tutuklama başlıklı yazıda incelenmektedir.

Adli Kontrole İtiraz Kaç Günde Sonuçlanır?

CMK 268/2 uyarınca, kararı veren hâkim veya mahkeme itirazı yerinde görmezse dosyayı en çok üç gün içinde yetkili itiraz merciine gönderir.

Bu üç günlük süre, itiraz merciinin mutlaka üç gün içinde nihai karar vereceği anlamına gelmez. CMK 271/3, itiraz hakkında mümkün olan en kısa sürede karar verilmesini öngörmektedir.

CMK 271/1 uyarınca itiraz incelemesi kural olarak duruşma yapılmadan gerçekleştirilir. Gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve ardından müdafi veya vekil dinlenebilir.

İtiraz yerinde görülürse inceleme mercii, CMK 271/2 gereğince itiraz konusu hakkında da karar verir. İtiraz merciinin verdiği karar kural olarak kesindir.

Adli Kontrole İtirazın Reddedilmesi Durumunda Ne Yapılabilir?

Adli kontrol kararına yönelik itirazın reddedilmesi, tedbirin koşullar değişse bile süresiz olarak devam etmek zorunda olduğu anlamına gelmez.

CMK 111/1 uyarınca şüpheli veya sanık, adli kontrolün kaldırılmasını veya değiştirilmesini talep edebilir. Hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra 110. maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.

Burada iki usul birbirinden ayrılmalıdır:

  • Adli kontrol kararına itiraz: Verilmiş bir adli kontrol kararının kanun yolu incelemesine tabi tutulmasıdır. Genel itiraz süresi iki haftadır.
  • Adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebi: Mevcut tedbirin artık gerekli olmadığı veya hafifletilmesi gerektiği gerekçesiyle hâkim veya mahkemeden yeni bir değerlendirme istenmesidir.

Bu ayrım özellikle itiraz süresi geçtikten sonra ortaya çıkan yeni olgular bakımından önemlidir. Adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin şartları ve usulü ayrı olarak değerlendirilmelidir.

Ayrıca CMK 110/A kapsamında azami adli kontrol süresinin dolup dolmadığı ve 110/4 kapsamında devam kararlarının gereği gibi incelenip incelenmediği de kontrol edilmelidir.

Anayasa Mahkemesi Adli Kontrol Kararlarında Neleri Denetliyor?

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararları, adli kontrol tedbirlerinin temel haklar üzerindeki etkisinin yalnızca kanuni dayanak yönünden değil, somut gerekçe ve ölçülülük yönünden de değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Nurcan Kaya başvurusu: Adli kontrolün somut gerekçesi

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 25 Ocak 2024 tarihli, 2019/39847 başvuru numaralı Nurcan Kaya kararında, sosyal medya paylaşımına ilişkin ceza soruşturması kapsamında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı incelenmiştir.

Mahkeme, tedbirin dayanağı olan değerlendirmelerin somut olayla ilişkisini, başvurucunun durumunu ve alternatif tedbirlerin değerlendirilmemesini ele alarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu karar, ifade özgürlüğüyle bağlantılı özel koşullar taşıyan bir başvuruya ilişkindir. Bununla birlikte adli kontrol kararlarının soyut gerekçelerle uygulanması ve tedbirin gerçek gerekliliğinin tartışılmaması yönünden önemlidir.

Banovsha Humbatalıyeva başvurusu: Uzun süreli yurt dışına çıkış yasağı

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 27 Şubat 2024 tarihli, 2020/38153 başvuru numaralı Banovsha Humbatalıyeva kararında, yurt dışına çıkış yasağının kişinin özel ve aile hayatına etkisi incelenmiştir.

Mahkeme, tedbirin kişisel ve ailevi koşullar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi, kamusal yararla bireyin menfaatleri arasında adil denge kurulması ve müdahalenin yeterli gerekçeyle açıklanması gerektiğini vurgulamıştır. Somut başvuruda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Karara konu tedbirin uygulandığı dönem ve sonraki kanuni değişiklikler ayrı değerlendirilmelidir. Bununla birlikte ölçülülük ve bireyselleştirilmiş gerekçe yönünden ortaya konulan anayasal ilkeler, güncel adli kontrol incelemeleri bakımından da önem taşımaktadır.

Adli Kontrole İtiraz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Adli kontrole itiraz etmek için avukat tutmak zorunlu mu?

Hayır. Şüpheli veya sanık, itiraz hakkını bizzat kullanabilir. CMK 261 kapsamında müdafi de temsil ettiği kişinin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla kanun yoluna başvurabilir. Ayrıca CMK 262’de öngörülen koşullarda yasal temsilci ve eşin de kanun yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. Avukat bulunmaması, tek başına sürenin işlemesini durdurmaz.

İmza yükümlülüğüne itiraz edilebilir mi?

Evet. Belirli aralıklarla kolluk birimine başvurma yükümlülüğü bir adli kontrol tedbiridir. Yükümlülüğün uygulanma koşullarının bulunmadığı veya sıklığının ölçüsüz olduğu gerekçeleriyle itiraz edilebilir. Ancak başvuru, imza yükümlülüğünü kendiliğinden askıya almaz.

Yurt dışına çıkış yasağına itiraz edilirse pasaport kullanılabilir mi?

İtirazın yapılması tek başına yurt dışına çıkış yasağını kaldırmaz. Tedbirin kaldırılması, değiştirilmesi veya uygulanmasının geri bırakılması hakkında yetkili merciin verdiği kararın kapsamına göre hareket edilmelidir.

Adli kontrol kararına itiraz kaç kez yapılabilir?

Aynı karara karşı süresi içinde yapılan itirazın incelenmesiyle ortaya çıkan merci kararı kural olarak kesindir. Bununla birlikte adli kontrolün devamına veya kaldırılması talebinin reddine ilişkin sonradan verilen yeni kararlar, kendi hukuki koşulları içinde itiraz konusu olabilir. Tedbirin kaldırılması ya da değiştirilmesi için CMK 111 kapsamında ayrıca talepte bulunulması da mümkündür.

Adli kontrole itirazın reddedilmesi tutuklama anlamına gelir mi?

Hayır. İtirazın reddedilmesi, kural olarak itiraz konusu adli kontrol kararının yürürlükte kalması sonucunu doğurur. Tek başına tutuklama kararı değildir. Tutuklama için ayrıca kanuni koşulların ve yetkili yargı merciinin kararının bulunması gerekir.

Adli kontrol kararı verilmeden önce şüpheli dinlenmek zorunda mı?

Karar usulü, soruşturma veya kovuşturma evresine ve uygulanacak yasal hükümlere göre değerlendirilir. Şüphelinin veya sanığın savunma hakkını kullanıp kullanamadığı, kararın hangi bilgiler üzerinden verildiği ve itiraz incelemesindeki savunma imkânları somut olayda dikkate alınmalıdır. Her dosyada bütün işlemlerin aynı şekilde yapılacağı varsayılamaz.

Sonuç: Adli Kontrol Kararına İtirazda Nelere Dikkat Edilmelidir?

Adli kontrole itiraz bakımından temel kurallar, başvurunun süresinde yapılması, doğru yargı merciine sunulması ve hukuka aykırılık nedenlerinin somut olgularla açıklanmasıdır. CMK 111 ve 267-271 hükümleri uyarınca adli kontrol kararları kanun yolu denetimine tabidir.

İtiraz dilekçesinde yalnızca tedbirin kaldırılmasının istenmesi yerine, hangi yasal koşulun gerçekleşmediği, karar gerekçesinin neden yetersiz olduğu veya müdahalenin neden ölçüsüz kaldığı açıklanmalıdır. İtiraz devam ederken mevcut yükümlülüklerin kendiliğinden sona ermediği unutulmamalıdır.

Tedbirin uygulandığı süre içinde koşullar değişmişse, süresinde itiraz yolundan ayrı olarak adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebinin değerlendirilmesi mümkündür.

Yazar: Avukat Fatih Sefer