Yurt dışı çıkış yasağı, hakkında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülen şüpheli ya da sanığın Türkiye dışına çıkmasını engelleyen bir adli kontrol tedbiridir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109/3-a maddesinde düzenlenmiştir. Yurt dışına çıkış yasağına karşı kararın öğrenilmesinden itibaren kural olarak iki hafta içinde itiraz edilebilir. Ayrıca CMK 111 uyarınca yasağın kaldırılması, değiştirilmesi veya belirli bir seyahat için geçici muafiyet sağlanması istenebilir. Tedbirin devamı için hukuki şartların bulunması, sınırlamanın ölçülü olması ve kanuni azami sürelere uyulması gerekir.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nedir?
Yurt dışına çıkış yasağı, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesi süresince yurt dışına seyahat etmesini sınırlandıran bir koruma tedbiridir. Kişinin tutuklanmadan soruşturma veya kovuşturmada hazır bulundurulması ve muhakemenin amacının korunması için uygulanabilir.
CMK 109/3-a maddesi, adli kontrol yükümlülüklerinden biri olarak “yurt dışına çıkamamak” tedbirini öngörmektedir. Bu tedbir kişinin Türkiye içinde belirli bir şehirde ikamet etmesini zorunlu kılmaz. Ülke içinde seyahat etmesini de tek başına yasaklamaz. Ancak ayrıca başka adli kontrol yükümlülüklerine karar verilmişse bunlara da uyulması gerekir.
Yurt dışına çıkış yasağı bir mahkûmiyet veya ceza değildir. Suç isnadıyla bağlantılı, geçici nitelikte bir koruma tedbiridir. Bu nedenle kişinin suçlu olduğunu göstermez ve yalnızca ceza soruşturmasının ya da davasının sürmesi, yasağın sınırsız biçimde devam etmesini haklı kılmaz.
Yurt dışına çıkış yasağı, adli kontrol tedbirlerinin türlerinden biridir. İmza verme, konutu terk etmeme veya güvence yatırma gibi başka yükümlülüklerle birlikte uygulanması da mümkündür.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Hangi Şartlarda Verilir?
CMK 109/1 uyarınca adli kontrol tedbirine, CMK 100’de belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde, tutuklama yerine başvurulabilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrol uygulanabilir.
Yurt dışına çıkış yasağı değerlendirilirken özellikle şu hususlar önem taşır:
- Suç şüphesi: Kişiye yöneltilen suç isnadının ve bu isnadı destekleyen delillerin somut biçimde değerlendirilmesi gerekir.
- Kaçma şüphesi: Şüpheli veya sanığın yargılama makamlarından kaçabileceğine ilişkin somut olgular bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
- Muhakemenin ihtiyaçları: Kişinin yargılama işlemlerinde hazır bulunması bakımından tedbirin neden gerekli olduğu açıklanmalıdır.
- Ölçülülük: Seyahat özgürlüğüne getirilen sınırlama, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalıdır.
- Kişisel durum: Kişinin ailevi, mesleki, ekonomik ve sosyal bağları ile yurt dışına seyahat ihtiyacı göz önünde bulundurulmalıdır.
Örneğin kişinin yurt dışında çalışması veya ailesinin başka bir ülkede yaşaması, tek başına yurt dışına çıkış yasağı verilmesini hukuka aykırı hâle getirmez. Ancak bu koşulların tedbirin gerekliliği ve ölçülülüğü bakımından somut olarak değerlendirilmesi gerekir.
Benzer şekilde yalnızca isnat edilen suçun ağırlığına dayanılması, tedbirin uzun süre devamı için her durumda yeterli gerekçe oluşturmaz. Delillerin durumu, kaçma riskini gösteren olgular ve daha hafif tedbirlerin neden yetersiz kalacağı önem taşır.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kararını Kim Verir?
Soruşturma aşamasında
CMK 110/1 uyarınca soruşturma evresinde yurt dışına çıkış yasağına, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi karar verir.
Kolluk birimleri veya Cumhuriyet savcısı, CMK 109/3-a kapsamında kendi başlarına adli kontrol niteliğinde yurt dışına çıkış yasağı kararı veremez. Bu tedbir bakımından hâkim kararı gerekir.
Kovuşturma aşamasında
İddianamenin kabul edilmesinden sonra yurt dışına çıkış yasağına, davayı gören görevli ve yetkili mahkeme tarafından karar verilebilir. Mahkeme, gerekli şartların bulunması hâlinde tedbiri uygulayabilir, değiştirebilir veya kaldırabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 23. maddesi de vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlandırılabileceğini düzenlemektedir.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Olup Olmadığı Nasıl Öğrenilir?
Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğundan şüphelenen kişinin öncelikle kararın hangi makam tarafından, hangi dosyada ve hangi hukuki gerekçeyle verildiğini belirlemesi gerekir.
Adli kontrol kararı, ilgili soruşturma veya kovuşturma dosyasından öğrenilebilir. Kişi veya müdafii, erişim yetkileri çerçevesinde UYAP Vatandaş Portalı veya dosyanın bulunduğu yargı mercii üzerinden bilgi edinebilir.
Burada iki farklı durum birbirinden ayrılmalıdır:
- Adli kontrol şeklindeki yurt dışına çıkış yasağı: CMK 109/3-a kapsamında verilen ve ceza muhakemesi kurallarına tabi olan tedbirdir.
- Pasaport veya seyahat belgesine ilişkin başka bir tahdit: Pasaport mevzuatı veya ilgili başka düzenlemelerden kaynaklanabilen işlemlerdir. Bunların hukuki dayanağı ve başvuru yolu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bir seyahat engelinin sebebini belirlemeden yalnızca pasaport işlemlerine ya da yalnızca ceza dosyasına yönelik başvuru yapmak yeterli olmayabilir. Özellikle eski tarihli kararlar bakımından tedbirin hukuki niteliğinin tespit edilmesi önemlidir.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Nasıl Kaldırılır?
Yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için kararı veren hâkimlik veya ilgili mahkemeye, dosyanın bulunduğu aşamaya uygun şekilde başvurulabilir. Başvuruda tedbirin neden artık gerekli olmadığı, ölçüsüz hâle geldiği veya kanuni süresinin dolduğu somut gerekçelerle açıklanmalıdır.
CMK 110/2, adli kontrol yükümlülüklerinin tamamen veya kısmen kaldırılmasına, değiştirilmesine ya da geçici muafiyet tanınmasına imkân verir. CMK 111 ise şüpheli veya sanığın adli kontrolün kaldırılmasını istemesini düzenler.
CMK 111/1’e göre hâkim veya mahkeme, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra, başvuru hakkında beş gün içinde karar verebilir.
1. Yasağın tamamen kaldırılması
Tedbirin uygulanmasını gerektiren nedenler ortadan kalkmışsa veya mevcut koşullar altında devamı ölçüsüz hâle gelmişse yasağın tamamen kaldırılması talep edilebilir.
Özellikle delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, kişinin soruşturma veya kovuşturma işlemlerine düzenli katılması, kaçma şüphesini destekleyen somut nedenlerin bulunmaması ve tedbirin uzun süredir uygulanması birlikte değerlendirilebilir.
2. Yasağın geçici olarak kaldırılması
Yurt dışına belirli bir tarihte seyahat edilmesi gereken hâllerde, tamamen kaldırma yerine geçici muafiyet talep edilmesi de mümkündür.
Örneğin yurt dışında yapılacak zorunlu bir tıbbi müdahale, belgelenebilir bir mesleki yükümlülük, eğitim faaliyeti veya önemli bir ailevi ihtiyaç geçici muafiyet talebine gerekçe oluşturabilir.
Ancak seyahat gerekçesinin bulunması otomatik olarak izin verileceği anlamına gelmez. Hâkim veya mahkeme, muhakemenin ihtiyaçlarını ve kişinin durumunu birlikte değerlendirir.
3. Başvuruda hangi belgeler sunulmalıdır?
Somut olayın özelliklerine göre aşağıdaki belgeler kaldırma veya geçici muafiyet talebini destekleyebilir:
- Yurt dışındaki iş ilişkisini gösteren sözleşme, işveren yazısı veya ticari belgeler.
- Eğitim ve akademik faaliyetlere ilişkin kabul, kayıt veya davet belgeleri.
- Tedavi ihtiyacını ve seyahat tarihini gösteren sağlık belgeleri.
- Yurt dışında yaşayan eş, çocuk veya yakınlarla aile bağını gösteren belgeler.
- Türkiye’deki yerleşim yeri, çalışma hayatı ve diğer sürekli bağları gösteren kayıtlar.
- Önceki adli kontrol yükümlülüklerine uyulduğunu gösteren dosya bilgileri.
- Seyahatin amacı, planlanan tarihleri ve dönüş koşullarını açıklayan belgeler.
Belgelerin tek başına sunulması yerine bunların hangi hukuki gerekçeyi desteklediği açıklanmalıdır. Örneğin iş sözleşmesi yalnızca seyahat ihtiyacını değil, seyahat engelinin kişinin geçimini nasıl etkilediğini de ortaya koyabilir.
Bu süreçte ceza yargılamasında seyahat özgürlüğünü sınırlayan tedbire karşı savunmanın dosyadaki somut delillere ve tedbirin gerekçesine dayandırılması önemlidir. Başvurunun yalnızca kişisel mağduriyet anlatımından oluşması yerine hukuki şartlar ve ölçülülük bakımından temellendirilmesi gerekir.
Adli kontrol yükümlülüklerinin kaldırılması veya değiştirilmesinin genel usulü ayrıca adli kontrolün kaldırılması veya değiştirilmesi talebi kapsamında ele alınmaktadır.
Yurt Dışına Çıkış Yasağına İtiraz Süresi Kaç Gündür?
CMK 111/2 uyarınca adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. CMK 268/1 gereğince, kanunda farklı bir düzenleme bulunmadıkça itiraz süresi, ilgilinin kararı öğrendiği günden itibaren iki haftadır.
İtiraz, kararı veren hâkimlik veya mahkemeye sunulacak dilekçeyle ya da kanunda belirtilen şekilde zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılabilir.
Kararı veren merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir.
Yurt dışına çıkış yasağına itirazı hangi mahkeme inceler?
CMK 268/3-b uyarınca sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin kararlarına yapılan itirazlar, kural olarak yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir.
Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görüldüğü hâllerde itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.
Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından verilen kararlarda ise itiraz mercii, kararı veren mahkemenin niteliğine göre CMK 268/3 kapsamında belirlenir.
İtiraz, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Ancak kararı veren veya itirazı inceleyen merci, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
İtirazın süre, dilekçe ve inceleme aşamaları hakkında daha ayrıntılı açıklama için adli kontrol kararına itiraz konusuna bakılabilir.
İki haftalık itiraz süresi geçirilirse yasak kaldırılamaz mı?
İlk karara karşı olağan itiraz süresinin geçirilmesi, adli kontrolün daha sonra kaldırılmasının istenmesine engel değildir.
Şüpheli veya sanık, tedbirin devamını gerektiren koşulların ortadan kalktığını, yeni gelişmeler nedeniyle ölçüsüz hâle geldiğini veya azami sürenin dolduğunu ileri sürerek CMK 111 kapsamında kaldırma talebinde bulunabilir.
Bu nedenle ilk karara itiraz ile adli kontrolün sonradan kaldırılmasını istemek birbirinden farklı başvuru imkânlarıdır.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı En Fazla Ne Kadar Sürer?
Yurt dışına çıkış yasağı için CMK’da bütün suçlara uygulanacak tek bir azami süre bulunmamaktadır. Adli kontrol altında geçecek süreler CMK 110/A maddesinde, ilgili suçun hangi mahkemenin görevine girdiğine ve kanunda belirtilen suç kategorilerine göre düzenlenmiştir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde: Adli kontrol en çok iki yıl uygulanabilir. Zorunlu hâllerde gerekçe gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. Böylece toplam süre üç yıla ulaşabilir.
- Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde: Temel azami süre üç yıldır. Zorunlu hâllerde gerekçeli uzatma yapılabilir ve uzatma süresi toplam üç yılı geçemez. Böylece toplam süre altı yıla ulaşabilir.
- Kanunda özel olarak sayılan suçlarda: Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresi dört yıla kadar çıkabilir. Bu grupta toplam azami süre yedi yıldır.
- Çocuklar bakımından: CMK 110/A’da öngörülen süreler yarı oranında uygulanır.
Bu sürelerin sonuna kadar adli kontrolün mutlaka devam edeceği düşünülmemelidir. Tedbir, kanuni süresi dolmadan önce de gerekliliğini yitirebilir. Her aşamada mevcut şartların ve ölçülülüğün değerlendirilmesi gerekir.
CMK 110/A’nın uygulanması ve süre hesabındaki diğer ayrımlar adli kontrol süresi ve sürenin uzatılması başlıklı yazının konusudur.
İstinaf ve temyizde geçen süre yurt dışına çıkış yasağına dahil midir?
Evet. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Veysel Kuşçu başvurusunda verdiği 16/12/2025 tarihli, 2023/95649 başvuru numaralı karara göre adli kontrolün azami süresi hesaplanırken kanun yolu aşamasında geçen süre de dikkate alınmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, CMK 110/A kapsamında soruşturma ile kovuşturma veya hüküm öncesi ile hüküm sonrası arasında süre hesabı bakımından ayrım yapılmadığını belirtmiştir.
Somut başvuruda, azami süresi dolmuş yurt dışına çıkış yasağına uyulmaması nedeniyle verilen tutuklama kararının kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kararda ayrıca azami süre hesabının adli kontrol tedbirine karar verildiği tarihten başlatılması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle uzun yıllardır devam eden tedbirlerde ilk karar tarihi ve sonraki kararlar özellikle incelenmelidir.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Dört Ayda Bir İncelenir mi?
CMK 110/4 uyarınca adli kontrol yükümlülüğünün devamına gerek bulunup bulunmadığı en geç dört aylık aralıklarla incelenmelidir.
Bu inceleme soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından yapılır.
Dört aylık inceleme yükümlülüğü, yasağın dört ay sonunda kendiliğinden kalkacağı anlamına gelmez. Bununla birlikte tedbirin devamına ilişkin kararın güncel koşulları değerlendirmesi gerekir.
Özellikle delillerin toplanmış olması, kişinin yargılama işlemlerine katılması, önceki tedbir kararından sonra geçen süre ve seyahat yasağının kişinin yaşamına etkileri, devam kararının gerekçelendirilmesinde önem taşıyabilir.
Anayasa Mahkemesine Göre Yurt Dışına Çıkış Yasağı Ne Zaman Hak İhlali Oluşturur?
Yurt dışına çıkış yasağının kanunda öngörülmüş olması, her somut olayda uygulanmasının veya uzun süre devam ettirilmesinin Anayasa’ya uygun olduğu anlamına gelmez.
Hakkı Gök kararı: Aile ve meslek hayatına etkiler
Anayasa Mahkemesinin Hakkı Gök başvurusunda verdiği 3/11/2022 tarihli, 2017/33469 başvuru numaralı kararda, yurt dışına çıkış yasağının başvurucunun özel hayatı ve aile hayatı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.
Mahkeme, tedbirin uygulanmasında kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel ve mesleki bağlarının; isnat edilen suçun niteliğinin, delil durumunun ve olası cezanın ağırlığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Özellikle tedbirin devamı bakımından yeterli gerekçe gösterilmemesi ve kişinin aile hayatına yönelik etkilerin gerektiği gibi değerlendirilmemesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu karar, yurt dışında ailesi bulunan veya mesleki faaliyetlerini yurt dışında sürdüren kişilerin kaldırma taleplerinde bireysel koşullarının değerlendirilmesinin önemini göstermektedir.
Veysel Kuşçu kararı: Azami süre ve tutuklamanın kanuniliği
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun Veysel Kuşçu kararı ise özellikle uzun süren adli kontroller açısından önemlidir.
Mahkeme, kanuni azami süresi dolmuş yurt dışına çıkış yasağının ihlal edilmesi gerekçesiyle verilen tutuklama kararının hukuki temelinin bulunmadığını belirleyerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Bu içtihat, adli kontrol kararının hukuka uygunluğu ile bu karara uymamanın sonuçlarının birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı İhlal Edilirse Ne Olur?
CMK 112/1 uyarınca adli kontrol yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii tutuklama kararı verebilir.
Ancak bu düzenleme, her ihlalin kendiliğinden tutuklamayla sonuçlanacağı anlamına gelmez. İhlalin niteliği, iradi olup olmadığı, tedbirin hukukiliği ve tutuklamanın şartları somut olayda değerlendirilmelidir.
Özellikle tedbirin kanuni azami süresinin dolmuş olması, tutuklama kararının hukuki dayanağı açısından belirleyici olabilir.
Yurt dışına çıkış yasağı henüz kaldırılmamışken seyahat girişiminde bulunmak, sınır kontrolünde engelle karşılaşılmasına ve adli kontrol ihlali iddiasının gündeme gelmesine yol açabilir. Bu nedenle seyahat öncesinde kaldırma veya geçici muafiyet kararının alınması gerekir.
Adli kontrol yükümlülüğüne uymamanın genel sonuçları ayrıca adli kontrol ihlali ve tutuklama kapsamında değerlendirilmektedir.
Yurt Dışına Çıkış Yasağı Kaldırıldıktan Sonra Ne Yapılmalıdır?
Yasağın kaldırılmasına karar verilmesi ile bu kararın ilgili birimlerde uygulanması farklı işlemlerdir.
Yurt dışına seyahat planlayan kişi, kaldırma veya geçici muafiyet kararının içeriğini ve ilgili kurumlara bildirilip bildirilmediğini kontrol etmelidir.
Özellikle şu hususlar önem taşır:
- Kararın yalnızca yurt dışına çıkış yasağını mı, yoksa başka adli kontrol yükümlülüklerini de mi kaldırdığı.
- Kararın tamamen kaldırma mı, yoksa belirli tarihler için geçici muafiyet mi içerdiği.
- İlgili sınır ve pasaport kontrol birimlerine gerekli bildirimin yapılıp yapılmadığı.
- Dosyada veya ilgili kayıtlarda farklı hukuki nedenlere dayalı başka bir seyahat engelinin bulunup bulunmadığı.
Kararın verilmiş olması nedeniyle bütün kayıtların aynı anda güncellendiği varsayılmamalıdır. Seyahat öncesinde kararın uygulanmasına ilişkin işlemlerin tamamlandığının kontrol edilmesi, sınır kapısında ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesi bakımından önemlidir.
Yurt Dışı Çıkış Yasağı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Yurt dışına çıkış yasağı varken yurt içinde seyahat edilebilir mi?
CMK 109/3-a kapsamında yalnızca yurt dışına çıkamama yükümlülüğü uygulanmışsa bu tedbir tek başına Türkiye içindeki seyahatleri yasaklamaz. Ancak ayrıca belirli bir yerleşim bölgesini terk etmeme, belirli yerlere gitmeme veya düzenli başvuru gibi yükümlülükler bulunuyorsa bunların sınırlarına uyulmalıdır.
Yurt dışına çıkış yasağı varken pasaport alınabilir mi?
Adli kontrol tedbiri olarak yurt dışına çıkış yasağı bulunması, pasaport işlemleri bakımından ayrıca sonuç doğurabilir. Pasaport verilmesi ve mevcut pasaporta ilişkin kısıtlamalar 5682 sayılı Pasaport Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilir. Pasaport sahibi olmak, geçerli bir yurt dışına çıkış yasağı bulunmasına rağmen sınırdan çıkış yapılabileceği anlamına gelmez.
Yurt dışına çıkış yasağı iş seyahati için geçici kaldırılabilir mi?
Evet, CMK 110/2 kapsamında geçici muafiyet talep edilebilir. Ancak talebin kabulü kendiliğinden gerçekleşmez. İş seyahatinin zorunluluğu, tarihleri, süresi ve kişinin dosyadaki durumu değerlendirilir.
Beraat kararı verilirse yurt dışına çıkış yasağı devam eder mi?
Beraat kararı, tedbirin dayanağının devam edip etmediğinin değerlendirilmesinde önemli bir gelişmedir. Ancak beraat kararının kanun yolu aşamasında bulunup bulunmadığı, adli kontrol hakkında verilen kararın içeriği ve dosyanın usulî durumu incelenmelidir. Tedbirin sona ermesi gereken hâllerde kaldırma ve ilgili kayıtların düzeltilmesi işlemleri takip edilmelidir.
Yurt dışına çıkış yasağına itiraz reddedilirse tekrar başvurulabilir mi?
İlk itirazın reddedilmesi, daha sonra ortaya çıkan yeni koşulların ileri sürülmesine engel değildir. Tedbirin gerekli olmaktan çıkması, kişisel koşulların değişmesi veya kanuni azami sürenin dolması gibi nedenlerle CMK 111 kapsamında yeniden kaldırma talebinde bulunulabilir.
Yurt dışına çıkış yasağı otomatik olarak kalkar mı?
Adli kontrolün devamı kanuni şartlara ve azami sürelere bağlıdır. Sürenin dolması veya tedbirin hukuki dayanağının ortadan kalkması hâlinde yasağın devam ettirilmemesi gerekir. Bununla birlikte uygulamada ilgili kararla kayıtların uyumlu hâle getirilmesi için yargı merciine başvurulması ve bildirimlerin takip edilmesi gerekebilir.
Sonuç: Yurt Dışına Çıkış Yasağının Kaldırılmasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Yurt dışına çıkış yasağı, ceza muhakemesinde belirli amaçlarla uygulanabilen ancak kişinin temel haklarını sınırlandıran geçici bir adli kontrol tedbiridir. Bu nedenle tedbirin başlangıcında ve devamında kanuni şartlar, somut gerekçeler ve ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
Yasağın kaldırılması bakımından başlıca yollar, ilk karara karşı süresinde itiraz edilmesi ve CMK 111 kapsamında kaldırma veya değiştirme talebinde bulunulmasıdır. Belirli bir seyahat için geçici muafiyet de istenebilir. Ayrıca dört aylık periyodik inceleme ve CMK 110/A’daki azami süreler dikkate alınmalıdır.
Başvuruda sonuç alınması, yalnızca yurt dışına çıkma ihtiyacının bildirilmesine değil, tedbirin artık neden gerekli olmadığının veya mevcut koşullarda neden ölçüsüz hâle geldiğinin somut olarak açıklanmasına bağlıdır.
Yazar: Avukat Fatih Sefer