HAGB Adli Sicil Kaydına İşler Mi?

HAGB kararı adli sicile işler mi? Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı, kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmadığından kişinin normal adli sicil kaydına (sabıka kaydına) mahkûmiyet olarak işlenmez. Ancak HAGB kararları tamamen kayıtsız kalmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.231/13 uyarınca özel bir sisteme kaydedilir. Ayrıca 7315 sayılı Kanun gereğince kamu görevine atanacak kişiler hakkında yapılan arşiv araştırmasında HAGB kararına ilişkin bilgilere ulaşılması mümkündür. Dolayısıyla HAGB, olağan adli sicil belgesinde görünmemekle birlikte kamu personeli alımlarında ve bazı mesleki değerlendirmelerde önem taşıyabilir.

HAGB kararının iş hayatına etkisini değerlendirirken adli sicil kaydı, özel HAGB kayıt sistemi, kamu görevine giriş şartları ve güvenlik soruşturması birbirinden ayrılmalıdır. HAGB kararı verilmesinin tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmemesi, kararın bütün idari ve mesleki değerlendirmeler bakımından tamamen önemsiz olduğu anlamına da gelmez.

HAGB Adli Sicil Kaydında Görünür mü?

5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza mahkemesinin kurduğu hükmün açıklanmasını belirli koşullar altında ertelemesidir. CMK m.231/5 gereğince HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesine göre adli sicile kaydedilen temel bilgiler, kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerine ilişkindir. HAGB kararı ise açıklanması geri bırakılan hükmü kesinleşmiş ve infaz edilebilir bir mahkûmiyete dönüştürmez.

Bu nedenle HAGB kararı bulunan kişi bakımından şu ayrım yapılmalıdır:

  • Adli sicil kaydı: HAGB kararı normal adli sicil belgesine mahkûmiyet olarak yazılmaz.
  • Adli sicil arşiv kaydı: HAGB kararı, infazı tamamlanmış bir mahkûmiyet gibi genel arşiv kaydına aktarılmaz.
  • Özel HAGB kayıt sistemi: Karar, CMK m.231/13 ve 5352 sayılı Kanun m.6 kapsamında ayrıca kaydedilir.
  • Kamu personeli arşiv araştırması: 7315 sayılı Kanun’daki özel düzenleme nedeniyle HAGB kararları ve ilgili olgular araştırmanın kapsamına girebilir.

Dolayısıyla kişinin adli sicil belgesinde herhangi bir mahkûmiyet kaydının bulunmaması, hakkında daha önce HAGB kararı verilmediğini göstermez. Bununla birlikte özel HAGB kaydı da normal bir sabıka kaydıyla aynı hukuki sonuçlara sahip değildir.

HAGB Kaydı Nerede Tutulur ve Kimler Görebilir?

CMK m.231/13 uyarınca HAGB kararları, bu kararlara özgü bir sisteme kaydedilir. Aynı hükme göre söz konusu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, maddede belirtilen amaç için kullanılabilir.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 6. maddesi de HAGB kararlarının, yalnızca soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet başsavcılığı tarafından istendiğinde verilmek üzere kaydedilmesini öngörmektedir.

Bu sistemin başlıca işlevlerinden biri, HAGB’nin yeniden uygulanmasına ilişkin kanuni sınırlamaların denetlenmesidir. Örneğin CMK m.231/8 uyarınca denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden HAGB kararı verilip verilemeyeceği değerlendirilirken önceki HAGB kayıtları önem taşıyabilir.

Polis, işveren veya herhangi bir kişi HAGB kaydını görebilir mi?

Özel HAGB kayıt sistemine herkesin serbestçe erişmesi mümkün değildir. CMK m.231/13’te kayıtların kullanılma amacı ve bunları isteyebilecek yargı mercileri açıkça sınırlandırılmıştır.

Ancak 7315 sayılı Kanun, kamu görevine atanacak kişiler hakkındaki arşiv araştırması bakımından ayrıca özel bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Bu Kanun’un 4. ve 6. maddeleri çerçevesinde yetkili güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması birimleri, kanuni görevleri ve taleple sınırlı olmak üzere ilgili karar ve kayıtları temin edebilir.

Özel sektör işverenlerine ise yalnızca işveren sıfatını taşımaları nedeniyle HAGB kayıt sistemini doğrudan sorgulama yetkisi tanınmış değildir. Bu ayrım, kamu personeli alımları ile özel sektör işe alım süreçlerinin aynı hukuki rejime tabi olmadığını göstermektedir.

HAGB Kararı e-Devlet Sabıka Kaydında Çıkar mı?

HAGB kararı, e-Devlet üzerinden alınan olağan adli sicil belgesinde mahkûmiyet olarak görünmez. Aynı şekilde HAGB kararı, sırf verilmiş olması nedeniyle olağan adli sicil arşiv belgesinde kesinleşmiş mahkûmiyet kaydı oluşturmaz.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, adli sicil belgesinin kişinin bütün adli geçmişini gösteren sınırsız bir belge olmamasıdır. Bir kişinin adli sicil belgesi temiz olabilir; buna rağmen geçmişte hakkında bir ceza soruşturması yürütülmüş, kovuşturma yapılmış veya HAGB kararı verilmiş olabilir.

Ayrıca kişinin başka bir dosyada kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunuyorsa bu mahkûmiyete ilişkin kayıtlar, HAGB kararından bağımsız olarak adli sicil ve arşiv mevzuatına göre değerlendirilecektir.

HAGB Memuriyete Engel mi?

HAGB kararı, tek başına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesi anlamında kesinleşmiş mahkûmiyet oluşturmadığından, bu hükümdeki mahkûmiyet şartı bakımından doğrudan memuriyete engel sayılmaz. Bununla birlikte kamu görevine girişte yapılacak arşiv araştırmasının sonucunu etkileyebilecek olguların bulunup bulunmadığı ayrıca incelenebilir.

657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde, kasten işlenen bir suçtan dolayı belirli ağırlıkta hapis cezasına veya maddede sayılan suçlardan mahkûm olmamak genel memuriyet şartları arasında düzenlenmiştir.

HAGB kararı ile kesinleşmiş mahkûmiyet arasındaki fark, bu şartın uygulanmasında belirleyicidir. HAGB kararı verilen kişinin, yalnızca açıklanması geri bırakılan hüküm nedeniyle kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunduğu kabul edilemez.

Ancak bu tespit, kamu kurumlarının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin yetkilerini ortadan kaldırmaz. Kamu görevine atanma bakımından iki ayrı değerlendirme söz konusudur:

  • Mahkûmiyete bağlı kanuni engeller: Kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunup bulunmadığı, 657 sayılı Kanun ve ilgili özel mevzuat çerçevesinde değerlendirilir.
  • Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması: 7315 sayılı Kanun uyarınca araştırılabilecek kayıt ve olguların ilgili görevin niteliğine etkisi ayrıca değerlendirilir.

Bir HAGB kararına dayanılarak kamu görevine atanmanın reddedilmesi hâlinde, idari işlemin yalnızca HAGB’nin varlığına mı dayandığı, yoksa görevle bağlantısı açıklanan somut ve hukuken değerlendirilebilir olgulara mı dayandırıldığı önem taşır.

HAGB Güvenlik Soruşturmasında Çıkar mı?

7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 4/1-ç maddesi, arşiv araştırmasının kapsamına CMK m.171/5 ve m.231/13 kapsamında alınan kararları da dâhil etmiştir. Bu nedenle HAGB kararının güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması sırasında tespit edilmesi hukuken mümkündür.

7315 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre ilk defa veya yeniden memuriyete ya da kamu görevine atanacaklar hakkında arşiv araştırması yapılır. Aynı maddede belirtilen bazı görev ve kurumlar yönünden güvenlik soruşturması ile arşiv araştırmasının birlikte yapılması öngörülmektedir.

Bu kapsamda özellikle kolluk, istihbarat, ceza infaz kurumları, öğretmenlik ve kanunda belirtilen diğer kamu görevlerine ilişkin işe alım süreçlerinde araştırmanın kapsamı önem taşır.

Bununla birlikte HAGB kararının araştırmada tespit edilmesi ile güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılması aynı şey değildir. Yetkili idarenin değerlendirmesi, ilgili mevzuata, somut verilere ve kamu görevinin gereklerine dayanmalıdır.

7315 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca Değerlendirme Komisyonu, kendisine iletilen olgusal veriler hakkında nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar. İdarenin değerlendirme yetkisi sınırsız değildir; tesis edilen işlem yargısal denetime tabidir.

HAGB Nedeniyle Memuriyete Atanmama Kararına Karşı Ne Yapılabilir?

HAGB kararına dayanılarak kişinin kamu görevine atanmasının reddedilmesi durumunda, öncelikle işlemin hukuki gerekçesi incelenmelidir. HAGB’nin kesinleşmiş mahkûmiyet gibi kabul edilmesiyle güvenlik araştırmasında ortaya çıkan somut olguların değerlendirilmesi arasında hukuki fark bulunmaktadır.

İdari işleme karşı başvuruda özellikle şu hususlar önem taşıyabilir:

  • HAGB kararının tarihi, kesinleşme durumu ve varsa sonradan verilen düşme kararı.
  • Atamanın reddine ilişkin işlemin gerekçesi ve hukuki dayanağı.
  • İlgili kamu görevinin genel ve özel atanma şartları.
  • Arşiv araştırmasında yalnızca HAGB kararının mı yoksa başka somut olguların da mı değerlendirildiği.
  • İdarenin değerlendirmesinin nesnel, ölçülü ve denetlenebilir olup olmadığı.
  • Masumiyet karinesine aykırı biçimde kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmadan kişiye suçlu muamelesi yapılıp yapılmadığı.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre özel kanunda farklı süre öngörülmedikçe idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. İdari işlemlerde süre, kural olarak yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Zorunlu veya ihtiyari idari başvuruların süreye etkisi ayrıca değerlendirilmelidir.

HAGB’ye ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bu karar esas alınarak tesis edilen idari işlem farklı yargısal denetim yollarına tabidir. Bu nedenle HAGB kararının ceza hukuku yönünden değerlendirilmesi ile kamu görevine atanmama işlemine karşı idari dava açılması birlikte ele alınması gereken, ancak birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

HAGB ve Memuriyet Konusunda Yargı Kararları Ne Diyor?

Danıştay 12. Dairesinin 12.01.2026 tarihli kararı

Danıştay 12. Dairesinin 12.01.2026 tarihli, E.2025/5960, K.2026/40 sayılı kararında, hakkında HAGB kararı bulunan kişinin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandırılması nedeniyle kamu görevine atanmaması değerlendirilmiştir.

Danıştay, somut uyuşmazlıkta HAGB kararının hukuki sonuç doğurmaması ve kişinin kamu görevine engel kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunmaması karşısında, atamasının yapılmamasına ilişkin işlemi hukuka uygun bulan bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.

Bu karar, HAGB’nin doğrudan mahkûmiyet sonucu doğurduğu varsayımıyla hareket edilmemesi gerektiğini göstermektedir. Ancak kararın sonucu, bütün güvenlik soruşturması uyuşmazlıklarında HAGB bulunan kişinin mutlaka göreve atanacağı şeklinde yorumlanamaz. Her olayın idari işlem gerekçesi ve hukuki dayanağı ayrıca incelenmelidir.

Anayasa Mahkemesinin Ömer Aybar kararı

Anayasa Mahkemesinin 14.04.2016 tarihli, Ömer Aybar başvurusuna ilişkin B. No: 2013/6974 sayılı kararında, HAGB kararı bulunmasına rağmen ilgili kişinin suçu işlediğinin sabit olduğu kabul edilerek öğretmenlik mesleğine ilişkin olumsuz değerlendirme yapılması ele alınmıştır.

Anayasa Mahkemesi, ceza mahkûmiyetinin hukuki sonuç doğurmadığı durumda kişinin suçluluğunu kesinleşmiş gibi değerlendiren yargısal ifadeler nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu içtihat, HAGB kararının mahkûmiyet gibi nitelendirilmesinin masumiyet karinesi bakımından sorun oluşturabileceğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte kamu personelinin göreve uygunluğuna ilişkin idari değerlendirme yetkisi ile kişinin suçlu ilan edilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Nitekim Anayasa Mahkemesi, 04.12.2024 tarihli, E.2021/60, K.2024/200 sayılı norm denetimi kararında 7315 sayılı Kanun’un dava konusu düzenlemelerine yönelik iptal taleplerini reddetmiştir. Dolayısıyla HAGB kayıtlarının kanunen öngörülen arşiv araştırması kapsamında değerlendirilmesi ile bu karardan otomatik mahkûmiyet sonucu çıkarılması aynı hukuki mesele değildir.

HAGB Özel Sektörde İşe Girmeye Engel mi?

HAGB kararı, özel sektör işverenleri bakımından da kendiliğinden genel bir çalışma yasağı oluşturmaz. İşverenin işe alımda adli sicil belgesi istemesi ile HAGB’nin özel kayıt sistemine erişebilmesi farklı konulardır.

HAGB kararı olağan adli sicil belgesinde mahkûmiyet olarak görünmediğinden, yalnızca bu belgeyi inceleyen işverenin HAGB kararını belgeden öğrenmesi beklenmez.

Ancak bazı meslekler ve faaliyetler için kanunlarla ayrıca adli geçmiş, mesleğe kabul, güvenilirlik veya ruhsat şartları düzenlenmiş olabilir. Bu nedenle her meslek bakımından tek bir sonuç çıkarılamaz.

Özel sektörde HAGB kararının etkisi değerlendirilirken şu ayrımlar yapılmalıdır:

  • Olağan işe alım: HAGB kararı tek başına genel bir istihdam yasağı değildir.
  • Kanunla özel şart aranan meslekler: Mesleğe kabul ve faaliyet şartlarının ayrıca incelenmesi gerekir.
  • İş ilişkisinin devamı: HAGB kararının varlığı, tek başına her durumda haklı fesih nedeni oluşturmaz. İş ilişkisindeki somut olaylar, iş sözleşmesi ve ilgili iş hukuku hükümleri değerlendirilir.
  • Kişisel verilerin korunması: Adli geçmişe ilişkin bilgilerin toplanması, saklanması ve kullanılması hukuki dayanak ve ölçülülük koşullarına tabidir.

İşveren HAGB Kararını Öğrenirse İşten Çıkarabilir mi?

Bir işverenin çalışan hakkında HAGB kararı bulunduğunu öğrenmesi, iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ermesine neden olmaz. İş sözleşmesinin feshi bakımından 4857 sayılı İş Kanunu, ilgili özel mevzuat, sözleşme hükümleri ve somut davranışın iş ilişkisine etkisi değerlendirilmelidir.

HAGB kararından hareketle kişinin kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunduğu varsayılamaz. Bununla birlikte iş ilişkisini etkileyen bağımsız bir davranış söz konusuysa, işverenin bu davranışı iş hukukuna uygun koşullar altında değerlendirmesi mümkündür.

Bu nedenle yalnızca HAGB kararının varlığına dayanılarak işten çıkarma yapılmasıyla, işyerinde gerçekleşmiş ve hukuken ispatlanabilen somut bir davranış nedeniyle fesih yapılması birbirinden ayrılmalıdır.

HAGB Kaydı Kişisel Veri Olarak Korunur mu?

HAGB kararına ilişkin bilgiler kişinin adli geçmişiyle bağlantılı kişisel verilerdir. Bu verilerin elde edilmesi ve kullanılmasında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun hukuka uygunluk, amaçla sınırlılık ve ölçülülük ilkeleri dikkate alınmalıdır.

KVKK m.6 uyarınca ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirlerine ilişkin veriler özel nitelikli kişisel veriler arasında yer almaktadır. HAGB’nin mahkûmiyet niteliğinde olmaması ayrıca gözetilmekle birlikte, HAGB ve ceza dosyasına ilişkin bilgi işleme faaliyetleri kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallardan bağımsız değildir.

Özellikle işverenlerin veya üçüncü kişilerin kişinin adli geçmişi hakkında bilgi toplaması, bu bilgileri başka kişilerle paylaşması ve istihdam kararlarında kullanması bakımından geçerli hukuki sebep, veri işleme amacı ve kanuni sınırlar değerlendirilmelidir.

HAGB kayıtlarına erişim konusunda CMK m.231/13 ve 5352 sayılı Kanun m.6’daki özel sınırlamalar da önemini korur.

HAGB Denetim Süresi Bitince Kayıt Silinir mi?

CMK m.231/8 uyarınca yetişkinler hakkında verilen HAGB kararlarında genel denetim süresi beş yıldır. Çocuklar bakımından ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesinde üç yıllık özel denetim süresi düzenlenmiştir.

CMK m.231/10 gereğince denetim süresinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve öngörülen denetimli serbestlik yükümlülüklerine uyulması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir.

Ancak denetim süresinin bitmesi, kişi hakkındaki bütün adli bilgi ve belgelerin hiçbir işlem yapılmaksızın tüm sistemlerden silindiği anlamına gelmez. Denetim süresinin sona ermesi, mahkemenin düşme kararı vermesi ve kayıtların hukuki durumunun güncellenmesi ayrı hususlardır.

HAGB kararının güncel durumu değerlendirilirken özellikle şu belgeler önemlidir:

  • HAGB kararının kesinleşme bilgisi.
  • Denetim süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri.
  • Denetim süresinde yeni bir suç veya yükümlülük ihlali bulunup bulunmadığı.
  • Hükmün ortadan kaldırılmasına ve davanın düşmesine ilişkin mahkeme kararı.
  • İlgili kayıtların hukuki duruma uygun şekilde güncellenip güncellenmediği.

Denetim süresi sona erdiği hâlde dosyada düşme kararı bulunmuyorsa ilgili mahkemeden dosyanın değerlendirilmesi istenebilir. Kayıtlarla ilgili bir uyuşmazlık varsa kararın niteliğine ve kayıt sistemine göre yetkili merciden düzeltme veya silme talebinde bulunulması değerlendirilmelidir.

Denetim süresinin sonunda hükmün açıklanması veya düşme kararı verilmesinin koşulları, HAGB denetim süresinin sona ermesi hakkındaki ayrı makalede ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

HAGB Bozulursa Adli Sicile İşler mi?

Denetim süresi içinde kanunda belirtilen ihlal koşullarının gerçekleşmesi üzerine mahkemenin hükmü açıklaması veya yeni bir mahkûmiyet hükmü kurması durumunda HAGB aşamasından farklı bir hukuki durum ortaya çıkar.

Açıklanan veya yeniden kurulan mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesi hâlinde 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre kayıt yapılması gündeme gelir. Dolayısıyla HAGB kararının başlangıçta olağan sabıka kaydına işlenmemesi, daha sonra kesinleşmiş mahkûmiyet ortaya çıkması hâlinde de aynı sonucun devam edeceği anlamına gelmez.

Denetim süresinde işlenen yeni suçun etkisi ve hükmün açıklanma koşulları için HAGB denetim süresinde yeniden suç işlenmesi konusundaki açıklamalar ayrıca incelenebilir.

HAGB Kararı ile Cezanın Ertelenmesi Sicil Açısından Aynı mı?

HAGB ile hapis cezasının ertelenmesi aynı kurum değildir. HAGB’de açıklanması geri bırakılan hüküm, kanunda belirtilen istisna dışında sanık hakkında hukuki sonuç doğurmaz. Hapis cezasının ertelenmesinde ise kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü söz konusudur; cezanın infazına ilişkin özel bir rejim uygulanır.

Bu ayrım adli sicil ve arşiv kayıtları bakımından da önemlidir. 5352 sayılı Kanun m.9/3 uyarınca cezanın ertelenmesine ilişkin hükümler doğrudan arşive kaydedilirken HAGB kararları özel kayıt sistemine tabidir.

Bu nedenle bir kişinin HAGB kararı almasıyla hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi arasında yalnızca infaz bakımından değil, adli sicil ve mesleki sonuçlar bakımından da farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıntılı karşılaştırma için HAGB ile cezanın ertelenmesi arasındaki farklar incelenebilir.

2026 HAGB Değişiklikleri Adli Sicil Rejimini Değiştirdi mi?

16.07.2026 tarihinde kabul edilen ve 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle CMK’nın 231. maddesinin beşinci ila on dördüncü fıkraları yeniden düzenlenmiştir. Bu değişiklikler 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

7589 sayılı Kanun sonrasında da CMK m.231/13’te HAGB kararlarının özel bir sisteme kaydedilmesi ve bunların ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla bağlantılı sınırlı amaçlar için kullanılmasına ilişkin düzenleme korunmuştur.

Bu nedenle 2026 değişikliği, HAGB kararlarının normal adli sicile kesinleşmiş mahkûmiyet olarak kaydedilmesini öngören yeni bir kural getirmemiştir.

Bununla birlikte HAGB kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolları ve uygulanacak geçiş hükümleri bakımından karar tarihi önem taşımaktadır. Bu hususlar HAGB kararına istinaf ve temyiz başlıklı makalede ayrıca açıklanmaktadır.

HAGB Adli Sicil ve İş Hayatı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

HAGB kararı alan kişinin sabıkası temiz sayılır mı?

HAGB kararının kendisi normal adli sicile mahkûmiyet olarak işlenmez. Kişinin başka bir kesinleşmiş mahkûmiyeti yoksa bu karar nedeniyle sabıka kaydında mahkûmiyet görünmez. Ancak HAGB’nin özel bir sistemde kayıtlı olması ve kanunen yetkili merciler tarafından belirli amaçlarla kullanılabilmesi mümkündür.

HAGB kararı kamu kurumlarının arşiv araştırmasında görünür mü?

Evet. 7315 sayılı Kanun m.4/1-ç kapsamında HAGB kararları arşiv araştırmasına konu edilebilir. Bununla birlikte kaydın bulunması, kişinin kamu görevine atanmasının otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez.

HAGB kararı öğretmenliğe veya polisliğe engel midir?

HAGB tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet oluşturmaz. Ancak öğretmenlik ve kolluk görevleri gibi alanlarda özel atanma şartları ile güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükümleri uygulanabilir. Sonuç, ilgili görevin mevzuatına, araştırmadaki somut olgulara ve idari işlemin hukuki gerekçesine göre değerlendirilir.

HAGB kararı iş başvurusunda açıklanmak zorunda mı?

Her özel sektör iş başvurusu bakımından geçerli, genel bir HAGB açıklama yükümlülüğü bulunduğu söylenemez. İşverenin hangi bilgiyi hangi hukuki dayanakla istediği, başvurulan mesleğe özgü kanuni şartlar ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurallar birlikte incelenmelidir. Kesinleşmiş mahkûmiyet sorusu ile HAGB kararının bulunup bulunmadığına ilişkin soru aynı değildir.

HAGB nedeniyle reddedilen memuriyet başvurusu için dava açılabilir mi?

Evet. Atamanın yapılmamasına ilişkin idari işleme karşı koşulları varsa idari yargıya başvurulabilir. Genel dava açma süresi, özel bir düzenleme bulunmadıkça altmış gündür. Ancak işlemin tebliği, idari başvurular ve özel mevzuat hükümleri dikkate alınarak süre ayrıca hesaplanmalıdır.

HAGB kararı verildikten sonra beraat kararı alınabilir mi?

HAGB kararı ile beraat kararı farklı sonuçlar doğurur. HAGB kararının hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa uygulanabilir kanun yoluna başvurulması değerlendirilmelidir. Başvurunun kapsamı ve mahkemenin verebileceği karar, karar tarihine ve ilgili kanun yolu rejimine bağlıdır. HAGB’nin verilme koşulları ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları ve sonuçları başlıklı makalede ayrıca ele alınmaktadır.

Sonuç: HAGB Adli Sicile İşlenmese de Mesleki Etkileri Değerlendirilmelidir

HAGB kararı, normal adli sicil kaydına kesinleşmiş mahkûmiyet olarak işlenmez. Bununla birlikte CMK m.231/13 kapsamında özel sistemde kayıtlı tutulur ve kamu görevine girişte 7315 sayılı Kanun uyarınca yapılan arşiv araştırmasında değerlendirilebilecek bilgiler arasında yer alabilir.

Bu nedenle HAGB kararının iş hayatına etkisi hakkında yalnızca sabıka kaydının temiz olup olmadığına bakılarak sonuca varılmamalıdır. HAGB kararının hukuki niteliği, başvurulan mesleğin özel şartları, güvenlik soruşturmasının kapsamı, denetim süresinin sona erip ermediği ve varsa düşme kararı birlikte incelenmelidir.

Özellikle kamu görevine atanmama, mesleğe kabulün reddedilmesi veya iş sözleşmesinin sona erdirilmesi gibi sonuçlar ortaya çıktığında, ilgili kararın gerekçesi ve başvuru süresi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer