Ceza Davasında Şikayetten Vazgeçme: Şartlar ve Sonuçlar

Şikayetten vazgeçme, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, suçtan zarar gören kişinin daha önce yaptığı şikâyeti geri almasıdır. Geçerli bir vazgeçme, soruşturma aşamasında kamu davası açılmasını engelleyebilir; dava açıldıktan sonra ise şartları varsa ceza davasının düşmesine yol açar. Ancak şikâyetten vazgeçmek her suçta davayı sona erdirmez. Re’sen soruşturulan suçlarda mağdur şikâyetini geri alsa bile Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya, mahkeme de yargılamaya devam edebilir.

Şikâyetten vazgeçmenin ceza davasına etkisi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 73. maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesi çerçevesinde değerlendirilir. Suçun şikâyete bağlı olup olmadığı, vazgeçme beyanının geçerliliği, sanığın tutumu ve hükmün kesinleşip kesinleşmediği sonucu belirleyen temel hususlardır.

Şikâyetten Vazgeçme Ceza Davasını Düşürür mü?

Şikâyetten vazgeçme, kural olarak yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda davanın düşmesine neden olabilir. TCK 73/4 uyarınca, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürür. Bunun ceza muhakemesindeki karşılığı CMK 223/8’de düzenlenen düşme kararıdır.

Şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşebilmesi için şu hususlar birlikte değerlendirilir:

  • İsnat edilen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmalıdır.
  • Vazgeçme beyanı, şikâyet hakkı bulunan kişi tarafından yapılmalıdır.
  • Beyan açık, kesin ve özgür iradeye dayalı olmalıdır.
  • Vazgeçme, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşmelidir.
  • TCK 73/6 kapsamında sanığın vazgeçmeye ilişkin tutumu değerlendirilmelidir.
  • CMK 223/9 gereğince derhâl beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Dolayısıyla mağdurun mahkemeye yalnızca “Şikâyetçi değilim.” demesi, suçun niteliği araştırılmadan davanın sona erdirilmesi için yeterli değildir.

Şikâyetten vazgeçme dışındaki düşme nedenleri ve hükmün sonuçları hakkında ceza davasının düşmesi kararı başlıklı yazımızda ayrıntılı bilgi bulunmaktadır.

Hangi Suçlarda Şikâyetten Vazgeçilebilir?

Şikâyetten vazgeçmenin davayı sona erdirici etkisi, kanunun soruşturma ve kovuşturmayı mağdurun şikâyetine bağladığı suçlarda ortaya çıkar. Bu suçlar bakımından şikâyet, ceza muhakemesinin yürütülebilmesi için aranan bir şarttır.

Bir suçun şikâyete bağlı olup olmadığı yalnızca suçun adına bakılarak belirlenemez. Suçun temel şekli şikâyete bağlı olduğu hâlde, nitelikli şekli re’sen soruşturulabilir. Bu nedenle somut olayda uygulanan kanun maddesi, suçun işleniş biçimi ve ilgili özel hükümler birlikte incelenmelidir.

Özellikle aynı olayda birden fazla suçun bulunduğu durumlarda bu ayrım önemlidir. Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suç yönünden sonuç doğururken re’sen soruşturulan diğer suç yönünden yargılama devam edebilir.

Şikâyet koşulunun maddi ceza hukukundaki kapsamı, altı aylık şikâyet süresi ve suçlara ilişkin özel düzenlemeler için TCK 73 kapsamında şikâyete bağlı suçlar hakkındaki incelemeye başvurulabilir.

Soruşturma Aşamasında Şikâyetten Vazgeçilirse Ne Olur?

Şikâyete bağlı bir suçta, Cumhuriyet savcılığı henüz iddianame düzenlememişken şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde, vazgeçmenin hukuken geçerli olup olmadığı değerlendirilir.

Şikâyet koşulu ortadan kalkmışsa ve soruşturmaya devam edilmesini gerektiren başka bir hukuki neden bulunmuyorsa Cumhuriyet savcısı, CMK 172/1 uyarınca kovuşturma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir.

Bu aşamada henüz açılmış bir kamu davası bulunmadığından mahkemenin davanın düşmesine karar vermesi söz konusu değildir. Soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması ile açılmış bir kamu davasının düşmesi birbirinden farklı işlemlerdir.

Öte yandan soruşturma konusu fiilin şikâyete bağlı olmayan başka bir suçu da oluşturduğunun anlaşılması hâlinde, Cumhuriyet savcısı bu suç yönünden soruşturmayı sürdürebilir.

Ceza Davası Açıldıktan Sonra Şikâyetten Vazgeçilirse Ne Olur?

İddianamenin kabul edilmesiyle kovuşturma evresi başlar. Bu aşamada suçtan zarar gören kişi şikâyetinden vazgeçerse mahkeme öncelikle suçun şikâyete bağlı olup olmadığını ve vazgeçmenin geçerliliğini inceler.

Şartların gerçekleşmesi hâlinde CMK 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir.

Şikâyetten vazgeçme, ilk duruşmada, delillerin tartışılması sırasında veya hüküm verildikten sonra karar henüz kesinleşmeden önce gerçekleşebilir. TCK 73/4 bakımından belirleyici sınır, hükmün kesinleşmesidir.

Ancak şikâyetten vazgeçme beyanı tek başına her durumda derhâl düşme kararı verilmesini gerektirmez. Mahkeme, sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediğini ve CMK 223/9 kapsamında derhâl beraat koşullarının bulunup bulunmadığını da değerlendirmelidir.

Karar Kesinleştikten Sonra Şikâyetten Vazgeçilebilir mi?

Hüküm kesinleştikten sonra yapılan şikâyetten vazgeçme, TCK 73/4 uyarınca cezanın infazına engel olmaz.

Örneğin şikâyete bağlı bir suç nedeniyle verilen mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra mağdurun şikâyetini geri alması, tek başına mahkûmiyetin ortadan kaldırılmasını veya cezanın infazının durdurulmasını sağlamaz.

Bu nedenle hükmün verilmiş olması ile kesinleşmiş olması arasında ayrım yapılmalıdır. İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı vermiş olması, tek başına şikâyetten vazgeçme hakkının artık kullanılamayacağı anlamına gelmez.

Şikâyetten Vazgeçme Nasıl Yapılır?

Şikâyetten vazgeçme, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu aşamaya göre yetkili mercie yöneltilen açık bir irade açıklamasıyla yapılır.

Savcılıkta Şikâyetten Vazgeçme

Soruşturma aşamasında suçtan zarar gören kişi, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe sunarak veya beyanını usulüne uygun şekilde tutanağa geçirterek şikâyetinden vazgeçtiğini bildirebilir.

Vazgeçme beyanının soruşturma dosyasına alınması ve hangi fiile ilişkin olduğunun açıkça anlaşılması gerekir. Özellikle birden fazla olay veya suçun bulunduğu dosyalarda vazgeçmenin kapsamı tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.

Mahkemede Şikâyetten Vazgeçme

Kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçme, mahkemeye yazılı dilekçe verilerek veya duruşmada sözlü olarak açıklanıp tutanağa geçirilerek yapılabilir.

Mahkeme, vazgeçme beyanının hangi suç ve sanıklarla ilgili olduğunu değerlendirir. Gerekli hâllerde beyanın açıklığa kavuşturulmasını ve sanığın tutumunun belirlenmesini sağlar.

Vazgeçme dilekçesinde dosya numarasının, ilgili olayın ve şikâyetten vazgeçme iradesinin açıkça belirtilmesi önemlidir. Ayrıca yalnızca ceza şikâyetinden mi, yoksa tazminat gibi şahsi haklardan da mı vazgeçildiği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Şikâyetten Vazgeçme Beyanının Geçerli Olmasının Şartları Nelerdir?

Şikâyetten vazgeçme, hukuki sonuç doğuran bir irade açıklamasıdır. Bu nedenle yalnızca sözlerin biçimine değil, açıklamanın gerçek anlamına ve özgür iradeye dayanıp dayanmadığına bakılır.

Açık ve kesin irade: Vazgeçme beyanından kişinin şikâyetini sürdürmek istemediği anlaşılmalıdır. Belirsiz veya şartlı açıklamaların hukuki niteliği ayrıca incelenir.

Özgür irade: Tehdit, baskı veya iradeyi sakatlayan başka bir nedenle verilen açıklamanın geçerliliği tartışmalı olabilir. Şikâyetten vazgeçildiğini gösteren imzalı bir dilekçenin bulunması, bu dilekçenin her durumda özgür iradeyle verildiğini kanıtlamaz.

Şikâyet hakkı: Vazgeçme, ilgili suç bakımından şikâyet hakkını kullanmaya yetkili kişi tarafından gerçekleştirilmelidir. Çocuk mağdurlar ve kanuni temsilciyle menfaat çatışması bulunan durumlar özel değerlendirme gerektirir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.12.2014 tarihli, E. 2013/42439, K. 2014/36503 sayılı kararında, şikâyetten vazgeçmenin geri alınamaması ilkesiyle birlikte vazgeçme açıklamasının özgür iradeye dayanması gerekliliği incelenmiştir. Kararda, şikâyetçinin baskı altında dilekçe verdiğine ilişkin açıklamaları ve dosyanın koşulları değerlendirilerek vazgeçmenin özgür iradenin ürünü olduğunun ortaya konulamadığı kabul edilmiştir.

Bu içtihat, şikâyetten vazgeçme dilekçesinin varlığının tek başına yeterli olmadığını ve iradenin sakatlandığına ilişkin somut iddiaların araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Sanık Şikâyetten Vazgeçmeyi Kabul Etmezse Ne Olur?

TCK 73/6 uyarınca, kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçme, bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez.

Bu düzenleme, sanığın kendisine yöneltilen suçlamaya karşı yargılamanın sürmesini ve beraat kararı verilmesini istemesiyle ilgilidir. Ancak sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesinin hukuki sonucu, kendiliğinden mahkûmiyet kararı verilebileceği şeklinde yorumlanamaz.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarihli, E. 2018/589, K. 2020/421 sayılı kararı bu konuda önemlidir. Kararda, sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmemesi üzerine yargılamaya devam edilmesi hâlinde, suçun sabit olmaması durumunda beraat kararı verilmesi gerektiği; suçun sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise şikâyet koşulunun ortadan kalkması nedeniyle mahkûmiyet yerine davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla sanığın vazgeçmeye ilişkin tutumu, beraat hakkı ve kovuşturma şartının ortadan kalkması birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle şikâyetten vazgeçmenin geçerliliğinin tartışıldığı veya sanığın beraat talebinde bulunduğu dosyalarda şikâyet koşulu ve savunma haklarının birlikte değerlendirilmesi, yanlış hüküm kurulmasının önlenmesi açısından önem taşır.

Birden Fazla Sanık Varsa Şikâyetten Vazgeçme Hepsini Etkiler mi?

TCK 73/5 uyarınca, iştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar.

Bu düzenleme şikâyetin bölünmezliği ilkesiyle ilişkilidir. Aynı suçun iştirak hâlinde işlendiği durumlarda şikâyetçinin yalnızca sanıklardan biri hakkındaki şikâyetini geri aldığını belirtmesi, diğer sanıklar yönünden vazgeçmenin etkisinin değerlendirilmesini gerektirir.

Ancak bu kural, aynı dosyada bulunan her suçun veya birbirinden bağımsız bütün fiillerin otomatik olarak kapsam dışına çıkacağı anlamına gelmez. Vazgeçmenin hangi fiile ilişkin olduğu ve sanıkların aynı suça iştirak edip etmedikleri araştırılmalıdır.

Ayrıca diğer sanıkların TCK 73/6 kapsamındaki kabul etmeme hakları da göz ardı edilmemelidir.

Birden Fazla Şikâyetçi Varsa Birinin Vazgeçmesi Yeterli midir?

Birden fazla kişinin şikâyet hakkına sahip olduğu durumlarda, bir şikâyetçinin vazgeçmesi diğerlerinin şikâyet hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

TCK 73/3, şikâyet hakkına sahip kişilerden birinin altı aylık süreyi geçirmesinin diğerlerinin haklarını düşürmeyeceğini düzenler. Benzer şekilde her hak sahibinin şikâyet ve vazgeçme iradesi kendi hukuki durumu bakımından değerlendirilmelidir.

Bu nedenle birden fazla mağdurun bulunduğu olaylarda hangi kişinin hangi suçtan zarar gördüğü ve şikâyet hakkının kime ait olduğu belirlenmeden davanın tamamı hakkında düşme kararı verilmesi doğru olmayabilir.

Şikâyetten Vazgeçme Beraat Anlamına Gelir mi?

Hayır. Şikâyetten vazgeçme nedeniyle verilen düşme kararı ile beraat kararı farklı hukuki sonuçlara dayanan hükümlerdir.

Beraat kararı, CMK 223/2’de belirtilen nedenlerden birinin bulunmasına dayanır. Örneğin yüklenen fiilin sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması veya suçun sanık tarafından işlendiğinin ispatlanamaması beraat nedenidir.

Düşme kararı ise yargılamanın sürdürülmesini engelleyen hukuki bir nedenin bulunmasıyla ilgilidir. Geçerli bir şikâyetten vazgeçme sonucunda şikâyet koşulunun ortadan kalkması buna örnektir.

CMK 223/9’a göre derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde düşme kararı verilemez. Bu düzenleme, beraat koşullarının açıkça mevcut olduğu durumlarda davanın yalnızca usuli nedenle sona erdirilmesini önler.

Dolayısıyla şikâyetten vazgeçilmiş olması, sanığın suç işlediğinin kabul edildiği veya suçsuzluğunun kesin biçimde tespit edildiği anlamına gelmez. Kararın hangi hukuki gerekçeyle verildiği önemlidir.

Şikâyetten Vazgeçme ile Davaya Katılmaktan Vazgeçme Aynı Şey midir?

Şikâyetten vazgeçme ile kamu davasına katılmaktan vazgeçme farklı kurumlardır.

Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda kovuşturma şartını etkileyebilir. Buna karşılık davaya katılmaktan vazgeçme, kişinin ceza davasındaki katılan sıfatına ve bu sıfata bağlı usuli haklarına ilişkindir.

CMK 243 uyarınca katılanın katılmadan vazgeçmesi hâlinde katılma hükümsüz kalır. Ancak katılmadan vazgeçme açıklaması her durumda şikâyetten de vazgeçildiği anlamına gelmez. Beyanın içeriği ayrı değerlendirilmelidir.

Katılan sıfatının kazanılması, bu sıfata bağlı haklar ve katılmanın sona ermesinin sonuçları için kamu davasına katılma ve müdahillik hakkındaki yazımız incelenebilir.

Şikâyetten Vazgeçince Tazminat Hakkı da Kaybedilir mi?

Şikâyetten vazgeçmek, her durumda maddi ve manevi tazminat hakkından vazgeçmek anlamına gelmez. Ceza şikâyeti ile suç nedeniyle doğabilecek özel hukuk talepleri birbirinden ayrıdır.

TCK 73/7 uyarınca, kamu davası şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmüş ve suçtan zarar gören kişi vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde dava açamaz.

Bu hüküm bakımından iki husus önemlidir:

  • Şikâyetten vazgeçmenin yanında şahsi haklardan da vazgeçildiğinin ayrıca açıklanması gerekir.
  • Yalnızca ceza şikâyetinin geri alınması, tek başına bütün tazminat haklarından vazgeçildiği anlamına gelmez.

TCK 74/2 de kamu davasının düşmesinin malların geri alınması ve uğranılan zararın tazmini amacıyla açılan şahsi hak davasını etkilemeyeceğini düzenler. Ancak TCK 73/7 kapsamında şahsi haklardan ayrıca vazgeçilmesinin sonuçları saklıdır.

Bu nedenle şikâyetten vazgeçme dilekçesi hazırlanırken ceza şikâyeti ile tazminat ve diğer özel hukuk taleplerinin birbirine karıştırılmaması gerekir.

Şikâyetten Vazgeçtikten Sonra Yeniden Şikâyetçi Olunabilir mi?

Geçerli şekilde yapılan şikâyetten vazgeçme, kural olarak geri alınamayan bir muhakeme işlemidir. Bu nedenle aynı fiil bakımından daha sonra yeniden şikâyetçi olunduğunun açıklanması, önceki geçerli vazgeçmeyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte önceki vazgeçme beyanının tehdit, baskı veya iradeyi sakatlayan başka bir nedenle verildiği ileri sürülüyorsa, beyanın baştan itibaren geçerli olup olmadığı ayrıca incelenebilir.

Buradaki ayrım önemlidir: Geçerli bir vazgeçmeden sonradan pişmanlık duyulması başka, vazgeçme iradesinin başlangıçtan itibaren sakatlanmış olması başka bir hukuki meseledir.

Şikâyet Süresi ile Şikâyetten Vazgeçme Süresi Aynı mıdır?

Şikâyette bulunma süresi ile yapılmış şikâyetten vazgeçmenin sonuç doğurabileceği zaman dilimi birbirinden farklıdır.

TCK 73/1 ve 73/2 uyarınca şikâyete bağlı suçlarda genel şikâyet süresi, hak sahibinin fiili ve failin kimliğini bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Dava zamanaşımı sınırı da saklıdır.

7531 sayılı Kanun’la TCK 73/2’ye eklenen düzenleme gereğince, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret suçlarında şikâyet süresi her hâlükârda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Bununla birlikte CMK geçici 7/1 uyarınca bu değişiklik, yürürlüğe girdiği tarihte soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalarda uygulanmaz.

Buna karşılık şikâyetten vazgeçmenin kovuşturmayı sona erdirici etkisi bakımından TCK 73/4’te hükmün kesinleşmesi sınır olarak düzenlenmiştir.

Dolayısıyla altı aylık süre, kural olarak şikâyetin yapılmasına ilişkindir; şikâyetten vazgeçmek için hüküm kesinleşmeden önce ayrıca altı aylık bir süre öngörülmemiştir.

Şikâyetten Vazgeçme ile Uzlaştırma Arasındaki Fark Nedir?

Şikâyetten vazgeçme ile uzlaştırma aynı hukuki işlem değildir.

Şikâyetten vazgeçme, şikâyet hakkı sahibinin kovuşturma talebini geri almasıdır. Uzlaştırma ise CMK 253 ve devamındaki maddelerde belirlenen şartlara ve usule bağlı olarak yürütülen ayrı bir ceza muhakemesi kurumudur.

Uzlaştırmada tarafların uzlaşması, edimin belirlenmesi ve uzlaştırmanın hukuki sonuçları özel hükümlere tabidir. Uzlaştırma kapsamına giren bir suç bulunması, her uzlaştırma görüşmesinin şikâyetten vazgeçme olarak değerlendirilmesini gerektirmez.

Ayrıca her şikâyete bağlı suçun uzlaştırma kapsamında bulunduğu veya uzlaştırmaya tabi bütün suçların mutlaka şikâyete bağlı olduğu söylenemez.

Uzlaştırmanın kapsamı ve uygulanma koşulları hakkında ceza muhakemesinde uzlaştırma başlıklı yazımızdan bilgi alınabilir.

Şikâyetten Vazgeçme Nedeniyle Verilen Düşme Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Şikâyetten vazgeçme nedeniyle ilk derece ceza mahkemesince verilen düşme kararı, CMK 223/1 uyarınca bir hükümdür. Bu nedenle karara karşı başvurulacak kanun yolu, kural olarak hükümler için düzenlenen istinaftır; her düşme kararına doğrudan CMK 267 anlamında itiraz edilmez.

CMK 273/1 uyarınca istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye yapılır. Başvuru hakkına sahip kişiler ve kararın kanun yoluna elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.

Şikâyetten vazgeçmenin geçerli olmadığı, suçun re’sen soruşturulması gerektiği veya derhâl beraat kararı verilmesi gerektiği gibi iddialar, koşulları varsa kanun yolu incelemesinde ileri sürülebilir.

Karar tarihi, tebliğ bilgileri ve uygulanabilecek geçiş hükümleri incelenmeden kanun yolu süresi hakkında değerlendirme yapılmamalıdır.

Şikâyetten Vazgeçme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Şikâyetten vazgeçme sürecinde yapılan hatalar, hem suçtan zarar gören hem de şüpheli veya sanık bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.

  • Suçun niteliğinin yanlış belirlenmesi: Re’sen soruşturulan bir suçta şikâyetten vazgeçmenin davayı sona erdireceğinin düşünülmesi.
  • Belirsiz vazgeçme beyanı: Hangi fiilden veya hangi şikâyetten vazgeçildiğinin açık olmaması.
  • Sanığın tutumunun değerlendirilmemesi: TCK 73/6 ve ilgili içtihadın göz ardı edilmesi.
  • Şahsi hakların karıştırılması: Ceza şikâyetinin geri alınmasıyla maddi ve manevi tazminat hakkından da vazgeçildiğinin düşünülmesi.
  • Kesinleşmenin gözden kaçırılması: Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünden sonra yapılan vazgeçmenin infazı durduracağının sanılması.
  • Beraat olasılığının incelenmemesi: CMK 223/9’un uygulanıp uygulanamayacağının değerlendirilmeden düşme kararı verilmesi.

Bu nedenle vazgeçme beyanı verilmeden veya bu beyana dayanılarak karar kurulmadan önce suçun şikâyete bağlı olup olmadığı, dosyanın aşaması ve beyanın hukuki kapsamı belirlenmelidir.

Şikâyetten Vazgeçme Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Şikâyetçi mahkemeye gelmezse şikâyetinden vazgeçmiş sayılır mı?

Hayır. Şikâyetçinin duruşmaya katılmaması, tek başına şikâyetten vazgeçtiği anlamına gelmez. CMK 235 kapsamında davete uymamanın sonuçları ile şikâyetten vazgeçmenin sonuçları farklıdır. Vazgeçme iradesi açıkça ortaya konulmalıdır.

Şikâyetçi uzlaştığını söylerse dava kendiliğinden düşer mi?

Hayır. Uzlaştırma işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı ve CMK 253-254 kapsamında hangi hukuki sonucun doğduğu incelenmelidir. Tarafların kendi aralarında anlaştıklarını belirtmesi, tek başına usulüne uygun uzlaştırma işleminin gerçekleştiğini göstermez.

Şikâyetten vazgeçme sanığın adli sicil kaydını siler mi?

Şikâyetten vazgeçme, mevcut adli sicil kayıtlarının otomatik olarak silinmesini sağlamaz. Soruşturmanın sona ermesi, kovuşturma aşamasında düşme kararı verilmesi ve kesinleşmiş mahkûmiyetin bulunması birbirinden farklı durumlardır. Adli sicile ilişkin sonuç, verilmiş kararın hukuki niteliğine göre değerlendirilir.

Mağdur şikâyetinden vazgeçerse savcı yine de dava açabilir mi?

Suç re’sen soruşturuluyorsa Cumhuriyet savcısı, şikâyetten vazgeçilmiş olmasına rağmen yeterli şüphe ve diğer yasal koşulların bulunması hâlinde kamu davası açabilir. Suçun soruşturulması şikâyete bağlıysa geçerli vazgeçmenin kovuşturma şartına etkisi değerlendirilir.

Şikâyetten vazgeçme karşılığında zarar ödenmesi şart koşulabilir mi?

Taraflar zararın giderilmesi konusunda görüşebilir. Ancak gelecekte belirli bir şartın gerçekleşmesine bağlı ifadeler, doğrudan ve kesin bir şikâyetten vazgeçme açıklaması olarak kabul edilmeyebilir. Ödeme, uzlaştırma ve vazgeçme işlemlerinin hukuki sonuçları birbirinden ayrılmalıdır.

Sonuç: Şikâyetten Vazgeçmenin Hukuki Etkisi Nasıl Belirlenir?

Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda ceza muhakemesinin sona ermesine yol açabilen önemli bir işlemdir. Soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesine, kovuşturma aşamasında ise CMK 223/8 uyarınca davanın düşmesine neden olabilir.

Bununla birlikte sonuç, yalnızca mağdurun şikâyetini geri almasına bağlı değildir. Suçun niteliği, vazgeçmenin geçerliliği, sanığın beyanı, derhâl beraat koşulları ve hükmün kesinleşme durumu birlikte incelenmelidir. Re’sen soruşturulan suçlarda şikâyetten vazgeçilmesi tek başına yargılamayı sona erdirmez.

Özellikle şahsi haklardan vazgeçmenin ayrıca açıklanmasının tazminat talepleri üzerinde doğurabileceği sonuçlar dikkate alınarak, şikâyetten vazgeçme iradesinin kapsamı açık biçimde belirlenmelidir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer