Amme alacağı aciz hali, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 75. maddesine göre, kamu borçlusu hakkında yürütülen takip sonucunda haczedilebilecek mal bulunmaması veya haczedilen malların satış bedelinin kamu borcunu karşılamaması durumudur. Tahsil dairesi, takip aşamalarını ve ödenmemiş borç tutarını aciz fişi ile tespit eder. Aciz hali vergi veya diğer kamu borcunu silmez; ancak gecikme zammının uygulanmasına, faiz ve teminat aranmaksızın tecil yapılmasına ve tahsil dairesinin sonraki işlemlerine doğrudan etki eder. Borçlunun sonradan borcu karşılayabilecek mal edinmesi halinde takip yeniden etkin biçimde sürdürülebilir.
6183 Sayılı Kanun’a Göre Aciz Hali Nedir?
6183 sayılı Kanun’un 75. maddesi iki alternatif olguyu aciz hali olarak kabul eder: Borçlunun haczi caiz hiçbir malının bulunmaması veya haczedilmiş malların satışından elde edilen bedelin borcu karşılamaması. Bu nedenle aciz hali yalnızca borçlunun gelirinin düşük, işletmesinin zararda ya da banka hesabının boş olmasına indirgenemez. Esas mesele, kanuni takip sonucunda kamu alacağının haczi mümkün mal, hak ve alacaklardan tahsil edilememesidir.
Değerlendirmede borçlunun taşınmazları, taşıtları, banka varlıkları, üçüncü kişilerdeki alacakları, haczedilebilir gelirleri ve diğer malvarlığı unsurları araştırılır. Kanunen haczedilemeyen eşyaların mevcut olması, tek başına aciz halini ortadan kaldırmaz. Öte yandan üzerinde başka alacaklıların haciz veya rehin hakları bulunan bir malın yalnızca brüt değerine bakılması da yeterli değildir; kamu alacağına fiilen kalabilecek tutar önemlidir. Kapsama giren alacak türleri ve takip yetkisi bakımından 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacağı ayrımı dikkate alınır.
Aciz Hali ile Tahsil Edilemeyen ve Tahsil Edilemeyeceği Anlaşılan Alacak Aynı Şey midir?
Hayır. Kanun’un 3. maddesi, tahsil edilemeyen ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarını ayrıca tanımlar. Bu kavramlar özellikle şirket ortakları ve kanuni temsilciler gibi diğer sorumlulara başvurulmasında önemlidir. Aciz hali ise 75. maddede düzenlenen, borçlunun takip sonucundaki malvarlığı yetersizliği durumudur.
| Kavram | Hukuki ölçüt | Başlıca sonuç |
|---|---|---|
| Aciz hali (m. 75) | Haczi caiz mal bulunmaması veya satış bedelinin borcu karşılamaması; takip safhalarının ve bakiyenin aciz fişiyle tespiti | m. 76 kapsamında özel tecil, m. 52 kapsamında gecikme zammının durması ve malvarlığı takibi |
| Tahsil edilemeyen amme alacağı (m. 3) | Malvarlığı araştırmasında haczedilebilir mal bulunamaması veya satış bedelinin yetersiz kalması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen tutar | Özel sorumluluk hükümlerinin koşulları varsa diğer sorumlulara takip imkânı |
| Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı (m. 3) | Takibin herhangi bir aşamasında, hacizli malın değerinden veya iflas masasından tahsil olanağının bulunmadığının anlaşılması gibi objektif nedenler | Fiilî tahsilat tamamlanmadan da kanunun öngördüğü sorumluluk mekanizmalarının değerlendirilmesi |
| Tahsil zamanaşımı (m. 102-104) | Kanuni sürenin, kesilme ve işlememe nedenleri gözetilerek dolması | Aciz halinden ayrı bir zamanaşımı sonucu; aciz fişi kendi başına zamanaşımı yaratmaz |
Buradan çıkan sonuç şudur: Her aciz hali maddi anlamda tahsil yetersizliğine işaret eder; ancak her “tahsil edilemeyeceği anlaşılan” alacak için 75. madde kapsamında aciz fişi düzenlenmiş olması şart değildir. Bununla birlikte fişin gerekip gerekmediği ve alacağın diğer sorumlulardan istenip istenemeyeceği, başvurulan sorumluluk normuna ve tahsil imkânsızlığının somut delillerine göre belirlenir.
Aciz Hali Nasıl Tespit Edilir? Aciz Fişinde Neler Bulunmalıdır?
Aciz fişini düzenleyen makam, 6183 sayılı Kanun’u uygulayan alacaklı tahsil dairesidir. Borçlunun kendi beyanı, muhasebe bilançosu veya özel icra dairesinden aldığı belge, 75. madde kapsamında kamu aczinin kendiliğinden tespiti anlamına gelmez.
- Takip dayanağı belirlenir: Vadesinde ödenmeyen ve takip edilebilir kamu alacağı, ödeme ve tebligat kayıtlarıyla saptanır.
- Malvarlığı araştırılır: Haczi mümkün taşınır, taşınmaz, hak, mevduat ve üçüncü kişilerdeki alacaklar incelenir.
- Haciz ve satış sonuçları değerlendirilir: Hiç haczedilebilir mal bulunmadığı veya paraya çevirme sonucunda alacağın karşılanamadığı somut belgelerle gösterilir.
- Bakiye borç hesaplanır: Yapılmış ödemeler, tahsilatlar, mahsuplar ve hukuken uygulanabilir ferî alacaklar dikkate alınır.
- Aciz fişi düzenlenir: Uygulanan takip işlemleri ile bunların sonunda kalan kamu borcu fişte belirtilir.
Belge, tek satırlık “mal bulunamadı” değerlendirmesinden ibaret olmamalıdır. Araç ve tapu kayıtları, banka ve alacak araştırmaları, haciz tutanakları, kıymet takdirleri, satış sonuçları ve önceki rehinlerin tahsilata etkisi, dosyanın denetlenebilir olmasını sağlar. Aciz fişi eksik araştırmayı hukuka uygun hale getirmez; gerçek tahsil kabiliyeti somut olarak değerlendirilmelidir.
Aciz fişi ile İcra ve İflas Kanunu’ndaki aciz vesikası arasındaki fark
6183 sayılı Kanun’un 75. maddesindeki aciz fişi, kamu alacağının özel takip sistemine aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndaki geçici veya kesin aciz vesikası ise genel icra takibinin belgesidir. Gelir İdaresi Başkanlığının Tahsilat Genel Tebliği (Seri: A, Sıra No: 1) uyarınca, özel alacaklıların genel icra dosyalarında düzenlenmiş aciz vesikaları, tek başına 6183 sayılı Kanun’a göre aciz halinin tespiti veya gecikme zammının durması sonucunu doğurmaz. Tahsil dairesi kamu alacağı için kendi araştırmasını yapmalıdır.
Aciz Halinde Kamu Borcu Silinir mi, Haciz ve Takip Sona Erer mi?
Aciz hali borcu sona erdirmez ve genel bir vergi affı oluşturmaz. Aciz fişi, belirli aşamada tahsil kabiliyeti bulunmadığının tespitidir; alacağın maddi hukuk bakımından ortadan kalktığına ilişkin bir terkin kararı değildir. 6183 sayılı Kanun’un 76. maddesi de tahsil dairesine, borçlunun mali durumunu tahsil zamanaşımı içinde sürekli takip etme görevi yükler.
Borçlu sonradan mal, gelir veya alacak edindiğinde kamu idaresi haciz ve tahsil işlemlerine devam edebilir. Hacze konu malın takip edilen alacağı karşılayabilecek değerde olduğu saptanırsa aciz hali kaldırılır. Hacizlerin sırası, rehin hakları ve başka alacaklıların önceliği bakımından amme alacağında rüçhan hakkı ve hacze iştirak kuralları ayrıca belirleyicidir.
Aciz hali ile 6183 sayılı Kanun’un 106. maddesindeki tahsil imkânsızlığı sebebiyle terkin de karıştırılmamalıdır. Terkin, kanunun çizdiği parasal ve idari yetki sınırları içinde ayrı bir işlemdir; yalnızca aciz fişi düzenlenmiş olması, borcun silinmesini gerektirmez.
Aciz Halinde Gecikme Zammı Ne Zaman Durur ve Tekrar Başlar?
6183 sayılı Kanun’un 52. maddesi uyarınca gecikme zammı, aciz halinin sabit olduğu güne kadar uygulanır. Gelir İdaresi Başkanlığının Seri: A, Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği bu kuralı uygulamada aciz fişinin düzenlendiği tarih üzerinden açıklar: Kamu alacağına fişin tanzim edildiği tarihe kadar, o tarih hariç, gecikme zammı hesaplanır; aciz hali devam ettiği sürece uygulanmaz.
Tebliğ açıklamasına göre aciz hali devam ederken vadesi gelen diğer kamu alacaklarına da gecikme zammı uygulanmaz. Bununla birlikte borçlunun sonradan kamu alacağını karşılayabilecek değerde mal edindiği anlaşılırsa aciz hali ortadan kalkar ve mal edinme tarihinden itibaren, o tarih dahil, gecikme zammı yeniden işlemeye başlar. Sırf küçük tutarlı veya haczedilemeyen bir mal edinildi diye aciz halinin ortadan kalktığı kabul edilemez; malın niteliği ve tahsil kabiliyeti araştırılır.
Aciz tespitinden önce hukuken doğmuş gecikme zammı ise sırf aciz fişi düzenlendiği için silinmez. Ayrıca gecikme zammı ile vergi tarhına bağlı gecikme faizi ve tecil faizi farklı hukuki alacaklardır. Her birinin sebebi ve hesap dönemi ayrı belirlenmelidir.
Aciz Halindeki Borçlu Faizsiz ve Teminatsız Tecil İsteyebilir mi?
Evet. 6183 sayılı Kanun’un 76. maddesi, aciz halindeki borçlu hakkında 48. madde hükümlerinin teminat ve faiz aranmadan uygulanabilmesine izin verir. Bu, olağan tecilde aranan teminat ve tecil faizinden özel bir ayrılıktır. Ancak düzenleme “uygulanabilir” dediği için borçlu lehine kendiliğinden, koşulsuz ve zorunlu bir taksitlendirme doğmaz; somut talep ve idarenin hukuka uygun değerlendirmesi gerekir.
Aciz hali tespit edilmiş borçlu, bağlı bulunduğu tahsil dairesine yazılı başvurarak 75 ve 76. maddelere dayalı tecil isteyebilir. Başvuruya aciz fişi, mevcut mali duruma ilişkin belgeler ve uygulanabilir bir ödeme önerisi eklenmesi değerlendirmeyi somutlaştırır. Tecilin kapsamı, alacağın türü ve 48. maddenin uygulanabilir hükümleri çerçevesinde belirlenir. Aciz kapsamında faiz alınmaması, aciz tarihinden önce tahakkuk etmiş tüm ferî alacakların kendiliğinden terkin edileceği anlamına gelmez.
2026 güncellik notu: 7582 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki genel azami tecil süresi 4 Haziran 2026 tarihinden itibaren 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır. Bu süre her başvuruya otomatik olarak 72 ay verileceği anlamına gelmez; ilgili idarenin uygulama esasları ve alacağın türüne özgü sınırlar korunur. Bu değişiklik, 76. maddedeki faizsiz ve teminatsız özel rejimin varlığını ortadan kaldırmaz.
Aciz Fişi Tahsil Zamanaşımını Durdurur veya Keser mi?
Aciz fişi düzenlenmesi, tek başına 6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde sayılan tahsil zamanaşımını kesme nedenlerinden biri değildir. Kanun’un 102. maddesine göre temel süre, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşından itibaren beş yıldır; özel para cezası zamanaşımı hükümleri saklıdır. Aciz halinin devam etmesi, tahsil zamanaşımının işlemesini kendiliğinden durdurmaz.
Buna karşılık ödeme yapılması, ödeme emrinin tebliği, haciz uygulanması, mal bildirimi, alacağın teminata bağlanması ve kanunda belirtilen diğer işlemler zamanaşımını kesebilir. Tecil veya ödeme planının hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu ayrıntının hesabı, beş yıllık tahsil zamanaşımı ve tahsil zamanaşımının kesilmesi konularında ele alınmaktadır.
Dolayısıyla tahsil dairesinin 76. madde uyarınca mali durumu izleme yükümlülüğü bulunması, kanuni zamanaşımı sürelerinin sınırsız biçimde uzatıldığı anlamına gelmez. Her bir alacak için vade, kesilme işlemi, özel kanun istisnası ve varsa zamanaşımının işlemediği dönem ayrı hesaplanmalıdır.
Şirketin Aciz Hali, Ortak ve Kanuni Temsilcinin Sorumluluğunu Nasıl Etkiler?
Şirket borcunun ortak veya kanuni temsilciye yöneltilmesi, yalnızca şirket hakkında aciz fişi düzenlendiği için kendiliğinden mümkün olmaz. Önce borcun türü, asıl borçlu şirketten tahsil kabiliyeti, kişinin ilgili dönemdeki hukuki sıfatı ve uygulanacak özel sorumluluk normu tespit edilir. Vergi borçlarında Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi, kamu alacakları bakımından 6183 sayılı Kanun’un 35. ve mükerrer 35. maddeleri farklı koşullarla gündeme gelebilir. Özellikle kanuni temsilcinin vergi sorumluluğu ile limited şirket ortağının sermaye payı esaslı kamu borcu sorumluluğu birbirine eşitlenemez.
Danıştay kararlarında aciz fişi zorunluluğu nasıl değerlendiriliyor?
Danıştayın eski tarihli bazı kararlarında, kanuni temsilciden vergi alacağı talep edilmeden önce asıl borçlu şirket hakkındaki tahsil yollarının tüketilmesi ve aciz halinin fişle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Nitekim Danıştay 4. Dairesinin 19.10.1995 tarihli, E.1995/2409, K.1995/4296 sayılı kararında, şirketin hacizli mallarına ilişkin işlemler tamamlanmadan ve aciz fişi durumu açıklığa kavuşturulmadan kanuni temsilci takibinin yeterli görülmediği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte 6183 sayılı Kanun’un 3. maddesine 2008 yılında eklenen “tahsil edilemeyen” ve “tahsil edilemeyeceği anlaşılan” alacak tanımları sonrasında değerlendirme yalnız biçimsel bir belge tartışmasına indirgenemez. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 22.11.2023 tarihli, E.2022/575, K.2023/1361 sayılı kararında, asıl borçlu şirketin üçüncü kişilerdeki alacakları ve haczedilmiş varlıkları yeterince araştırılmadan kanuni temsilciye ödeme emri çıkarılması hukuka uygun bulunmamıştır. Karar, aciz fişinin her olayda mutlaka aranıp aranmadığını bağımsız bir ilke olarak kesinleştirmemiş; asıl borçludan tahsil imkânsızlığının somut ve yeterli araştırmayla ortaya konulmasını esas almıştır.
Bu iki yaklaşım birlikte değerlendirildiğinde isabetli sonuç, aciz fişinin 75. madde bakımından kanuni tespit belgesi olması; temsilci veya ortağın takibinde ise tek başına fişin varlığına ya da yokluğuna değil, uygulanacak sorumluluk hükmüne ve gerçek tahsil olanağının ispatına bakılmasıdır. Borçlu şirketin tahsilata elverişli mal veya hakları bulunduğu halde araştırılmamışsa, fiş düzenlenmiş olsa bile takip işlemi hukuka aykırılık taşıyabilir.
Aciz Hali, Kamu Alacağı İçin Tasarrufun İptali Davasına Nasıl Etki Eder?
Malvarlığının kamu borcunun tahsilini engellemek amacıyla devredilmesi halinde 6183 sayılı Kanun’un 24-30. maddeleri çerçevesinde amme alacağının tahsilini engelleyen tasarrufların iptali gündeme gelir. Ancak bu davada, genel icrada aranan kesin veya geçici aciz vesikasının mutlaka sunulması gerektiği şeklindeki yaklaşım doğru değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2016 tarihli, E.2014/843, K.2016/433 sayılı kararına göre, 6183 sayılı Kanun’a dayanılarak açılan tasarrufun iptali davasında kamu alacaklısının İcra ve İflas Kanunu anlamında aciz vesikasına sahip olması şart değildir. Bununla birlikte gerçek bir kamu alacağı, usulüne uygun ve kesinleşmiş takip ile borçludan tahsil imkânının elde edilememiş olması gibi davanın kendisine özgü koşulları araştırılır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.11.2024 tarihli, E.2023/5500, K.2024/11152 sayılı kararı da 6183 sayılı Kanun kapsamında açılan tasarrufun iptali davasında tasarruf tarihi itibarıyla mevcut vergi alacağı ve ferî alacaklar üzerinden hükmün sınırlandırılması gerektiğini göstermektedir.
Bu nedenle “aciz vesikası yoksa Hazine tasarrufun iptali davası açamaz” önermesi yanlıştır. Bunun tersi olan “aciz fişi olmadan hiçbir tahsil işlemi gerçekleştirilemez” önermesi de aynı ölçüde genelleyici ve yanlıştır.
Aciz Hali İflas ve Konkordatodan Nasıl Ayrılır?
Aciz hali, borçlunun kamu alacağı yönünden takip sonunda ortaya çıkan tahsil yetersizliğidir. İflas ise ayrı bir yargısal usul ve toplu tasfiye rejimidir. 6183 sayılı Kanun’un 100 ve 101. maddeleri, kamu alacağı için iflas istenebilmesini ve tasdik edilen konkordatonun kamu alacakları bakımından genel olarak bağlayıcı olmamasını ayrıca düzenler. Bu iki kurumun şartları konkordato ve vergi borcu çerçevesinde, iflas masasındaki alacakların önceliği ise iflas sırasında kamu alacağının ödeme sırası bakımından incelenmelidir.
İflasın açılması, aciz fişinin düzenlenmesiyle aynı işlem değildir. İflas masasından beklenen tahsilatın yetersizliği 6183 sayılı Kanun’un 3. maddesindeki “tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak” değerlendirmesinde delil olabilir; bu durum kamu tahsil usulündeki her sonucu otomatik olarak birbirine dönüştürmez.
Aciz Haline İlişkin Yanlış Tespit ve Takip İşlemlerine Karşı Hangi Yola Başvurulur?
Uyuşmazlığın konusu öncelikle doğru belirlenmelidir. Aciz fişi tahsil dairesinin takip durumuna ilişkin tespit belgesidir; her durumda bağımsız olarak iptal davasına konu olabilecek bir ödeme emri veya haciz işlemiyle özdeş değildir. Bununla birlikte yanlış aciz tespitine dayanılarak borçluya, şirket temsilcisine veya ortağa hukuki sonuç doğuran ayrı bir tahsil işlemi uygulanırsa o işlemin hukuka uygunluğu ilgili yargı merciince incelenebilir.
Örneğin kendisine kamu borcunun tahsili için ödeme emri tebliğ edilen kişi, 6183 sayılı Kanun’un 58. maddesinde öngörülen sınırlar içinde tebliğden itibaren 15 gün içinde dava açma yolunu değerlendirmelidir. Bu özel süre, genel vergi davası açma süresiyle karıştırılmamalıdır. Ödeme emrinin hangi sebeplerle dava konusu yapılabileceği vergi ödeme emrine karşı dava başlığında; dilekçenin şekli ve sunulması ise vergi davasının açılması konusunda ele alınmaktadır.
Aciz halinin tanınmaması, gecikme zammının hatalı hesaplanması, tecil talebinin reddi veya kanuni temsilciye yöneltilen takip gibi diğer işlemlerde ise işlemin niteliği, yazılı bildirimin tarihi, görevli mahkeme ve uygulanabilir özel süre birlikte incelenir. Vergi uyuşmazlıklarında idari ve yargısal başvuru yollarının birbirine etkisi ayrıca vergi uyuşmazlıklarının çözüm yolları kapsamında değerlendirilir. Aciz fişi almak veya idareye dilekçe vermek, mevcut dava süresini kendiliğinden durdurmaz.
Örnek Olay: Kısmen Tahsil Edilen Vergi Borcunda Aciz
Varsayımsal örnek: Bir şirketin, yasal takip sonucunda hesaplanan 1.200.000 TL tutarında kamu borcu bulunduğunu kabul edelim. Tahsil dairesinin malvarlığı araştırmasında, haczi mümkün malların satışından 350.000 TL tahsil edilmiş; başkaca haczedilebilir mal veya tahsil edilebilir alacak bulunamamış olsun. Diğer ödeme ve mahsupların bulunmadığı varsayımında bakiye 850.000 TL’dir. Tahsil dairesi takip aşamalarını ve bu bakiyeyi aciz fişine kaydeder.
Bu örnekte 850.000 TL’lik borç silinmiş olmaz. Borçlunun talebi ve idarenin değerlendirmesiyle 76. madde kapsamında faiz ve teminat aranmaksızın tecil gündeme gelebilir. Aciz hali devam ederken ilgili kamu alacakları için gecikme zammı uygulanmaz; şirketin ileride borcu karşılayabilecek değer ve nitelikte mal edinmesi halinde ise takip yeniden sürdürülebilir. Tahsil zamanaşımı ayrıca hesaplanır. Örnek, belirli bir mükellefe veya gerçek dava dosyasına ilişkin değildir.
Sık Sorulan Sorular
Aciz fişi düzenlenirse vergi borcu silinir mi?
Hayır. Aciz fişi, yürütülen tahsil takibinde borcun karşılanamadığını belgeler. Borcun sona ermesi için ödeme, kanuni terkin, zamanaşımı veya diğer hukuken geçerli bir sona erme sebebi gerekir.
Hiç malı olmayan herkes aciz halinde sayılır mı?
Hayır. 6183 sayılı Kanun bakımından aciz tespiti, kamu alacağına yönelik takip ve haczedilebilir malvarlığı araştırmasının sonucuna dayanmalıdır. Kişinin kendi malvarlığı beyanı tek başına aciz fişi yerine geçmez.
Aciz fişi varsa kamu borcuna gecikme zammı işlemeye devam eder mi?
6183 sayılı Kanun’un 52. maddesi ve Gelir İdaresi Başkanlığı uygulamasına göre, aciz fişinin düzenlendiği tarihten itibaren aciz hali devam ettiği sürece gecikme zammı uygulanmaz. Borçlunun borcu karşılayabilecek mal edinmesiyle aciz hali ortadan kalkarsa ilgili tarihten itibaren yeniden uygulanır.
Aciz hali faizsiz taksitlendirme hakkı verir mi?
75. maddeye göre aciz halinde olduğu tespit edilen borçlu için 76. madde uyarınca faiz ve teminat aranmaksızın 48. madde uygulanabilir. Ancak bu, otomatik tecil değil; talep ve yetkili idarenin değerlendirmesini gerektiren özel bir imkândır.
İcra dairesinden alınan aciz vesikası vergi dairesinde yeterli midir?
Hayır. Genel icra dosyasındaki aciz vesikası, 6183 sayılı Kanun’un 75. maddesinde öngörülen kamu aciz tespitinin yerine geçmez. Tahsil dairesinin ilgili kamu borcu bakımından araştırma yapması gerekir.
Şirket hakkında aciz fişi düzenlenmeden müdüre ödeme emri gönderilebilir mi?
Sadece fişin varlığına veya yokluğuna göre kesin cevap verilemez. Öncelikle alacağın asıl şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemediği yahut tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, uygulanacak sorumluluk hükmünün şartları ve takip dosyasındaki deliller incelenir. Danıştayın güncel kararlarında tahsil imkânsızlığının somut biçimde ortaya konulması belirleyicidir.
Aciz hali tahsil zamanaşımını durdurur mu?
Hayır. Aciz halinin veya aciz fişinin varlığı kendi başına zamanaşımını durdurmaz veya kesmez. Zamanaşımının kesilmesi ve işlememesi ancak 6183 sayılı Kanun’da belirtilen şartlarla mümkündür.
Sonuç
6183 sayılı Kanun’da aciz hali, kamu borçlusunun takip sonucunda haczedilebilir malvarlığıyla borcu karşılayamadığının tespitidir. Aciz fişi borcu silmez; takip durumunu belgeler. Gecikme zammı aciz halinin devamı boyunca uygulanmaz; 76. madde kapsamındaki tecil faiz ve teminat aranmaksızın değerlendirilebilir; tahsil dairesi borçlunun mali durumunu zamanaşımı süresince izler. Borçlunun mal edinmesi, tahsil imkânının ortaya çıkması veya diğer sorumlulara başvurulması halinde her işlemin ayrı kanuni şartları vardır.
Aciz tespitine bağlı gecikme zammı, kanuni temsilci takibi, ödeme emri veya tasarrufun iptali gibi somut uyuşmazlıklarda hukuki değerlendirme, ilgili vergi ve tahsil dosyası ile deliller esas alınarak yapılmalıdır. Bu süreçlerde vergi hukuku alanında avukatlık hizmetleri, işlem türü ve kanuni süreler dikkate alınarak yürütülür.
Kaynakça ve Hukuki Dayanaklar
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, özellikle m. 1, 3, 24-30, 35, 48, 52, 55, 58, 70, 75-76, 100-104 ve 106. Gelir İdaresi Başkanlığı mevzuat kaydı.
- Gelir İdaresi Başkanlığı, Tahsilat Genel Tebliği (Seri: A, Sıra No: 1), “Gecikme Zammının Tatbik Müddeti” ve “Aciz Hali ve Aczin Neticeleri” bölümleri, 1 Ekim 2024 tarihli işlenmiş metin. Tebliğ metni.
- 7582 sayılı Kanun m. 1 ile 6183 sayılı Kanun m. 48’de 2026 yılında yapılan değişiklik; Gelir İdaresi Başkanlığının güncel tecil açıklaması.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 22.11.2023, E.2022/575, K.2023/1361.
- Danıştay 4. Dairesi, 19.10.1995, E.1995/2409, K.1995/4296.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 30.03.2016, E.2014/843, K.2016/433.
- Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 18.11.2024, E.2023/5500, K.2024/11152.
Av. Fatih SEFER