Evet, bireysel emeklilik (BES) birikimleri ve hayat sigortası poliçeleri boşanmada paylaşılır — ancak otomatik olarak değil. Belirleyici olan, primlerin hangi mal grubundan ödendiği ve mal rejiminin sona erdiği tarihte birikimin sistemden ayrılma değeridir. BES sözleşmesinin devam ediyor olması, emekliliğe henüz hak kazanılmamış olması veya poliçenin “birikimli” ya da sadece risk teminatlı olması, bu değerin tasfiye hesabına girip girmeyeceğini değiştiren ayrı ayrı meselelerdir. Bu yazıda, edinilmiş mal – kişisel mal ayrımının BES ve hayat sigortasına özgü uygulanışını; devlet katkısı, işveren katkısı, Otomatik Katılım Sistemi (OKS) ve lehtar tayini gibi bu araçlara özgü sorunları ele alıyoruz. Katılma alacağının hesaplanma yöntemi ayrı bir konu olduğundan burada yalnızca değinilmekte, ayrıntısı katılma alacağı ve mal paylaşımı yazımıza bırakılmaktadır.
İçindekiler
- BES’in Hukuki Niteliği: Neden TMK 228/2 Kapsamına Girmez
- Muaccel Olmayan Birikim Neden Tasfiyeye Dahildir?
- Primlerin Kaynağı: Asıl Nitelendirme Ölçütü
- Fon Getirisi Kimin Malıdır?
- Evlilik Öncesi Başlayan Sözleşmelerde Ayrıştırma
- Devlet Katkısı Nasıl Nitelendirilir?
- İşveren Katkılı BES ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS)
- Emekliliğe Hak Kazanılmış BES: Açık Bir Soru
- Hayat Sigortasında Riziko – Birikim Ayrımı
- Lehtar Tayini ve Mal Kaçırma İhtimali
- Eş Adına Açılan BES Sözleşmesi Bağış mıdır?
- Rejimin Sona Ermesinden Önce ve Sonra Yapılan İşlemler
- Haczedilmezlik, Katılma Alacağının Önünde Engel midir?
- Sigorta ve Emeklilik Şirketinden İstenecek Belgeler
- Karşılaştırma Tablosu
- Sık Sorulan Sorular
- Sonuç
1. BES’in Hukuki Niteliği: Neden TMK 228/2 Kapsamına Girmez
Bireysel Emeklilik Sistemi, 4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun 1. maddesinde tanımlandığı üzere, “kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı” olarak kurulmuş, gönüllü katılıma dayalı özel bir sözleşme ilişkisidir. Bu nitelik, BES’in mal rejimi tasfiyesindeki konumunu belirleyen ilk ayrımdır: BES bir sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu değildir; katılımcı ile emeklilik şirketi arasında akdedilen bir emeklilik sözleşmesidir (4632 m.4).
Bu ayrımın pratik önemi şuradadır: bazı kaynaklar, emekliliğe hak kazanılıp yıllık gelir sigortasına geçilen BES sözleşmelerinde TMK m.228/2’nin kıyasen uygulanması gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak maddenin metni açıktır:
TMK m.228, f.2: “Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.”
Hüküm, açıkça “sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca” yapılan toptan ödeme ve iş gücü kaybı tazminatlarını hedef almaktadır — SGK emekli ikramiyesi, kıdem tazminatı yerine geçen toptan ödemeler, malullük/vefat tazminatları bu kapsama girer. BES bir emeklilik şirketiyle yapılan ihtiyari sözleşmedir, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumu değildir. Dolayısıyla 228/2’nin BES’e kıyasen uygulanacağı yönündeki yaklaşım, maddenin lafzıyla bağdaşmaz; bu tartışma emekli ikramiyesi ve kıdem tazminatına özgü bir meseledir.
BES birikimlerinin tasfiyedeki konumu, bunun yerine TMK’nın genel edinilmiş mal – kişisel mal ayrım kuralları (m.219-222) ve aşağıda ele alınan Yargıtay içtihadı çerçevesinde belirlenir.
2. Muaccel Olmayan Birikim Neden Tasfiyeye Dahildir?
BES’in doğası uzun vadeli bir tasarruf aracı olduğundan, mal rejiminin sona erdiği tarihte katılımcının çoğu zaman emekliliğe hak kazanmamış (4632 m.6: sisteme girişten itibaren en az 10 yıl + 56 yaş) olması olağandır. Bu durum, karşı tarafça sıklıkla “henüz doğmamış bir hak” veya “beklenen alacak” savunmasına konu edilir. Ancak Yargıtay bu savunmayı BES özelinde kabul etmemektedir.
Ölçüt, birikimin nakden çekilebilir emeklilik aşamasına gelmiş olması değil, mal rejiminin sona erdiği tarihte sistemden ayrılmanın mümkün olup olmadığıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2018 tarihli ve 2016/1811 esas, 2018/12270 karar sayılı ilamında bu ayrım, BES’e emsal teşkil eden bir başka birikim türü üzerinden netleştirilmiştir: dosyaya konu OYAK ön biriktirim fonunun, “gerekçede izah edilen türden bir birikim olmadığı ve ilgili tarafın kendi istediği zaman sistemden çıkabildiği” gerekçesiyle edinilmiş mal sayılması gerektiğine karar verilmiştir. Aynı mantık BES’e de uygulanır: 4632 m.6/3 uyarınca katılımcı emekliliğe hak kazanmadan da sistemden ayrılma talebinde bulunabilir ve şirket bu talebi yirmi iş günü içinde tamamen öder. Üstelik sistemden tam ayrılmadan da, Kurumca belirlenen hâl ve koşullarda, devlet katkısı hariç birikimin yüzde ellisine kadar kısmi ödeme alınabilmektedir.
Bu düzenleme, BES birikimlerinin mal rejiminin sona erdiği tarihte soyut bir beklenti değil, somut ve nakde çevrilebilir bir ekonomik değer olduğunu gösterir. Emekliliğe hak kazanma veya on yıllık süre şartı, alacağın varlığını değil, yalnızca tam ve kesintisiz değerine ulaşma aşamasını etkiler. Bu nedenle mahkemenin yapması gereken işlem, ilgili emeklilik şirketine yazı yazılarak, mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla katılımcının sistemden ayrılması hâlinde ödenecek güncel değerin sorulmasıdır. Uygulamada bu değere “iştira bedeli” denmektedir; ancak bu terimin 4632 sayılı Kanun’da yer almadığını belirtmek gerekir — iştira, Türk Ticaret Kanunu’ndaki sigorta hukuku kökenli bir kavramdır ve mahkemeler bunu BES’e kıyasen benimsemiştir.
3. Primlerin Kaynağı: Asıl Nitelendirme Ölçütü
BES birikiminin edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı sayılacağı, sözleşmenin kimin adına olduğuna değil, primlerin hangi mal grubundan ödendiğine bağlıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 13.04.2016 tarihli ve 2016/5647 esas, 2016/6710 karar sayılı, alandaki temel karar niteliğindeki ilamında bu ilke şu şekilde ifade edilmiştir: bireysel emeklilikte biriken para, primleri edinilmiş mal grubundan karşılanmışsa edinilmiş mal, kişisel mal grubundan karşılanmışsa kişisel mal sayılır. Aynı ilke, 10.10.2018 tarihli ve 2016/5992 esas, 2018/17050 karar sayılı ilamda ve 31.05.2021 tarihli ve 2020/3571 esas, 2021/4529 karar sayılı ilamda istikrarlı biçimde tekrarlanmıştır.
Burada sık yapılan bir hata, ölçütü dönem üzerinden kurmaktır — “evlilik süresine düşen kısım edinilmiş maldır” biçiminde. Oysa Yargıtay’ın ölçütü dönem değil kaynaktır: evlilik birliği içinde ödenen bir prim dahi, kişisel maldan (örneğin evlilik öncesi birikimden, miras kalan paradan) karşılanmışsa, o prime karşılık gelen birikim kişisel mal olarak kalır.
İspat yükü TMK m.222’de düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrası uyarınca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Dolayısıyla BES birikiminin kişisel maldan karşılandığını iddia eden taraf, bunu ispatla yükümlüdür; aksi hâlde karine edinilmiş mal lehinedir. 2016/5992 sayılı ilamda mahkemelerin izlemesi gereken yöntem şöyle tarif edilmiştir: prim ödemelerinin yapıldığı banka hesaplarının açılış tarihinden itibaren tüm hareketleri getirtilmeli ve TMK m.229’daki devir koşulları da bu kayıtlar üzerinden incelenmelidir. Primlerin ödendiği hesaba otomatik ödeme talimatı bağlı olması tek başına yeterli değildir; o hesaba yatan paranın kaynağının da (maaş, kira geliri, miras vb.) tevsik edilmesi gerekir. Kaynağın zincirleme biçimde ispatlanamadığı her durumda, edinilmiş mal karinesi geçerliliğini korur.
Uygulamada en çok karşılaşılan durum, primlerin bir kısmının edinilmiş, bir kısmının kişisel maldan ödenmiş olmasıdır. Bu hâlde birikim tek bir kategoriye sokulamaz; kaynağı belgelenebilen kısımlar kendi mal grubuna göre ayrıştırılır, kaynağı ispatlanamayan kısım ise edinilmiş mal karinesine tabi olur.
4. Fon Getirisi Kimin Malıdır?
BES birikimi yalnızca yatırılan primlerden değil, bu primlerin fonlarda değerlendirilmesinden doğan getiriden (fon performansı, değer artışı) de oluşur. Bu getirinin niteliği, TMK m.219, f.2, b.4 hükmüyle çözülür:
TMK m.219, f.2, b.4: Bir eşin edinilmiş malları arasında “kişisel mallarının gelirleri” sayılmıştır.
Bu hükmün doğal sonucu şudur: primler kişisel maldan ödenmiş olsa dahi, bu primlerin evlilik birliği içinde sağladığı fon getirisi (nema, değer artışı) edinilmiş mal sayılır. Örneğin bir eşin evlenmeden önce sahip olduğu bir tutarı evlilik birliği içinde BES’e yatırdığını varsayalım: ana para kişisel mal olarak kalır, ancak bu paranın fonlarda değerlendirilmesiyle evlilik süresince oluşan getiri edinilmiş maldır. Primler zaten edinilmiş maldan ödenmişse, hem ana para hem getiri edinilmiş mal statüsündedir.
Bu ayrımın BES’e özgü zorluğu, tek bir hesapta anapara ile getirinin birlikte izlenmesinden kaynaklanır; emeklilik şirketinden istenecek dökümde bu ikisinin ayrıştırılabilir şekilde gösterilmesi talep edilmelidir.
5. Evlilik Öncesi Başlayan Sözleşmelerde Ayrıştırma
Sözleşmenin evlenmeden önce açılmış olması ve prim ödemelerinin evlilik içinde de devam etmesi, uygulamada sık görülen bir başka örüntüdür. Bu durumda birikimin bir kısmı kişisel mal (evlilik öncesi dönem), bir kısmı edinilmiş mal (evlilik içi dönem) niteliğindedir ve toplam iştira değerinin bu iki döneme oranlanması gerekir. Bu oranlama, artık değer ve katılma alacağının hesaplanma yöntemine ilişkin teknik bir meseledir ve ayrıntısıyla mal rejimi türleri ve katılma alacağı hesaplamasına ayrılan yazılarımızda ele alınmaktadır. Burada vurgulanması gereken nitelendirme ilkesi şudur: sözleşmenin başlangıç tarihi tek başına belirleyici değildir; hangi primin hangi dönemde ve hangi mal grubundan ödendiği, yukarıda anlatılan kaynak ölçütüne göre ayrı ayrı değerlendirilir.
6. Devlet Katkısı Nasıl Nitelendirilir?
BES’in ayırt edici unsurlarından biri, katılımcının ödediği katkı paylarına karşılık devlet tarafından ayrı bir hesapta izlenen devlet katkısıdır. 4632 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesi, bu katkıya kademeli olarak hak kazanılacağını öngörür:
4632 sayılı Kanun, Ek m.1: Katılımcı, sistemde en az üç yıl kalmışsa devlet katkısı hesabındaki tutarın yüzde onbeşine, en az altı yıl kalmışsa yüzde otuzbeşine, en az on yıl kalmışsa yüzde altmışına hak kazanır. Emeklilik hakkı kazananlar ile vefat veya malûliyet nedeniyle sistemden ayrılanlar tutarın tamamına hak kazanır.
Aynı maddeye göre devlet katkısı hesabındaki tutarlar haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez — bu koruma, katılımcının kendi katkı payı hesabı için m.17/2’de öngörülen sınırlı (ay sayısı × asgari ücret) korumadan farklı olarak, tavansız ve koşulsuzdur.
Devlet katkısının mal rejimi tasfiyesindeki nitelendirmesi — ivazsız bir kazandırma mı, yoksa katkı payı ödemesinin doğal bir sonucu ve dolayısıyla edinilmiş malın feri mi sayılacağı — kanun metninde açıkça çözülmüş değildir ve bu konuda BES’e özgü, istikrar kazanmış bir Yargıtay içtihadına şu aşamada rastlanmamıştır. Uygulamada izlenen yol, sorunu doğrudan tartışmak yerine pratik bir çözümle aşmaktır: emeklilik şirketinden istenecek yazıda, yalnızca ana para ve fon getirisi değil, mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla katılımcının hak kazandığı net devlet katkısı tutarı da sorulur ve güncel iştira değerine bu tutar dahil edilerek tasfiye buna göre yapılır. Henüz hak kazanılmamış (sistemden o tarihte çıkılsa dahi genel bütçeye gelir kaydedilecek) devlet katkısı kısmı ise, eşin malvarlığına henüz girmemiş bir bekleyen hak olduğundan tasfiye dışında tutulur.
7. İşveren Katkılı BES ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS)
BES’e katkı, katılımcının kendi ödemeleriyle sınırlı değildir; iki farklı kurumsal katkı biçimi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İşveren katkılı grup emeklilik sözleşmesi: Dernek, vakıf, meslek kuruluşu veya işveren tarafından çalışan adına ödenen katkılar, 4632 m.5, f.3 uyarınca ayrı bir hesapta izlenir ve katılımcının bu birikimlere hak kazanma süresi, sözleşmeye girişten itibaren azami yedi yılı aşamaz. Bu süre dolmadan mal rejimi sona ererse, işveren katkısı henüz katılımcının mülkiyetine geçmemiş sayılır; zira işten ayrılma gibi hâllerde bu tutarların işverene iadesi söz konusu olabilir. Bu nedenle, hak kazanma süresinin mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar dolan kısmına isabet eden tutar tasfiyeye girer, dolmayan kısım ise TMK m.223 uyarınca henüz o eşin tasarruf yetkisine girmemiş bir bekleyen hak olarak tasfiye dışında kalır. Bu noktada BES’e özgü doğrudan bir Yargıtay kararına henüz rastlanmamıştır; yukarıdaki sonuç, 4632 m.5/3’ün açık hükmü ile TMK’nın genel mevcudiyet ilkesinin (m.228/1) birlikte uygulanmasından çıkarılmaktadır.
Otomatik Katılım Sistemi (OKS): 4632 sayılı Kanun’a eklenen hükümlerle düzenlenen OKS’de katkı payı, çalışanın kendi ücretinden, 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesine göre belirlenen prime esas kazancının yüzde üçü oranında kesilir. Kaynağın doğrudan çalışanın maaşı olması, OKS birikimini TMK m.219, f.2, b.1 anlamında “çalışmasının karşılığı olan edinim” konumuna sokar; dolayısıyla OKS birikimleri, gönüllü BES’teki kaynak tartışmasına girmeksizin, doğası gereği edinilmiş mal grubundadır. OKS’ye özgü ilave bir devlet katkısı da (taban tutarı 1.000 TL, Cumhurbaşkanınca yarısına kadar artırılıp azaltılabilir) mevcuttur ve bu tutar da yukarıda anlatılan hak ediş kademelerine tabidir.
8. Emekliliğe Hak Kazanılmış BES: Açık Bir Soru
Mal rejiminin sona erdiği tarihte katılımcı zaten emekliliğe hak kazanmış ve 4632 m.6 uyarınca birikimini yıllık gelir sigortası sözleşmesi çerçevesinde düzenli irat (maaş) almaya dönüştürmüşse, tasfiyeye giren değerin toptan iştira bedeliyle aynı yöntemle mi belirleneceği, yoksa gelecekteki irat ödemelerinin bir kısmının kişisel mal sayılıp sayılmayacağı sorusu doğar. Yukarıda açıklandığı üzere TMK m.228/2’nin bu duruma kıyasen uygulanması, maddenin sosyal güvenlik/sosyal yardım kurumu şartına takılmaktadır ve bu konuda BES’e özgü, istikrar kazanmış bir Yargıtay kararına rastlanmamıştır.
Bu noktayı olduğundan kesin göstermek yerine açıkça belirtmek gerekir: emekliliğe hak kazanılmış BES’in tasfiyesinde uygulanacak yöntem, güncel içtihatta henüz netleşmemiş bir alandır. Uygulamada savunulabilecek iki yaklaşım vardır — mal rejiminin sona erdiği tarihteki toplam birikimin (fon değeri) toptan iştira mantığıyla değerlendirilmesi, ya da yıllık gelir sigortası sözleşmesinin ekonomik değerinin aktüeryal olarak hesaplanması. Somut bir uyuşmazlıkta hangi yöntemin benimseneceği, dava dosyasının özelliklerine ve mahkemece atanacak bilirkişinin yaklaşımına bağlı olacaktır.
9. Hayat Sigortasında Riziko – Birikim Ayrımı
Hayat sigortası poliçeleri, mal rejimi tasfiyesi açısından tek bir kategori değildir. Birikimli hayat sigortalarında ödenen primlerin bir kısmı tasarruf fonlarında değerlendirilir ve poliçenin bir iştira (erken ayrılma) değeri oluşur; bu değer, BES birikimleriyle aynı mantıkla, mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla ilgili sigorta şirketinden sorularak tasfiyeye dahil edilir. Nitekim Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 31.05.2021 tarihli ve 2020/3571 esas, 2021/4529 karar sayılı ilamında, mal rejiminin sona erdiği tarihteki iştira bedelinin sigorta şirketinden sorularak belirlenmesi ve bu miktarın mevcut kabul edilerek tasfiyeye dahil edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Sadece riziko teminatlı poliçelerde (yalnızca ölüm, kaza veya maluliyet gibi bir riskin gerçekleşmesi hâlinde ödeme öngören poliçeler) durum farklıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun sigortadan ayrılmaya ilişkin hükümleri uyarınca, bu tür poliçelerde katılımcı sistemden ayrılsa dahi kendisine geri ödenecek bir iştira değeri doğmaz. Ödenen primler, bir yatırım aracı değil, riskin karşılanması amacıyla yapılmış birer harcamadır. Dolayısıyla mantıksal sonuç açıktır: sigorta şirketinden sorulan yazıda poliçenin iştira değerinin bulunmadığı veya sıfır olduğu bildirilirse, bu poliçe üzerinden bir katılma alacağı hesaplanamaz — çünkü tasfiyeye dahil edilecek somut bir malvarlığı değeri yoktur. Bu sonuç, riziko sigortasına özgü doğrudan bir Yargıtay kararından değil, iştira değeri bulunmayan bir hakkın TMK m.228/1 anlamında “mevcut” sayılamayacağı genel ilkesinden çıkmaktadır; uygulamada belirleyici olan, somut olayda sigorta şirketinin vereceği cevaptır.
10. Lehtar Tayini ve Mal Kaçırma İhtimali
Sigorta ve BES sözleşmelerinde lehtar tayini, sigorta ettirenin tek taraflı irade beyanıyla yapılır ve kural olarak dönülebilir niteliktedir; gayrikabili rücu (dönülemez) bir tayin yapılmışsa, değişiklik lehtarın yazılı muvafakatine bağlı hâle gelir. Ancak riziko henüz gerçekleşmemişse — yani katılımcı hayattaysa ve maluliyet hâli doğmamışsa — iştira değeri hâlâ sigorta ettiren eşin malvarlığındadır; lehtar tayini başlı başına bu değeri tasfiye kapsamı dışına çıkarmaz.
Sorun, özellikle boşanma sürecinin arifesinde yapılan gayrikabili rücu lehtar tayinlerinde ortaya çıkar. TMK m.229, f.1’in iki bendi burada devreye girer: birinci bent, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmaları; ikinci bent ise mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirleri eklenecek değer olarak sayar. Bir eşin, yüksek iştira değerine sahip bir poliçede üçüncü bir kişiyi (örneğin bir yakınını) gayrikabili rücu lehtar olarak ataması, koşulları oluştuğu takdirde bu hükümler kapsamında değerlendirilebilir.
Böyle bir kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye (lehtara) karşı izlenecek yol da kanunda ayrıca düzenlenmiştir: TMK m.241 uyarınca, borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamaya yetmezse, alacaklı eş, 229. madde kapsamındaki karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiden eksik kalan miktarı isteyebilir. Bu dava hakkı, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer. Belirtmek gerekir ki, gayrikabili rücu lehtar tayininin tek başına mal kaçırma kastının göstergesi sayılacağına dair BES veya hayat sigortasına özgü bir Yargıtay kararına şu aşamada rastlanmamıştır; TMK m.229’un genel kast ve zamanlama ölçütleri, somut olayın koşullarına göre uygulanır.
11. Eş Adına Açılan BES Sözleşmesi Bağış mıdır?
Gelirlerinin büyük kısmını sağlayan eşin, diğer eş adına bir BES sözleşmesi açtırıp primlerini kendi edinilmiş malından ödemesi de sık rastlanan bir örüntüdür. Adına sözleşme açılan eş, bu ödemelerin bağış olduğunu ve TMK m.220, b.2 uyarınca kişisel malı sayılması gerektiğini ileri sürebilir. Ancak bir ödemenin bağış sayılabilmesi, ödeyen eşin bağışlama iradesinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konmasına bağlıdır; eşler arasındaki para akışları, aksi ispatlanmadıkça, evlilik birliğinin olağan yürüyüşü içinde yapılmış bir tasarruf veya yatırım olarak değerlendirilir. Somut bir bağış iradesi ispatlanamadığı sürece, primler bir eşin edinilmiş malından ödenmişse, sözleşme kimin adına olursa olsun, birikim edinilmiş mal statüsünde kalır; TMK m.222’nin son fıkrasındaki edinilmiş mal karinesi burada da esas alınır.
12. Rejimin Sona Ermesinden Önce ve Sonra Yapılan İşlemler
Mal rejiminin sona ermesinden kısa süre önce BES’ten veya hayat sigortasından çıkılıp birikimin çekilmesi ve harcanması hâlinde, bu tutarın tasfiyeye nasıl dahil edileceği sorusu gündeme gelir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, sırf harcamanın kendisinin TMK m.229 kapsamına girmemesidir; madde, rızasız karşılıksız kazandırmayı (b.1) veya katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devri (b.2) arar. Olağan bir tüketim harcaması bu tanımlara girmez. Buna karşılık, çekilen tutarın diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla üçüncü bir kişiye devredildiği veya olağan hediye sınırını aşan bir karşılıksız kazandırma biçiminde elden çıkarıldığı ispatlanabiliyorsa, TMK m.229 devreye girer ve tutar eklenecek değer olarak tasfiye hesabına dahil edilir.
Mal rejimi sona erdikten sonra da BES veya hayat sigortası primlerinin ödenmeye devam edilmesi mümkündür. Bu tarihten sonra yatırılan primler ve bunların sağladığı getiri, TMK m.225 ve m.228/1’in birlikte okunmasından çıkan sonuç gereği, o eşin kişisel malıdır ve tasfiye hesabına girmez. Uygulamada güçlük, tek bir hesapta rejim öncesi ve sonrası dönemlere ait katkıların karışmasından doğar; bu durumda emeklilik şirketinden istenecek dökümde, mal rejiminin sona erdiği tarihe kadarki ve bu tarihten sonraki katkıların ayrı ayrı gösterilmesi talep edilmelidir.
13. Haczedilmezlik, Katılma Alacağının Önünde Engel midir?
4632 sayılı Kanun’un 17. maddesi iki farklı haczedilmezlik hükmü içerir ve bu ikisinin birbirine karıştırılmaması gerekir. Maddenin birinci fıkrası, fonun kendisinin (emeklilik şirketinin işlemlerine karşı) malvarlığını tavansız biçimde korur. İkinci fıkra ise katılımcının kendi bireysel emeklilik hesabını, kendi alacaklılarına karşı, sınırlı olarak korur:
4632 m.17, f.2: “Bireysel emeklilik hesabındaki fon paylarından, katılımcının sistemde bulunduğu ay sayısı ile asgarî ücret tutarının çarpımına karşılık gelen birikim tutarı … nafaka borçları hariç olmak üzere asgarî ücret tutarına kadar olan kısmı haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dahil edilemez.”
Bu koruma, katılma alacağı davasında birikimin edinilmiş mal olarak nitelendirilmesine ve üzerinden alacak hesaplanmasına engel değildir; zira aile mahkemesindeki tasfiye, TMK hükümlerine göre eşlerin hak ve yükümlülüklerini belirleme işlemidir, icra işlemi değildir. Sorun, hesaplanan katılma alacağının fiilen tahsili aşamasında ortaya çıkabilir: alacaklı eş, hükmedilen katılma alacağını icra yoluyla borçlu eşin BES hesabından tahsil etmek isterse, m.17/2’deki koruma sınırının (sistemde geçirilen ay sayısı × asgari ücret) altındaki kısım haczedilemez; bu sınırın üzerindeki kısım için haciz mümkündür. Belirtmek gerekir ki bu ayrımın katılma alacağının icrasına özgü uygulanışına dair doğrudan bir Yargıtay kararına şu aşamada rastlanmamıştır; yukarıdaki sonuç, maddenin lafzından ve genel icra hukuku ilkelerinden çıkarılmaktadır. Devlet katkısı hesabındaki tutarlar ise Ek m.1 uyarınca ayrıca ve koşulsuz haczedilemez; bu kısımda asgari ücret sınırı dahi aranmaz.
14. Sigorta ve Emeklilik Şirketinden İstenecek Belgeler
BES ve hayat sigortası uyuşmazlıklarında dava sürecinin sağlıklı yürümesi, mahkemenin ilgili şirketlere yazacağı müzekkerenin kapsamına bağlıdır. Talep edilmesi gereken belge ve bilgiler şunlardır:
- Mal rejiminin sona erdiği (dava) tarihi itibarıyla sistemden ayrılma hâlinde ödenecek güncel iştira/birikim bedeli,
- Sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren tüm prim ödemelerinin tarih, tutar ve ödeme kanalını gösterir döküm,
- Devlet katkısı hesabındaki tutar ve mal rejiminin sona erdiği tarih itibarıyla hak kazanılan oran,
- Varsa işveren katkısı, bu katkının hak kazanma (vesting) süresi ve mal rejiminin sona erdiği tarihte bu sürenin ne kadarının dolduğu,
- Lehtar bilgisi ve lehtar tayininin dönülebilir olup olmadığı,
- Poliçenin/sözleşmenin birikimli mi yoksa yalnızca riziko teminatlı mı olduğu ve iştira değerinin bulunup bulunmadığı.
Banka hesap hareketleri, prim kaynağının ispatı bakımından ayrıca talep edilmeli; işveren katkılı planlar için iş sözleşmesi ve grup emeklilik şartnamesi celbedilmelidir.
15. Karşılaştırma Tablosu
| Araç | Nitelendirme ölçütü | Tasfiyedeki durumu |
|---|---|---|
| Gönüllü BES | Primlerin kaynağı (edinilmiş/kişisel) | Muaccel olmasa da iştira değeri üzerinden tasfiyeye dahil |
| Otomatik Katılım Sistemi (OKS) | Kaynak doğrudan maaş → edinilmiş mal | Kaynak tartışması olmaksızın tasfiyeye dahil |
| İşveren katkılı grup emekliliği | Hak kazanma (vesting) süresinin dolup dolmadığı | Yalnızca hak kazanılan kısım tasfiyeye dahil |
| Devlet katkısı | Kademeli hak ediş oranı (3/6/10 yıl) | Hak kazanılan tutar tasfiyeye dahil, kalanı değil |
| Birikimli hayat sigortası | İştira değerinin varlığı | İştira değeri üzerinden tasfiyeye dahil |
| Riziko teminatlı sigorta | İştira değerinin bulunmaması | Tasfiye dışı (paylaşılacak bir değer yok) |
16. Sık Sorulan Sorular
BES hesabım eşimin bilgisi dışında olsa da paylaşılır mı?
Evet; nitelendirme, sözleşmenin kimin bilgisinde olduğuna değil, primlerin hangi mal grubundan ödendiğine bakılarak yapılır.
BES sözleşmem devam ediyor, henüz emekli olmadım — yine de dava konusu olur mu?
Evet; mal rejiminin sona erdiği tarihteki iştira değeri esas alınır, emekliliğe hak kazanılmış olması şart değildir.
Primlerin tamamını evlenmeden önce biriktirdiğim parayla ödedim, yine de paylaşılır mı?
Kaynağın kişisel mal olduğunu banka kayıtlarıyla ispatlarsanız ana para kişisel malınız kalır; ancak evlilik içinde oluşan fon getirisi yine de edinilmiş mal sayılabilir.
Devlet katkısı da paylaşılır mı?
Mal rejiminin sona erdiği tarihte hak kazanılmış olan kısım tasfiyeye dahil edilir; henüz hak kazanılmamış kısım tasfiye dışında kalır.
İşveren adıma BES’e para yatırıyor, bu paylaşılır mı?
Hak kazanma (vesting) süresinin mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar dolan kısmı tasfiyeye dahil edilir; dolmayan kısım için mülkiyet henüz size geçmediğinden tasfiye dışında kalır.
Otomatik Katılım Sistemi (OKS) birikimim de paylaşılır mı?
Evet; katkı doğrudan maaşınızdan kesildiği için OKS birikimi kaynak tartışmasına girmeksizin edinilmiş mal sayılır.
Hayat sigortası poliçem yalnızca vefat teminatlı, birikimi yok — bu da mı paylaşılır?
Hayır; iştira değeri bulunmayan, yalnızca riziko teminatlı poliçelerde paylaşılacak bir malvarlığı değeri doğmaz.
Eşim BES poliçesinde lehtarı değiştirdi, bu mal kaçırma sayılır mı?
Riziko gerçekleşmediği sürece iştira değeri hâlâ sigorta ettirenin malvarlığındadır; lehtar değişikliği tek başına tasfiyeden çıkarmaz. Değişikliğin katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığı ispatlanırsa TMK m.229 kapsamında değerlendirilebilir.
Eşim adına BES açıp primlerini ben ödüyorum, bu bağış sayılır mı ve kişisel malı mı olur?
Bağışlama iradesi açıkça ispatlanmadıkça hayır; ödemeler sizin edinilmiş malınızdan yapıldığından birikim edinilmiş mal statüsünde değerlendirilir.
BES hesabımı boşanma davasından hemen önce kapatıp parayı çektim, bu durumda ne olur?
Çekilen tutar mevcutsa normal şekilde hesaba katılır; harcanmış veya devredilmişse, ancak katılma alacağını azaltma kastı ya da rızasız karşılıksız kazandırma ispatlanırsa TMK m.229 kapsamında eklenecek değer sayılır.
Boşanma davası açıldıktan sonra BES’e prim ödemeye devam edersem bu paylar da hesaba girer mi?
Hayır; mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen primler ve bunların getirisi kişisel malınız olarak kalır.
BES hesabımdaki para haczedilemez deniyor, o zaman katılma alacağı da benden tahsil edilemez mi?
Haczedilmezlik yalnızca belirli bir tutara (sistemde geçirdiğiniz ay sayısı × asgari ücret) kadar korur; bu sınırın üzerindeki kısım için icra yoluyla tahsil mümkündür. Ayrıca bu koruma tasfiye davasında nitelendirmeyi değil, yalnızca sonradan icra aşamasını etkiler.
Emekli olup BES’ten yıllık gelir sigortasına geçtim, aylık maaşım mı paylaşılacak?
Hayır, maaşın kendisi değil; mal rejiminin sona erdiği tarihteki birikimin ekonomik değeri esas alınır. Bu değerin tam olarak nasıl hesaplanacağı, somut olayda dosyanın özelliklerine göre belirlenecek, güncel içtihatta henüz tam yerleşmemiş bir konudur.
Sigorta şirketi iştira bedelini bildirmek istemezse ne yapılır?
Mahkeme bilgiyi resmî yazışma (müzekkere) yoluyla ister; şirketin bu talebe cevap verme yükümlülüğü vardır.
17. Sonuç
BES ve hayat sigortası birikimlerinin boşanmada paylaşılıp paylaşılmayacağı sorusunun tek bir yanıtı yoktur; her sözleşme kendi prim kaynağı, hak ediş durumu ve poliçe yapısı içinde değerlendirilmelidir. Genel çerçeve şudur: primlerin kaynağı nitelendirmeyi belirler, mal rejiminin sona erdiği tarihteki nakde çevrilebilir değer (iştira/birikim bedeli) tasfiyenin esasını oluşturur, devlet ve işveren katkıları kendi hak ediş kurallarına tabidir ve yalnızca riziko teminatlı, iştira değeri bulunmayan poliçeler tasfiye dışında kalır. Somut bir uyuşmazlıkta doğru stratejinin belirlenmesi, sözleşmenin ve prim geçmişinin ayrıntılı incelenmesini gerektirir; İstanbul’da boşanma avukatı desteğiyle bu inceleme dava öncesinde yapılmalıdır.
Av. Mehmet Sarıoğlu — Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Bakırköy, İstanbul
sarioglusefer.com