☎ 0539 676 32 75 WhatsApp: 0539 676 32 75

CMK Madde 14 Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Yetki

2026 itibarıyla sınır ötesi suçların Türk ceza yargılamasında giderek daha büyük bir yer kapladığı görülmektedir. CMK’nın 14. maddesi, yurt dışında işlenen ve Türk hukukuna göre kovuşturulabilen suçlarda yetkili mahkemenin nasıl belirleneceğini düzenlemektedir. Bu hüküm; Adalet Bakanı istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı başvurusuyla işleyen merci tayini mekanizmasını barındırması bakımından CMK’nın yetki rejiminin en özgün parçasını oluşturmaktadır. Bu mekanizmanın doğru kavranması, uluslararası boyutlu davalarda savunma stratejisinin temel taşını oluşturur.

CMK Madde 14’ün Uygulama Kapsamı

CMK madde 14; yabancı ülkede işlenen suçlarda Türkiye’nin yargı yetkisine sahip olduğu hâllerde yetkili mahkemeyi belirleyen, merci tayini mekanizmasını da bünyesinde barındıran özel bir usul normudur.

Bu hükmün uygulanabilmesi için öncelikle Türkiye’nin o suç bakımından yargı yetkisine sahip olması şarttır. Türkiye’nin yargı yetkisinin varlığı esas olarak TCK’nın 8 ile 13. maddeleri kapsamındaki aktif kişilik, pasif kişilik, koruma ve evrensellik ilkelerine dayanmaktadır. Yurt dışında işlenen bir suç TCK’nın ilgili maddelerinde sayılan katalog suçlardan değilse Türkiye bu suç için yargı yetkisine sahip olmadığından CMK’nın 14. maddesi hiç uygulanamaz.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2014/4078 E., 2014/5200 K. sayılı kararı bu “kapı bekçisi” işlevini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Suriye’de işlenen cinayet suçunun TCK’nın 13. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmaması nedeniyle Türkiye’de soruşturulamayacağı ve dolayısıyla CMK’nın 14. maddesinin uygulanamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu karar şu ilkeyi net biçimde yerleştirmiştir: önce yargı yetkisi, sonra yetkili mahkeme. Bu sırayı tersine çevirmek, dava açılmasından yargılama tamamlanana kadar her aşamada telafi edilmesi güç usul sorunlarına yol açmaktadır.

Genel Yetki Kuralları: CMK Madde 13 Yollaması

Türkiye’nin yargı yetkisine sahip olduğu yurt dışı suçlarda CMK’nın 14/1. maddesi yetkili mahkemenin tespitini CMK’nın 13/1 ve 2. fıkralarındaki kurallara yönlendirmektedir. Bu yollama sayesinde yakalama yeri, yerleşim yeri ve en son adres ölçütleri yabancı ülkede işlenen suçlara da uygulanmaktadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2014/35158 E., 2015/27194 K. sayılı kararında şüphelinin Türkiye’de adresinin olup olmadığı araştırılmadan yetki değerlendirmesi yapılamayacağı vurgulanmıştır. Bu araştırma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi bozma sebebi oluşturmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2015/6598 E., 2015/12235 K. sayılı kararında ise Brezilya’da işlenen suçta şüphelinin MERNİS kayıtlarındaki adresinin bulunduğu Yayladağı yetkili kılınmıştır. Aynı kararda CMK’nın 14/2. maddesi uyarınca suçun işlendiği yabancı ülkeye coğrafi bakımdan daha yakın yer savcılığının yetkili kılınması talebi reddedilmiştir; bu ret, yetkiyi coğrafi yakınlık değil şüphelinin Türkiye’deki bağlantı noktasına bağlayan Yargıtay yaklaşımını yansıtmaktadır.

Anayasa Mahkemesi de 04.04.2018 tarihli kararında (B. 2016/25187) Almanya’da işlenen suç ile Türkiye’deki suçlar arasında eylem bütünlüğü kurularak genel yetki kuralı çerçevesinde Ankara’nın yetkili kılındığını teyit etmiştir. Bu karar, yurt dışı suçlarda Türkiye’deki bağlantı noktasının delil ve eylem bütünlüğüyle de desteklenebileceğini göstermektedir.

Yargıtay’ın Yetkili Mahkemeyi Belirlediği Hâller (Merci Tayini)

CMK’nın 14. maddesinin en özgün düzenlemesi, şüphelinin Türkiye’de ne yakalandığı ne yerleştiği ne de adresi bulunduğu durumlardaki çözüm mekanizmasıdır. Bu hâllerde CMK’nın 14/3. maddesi uyarınca yetkili mahkeme Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir. Öğretide bu usul “merci tayini” ya da “Yargıtay devri” olarak anılmaktadır.

Bu mekanizmanın işleyişi son derece katıdır: mahkemenin doğrudan görevsizlik kararı vermesi ve dosyayı başka bir mahkemeye göndermesi usule aykırıdır; önce dosyanın Adalet Bakanlığı kanalıyla Yargıtay’a ulaştırılması zorunludur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/6859 E., 2021/559 K. sayılı kararında bu yasak açıkça ortaya konulmuştur: mahkeme doğrudan görevsizlik kararı veremez, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesi şarttır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2014/6586 E., 2014/8961 K. sayılı kararında Almanya’da işlenen terör suçunda CMK’nın 14/3. maddesi kapsamında merci tayini yoluyla yetkili mahkeme belirlenmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2015/8650 E., 2015/13669 K. sayılı kararında Ermenistan’da işlenen cinayet suçunda da aynı usul işletilerek Yargıtay yetkili mahkemeyi tayin etmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2012/3083 E., 2012/4085 K. sayılı kararı ise dava açıldıktan sonra yetki sorunuyla karşılaşılması durumunda da çözüm yolunun merci tayini olduğunu ortaya koymaktadır: Almanya’da işlenen suçta kamu davasının açıldığı ve yargılamanın devam ettiği Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu kararla yetkili kılınmıştır.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre merci tayini talebi; Adalet Bakanlığı kanalıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmekte, başsavcılık başvuruyu ilgili Yargıtay Ceza Dairesine sunmakta ve daire kesin kararını vermektedir. Bu süreç boyunca yetkisiz mahkemenin yargılamayı askıya alması gerekmekte; aksi hâlde yapılan işlemler usul sakatlığı taşımaktadır. Merci tayini süreci devam ederken tutukluluk hâlinin devam edip etmeyeceği ise şüphelinin tutukluluğuna karar veren mahkemenin bağlı olduğu Yargıtay dairesinin tutumuna göre şekillenmektedir; bu nedenle savunma avukatının süreç boyunca tutukluluk denetimini ayrıca takip etmesi gerekmektedir.

Merci Tayini Kararlarının Bağlayıcılığı

Yargıtay tarafından verilen merci tayini kararları kesin niteliktedir. Bu kararların ardından yetki meselesi bir daha değerlendirme konusu yapılamaz; sonradan verilen yetkisizlik kararları yok hükmünde sayılmaktadır. Bu ilke, 16.02.2016 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararıyla (E. 2016/339, K. 2016/1685) genel bir kural olarak da pekiştirilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2019/5508 E., 2019/7093 K.; 2024/7246 E., 2024/9287 K. ve 2022/6108 E., 2022/10687 K. sayılı kararlarında merci tayini kararlarının kesin olduğu ve yetki hususunun tekrar tartışmaya açılamayacağı tutarlı biçimde vurgulanmaktadır. Bu üç kararın kronolojisi, Yargıtay’ın bağlayıcılık ilkesini onlarca yıla yayılan bir içtihat çizgisiyle savunduğunu ortaya koymaktadır.

Anayasa Mahkemesi de 27.11.2024 tarihli (B. 2020/22587) ve 20.11.2014 tarihli (B. 2012/561) kararlarında terör suçlarındaki çok yerlilik ve belirsizlik hâllerinde Yargıtay’ın genel yetki belirleyici rolünü teyit etmiştir. Bu AYM kararları, merci tayini mekanizmasının adil yargılanma hakkıyla bağdaştığını ve tabii hâkim güvencesini ihlal etmediğini de açıkça ortaya koymaktadır.

Savunma avukatı açısından bu bağlayıcılığın pratik anlamı şudur: Yargıtay’ın merci tayini kararından önce yetki itirazlarını gündeme taşımak mümkün ve gereklidir; karar kesinleştikten sonra bu itirazlar işlevsiz kalmaktadır. Merci tayini sürecinin yanlış işletildiğine ya da kademelerin atlandığına dair itirazların bu karara kadar ileri sürülmesi zorunludur.

Özel Durumlar: Diplomatik Bağışıklık ve İstisnaî Hâller

CMK’nın 14/4. maddesi diplomatik bağışıklığı olan kişilerin neden olduğu suçlara ilişkin özel bir düzenleme içermektedir. Uluslararası hukukta diplomatik dokunulmazlık kovuşturmayı bütünüyle engellediğinden ya da kısıtladığından bu hükmün uygulanması son derece sınırlı kalmaktadır. 1961 tarihli Viyana Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası anlaşmalar bu alanda belirleyici olmaya devam etmektedir.

Diplomatik bağışıklığın kapsamı ve istisnaları, özellikle konsolosluk görevlileri ile uluslararası örgüt çalışanları bakımından farklılaşmaktadır. Tam diplomatik bağışıklıktan yararlanan misyon şefleri ve büyükelçilik personelinin kovuşturulamaması kural olmakla birlikte; akreditasyon devletinin bu bağışıklığı kaldırması ya da görevdışı eylemler söz konusu olduğunda durum değişmektedir. Mevcut içtihatta bu konuya ilişkin somut karar sayısı yeterince gelişmemiş olmakla birlikte, Dışişleri Bakanlığı’nın görüşü ve Adalet Bakanlığı onayı bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır.

CMK 13 ve 14 Arasındaki İlişki: Bütüncül Bir Değerlendirme

CMK’nın 13. ve 14. maddeleri birbirini tamamlayan iki düzenlemedir. On üçüncü madde, genel olarak suç yerinin belli olmadığı tüm hâllere uygulanırken; on dördüncü madde özel olarak yurt dışında işlenen suçlara yönelmektedir. CMK’nın 14. maddesinin 13. maddeye yaptığı yollama sayesinde yurt dışı suçlarda da önce yakalama yeri, ardından yerleşim yeri/en son adres sıralaması işletilmekte; bunlar da belirlenemediğinde merci tayini yoluna gidilmektedir.

Bu iki maddeyi birlikte uygulamanın pratik açıdan en kritik noktası şudur: her kademedeki araştırma yükümlülüğü eksiksiz yerine getirilmeden bir üst kademeye geçilemez. Yargıtay’ın bu konudaki bozma kararları özellikle yerleşim yeri ve en son adres araştırması yapılmadan doğrudan Adalet Bakanlığı yoluna gidilmesi ya da merci tayini istenmesi gibi hatalara yöneliktir. Kademe sırasına uyulmaması; hem yargılamanın yeniden başlamasına hem de müvekkil aleyhine telafi edilmesi güç zaman ve hak kayıplarına zemin hazırlamaktadır.

Şu sıralama her zaman korunmalıdır: önce CMK m. 12 kapsamında suç yerinin belirlenmesi denenmelidir; bu mümkün değilse CMK m. 13 kapsamında yakalama yeri → yerleşim yeri/son adres → ilk usul işlemi yeri kademesi işletilmelidir; tüm bu kademeler tükenmişse CMK m. 14/3 kapsamında merci tayini mekanizması devreye girmelidir.

Yabancı Ülkede İşlenen Suçlarda Türk Hukukunun Yargı Yetkisi

CMK’nın 14. maddesini anlamlandırabilmek için Türk hukukunun yurt dışı suçlara ilişkin yargı yetkisinin temellerini kavramak gerekmektedir. TCK’nın 8. maddesi uyarınca Türkiye’de işlenen suçlar bakımından Türk mahkemeleri her hâlükârda yetkilidir. Türk mahkemelerinin yabancı ülkede işlenen suçlara el atabilmesi için ise TCK’nın 11. maddesi kapsamında aktif kişilik ilkesi (Türk vatandaşının yurt dışında işlediği suç), 12. maddesi kapsamında pasif kişilik ilkesi (yabancının Türk vatandaşına karşı işlediği suç), 13. maddesi kapsamında koruma ilkesi ya da evrensellik ilkesi bulunmalıdır.

Bu yetki koşulunun oluşmaması durumunda CMK’nın 14. maddesi hiç devreye girmez ve Türk mahkemelerinin davaya bakması hukuken mümkün olmaz. Yargıtay’ın bu konudaki tutumu son derece kararlıdır: yargı yetkisinin yokluğu salt usul sorunu değil, esasa ilişkin bir engeldir.

Katalog suçlar bakımından TCK’nın 13. maddesi; soykırım ve insanlığa karşı suçlar, uyuşturucu ticareti, sahte para basımı ve benzeri ağır suçları saymaktadır. Bu suçlar yurt dışında işlense dahi Türkiye’de soruşturulup yargılanabilir ve CMK’nın 14. maddesi tam anlamıyla işlev görebilir. Katalog suç kapsamı dışında kalan fiiller içinse Türkiye’nin kovuşturma yetkisi bulunmadığından dava reddedilmek zorunda kalınacaktır.

Savunma Hukukçusu Açısından Pratik Değerlendirmeler

Yurt dışında işlenen suçlara ilişkin davalarda savunma stratejisi yetkili mahkemenin doğru belirlenmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Yetkisiz bir mahkeme önünde yürütülen yargılama usul güvencelerini zedeleyebileceğinden bu mesele göz ardı edilmemelidir.

Savunma avukatının bu tür davalarda izlemesi gereken yol haritası dört aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada suçun TCK kapsamında Türkiye’de kovuşturulabilir olup olmadığı araştırılmalıdır; katalog suç kapsamına girmeyen bir fiil için açılan davada esastan ret talep edilmesi gerekmektedir. İkinci aşamada şüphelinin Türkiye’deki yakalama yeri, MERNİS kaydı ve UYAP adresi gibi bağlantı noktaları titizlikle araştırılmalıdır. Üçüncü aşamada bu ölçütlerin hiçbiri bulunamıyorsa merci tayini yoluna başvurulmalı; doğrudan yetkisizlik kararı verilmemelidir. Dördüncü aşamada ise Yargıtay’ın bağlayıcı merci tayini kararından sonra yetki itirazının artık mümkün olmadığı gözetilerek bu karara kadar olan süreçte itirazların yazılı olarak dosyaya işletilmesi sağlanmalıdır.

Uluslararası boyutu olan ceza davalarında sanık müdafii olarak görev yapan avukatın TCK’daki yargı yetkisi kurallarını, CMK’daki yetki kademelerini ve Yargıtay’ın merci tayini içtihadını bir arada kavraması zorunludur. Bu üç katmanı ayrı ayrı değil bütünsel olarak ele almak, savunmanın hem usul hem de esastan güçlü bir zemine oturmasını sağlamaktadır.

CMK Madde 14 Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Katalog suç kapsamına girmeyen yurt dışı suçlarda CMK m. 14 uygulanamaz; önce yargı yetkisi denetlenmelidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K. sayılı kararında Suriye’de işlenen cinayet suçunun TCK m. 13 kataloğunda yer almaması nedeniyle Türkiye’de soruşturulamayacağını ve CMK m. 14’ün hiç uygulanamayacağını açıkça hükme bağlamıştır.

Türkiye’deki adres araştırması yapılmadan yetki değerlendirmesi yapılamaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2014/35158 E., 2015/27194 K. sayılı kararında şüphelinin Türkiye’de adresi olup olmadığının araştırılmasını yargılamanın ön koşulu olarak belirlemiş; bu araştırma yükümlülüğünün atlanmasını bozma sebebi saymıştır.

MERNİS kayıtlarındaki adres yetkiyi belirler; coğrafi yakınlık geçerli ölçüt değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2015/6598 E., 2015/12235 K. sayılı kararında Brezilya’da işlenen suçta MERNİS adresinin yetkiyi belirlediğini; coğrafi yakınlık gerekçesiyle farklı bir savcılığın yetkili kılınması talebini reddetmiştir.

Mahkeme doğrudan görevsizlik kararı veremez; merci tayini Adalet Bakanlığı kanalıyla istenir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2020/6859 E., 2021/559 K. sayılı kararında mahkemenin doğrudan yetkisizlik kararı vererek dosyayı göndermesini usule aykırı bulmuş; dosyanın Adalet Bakanlığına iletilerek Yargıtay tarafından merci tayini yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır.

Dava açıldıktan sonra yetki sorunu çıkması hâlinde de merci tayini yoluna gidilmelidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2012/3083 E., 2012/4085 K. sayılı kararında Almanya’da işlenen suçta kamu davasının açıldıktan sonra yetki sorunuyla karşılaşılması durumunda da çözümün merci tayini olduğunu ortaya koymuş; davayı sürdüren Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ni yetkili saymıştır.

Merci tayini kararları kesindir; sonradan verilen yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2019/5508 E., 2019/7093 K.; 2024/7246 E., 2024/9287 K. ve 2022/6108 E., 2022/10687 K. sayılı kararlarında İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı’na atıfla merci tayini kararlarının bağlayıcılığını ve sonraki aşamalarda yetki itirazının mümkün olmadığını tutarlı biçimde pekiştirmiştir.

Merci tayini mekanizması adil yargılanma hakkıyla bağdaşmakta ve tabii hâkim güvencesini ihlal etmemektedir. Anayasa Mahkemesi, 27.11.2024 tarihli (B. 2020/22587) ve 20.11.2014 tarihli (B. 2012/561) kararlarında yurt dışı suçlarda Yargıtay’ın yetki belirleyici rolünü anayasal güvencelerle bağdaşır bulmuş; bu mekanizmanın adil yargılanma hakkını zedelemediğini ortaya koymuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında işlediğim iddia edilen bir suç için Türkiye’de yargılanabilir miyim?

Türkiye’de yargılanabilmeniz için o suçun TCK’nın yargı yetkisi kuralları kapsamına girmesi şarttır. Türk vatandaşının yurt dışında işlediği ve Türk hukukuna göre suç sayılan eylemler aktif kişilik ilkesi; Türk vatandaşına yurt dışında işlenen suçlar pasif kişilik ilkesi; soykırım, uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlar ise evrensellik ilkesi kapsamında kovuşturulabilmektedir. Bu koşullardan hiçbirinin karşılanmadığı durumlarda CMK’nın 14. maddesi uygulanamaz ve dava reddedilmelidir.

Türkiye’de ne adresim ne de yakalandığım bir yer varsa ne olur?

Bu hâlde CMK’nın 14/3. maddesi kapsamında merci tayini mekanizması devreye girer. Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusuyla Yargıtay, yetkili mahkemeyi doğrudan belirler. Mahkemenin bu aşamada doğrudan görevsizlik kararı vermesi ya da dosyayı başka bir mahkemeye göndermesi usule aykırıdır ve Yargıtay tarafından bozulmaktadır.

Yargıtay merci tayini kararı verdikten sonra yetki itirazı yapılabilir mi?

Hayır. Yargıtay’ın merci tayini kararı kesin niteliktedir ve yetki meselesi bu karardan sonra bir daha değerlendirme konusu yapılamaz. Sonradan verilen tüm yetkisizlik kararları yok hükmünde sayılmaktadır. Bu nedenle yetki itirazlarının merci tayini kararından önce, yazılı olarak ve somut gerekçelere dayandırılarak ileri sürülmesi büyük önem taşımaktadır.

Diplomatik bağışıklığa sahip bir kişi yurt dışında suç işlerse ne olur?

Uluslararası hukukta diplomatik dokunulmazlık kovuşturmayı büyük ölçüde engellemektedir. CMK’nın 14/4. maddesi bu duruma özel bir hüküm getirmekle birlikte, 1961 Viyana Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası anlaşmalar belirleyici olmaya devam etmektedir. Akreditasyon devletinin dokunulmazlığı kaldırması veya görevdışı eylemlerin söz konusu olması durumunda kovuşturma mümkün hâle gelebilmektedir.

CMK m. 13 ile m. 14 arasındaki fark nedir?

CMK’nın 13. maddesi suç yerinin belli olmadığı tüm hâllere uygulanır ve üç kademeli yedek yetki sıralaması getirir. CMK’nın 14. maddesi ise özel olarak yurt dışında işlenen suçlara yönelir; 13. maddenin yollamasıyla kademeli sırayı uyguladıktan sonra bu kademe tükendiğinde merci tayini mekanizmasını devreye sokar. On dördüncü madde, on üçüncü maddenin yurt dışı suçlara özgü uzantısı ve tamamlayıcısıdır.

Yurt dışındaki suç ile Türkiye’deki suç arasında bağlantı varsa ne olur?

Yurt dışındaki suç ile Türkiye’deki bir suç arasında eylem bütünlüğü ya da CMK m. 8 anlamında bağlantı bulunması hâlinde Türkiye’deki suça bakan mahkeme yurt dışı suç bakımından da yetkili kılınabilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 04.04.2018 tarihli kararında Almanya’daki suç ile Türkiye’deki suçlar arasında bu bütünlük kurularak Ankara yetkili kılınmıştır. Bu yaklaşım, özellikle organize suç ve terör davalarında uygulamada önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Sonuç

CMK’nın 14. maddesi, yurt dışında işlenen suçlarda Türk mahkemelerinin yetkisini usule uygun biçimde tesis etmek için tasarlanmış, kendine özgü bir merci tayini mekanizması barındıran özel bir düzenlemedir. Adalet Bakanı istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı başvurusuyla işleyen bu sistem hem hukuki kesinlik hem de adil yargılanma güvencesi sağlamaktadır. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre bu sistemin uygulamada tutarlı biçimde işletildiği ve alt mahkemelerin kural dışı girişimlerinin kararlılıkla bozulduğu görülmektedir. Her kademedeki araştırma yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirilmesi şarttır; kademe atlanması ya da araştırma yapılmaksızın yetki değerlendirmesine gidilmesi Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Uluslararası boyutu olan ceza davalarında haklarınızı etkin biçimde korumak için bu yetki kademelerini bütünsel olarak kavramış bir müdafii ile çalışmak kritik önem taşımaktadır. TCK’daki yargı yetkisi kuralları, CMK’daki yetki kademeleri ve Yargıtay’ın merci tayini içtihadı birlikte ele alındığında ortaya çıkan bütünsel tablo; yurt dışı suçlarda savunmanın hem usul hem de maddi hukuk boyutunu aynı anda yönetmesini zorunlu kılmaktadır.

İletişim & Danışma

Yurt dışında işlenen bir suç nedeniyle Türkiye’de yargılanıyor ya da soruşturma süreciyle karşı karşıyaysanız, yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi ve merci tayini sürecinin eksiksiz işletilmesi savunmanızı doğrudan etkiler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 14. maddesi kapsamındaki uluslararası yetki uyuşmazlıkları ve merci tayini süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.