2026 itibarıyla Türk ceza yargılamasında mahkemeler arasındaki yetki uyuşmazlıkları; sanığın uzun süre belirsizlik içinde kalmasına, tutukluluk sürelerinin gereksiz uzamasına ve dosyanın sürüncemede kalmasına zemin hazırlamaktadır. CMK’nın 17. maddesi, birkaç hâkim veya mahkeme arasında ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz yetki uyuşmazlığında ortak yüksek görevli mahkemenin yetkili hâkim veya mahkemeyi kesin olarak belirleyeceğini hükme bağlamaktadır. Bu mekanizmanın doğru işletilmesi, hem adil yargılanma güvencesi hem de tabii hâkim ilkesi açısından vazgeçilmezdir.
CMK Madde 17 Yetkide Olumlu veya Olumsuz Uyuşmazlık Maddenin Sistematik Konumu
CMK madde 17; birkaç hâkim veya mahkeme arasında ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz yetki uyuşmazlığında ortak yüksek görevli mahkemenin yetkili hâkim ya da mahkemeyi kesin olarak belirleyeceğini düzenleyen merci tayini normudur.
CMK’nın 17. maddesi yargılama yetkisinin mahkemeler arasında tartışmalı hale gelmesini önlemeye yönelik bir merci tayini mekanizması olarak işlev görmektedir. Bu düzenleme, CMK’nın 12. maddesinde kurulan yer yönünden yetki kurallarıyla, 3. maddesinde düzenlenen görev kurallarıyla ve 16. maddesindeki bağlantılı suçlarda yetki hükümleriyle organik bir bütünlük oluşturmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2024/10318 E. sayılı kararında bu maddenin sistematik konumu gereği uyuşmazlığın çözümünde ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyici rol oynadığı vurgulanmıştır.
Görev ile yetki kavramlarını birbirinden ayırt etmek bu noktada büyük önem taşır. CMK’nın 5. maddesinde düzenlenen görev, bir mahkemenin hangi tür davalara bakacağını belirler ve kamu düzenine ilişkindir; her aşamada resen gözetilir. Buna karşın yer yönünden yetki kuralları kamu düzeninden sayılmamakta ve her aşamada resen uygulanmamaktadır. Bu temel ayrım; itiraz stratejisinin zamanlamasını, bozma gerekçesinin kurgulanmasını ve uyuşmazlık çözüm merciinin seçimini doğrudan belirlemektedir.
Olumlu Yetki Uyuşmazlığı: Birden Fazla Mahkemenin Yetkisini İlan Etmesi
Olumlu yetki uyuşmazlığı birden fazla mahkemenin aynı dava üzerinde yetkili olduğunu iddia etmesi ve davaya bakmakta ısrar etmesiyle ortaya çıkar. Bu tür uyuşmazlık uygulamada görece nadir olmakla birlikte teorik açıdan ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Özellikle suç yerinin tartışmalı olduğu ya da suçun temadi ettiği durumlarda birden fazla mahkeme iddianameyi kabul ederek kendisini yetkili sayabilmektedir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2017/4474 E., 2017/3305 K. sayılı kararında CMK’nın 17. maddesindeki “birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı” ibaresinin kapsamı belirlenmiştir. Kanun koyucunun “birkaç hâkim veya mahkeme” ifadesiyle uyuşmazlığın yalnızca iki mahkemeyle sınırlı tutulmadığı, zincirleme yetkisizlik kararlarıyla ikiden fazla mahkemenin sürece dahil olabileceği öngörülmektedir. Bu kapsam genişliği, özellikle temadi eden suçlarda ve çoklu mağdurlu davalarda belirleyici bir pratik öneme sahiptir.
Olumlu yetki uyuşmazlığında en kritik sorun, her iki mahkemenin de delil toplama ve koruma tedbirleri uygulama konusunda kendi kendini yetkili saymasıdır. Bu durumda paralel yargılama işlemleri yapılabilmekte; farklı mahkemelerin aldığı çelişkili kararlar usul bütünlüğünü zedeleyebilmektedir. Ortak yüksek görevli mahkemenin bir an önce belirlenip uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bu nedenle hukuki güvenlik açısından zorunludur.
Olumsuz Yetki Uyuşmazlığı: Mahkemelerin Davadan Kaçınması
Olumsuz yetki uyuşmazlığı birden fazla mahkemenin aynı dava veya iş hakkında kendisini yetkisiz ya da görevsiz görmesi durumunda söz konusu olur. Bu hal uygulamada çok daha sık karşılaşılan ve davaları fiilen askıya alan bir sorundur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında iki ayrı ilçedeki Asliye Ceza Mahkemelerinin karşılıklı olarak dosyayı birbirlerine göndermesi ve kendilerini yetkisiz görmeleri tipik bir olumsuz yetki uyuşmazlığı örneği olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2014/25356 E. sayılı kararında da Yalova ve Eskişehir mahkemelerinin karşılıklı yetkisizlik kararları bu duruma örnek gösterilmiştir.
Olumsuz yetki uyuşmazlığına yol açan başlıca durumlar şunlardır. Suç yeri ihtilafında Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2016/10664 E. sayılı kararında Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçunda suç yerinin tayini konusundaki anlaşmazlık nedeniyle iki Asliye Ceza Mahkemesinin karşılıklı yetkisizlik kararı verdiği görülmüştür. Soruşturma aşamasındaki zincirleme uyuşmazlıklarda ise Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2013/14164 E. sayılı kararında savcılıklar arasındaki yetkisizlik kararları sonrası dosyanın gönderildiği mahkemenin de yetkisizlik vermesiyle oluşan zincirleme uyuşmazlıklar CMK’nın 16 ve 17. maddeleri kapsamında değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlığın Doğması İçin Gerekli Koşullar
Yetki uyuşmazlığının hukuken varlık kazanabilmesi için karşılıklı verilen kararların kesinleşmiş olması ya da itiraz sürecinin tamamlanmış olması aranmaktadır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2017/964 E. sayılı kararında “bir diğerini yetkili kılan iki görevsizlik veya yetkisizlik kararının olması gerektiği” ifade edilmiştir. Bir mahkemenin yetkisizlik kararı vermesine rağmen gönderilen diğer mahkemenin henüz bir karar vermediği durumda uyuşmazlığın doğmadığı ve dosyanın incelenmeksizin iade edileceği aynı kararda hükme bağlanmıştır.
CMK’nın 17. maddesindeki “hâkim veya mahkeme” ifadesi yalnızca mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkları değil, sulh ceza hâkimlikleri ile mahkemeler ya da bireysel hâkimler arasındaki uyuşmazlıkları da kapsayacak şekilde yorumlanmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında bu ibare hem aynı yargı çevresindeki mahkemeleri hem de farklı yargı çevrelerindeki mahkemeleri kapsayacak biçimde geniş yorumlanmıştır.
2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre uyuşmazlığın hukuken doğması için şu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: her iki mahkemenin de karşılıklı karar vermesi ve bu kararların usul anlamında geçerlilik koşullarını taşıması. Tek taraflı bir yetkisizlik kararıyla uyuşmazlık doğmaz; ikinci mahkemenin de kararını vermesi beklenmek zorundadır.
Ortak Yüksek Görevli Mahkeme ve Yetkinin Belirlenmesi
CMK’nın 17. maddesi uyarınca uyuşmazlığı çözecek merci ortak yüksek görevli mahkemedir. Bu merciin tespiti uyuşmazlık yaşayan mahkemelerin konumuna göre üç ayrı ihtimale göre şekillenmektedir.
Aynı ağır ceza yargı çevresi içinde: Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. ve 2024/10318 E. sayılı kararlarında aynı ağır ceza mahkemesi yargı çevresindeki asliye ceza mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın o yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çözülmesi gerektiği belirtilmiştir. Farklı ağır ceza, aynı BAM çevresinde ise farklı ağır ceza mahkemesi çevresinde bulunan ancak aynı Bölge Adliye Mahkemesi yargı çevresinde yer alan mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkları ilgili BAM Ceza Daireleri Kurulu çözmektedir. Farklı BAM çevrelerinde ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2020/542 E. sayılı kararında farklı BAM yargı çevrelerinde bulunan mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin Yargıtay olduğu ifade edilmiştir.
Uygulamada karşılaşılan önemli bir sorun ortak yüksek görevli mahkemenin yanlış belirlenmesidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında yerel Ağır Ceza Mahkemesinin kendisini yetkili görmesi gerekirken uyuşmazlığı BAM’ın çözmesi gerektiği gerekçesiyle karar vermekten kaçınması sıkça yapılan bir hata olarak öne çıkarılmıştır. Bu hatanın sonucu dosyanın gereksiz yere yukarı taşınması ve yargılama gecikmesidir; savunma avukatının ortak yüksek görevli mahkemenin hangi merci olduğunu baştan doğru saptaması süreci kısaltmaktadır.
Yetki Uyuşmazlığının Çözüm Usulü
Uyuşmazlık durumunda dosya mahkemelerce resen veya talep üzerine ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/3885 E. sayılı kararında dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesiyle daireye gönderildiği görülmektedir. Yargıtay incelemeyi dosya içeriği, iddianame ve suçun niteliğine göre yaparak yetkili mahkemeyi belirlemektedir (Yargıtay 5. CD, 2018/14040 E.).
Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2014/25356 E. sayılı kararında uyuşmazlık yaşayan mahkemenin dosyayı ortak yüksek görevli mahkemeye göndermesi gerekirken davaya devam etmesinin hukuka aykırı bulunduğu görülmektedir. Bu durum çözümün yerel mahkemece tek taraflı değil üst merci tarafından yapılması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Cumhuriyet savcısı da süreçte etkin bir rol üstlenebilmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hukuka aykırı yetkisizlik çözümü kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunduğu ve bu yolla uyuşmazlığın çözüm sürecine müdahil olduğu görülmektedir. Savcılıklar arasındaki yetki uyuşmazlıkları ise CMK’nın 16 ve 17. hükümleriyle özel olarak düzenlenmekte; yetkisizlik kararıyla gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısının da kendisini yetkisiz görmesi hâlinde dosyanın yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi öngörülmektedir.
Yetki Uyuşmazlığı Kararının Hukuki Sonuçları
Ortak yüksek görevli mahkemenin verdiği yetki kararı kesindir ve uyulması zorunludur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/3885 E. ve 2022/962 E. sayılı kararlarında 10.06.1942 tarihli ve 26/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca yetki uyuşmazlığı üzerine verilen kararların kesin ve uyulmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Ortak yüksek görevli mahkeme inceleme sonucunda hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemiş ve dosyayı o mahkemeye göndermiştir.
Yargıtay tarafından yetkili kılınan merciin kesinleşmiş karara rağmen yeniden yetkisizlik kararı vermesi ise son derece ağır hukuki yaptırımlara yol açmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2022/2906 E. sayılı kararında Yargıtay’ın kesin yetki kararına rağmen yerel makamların yeniden yetkisizlik kararı vererek süreci uzatması “hukuken geçersiz ve yok hükmünde” sayılmıştır. Bu içtihat yetki hususunun kesinleştikten sonra bir daha değerlendirme konusu yapılamayacağını tartışmasız biçimde ortaya koymaktadır.
Yetkisiz hâkim veya mahkemece gerçekleştirilen işlemlerin geçerliliği de önemli bir tartışma konusudur. Yer yönünden yetkisiz hâkimin yaptığı işlemlerin yalnızca yetkisizlik gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağı, bu süreçte alınan tutuklama gibi koruma tedbirlerinin geçerliliğini koruyacağı kabul edilmektedir. Bu kabul, savunma avukatının yetkisizlik sürecindeki koruma tedbirlerine itiraz ederken dikkatli bir denge kurmasını gerektirmektedir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Yargıtay İçtihadı
Yargı kararları incelendiğinde CMK’nın 17. maddesi kapsamındaki yetki uyuşmazlıklarının çözümünde hiyerarşik bir sistemin (Ağır Ceza Mahkemesi → BAM → Yargıtay) benimsendiği görülmektedir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar şu başlıklar altında özetlenebilir.
Ortak yüksek görevli mahkemenin yanlış tespiti: Ağır Ceza Mahkemesi çevresindeki uyuşmazlıkların hatalı biçimde BAM’a taşınması ya da tam tersi durumlar yargılama gecikmesine yol açmaktadır. Kesin karara rağmen uyuşmazlık çıkarılması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2022/2906 E. sayılı kararında Yargıtay’ın kesin yetki kararına rağmen yerel makamların yeniden yetkisizlik kararı vererek dosyayı askıya alması “yok hükmünde” sayılmıştır. Soruşturma evresi karışıklığı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2013/14164 E. sayılı kararında savcılık yetkisizlikleri ile mahkeme yetkisizliklerinin karıştırıldığı ve çözüm merciinin belirlenmesinde sorunlar yaşandığı tespit edilmiştir.
Yetkisizlik itirazının uyuşmazlık süreciyle karıştırılması da önemli bir sorun oluşturmaktadır. CMK’nın 5. maddesi kapsamındaki yetkisizlik kararına itiraz yolu ile CMK’nın 17. maddesi kapsamındaki yetki uyuşmazlığı çözüm yolu zaman zaman birbiriyle karıştırılmaktadır. Bu iki kurumun ayrı mekanizmalar olduğu ve itiraz yoluyla yetki uyuşmazlığı çözümünün özdeşleştirilmemesi gerektiği özellikle vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamalarında görev hususunun yetkiden önce değerlendirilmesi gerektiği de tutarlı biçimde ortaya konulmaktadır.
CMK Madde 17 ve Adil Yargılanma Hakkı
Yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması yalnızca usul ekonomisi açısından değil; anayasal güvence altındaki tabii hâkim ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından da kritik öneme sahiptir. Kanuni hâkim ilkesi bir suçun işlenmesinden önce yargı yetkisinin hangi mahkemeye ait olduğunun belirlenmiş olmasını zorunlu kılar. CMK’nın 17. maddesi bu ilkeye işlerlik kazandıran temel düzenlemedir; zira yetki uyuşmazlığı çözülmeksizin yetkili hâkimin belirlenmesi ve yargılamanın hukuken geçerli biçimde sürdürülmesi mümkün değildir.
Yer yönünden yetki kurallarının kamu düzeninden sayılıp sayılmadığı doktrinde tartışmalı olmaya devam etse de uyuşmazlığın kesin bir kararla çözülmesi ve bu kararın bağlayıcı olması hukuki güvenlik açısından zorunludur. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 1942 tarihli kararı da bu gerekliliği teyit etmekte; yetki uyuşmazlığı üzerine verilen kararları kesin ve bağlayıcı kılmaktadır.
Savunma pratiğinde yetki uyuşmazlığının doğru tespit edilmesi ve zamanında çözüme kavuşturulması; sanığın uzun süre belirsizlik içinde kalmasını, tutukluluk sürelerinin gereksiz yere uzamasını ve dosyanın mahkemeler arasında sürüncemede kalmasını önlemektedir. Bu çerçevede mağdur vekili ceza avukatı olarak görev yapan hukukçu için de yetki uyuşmazlığı; mağdurun yargılamayı hızlandırma talebini desteklemek, yetkisizlik kararlarından kaynaklanan gecikmelere itiraz etmek ve ortak yüksek görevli mahkemenin doğru belirlenmesini sağlamak açısından kritik bir usul aracı niteliği taşımaktadır.
CMK Madde 17 Hakkında Emsal Yargıtay Kararları
Aynı ağır ceza yargı çevresindeki asliye ceza mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığı Ağır Ceza Mahkemesi çözer. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2023/12478 E. ve 2024/10318 E. sayılı kararlarında ortak yüksek görevli mahkemenin bu çevrede Ağır Ceza Mahkemesi olduğunu, uyuşmazlığın üst mercie taşınmadan bu mahkeme tarafından çözülmesi gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır.
Uyuşmazlık doğması için karşılıklı iki yetkisizlik kararı gerekir; tek taraflı karar yeterli değildir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 2017/964 E. sayılı kararında bir diğerini yetkili kılan iki görevsizlik veya yetkisizlik kararının varlığını zorunlu koşul olarak belirlemiş; tek mahkemenin kararıyla uyuşmazlığın doğmadığını hükme bağlamıştır.
Kesin yetki kararına rağmen verilen yetkisizlik kararları yok hükmündedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2022/2906 E. sayılı kararında Yargıtay’ın kesin kararına rağmen yerel makamların yeniden yetkisizlik kararı vermesini hukuken geçersiz ve yok hükmünde sayarak yetki hususunun kesinleştikten sonra tartışmaya açılamayacağını tartışmasız biçimde ortaya koymuştur.
Ortak yüksek görevli mahkemenin doğru belirlenmemesi usul hatasıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2023/12478 E. sayılı kararında yerel Ağır Ceza Mahkemesinin çözüm yetkisini BAM’a bırakmasını hukuka aykırı bulmuş; bu hatanın dosyanın gereksiz biçimde üst merciye taşınmasına ve yargılama gecikmesine yol açtığını vurgulamıştır.
Yetki uyuşmazlığı kararları kesindir; İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı bu bağlayıcılığı güvence altına alır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2021/3885 E. ve 2022/962 E. sayılı kararlarında 1942 tarihli İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı’na atıfla ortak yüksek görevli mahkemenin yetki kararının kesin ve uyulmasının zorunlu olduğunu kararlılıkla pekiştirmiştir.
Farklı BAM çevrelerindeki uyuşmazlıkları Yargıtay çözer; BAM’ın yetkisi kendi çevresiyle sınırlıdır. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, 2020/542 E. sayılı kararında farklı BAM çevrelerindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkta çözüm yerinin Yargıtay olduğunu belirlemiş; BAM’ın yetki çevresini aşan uyuşmazlıklara el atamayacağını net biçimde ortaya koymuştur.
Kanun yararına bozma, hukuka aykırı yetki çözümlerine karşı savcılık tarafından kullanılabilecek etkili bir araçtır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2023/12478 E. sayılı kararında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hukuka aykırı yetkisizlik çözümüne karşı kanun yararına bozma istemini etkin biçimde kullandığını ortaya koymuş; bu yolun savunma açısından da sistemi denetleme aracı olarak değerlendirilebileceğini göstermiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yetki uyuşmazlığı ne zaman ortaya çıkar?
Yetki uyuşmazlığı; ya birden fazla mahkemenin aynı dava üzerinde yetkili olduğunu iddia etmesi (olumlu uyuşmazlık) ya da birden fazla mahkemenin kendisini yetkisiz görmesi (olumsuz uyuşmazlık) durumunda ortaya çıkar. Olumsuz uyuşmazlığın doğabilmesi için her iki mahkemenin de karşılıklı olarak yetkisizlik kararı vermesi zorunludur; tek mahkemenin kararı yeterli değildir.
Yetki uyuşmazlığını kim çözer?
Çözüm mercii ortak yüksek görevli mahkemedir. Aynı ağır ceza yargı çevresindeki uyuşmazlıkları Ağır Ceza Mahkemesi; farklı ağır ceza ama aynı BAM çevresindeki uyuşmazlıkları BAM Ceza Daireleri Kurulu; farklı BAM çevrelerindeki uyuşmazlıkları ise Yargıtay ilgili ceza dairesi çözmektedir. Bu hiyerarşik yapıyı yanlış uygulamak yargılama gecikmesine yol açmaktadır.
Yargıtay yetki kararı verdikten sonra mahkeme tekrar yetkisizlik kararı verebilir mi?
Hayır. Yargıtay’ın verdiği yetki kararı kesindir; bu karara rağmen verilen yetkisizlik kararları “yok hükmünde” sayılmaktadır. 1942 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı bu bağlayıcılığı güvence altına almaktadır. Kesin karara aykırı davranan mahkeme kararları Yargıtay tarafından kararlılıkla bozulmaktadır.
Yetkisiz mahkemenin aldığı kararlar geçersiz midir?
Yer yönünden yetkisiz hâkimin yaptığı işlemler yalnızca yetkisizlik gerekçesiyle geçersiz sayılamamaktadır. Yetkisizlik sürecinde alınan tutuklama gibi koruma tedbirleri geçerliliğini korumaktadır. Bu kabul, savunma avukatının yetkisizlik sürecindeki işlemlere itiraz ederken dikkatli bir değerlendirme yapmasını gerektirmektedir.
Görev uyuşmazlığı ile yetki uyuşmazlığı arasındaki fark nedir?
Görev; bir mahkemenin hangi tür davalara bakacağını belirler, kamu düzenindendir ve her aşamada resen gözetilir. Yetki ise yer yönünden belirleyici olup kamu düzeninden sayılmamakta ve resen uygulanmamaktadır. Bu nedenle yetki itirazı zamanında ileri sürülmezse hak kaybı doğmaktadır. Görev uyuşmazlıklarında da benzer çözüm usulü benimsenmekle birlikte CMK’nın 17. maddesi yalnızca yetki uyuşmazlıklarını kapsamaktadır.
Davanın mahkemeler arasında sürüncemede kalması halinde ne yapılabilir?
Dosyanın karşılıklı yetkisizlik kararlarıyla mahkemeler arasında gidip gelmesi durumunda ortak yüksek görevli mahkemenin belirlenerek uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması talep edilmelidir. Cumhuriyet savcısı kanun yararına bozma yoluna başvurabilmektedir. Sanık da ortak yüksek görevli mahkemeye başvuru hakkına sahiptir. Bu süreçte tutukluluk hâlinin devam etmesi söz konusuysa tutukluluk denetiminin de ayrıca takip edilmesi zorunludur.
Sonuç
CMK’nın 17. maddesi ceza yargılamasında hangi mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin tartışmaları kesin biçimde sonlandıran ve yargılama güvencesini koruyan temel bir düzenlemedir. Olumlu yetki uyuşmazlığında birden fazla mahkeme yetkisini ilan ederken; olumsuz uyuşmazlıkta hiçbir mahkeme davayı sahiplenmemektedir. Her iki hâlde de çözüm, Ağır Ceza Mahkemesi, BAM ya da Yargıtay’dan oluşan hiyerarşik sistemdeki ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyici kararına bırakılmıştır. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre bu karar kesindir; yeniden yetkisizlik kararı verilmesi yok hükmünde sayılmakta ve mahkemeler söz konusu karara uymakla yükümlü bulunmaktadır. Ortak yüksek görevli mahkemenin doğru tespit edilmesi ve uyuşmazlığın zamanında çözüme kavuşturulması, hem sanığın hem de mağdurun yargılamadan beklentilerini koruyan kritik bir usul güvencesidir.
İletişim & Danışma
Davanızda yetki uyuşmazlığı yaşandığını düşünüyor ya da mahkemeler arasındaki dosya trafiğinin sonucunuzu etkilediğinden endişe ediyorsanız bu süreci yakından takip etmek kritik önem taşımaktadır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 17. maddesi kapsamındaki yetki uyuşmazlıklarında ortak yüksek görevli mahkemenin belirlenmesi, usul itirazlarının zamanında ileri sürülmesi ve kanun yararına bozma başvuruları konularında müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.