☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

CMK Madde 9 Davaların Birleştirilerek Açılması

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 9. maddesi, CMK’nın 8. maddesinde tanımlanan bağlantılı suçların farklı mahkemelerin görev alanına girmesi halinde, bu suçlar hakkında yüksek görevli mahkemede birleştirilerek dava açılabilmesini düzenlemektedir. CMK madde 9, bağlantı kurumunun en doğrudan pratik sonucunu somutlaştıran hükümdür; birden fazla mahkemenin görev alanına giren suçların tek elde ve koordineli biçimde yargılanmasını sağlar. Birden fazla suçlamayla karşı karşıya kalan ya da aynı davada birden fazla sanık olarak yer alan kişiler için hangi mahkemenin görevli olduğu ve bu sürecin haklarına nasıl yansıyacağı konusunda deneyimli bir İstanbul ceza avukatı ile çalışmak büyük önem taşır.

CMK Madde 9 Davaların Birleştirilerek Açılması Madde Metni

Madde 9 – Bağlantılı suçların her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.

Maddenin Sistematik Yeri ve Amacı

CMK’nın 9. maddesi, görevin kanunla belirlenmesi ilkesinin bir istisnasını değil, bağlantı kurumunun bu ilkeyle uyumlu biçimde işlemesini sağlayan bir düzenlemedir. Bağlantı kavramını düzenleyen 8. madde ile davaların kovuşturma evresinde birleştirilmesini düzenleyen 10. madde arasında köprü işlevi gören bu hüküm, savcılığa ve mahkemelere bağlantılı davaları soruşturma aşamasından itibaren yüksek görevli mahkeme önünde birleştirme imkânı tanımaktadır.

Yargıtay CGK’nın 2020/75 E., 2020/324 K. sayılı kararında, birleştirmenin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve hukuki güvenlik açısından önemi vurgulanmıştır. Bağlantılı davaların ayrı ayrı görülmesi; usul ekonomisinin ihlali, delil bütünlüğünün zedelenmesi ve çelişkili kararların doğması gibi ağır sonuçlar doğurabilmektedir.

Yüksek Görevli Mahkeme Kavramı ve Görev Hiyerarşisi

CMK’nın 9. maddesindeki “yüksek görevli mahkeme” ifadesi, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemeler arasında hiyerarşik olarak üstte bulunan mahkemeyi ifade etmektedir. Temel hiyerarşi ağır ceza mahkemesi ve asliye ceza mahkemesi arasında kurulmaktadır; ağır ceza mahkemesi her zaman üst dereceli mahkeme konumundadır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2021/17698 E., 2023/558 K. sayılı kararı bu ilkenin somut uygulamasını göstermektedir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren para sahteciliği suçu ile asliye ceza mahkemesinin görevine giren mühürde sahtecilik suçunun bağlantılı olması nedeniyle, davanın yüksek görevli mahkeme olan ağır ceza mahkemesinde birleştirilerek görülmesi usule uygun bulunmuştur. Benzer biçimde Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/7926 E., 2021/10826 K. sayılı kararında, asliye ceza mahkemesinin görev alanındaki malvarlığı değerlerini aklama suçu ile ağır ceza mahkemesinin görev alanındaki örgüt kurma ve nitelikli dolandırıcılık suçları arasında bağlantı bulunduğundan, yüksek görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu vurgulanmış; birleştirme talepli iddianamenin doğrudan ağır ceza mahkemesine sunulması hukuka uygun bulunmuştur.

Birleştirmenin İhtiyari mi Zorunlu mu Olduğu Sorunu

CMK’nın 9. maddesindeki “dava açılabilir” ifadesi, birleştirmeyi dilsel olarak savcılığın ve mahkemenin takdirine bırakmış görünmektedir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2019/10172 E., 2019/12539 K. sayılı kararında bu ihtiyari nitelik teyit edilmiştir. Ancak Yargıtay’ın diğer kararları bu ihtiyariliği önemli ölçüde sınırlandırmaktadır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2007/23230 E., 2011/44734 K. sayılı kararında, yargılamanın tümü bakımından faydalı olacağı durumlarda davaların birleştirilmesinin bir “zorunluluk” olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2013/8851 E., 2013/14876 K. sayılı kararında ise “zorunlu bağlantı” hallerinde, özellikle örgüt suçları ile araç suçlar arasında, davaların birlikte görülmesinin şart olduğu belirtilmiştir. Bu içtihatlar, 9. maddedeki “açılabilir” ifadesine karşın uygulamada zorunlu bağlantı hallerinde birleştirmenin fiilen zorunlu kılındığını ortaya koymaktadır.

Zorunlu ve ihtiyari bağlantı arasındaki bu ayrımı doğru kavramak, savunma stratejisi açısından belirleyici sonuçlar doğurabilir. Özellikle faillik, azmettirme ve yardım etme gibi iştirak şekillerini içeren ve birden fazla sanığın yer aldığı davalarda bağlantı iddiasının yöneltilmesi, görevli mahkemenin değişmesine ve yargılama sürecinin köklü biçimde etkilenmesine yol açabilmektedir.

Birleştirme Yapılmamasının Sonuçları

Bağlantılı suçların birleştirilmeden ayrı davalarda görülmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Bu sonuçlar Yargıtay kararlarında üç başlık altında somutlaşmaktadır.

Birincisi, çelişkili karar riskidır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2012/5531 E., 2013/19631 K. sayılı kararında, suç örüsünün bir bütünlük arz ettiği durumlarda ayrı hükümler kurulmasının sanığın eylemine farklı sonuçlar yüklenmesine neden olacağı belirlenerek birleştirme zorunlu kılınmıştır. Aynı eylem veya birbiriyle bağlantılı eylemler için farklı mahkemelerin farklı sonuçlara ulaşması, hukuki güvenlik ilkesini doğrudan zedeler.

İkincisi, mahkûmiyet kararlarının bozulmasıdır. Birleştirme yapılmadan verilen hükümler Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/4406 E., 2022/937 K. sayılı kararında, bağlantılı dosyaların getirtilip incelenmemesi ve kanıtların birlikte değerlendirilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2013/7737 E., 2013/30362 K. sayılı kararında ise örgüt suçu ile bağlantılı hırsızlık davasının birleştirilmeden karara bağlanması bozma gerekçesi yapılmıştır.

Üçüncüsü, delil bütünlüğünün zedelenmesidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2014/10357 E., 2017/5097 K. sayılı kararında, şahsi ve hukuki irtibat bulunan dosyaların birlikte yürütülmemesinin “eksik inceleme” teşkil edeceği ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bakırköy ceza avukatı olarak özellikle Bakırköy Adliyesi’nde görülen çok sanıklı veya çok suçlu davalarda bağlantı iddiasının zamanında dile getirilmesi ya da birleştirme talebine itiraz edilmesi, delil değerlendirmesi üzerinde doğrudan belirleyici sonuç doğurmaktadır.

Savcılığın Birleştirme Kararı ve Yargısal Denetim

Savcılığın CMK’nın 9. maddesi kapsamında davaları birleştirerek yüksek görevli mahkemede açma takdiri, yargılama aşamasında mahkemelerin denetimine tabidir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/7926 E. sayılı kararında, savcılığın birleştirme talepli iddianamesine karşı itiraz hakkının CMK’nın 174/5. maddesiyle sınırlı olduğu ifade edilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2019/3658 E., 2024/8454 K. sayılı kararında, savcılığın iddianamede belirttiği birleştirme talebinin mahkemece haksız yere reddedilmesinin Yargıtay denetimiyle bozma konusu yapılabileceği ortaya konulmuştur. Bu içtihat, birleştirme kararlarının doğrudan itiraz kanun yoluna tabi olmamasına karşın (CMK m. 267), esas hükümle birlikte istinaf ve temyiz denetimine tabi tutulabileceğini göstermektedir. Nitekim Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2022/136 E., 2022/3412 K. sayılı kararında, birleştirme kararlarına karşı doğrudan itiraz kanun yolunun kapalı olduğu ancak bu kararların esas hükümle birlikte denetlenebileceği vurgulanmıştır.

Mahkemeler arasında birleştirme konusunda uyuşmazlık çıkması halinde CMK’nın 16/3. maddesi devreye girer. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2019/10172 E. sayılı kararında, mahkemeler uyuşmadığında savcı veya sanığın istemiyle ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Ortak yüksek görevli mahkemece verilen birleştirme kararı ise Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2016/4195 E. sayılı kararında ortaya konulduğu üzere uyuşmazlığın tarafı olan her iki mahkemeyi de bağlayan kesin nitelikte bir karardır.

Görevsizlik Kararı Yoluyla Birleştirme

CMK’nın 9. maddesi kapsamında birleştirme yapılmadan ayrı davalarda açılan yargılamalarda, mahkemeler bağlantı nedeniyle görevsizlik kararı vererek dosyayı yüksek görevli mahkemeye gönderebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 2013/11331 E., 2013/20619 K. sayılı kararında, bağlantılı suçlarda asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiği, itiraz merciinin bu durumu gözetmemesinin hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Bu mekanizma, CMK’nın 5. maddesindeki görevsizlik kararı usulüyle birlikte işlemektedir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin 2020/2053 E., 2020/6650 K. sayılı kararında ise bağlantılı suçlarda savcılığın davaları yüksek görevli mahkemede açma yetkisinin CMK’nın 9. maddesiyle sınırlı olduğu ve bu durumun bekletici sorundan önce değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, bağlantı değerlendirmesinin yargılamanın en başında ve diğer usul sorunlarından önce ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Re’sen görev denetimi kapsamında mahkemenin bağlantı nedeniyle görevsizliğini kovuşturmanın her aşamasında inceleyebilmesi, bu değerlendirmenin salt başlangıç aşamasıyla sınırlı olmadığını da göstermektedir.

Bağlantı İddiasının Soruşturma Aşamasındaki Önemi

CMK’nın 9. maddesi, dava açılması aşamasını düzenlediğinden soruşturma evresinde bağlantı tespitinin doğru yapılması kritik önem taşır. Bağlantılı suçlarda savcılık, iddianameyi doğrudan yüksek görevli mahkemeye sunabilir; bu durumda alt mahkemenin iddianameyi iade etmesi hukuka aykırıdır. CMK’nın 8. maddesindeki bağlantı tanımının geniş yorumlanması, bu yetkinin kapsamını da genişletmektedir.

Zincirleme suç veya fikri içtima hallerinde birden fazla suç tipinin gündeme gelmesiyle birlikte görevli mahkemenin belirlenmesi sorunu da gündeme gelmektedir. Bu hallerde CMK’nın 9. maddesi, cezanın belirlenmesini doğrudan etkileyecek olan mahkeme seçimini usul hukuku boyutuyla çerçevelemektedir.

Birleştirme Kararının Temel Haklara Yansıması

CMK’nın 9. maddesi kapsamında gerçekleştirilen zorunlu birleştirmeler, sanığın hangi mahkeme önünde yargılanacağını değiştirdiğinden temel haklar boyutunda da sonuçlar doğurmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin 2013/7090 başvuru numaralı kararında, birleştirme sürecindeki yetki tartışmalarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyla ilişkisi değerlendirilmiştir. Farklı bir yargı çevresine aktarılan davada tutukluluk halinin devam edip etmeyeceği ve bu sürecin denetimi, makul sürede yargılanma hakkı bağlamında ayrıca ele alınmaktadır.

Yargıtay CGK’nın 2017/653 E., 2019/583 K. sayılı kararında ise birleştirmenin delil değerlendirmesine doğrudan etkisi incelenmiştir. Bu karar, bağlantılı davalar ayrı ayrı görüldüğünde her mahkemenin yalnızca kendi önündeki delilleri değerlendireceğini; oysa birleştirilmiş davada bütünsel bir değerlendirme yapılabileceğini ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Savunma açısından değerlendirildiğinde, birleştirme kararı her zaman sanık aleyhine sonuç doğurmaz; bazı hallerde delillerin bütünsel görülmesi sanık lehine de sonuçlanabilir. Bu nedenle birleştirme talebine itiraz etmek mi yoksa desteklemek mi gerektiği sorusu, davanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Sonuç

CMK’nın 9. maddesi, bağlantı kurumunun yargılama pratiğine en doğrudan yansıyan hükmüdür. Bağlantılı suçların farklı mahkemelerin görevine girmesi halinde yüksek görevli mahkemede birleştirilerek dava açılabilmesi; delil bütünlüğünü koruma, çelişkili kararları önleme ve yargılama ekonomisini sağlama işlevlerini bir arada gerçekleştirmektedir. Birleştirmenin yapılmaması Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmakta; birleştirme konusundaki uyuşmazlıklar ise ortak yüksek görevli mahkeme tarafından kesin biçimde çözüme kavuşturulmaktadır. Hakkınızdaki suçlamaların bağlantılı suç kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve bu nitelendirmenin davanıza etkisi konusunda bir ceza avukatı ile görüşmeniz önemlidir.

İletişim & Danışma

Birden fazla suçlama veya birden fazla sanığın yer aldığı davalarda bağlantılı suç nitelendirmesi, yargılamanın nerede ve nasıl yürütüleceğini belirleyen kritik bir usul sorunudur. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak bağlantılı suçlarda görevli mahkemenin tespiti, birleştirme talebine itiraz ve davaların yüksek görevli mahkemede birleştirilmesi süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Birleştirme kararının davanıza etkisini ve bu karara itiraz edilip edilmeyeceğini doğru değerlendirmek için ağır ceza avukatı Fatih Sefer ile birlikte strateji belirlemeniz kritik önem taşır. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0507 551 87 38
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.