Ek Savunma Hakkı Nedir? CMK 226, Şartları ve Sonuçları

Ek savunma hakkı, ceza davasında sanığa yüklenen suçun hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını ya da cezaya ek güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren yeni bir durumun ortaya çıkması hâlinde, sanığın değişen suçlamaya karşı savunma yapabilmesini sağlayan usuli güvencedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 226. maddesi uyarınca mahkeme, iddianamede gösterilen suçtan farklı bir hukuki nitelendirmeyle mahkûmiyet kararı verecekse sanığı bu değişiklikten haberdar etmeli ve savunma imkânı tanımalıdır. Ek savunma verilmeden hüküm kurulması, somut olayın özelliklerine göre savunma hakkının kısıtlanmasına ve kararın kanun yolunda kaldırılmasına veya bozulmasına neden olabilir.

Suçun hukuki niteliğinin değişmesi ile iddianame dışında yeni bir fiilin yargılanması birbirinden farklıdır. Mahkeme, iddianamede anlatılan fiilin hukuki nitelendirmesini değiştirebilir; ancak ek savunma hakkı tanıyarak iddianameye konu edilmeyen bağımsız bir fiilden mahkûmiyet kararı veremez. CMK 225 ve 226. maddelerin birlikte değerlendirilmesi bu ayrım bakımından zorunludur.

Ek Savunma Hakkı Nedir ve Hangi Kanunda Düzenlenmiştir?

Ek savunma hakkı, sanığın başlangıçta kendisine yöneltilen suçlamadan farklı bir hukuki değerlendirmeyle karşılaşması durumunda savunmasını yeni duruma göre hazırlayabilmesini ifade eder. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma ve savunma hakkının ceza muhakemesindeki özel görünümlerinden biridir.

Hukuki dayanak CMK 226. maddedir. Maddenin ilk üç fıkrasına göre:

  • Sanık, suçun hukuki niteliğindeki değişiklik kendisine bildirilip savunma yapabilecek durumda bulundurulmadan, iddianamede gösterilen suçun ilişkin olduğu kanun hükmünden başka bir hükümle mahkûm edilemez.
  • Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren hâller ilk defa duruşmada ortaya çıkarsa aynı savunma güvencesi uygulanır.
  • Ek savunma gereken hâllerde, istem üzerine sanığa savunmasını hazırlaması için süre verilir.

CMK 226/4 ise bildirimin kime yapılacağını ve müdafiin haklarını düzenler. Bu fıkra 7532 sayılı Kanun ile 2024 yılında değiştirilmiş, ardından Anayasa Mahkemesinin 2026 tarihli kararıyla üçüncü cümlesi iptal edilmiştir. Ancak ikinci iptal hükmünün yürürlüğü 16 Nisan 2027 tarihine ertelendiğinden, 27 Ekim 2026 itibarıyla bu cümle henüz yürürlükten kalkmamıştır.

Suçun Hukuki Niteliğinin Değişmesi Ne Demektir?

Suçun hukuki niteliğinin değişmesi, iddianamede açıklanan fiilin mahkeme tarafından farklı bir suç tipine veya farklı bir kanun hükmüne göre değerlendirilmesidir. Burada değişen, yargılanan maddi olay değil, olayın ceza hukuku bakımından nitelendirilmesidir.

CMK 225/2 uyarınca mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla Cumhuriyet savcısının iddianamede belirttiği suç adı veya sevk maddesi, mahkemenin hukuki değerlendirme yetkisini kesin olarak sınırlandırmaz.

Suç vasfının değişmesine örnekler

İddianamede kasten yaralama olarak nitelendirilen bir fiilin, mahkeme tarafından öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Bu durumda aynı maddi fiil hakkında farklı ve daha ağır sonuçları bulunan bir suç nitelendirmesi söz konusudur. Mahkeme yeni nitelendirmeye göre mahkûmiyet kurmadan önce sanığa ek savunma imkânı tanımalıdır.

Benzer şekilde, iddianamede belirli bir dolandırıcılık suçu kapsamında açıklanan fiilin farklı bir suç tipine girdiğinin anlaşılması veya sevk maddesinden farklı bir ceza hükmünün uygulanmasının değerlendirilmesi ek savunmayı gerektirebilir.

Buna karşılık suçun adının değiştirilmesi, mahkemeye iddianamede anlatılmayan yeni bir olay hakkında sınırsız yargılama yetkisi vermez.

Ek Savunma Hakkı Hangi Durumlarda Verilmelidir?

CMK 226 kapsamında ek savunma gerekliliği özellikle üç durumda ortaya çıkar.

1. İddianamedeki suçun hukuki niteliğinin değişmesi

Mahkeme, iddianamede anlatılan fiili farklı bir kanun maddesi kapsamında değerlendirerek mahkûmiyet kurmayı düşünüyorsa sanığın yeni hukuki nitelendirmeden haberdar edilmesi gerekir.

Burada önemli olan, sanığın hangi suçlamaya karşı savunma yapacağını bilmesi ve değişikliğin doğurabileceği hukuki sonuçlara karşı görüşlerini sunabilmesidir.

2. Cezanın artırılmasını gerektiren yeni bir hâlin ortaya çıkması

CMK 226/2, cezanın artırılmasını gerektiren bir hâlin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkmasını ayrıca düzenler.

İddianamede yer almayan ve ilk defa duruşmada ortaya çıkan bir nitelikli hâlin uygulanması değerlendiriliyorsa sanığa bu konuda savunma imkânı tanınmalıdır. Aynı şekilde, farklı bir ceza hükmünün uygulanması sanığın cezai durumunu ağırlaştıracaksa CMK 226/1 kapsamında ek savunma gerekliliği doğabilir.

Ancak iddianamede açıkça anlatılmış, sanığın bildiği ve savunma yapma imkânı bulduğu bir hukuki veya fiilî husus ile ilk defa duruşmada ortaya çıkan yeni bir durum aynı değildir. Ek savunmanın gerekip gerekmediği belirlenirken isnadın kapsamı, uygulanması düşünülen hüküm ve önceki savunma imkânları birlikte değerlendirilir.

3. Cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren hâlin ortaya çıkması

Kanunun cezanın yanında güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren yeni durumlar bakımından da sanığın savunma yapma hakkı vardır.

Özellikle tekerrür gibi cezanın infazına etkisi bulunan hukuki değerlendirmelerde, uygulanacak hükmün niteliği, önceki mahkûmiyet kayıtları ve sanığa tanınan savunma imkânı incelenmelidir.

Sanığın önceki mahkûmiyetini bilmesi, tek başına, yeni uygulanması düşünülen hukuki sonuca ilişkin savunma güvencesinin gereksiz olduğu anlamına gelmez.

Suçun Niteliği Sanık Lehine Değişirse Ek Savunma Gerekir mi?

Suçun hukuki niteliğinin sanık lehine değişmesi, ek savunma hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. CMK 226/1, hukuki nitelendirmedeki değişikliği yalnızca daha ağır bir suça dönüşme hâliyle sınırlamamıştır.

Örneğin iddianamedeki ağır suç nitelendirmesinden daha hafif bir suç nitelendirmesine geçilmesi düşünülüyorsa sanığın bu yeni nitelendirmeye ilişkin açıklama yapma ve delil sunma hakkı önemini korur.

Bununla birlikte ek savunma gerekliliği, yalnızca uygulanacak cezanın daha hafif olup olmadığına bakılarak değil, değişen suç isnadının kapsamı ve sanığın daha önce bu konuda etkili savunma yapıp yapamadığı değerlendirilerek belirlenmelidir.

Ek Savunma Hakkı Nasıl Verilir?

Ek savunma verilmesi gereken bir durumda mahkemenin yalnızca farklı bir kanun maddesinden hüküm kurmayı düşünmesi yeterli değildir. Bu değişikliğin sanığa savunma hazırlayabileceği biçimde bildirilmesi gerekir.

Uygulamada izlenmesi gereken temel aşamalar şunlardır:

  1. Hukuki değişikliğin belirlenmesi: Mahkeme, iddianamedeki nitelendirmeden farklı olarak uygulanması düşünülen suç hükmünü veya yeni ceza artırımı nedenini belirler.
  2. Sanığın bilgilendirilmesi: Sanığa yeni hukuki değerlendirmenin ne olduğu anlaşılabilir biçimde açıklanır. CMK 226/4 uyarınca gerekli bildirimler sanığa ve varsa müdafiine yapılır.
  3. Savunma imkânı tanınması: Sanık ve müdafii yeni hukuki nitelendirmeye ilişkin açıklamada bulunabilir, hukuki itirazlarını ileri sürebilir ve ilgili delillerin değerlendirilmesini isteyebilir.
  4. Hazırlık için süre verilmesi: Sanık süre isterse CMK 226/3 gereğince ek savunmasını hazırlaması için süre tanınır.
  5. İşlemlerin tutanağa geçirilmesi: Bildirilen değişikliğin, sanık ve müdafiin açıklamalarının, varsa süre isteminin ve mahkemenin buna ilişkin kararının duruşma tutanağında açıkça gösterilmesi gerekir.

Sanığın yalnızca duruşmada bulunması veya dosyada bir müdafiinin görev yapması, her durumda yeni suçlama hakkında yeterli savunma fırsatı tanındığını göstermez. Yapılan işlemlerin somut olarak savunma hakkının kullanılmasını sağlayıp sağlamadığı önemlidir.

Ek Savunma Hazırlamak İçin Kaç Gün Süre Verilir?

CMK 226/3, ek savunma hazırlanması için sabit bir gün sayısı öngörmemiştir. Kanun, ek savunma gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa süre verileceğini düzenlemektedir.

Bu nedenle her davada uygulanacak üç, yedi veya on beş günlük genel bir ek savunma süresi bulunmamaktadır. Verilecek sürenin, yeni isnadın kapsamı ve savunmanın hazırlanması için gerekli işlemler dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.

Yeni bir suç tipinin unsurlarının tartışılması, ek delil incelenmesi veya hukuki değerlendirme yapılması gerekiyorsa sanık ya da müdafii yeterli hazırlık süresi talep edebilir.

Ek savunma için süre isteminin gerekçesinin duruşma tutanağına geçirilmesi, olası bir kanun yolu incelemesinde hangi savunma ihtiyacının karşılanmadığının ortaya konulması bakımından önemlidir.

Ek Savunma Hakkı ile İddianamenin Sınırları Arasındaki İlişki Nedir?

Ceza muhakemesinde mahkemenin hukuki nitelendirme yetkisi ile yargılamanın konusu farklı kavramlardır.

CMK 225/1 uyarınca hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebilir. Dolayısıyla mahkeme, iddianamede açıklanan olayın hangi suçu oluşturduğunu değerlendirebilir; ancak iddianameye konu edilmeyen bağımsız bir fiilden doğrudan mahkûmiyet kuramaz.

Ek savunma hakkı, iddianamenin eksikliğini gideren veya dava açılmamış yeni bir fiili yargılama kapsamına alan bir yöntem değildir.

Örneğin bir olayın anlatımı sırasında başka bir olaydan söz edilmiş olması, o ikinci olay hakkında da kamu davası açıldığını zorunlu olarak göstermez. İkinci olay, bağımsız bir suç oluşturan ayrı bir fiil niteliğindeyse bunun usulüne uygun şekilde dava konusu yapılması gerekir.

Bu ayrımın başlangıç noktası, iddianamenin içeriği ve yüklenen fiilin nasıl açıklandığıdır. Konunun dava açma aşamasına ilişkin boyutu için iddianamede bulunması gereken unsurlar hakkındaki açıklamalar ayrıca incelenebilir.

Cumhuriyet Savcısının Esas Hakkındaki Mütalaasında Suç Vasfı Değişirse Ne Olur?

Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında iddianamedeki sevk maddesinden farklı bir suç hükmünün uygulanmasını isteyebilir. Ancak mütalaadaki değişiklik ile CMK 226 kapsamında mahkemenin sağlaması gereken savunma güvencesi birbirine karıştırılmamalıdır.

Mütalaanın duruşmada açıklanmış olması, sanığın değişen hukuki isnadı anlayarak buna karşı etkili savunma yapabilmesi için gerekli imkânın her durumda sağlandığı anlamına gelmez.

Mahkeme, hükme esas almayı düşündüğü yeni nitelendirme bakımından sanığın bilgilendirildiğinden ve savunma yapabilecek durumda bulunduğundan emin olmalıdır. Gerektiğinde ek savunma hakkı tanınmalı ve talep üzerine hazırlık süresi verilmelidir.

Özellikle suçun vasfının değişmesiyle uygulanabilecek ceza aralığının, suç unsurlarının veya güvenlik tedbirlerinin farklılaşması durumunda değişen suç isnadına karşı hukuki savunmanın hazırlanması, hem esas hakkındaki delil değerlendirmesi hem de muhakeme güvencelerinin korunması bakımından önem taşır.

Sanık Duruşmaya Gelmezse Ek Savunma Hakkı Nasıl Kullanılır?

Sanığın duruşmada bulunmaması, CMK 226 bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

27 Kasım 2024 tarihinde yürürlüğe giren 7532 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle CMK 226/4 yeniden düzenlenmiştir. Buna göre bildirimler sanığa ve varsa müdafiine yapılır; müdafi, sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.

Aynı fıkranın üçüncü cümlesinde, sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde müdafiine yapılan bildirimin yeterli kabul edileceği düzenlenmiştir.

Ancak bu üçüncü cümle, Anayasa Mahkemesinin 26 Mart 2026 tarihli, E.2025/18, K.2026/66 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. İptal hükmünün yürürlüğü 16 Nisan 2027 tarihine ertelenmiştir.

Bu nedenle 27 Ekim 2026 itibarıyla üçüncü cümle kanun metninde yürürlüktedir; iptal kararı henüz hükmü yürürlükten kaldırmamıştır. Bununla birlikte hükmün uygulanmasında Anayasa’nın 36. maddesindeki savunma hakkı, sanığın isnadı öğrenmesi, duruşmada hazır bulunması ve savunma haklarından geçerli biçimde feragat edip etmediği dikkate alınmalıdır. Üçüncü cümlenin yürürlükte bulunması, her somut olayda diğer muhakeme güvencelerinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.

Anayasa Mahkemesinin 2024 ve 2026 Tarihli CMK 226 Kararları Ne Anlama Geliyor?

2024 tarihli ilk iptal kararı: E.2023/163, K.2024/57

Anayasa Mahkemesi, 22 Şubat 2024 tarihli ve E.2023/163, K.2024/57 sayılı kararıyla CMK 226/4’ün o tarihteki düzenlemesini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir.

Önceki hüküm, ek savunmaya ilişkin bildirimlerin varsa müdafiye yapılmasını yeterli gören bir düzenleme içeriyordu. Anayasa Mahkemesi, müdafiin hukuki yardımının sanığın bizzat savunma hakkının yerine koşulsuz biçimde ikame edilmesini savunma hakkı bakımından sorunlu bulmuştur.

Karar 5 Nisan 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış, iptal hükmünün yürürlüğü dokuz ay ertelenmiştir. Ancak 7532 sayılı Kanun, iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce CMK 226/4’ü yeniden düzenlemiştir.

2026 tarihli ikinci iptal kararı: E.2025/18, K.2026/66

Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli ve E.2025/18, K.2026/66 sayılı kararıyla bu kez 7532 sayılı Kanun’la değiştirilen CMK 226/4’ün üçüncü cümlesini incelemiştir.

Mahkeme, sanığın son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi durumlarında yalnız müdafiye bildirimin yeterli sayılmasının, sanık hakkında değişen isnada göre mahkûmiyet dâhil karar verilmesine imkân tanıdığını değerlendirmiştir.

Kararda, sanığın duruşmaya gelmemesinin tek başına isnadı öğrenme, duruşmada hazır bulunma ve bizzat savunma haklarından feragat ettiğini göstermeyeceği vurgulanmıştır. Ayrıca sanığın geçerli mazeretini ileri sürerek yeniden değerlendirme talep edebilmesine yönelik yeterli bir güvence bulunmaması da iptal gerekçelerindendir.

Karar 16 Temmuz 2026 tarihli ve 33311 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Dokuz aylık erteleme nedeniyle iptal hükmü 16 Nisan 2027 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar yeni bir kanuni düzenleme yapılıp yapılmadığı, sonraki uygulama bakımından ayrıca önem taşıyacaktır.

Yargıtay Kararlarında Ek Savunma Hakkı Nasıl Değerlendiriliyor?

Yargıtay uygulamasında iki temel ayrım öne çıkar: İddianamede anlatılan fiilin hukuki niteliğinin değişmesi hâlinde savunma hakkının korunması ve iddianame kapsamına alınmayan bağımsız fiillerden hüküm kurulamaması.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 Tarihli Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2014 tarihli, E.2013/658, K.2014/330 sayılı kararında, bir fiilin iddianamede açıkça dava konusu yapılıp yapılmadığı ile ek savunma hakkının sınırları değerlendirilmiştir.

Kararda, mahkemenin iddianamede açıklanan fiilin hukuki nitelendirmesini değiştirebileceği, ancak iddianamede ayrı bir suç olarak dava konusu yapılmayan bağımsız fiilden yalnızca ek savunma hakkı vererek mahkûmiyet kuramayacağı açıklanmıştır.

Ceza Genel Kurulu, somut olayda dava konusu yapılmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiilinden hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu karar, CMK 225 ve 226 arasındaki sınırı göstermesi bakımından önemlidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20.12.2021 Tarihli Kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20.12.2021 tarihli, E.2020/9455, K.2021/23067 sayılı kararında, iddianamedeki suç nitelendirmesinden farklı ve daha ağır ceza öngören kanun hükümlerinin ek savunma hakkı tanınmadan uygulanması değerlendirilmiştir.

Daire, suç vasfı değiştiği hâlde sanığa CMK 226 uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan hüküm kurulmasını savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul etmiştir.

Bu karar, farklı bir suç hükmünün uygulanmasının sanığın cezai durumunu ağırlaştırdığı hâllerde ek savunma güvencesinin önemini ortaya koymaktadır.

Her iki Yargıtay kararı da 2024 tarihli kanun değişikliğinden önce verilmiştir. Bu nedenle kararların özellikle suç vasfının değişmesi ve iddianamenin sınırları hakkındaki ilkeleri önem taşımakta; güncel bildirim usulü ise 7532 sayılı Kanun ve sonraki Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

Ek Savunma Hakkı Verilmeden Mahkûmiyet Kararı Verilirse Ne Olur?

CMK 226 kapsamında ek savunma verilmesi gerektiği hâlde bu hak tanınmadan mahkûmiyet kararı kurulması, hükmün hukuka uygunluğunu etkileyebilir.

CMK 289/1-h uyarınca hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılması, hukuka kesin aykırılık hâllerinden biridir.

Bu nedenle değişen suç nitelendirmesi hakkında sanığa savunma imkânı verilmemesi, somut olayda hüküm için önemli bir konuda savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuruyorsa kanun yolu incelemesinde kararın kaldırılması veya bozulması gündeme gelebilir.

Bununla birlikte hukuki değerlendirme, sadece tutanakta “ek savunma” ibaresinin bulunup bulunmadığına indirgenmemelidir. Sanığın hangi isnadı öğrendiği, değişikliğin nasıl bildirildiği, savunmasını hangi kapsamda yaptığı ve yeni nitelendirmenin hükme etkisi birlikte incelenmelidir.

Bu konunun CMK 289 kapsamında diğer hukuka kesin aykırılık sebepleriyle birlikte değerlendirilmesi için ceza yargılamasında savunma hakkının kısıtlanması başlıklı açıklamalar da önemlidir.

Ek Savunma Hakkı İhlaline Karşı Hangi Kanun Yoluna Başvurulur?

Ek savunma hakkının ihlal edildiği iddiası, hükmün niteliğine ve kanunda öngörülen başvuru şartlarına göre istinaf veya temyiz incelemesinde ileri sürülebilir.

İstinaf başvurusu

İlk derece ceza mahkemesinin istinafa tabi hükmünde ek savunma hakkının ihlal edildiği düşünülüyorsa, bu husus istinaf dilekçesinde açıklanabilir.

CMK 273/1 uyarınca genel istinaf başvuru süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Ancak hükmün istinafa tabi olup olmadığı ve özel usul hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İstinaf başvurusunda, iddianamede yer alan sevk maddesiyle mahkemenin uyguladığı hüküm arasındaki farklılığın, yeni isnadın sanığa bildirilip bildirilmediğinin ve savunma için süre istenmişse buna ilişkin işlemlerin gösterilmesi önemlidir.

Başvuru usulü ve istinaf incelemesinin kapsamı hakkında ceza davasında istinaf başvurusu başlıklı makaleden yararlanılabilir.

Temyiz başvurusu

Temyize tabi bir bölge adliye mahkemesi kararında ek savunma hakkının ihlal edildiği ileri sürülebilir. CMK 289/1-h kapsamında savunma hakkının hüküm için önemli bir konuda sınırlandırılıp sınırlandırılmadığı temyiz incelemesinde önem taşır.

CMK 291/1 uyarınca genel temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki haftadır. Ancak her bölge adliye mahkemesi kararı temyize açık değildir.

Temyiz edilebilirlik şartları ve başvuru usulü için ceza davasında temyiz başvurusu ayrıca incelenmelidir.

Ek Savunma Hakkı Kullanılırken Hangi Hususlara Dikkat Edilmelidir?

Sanık veya müdafi tarafından yapılan ek savunma, yalnızca yeni kanun maddesinin kabul edilmediğinin belirtilmesinden ibaret olmak zorunda değildir. Değişen hukuki nitelendirmeyle bağlantılı fiilî ve hukuki itirazlar da ileri sürülebilir.

Somut dosyada şu hususlar incelenmelidir:

  • İddianamede suçun hangi fiillerle ve hangi sevk maddeleriyle açıklandığı.
  • Mahkemenin uygulamayı düşündüğü yeni suç hükmünün iddianamedeki hükümden nasıl ayrıldığı.
  • Yeni hukuki nitelendirmenin sanığa ve varsa müdafiine nasıl bildirildiği.
  • Suçun unsurları, nitelikli hâlleri ve uygulanabilecek güvenlik tedbirleri bakımından ek açıklama veya delil sunulmasının gerekip gerekmediği.
  • Ek savunma için süre istenip istenmediği ve mahkemenin bu istem hakkında ne karar verdiği.
  • İddianamede açıklanmayan bağımsız bir fiil hakkında hüküm kurulup kurulmadığı.

Değişen suç vasfının kabul edilmemesi, uygulanması düşünülen hükmün unsurlarının oluşmadığının ileri sürülmesi ve maddi fiilin farklı değerlendirilmesi gerektiğinin açıklanması savunma kapsamında gündeme gelebilir.

Ek Savunma Hakkı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Mahkeme suçun vasfını değiştirebilir mi?

Evet. CMK 225/2 uyarınca mahkeme, fiilin hukuki nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Ancak iddianamede gösterilen fiil ve fail sınırlarına uymalı, CMK 226 kapsamında gerekli olduğunda ek savunma hakkını tanımalıdır.

Ek savunma hakkı verilmesi mahkûmiyet anlamına mı gelir?

Hayır. Ek savunma hakkı verilmesi, mahkemenin farklı bir suç hükmünü uygulama ihtimalini değerlendirdiğini gösterebilir; ancak sanığın suçlu bulunduğu veya mutlaka mahkûm edileceği anlamına gelmez. Mahkeme, delilleri ve savunmaları değerlendirdikten sonra ilgili hüküm türlerinden birine karar verir.

Ek savunma hakkı verilirse hemen savunma yapmak zorunda mıyım?

CMK 226/3 uyarınca ek savunmanın hazırlanması için süre istenebilir. Kanunda sabit bir gün sayısı bulunmaz. Yeni hukuki nitelendirmeye karşı hazırlık yapılması gerekiyorsa süre talebinin açıkça ileri sürülmesi ve tutanağa geçirilmesi önemlidir.

Ek savunma verilmesi için sanığın mutlaka avukatı olmalı mı?

Hayır. Ek savunma hakkı sanığa tanınmış bir haktır. Müdafii varsa müdafi de sanığa tanınan haklardan yararlanır. Zorunlu müdafilik gerektiren durumlarda ise CMK’nın müdafi görevlendirilmesine ilişkin hükümleri ayrıca uygulanır.

Avukata bildirim yapılması ek savunma için yeterli midir?

27 Ekim 2026 itibarıyla CMK 226/4, bildirimlerin sanığa ve varsa müdafiine yapılmasını öngörmektedir. Fıkranın üçüncü cümlesinde belirli durumlarda müdafiye yapılan bildirimin yeterli kabul edilmesi düzenlenmiş olmakla birlikte bu cümle Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. İptal hükmü 16 Nisan 2027’de yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar somut uygulama değerlendirilirken sanığın savunma hakkına ilişkin anayasal güvenceler de dikkate alınmalıdır.

Ek savunma hakkı verilmeden hüküm kurulursa karar bozulur mu?

Ek savunma verilmesi gereken bir konuda sanığın etkili savunma yapma imkânından yoksun bırakılması ve bu durumun hüküm için önemli bir konuda savunma hakkını sınırlandırması, CMK 289/1-h kapsamında hukuka kesin aykırılık oluşturabilir. Ancak kanun yolu incelemesinde somut dosyanın özellikleri ve yapılan işlemler değerlendirilir.

Sonuç: Suçun Vasfı Değiştiğinde Savunma Hakkı Korunmalıdır

CMK 226, mahkemenin hukuki nitelendirme yetkisini kullanırken sanığın değişen suçlamaya karşı savunmasız bırakılmasını önlemeyi amaçlar. Mahkeme, iddianamede anlatılan fiili farklı bir suç kapsamında değerlendirebilir; ancak bu yetki, iddianame dışında bağımsız fiillerden hüküm kurma imkânı vermez.

Ek savunma gerektiren durumlarda sanığın değişen isnadı öğrenmesi, savunmasını hazırlayabilmesi ve istem üzerine uygun süre kullanabilmesi gerekir. 2024 ve 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararları, özellikle sanığın bizzat savunma hakkı ile müdafiye yapılan bildirim arasındaki sınırların önemini göstermektedir.

Somut dosyada hukuka aykırılık bulunup bulunmadığının belirlenmesinde iddianame, duruşma tutanakları, ek savunma bildirimleri, süre talepleri ve hüküm birlikte incelenmelidir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer