Gece ve tatil günlerinde tebligat yapılması hukuken mümkündür. Tebligatın mesai saatleri dışında, hafta sonunda, resmî bayramda veya adli tatil sırasında gerçekleştirilmesi, tek başına tebliğ işlemini usulsüz hâle getirmez. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 33. maddesi resmî ve adli tatil günlerinde tebligata izin verirken, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 54. maddesi gece vakti tebligat yapılabileceğini açıkça düzenlemektedir. Ancak bu serbestlik, tebligatın muhatabına, adresine, teslim yöntemine ve belgelendirilmesine ilişkin diğer kanuni şartları ortadan kaldırmaz. Ayrıca tebligatın tatil gününde geçerli şekilde yapılabilmesi ile tebligat üzerine başlayan hukuki sürenin son gününün tatile rastlaması birbirinden farklı meselelerdir.
Gece ve Tatil Günlerinde Tebligatın Hukuki Dayanağı
Gece ve tatil günlerinde tebligat yapılmasına ilişkin düzenlemeler, 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile bu Kanun’un uygulanmasına dair Yönetmelik’te yer almaktadır. Kanun’un 33. maddesi tatil günlerindeki tebligatı düzenlerken Yönetmelik’in 54 ve 55. maddeleri gece ve tatil günlerinde tebligat yapılabileceğini ayrı hükümlerle açıklamaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu, Madde 33 — Resmi ve adli tatil günlerinde tebligat:
“Resmi ve adli tatil günlerinde de tebligat caizdir.”
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, Madde 54 — Gece vakti tebligat:
“(1) Gece vakti tebligat yapılabilir.”
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, Madde 55 — Tatil günlerinde tebligat:
“(1) Resmî ve adli tatil günlerinde de tebligat yapılabilir.”
Bu hükümlerin ortak sonucu, tebligatın yapılabileceği zaman bakımından genel bir gece veya tatil yasağının bulunmamasıdır. Tebligat, kanunen öngörülen diğer şartlar sağlandığında tatil günü ya da gece saatlerinde yapılabilir. Yalnızca işlemin gerçekleştirildiği zamanın mesai dışına rastlaması, tebligatın geçersizliği için yeterli değildir.
Bununla birlikte TK m. 33, herhangi bir kişinin kendiliğinden tebligat yapmasına imkân tanıyan bir yetki hükmü değildir. Tebligatın yetkili merci tarafından çıkarılması ve kanunun öngördüğü usulle gerçekleştirilmesi zorunluluğu devam eder. Tebligata ilişkin bu temel ayrım, tebligat hukukunun geçerlilik ve hukuki sonuç sistematiği içinde, işlemin zamanı ile tebliğ usulünün birbirinden ayrı değerlendirilmesini gerektirir.
Gece Vakti Tebligat Yapılabilir mi?
Evet. Gece vakti tebligat yapılabilir ve tebligatın gece gerçekleştirilmesi tek başına usulsüzlük oluşturmaz. Uygulama Yönetmeliği m. 54/1 bu konuda açık ve genel bir izin hükmü içermektedir.
Örneğin saat 21.30’da veya 23.00’te muhatabın adresine gelen yetkili tebliğ görevlisi, kanuni şartlara uygun şekilde tebligat gerçekleştirebilir. Tebliğ evrakının muhataba usulüne uygun teslim edilmesi ve işlemin belgelendirilmesi hâlinde, yalnızca saatin geç olması nedeniyle işlemin ertesi gün yeniden yapılması gerekmez.
Ancak gece tebligatına izin verilmesi ile muhatabın konutuna zorla girilebilmesi veya konut dokunulmazlığına müdahale edilebilmesi aynı şey değildir. Tebligat mevzuatındaki zaman serbestliği, başka bir kanuni yetkiye dayanmayan zor kullanma, konuta girme ya da hukuka aykırı müdahale işlemlerini meşrulaştırmaz.
Bu nedenle gece tebligatında incelenmesi gereken asıl sorular şunlardır: Tebliğ işlemini gerçekleştiren kişi yetkili midir? Tebligat doğru adreste mi yapılmıştır? Evrak kanunen tebellüğe yetkili kişiye mi teslim edilmiştir? Tebliğ tarihi ve yapılan işlemler usulüne uygun biçimde belgelenmiş midir?
Gece Tebligatına İlişkin Eski Kanun Hükmü Bugün Uygulanıyor mu?
Hayır. Tebligat Kanunu’nun ilk düzenlemesinde bulunan gece tebligatı yasağı, 6 Haziran 1985 tarihli ve 3220 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda kaldırılmıştır.
7201 sayılı Kanun’un 1959 tarihli ilk metninde, gece vakti tebligat yapılmasını esas itibarıyla yasaklayan bir düzenleme bulunmaktaydı. Aynı dönemde belirli acil hâller için hâkim kararıyla gece tebligatı yapılabilmesine ilişkin özel hüküm de öngörülmüştü.
3220 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle TK m. 33 başlığı ve metni değiştirilerek madde yalnızca resmî ve adli tatil günlerindeki tebligatı düzenler hâle getirilmiştir. Gece tebligatına ilişkin eski özel düzenlemeyi içeren TK m. 42 de aynı kanunla yürürlükten kaldırılmıştır.
25 Ocak 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 54. maddesi ise gece tebligatının yapılabileceğini açıkça belirtmektedir.
Dolayısıyla bugün, gece tebligatı yapılabilmesi için sırf işlemin gece gerçekleştirilecek olması nedeniyle ayrıca aciliyet bulunması veya hâkim tarafından özel bir gece tebligatı kararı verilmesi gerektiği söylenemez. Başka bir özel hükümden doğan yetki ve usul şartları saklıdır.
Özellikle eski kanun metnindeki gece yasağının güncel hüküm gibi değerlendirilmesi hukuken hatalıdır. Bir tebligatın geçmişteki tarihe göre geçerliliği inceleniyorsa, işlemin yapıldığı tarihte uygulanan mevzuat ayrıca belirlenmelidir.
Pazar Günü, Cumartesi ve Resmî Bayramlarda Tebligat Yapılabilir mi?
Evet. Hafta sonuna veya resmî tatil gününe rastlayan tebligat, diğer kanuni şartlara uygun biçimde gerçekleştirilmişse geçerlidir. TK m. 33 ve Uygulama Yönetmeliği m. 55, resmî tatil günlerinde tebligata engel bulunmadığını açıkça düzenlemektedir.
Pazar günü yapılan tebligat geçerli midir?
Pazar gününün hafta tatili olması, o gün yapılan tebligatı kendiliğinden geçersiz kılmaz. Yetkili tebliğ görevlisinin evrakı pazar günü muhataba usulüne uygun teslim etmesi hâlinde, kural olarak tebliğ tarihi o pazar günüdür.
Aynı esas cumartesi günleri bakımından da geçerlidir. Hafta sonunda yapılan tebligatın geçerliliği, takip eden pazartesi günü ilgili dairenin mesaiye başlaması şartına bağlı değildir.
Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve diğer resmî tatillerde tebligat yapılabilir mi?
2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında bulunan tatil günlerinde de TK m. 33 uygulanır. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Cumhuriyet Bayramı ve diğer resmî tatiller, tebligatın yapılmasını hukuken yasaklayan günler değildir.
Örneğin bir mahkeme davetiyesi bayramın ikinci günü muhataba usulüne uygun teslim edilirse, tebligat sırf bayram tatilinde yapıldığı gerekçesiyle geçersiz sayılamaz.
Bununla birlikte Kanun’un tatilde tebligata izin vermesi, posta teşkilatının her tatil gününde olağan dağıtım hizmeti vermek zorunda olduğu anlamına gelmez. Hukuken tebligat yapılabilmesi ile tatil gününde fiilen dağıtım hizmeti sunulması farklı meselelerdir. Tebligatın tamamlandığı iddiası, somut işlem ve tebliğ belgesi üzerinden değerlendirilir.
Adli Tatil Sırasında Tebligat Yapılması Geçerli midir?
Adli tatil sırasında da tebligat yapılabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 102 uyarınca adli tatil her yıl 20 Temmuz’da başlar ve 31 Ağustos’ta sona erer. Yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar.
Adli tatilde bazı yargılama işlemlerinin sınırlandırılması, mahkemelerce çıkarılan tebligatların bu dönemde hukuken yapılamayacağı anlamına gelmez. TK m. 33 gereğince tebligat adli tatil içinde gerçekleştirilebilir.
Örneğin bir hukuk mahkemesinin gerekçeli kararı 12 Ağustos tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmişse, yalnızca bu tarihin adli tatil içinde bulunması tebliğ tarihini 1 Eylül’e taşımaz.
Bununla birlikte tebligatın geçerliliği ile o tebligat üzerine başlayan sürenin ne zaman sona ereceği ayrı değerlendirilmelidir. HMK m. 104, adli tatile tabi dava ve işlerde Kanun’un belirlediği sürelerin sonunun adli tatile rastlaması hâlinde özel uzama kuralı öngörmektedir.
Bu uzama, bütün yargılama işlerine veya bütün kanuni sürelere koşulsuz uygulanmaz. İşin adli tatile tabi olup olmadığı, sürenin hangi kanunda düzenlendiği ve özel hükümlerin bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Mesai Saatleri Dışında Tebligat Yapılması İçin Özel Karar Gerekir mi?
7201 sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği, yalnızca tebligatın mesai saatleri dışında yapılması sebebiyle ayrıca özel bir hâkim kararı veya aciliyet tespiti yapılmasını genel bir geçerlilik şartı olarak öngörmemektedir.
Ancak burada iki ayrı mesele birbirine karıştırılmamalıdır:
- Tebligat yapılabilecek zaman: Gece ve tatil günleri genel olarak tebliğ işlemine engel değildir.
- Tebligatı yapmaya yetkili kişi ve uygulanacak yöntem: Tebligat yine kanunen yetkili kişi tarafından ve geçerli tebliğ usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
Bir mahkemenin veya icra dairesinin mesai saatleri dışında kapalı olması, yetkili görevli tarafından daha önce çıkarılmış bir tebligatın o saatlerde tamamlanmasını kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez. Buna karşılık, tebligat yapılmasına yetkili olmayan bir kişinin evrakı muhataba ulaştırması, yalnızca zaman bakımından serbestlik bulunduğu gerekçesiyle geçerli resmî tebligata dönüşmez.
Ayrıca tebligatın çıkarıldığı tarih, postaya verildiği tarih ve muhataba tebliğ edildiği tarih aynı olmak zorunda değildir. Hukuki sürelerin başlangıcı bakımından esas alınacak tarih, uygulanabilir tebliğ usulünün öngördüğü tarihtir.
Gece veya Tatil Gününde Tebliğ İşlemi Nasıl Gerçekleştirilmelidir?
Gece ya da tatil gününde yapılan fizikî tebligatta, gündüz gerçekleştirilen tebligatlardan farklı ve daha gevşek bir teslim usulü bulunmamaktadır. Tebligatın muhataba, muhatap adına tebellüğe yetkili kişiye veya kanunun öngördüğü özel yöntemle yapılması gerekir.
Muhatap adreste bulunuyorsa
Muhatabın bizzat bulunduğu adreste tebligatın kendisine yapılması esastır. Tebliğ evrakı teslim edilir, gerekli imza ve kayıt işlemleri tamamlanır. Teslimin gece veya tatil gününde gerçekleşmesi, ayrıca bir geçersizlik nedeni oluşturmaz.
Muhatap adreste bulunmuyorsa
Muhatabın bulunamaması hâlinde, doğrudan evrakı kapıya bırakmak veya rastgele bir kişiye teslim etmek yeterli değildir. Somut olayın şartlarına göre Tebligat Kanunu’nun adreste bulunmama, muhatap adına tebellüğ veya diğer özel hükümleri uygulanır.
Örneğin muhatabın adresten geçici olarak ayrıldığı, kanunun belirlediği kişilerce açıklanıyorsa, TK m. 20 kapsamında geçici ayrılma beyanının belgelendirilmesi ve tebliğ usulü ayrıca önem kazanır. Gece saatinde adrese gidilmiş olması, bu özel düzenlemenin şartlarını ortadan kaldırmaz.
Gece tebellüğden kaçınılırsa ne olur?
Muhatabın yalnızca saatin geç olmasını gerekçe göstererek evrakı kabul etmemesi, kendiliğinden tebligatın yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak tebellüğden kaçınma hâlinin gerçekten gerçekleştiği belirlenmeli ve uygulanacak kanuni prosedür yerine getirilmelidir.
Tebellüğden imtina olgusu ile muhatabın adreste bulunamaması aynı durum değildir. İmtinaya ilişkin usulün uygulanabilmesi için kanunun aradığı olguların ve işlemlerin tebliğ belgesinde gösterilmesi gerekir.
Dolayısıyla gece veya tatil gününde tebligata izin verilmesi, gerekli araştırma, teslim, ihbarname veya tutanak işlemlerinin atlanmasına olanak sağlamaz.
Gece ve Tatil Günlerinde Yapılan Tebligatta Tebliğ Tarihi Nedir?
Fizikî tebligatın doğrudan muhataba usulüne uygun teslim edildiği hâllerde tebliğ tarihi, teslimin gerçekleştiği takvim günüdür. İşlemin gece veya tatilde gerçekleştirilmiş olması, tebliğ tarihini kendiliğinden takip eden iş gününe ertelemez.
Örneğin cumartesi günü saat 22.45’te gerçekleştirilen geçerli bir doğrudan tebligatta, tebliğ tarihi kural olarak o cumartesi günüdür. Sürenin başlangıcında cumartesi tarihinin esas alınması ile sürenin ilk gününün nasıl hesaplanacağı ayrı hukukî konulardır.
Bununla birlikte fizikî tebligatların tamamında tebliğ tarihi fiilî teslim anı değildir. Kanun bazı özel yöntemler için farklı tarihler öngörmektedir. Muhatabın geçici ayrılması, tebliğ imkânsızlığı, ilanen tebligat veya elektronik tebligat bu bakımdan ayrı düzenlemelere tabidir.
Özellikle TK m. 21 uyarınca tebliğ imkânsızlığı nedeniyle tamamlanan bir işlemde, kanunda aranan şartların gerçekleşmesi ve ihbarnamenin kapıya yapıştırılması gibi işlemler tebliğ tarihinin belirlenmesinde etkili olabilir.
Tebliğ tarihinin ispatında, TK m. 23 uyarınca düzenlenen tebliğ mazbatası önem taşır. Mazbatada tebligatın nerede, ne zaman ve kime yapıldığı ile ilgili zorunlu kayıtların bulunması gerekir. Gece saatinde yapıldığı tartışmalı olan bir işlemde, gerçekleşme saatinin de somut uyuşmazlığı aydınlatacak şekilde kayda geçirilmesi yararlıdır. Bununla birlikte her fizikî tebligatta saat ve dakikanın ayrıca yazılmasının bağımsız bir genel geçerlilik şartı olduğu sonucuna yalnızca TK m. 23’ten varılamaz.
Elektronik Tebligatta Gece, Hafta Sonu ve Tatil Günleri Nasıl Değerlendirilir?
Elektronik tebligat bakımından gece ve tatil günlerinin etkisi, fizikî tebligattan farklı değerlendirilmelidir. Çünkü 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesi, elektronik yolla yapılan tebligat için özel bir tebliğ tarihi belirleme kuralı öngörmektedir.
TK m. 7/a uyarınca elektronik tebligat, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Dolayısıyla elektronik tebligatın UETS adresine gece saatlerinde, cumartesi, pazar veya resmî tatil gününde ulaşması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Ancak mesajın sisteme ulaştığı gün ile tebligatın kanunen yapılmış sayıldığı gün birbirine karıştırılmamalıdır.
Elektronik tebligatın geçerliliğinde ve sürelerin başlangıcında, elektronik tebligatın beşinci gün sonunda yapılmış sayılması kuralı belirleyicidir. Beşinci günün hafta sonuna veya resmî tatile rastlaması, sırf bu nedenle kanuni tebliğ tarihinin sonraki iş gününe ötelenmesini gerektirmez.
Buna karşılık elektronik tebliğ tarihinden sonra başlayan dava veya kanun yolu süresinin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde, uygulanacak usul kanununun süre sonuna ilişkin hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Tebligatın Tatilde Yapılması ile Sürenin Son Gününün Tatile Rastlaması Arasındaki Fark
Geçerli bir tebligatın tatil gününde yapılması, tebliğ tarihinin ertelenmesi anlamına gelmez. Buna karşılık, tebligat üzerine işlemeye başlayan bir hukuki sürenin son gününün resmî tatile rastlaması, uygulanacak usul kanununa göre sürenin uzaması sonucunu doğurabilir.
Bu ayrım üç farklı sorunun birbirinden ayrılmasını gerektirir:
- Tebligat ne zaman yapılmıştır? Bu soru Tebligat Kanunu’nun ilgili usul ve tebliğ tarihi hükümlerine göre cevaplanır.
- Tebligattan doğan süre ne zaman işlemeye başlar? Bu soru ilgili usul kanununun başlangıç hükümlerine göre değerlendirilir.
- Süre hangi tarihte sona erer? Bu aşamada sürenin türü, son günün tatil olup olmadığı ve varsa özel uzama kuralları dikkate alınır.
Örneğin HMK m. 92, gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ veya tefhim gününün hesaba katılmayacağını; HMK m. 93 ise resmî tatil günlerinin süreye dâhil olduğunu, sürenin son gününün resmî tatile rastlaması hâlinde sürenin takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceğini düzenlemektedir.
Ancak bu hükümler, tebligatın yalnızca çalışma günlerinde geçerli olacağı şeklinde yorumlanamaz. Son günün tatile rastlamasına ilişkin koruma, tebligat fiilinin hangi günlerde yapılabileceğini düzenleyen TK m. 33’ten farklı bir hukukî konudur.
Genel gün, hafta ve ay hesabının yanı sıra icra, idari yargı ve ceza muhakemesindeki farklı süre kurallarının değerlendirilmesi, tebligat sonrasında hukuki sürelerin başlangıcı ve bitişinin hesaplanması bakımından ayrıca yapılmalıdır.
Yargıtay ve Danıştay Kararlarında Gece ve Tatil Günlerinde Tebligat
Yargısal uygulamada özellikle resmî tatil gününde tebliğ yapılabilmesi ile kanuni sürenin son gününün tatil gününe rastlaması arasındaki ayrım üzerinde durulmaktadır. Elektronik tebligatın tatil gününde gerçekleşen kanuni sonuçları da bu tartışmanın önemli bir parçasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — 04.03.2009, E. 2009/74, K. 2009/98
Uyuşmazlık, yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliye talebine dayanak oluşturacak ihtarnamenin kanuni süre içinde tebliğ edilip edilmediğine ilişkindir.
Somut olayda taşınmaz 7 Nisan 2006 tarihinde satın alınmış, ihtarname ise 8 Mayıs 2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bir aylık sürenin son günü 7 Mayıs 2006 Pazar gününe rastlamaktadır.
Bozma kararında, TK m. 33 gereğince pazar günü de tebligat yapılabileceğinden pazartesi günü gerçekleştirilen tebliğin süresinde olmadığı kabul edilmişti. Ancak Hukuk Genel Kurulu, tebligatın tatil gününde yapılabilmesi ile sürenin son gününün resmî tatile rastlaması durumundaki uzama kuralının farklı olduğunu vurgulamıştır.
Kurul, somut olayda sürenin takip eden ilk iş gününe uzadığını ve 8 Mayıs 2006 tarihinde yapılan tebligatın süresinde olduğunu kabul etmiştir.
Kararın önemi: TK m. 33’ün tatil gününde tebligata izin vermesi, ilgili sürenin son gününe uygulanan kanuni uzama hükümlerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Güncellik açıklaması: Kararın somut olayında uygulanan 6570 sayılı Kanun artık yürürlükte değildir. Karar, eski kanundaki özel tahliye şartlarının bugün de aynen geçerli olduğu anlamına gelmez. Bu makale bakımından önem taşıyan yönü, tatilde tebligat yapılabilmesi ile süre hesabını birbirinden ayıran gerekçesidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi — 14.04.2022, E. 2022/2766, K. 2022/3170
Bu kararda, gerekçeli kararın elektronik tebligat yoluyla davacılar vekilinin hesabına 16 Ekim 2021 tarihinde ulaştığı belirlenmiştir. Elektronik tebligat, kanuni beş günlük sürenin sonunda 21 Ekim 2021 tarihinde yapılmış sayılmıştır.
Yargıtay, elektronik tebligatın hafta sonunda muhatabın hesabına ulaşmasının süre hesabını değiştirmediğini; iki haftalık istinaf süresinin 4 Kasım 2021 tarihinde dolduğunu ve 5 Kasım 2021 tarihinde yapılan başvurunun süresinde olmadığını kabul etmiştir.
Karar, elektronik tebligatın hafta sonuna rastlayan sisteme ulaşma tarihinin kanuni beşinci gün hesabını kendiliğinden değiştirmeyeceğini göstermektedir.
Danıştay 13. Dairesi — 16.01.2025, E. 2024/3410, K. 2025/259
Karara konu uyuşmazlıkta, elektronik tebligatın mesai saatleri sonrasında gönderildiği ve kanuni tebliğ tarihinin Ramazan Bayramı tatiline rastladığı ileri sürülmüştür.
Davalı idare, elektronik tebligatın 5 Nisan 2024 tarihinde saat 18.28’de gönderildiğini, bayram tatili nedeniyle evrakın kurum kayıtlarına ancak 15 Nisan 2024 tarihinde girdiğini ve sürenin bu tarihe göre hesaplanması gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, tebliğ tarihini 10 Nisan 2024 olarak değerlendirmiş ve 16 Mayıs 2024 tarihinde gerçekleştirilen istinaf başvurusunun otuz günlük süre geçtikten sonra yapıldığına karar vermiştir.
Danıştay 13. Dairesi, süre aşımı nedeniyle istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı hukuka uygun bularak onamıştır.
Kararın önemi: Bir elektronik tebligatın mesai saatleri dışında gönderilmesi veya kanuni tebliğ tarihinin bayram tatiline rastlaması, tebliğ tarihinin kurum içindeki evrak kayıt tarihine taşınmasını tek başına haklı kılmaz.
Bu ayrım, özellikle gerekçeli kararın tebliği üzerine kanun yolu süresinin başlaması bakımından önemlidir. Kararın tebliğ edildiği tarih ile istinaf veya temyiz süresinin hangi gün sona erdiği, birbirinden ayrı hukuki aşamalardır.
Gece veya Tatil Gününde Yapılan Tebligat Hangi Hâllerde Usulsüz Olur?
Tebligatın gece veya tatil gününde yapılmış olması tek başına usulsüzlük oluşturmasa da diğer kanuni şartlara aykırılıklar tebligatın usulsüz sayılmasına yol açabilir.
Özellikle şu durumlar somut olayda incelenmelidir:
- Yetkisiz kişi tarafından işlem yapılması: Tebligatın kanunun öngördüğü yetkili kişi veya kuruluş eliyle gerçekleştirilmemesi.
- Yanlış adrese tebligat: Tebliğ işleminin muhatabın kanunen tebligata elverişli olmayan bir adresinde gerçekleştirilmesi.
- Tebellüğe yetkisiz kişiye teslim: Muhatap adına evrakı almaya kanunen yetkili olmayan kişiye tebligat yapılması.
- Adreste bulunmama veya imtina işlemlerindeki eksiklikler: Kanunun aradığı araştırma, şerh, teslim veya ihbarname işlemlerinin usulüne uygun yerine getirilmemesi.
- Belgelendirme eksiklikleri: Tebliğ mazbatasında hukuken gerekli unsurların eksik veya maddi duruma aykırı bulunması.
Bu eksikliklerin her biri somut tebliğ türüne göre değerlendirilir. Bir tebligatın usulsüz olduğu sonucuna ulaşılması hâlinde, TK m. 32 uyarınca muhatabın tebligatı öğrenip öğrenmediği ve öğrenme tarihi ayrıca önem kazanır.
Usulsüzlük iddiasında bulunan kişi bakımından öncelikli inceleme, tebliğ işleminin yalnızca hangi saatte yapıldığı değil, kanunun öngördüğü usulün gerçekten uygulanıp uygulanmadığıdır.
Sık Sorulan Sorular
Gece saat 23.00’te tebligat yapılması yasal mı?
Evet. Uygulama Yönetmeliği m. 54 gece vakti tebligata izin vermektedir. Saat 23.00’te yapılan tebligat, yalnızca bu saatte gerçekleştirilmiş olması nedeniyle geçersiz değildir. Yetki, adres, teslim ve belgelendirme şartları ayrıca sağlanmalıdır.
Pazar günü gelen mahkeme tebligatını almak zorunda mıyım?
Pazar günü tebligat yapılması hukuken mümkündür. Bu nedenle yalnızca günün pazar olması, tebligatı kabul etmemenin işlemin sonuçlarını ortadan kaldıracağı anlamına gelmez. Tebellüğden kaçınmanın hukuki etkisi, somut olayda uygulanan tebliğ usulüne göre belirlenir.
Bayram günü yapılan tebligatın tarihi bayram sonrasına mı aktarılır?
Hayır. Doğrudan ve usulüne uygun fizikî teslimde tebliğ tarihi kural olarak fiilî teslim günüdür. Sonradan başlayan hukuki sürenin son gününün tatil olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Elektronik tebligat ve diğer özel tebliğ yöntemleri için kanunda farklı tarih kuralları bulunabilir.
Adli tatilde yapılan tebligat geçersiz midir?
Hayır. TK m. 33 gereğince adli tatil sırasında tebligat yapılabilir. Ancak bu tebligat üzerine başlayan sürenin sonu bakımından HMK m. 104 veya uygulanacak diğer özel hükümler devreye girebilir.
Gece tebligatı yapılabilmesi için hâkim kararı gerekir mi?
Sırf tebligatın gece yapılacak olması nedeniyle genel bir özel hâkim kararı şartı bulunmamaktadır. Gece tebligatına ilişkin eski sınırlayıcı kanun düzenlemesi kaldırılmıştır. Bununla birlikte, tebligatı çıkarma ve gerçekleştirme yetkisinin kanuni şartlara dayanması gerekir.
Elektronik tebligat pazar günü yapılmış sayılabilir mi?
Evet. TK m. 7/a’daki beşinci günün sonu pazar gününe rastlıyorsa, elektronik tebligat o günün sonunda yapılmış sayılabilir. Bu tarih, yalnızca pazar gününe rastladığı için pazartesiye ertelenmez.
Tebligat gece yapıldıysa hukuki süre ertesi gün mü başlar?
Gece yapılan doğrudan fizikî tebligatın tarihi, usulüne uygun teslimin gerçekleştiği takvim günüdür. Bu tarihten itibaren işleyecek hukuki sürenin başlangıcı ise ilgili usul kanununa göre hesaplanır. Örneğin HMK m. 92 uyarınca gün olarak belirlenen sürelerde tebliğ günü hesaba katılmaz. Bu durum, tebliğ tarihinin kendisinin ertesi güne değiştiği anlamına gelmez.
Gece veya tatilde yapılan tebligatın usulsüzlüğü nasıl ileri sürülür?
Öncelikle tebliğ mazbatası ve varsa diğer teslim kayıtları incelenmelidir. Usulsüzlük, yalnızca gece veya tatil günü işlem yapılmış olmasına değil, somut kanuni şartlara aykırılığa dayanmalıdır. Başvurulacak merci, kullanılacak hukuki yol ve başvuru süresi ise tebligatın icra takibi, hukuk davası, ceza yargılaması veya idari işlem kapsamında bulunmasına göre farklılaşabilir.
Sonuç
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 33 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 54–55 birlikte değerlendirildiğinde, gece, hafta sonu, resmî tatil ve adli tatil günlerinde tebligat yapılmasının hukuken mümkün olduğu sonucuna ulaşılır.
Bu zaman dilimlerinde gerçekleştirilen tebligatlar bakımından ayrıca bir genel geçersizlik karinesi bulunmamaktadır. Tebligatın hukuken sonuç doğurup doğurmadığı, esas olarak yetkili kişi tarafından, doğru adrese, kanunun öngördüğü teslim ve belgelendirme şartları çerçevesinde yapılıp yapılmadığına bağlıdır.
Diğer taraftan, tatil gününde geçerli şekilde yapılan tebligatın tarihi ile bu tebligat üzerine başlayan hukuki sürenin son günü aynı kavram değildir. Tatilde tebligat yapılabilmesi, süre sonuna ilişkin uzama hükümlerini ortadan kaldırmadığı gibi, sürenin son gününün tatil olması da tebliğ tarihini kendiliğinden sonraki iş gününe taşımaz.
Bu nedenle gece veya tatil gününde yapılan bir tebligatın değerlendirilmesinde üç ayrı husus birlikte incelenmelidir: tebliğ işleminin usulüne uygunluğu, hukuken geçerli tebliğ tarihi ve ilgili usul kanununa göre hesaplanan başvuru süresi. Bu ayrımların doğru yapılması, özellikle hak düşürücü süreler ve kanun yolu başvurularında hak kaybının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
Yazar Avukat Fatih SEFER