Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina: TK m. 21/1

Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen, muhatabın veya onun adına tebligat almaya yetkili kişilerin adreste bulunmaması ya da tebliğ evrakını kabulden kaçınması halinde uygulanan özel tebligat usulüdür. Bu şartlar gerçekleştiğinde tebliğ evrakı yetkili muhtara veya kolluk görevlisine imza karşılığında teslim edilir, gösterilen adresin kapısına ihbarname yapıştırılır ve usulüne uygun işlemde ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Ancak adreste bulunmama halinde ön araştırma ve belgelendirme yapılması zorunludur. Tebellüğden kaçınma halinde ise araştırma ve haber verme yükümlülükleri aynı kapsamda uygulanmaz.

TK m. 21/1’in amacı, muhatabın geçici olarak adresinde bulunmaması veya evrakı kabul etmemesi yüzünden tebligat işleminin sonuçsuz kalmasını önlemektir. Bununla birlikte kanun, muhtara teslim ve kapıya ihbarname yapıştırılması işlemlerini tek başına yeterli görmez. Tebliğin hangi nedenle bu yolla yapıldığının, gereken araştırmaların ve tamamlanan işlemlerin tebliğ mazbatasından denetlenebilmesi gerekir. Aksi halde muhatabın hukuki dinlenilme hakkı ve savunma imkânı zarar görebilir.

TK m. 21/1’in Hukuki Dayanağı ve Kapsamı

Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrası, aynı düzenleme içinde iki farklı durumu ele alır: tebliğ yapılabilecek hiç kimsenin gösterilen adreste bulunmaması ve tebliğ almaya yetkili kişinin tebellüğden kaçınması. Her iki durumda tebliğ işlemi belirli koşullarla muhtara veya kolluk görevlisine teslim yoluyla tamamlanabilir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 21/1 — Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina

Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Bu hüküm, Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 30, 31, 32 ve 35 ile birlikte değerlendirilmelidir. Yönetmeliğin 30. maddesi adreste bulunmama araştırmasını, 31. maddesi muhtara veya kolluğa teslim işlemini, 32. maddesi tebliğ tarihini, 35. maddesi ise tebliğ mazbatasında bulunması gereken kayıtları düzenler.

TK m. 21/1, doğrudan muhataba veya onun adına kanunen tebliğ alabilecek kişiye teslimin mümkün olmadığı belirli durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Bu nedenle tebligat hukukunun genel bilgilendirme ve belgelendirme esasları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Tebligatın yalnızca çıkarılmış olması, kanunda öngörülen işlemlerin tamamlandığı ve geçerli bir tebliğ tarihinin oluştuğu anlamına gelmez.

Adreste Bulunmama ile Tebellüğden İmtina Arasındaki Fark

TK m. 21/1 kapsamında tebligat yapılabilmesi için birbirinden farklı iki olasılıktan birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Ancak bu olasılıklarda tebliğ memurunun yerine getireceği işlemler aynı değildir.

1. Adreste bulunmama

Muhatap ve onun adına tebligatı kabul edebilecek kişiler, tebliğ memurunun adrese geldiği sırada bulunmuyorsa adreste bulunmama hali ortaya çıkar. Örneğin muhatabın çalışmak üzere dışarı çıkması, kısa süreli bir iş için evden ayrılması veya tebliğ anında evde kimsenin bulunmaması bu kapsamda değerlendirilebilir.

Bununla birlikte yalnızca kapının kapalı olması, TK m. 21/1 işleminin hemen uygulanması için yeterli değildir. Tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmama nedenini araştırmalı ve araştırma sonucunu usulüne uygun biçimde belgelendirmelidir.

Öncelikle tebligatın gönderildiği adresin hukuken doğru adres olup olmadığı da önem taşır. Bilinen en son adresin belirlenmesi ve adres önceliği, TK m. 10 kapsamında tebligatı çıkaran merci tarafından değerlendirilmesi gereken ayrı bir meseledir.

2. Tebellüğden imtina

Muhatap veya tebligatı onun adına kabul etmeye yetkili kişi adreste bulunduğu halde evrakı almaktan kaçınıyorsa tebellüğden imtina söz konusudur.

Bu durumda muhatabın neden adreste bulunmadığına ilişkin bir araştırma yapılması gerekmez. Çünkü tebliğ memurunun karşılaştığı sorun kişinin yokluğu değil, evrakın kabul edilmemesidir. Bununla birlikte kaçınma olgusunun ve işlemin ne şekilde gerçekleştiğinin tebliğ mazbatasında açıklanması gerekir.

Temel ayrım şudur: Adreste bulunmama halinde kişinin neden bulunmadığı araştırılır; tebellüğden imtina halinde ise evrakın kim tarafından ve nasıl reddedildiği belgelendirilir. Her iki durumda da kanuni şartlar gerçekleşmişse muhtara veya kolluğa teslim ile kapıya ihbarname yapıştırılması işlemleri uygulanır.

Adreste Bulunmama Araştırması Nasıl Yapılmalıdır?

TK m. 21/1’in uygulamadaki en önemli geçerlilik şartlarından biri, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini araştırması ve araştırmasını tebliğ mazbatasında göstermesidir.

Uygulama Yönetmeliği m. 30/1 uyarınca tebliğ memuru, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri ile kolluk amir veya memurlarından araştırma yapar. Beyanları mazbataya yazar ve beyan sahibine imzalatır. İmzadan kaçınılırsa bu durumu kendisi yazarak imzalar.

Araştırmanın içeriği ne olmalıdır?

Araştırmanın amacı, muhatabın yalnızca o anda adreste bulunmadığını kaydetmek değildir. İşlemin hukuken hangi yolla sürdürüleceğinin belirlenmesi için kişinin adresle ilişkisi ve bulunmama nedeninin de açıklığa kavuşturulması gerekir.

Somut olayın özelliklerine göre şu hususlar araştırılır:

  • Muhatabın gösterilen adreste gerçekten oturup oturmadığı veya bulunup bulunmadığı.
  • Adreste bulunmama halinin geçici mi, yoksa adresten sürekli ayrılma niteliğinde mi olduğu.
  • Muhatabın nerede bulunduğu ve adresten hangi nedenle ayrıldığı.
  • Dağıtım saatlerinden sonra adrese dönmesinin beklenip beklenmediği.
  • Bu bilgilerin kimden öğrenildiği ve beyan sahibinin hangi sıfatla bilgi verdiği.

Her olayda bütün soruların kesin cevaplarının bulunması mümkün olmayabilir. Önemli olan, gerekli araştırmanın yapıldığının ve elde edilen somut bilginin denetlenebilir biçimde kaydedilmesidir. Sadece “adres kapalı” veya “muhatap dışarıda” yazılması, araştırma yükümlülüğünün yerine getirildiğini kendiliğinden göstermez.

Yargıtay kararlarında araştırma yükümlülüğü

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli, E. 2016/17893, K. 2020/5067 sayılı kararında, gerekçeli karar tebligatının muhtara teslim ve kapıya haber kâğıdı yapıştırılması yoluyla gerçekleştirildiği; ancak muhatabın adreste oturup oturmadığının ve adreste bulunmama halinin geçici mi sürekli mi olduğunun araştırılmadığı belirlenmiştir. Daire, bu eksiklikler nedeniyle tebligat işlemini usulsüz bulmuştur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.11.2024 tarihli, E. 2024/4790, K. 2024/6220 sayılı kararında da muhatabın “dışarıda” olduğu şeklindeki kayıt yeterli görülmemiştir. Kararda, ayrılmanın nedeni ve niteliğinin belirlenmediği, dağıtım saatlerinde adrese dönülüp dönülmeyeceğinin araştırılmadığı ve bilgisine başvurulan kişinin açık kimliğinin yazılmadığı tespit edilmiştir. Daire, usulsüz tebligatın yenilenmesini sağlamak amacıyla dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.

Bu kararların ortak noktası, muhtara teslimin kanunda aranan araştırmanın yerine geçmemesidir. Araştırma, tebliğ memurunun işlemi uygun bulup bulmadığına ilişkin soyut bir değerlendirme değil, somut beyanlara dayanan ve hâkim tarafından denetlenebilen bir işlemdir.

Muhatabın Taşındığının veya Öldüğünün Anlaşılması

Adreste bulunmama araştırması, muhatabın artık o adreste yaşamadığını veya öldüğünü ortaya çıkarabilir. Bu durumda TK m. 21/1’e göre tebliğin otomatik biçimde tamamlanması doğru değildir.

Uygulama Yönetmeliği m. 30/2 uyarınca muhatabın öldüğü yahut gösterilen adresten sürekli olarak ayrıldığı ve yeni adresinin tebliğ memuru tarafından tespit edilemediği durumda tebliğ evrakı, tebligatı çıkaran mercie geri gönderilir.

Yeni adres tespit edilmişse Yönetmeliğin 30. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre işlem yapılır. Yeni adres tebliğ memurunun dağıtım bölgesindeyse tebligat burada gerçekleştirilebilir; başka dağıtım bölgesinde bulunuyorsa evrak yeni adreste tebliğin sağlanması amacıyla ilgili posta merkezine yönlendirilir.

Dolayısıyla muhatabın başka adrese taşındığı açıkça belirlenmişken eski adresin kapısına ihbarname yapıştırılması, TK m. 21/1’in koşullarını kendiliğinden karşılamaz. İade edilen tebligattan sonra izlenecek yeni adres ve yeniden tebliğ işlemleri, iade nedenine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Muhatabın adres değişikliğini bildirmemesi ise farklı bir hukuki düzenlemeyle ilişkilidir. TK m. 35 kapsamındaki adres değişikliğini bildirme yükümlülüğü, TK m. 21/1’in araştırma şartlarını ortadan kaldıran genel bir hüküm olarak uygulanamaz. Her iki yöntemin kendi şartlarının oluşması gerekir.

Tebliğ Evrakının Muhtara veya Kolluğa Teslimi

TK m. 21/1’in koşulları oluştuğunda tebliğ memuru, evrakı kanunda belirtilen kişilerden birine imza karşılığında teslim eder. Bu kişiler ilgili yerin muhtarı, ihtiyar heyeti veya meclisi üyesi yahut kolluk amir veya memurudur.

Kanun’un 21. maddesinin son fıkrası, bu kişilerin kendilerine teslim edilen evrakı kabul etmek zorunda olduklarını düzenler.

Muhtara teslim, muhatabın evrakı fiilen alması değildir. Kanunun öngördüğü usulle yapılan ve kapıya ihbarname yapıştırılmasıyla birlikte hukuki sonuç doğuran özel bir teslim yöntemidir. Muhtarın evrakı teslim alması, tek başına tebligatın bütün koşullarının tamamlandığını göstermez.

Tebliğ memurunun şu işlemleri gerçekleştirmesi gerekir:

  1. TK m. 21/1’in uygulanmasını gerektiren adreste bulunmama veya tebellüğden kaçınma halini belirlemek.
  2. Adreste bulunmama halinde gerekli araştırmayı yapıp mazbataya geçirmek.
  3. Tebliğ evrakını kanunda sayılan yetkili kişilerden birine teslim etmek.
  4. Evrakı teslim alan kişinin kimliğini, sıfatını ve imzasını tebliğ mazbatasında göstermek.
  5. İlgili adrese iki numaralı ihbarnameyi yapıştırmak.
  6. Adreste bulunmama halinde, mümkün oldukça en yakın komşuya ve varsa yönetici veya kapıcıya durum hakkında bilgi vermek.
  7. Yapılan işlemleri, tarihleriyle birlikte tebliğ mazbatasında belgelendirmek.

Burada komşuya, kapıcıya veya apartman yöneticisine haber verilmesiyle evrakın kendilerine teslim edilmesi birbirinden ayrılmalıdır. TK m. 21/1 kapsamında komşu, kapıcı veya yöneticiye yapılan bildirim, bu kişileri muhtarın yerine geçen evrak teslim yetkilisi haline getirmez.

Kapıya İhbarname Yapıştırılması ve Komşuya Haber Verilmesi

İki numaralı ihbarname nedir?

Uygulama Yönetmeliği m. 31, tebliğ memurunun ek-1’deki iki numaralı örneğe uygun ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırmasını öngörür.

İhbarname, muhatabın tebliğ evrakının nereye bırakıldığını öğrenmesini sağlamaya yöneliktir. Evrakın teslim edildiği yetkili kişinin adresini içerir. Böylece muhatap, evrakın kendisine bırakılmaması nedeniyle belgenin nereden alınacağını öğrenebilir.

Kapıya ihbarname yapıştırılması, muhtara veya kolluğa yapılan teslimden ayrı ve gerekli bir işlemdir. Tebliğ memurunun yalnızca evrakı muhtara bırakması fakat ihbarnameyi kapıya yapıştırmaması, TK m. 21/1’e uygun tamamlanmış bir tebligat olarak kabul edilemez.

Komşuya, yöneticiye veya kapıcıya haber verilmesi zorunlu mudur?

Kanun, adreste bulunmama halinde muhataba durumun haber verilmesini “mümkün oldukça” en yakın komşulardan biri aracılığıyla, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi suretiyle düzenlemiştir.

Bu ifade, haber verme yükümlülüğünün her koşulda fiilen yerine getirilebileceği varsayımına dayanmaz. Bununla birlikte tebliğ memuru, bildirim imkânını değerlendirmeden yalnızca “komşuya haber verilemedi” şeklinde soyut bir kayıtla yetinemez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.09.2023 tarihli, E. 2022/12950, K. 2023/4942 sayılı kararında, TK m. 21/1’deki “mümkün oldukça” ifadesi değerlendirilmiştir. Somut olayda borçlunun dokuz numaralı bağımsız bölümde oturmasına karşılık on üç numaralı bağımsız bölümdeki komşudan araştırma yapılması ve aynı komşuya haber verilmesi tek başına usulsüzlük sayılmamıştır. Daire, tebligatın şeklen usule uygun düzenlendiğini belirleyerek yalnızca bu mesafe farkından hareketle geçersizlik sonucuna ulaşılamayacağını ortaya koymuştur.

Bu nedenle komşuya haber verme işlemi, soyut olarak belirli bir kapı numarasına veya mutlaka bitişik bağımsız bölüme bildirim yapılması şartına indirgenemez. Önemli olan, somut olayda bildirim için uygun kişinin seçilmesi ve gerekli işlemlerin belgelendirilmesidir.

Komşunun ismi veya imzası alınmamışsa ne olur?

İki ayrı işlem birbirinden ayrılmalıdır. Birincisi, muhatabın nerede olduğunun komşudan araştırılmasıdır. İkincisi ise tamamlanan tebliğ işleminden komşunun haberdar edilmesidir.

Araştırma kapsamında beyanda bulunan kişinin kimliği ve beyanı tebliğ mazbatasında gösterilir. Uygulama Yönetmeliği m. 30/1 gereğince beyan sahibinin imzası alınır; imzadan kaçınırsa bu durum tebliğ memuru tarafından yazılıp imzalanır.

Haber verilen komşunun kimliğinin belirlenebilir olması da tebligatın denetlenebilirliği açısından önemlidir. Ancak araştırma sırasında beyan ve imza alınmasına ilişkin açık düzenleme ile haber verme işleminin somut olayda mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirme aynı hukuki koşul değildir.

Bu ayrımın sonucu olarak, mazbatada araştırma yapılan kişinin kimliği ve beyanı belirtilmemişse araştırmanın usulüne uygun yapıldığı kabul edilemeyebilir. Buna karşılık sırf bildirimin en yakın kapıdaki komşuya yapılmadığı gerekçesi, tek başına usulsüzlük sonucunu doğurmaz.

İhbarname kapıda ne kadar kalır?

Uygulama Yönetmeliği m. 33/2 gereğince TK m. 21 kapsamında kapıya yapıştırılan ihbarname on gün süreyle kapıda kalır. Bu süre, tebliğ tarihinin on gün sonraya ertelendiği anlamına gelmez.

Usulüne uygun TK m. 21/1 tebligatında tebliğ tarihi, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gündür. İhbarnamenin kapıda kalmasına ilişkin yükümlülük ile tebliğ tarihinin oluşması birbirinden farklı konulardır.

Tebellüğden İmtina Halinde İzlenecek Usul

Tebellüğden imtina, tebliğ almaya yetkili kişinin kendisine sunulan evrakı kabul etmekten kaçınmasıdır. TK m. 21/1 uyarınca muhatabın veya onun adına tebligat almaya yetkili kişinin evrakı kabul etmemesi, diğer şartların da bulunması halinde muhtara veya kolluğa teslim yönteminin uygulanmasına olanak verir.

İmtina için mutlaka açık bir ret beyanı gerekir mi?

Açıkça “tebligatı almıyorum” denilmesi, tebellüğden kaçınmanın belirgin bir örneğidir. Ancak kaçınma davranışı her zaman bu sözlerle ortaya çıkmaz. Evrakı kabul etmesi gereken kişinin, kendisine yapılan teslim girişimini fiilen engellemesi veya tebellüğ işlemini reddettiğini gösteren davranışları da somut olayda değerlendirilebilir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.09.2010 tarihli, E. 2010/8253, K. 2010/20504 sayılı kararında, muhatabın işyerindeki daimi işçisine yapılmak istenen tebligatta işçinin isim ve imza vermekten kaçınması, olayın koşulları içinde tebellüğden imtina olarak değerlendirilmiştir. Ancak aynı kararda, tebliğ memurunun ad ve soyadının mazbatada bulunmaması nedeniyle tebligat usulsüz sayılmıştır.

Dolayısıyla söz konusu karar, isim veya imza vermekten kaçınmanın her durumda bütün tebligat eksikliklerini ortadan kaldırdığı biçiminde yorumlanamaz. Kaçınma sebebiyle alternatif teslim yoluna geçilebilse bile diğer zorunlu usul ve belgelendirme şartlarının yerine getirilmesi gerekir.

İmzadan kaçınma ile evrakı kabulden kaçınma aynı şey midir?

Her imza eksikliği, evrakın kabul edilmediğini göstermez. Muhatabın evrakı alması fakat teslimin imzayla belgelenmesinden kaçınması ile evrakı hiç kabul etmemesi arasında maddi olay bakımından fark vardır.

Tebliğ memurunun, imzadan kaçınmanın teslim sürecini nasıl etkilediğini ve hangi işlemin gerçekleştiğini mazbatada somut biçimde açıklaması gerekir. Olayın koşulları ortaya konulmadan her imza eksikliğinin otomatik olarak TK m. 21/1 kapsamında değerlendirilmesi doğru değildir.

Öte yandan muhatap yerine evrak alması beklenen kişinin öncelikle kanunen tebellüğe ehil olması gerekir. Örneğin aynı konutta oturan kişiye tebligat yapılabilmesinin şartları gerçekleşmemişse, o kişinin evrakı reddetmesine dayanılarak tebliğ almaya yetkili kişinin imtinası varmış gibi hareket edilemez.

İmtina halinde komşuya haber verilmesi gerekir mi?

TK m. 21/1’deki komşuya, yöneticiye veya kapıcıya haber verme düzenlemesi adreste bulunmama haline ilişkindir. Muhatabın veya yetkili kişinin hazır bulunduğu ve evrakı reddettiği durumda ayrıca adreste bulunmama sebebini araştırma yükümlülüğü bulunmaz.

Bununla birlikte imtina halinde de tebliğ memurunun evrakı yetkili kişiye teslim etmesi, kapıya ihbarname yapıştırması ve yapılan işlemleri mazbatada göstermesi gerekir. Kaçınma, şekil şartlarını ortadan kaldırmaz.

Tebliğ Mazbatasında Bulunması Gereken Kayıtlar

TK m. 21/1’e göre yapılan işlemin hukuki denetimi büyük ölçüde tebliğ mazbatasına dayanır. TK m. 23 ve Uygulama Yönetmeliği m. 35, mazbatada bulunması gereken kayıtları düzenler.

Bu tür tebligatlarda özellikle aşağıdaki bilgiler önem taşır:

  • Muhatabın ve tebligatı çıkaran merciin bilgileri.
  • Gösterilen tebliğ adresi ve tebliğ işleminin tarihi.
  • Muhatabın veya tebliğ almaya yetkili kişinin neden evrakı alamadığı.
  • Adreste bulunmama halinde hangi kişilerden araştırma yapıldığı ve bu kişilerin beyanları.
  • Beyan sahiplerinin kimlik ve sıfat bilgileri ile imzaları veya imzadan kaçınma şerhleri.
  • Tebliğ evrakının hangi muhtara, ihtiyar heyeti üyesine veya kolluk görevlisine teslim edildiği.
  • Evrakı teslim alan kişinin adı, soyadı, sıfatı ve imzası.
  • İki numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih.
  • Adreste bulunmama halinde komşuya, yöneticiye veya kapıcıya yapılan bildirim ya da bildirimin gerçekleştirilememe durumuna ilişkin açıklama.
  • Tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzası.

Bu kayıtların amacı, yalnızca gerçekleştirilen işlemleri listelemek değildir. Tebliğin neden muhataba doğrudan yapılmadığını, hangi alternatif usulün uygulandığını ve bu usulün hangi somut olgulara dayandığını göstermektir.

Mazbatada “TK 21’e göre tebliğ edildi” şeklinde genel bir ibare bulunması, gerekli araştırma ve teslim işlemlerinin gerçekten yapıldığını gösteren ayrıntılı kayıtların yerine geçmez.

Tebliğ mazbatasının zorunlu unsurları ve ispat gücü bakımından ayrıca, belgenin şeklen eksik olması ile belgede yazılan maddi olguların gerçeği yansıtmadığı iddiası birbirinden ayrılmalıdır.

TK m. 21/1’e Göre Tebliğ Tarihi Ne Zamandır?

TK m. 21/1’e uygun yapılan tebligatta tebliğ tarihi, iki numaralı ihbarnamenin gösterilen adresin kapısına yapıştırıldığı tarihtir. Aynı sonuç Uygulama Yönetmeliği m. 32’de de düzenlenmiştir.

Muhatabın tebliğ evrakını muhtardan daha sonra alması veya evrakın içeriğini birkaç gün sonra okuması, usulüne uygun tamamlanan tebligatta kanunen oluşmuş tebliğ tarihini değiştirmez.

Örnek 1: Muhatap işte olduğu için adreste bulunamıyor

Tebliğ memuru 5 Ekim tarihinde adrese gelir. Muhatabın çalışmak üzere dışarı çıktığı ve akşam döneceği komşudan öğrenilir. Bu bilgi beyan sahibinin kimliğiyle birlikte mazbataya yazılır ve gerekli imza işlemi tamamlanır. Evrak yetkili muhtara imza karşılığında teslim edilir, aynı gün iki numaralı ihbarname kapıya yapıştırılır ve gerekli haber verme işlemi gerçekleştirilir.

Bu işlemlerin tamamının usulüne uygun yapılması halinde tebliğ tarihi 5 Ekim olur. Muhatabın evrakı muhtardan 8 Ekim tarihinde alması bu tarihi değiştirmez.

Örnek 2: Muhatap evrakı kabul etmiyor

Tebliğ memuru 12 Kasım tarihinde adrese gelir. Muhatap evrakı almaktan açıkça kaçınır. Kaçınma olgusu mazbataya kaydedilir, evrak yetkili muhtara imza karşılığında teslim edilir ve iki numaralı ihbarname aynı gün kapıya yapıştırılır.

İşlemlerin diğer şartları da tamamsa tebliğ tarihi 12 Kasım olarak kabul edilir. Muhatabın evrakı bilerek kabul etmemesi, tebliğ tarihinin süresiz olarak ertelenmesini sağlamaz.

Örnek 3: Araştırma yapılmadan muhtara teslim

Tebliğ memuru adrese gelir, kapıyı kapalı bulur ve muhatabın nerede olduğunu araştırmadan evrakı muhtara teslim ederek ihbarnameyi kapıya yapıştırır.

Bu işlemde TK m. 21/1 ve Uygulama Yönetmeliği m. 30 kapsamındaki araştırma yükümlülüğü yerine getirilmemiştir. Kapıya ihbarname yapıştırılmış olması, bu eksikliği tek başına gidermez. Bu durumda tebligatın usulsüzlüğü ve muhatabın öğrenme tarihi ayrıca değerlendirilmelidir.

Burada önemli olan, hukuken geçerli tebliğ tarihinin oluşmasıyla bu tarihten sonra uygulanacak dava, itiraz veya kanun yolu sürelerinin hesaplanmasının farklı işlemler olmasıdır. Tebliğ tarihini izleyen sürelerin hesabı, ilgili usul kanununa göre yapılır.

TK m. 21/1’in Diğer Özel Tebligat Usullerinden Farkları

TK m. 21/1 ile MERNİS adresine tebligat arasındaki fark

TK m. 21/1 ile aynı maddenin ikinci fıkrası birbirinin yerine sınırsız biçimde uygulanabilen yöntemler değildir. TK m. 21/2, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine gerekli şerhle çıkarılan tebligatlar bakımından özel düzenleme içerir.

Uygulama Yönetmeliği m. 31/2 uyarınca, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine bu husus belirtilerek çıkarılan ve Yönetmeliğin 31/1-c bendi kapsamına giren tebligatlarda, 30. maddede öngörülen adreste bulunmama araştırması yapılmaz. Buna karşılık TK m. 21/1’e göre yürütülen adreste bulunmama işlemlerinde araştırma ve belgelendirme şartları korunur.

Bu ayrımda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli, E. 2019/2, K. 2020/3 sayılı kararı önemlidir. Karara göre muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligat iade edilmiş ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bu adresten farklıysa, MERNİS adresine gerekli şerhle TK m. 21/2 kapsamında doğrudan tebligat çıkarılması yeterlidir; bu MERNİS adresine ayrıca önce olağan tebligat çıkarılması gerekmez.

Bununla birlikte bu sonuç, bilinen son adresin önceliği veya adrese ilişkin araştırmanın her durumda gereksiz olduğu anlamına gelmez. MERNİS adresine tebligatın özel şartları bakımından önce hangi adrese tebligat çıkarıldığı ve adrese hangi şerhin verildiği ayrıca değerlendirilmelidir.

TK m. 20 kapsamında geçici ayrılma ile TK m. 21/1 arasındaki fark

TK m. 20, kanunda sayılan tebligat almaya yetkili kişilerin muhatabın geçici olarak başka yere gittiğini bildirmesi durumunu ayrıca düzenler.

Bu kişilerin beyanı ve tebliğ evrakının teslimine ilişkin işlemler, TK m. 20 ve Uygulama Yönetmeliği m. 29 kapsamında özel hükümlere tabidir.

Özellikle TK m. 20 kapsamında ihbarname kapıya yapıştırılması üzerine uygulanabilen on beş günlük tebliğ tarihi kuralı, TK m. 21/1’in genel kapıya yapıştırma tarihi kuralıyla karıştırılmamalıdır. Kanunun 20. maddesi, belirli kişilerin geçici ayrılma beyanına ve bu kişilerin evrakı kabul veya imzadan kaçınmasına ilişkin özel koşullar öngörür.

Bu nedenle muhatabın geçici olarak ayrılması halinde tebligat ile TK m. 21/1 kapsamında yapılan olağan adreste bulunmama işleminin hukuki dayanağı somut olaya göre belirlenmelidir.

Apartman ilan tahtasına asma ile kapıya ihbarname yapıştırılması aynı işlem midir?

Hayır. TK m. 21/1’de düzenlenen kapıya ihbarname yapıştırılması ile TK Ek Madde 1 kapsamında belirli bağımsız bölüm sahiplerine yönelik apartman ilan tahtasına asma yöntemi farklı hukuki düzenlemelerdir.

TK m. 21/1’in amacı, genel tebligat usulünde muhataba doğrudan teslim yapılamaması durumunda işlemi tamamlamaktır. TK Ek Madde 1 ise Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulandığı hallerde, ortak taşınmazda oturmayan bağımsız bölüm sahiplerine apartman yönetimi ve ortak giderlerle ilgili bildirimler bakımından özel hükümler içerir.

Bağımsız bölüm sahibine apartman yönetimi kapsamında yapılacak tebligat, TK m. 21/1’deki muhtara teslim ve kapıya ihbarname işlemiyle aynı hukuki usul olarak uygulanamaz.

TK m. 21/1’e Aykırı Tebligatın Hukuki Sonuçları

Tebligatın TK m. 21/1 kapsamında yapıldığı belirtilmesine rağmen zorunlu araştırma, teslim veya belgelendirme şartlarının yerine getirilmemiş olması, tebligatın usulsüzlüğüne yol açabilir.

Ancak usulsüz tebligatın hukuki sonucu, tebligatın her durumda yok hükmünde olduğu veya hiçbir zaman geçerli hale gelemeyeceği biçiminde açıklanamaz.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca usulüne aykırı tebligatta muhatap tebliğin içeriğini öğrenmişse tebligat geçerli sayılır. Muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Öğrenme tarihine ilişkin uyuşmazlığın niteliği ve somut deliller ayrıca değerlendirilir.

Dolayısıyla TK m. 21/1 kapsamında araştırma yapılmadan muhtara teslim edilen bir tebligatın usulsüz olduğunun belirlenmesi, doğrudan mazbatadaki kapıya yapıştırma tarihinin kesin biçimde korunacağı anlamına gelmez. Usulsüzlük ve öğrenme tarihi birlikte ele alınır.

Usulsüz tebligatın öğrenme tarihi ve hukuki sonuçları, TK m. 32’nin genel düzenlemesi bakımından ayrı bir inceleme konusudur.

İcra takibinde TK m. 21/1’e aykırı tebligat

Ödeme emrinin TK m. 21/1 şartlarına aykırı biçimde tebliğ edilmesi, icra takibinde itiraz sürelerinin başlangıcı ve takibin ilerlemesi üzerinde etkili olabilir.

Örneğin ödeme emrinin muhatabın adreste bulunma durumu araştırılmadan muhtara teslim edilmesi halinde, tebliğ işleminin usulsüzlüğü ve öğrenme tarihi icra yargılamasında önem kazanır.

İcra takibinde ödeme emrinin usulüne uygun tebliği, takibin türüne göre uygulanacak hükümlerle birlikte incelenir. Usulsüzlüğün icra mahkemesine taşınmasında ise şikâyet yolunun süresi, kapsamı ve öğrenme tarihi ayrıca belirlenmelidir.

Bu nedenle ödeme emrinin tebliğine ilişkin uyuşmazlıklarda yalnızca tebliğ mazbatasındaki tarih değil, işlem için gösterilen gerekçe, yapılan araştırma, teslim yöntemi ve borçlunun gerçek öğrenme tarihi de değerlendirilir.

Gerçeğe aykırı mazbata düzenlenmesi

Usul hatası ile gerçeğe aykırı kayıt düzenlenmesi birbirinden farklıdır. Tebliğ memurunun araştırma yapmayı ihmal etmesi veya gerekli bir kaydı eksik bırakması ile hiç gerçekleşmemiş bir araştırmanın yapılmış gibi gösterilmesi aynı hukuki değerlendirmeye tabi değildir.

Somut olayda kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt oluşturulması, yanlış beyanda bulunulması veya tebligat evrakına müdahale edilmesi söz konusuysa yalnızca tebligatın geçerliliği değil, ayrıca cezai sorumluluk da gündeme gelebilir. Bununla birlikte her usulsüz tebligat işlemi kendiliğinden suç oluşturmaz. Tebligat suçları ve cezai sorumluluk bakımından ilgili suçun kanuni unsurlarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Muhatap evde bulunmazsa tebligat doğrudan muhtara bırakılabilir mi?

Her durumda bırakılamaz. TK m. 21/1 kapsamında adreste bulunmama nedeniyle muhtara teslim yapılabilmesi için tebliğ memurunun gerekli araştırmayı gerçekleştirmesi ve işlemleri mazbatada belgelemesi gerekir.

Kapı kapalıysa tebligat yapılmış sayılır mı?

Hayır. Kapının kapalı olması tek başına tebligatın tamamlandığını göstermez. Adreste bulunmama nedeni araştırılmalı; kanuni koşullar oluşmuşsa yetkili kişiye teslim, ihbarname ve gerekli diğer işlemler tamamlanmalıdır.

Muhtara bırakılan tebligat ne zaman yapılmış sayılır?

TK m. 21/1’e uygun gerçekleştirilen tebligatta tarih, iki numaralı ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gündür. Evrakın muhtara teslim edildiği tarih ile ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih farklıysa kanundaki tebliğ tarihi kuralı esas alınır ve işlemin bütünü incelenir.

Muhatap evrakı muhtardan almazsa tebligat geçersiz olur mu?

Hayır. TK m. 21/1’in bütün şartlarına uygun biçimde tamamlanan tebligatta, muhatabın evrakı muhtardan daha sonra alması veya hiç almaması, kanunen oluşan tebliğ tarihini kendiliğinden değiştirmez.

Komşuya haber verilmeden yapılan tebligat geçerli midir?

Adreste bulunmama halinde kanun, mümkün oldukça en yakın komşuya ve varsa yönetici veya kapıcıya haber verilmesini öngörür. Bildirim imkânı ve yapılan işlemler somut olaya göre değerlendirilir. Gereken işlemler yapılmadan veya belgelenmeden gerçekleştirilen tebligat usulsüz olabilir.

Komşu adını söylemek veya imza atmak istemezse ne yapılır?

Araştırma kapsamında beyanına başvurulan kişinin kimliği belirlenmeli ve beyanı kaydedilmelidir. İmzadan kaçınması halinde bu husus tebliğ memuru tarafından mazbataya yazılıp imzalanır. İsim ve kimlik tespitinin yapılamaması, araştırmanın denetlenebilirliği bakımından ciddi bir eksiklik oluşturabilir.

Muhatap tebligatı kabul etmezse süre işlemeye başlar mı?

TK m. 21/1’e uygun biçimde tebellüğden kaçınma işlemi gerçekleştirilmiş ve ihbarname kapıya yapıştırılmışsa tebliğ tarihi oluşur. İlgili itiraz veya dava süresinin başlangıcı ve hesabı, uygulanacak usul kanununa göre belirlenir.

Muhatap taşınmışsa eski adrese muhtara teslim yapılabilir mi?

TK m. 21/1 bakımından muhatabın adresten sürekli ayrıldığı ve yeni adresinin tespit edilemediği anlaşılmışsa evrak tebligatı çıkaran mercie iade edilir. TK m. 21/2 ve m. 35 kapsamındaki diğer özel yöntemlerin uygulanabilmesi ise kendi şartlarına bağlıdır.

TK m. 21/1 ile TK m. 21/2 arasındaki temel fark nedir?

TK m. 21/1, adreste bulunmama veya tebellüğden imtina halinde genel özel teslim yöntemini düzenler. TK m. 21/2 ise adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine gerekli şerhle çıkarılan tebligatlara ilişkin ayrı bir yöntem içerir. Adreste bulunmama araştırması bakımından iki fıkranın şartları aynı değildir.

TK m. 21/1’e aykırı tebligat öğrenilirse ne yapılmalıdır?

Öncelikle tebliğ mazbatası, adrese ilişkin bilgiler, araştırma ve teslim kayıtları incelenmelidir. İşlemin usulsüz olduğu düşünülüyorsa uyuşmazlığın türüne uygun yargısal başvuru yolu ve başvuru süresi belirlenmelidir. Özellikle icra takibinde öğrenme tarihi ve şikâyet süresi önem taşır.

Sonuç

Tebligat Kanunu m. 21/1, muhatabın veya onun adına tebligat almaya yetkili kişilerin adreste bulunmaması ya da tebellüğden kaçınması nedeniyle işlemin sonuçsuz kalmasını önleyen özel bir tebligat yöntemidir. Bununla birlikte kanunun öngördüğü muhtara veya kolluğa teslim ve kapıya ihbarname yapıştırılması işlemleri, uygulanma şartlarından bağımsız biçimde geçerli kabul edilemez.

Adreste bulunmama halinde araştırma yapılması, bu araştırmanın sonucunun tebliğ mazbatasında gösterilmesi, yetkili kişiye imza karşılığı teslim, kapıya ihbarname yapıştırılması ve mümkün oldukça komşuya, yöneticiye veya kapıcıya haber verilmesi tebliğin hukuki denetimi bakımından belirleyicidir. Tebellüğden imtina halinde ise kaçınmanın somut biçimde belgelenmesi ve kanunda öngörülen alternatif teslim işlemlerinin tamamlanması gerekir.

Usulüne uygun TK m. 21/1 tebligatında ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Bu işlemlerin zorunlu unsurlarındaki eksiklikler ise tebligatın usulsüzlüğünü ve TK m. 32 kapsamında öğrenme tarihinin değerlendirilmesini gündeme getirebilir. Bu nedenle tebligatın geçerliliği, yalnızca mazbatanın üzerindeki sonuca göre değil, işlemin başından sonuna kadar hangi hukuki şartlarla gerçekleştirildiği incelenerek belirlenmelidir.

Yazar Avukat Fatih SEFER