Haksız tutuklama tazminatı, kişinin tutuklu kaldığı süre nedeniyle uğradığı maddi zararlar ile özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yol açtığı manevi zararlar değerlendirilerek hesaplanır. Maddi tazminatta gelir kaybı ve ispatlanabilen diğer zararlar, manevi tazminatta ise tutukluluk süresi, kişinin yaşadığı mağduriyet ve olayın özellikleri esas alınır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141 ve 142. maddelerinde düzenlenen bu tazminat için herkesin yararlanabileceği sabit bir günlük ücret veya kanuni tazminat tarifesi bulunmamaktadır.
Hesaplama yapılırken kişinin tutuklandığı ve tahliye edildiği tarihler, tutukluluğun fiilen uygulandığı süreler, ilgili dönemdeki kazancı, kaybettiği gelir, tutuklamanın kişisel ve ailevi hayatına etkileri ve talep edilecek faiz birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca 1 Haziran 2024 tarihinde uygulamaya giren değişiklik nedeniyle tazminatın hangi merciden isteneceği de önem taşımaktadır. Bu yazıda haksız tutuklama nedeniyle maddi ve manevi tazminatın hesaplanma yöntemleri, gerekli belgeler ve yargı uygulamasındaki ölçütler açıklanmaktadır.
Haksız Tutuklama Tazminatı Hesaplama Hangi Kanuna Göre Yapılır?
Haksız tutuklama tazminatının temel hukuki dayanağı CMK 141. maddesidir. Bu madde, kanunda belirtilen koşullara aykırı olarak tutuklananlar ile kanuna uygun olarak tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişilere, belirli şartlarla maddi ve manevi zararlarını Devletten isteme hakkı tanımaktadır.
CMK 141/1-e uyarınca, kanuna uygun olarak tutuklanan bir kişinin daha sonra beraat etmesi veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi de tazminat isteminin hukuki dayanağını oluşturabilir. Dolayısıyla tazminat hakkının doğması için tutuklama kararının verildiği anda mutlaka hukuka aykırı olması gerekmez.
Ancak tazminat hakkının bulunması ile ödenecek tazminatın miktarı farklı meselelerdir. Tazminat hakkı kabul edilse bile maddi zarar, manevi zarar ve faiz ayrı ayrı incelenir.
Beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarının tazminat hakkına etkisi, haksız tutuklama tazminatı ve beraat edenin hakları hakkındaki ayrı yazıda ele alınmıştır.
Haksız Tutuklama Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Hesaplamanın başlangıç noktası, kişinin tutuklama nedeniyle uğradığı zararların belirlenmesidir. Bu amaçla maddi tazminat ve manevi tazminat ayrı değerlendirilir. Bunlara, talep edilmiş olması ve hukuki koşullarının bulunması hâlinde faiz de eklenebilir.
Hesaplama yapılırken şu unsurlar incelenir:
- Tutukluluk süresi: Tutuklamanın fiilen başladığı ve sona erdiği tarihler ile varsa farklı tutukluluk dönemleri belirlenir.
- Gelir durumu: Kişinin tutuklanmadan önceki kazancı ve tutukluluk nedeniyle kaybettiği net gelir araştırılır.
- İspatlanabilir ek zararlar: Tutuklamayla doğrudan bağlantılı ekonomik kayıplar ve zorunlu giderler değerlendirilir.
- Manevi etkiler: Özgürlükten yoksun kalmanın kişinin psikolojik durumu, aile ilişkileri ve sosyal hayatı üzerindeki sonuçları incelenir.
- Faiz: Talebin kapsamı, faiz türü ve başlangıç tarihi belirlenir.
- Mahsup ve diğer durumlar: Tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyetten mahsup edilip edilmediği ve aynı dönemde başka bir özgürlüğü kısıtlayıcı karar bulunup bulunmadığı araştırılır.
Bu unsurların tamamı her dosyada aynı sonucu doğurmaz. Özellikle maddi tazminat için tutuklama ile ileri sürülen ekonomik zarar arasında nedensellik bağının bulunması önemlidir.
Haksız Tutuklamada Maddi Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Maddi tazminat, tutuklama nedeniyle kişinin malvarlığında meydana gelen ve hukuken tazmini mümkün olan ekonomik zararları karşılamayı amaçlar. Hesaplamada en sık karşılaşılan zarar kalemi, kişinin tutuklu bulunduğu dönemde çalışamaması nedeniyle uğradığı kazanç kaybıdır.
1. Maaş ve ücret kaybının hesaplanması
Tutuklanmadan önce ücretli olarak çalışan kişinin gelir kaybı, ilgili döneme ait maaş bordroları, banka hesap hareketleri, işveren kayıtları ve sosyal güvenlik belgeleri üzerinden belirlenebilir.
Hesaplamada yalnızca tutuklama öncesindeki aylık maaşın bilinmesi yeterli değildir. Kişinin bu dönemde ücret almaya devam edip etmediği, ücretinden kesinti yapılıp yapılmadığı ve tutukluluk nedeniyle fiilen hangi miktardan yoksun kaldığı da araştırılmalıdır.
Birden fazla ücret dönemini kapsayan tutuklulukta her dönemin koşulları ayrı değerlendirilir. Özellikle yıllar arasında değişen ücretler, bütün tutukluluk süresinin tek bir aylık ücret üzerinden hesaplanmasını hatalı hâle getirebilir.
2. Geliri belgelenemeyen kişinin tazminatı
Tutuklanmadan önce çalıştığı veya gelir elde ettiği ileri sürülen kişinin kazancı her zaman resmî belgelerle ispatlanamayabilir. Yargıtayın koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin kararlarında, asgari ücreti aşan geliri güvenilir belgelerle ispatlanamayan kişiler bakımından ilgili tutukluluk dönemindeki net asgari ücretin hesaplamaya esas alındığı görülmektedir.
Bu nedenle gelirin belgelenememesi, her durumda maddi tazminatın tamamen reddedileceği anlamına gelmez. Bununla birlikte asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması da tüm dosyalarda kendiliğinden uygulanacak koşulsuz bir kural değildir. Kişinin çalışma durumu, ekonomik faaliyetleri, fiilî gelir kaybı ve diğer özellikler değerlendirilir.
Önemli: Hesaplamada güncel asgari ücretin bütün geçmiş tutukluluk süresine uygulanması doğru değildir. Yargıtay uygulamasında, tutukluluğun gerçekleştiği dönemde geçerli net asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplamalar bulunmaktadır.
3. Serbest meslek sahipleri ve işletme sahiplerinde zarar hesabı
Serbest meslek sahipleri, esnaf ve işletme sahipleri bakımından maddi zarar hesabı daha ayrıntılı inceleme gerektirebilir. Çünkü işletmenin cirosu, işletme sahibinin kişisel kazancıyla aynı şey değildir.
Bu kişiler açısından vergi beyannameleri, ticari defterler, fatura kayıtları, banka hareketleri, önceki dönem net kazançları ve tutuklama nedeniyle yerine getirilemeyen ekonomik yükümlülükler incelenebilir.
Tazminat hesabında ticari faaliyetin tamamen durup durmadığı, işletmenin başka kişiler tarafından sürdürülüp sürdürülmediği ve ileri sürülen gelir azalmasının gerçekten tutuklamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır.
Henüz gerçekleşmemiş, elde edilmesi kesin olmayan veya yalnızca tahmine dayanan kazançlar, gerçekleşmiş gelir kaybıyla aynı şekilde kabul edilemez. Geleceğe ilişkin ekonomik kayıp iddialarının da somut deliller ve nedensellik bağıyla desteklenmesi gerekir.
4. Tutuklama nedeniyle yapılan diğer harcamalar
Maddi tazminat yalnızca ücret kaybıyla sınırlı değildir. Tutuklama ile doğrudan bağlantılı olduğu ileri sürülen diğer ekonomik zararlar da tazminat hukukunun genel ilkelerine göre değerlendirilebilir.
Örneğin tutuklama nedeniyle yapıldığı belirtilen zorunlu harcamalar veya sağlık giderleri bakımından, giderin gerçekten yapıldığının, tutuklamayla nedensellik ilişkisinin ve aynı zararın başka bir yolla karşılanıp karşılanmadığının incelenmesi gerekir.
Bu nedenle her harcamanın otomatik olarak tazminata eklenmesi mümkün değildir. Özellikle ceza yargılamasındaki avukatlık ücretleri ve savunma giderleri bakımından, ceza davasında hükmedilen vekâlet ücreti ile koruma tedbirinden doğduğu ileri sürülen bağımsız maddi zarar birbirinden ayrılmalıdır.
Anayasa Mahkemesinin 27 Nisan 2023 tarihli Gülseren Çıtak kararında da, tutma tedbiriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen avukatlık giderlerinin tazminat kapsamında değerlendirilmesi konusunda nedensellik bağı ve giderin gerekli ve makul olup olmadığı yönünden inceleme yapılmasının önemi ortaya konulmuştur.
Haksız Tutuklama Tazminatında Günlük Ücret Nasıl Belirlenir?
Haksız tutuklama tazminatı hesabında sıkça karşılaşılan yöntemlerden biri, tutukluluk dönemindeki net kazancın gün esasına göre hesaplanmasıdır. Ancak bu, kanunda herkes için belirlenmiş sabit bir günlük tazminat tutarı bulunduğu anlamına gelmez.
Öncelikle tutukluluğun fiilen sürdüğü dönem belirlenir. Ardından bu döneme karşılık gelen kazanç kaybı, ilgili aylardaki ücret veya gelir verileri üzerinden hesaplanır.
Basitleştirilmiş hesaplama mantığı şöyledir:
- İlgili tutukluluk dönemindeki aylık net kazanç belirlenir.
- Tazminata esas alınabilecek fiilî günler tespit edilir.
- Aylık kazancın ilgili günlere isabet eden kısmı hesaplanır.
- Birden fazla ücret dönemi varsa dönemsel tutarlar ayrı hesaplanarak toplanır.
- Hukuken tazmin edilebilir ek zararlar ve talep edilen faiz ayrıca değerlendirilir.
Hesaplama ilkesi: Belgelenen gerçek gelir kaybı veya somut olayda esas alınabilecek net asgari ücret tutarının, ilgili tutukluluk günlerine isabet eden bölümü maddi tazminat hesabının başlangıç noktasını oluşturur.
Gözaltı başlangıç günü, tutuklama tarihi, tahliye günü ve varsa kesintiye uğrayan tutukluluk dönemleri, dosyadaki resmî kayıtlarla belirlenmelidir. Tutukluluk süresini yalnızca iki tarih arasındaki takvim farkına göre hesaplamak, özellikle başka kararların infaz edildiği dosyalarda yanlış sonuç verebilir.
Haksız Tutuklamada Manevi Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Manevi tazminat, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması nedeniyle yaşadığı elem, üzüntü, psikolojik sıkıntı ve kişilik değerleri üzerindeki olumsuz etkilerin uygun bir parasal karşılıkla giderilmesini amaçlar.
Manevi tazminatın maddi tazminattan en önemli farkı, matematiksel olarak kesin biçimde hesaplanamamasıdır. Kanun, tutuklu kalınan her gün için belirli bir manevi tazminat tutarı öngörmemiştir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi uygulamasında manevi tazminat belirlenirken şu ölçütler önem taşımaktadır:
- Tutukluluk süresi: Özgürlükten yoksun kalınan sürenin uzunluğu.
- Olayın niteliği: Kişinin hangi suçlamayla tutuklandığı ve tutuklamaya neden olan olayın özellikleri.
- Yaşanan kişisel etkiler: Tutuklamanın kişinin ruhsal durumu ve gündelik yaşamı üzerindeki sonuçları.
- Ailevi ve sosyal etkiler: Aile ilişkilerinin ve sosyal hayatın tutuklama nedeniyle nasıl etkilendiği.
- Mesleki ve toplumsal durum: Tutuklamanın kişinin mesleki yaşamı ve toplumsal konumu bakımından ortaya çıkardığı sonuçlar.
- Ekonomik koşullar: Paranın satın alma gücü, değerlendirme yapılan dönemin ekonomik şartları ve hükmedilecek faizin etkisi.
- Hakkaniyet: Belirlenen miktarın yaşanan mağduriyetle makul bir orantı içinde olması.
Manevi tazminat, zarara uğrayan kişiyi cezalandırma veya sebepsiz zenginleştirme aracı olarak kullanılmaz. Bununla birlikte yalnızca sembolik kalan ve yaşanan mağduriyetle açıkça orantısız olan bir tazminat da yeterli kabul edilmeyebilir.
Manevi tazminat için psikolojik rapor gerekli midir?
Özgürlükten yoksun bırakılmanın doğurduğu manevi zararların değerlendirilmesi için kişinin mutlaka psikiyatrik tedavi görmüş olması veya bir sağlık raporu sunması şart değildir.
Bununla birlikte tutuklama nedeniyle ruhsal sağlık sorunları yaşandığı, tedavi görüldüğü veya uzun süreli psikolojik etkilerin ortaya çıktığı ileri sürülüyorsa bunlara ilişkin sağlık kayıtları ve uzman değerlendirmeleri, mağduriyetin kapsamının belirlenmesine katkı sağlayabilir.
Manevi zararların değerlendirilmesinde ispat yükü, maddi zarar hesabındaki gibi her bir üzüntü veya sıkıntının ayrı bir ekonomik belgeyle gösterilmesi şeklinde uygulanmaz. Ancak tutuklamanın olağan etkilerinin ötesinde özel bir mağduriyet ileri sürülüyorsa bunun somutlaştırılması önemlidir.
Bu konudaki delillerin değerlendirilmesi, koruma tedbirlerinde manevi tazminat ve maddi zararın ispatı başlıklı yazıda ayrıca incelenmiştir.
Haksız Tutuklama Tazminatına Faiz Eklenir mi?
Haksız tutuklama nedeniyle hükmedilen maddi ve manevi tazminata, talep edilmesi ve koşullarının bulunması hâlinde yasal faiz uygulanabilir.
Faiz başlangıcı konusunda tutuklama tarihi, varsa bundan önce gerçekleşen gözaltı işlemi, tazminata konu edilen zarar ve başvuruda ileri sürülen talep dikkate alınır.
Yargıtay kararlarında, hukuka aykırı koruma tedbirinin uygulandığı tarihten itibaren faiz işletilmesi yönünde uygulamalar bulunmaktadır. Ancak talep sonucunda belirtilen faiz başlangıç tarihi önemlidir. Başvuruda yalnızca daha sonraki bir tarihten itibaren faiz istenmişse, taleple bağlılık ilkesi nedeniyle daha önceki bir tarihten faiz verilmesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
Bu nedenle tazminat başvurusunda yalnızca ana para miktarının değil, faizin hangi tarihten itibaren talep edildiğinin de açıkça belirtilmesi gerekir.
Maddi tazminatın geçmiş dönem kazançları üzerinden hesaplanması ile güncel ekonomik değerler üzerinden belirlenmesi arasında fark bulunabileceğinden, hesaplama ve faiz yöntemlerinin aynı zararı iki kez karşılayacak sonuç doğurmamasına da dikkat edilmelidir.
Haksız Tutuklama Tazminatı Hesaplamasında Hangi Belgeler Gereklidir?
CMK 142/3 uyarınca tazminat isteminde bulunan kişinin kimlik ve adres bilgilerini, zarara uğradığı işlemi, zararın niteliğini ve miktarını dilekçesinde göstermesi ve ilgili belgeleri sunması gerekir.
Hesaplamayı desteklemek için dosyanın niteliğine göre şu belgeler önem taşıyabilir:
- Tutuklama kararı, tutukluluğun devamına ilişkin kararlar ve tahliye kararı.
- Ceza infaz kurumu giriş ve çıkış kayıtları ile fiilî tutukluluk süresini gösteren belgeler.
- Kesinleşmiş beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve kesinleşme bilgileri.
- Maaş bordroları, iş sözleşmesi, SGK hizmet dökümü ve banka hesap hareketleri.
- Serbest meslek veya ticari faaliyet varsa vergi beyannameleri, ticari defterler ve kazanç kayıtları.
- İleri sürülen ek maddi zararları gösteren faturalar, dekontlar ve diğer belgeler.
- Varsa tutuklamanın özel psikolojik veya sağlık sonuçlarını gösteren tıbbi kayıtlar.
- Önceki mahkûmiyetler ve başka dosyalardaki tutukluluk süreleriyle ilgili mahsup kayıtları.
Maddi zarar yönünden bordro, banka kaydı ve vergi belgesi gibi objektif delillerin bulunması hesaplamanın denetlenmesini kolaylaştırır. Belgelerin eksikliği hâlinde, görevli merci tarafından istenen tamamlayıcı bilgilerin süresinde sunulması gerekir.
Özellikle birden fazla ceza dosyasının bulunduğu hâllerde, koruma tedbirlerinden doğan zararların hukuki değerlendirmesi sırasında her tutuklama kararının dayandığı dosyanın, infaz edilen sürenin ve talep edilecek zarar kalemlerinin ayrı ayrı incelenmesi önemlidir.
Tutukluluk Süresi Başka Bir Cezadan Mahsup Edilmişse Tazminat Nasıl Hesaplanır?
Tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyet hükmünden mahsup edilmesi, tazminat hesabında dikkat edilmesi gereken özel durumlardan biridir.
CMK 144/1-a bendinde daha önce yer alan, gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilen kişilerin tazminat isteyemeyeceğine ilişkin düzenleme 6459 sayılı Kanun ile 2013 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.
Dolayısıyla başka bir cezadan mahsup yapılmış olması tek başına tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte Yargıtay uygulamasında, mahsup edilen sürenin maddi ve manevi zarar üzerindeki etkisi ile hakkaniyet dengesi değerlendirilir.
Örneğin tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyete tamamen veya kısmen mahsup edildiği dosyalarda, bu sürenin kişi bakımından doğurduğu sonuçlar ile aynı zararın birden fazla kez karşılanıp karşılanmadığı araştırılmalıdır.
Bu nedenle mahsup edilen sürelerin tazminat hesabından her durumda tamamen çıkarılacağı veya hiçbir farklılık yaratmayacağı söylenemez.
Haksız Tutuklama Tazminatı Hakkında Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18.12.2023 tarihli kararı
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 18.12.2023 tarihli, 2022/5678 Esas ve 2023/5684 Karar sayılı kararında, asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğini belgeleyemeyen davacı bakımından asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplanması uygun bulunmuştur.
Kararda manevi tazminat yönünden kişinin sosyal ve ekonomik durumu, isnat edilen suçun niteliği, tutukluluğa neden olan olayın özellikleri, tutukluluk süresi ve faizle birlikte ortaya çıkacak parasal değer dikkate alınmıştır.
Bu karar, maddi tazminatta gelir belgelerinin; manevi tazminatta ise dosyanın kişisel koşullarının belirleyici olduğunu göstermektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.01.2024 tarihli kararı
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 15.01.2024 tarihli, 2023/454 Esas ve 2024/151 Karar sayılı kararında, tutukluluk dönemindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı veya gelir vergisi beyannamesi gibi güvenilir belgelerle ispatlayamayan davacı yönünden, ilgili dönemde geçerli net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hukuka uygun bulunmuştur.
Karar, belgeye dayalı gerçek gelir hesabının önemini ve bu gelir ortaya konulamadığında net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılabilen durumları göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.01.2019 tarihli, 2017/769 Esas ve 2019/48 Karar sayılı kararında, manevi tazminatın belirlenmesinde tutukluluk süresi, kişinin sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, isnat edilen suçun niteliği ve tutuklamanın kişi üzerindeki olumsuz etkilerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu ölçütler manevi tazminatın yalnızca tutuklu kalınan gün sayısıyla belirlenemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Anayasa Mahkemesinin Gülseren Çıtak kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 27.04.2023 tarihli, 2020/1554 başvuru numaralı Gülseren Çıtak kararında, koruma tedbiri nedeniyle ödenen tazminatın yeterliliği kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, tazminatın somut olayın şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ve ihlalle orantısız derecede düşük tazminatın anayasal güvence bakımından sorun oluşturabileceğini kabul etmiştir.
Kararın önemli yönlerinden biri de CMK 141/1-e kapsamında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrasında başvurulan tazminat yolunun anayasal tazminat hakkıyla ilişkisinin açıklanmış olmasıdır.
Bu kararların tazminat miktarına ilişkin ilkeleri değerlendirilirken, başvuru merciine ilişkin 2024 yılında yürürlüğe giren değişiklikler ayrıca dikkate alınmalıdır.
Haksız Tutuklama Tazminatı Nereye Yapılan Başvuruyla İstenir?
Tazminat hesabının doğru yapılması kadar başvurunun görevli mercie yöneltilmesi de önemlidir.
7499 sayılı Kanun ile getirilen ve 1 Haziran 2024 tarihinde uygulanmaya başlanan düzenlemeye göre, CMK 141/1-e, 141/1-f ve 141/1-l kapsamındaki tazminat istemlerinde 6384 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Tazminat Komisyonu görevlidir.
Buna göre kanuna uygun biçimde tutuklandıktan sonra beraat eden kişinin CMK 141/1-e kapsamındaki maddi ve manevi tazminat istemi, güncel görev düzenlemesi uyarınca Tazminat Komisyonuna yöneltilir.
Buna karşılık CMK 141/1-a gibi, tutuklamanın kanuni koşullara aykırı olması nedeniyle ileri sürülen ve Komisyonun görev alanında bulunmayan tazminat talepleri bakımından CMK 142/2 uyarınca ağır ceza mahkemesi görevlidir.
Hem Komisyonun hem de ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren talepler birlikte ileri sürülmüşse, kanunda öngörülen ayırma ve ilgili mercie gönderme hükümleri uygulanır. Bu durumda talebin hangi hukuki sebebe dayandığının açıkça gösterilmesi önemlidir.
Başvuru yollarının ayrıntıları için koruma tedbirleri tazminatında Tazminat Komisyonuna başvuru ve koruma tedbiri tazminatında görevli mahkeme başlıklı yazılar incelenebilir.
Haksız Tutuklama Tazminatı Başvuru Süresi Ne Kadardır?
CMK 142/1 ve 6384 sayılı Kanun’un 5/B maddesi uyarınca, ilgili karar veya hükmün kesinleştiğinin kişiye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulmalıdır.
Bu düzenlemede iki ayrı süre vardır:
- Üç aylık süre: Kararın veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren başlar.
- Bir yıllık üst süre: Kararın veya hükmün kesinleşme tarihini izler.
Başvurunun bu süreler içinde yapılması gerekir. Hesaplama için belgelerin toplanmasının gecikmesi, kanuni başvuru sürelerinin kendiliğinden uzamasını sağlamaz.
Başvuruda zamana ilişkin özel meseleler, koruma tedbirleri tazminatında başvuru süresi başlıklı yazıda ayrıca açıklanmaktadır.
Tazminat Miktarına İtiraz Edilebilir mi?
Tazminat miktarının eksik belirlendiği, maddi zarar hesabında hata yapıldığı veya manevi tazminatın yaşanan mağduriyetle orantısız olduğu düşünülüyorsa kararın verildiği mercie göre ilgili kanun yoluna başvurulabilir.
Tazminat Komisyonu kararlarında: 6384 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
Ağır ceza mahkemesi kararlarında: CMK 142/8 uyarınca istinaf kanun yolu açıktır. Bölge adliye mahkemesinin bu hüküm uyarınca verdiği kararlar kesindir.
İtiraz veya istinaf başvurusunda yalnızca tazminatın düşük bulunduğunu belirtmek yerine, hesaplamanın hangi unsurunun eksik veya hatalı değerlendirildiği açıklanmalıdır. Gelir kaybının yanlış hesaplanması, belirli belgelerin dikkate alınmaması, tutukluluk süresinde hata yapılması veya manevi tazminatın gerekçesiz biçimde düşük belirlenmesi gibi hususlar somutlaştırılmalıdır.
Haksız Tutuklama Tazminatı Hesaplanırken Yapılan Hatalar
Uygulamada tazminat miktarının eksik veya hatalı belirlenmesine yol açabilen başlıca sorunlar şunlardır:
- Tutukluluk süresinin ceza infaz kurumu kayıtları incelenmeden yalnızca takvim üzerinden hesaplanması.
- Geçmiş yıllardaki bütün tutukluluk günlerine aynı yılın ücretinin uygulanması.
- Belgelenebilen gerçek gelir kaybı araştırılmadan varsayımsal kazanç üzerinden sonuca ulaşılması.
- İşletme cirosunun doğrudan kişisel net gelir kabul edilmesi.
- Tutuklamayla doğrudan bağlantılı olmayan zararların ayrıca gerekçelendirilmeden talebe eklenmesi.
- Manevi tazminatın yalnızca günlük sabit bir tutarla çarpım yapılarak belirlenmesi.
- Faiz talebinin veya faiz başlangıç tarihinin açıkça belirtilmemesi.
- Başka bir mahkûmiyetten mahsup edilen tutukluluk sürelerinin araştırılmaması.
- Komisyonun görev alanına giren istem ile ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren istemin birbirine karıştırılması.
Her dosyada bu sorunların tamamı bulunmaz. Ancak tazminat hesabı hazırlanırken zarar kalemlerinin birbirinden ayrılması, tarihlerin doğrulanması ve hukuken tazmini mümkün olmayan kalemlerin ayıklanması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Haksız yere bir ay tutuklu kalan kişi ne kadar tazminat alır?
Bir aylık tutukluluk için kanunda belirlenmiş sabit bir tazminat tutarı yoktur. Maddi tazminat bakımından kişinin bir aylık dönemde uğradığı gerçek gelir kaybı veya somut olayda esas alınabilecek net asgari ücret değerlendirilir. Manevi tazminat ise tutukluluğun kişisel etkileri ve hakkaniyet ölçütleri dikkate alınarak ayrıca belirlenir.
Bir yıl haksız tutuklu kalmanın tazminatı nasıl hesaplanır?
Bir yıllık tutuklulukta maddi zarar hesabı, bu döneme ait gelir verileri üzerinden yapılır. Yıl içinde ücret değişikliği varsa farklı dönemler ayrı değerlendirilir. Manevi tazminatta ise uzun süre özgürlükten yoksun kalmanın kişisel, ailevi ve sosyal etkileri dikkate alınır. Yalnızca tutuklu kalınan gün sayısına dayanılarak kesin bir tutar belirlenemez.
Çalışmayan kişi haksız tutuklama tazminatı alabilir mi?
Evet. Kişinin çalışmıyor olması, manevi tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Maddi tazminat bakımından ise gerçek ekonomik zarar, kişinin çalışma ve gelir durumu ile somut olayın koşulları değerlendirilir. Belgelenemeyen gelir yönünden Yargıtay uygulamasında net asgari ücret esas alınabilen durumlar bulunsa da bunun her dosyada otomatik uygulanacağı kabul edilemez.
Haksız tutuklama nedeniyle manevi tazminat almak için gelir kaybı şart mı?
Hayır. Maddi ve manevi tazminat farklı zarar türlerine ilişkindir. Maddi zarar bulunmaması, özgürlükten yoksun bırakılmanın yol açtığı manevi zararın değerlendirilmesini tek başına engellemez. Manevi tazminat, gelir kaybından bağımsız olarak tutuklamanın kişisel etkileri dikkate alınarak belirlenebilir.
Beraat eden kişi tutuklu kaldığı bütün günler için tazminat alır mı?
Beraat, CMK 141/1-e kapsamında tazminat talebinin dayanağı olabilir. Ancak maddi zarar tutarının belirlenmesinde fiilî tutukluluk süreleri, ilgili gelir kayıpları, başka cezalarla mahsup ve diğer hukuki koşullar incelenir. Bu nedenle beraat eden herkes için aynı günlük tutar üzerinden ödeme yapılması söz konusu değildir.
Tazminat Komisyonu maddi ve manevi tazminata birlikte karar verebilir mi?
Evet. Komisyonun görev alanına giren CMK 141/1-e, f ve l kapsamındaki istemlerde maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir. Komisyon, 6384 sayılı Kanun hükümleri uyarınca istemi değerlendirir. Bununla birlikte her iki zarar türünün dayanaklarının ve talep miktarlarının başvuruda ayrı gösterilmesi uygun olur.
Sonuç: Tazminat Hesabında Hangi Unsurlar Belirleyicidir?
Haksız tutuklama tazminatının hesaplanmasında öncelikle tutukluluğun fiilen uygulandığı süre belirlenmeli, ardından maddi zararlar belgelerle desteklenmeli ve manevi zararlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
Maddi tazminatta gerçek kazanç kaybı ve ispat; manevi tazminatta özgürlükten yoksun kalmanın kişi üzerindeki etkileri ve hakkaniyet; faiz bakımından ise başlangıç tarihi ve talebin kapsamı belirleyicidir.
CMK 141 ve 142. maddeleri çerçevesinde yapılacak başvurularda görevli merci, kanuni süreler ve tazminat miktarına ilişkin hesaplama birlikte ele alınmalıdır. Eksiksiz hazırlanmış bir zarar hesabı, talebin hangi belgeler ve hukuki nedenlerle ileri sürüldüğünün açık biçimde değerlendirilmesini sağlar.
Yazar: Avukat Fatih Sefer